A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2015 | of 2016 | of 2017 | of 2018 | of 2019 | of 2020 | of 2021

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) yeryuzu postasi: Paris Komünü - Peter Kropotkin

Date Mon, 22 Mar 2021 08:55:33 +0200


Ingilizcesi, 20 Mart 1880'de Le Révolté'deki Fransizca orjinaline dayanarak 1895'de Freedom Brosürü olarak yayinlanan bu yazi Türkçeye Anarsist Bakis tarafindan çevrilmistir. ---- Çevirenin Notu: Çevirenin metine yaptigi eklemeler, açiklamalar vb, [...]ile gösterilmistir. ---- I. KOMÜNÜN SOSYALIST EVRIM IÇINDEKI YERI ---- 18 Mart 1871'de Paris halki nefret edilen ve tiksinilen hükümete karsi ayaklandi, sehrin kendisine ait bagimsiz özgür bir sehir oldugunu ilan etti. ---- Merkezi iktidarin bu düsürülüsü devrimin bilinen dekorlari olmaksizin, silah patlamadan, barikatlarin üstüne kan dökülmeksizin gerçeklesti. Silahlanmis halk sokaklara döküldügü zaman yöneticiler kaçistilar, askeri birlikler sehri bosalttilar, devlet görevlileri tasiyabilecekleri herseyi yanlarina alarak aceleyle Versailles'e çekildiler. Hükümet, aynen bahar meltemindeki durgun bir su birikintisi gibi buharlasti, ve ondokuzuncu yüzyilin azametli sehri Paris, neredeyse çocuklarinin tek bir damla kani bile dökülmeden kendisini kirleten bu pislikten arinmis buldu.

Basarilan bu degisim, halklarin kölelikten özgürlüge[dogru]yürüsünü saglayan uzun devrimler dizisini baslatan yeni bir çagi açti. "Paris Komünü" adi altinda, gelecegin devrimlerinin baslangiç noktasi olacak yeni bir düsünceyi dogurdu.

Her zaman oldugu üzere, bu verimli düsünce bazi bireylerin zekalarinin, bazi filozoflarin görüslerinin bir ürünü degildi; kolektif ruhtan dogmus, tüm toplulugun kalbinden yükselmisti. Ancak ilk basta belirsizdi, ve ilk harekete geçenler ve onun için hayatini verenler ona bizim bugün gördügümüz gözle bakmiyorlardi; açilisini yaptiklari bu devrimin boyutunun ve uygulamaya çalistiklari yeni ilkenin dogurganliginin farkinda degildiler. Ancak uygulamaya basladiklari zaman, onun gelecekteki hali üstlerine dogmaya basladi. Ancak sonradan, yeni ilke ayrintisiyla düsünüldükten sonra, belirli ve kesin bir hale büründü; adaletinin ve sonuçlarinin önemi tüm açikligiyla görüldü.

Komün'den önceki bes alti yil boyunca, Uluslararasi Isçi Birligi'nin yaygin ve hizli büyümesiyle sosyalizm yeni bir yönelime girmisti. Avrupa isçileri yerel ve genel kongrelerde biraraya geliyor ve daha önce hiç yapmadiklari bir sekilde toplumsal sorun konusunda birbirlerinin önerilerini dinliyorlardi. Toplumsal devrimin kaçinilmaz oldugunu düsünen ve bunun hazirliklarini yapmakla yogun bir sekilde mesgul olanlar arasinda, herseyin ötesinde bir sorunun cevap bekledigi görüsü giderek agirlik kazaniyordu. "Sanayinin bugünkü gelisimi toplumuzu büyük bir ekonomik devrime zorlayacaktir; bu devrim özel mülkiyeti ortadan kaldiracak, daha önceki nesillerin biriktirmis oldugu sermayeyi herkesin kullanimina sunacaktir; ancak, ekonomik sistemimizdeki bu degisikliklere hangi politik kümelenme en uygun gelir?" (01).

"Kümelenme yanlizca ulusal olmamalidir", Uluslararasi Isçi Birligi'nin cevabiydi; "bu tüm suni sinir ve sinir çizgilerinin ötesine geçmelidir". Ve kisa zamanda bu muazzam düsünce halkin kalbinde yer edindi ve çabucak zihinlere kazindi. Her türden gericilerin birlesik çabalariyla hep kovalanmis olsa da, o zamandan beri bununla beraber hala yasiyor, ve ayaklanan halkin sesi onun gelisimi önündeki engelleri erittigi zaman, daha önce oldugundan çok daha güçlü bir sekilde yeniden canlanacak.

