A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2015 | of 2016 | of 2017 | of 2018 | of 2019 | of 2020 | of 2021

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) Devrimci anarsist faaliyet DAF: Gündeme ve Örgütlenmemize dair Yeni Özgür Politika ile Yaptigimiz Röportaj (en)

Date Sat, 27 Feb 2021 10:27:16 +0200


Devrimci Anarsist Faaliyet olarak örgütlenmemize ve gündeme dairYeni Özgür Politika ile yaptigimiz röportaji sizinle paylasiyoruz: ---- Birimiz bile tutsaksak, hiçbirimiz özgür degiliz ---- "Biz devrimin kutlu bir günde gerçeklesecegi fikrine inanmiyor, aksine bugünden devrimi yaratiyor ve yasiyoruz." ---- MIHEME PORGEBOL - Yeni Özgür Politika ---- Gezi'den Kobanê'ye, Newrozlar'dan serhildanlara halkin ayaga kalktigi neredeyse her an ve alanda onlarin kara bayragini görmek mümkün. Devrimci Anarsist Faaliyet, on yillardir toplumsal aktif muhalefetin en direngen güçlerinden biri olarak örgütlülügünü sürdürüyor. Onlarin sokaklarda, meydanlarda ve çagin yeni mücadele alani olan sosyal medyadaki kararli duruslari gücünü örgütlü toplumsal muhalefetten aliyor. Yerinde oturarak, konfor alanlarini terk etmeden bir seylerin olmasi gerektigi gibi olmayacagina dair inançlarini da tarih, toplum ve politikaya dair derin çözümlemelerine dayandiriyorlar. Devrimin kendiliginden gerçeklesmeyecegine inanip üzerlerine düseni yapmak için harekete geçmek gerektigini savunuyorlar. Bu yüzden de "Bütünlüklü bir mücadeleye inanan bizler hem toplumsal hem siyasi mücadeleyi örgütlemek ve içinde yer almak için kendi yasamlarimizi da dönüstürüyoruz. Çünkü biz devrimin kutlu bir günde gerçeklesecegi fikrine inanmiyor, aksine bugünden devrimi yaratiyor ve yasiyoruz" diyorlar.
Biz de Devrimci Anarsist Faaliyet'le hem örgütlenmeleri hem yasama ve topluma bakislari çerçevesinde bir sohbet gerçeklestirdik. Türkiye'nin içinde bulundugu süreci, AKP-MHP ortak iktidarinin politikalari ve ezilenlerin kurtulusunu konustuk:

Devrimci Anarsist Faaliyet, Türkiye'nin mevcut politik ve toplumsal ortamini nasil degerlendiriyor?
Siyasi iktidarin hem iç hem dis krizler yasadigi bir süreçteyiz. AKP, iktidarini korumak için disarida saldirgan savas stratejisi ile gerilimi yükseltirken Libya'dan Kibris'a, Rojava'dan Basur'a tüm çevresine saldirarak kapmaya çalistigi pozisyonu kapamiyor. ABD ve Rusya ile iliskileri istedigi seviyeye tasiyamadigi için bölgedeki etkisizligi sürüyor. Masada pozisyonu olmayan TC'nin sahadaki pozisyonu da kurulan gözlem karakollarinda nöbet tutmak, buldugu bosluklarda bölge halklarina korkakça saldirmakla kaliyor. Içeride yasanan ekonomik krizin, kitlesi üzerindeki etkisini sürekli savas gündemiyle geçistirmeye çalisan AKP bu kozunu da kaybetmistir. Bakur kirsalinda adeta kir yürüyüsü yaparcasina gerçeklestirilen ve medya tarafindan binlerce askerin katildigi, trekking-tatbikatvari operasyonlarla yapay savas gündemi olusturulmak isteniyor. Bu operasyonlarin kendi kitlesini tatmin etmeyecegini bilen AKP terörist olarak tanimladigi Kürt köylerine saldiriyor. Kentlerde ise HDP'ye yapilan saldirilar sürüyor. Il/ilçe baskanlarini tutuklama tehditleri vekillere kadar uzaniyor. Ama yine de siyasi iktidarin (AKP- MHP Koalisyonu) milliyetçi ve muhafazakarliktan beslenen kitlesi motivasyonu yükseltemiyor. Siyasi iktidarin kitlesel kaybinin, düsüsünün ekonomik krizin belirginlesmesi, dolar, euro ve faizlerin yükselisini durduramamasi ve her seyin zamlanmasiyla iliskili oldugu asikar. Her seyin yüzde 150 zamlandigi bir süreçte isçilerin maaslarinin yüzde 15 zamlanmasi ekonomik krizin gerçekligini gösterdi. Korona krizinde salginin keyfi kararlarla uygulanan kapatilmalarla ve göstermelik önlemlerle geçistirildigi, asi politikasininsa ezilenleri umursamadigi asikar. Korona krizi yasaklarinin yarattigi buhranin adaletsizliklere karsi koyus sancisi yasayan toplumu olumsuz etkiledigi ortada. Fakat bu büyük baski sürecinde direnen isçiler, özgürlükleri için örgütlenen gençler ve kadinlar umudun sürmesini sagliyor.

