A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2015 | of 2016 | of 2017 | of 2018 | of 2019 | of 2020 | of 2021

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) meydan1.org: Evlilik - Emma Goldman

Date Sat, 24 Apr 2021 10:31:00 +0300


Emma Goldman'in ilk kez "Firebrand" gazetesinin 18 Temmuz 1897 tarihli sayisinda ortaya çikmis olan evlilik üzerine yayimladigi ilk yazinin çevirisini sizlerle paylasiyoruz. ---- Evlilik. Bu kelime insanliga ne kadar çok istirap ve çile, ne kadar üzüntü, sefalet, asagilanma, gözyasi ve aci getirdi. Ortaya çikisindan günümüze kadar evlilik kurumumuzun demir boyundurugu altinda büyümüs erkekler ve kadinlar için bundan kurtulmanin hiçbir yolu yok gibi görünüyor. ---- Ezilenler her zaman ve her çagda zihinsel ve fiziksel köleligin zincirlerini kirmaya ugrasmislardir. Binlerce onurlu yasam kaziga ve idam sehpasina kurban edildikten, hapishanelerde mahvolduktan veya engizisyonun acimasiz ellerinde can verdikten sonra, bu cesur kahramanlarin fikirlerine ulasildi. Böylece dinsel dogmalar, feodalizm ve siyahlarin köleligi ortadan kaldirildi. Daha ilerici, daha kapsayici, daha net yeni fikirler öne çikti ve iste yine ezilenlerin, haklari ve bagimsizligi için savastigini görüyoruz. Ancak tüm kurumlarin en hoyrat, en zalim olani evlilik her zamanki gibi saglam duruyor; onun kutsalligindan süphe etmeye cesaret edenlerin ise vay haline... Sadece tartisilmasi bile sadece hristiyanlari ve muhafazakarlari degil liberalleri, özgür düsünürleri ve radikalleri bile çileden çikarmak için yeterli.

Tüm bu insanlarin evliligi sürdürmelerine neden olan sey nedir? Onlari bu önyargiya hapseden nedir? (Tek sebebi önyargidir). Çünkü evlilik iliskileri özel mülkiyetin temelidir, dolayisiyla zalim ve insanlik disi sistemimizin de temelidir. Bir tarafta zenginlik ve bolluk, diger tarafta suç; dolayisiyla evliligi ortadan kaldirmak, yukarida bahsedilen her seyi ortadan kaldirmak demektir. Bazi ilerici insanlar evlilik yasalarimizi degistirmeye ve iyilestirmeye çalisiyor. Artik kilisenin evlilik iliskilerine karismasina izin verilmiyor, bazilari daha da ileri gidiyorlar. Özgürce, yasalarin rizasi olmadan evleniyorlar ama evliligin bu biçimi de tipki eskisi kadar baglayici ve kutsaldir. Çünkü sakincali, incitici ve asagilayici olan sahip oldugumuz evlilik iliskisinin biçimi ya da türü degil evliligin kendisidir. Evlilik her zaman erkege, "karisi" üzerinde hak ve güç verir; sadece bedeni üzerinde degil ayni zamanda yaptiklari, yapmak istedikleri, hatta tüm hayati üzerinde. Baska türlü nasil var olabilirdi ki zaten?