Ancak bu engin birligin bilesiminde bulunmasi gereken parçalarin ne oldugu hala kesfedilmeyi beklemektedir.

Bu soruya iki cevap verilmistir; her biri farkli düsünce akimlarinin ifadesidir. Birisi halk devleti demektedir; ötekisi ise anarsi demektedir.

Alman sosyalistleri, devletin tüm birikmis refahi sahiplenmesi ve bunu isçi birliklerine devretmesi gerektigini savunuyorlar; dahasi,[devlet]üretim ve degisimi örgütlemeli, ve toplumun yasamini ve faaliyetlerini umumiyetle gözetlemelidir.

Onlara karsisinda, devrimci deneyim bakimindan güçlü olan Latin kökenli sosyalistler, böyle bir devletin varolabilmesinin bir mucize olacagi; ama olsa bile, bunun tiranliklarin en kötüsü olacagi cevabini veriyorlar. Onlar bu çok güçlü ve hayirsever devlet idealinin basitçe geçmisten kopya edilmis oldugunu söylerler; ve onu yeni bir ideal ile karsilarlar: anarsi, yani devletin tamamen ortadan kaldirilmasi, üretici ve tüketici halk gruplarinin özgür federasyonlari sayesinde basitten karmasiga dogru olan bir toplumsal örgütlenme.

Kisa zaman zarfinda anarsinin halk devletiyle amaçlanandan çok daha iyi bir örgütlenme ortaya koydugu, daha liberal bir akla sahip devlet sosyalistleri tarafindan bile kabul edildi. Ancak onlar, anarsist idealin simdiden kendimizi mesgul edemeyecegimiz kadar uzakta oldugunu söylüyorlar.

Ayni zamanda, baslangiç noktasini açik bir sekilde göstermek ve görüslerini somutlastirmak üzere, halkin arasinda gerçekte mevcut olan egilimlerce nasil desteklendigi belirtmek üzere; anarsist kuramin bir tür kisa, açik ifade tarzina, basit ve pratik olan bir formüle ihtiyaci vardir. Sinirlari ve oldukça birbirinden bagimsiz devletleri ne olursa olsun, isçi sendikalarinin ve tüketici gruplarinin federasyonu[terimi]oldukça belirsiz gözükmektedir; ve dahasi, bunun sonsuz çesitlilikteki insan gereksinimlerini tam anlamiyla karsilamayacagini görmek de kolaydir. Daha açik, daha kolay kavranabilecek, güncel yasamin gerçeklikleri üzerinde daha saglam temelleri olan bir formül isteniyor.

Eger sorun sadece bir kuramin en iyi sekilde nasil ayrintilariyla hazirlanacagi olsaydi, söylemeliyiz ki; kuramlar, kuramlar olarak o kadar da önemli degilllerdir. Ancak yeni düsünce açik, kesin bir ifade biçimi bulmadigi sürece, varolduklari biçimleriyle dogal bir sekilde gelismedikleri sürece;[bu yeni düsünce]insanlarin zihinlerinde yer edinemez, onlari belirleyici bir mücadeleye girmek üzere esinlendiremez. Insanlar, -lafin gelisi, baslama noktasina ulastiklarinda[kullandiklari]bir atlama tahtasi gibi- onlara hizmet edecek bazi olumlu ve açikça belirlenmis bir düsünce olmadan, kendilerini bilinmez bir seyin içine atmazlar.

Bu baslama noktasi konusunda,[insanlar]bizzat yasamin kendisi tarafindan oraya getirilmeliler.

Paris tam bes ay boyunca Alman kusatmacilari tarafindan izole edilmisti; bu bes ay boyunca,[Paris]kendi yasamsal kaynaklarina dayanmak zorundaydi ve sahip oldugu engin ekonomik, entelektüel ve ahlaki gücü ögrendi. Kendi sahip oldugu inisiyatif gücünün piriltisini yakalamis ve bunun ne anlama geldigini kavramisti.[Paris], ayni zamanda iktidari ele geçiren geveze takiminin ne Fransa'nin savunmasini ne de içsel gelismesini nasil örgütleyecegine dair hiçbir fikri olmadigini da görüyordu. Kudretli sehrin aklinin her türden ifadesiyle, merkezi hükümetin amaçlarinin çatisma içinde oldugunu görmüstü. En nihayet, büyük felaketlere karsi korumak veya hizli bir devrimin yolunu düzlestirmek için, herhangi bir hükümetin iktidarsiz olmasi gerektiginin farkina vardi. Kusatma sirasinda, aylaklari terbiyesiz bir lüks içinde eglesirken, savunmacilari ve isçileri en dehsetli yoksunluklarin acisini çekiyordu; ve merkezi hükümet sayesinde bu skandallari sona erdirmek için yapilan bütün girisimlerin basarisiz kaldigini gördü. Halkin her özgür bir hareket alani istegi, hükümetin prangalarini agirlastirmasiyla sonuçlandi. Tabiatiyla bu, Paris'in kendisini, kendi duvarlari içerisinde yurttaslarinin arzularini yerine getirebilecek bagimsiz bir komün yapma düsüncesini dogurdu.