Ekonomik kriz ve yoksulluktan söz ettiniz. Yoksulluk ve yolsuzluklar baglaminda ülkenin genel durumu nedir sizce?
Siyasi iktidarda kim olursa olsun, devlet içinde kendi kadrolasmasini olusturur. Bu durum devletin temellerinden biridir. Kim siyasi iktidar olursa o siyasi iktidarin çevre çeperi ve taraftarlari ekonomik ve sosyal kazanimlar yasarlar. Yani devlet yolsuzluk demektir. Bu adaletsiz düzen azinlikta olan belirli bir kesimin zenginlesmesi, diger kesimlerin ise fakirlesmesi ile sürer. AKP'nin 19 senelik siyasi sürecinde de böyle olmustur. Kendi kesimlerinin seçilmisleri zenginlesirken toplumun diger kesimi fakirlesmektedir.

Devletin tüm alanlardaki uygulamalarina baktigimizda kimlikler baglaminda kati bir ayrimcilik görürüz. Bu çerçevede devletin kimlikler ve azinliklar ile ilgili politikalarini nasil degerlendiriyorsunuz?
Devlet bir ya da birkaç kimligin üstünlügü üzerine kuruludur. Bu o devletin çapinda yasayan diger tüm kimliklerin daimi devlet tahakkümünde yasamasidir. Dünyada her devletin kurulus asamasinda bir ya da birkaç etnisite kazanirken diger etnisiteler yasamlarini kaybetmis, katledilmistir. Bu istisnasiz böyledir. Bu baglamda her devlet halklarin katilidir. Kendi hikayesini kendi diliyle anlatamayan halklarin kendi sarkisini, türküsünü söylemesi de yasaklanir. Kendi degerlerini özgürce yasayamazlar. "Özel azinlik" statüleri tanimlanarak adeta bir süse dönüstürülmeye çalisilirlar. Asimilasyona karsi koyanlarin bu varolus mücadelesi devlet tarafindan terör tanimlamasiyla yaftalanir. Ama bu yaftalamalar halklarin özgürlük mücadelelerinin mesrulugunu degistiremez.

Malumunuz bahsettiginiz hususlar dogrultusunda Türkiye Cumhuriyeti devletinin nefretine en çok maruz kalan ve bu nefrete en somut itirazi gösteren bir Kürt halk gerçekligi var. Kürt meselesi baglaminda devlet politikalari hakkinda ne söyleyebilirsiniz?
TC'nin kurulusundan itibaren üst kimlik Türklügün reddi içerisinde olan Kürt halkinin karsi koyusu bir "mesele" olarak tanimlanmistir. Meselenin kendisi cografyada devletin varligi ve bu devletin üst kimliginin Türklük olusudur. Kürt halki, Agri Isyanindan Dersim'de Seyit Riza'larin isyanina TC'nin bu politikasina karsi koymustur. 80 sonrasinda ise yasamin her alaninda, iç isleyisin belirlendigi örgütlü bir sürecin kaçinilmaz ihtiyaciyla Kürt halki örgütlenmistir. 70'li yaslarinda asimilasyonun basarisizliga dönüsmesinin etkisiyle TC'nin saldirilari artmistir. Bugün bu saldirilar sürmektedir. 19 yillik siyasi iktidarin 90'lardaki JITEM'e benzer PÖH-JÖH gibi organlar olusturmasi, gerillalara ve partililere yapilan iskencelerin ötesinde sadece kendi köylerinde yasayan Kürtlere yönelik de iskenceler artmistir. Halfeti'de yasayan köylülerin TSK'nin karakolundaki iskence görüntüleri bunun bir göstergesidir.