Herhangi bir erkegin ve kadinin birbirleriyle olan iliskilerinin arkasinda genel olarak iki cinsiyet arasindaki tarihsel süreçte evrimlesmis, bugün iki cinsiyetin konumu ve ayricaliklari arasindaki farkliliga yol açan iliskiler bulunmaktadir. Iki genç bir araya geldiginde onlarin iliskisi çogunlukla kontrol edemedikleri seylerle belirlenir. Birbirleri hakkinda çok az sey bilirler ve toplum her iki cinsiyeti de ayri tutup kadina ve erkege farkli roller biçmistir. Olive Schreiner'in Afrika Çiftligi Hikayesi'nde dedigi gibi "Oglana nasil davranilacagi, kiza nasil görünecegi ögretildi." Oglana tam olarak; akilli, parlak, zeki, güçlü, atletik, bagimsiz, özgüvenli oldugu ve dogal becerilerini gelistirmesi; arzu ve merakini takip etmesi ögretildi. Kiza ise kârli bir sekilde evlenmek için bir kocayi oltaya getirmenin en hizli ve en iyi yolu olarak giyinmesi, aynanin önünde durmasi ve kendine hayran olmasi; duygularini, tutkularini, isteklerini kontrol etmesi; zihinsel kusurlarini gizlemesi ve sahip olabilecegi küçük zeka ve yetenegini bir noktada birlestirmesi ögretildi. Sonuç olarak da iki cinsiyetin birbirlerinin dogasini güçlükle anladigi, zihinsel ilgilerinin ve mesleklerinin farkli oldugu bir durum olusturuldu. Genel kabul onlarin hak ve görevlerini, onurlarini ve onursuzluklarini birbirlerinden çok keskin bir sekilde ayirir. Seks konusu kiz için mühürlü bir kitaptir. Ona seksten bahsetmenin bile kirli, ahlaksiz ve uygunsuz oldugu tembih edilmistir. Oglan için ise hastalik ve gizli ahlaksizlik, kimi zaman da yikim ve ölüm getiren getiren bir kitabin sayfalaridir.

Zengin sinif arasinda askin modasi geçeli uzun zaman oldu. Zengin sinifin erkekleri sefahat ve sehvet dolu bir hayatin ardindan, yikilmis otoritelerini yeniden insa etmek için evlenirler. Kumarda veya borsada sermayelerini kaybeden digerleri ise evliligin onlari zengin eslerinin gelirini israf etmekten hiçbir sekilde engellemeyecegini iyi bilerek, evliligin bir mirasçinin tam da ihtiyaç duydugu sey olacagina karar verdiler. Pratik ve mantikli hale getirilmis, sadece modaya göre yasamaya, nefes almaya, yemeye, gülümsemeye, yürümeye ve giyinmeye aliskin olan zengin kadin, milyonlarini bir unvana ya da iyi bir toplumsal statüye sahip bir erkege yatirir. Bu toplum; evli bir kadina daha fazla hareket özgürlügü saglar ve evlilikte hayal kirikligina ugrasa dahi kimi isteklerini yerine getirebilecek bir konumda olacaktir, dolayisiyla artik bir tesellisi vardir. Biliyoruz ki yatak odalarinin ve salonlarin duvarlari sagir ve dilsizdir, bu duvarlarin içindeki küçük bir zevk suç degildir.

Evlilik, isçi sinifindan erkekler ve kadinlar için oldukça farkli seylerdir. Ask, üst siniflarda oldugu kadar nadir degildir ve çogu zaman hayattaki hayal kirikliklarina, üzüntülere katlanmaya yardimci olur ancak burada bile evliliklerin çogu günlük yasamin monotonlugunda ve varolus mücadelesinde kisa sürede yok olur. Burada da isçi, sikici bir ev hayatindan biktigi ve rahat edecegi kendi evine çikma arzusundan dolayi evlenir. Bu nedenle asil amaci, iyi yemek ve temizlik yapan; onun mutlulugu ve memnuniyetini gözetecek, ona efendisi, sahibi, koruyucusu ve destekçisiymisçesine hürmet ederek yasamaya deger veren kadin bulmaktir. Bir digeri ise evlenecegi kadinin çalisip zor günler için birkaç kurus biriktirmeye yardim edecegini umar. Birkaç ay süren sözde mutluluktan sonra, esinin yakinda anne olacagi, çalisamayacagi, masraflarin artacagi ve önceleri "nazik" efendisinin kendisine ayirdigi küçük kazanç ile idare etmeyi basarirken, bu kazancin bir aileyi geçindirmek için yeterli olmadigi aci gerçeginin farkina varir. Çocuklugunu ve kadinliginin bir bölümünü fabrikada geçiren kadin ise gücünün kendisini terk ettigini hisseder ve is güvencesi olmayan bir tezgahtar olarak kalmanin korkunçlugunu anlar, bu nedenle iyi bir koca yani ona destek olabilecek, ona iyi bir yuva verebilecek birini aramaya mecbur kalir.