1871 Komünü bir ilk tesebbüsten baska bir sey degildir. Büyük bir savasin ardindan el ele verip halki ezmeye hazir iki ordunun arasinda[sikismis bir halde]baslayan[komün], hiç tereddüt etmeden ekonomik devrim yolunda ilerlemeye cesaret etti. O, ne cesaretle kendisini sosyalist oldugunu söyledi, ne de sermayeye el koyulmasi ve emegin örgütlenmesi dogrultusunda ilerledi. O hatta sehrin genel kaynak stogunu bile almadi.

O, ne de devlet geleneginden ve temsili hükümet geleneginden koptu. Komünlerin bagimsiz ve özgür federasyonunu ilan etmeksizin kutladigi, basitten karmasiga dogru olan örgütlenmeyi, Komün içinde etkin kilmak için dahi çabalamadi.

Yine de surasi açik ki, Paris Komünü birkaç ay daha yasayabilmis olsaydi eger, olaylarin dayatmasiyla kaçinilmaz olarak bu iki devrime dogru yönelecekti. Sinirli bir monarsiden cumhuriyete geçmek için, Fransiz orta sinifinin birlikte dört yil (1789'dan 1793'e kadar) harcamak zorunda kaldiklarini unutmayalim. Öyleyse, Paris halkinin anarsist bir komünle çapulcularin hükümeti arasindaki boslugu bir ziplayista geçmemesine sasmamiz gerekmez mi? Ancak yine aklimiz da bulunduralim ki, hiç degilse Fransa ve Ispanya'nin komünal olacagi bir sonraki devrim, Versailles askerlerinin katliami sonucunda yarim kaldigi yerden Paris Komünü'nün eserini sürdürecektir.

Komün yenildi, ve halk boynundaki gevsek yönetici boyundurugunu salladigi zaman, orta sinifin hissettigi korkunun intikamini nasil aldigini biz hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bu, modern toplumumuzda aslinda iki sinifin oldugunu kanitlamaktadir; bir tarafta, çalisan ve ürettiginin yarisindan fazlasini mülk tekellerine veren ve yine de efendilerinin ona karsi yaptiklarini hafifçe geçistiren bir insan; öte tarafta ise, bir aylak, bir çapulcu, kölesinden nefret eden, bir oyunmusçasina onu öldürmeye hazir, mülkiyeti tehdit edilir edilmez en yabanil içgüdüleriyle harekete geçen birisi.

Versailles hükümeti, Paris halkini içeri hapsedip onlarin tüm çikis yollarini da kapadiktan sonra, askerlerini onlar üstüne saliverdi; "kurtlar ve yavrulari" isini yaptiklarini bana açikça söyleyen, alkol ve kisla hayatiyla vahsilesmis askerler. Halka söyle denildi:

"Ne yaparsaniz yapin, yok edileceksiniz! Ellerinizde silahlarla ele geçerseniz, ölüm! Onlari kullanirsaniz, ölüm! Affedilmeyi dilerseniz, ölüm! Ne tarafa dönerseniz dönün, saga, sola, ileri, geri; ölüm! Sizler sadece yasadisi degilsiniz, sizler insanlik disisiniz. Ne yasiniz, ne de cinsiyetiniz sizi ve sizleri kurtarabilir. Öleceksiniz, ama önce esinizin, kiz kardesinizin, annenizin, ogul ve kizlarinizin ve hatta kundaktaki bebelerinizin can çekismesini göreceksiniz! Gözlerinizin önünde yaralanmis birisi ambulanstan çikarilacak ve süngülerle delik desik edilecek veya tüfek dipçigiyle yere yikilacak. Kirik bacagi ya da kanayan koluyla yerlerde sürüklenecek; aci çeken, inleyen bir süprüntü yigini gibi bir hendegin içine firlatilacak. Ölüm! Ölüm! Ölüm!" (02)

Ve bu çilgin ayini, bu ceset yiginlarini, bu toptan imhayi; adice intikamlar, dokuz uçlu kirbaçlarla kamçilamalar, gemi ambarlarinin demirleri, gardiyanlarin tokatlari ve asagilamalari; yari bir kitlik, gaddarligin tam saf bir hali takip etti. Halk bu igrenç hareketleri unutabilir mi?