Iskence konusunu biraz daha açar misiniz?
Iskenceler devletin -örgütle iliskili olsun olmasin- kendisi için tehdit gördügü, terörist olarak gördügü herkesi tutuklayarak hapsetmesiyle sürmektedir. Gözalti sürecinde polisle baslayan iskenceler, tutsaklik sürecinde de gardiyanlarla sürmektedir. Aleni iskencenin yani sira 20 bine yakin siyasi tutsagin karsi karsiya kaldigi keyfi uygulamalar hapishane yasamlarini iskenceye dönüstürmüstür. Devlet sahada savastigi Kürt halkina yönelik saldirilarini hapishanelerde de sürdürmektedir. Bu saldirilar, bütün baskilara ragmen tutsaklarin örgütlülügü, örgütlü tavirlari ve açlik eylemleriyle karsilanmaktadir. Devlet, Kürt halkinin mücadelesi karsisinda kaybetmektedir.

Hapishaneler zaten devletin en vahsi uygulamalarinin görüldügü mekanlar... Tutsaklastirmanin vardigi boyut nedir sizce?
Bugün devletin, adaletsizliklere karsi koyan, mücadele eden her örgüt ve bireye karsi iskence ve tutsaklastirma stratejisini uyguladigini görüyoruz. Artik bu strateji toplumsal mücadele yürüten örgütleri de asmis durumda. Sadece sosyal medya hesaplarindan yorum yapan bireyler bile "Cumhurbaskanligina hakaret, Türk Devletini ve milletinin asagilama vb." bahaneleriyle gözaltina alinmakta hatta tutuklanmakta.

Devletin tüm bu uygulamalarina dönük bir itiraz da mevcut aslinda. Devrimci Anarsist Faaliyet, Türkiye'deki mevcut muhalefeti ve iktidar karsiti hareketleri nasil degerlendiriyor?
Muhalefet, parlamenter muhalefet ve toplumsal muhalefet olarak iki ayri baslikta degerlendirilmelidir. Parlamenter muhalefet hükümet karsitligini seçim, seçmen, oy üçgenine sikistirmistir ve toplumsal muhalefeti de bu sikisikliga dahil etme istegindedir. Hükümet karsiti söylemlerin sertlesmesi ve sürekli erken seçim istegi bununla alakalidir. Toplumsal muhalefetin örgütlenmesini önemsemezken seçim süreçlerinde her türlü popülist söylemi kullanmaktadir. Kullanilacak her popülist söylem de hükümetin popülist söylemler kullanmasini mesrulastirmaktadir. Bu popülist yaklasimlar, ezilenlerin gerçek ekonomik ve sosyal sorunlarini çözümsüzlestiriyor. Toplum krizi tartisacagina Kemal ve Recep arasindaki retorik tartismalari konusur hale geliyor.

Öneriniz nedir?

Toplumsal muhalefetin örgütlenmesi tartismasiz önemlidir. Gündelik yasamin örgütlenmesi, yasanan adaletsizliklere karsi adalet için eylemlerin örgütlenmesi ve örgütlenen eylemlerin kuvvetlendirilmesine yogunlasilmalidir. HDP toplumsal muhalefetin parlamentodaki yansimasidir. Yalniz parlamenter muhalefetin tavirlarini ister istemez edinmistir. Vekiller üzerinden isletilen muhalefet yükseltilirken meydanda eylemin, mahallede örgütlenmenin zayiflamasi bu dönüsümle alakalidir. Mahallelerden meclise giden HDP, meclisten mahallelere dönememektedir. Hükümet bu bagin zayifladigini görmüstür ve saldirilari ile bu bagi kopartmak istemektedir. Hükümet kendi kitlesini tatmin için vekillere dava üstüne dava açarak sov yaparken mahalleleri örgütleyen kadrolari da tutuklayarak bir halk hareketi olan HDP'yi mecliste bir partiye, mahallelerde öz örgütlülügün kendisi olan bireyleri de seçmene dönüstürmek istemektedir.

Buna karsi HDP ne yapmali peki?
Parti-seçmen ikilemine ihtiyaç duymaksizin yasanan adaletsizliklere dogrudan karsi koyan bir örgütlenme anlayisiyla toplumsal muhalefetin örgütlenmesi kuvvetlendirilmelidir. Bu muhalefetin örgütlenmesi bizim yasam alanlarimizin öz örgütlülükle savunulmasi ile mümkün olacaktir. Bu öz örgütlenmeler adaletsizliklere karsi mücadelenin oldugu gibi yeni bir yasamin yaratilmasinda da en önemli araçlardir. Direnisin ve dayanismanin gerçeklesecegi bu örgütlenmeler bireysel ve toplumsal anlamda özgürlügü yaratacaktir.
Siyasi iktidarin bu dönemde siddetini yükseltmesi, özgürlük mücadelesini engelleyemez; tarihin her aninda oldugu gibi devlet siddeti açiga çikmis olsa da mücadele sürecektir. Bu mücadele biz ezilenler için varolus mücadelesidir.