Hem erkek hem de kadin ayni amaçla evlenir. Tek fark erkegin bireyselliginden, isminden, bagimsizligindan vazgeçmesinin beklenmemesidir. Oysa kadin, birinin "karisi" olmanin zevki için kendini, bedenini ve ruhunu satmak zorundadir. Bu nedenle esit sartlarda degillerdir ve esitligin olmadigi yerde uyum da olamaz. Sonuç; ilk birkaç aydan kisa bir süre sonra veya olasi her seyi hesaba katarsak ilk yildan sonra, iki tarafin da evliligin bir fiyasko oldugu kanisina varmasidir.

Kosullari gittikçe kötülesen kadin çocuk sayisinin artmasiyla umutsuz, sefil, hosnutsuz biri olur ve güçsüzlesir. Güzelligi kisa sürede onu terk eder ve siki çalismaktan, uykusuz gecelerden, yavrulari için endiselenmekten, kocasiyla anlasmazliklarindan ve kavgalardan sonra kisa sürede fiziksel bir enkaza dönüsür; fakir bir adamla evlendigi ani lanetler. Böylesine sefil ve perisan bir yasam birbirine karsi sevgiyi ve saygiyi sürdürmeye kesinlikle elverisli degildir. Erkek, sefaletini en azindan birkaç arkadasinin esliginde unutabilir; kendini siyasete kaptirabilir ya da talihsizligini bir bardak birayla bastirabilir. Kadin binlerce göreviyle evine zincirlenmistir; biraz olsun kocasi gibi eglenemez çünkü buna ya imkâni yoktur ya da toplum nezdinde esinin sahip oldugu haklardan mahrumdur. Evlilik hayatini bütün çiplakligi ile namus bekçilerinin elestirel bakislarinin önüne sermek istemedigi sürece kadin, bütün kizginliklarini ölümüne kadar içinde tasimak zorundadir. Çünkü evlilik kurallarimiz merhamet bilmez, eger bütün suçlamalari gögüsleyebilir ve dünyasi daha rezil bir yer olmadan yasaminin geri kalani için ayaklari üzerinde duracak enerjiyi bulabilirse ancak o zaman nefret ettigi adami kendisine baglayan zincirlerini kirabilir. Kaçinin bunu yapacak cesareti var? Çok azinin. Ancak ara sira, Prenses De Chimay gibi bir kadinin gelenekleri yikip kalbinin arzusunu takip edecek kadar cesur olmasi akla gelir. Ancak bu bir istisnadir. Çünkü o kimseye bagimli olmayan, varlikli bir kadindir. Yoksul kadin yavrularini düsünmek zorundadir, zengin kiz kardesinden daha sanssizdir ve bu sanssizligiyla esaret altinda kalmaya devam eden kadin, tüm hayati yalan, aldatma ve ihanetler silsilesi olmasina ragmen saygideger olarak anilir. Toplum tarafindan sokakta cazibe ve sefkatini satmak zorunda birakilan kiz kardeslerine tiksintiyle bakmaya yeltenir. Evli bir kadin ne kadar fakir, ne kadar sefil olursa olsun kendini dislanmis, nefret edilen ve herkes tarafindan hor görülen, fahise dedigi kadindan üstün görür. Fahisenin sicakligini satin almaktan tereddüt etmeyenler bile, bu kadincagizlari gerekli bir kötülük olarak görür ve bazi iyilik timsali insanlar da sehrin diger tüm bölgelerini "arindirmak" için bu kötülügü New York'taki bir bölgeyle sinirlamayi bile önerirler. Ne saçmalik! O zaman reformcular New York'un tüm evli sakinlerinin kovulmalarini talep etsinler çünkü kesinlikle ahlaki açidan fahiselerden daha üstün degiller. Fahiseler ile evli kadin arasindaki tek fark, birinin hayati boyunca bir ev ya da unvan karsiliginda kendini köle olarak satmasi, digerinin de istedigi süre boyunca kendini satmasidir; fahise sevgisini gösterdigi erkegi seçme hakkina sahipken evli kadinin hiçbir hakki yoktur; efendisinin kucagina oturmali, bu kucaklasma ona ne kadar tiksindirici gelirse gelsin emirlerine itaat etmelidir; kendi gücü ve sagligi pahasina da olsa ona çocuk dogurmak zorundadir; kisacasi o, hayatinin her gününde, her saatinde kendini pazarlamaktadir. Evli kiz kardeslerimin korkunç, asagilayici ve küçültücü durumuna en kötü türden fuhustan baska bir isim bulamiyorum, tek fark birinin legal ötekinin illegal olmasi.