Yikilmis ama fethedilememis Komün, günümüzde yeniden doguyor. O artik, güzel bir mucizenin umuduna sarilarak uyuyan yenilenlerin düsü degildir. Hayir!, bugünün "komünü" ayaklarimizin altinda gümbürdeyen devrimin görünen ve belirli amaci haline geliyor. Bu düsünce kitlelerin içine yerlesiyor, onlara birlestirici bir soluk katiyor. Komün içinde toplumsal devrimi yesertme; orta-sinifin alçak sömürü sistemini son erdirme; halki devletin saltanatindan kurtarma; insan irkinin evrimindeki yeni bir özgürlük, esitlik ve dayanisma çagini kutlama görevinde, bugünkü kusaga güveniyoruz.

II. KOMÜN NASIL GERÇEK AMACINI FARKEDEMEDI VE YINE DE BU AMACI DÜNYANIN ÖNÜNE KOYDU

Paris halkinin imparatorlugun düsüsüyle kendini iktidara yerlestiren hain hükümeti yiktigi günden bugüne on yil geçti; uygar dünyanin ezilen kitleleri, nasil hala karsi konulamaz bir sekilde 1871 hareketine çekiliyorlar? Paris Komünü'nün temsil ettigi düsünce, her topraktan, her milletten isçiler için niye bu kadar çekicidir?

Cevabi basit. 1871 devrimi herseyden önce bir halk devrimiydi. Halkin kendisi tarafindan yapilmistir, kitlelerin ortasinda kendiliginden dogmustur; ve kendilerini onun savunuculari, kahramanlari, onun sehitleri olarak bulan büyük bir halk kitlesi içinde olmustur. Bu, orta sinifin asla affedemeyecegi kadar ‘asagi' olmasi nedeniyledir yanlizca. Ve ayni zamanda onun hareketli ruhu toplumsal bir devrim düsüncesiydi; kesinlikle belirsiz, belki de bilinçsizce; ama yüzyillarin mücadelelerinin ardindan elde etmek için çabalamaya deger, tüm insanlar için gerçek özgürlük ve gerçek esitlik. En asagi halk katmanlarinin haklarini elde etmek için yürüdügü bir devrim.

Bu devrimin içerdigi manayi degistirmek, onu Paris'in bagimsizligini yeniden kazanmak ve böylece de Fransa içinde küçük bir devletçik olusturmak için yapilmis basit bir çaba olarak göstermek amaciyla pekçok girisim yapilmistir ve yapilmaktadir. Ama hiçbir sey bundan daha fazla gerçek disi olamaz. Paris kendini Fransa'dan izole etmeye çalismadi -onu silah gücü ile zaptetmekten daha fazlaa degil; bir manastirdaki rahibe gibi kendisini onun duvarlari içine kapatmakla ilgilenmedi; manastir hayatinin kisitli ruhundan esinlenmedi. O bagimsizligini ilan etmisse, o merkezi iktidarin müdehalesini engellemeye çalismissa, bunun sebebi bu bagimsizlikta gelecegin örgütlenmesinin temellerini sakince tasarlamanin ve kendi içinde bir toplumsal devrim gelistirmenin yollarini görmüs olmasidir; tüm üretim ve degisim sistemini adalet temeline oturtarak tamamen dönüstürecek; insanlari esitlik temelinde ele alarak insan iliskilerini tamamen düzenleyecek; toplumsal ahlakimizi esitlik ve dayanisma temellerinde yeniden olusturacak bir devrim. O zaman, komünal bagimsizlik bir araç olacaktir Paris halki için; toplumsal devrim ise amaçlari olacaktir.