Toparlarsak; nasil bir muhalefet gerektigini düsünüyorsunuz?
Az önce de degindigimiz üzere biz parlamenter muhalefetin ne yaparsa yapsin gerçek anlamda bir karsi koyus gerçeklestiremeyecegini düsünüyoruz. Siyasi iktidarin baska bir popülist siyasi iktidar tarafindan alinmasi bizim için bir anlam ifade etmemektedir. Esas olan toplumsal muhalefetin örgütlenmesi ve kendini oy-seçim ikileminden kurtarmasidir. Bugün kazanimla sonuçlanan isçi mücadelelerinin çogunun, isçilerin kendi örgütledigi öz örgütlenmelerle olustugunu görüyoruz. Bu da bize muhalefetin çikmaza girdigi yerlerde basariya ulasmak için toplumsal muhalefeti yükseltmemiz gerektigini tekrar hatirlatiyor.
Eger toplumsal muhalefet kendini örgütleyip mücadeleyi kendi eline almazsa bu "siyasi" partilerin arasindaki "al gülüm ver gülüm" politikasina mahkum kalacaktir. Baskanin Recep Tayyip Erdogan veya baska biri olmasinin hiçbir anlami yoktur.

Peki Devrimci Anarsist Faaliyet kendini toplumsal yapinin neresinde görüyor? DAF'lilar kimdir?
Devrimci Anarsist Faaliyet, bu cografyadan baslayarak devletlerin ve kapitalizmin yok edilmesini, yerine anarsist bir dünyanin kurulmasini hedefleyen bir örgüttür. Gelenegini örgütlü anarsizmden alir. Sadece siyasi mücadele yürütmektense yasamsal mücadeleyi de örgütler. Bunu da kendi bünyesinde bulunan öz örgütlenmelerle yürütür. Bu örgütlenme modeli dünya örgütlü anarsizminde de karsiligini buldu. Sik sik dünyanin farkli cografyalarindaki yoldaslarimiz misafirimiz olup kendi cografyalari hakkinda deneyimlerini aktarir. Çogunlukla örgütlenme modelimizi çalisip kendi cografyalarina uyarlamaya çalisiyorlar. Bütün ezilenlerin kurtulusunun, herkesin kurtulusu olacagina inanir. "Birimiz bile tutsaksak, hiçbirimiz özgür degiliz" ilkesini benimser ve burdan yola çikarak toplumsal mücadelenin bütün kesimleri ile dayanisma içerisinde bulunur. Bütün eylemlere katilim gösterip teorideki dayanisma ilkesini pratikte de hayata geçirir. Özellikle Taksim Gezi Isyani, sonrasindaki süreçlerde ve Kobanê Direnisi'nde örgütümüzün etkisi toplumsal muhalefeti kuvvetlendirmistir. Isçi mücadelesinden ekoloji mücadelesine,gençlik mücadelesinden kadin mücadelesine ve askerligi reddedenlerin mücadelesi olan vicdani ret hareketine kadar bütün alanlarda faaliyet yürütür.
Biz bu cografyanin ezilen bütün kesimleri kadar çesitli ve çok sayida bireyden olusuyoruz. Bütünlüklü bir mücadeleye inanan bizler hem toplumsal hem siyasi mücadeleyi örgütlemek ve içinde yer almak için kendi yasamlarimizi da dönüstürüyoruz. Çünkü biz devrimin kutlu bir günde gerçeklesecegi fikrine inanmiyor, aksine bugünden devrimi yaratiyor ve yasiyoruz. Bireysel ve örgütsel dönüsümlerimizi simdi suanda baslatiyoruz. Gelenegimizin en önemli deneyimlerinden biri olan Iberya Devrimi'nde de söylendigi gibi "Yüregimizde yeni bir dünya tasiyoruz. Simdi, su anda bu dünya büyümekte."

Alinti, Günlük Yazilari, Sokak

https://anarsistfaaliyet.org/alinti/gundeme-ve-orgutlenmemize-dair-yeni-ozgur-politika-ile-yaptigimiz-roportaj/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr
A-Infos Information Center