Sevgi, saygi ve deger vermeye dayanan birkaç istisnai evliligi umursamiyorum; çünkü istisnalar kaideyi bozmaz. Bu berbat sistem ortadan kaldirilincaya kadar kosullarin degistirilemeyecegini çok iyi biliyorum ama bu esaretin sadece kadinlarin ekonomik bagimliligindan degil ayni zamanda cehaleti ve önyargisindan kaynaklandigini da biliyorum. Ayrica onlari cehalet, aptallik ve önyargi içinde tutan evlilik kurumlarimiz olmasaydi çogu kiz kardesimin simdi bile özgürlesebilecegini biliyorum. Bu nedenle evliligi, yalnizca eski biçimi degil ayni zamanda sözde modern evliligi, bir es ve hizmetçi alma fikrini, bir cinsin digerini özel mülkiyetinde bulundurma fikrini kinamayi en büyük görevim olarak görüyorum. Kadinin bagimsizligini istiyorum; özsavunma hakkini; kendisi için yasamasini; kimi isterse sevmesini ya da istedigi kadar sevmesini. Her iki cinsiyet için de özgürlük istiyorum; hareket özgürlügü, özgür ask, özgür annelik istiyorum.

Bana tüm bunlarin yalnizca anarsizm ile basarilabilecegini söylemeyin; bu tamamen yanlis. Eger anarsizm istiyorsak öncelikle özgür kadinlara sahip olmaliyiz; en azindan ekonomik olarak erkek kardesleri kadar bagimsiz olan kadinlara. Ve özgür kadinlarimiz olmadikça özgür annelere sahip olamayiz. Eger anneler özgür degilse genç neslin amacimizda, anarsist bir toplumun kurulmasinda bize yardim etmesini bekleyemeyiz.

Bir tanriyi ortadan kaldirirken ilahlastirdiginiz birçok kisiyi yaratan siz özgür düsünürler ve liberaller, çocuklarini hala kiliseye gönderen siz radikaller ve sosyalistler, günümüzün ahlak anlayisina taviz veren herkes; hepinize diyorum ki evlilige tutunup onu sürdürmenize neden olan sey cesaret eksikliginizdir ve teoride onun saçmaligini kabul ederken pratikte kamuoyuna meydan okuyacak ve kendi hayatinizi yasayacak enerjinizin olmamasidir. Kurguladiginiz toplumda cinsiyetler arasindaki esitlikten dem vuruyorsunuz ancak kadinin simdi aci çekmesinin gerekli bir kötülük oldugunu düsünüyorsunuz. Kadinlarin daha asagi ve zayif oldugunu söylüyorsunuz, onlarin güçlenmelerine yardimci olmak yerine onlari asagilanmis bir konumda tutmaya yardimci oluyorsunuz. Bizim için esitlik talep ediyorsunuz ama ayricaligi seviyorsunuz ve firsat buldugunuz her yerde tadini çikariyorsunuz.

Eger genç neslin saglikli, güçlü ve özgür erkek ve kadinlar olarak yetismesini istiyorsak yüzyillarin laneti ve kiskançligin, intiharin, suçun sebebi olan evlilik mutlaka ortadan kaldirilmalidir.

Çeviri: Atakan Soylu, Burcu Ayyildiz, Dogukan Tasdan

https://meydan1.org/2021/04/19/evlilik-emma-goldman/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr
A-Infos Information Center