Ve 18 Mart devrimi dogal akisina kavusabilseydi eger, Paris halki Versailles'li suikastçilerce parça parça kesilmeseydi, bu amaca ulasilabilirdi. Açik, belirgin bir düsünce bulmak; devrimi basarmak için nelerin gerekli oldugunu bütün dünyaca anlasilir ve birkaç sözcükle özetlenebilir kilmak; iste bu gerçekten de Paris halkinin bagimsizliklarinin ilk günlerinden itibaren ugrastiklari bir seydi. Ancak büyük bir düsünce, devrim dönemlerinde tasarlanmasi ve yayilmasi ne kadar hizli olursa olsun, bir gün içinde filizlenmez. Gelismek, kitlelerin arasinda yayilmak, kendini eyleme dönüstürmek için daima belli bir zamana ihtiyaci vardir; ve bu sefer Paris Komünü basarisiz oldu. Daha önce gözlemledigimiz üzere, sosyalizmin on yil önce bir degisim dönemine girmesi nedeniyle basarisiz olmustur büyük ölçüde. 1848'in otoriter ve yari-dinsel komünizmi günümüzün pratik, özgür düsünen akillari ile örtüsmüyor. Ücret sistemi ve kolektif mülkiyeti birlikte bir boyunduruk gibi vurmaya tesebbüs eden kolektivizm, anlasilmaz, cazibesiz ve pratik uygulamanin güçlükleriyle dolu idi. Özgür komünizm,[yani]anarsist komünizm daha yeni yeni isçilerin zihninde yer ediniyordu ve hükümet tapicilarinin saldirilarini provoke etmeye nadiren cesaret ediyordu. Zihinler kararsizdi. Görüslerinde hiçbir belirgin amaca sahip olmayan sosyalistler, ellerini özel mülkiyete uzatmaya cesaret edemediler; bir yüzyillik çabalarin çogunu anlamsiz kilan bir argümanla kendilerini kandirdilar: "Ilk önce zaferi garantileyelim, sonrasinda neler yapilabilecegine bakalim".

Zaferi kazan! Sanki mülkiyete dokunmadan özgür bir komün olusturmanin bir yolu varmis gibi! Sanki halkin büyük bir kisminin, devrimin herkese maddi, manevi ve entelektüel gönenç[ferahlik, zenginlik]saglayacagini görerek devrimin zaferiyle dogrudan ilgilenmedigi kosullar altinda, düsmani yenmenin bir yolu varmis gibi.

Ayni sey hükümet ilkesi söz konusu oldugunda da gerçeklesti. Paris halki, özgür Komünü ilan ederek, devletin çöküsü demek olan temel anarsist ilkeyi açiklamisti.

Ve yine, merkezi hükümetin komünlerin kendi aralarindaki iliskileri düzenlemek için oldukça gereksiz oldugunu kabul ediyorsak eger, bunun her komünü olusturan gruplarin karsilikli iliskilerini düzenlemek için bir gereklilik oldugunu neden kabul edelim ki? Ve birçok sehri ilgilendiren faaliyetlerin ortak bir anlayista bulusmasi meselesini ilgili komünlerin özgür inisiyatifine birakiyorsak eger, bu inisiyatifi neden tek bir komünü olusturan gruplara tanimayi reddedelim ki? Komünün içindeki bir hükümet,[komünün]disindaki bir hükümetten daha mantikli degildir.

Ancak, birçok hükümeti devirmis olan Paris halki, 1871'de hükümetsel sistemin bizzat kendisine karsi bir ayaklanmaya ilk defa tesebbüs ediyordu; sonuçta da,[Paris halki]hükümetlerin fetis tapinicilarinin büyüsü altina girmeye ve[onlarin]kendi[hükümetlerini]kurmalarina imkan verdi. Sonuç tarihin konusudur. Paris sadik ogullarini belediye binalarina[meclis toplantilarina]gönderdi. Orada, eski kagitlarin ortasina gömülüp kalarak; içgüdüleri onlari halkin arasinda olmaya ve onlar için faaliyet göstermeye tesvik ederken, yönetmek zorunda kalarak; eyleme geçmek gerekliyken tartismak; hiçbir taviz vermemek en iyi politika iken taviz vermek zorunda kalarak; ve en nihayetinde de ancak kitlelerle iletisim içinde olmalarindan kaynaklanan esini kaybederek; kendilerinin giderek etkisizlestigini gördüler. -Devrimci aydinlik ve atesin merkezi olan- halktan kopmalari sonucunda felç olmus bir halde, kendileri de halk inisiyatifini felç ettiler. Prusya silahlarinin altinda dogmus ve geçis döneminin çocugu olan Paris Komünü, yok olmaya mahkumdu. Ancak gayet halkçi karakteriyle yeni bir devrimler dizisini baslatti; düsünceleriyle toplumsal devrimin habercisiydi. Verdigi dersler ögrenildi ve Fransa bir kere daha ayaklanan komünlerle kaplandiginda, halk kendilerini hükümete tabii kilmayacak ve hükümetin devrimci tedbirleri baslatmasini beklemeyecektir. Kendilerini yiyip yutan asalaklardan kendilerini kurtardiklarinda, anarsist komünizmin ilkeleri dogrultusunda paylasmak üzere tüm toplumsal refahin sahipligini üstlenecekler. Ve mülkiyeti, hükümeti ve devleti tamamen kaldirdiklarinda, yasamin gösterdigi gerekliliklere göre özgürce kendilerini örgütleyecekler. Zincirlerini kirarak, putlarini devirerek; ne efendiyi ne de köleyi bilmeksizin; özgürlügün fethine dogru yürüyüsümüzü aydinlatan ilk kurtulus girisimlerini kanlari pahasina ve aci çekerek yapan asil sehitlerimize hürmet göstererek, insanlik daha iyi bir gelecege dogru yürüyecek.

III. KOMÜNÜN MODERN SOSYALIZM AÇISINDAN ÖGRETTIKLERI

18 Mart günü, sosyalist bir grubun varoldugu hemen hemen tüm sehirlerde düzenlenen halk toplantilari, yanlizca bunlarin emek ordusunun düzenledigi gösteriler olmasi nedeniyle degil, ayni zamanda da her iki dünyadaki sosyalistlerin duygularini ölçmek için firsat sunmus oldugu için dikkate degerdir. Bu herhangi bir oylama sisteminden daha iyi olabilecek bir "anket yapma" olanagidir, çünkü istekler seçime yönelik parti taktiklerinden etkilenmeden biçimlendirilebilir. Isçiler, basitçe Paris proletaryasinin kahramanliklarini övmek ya da Mayis katliamlarinin intikamini almak çagrisiyla toplanmamislardi. Cesur Paris mücadelesinin anilari ile kendilerini tazelerlerken, onlar daha ileri gittiler ve gelmekte olan devrimin 1871 komününden ne gibi dersler çikarrmasi gerektigini tartistilar. Komünün hatalarin neler oldugunu sorguladilar; bunu, hatalara sebep olan kisileri elestirmek için yapmadilar, bunu isçi örgütleri arasinda hakim olan mülkiyet ve otorite[yetke]hakkindaki önyargilarin devrimci fikirlerin patlamasini ve bunun sonucunda dünya için bir fener isigi olmasi gelisimini nasil engelledigini ortaya çikarmak için yaptilar.

1871 dersleri, eski önyargilarini kirmalarini saglayarak ve kendi devrimlerinin nasil bir sey olacagi hakkinda daha açik ve daha basit bir algilama ortaya çikararak, her ülkenin isçisinin faydasina oldu.

Komünlerin bir sonraki yükselisi sadece bir "komünal" hareket olmayacaktir. Hala ilkin bagimsiz, yerel olarak özyönetimli organlarin kurulmasi gerektigini ve bunlarin kendi yerellikleri içinde ekonomik reformlar yapmaya çalismalari gerektigini savunanlar; en azindan Fransa'da, popüler ortamin daha ileri gelismesiyle desteklendiler. Bir sonraki devrimin komünleri, dogrudan sosyalist devrimci eylemle -özel mülkiyetin ortadan kaldirilmasiyla-, kendi bagimsizliklarini ilan edecekler ve kuracaklar. Devrimci durum olgunlastiginda, ki bu her an gerçeklesebilir; ve hükümetler halklar tarafindan süpürüldügünde, ancak devlet korumasiyla varligini sürdürebilen orta sinif kampi karmasaya sevk edildiginde; ayaklanan halk, olaganüstü hikmete sahip yeni hükümet kararnamelerini, birkaç parça ekonomik reformu beklemeyecektir.

Toplumsal sermayeyi elinde tutanlari mülksüzlestirmek için -isçilerin bizzat kendileri tarafindan yapilmadikça zorunlu bir sekilde ölü bir metin olarak kalacak- bir kararname beklemeyeceklerdir. Derhal müdehale edeceklerdir ve hiç gecikmeden kullanmaya baslayarak kendi haklarini tesis edeceklerdir. Isi devam ettirmek için isyerlerinde kendiliklerinden örgütleneceklerdir; ancak artik ürettikleri, isverene en çok kâr saglayan degil, kitleler tarafindan istenilen seyler olacaktir. Kulübelerini[ing. hovel, ahir gibi ev]zenginlerin evlerindeki saglikli konutlarla degistirecekler; sehirlerde biriktirilen refahi derhal kullanima açmak için kendiliklerinden örgütlenecekler; adeta orta sinif tarafindan kendilerinden hiç çalinmamisçasina[bu refahin]sahipliligini üstleneceklerdir.

Isçilere santaj yapan sanayi baronlari defedilir edilmez,[üretimi]engelleyen kapanlardan kurtularak,[üretimi]öldüren spekülasyonlar ve düzensizlestiren karmasa sona erdilerek; özgür emegin sagladigi itkinin etkisi altinda olan hareketin gereksinimlerine göre[üretimi]dönüstürürerek, üretim devam edecektir. Tarihçi Michelet, "Fransa'da insanlar, 1793'te topragin soylularin elinden alinmasindan sonraki kadar asla çalismadilar" diyor. Insanlar, emegin özgür ve isçinin ürettigi herseyin bütün komünün gönencinin kaynagi oldugu zamanki kadar çalismadilar asla. Son zamanlarda çesitli toplumsal refah türleri arasinda ayrim yapma girisimleri yapildi; ve sosyalist parti bu sorun konusunda bölündü. (Aslinda basitçe anti-otoriter komünizm olan) eski Enternasyonal'in kolektivizmi yerine bir tür dogmatik kolektivizm kurami koymaya çalisan bugünkü kolektivistler, üretim için kullanilan sermaye ile yasamin gereksinimlerini karsilayan refah arasinda bir ayrim olusturmaya çalisiyorlar. Bir tarafta makinalar, fabrikalar, hammaddeler, iletisim araçlari ve toprak; öte tarafa ise meskenler, mamül ürünler, giyim, metalar. Bu sosyalizm okulunun profesörlerine göre, ilk kisim kolektif mülkiyet altinda olmali, ikincisi ise özel mülkiyette kalmaya devam etmeli.

Bu ayrimi olusturma girisimleri yapilmakta, ancak genel anlayis bundan daha iyisini yapiyor; bunu hayali ve kurulmasi imkansiz bir sey olarak görüyor. Kuramsal olarak kisirdir ve pratik hayatta basarisiz olur. Isçiler, basimizi soktugumuz evin, yaktigimiz kömür ve gazin, yasamini sürdürmek için insan makinasinin tükettigi yakitin, yasamak için gereken giyimin, ögrenmek için okudugumuz kitabin, hatta eglencenin, tüm bunlarin varolusumuzun birer bileseni oldugunun; makinalar, mamüller, hammaddeler ve diger çalisma aletleri gibi bunlarin hepsinin de basarili bir üretim, ve insanligin ileriye dogru gelisimi için gerekli olduklarinin farkindadir. Isçiler, bu tip bir refah konusunda özel mülkiyete izin vermenin esitsizligin, baskinin, sömürünün devam etmesi demek olacagi; kismi mülksüzlestirmenin sonuçlarini basindan sakatlayacagi sonucuna variyorlar. Onlar, kuramsal kolektivizmin yollarina çektigi çitlerin üzerinden asarak, anti-otoriterligin en basit ve en pratik biçimine dosdogru ilerliyorlar.

Devrimci isçiler, toplantilarinda tüm toplumsal refah üzerindeki haklarini ve yeniden üretim nesnelerinde oldugu gibi tüketim nesneleri üzerindeki özel mülkiyetin kaldirilmasinin gerekliligini, bilhassa ifade ediyorlar. Bir konusmaci "devrim gününde, sehirlerde biriktirilen tüm refahi ele geçirmeli ve ortak kullanima açmaliyiz" diyor, ve toplantidakiler tam ittifakla bu bildiriyi onayliyordu. "Birakalim her birimiz yigindan[ing. pile, servet]ihtiyaci olani alsin; disarida çiplaklik ve yoksulluk varken, sehrimizin dükkanlarinda depolarda tutulan ve herkesi giydirmeye yetecek kadar elbise var. Hatta herkesin kendi istedigine göre seçebilecegi, yeterince lüks sey de vardir".

Fransa'daki ve baska yerlerdeki komünü anma toplantilarinda söylenenleri degerlendirerek, isçiler, gelmekte olan devrimin anarsist komünizmi ve üretimin özgürce yeniden düzenlenmesini baslatacagini zihinlerine yerlestirdiler. Bu iki nokta hallolmus gözüküyor, ve bu baglamda bir sonraki devrimin komünleri gelecege yönelik ilerlemenin yolunu temizlemek için cömertçe kanlarini döken öncellerinin hatalarini tekrarlamayacaklardir.

Ancak, üstünde henüz bir görüs birligi saglanamayan -her ne kadar[çözüme]çok yakin olunsa da-, hiç de daha az önemsiz olmayan, üçüncü bir nokta var. Bu hükümet problemidir.

Çok iyi bilindigi üzere, bu nokta yüzünden tamamen bölünmüs Sosyalist parti içinde iki kesim bulunmaktadir. Birisi, "devrimin daha ilk günü" der, "en yüksek iktidari ele geçirecek bir hükümet kurmaliyiz. Güçlü, iktidar sahibi, kararli bir hükümet suna buna karar vererek, ve herkesi emirlerine uymaya zorlayarak, devrimi gerçeklestirecektir".

"Sefilce bir aldanis!" der ötekisi. "Kendiliginden bir ulusu yönetmeyi üstlenen her merkezi hükümet kesinlikle devrim önünde bir engeldir. Birbiriyle mutlak sekilde uyusmayan unsurlardan olusmak zorundadir, ve bizzat hükümet olarak özü muhafakazarliktir. Bu, geri durumdaki komünleri devrimin rüzgariyla esinlendirmeksizin, ilerlemeye hazir komünlerdeki devrimi geriletmekten baska bir sey yapmayacaktir. Aynisi ayaklanmakta olan bir komün için de geçerlidir. Komünal hükümet ya halihazirda tamamlanmis gerçekleri teyit edecektir, ve ardindan ise yaramaz ve tehlikeli bir makina parçasi haline gelecektir; ya da gerçekten de tutarli olacaklarsa eger, halkin kendisi tarafindan özgürce gelistirilmesi gereken seyler hakkinda kurallar yapmaya girismek arzusunda olacaktir.[Halkin]zincirlerini kirdigi, önünde yeni ve engin ufuklar açildigini gördügü zaman, toplumsal organizmada filizlenecek o yaratici güçle toplumun yeni ortak yasam biçimlerini gelistirmesini gerektiginde;[hükümet]kuramlar uygulayacaktir. Halkin arasinda kalmaya devam etseylerdi kendilerinin yapabilecekleri seylerin hiçbirisini yapmayarak; kendilerini bakanlik bürolarina kapatmak ve kendilerini bos tartismalara kaptirmak yerine, yeni bir örgütlenme içinde[halkla]birlikte çalismayarak; iktidardaki insanlar bu patlamayi engelleyeceklerdir. Devrimci hükümet bir engel ve bir tehlike haline gelecektir; iyilige kudreti olmayan, kötülük için korkunç[kudretli}; peki,[hükümetin]faydasi ne?".

Bu argüman ne kadar dogal ve adil olsa da, varolan pekçok büyük önyarginin, mülkiyet ve teoloji[ilahiyat]dinleriyle yan yana duran hükümet dinini sürdürmekten çikari olanlarin itibar ettikleri seylerin karsisindadir.

Bu önyargi, üçü arasindaki bu sonuncusu hala varolmakta; ve gerileme belirtileri gösterse de gelmekte olan devrimin karsisinda bir tehlike olusturmakta. "Hükümetin emirlerini beklemeden kendi isimizi kendimiz halledecegiz; kendilerini rahipler, mülk sahipleri veya yöneticiler olarak bize dayatmaya çalisanlari çigneyip geçecegiz" demeye basladi isçiler. Anarsist kesimin hükümet tapicigiyla gayretle çarpismaya devam etmesini, ve kendisinin bir iktidar mücadelesine çekilmesine veya ayartilmasina asla izin vermemesini umut etmeliyiz. Devrimin öncesindeki yillarda, hükümet taraftari önyarginin halki yanlis bir yola çekemeyecek kadar sarsilabilecegini umut etmeliyiz.

Bir sonraki devrimin komünleri; devleti yikmakla ve parlamento idaresi yerine özgür federasyonu geçirmekle kalmayacaktir, komünün kendi içindeki parlamenter yönetimini de terk edecektir. Diger sehir ve köylerdeki gibi, amaçlarina ulasmak için komünal bir parlamento aracigiliyla degil, dogrudan federe hale gelecek özgür isçi gruplarinin[gerçeklestirecegi]özgür gida arzi ve üretimi örgütlenmesine güveneceklerdir.

Komünün disinda anarsist olduklari gibi içinde de anarsist olacaklardir; ve ancak böylece yenilginin dehsetinden, gericiligin öfkesinden sakinacaklardir.

Çeviri: Anarsist Bakis

Tarih basligindaki diger yazilar
Dosyalar

https://www.yeryuzupostasi.org/2021/03/18/paris-komunu-1880-peter-kropotkin/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr
A-Infos Information Center