A - I n f o s

anarşistlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi **

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007



ÜYE OLUN!
Türkçe Haberler

YA DA tıklayın

SEÇENEKLER'e
anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bizler kendimize bir görev seçtik.
İnsanlığın yazıcılığı.
Tarihin öteki tarafında,
diğerlerinin öyküsü başladı.
Ve bunun için yeni yazarlar gerekliydi.
Bu coşku dolu bir iş.
Bizler gibi.


SEÇENEKLER'e bir göz atın.
Çeşitli dil ve proje listeleri, farklı içeriklerde iletiler için.
FlowCool'u ziyaret edin
A-Infos'un otomatik email merkezi...

Özgür bir toplum mücadelesi yararına, geniş bir yelpazeye yayılan konularda, farklı dillerde, haber ve makaleler yayınlıyoruz.
Bunlar arasında işyerlerindeki mücadele, çevreci ve anti-emperyalist mücadeleyle birlikte ırkçılığa, cinsiyetçiliğe ve homofobiye karşı savaşım da bulunmaktadır.

lots of 
work to do

A-INFOS-ORG

A-Infos haber listeleri uluslararası kollektif bir örgütlenme tarafından demokratik şekilde kendi-kendisine idare edilmektedir. Nasıl katılacağınızı buradan. öğrenebilirsiniz. Bizler kadınları, ingilizce bilmeyen insanları ve Avrupa ve Amerika dışında yaşayanları özellikle destekliyoruz. İşte şu anki politikalarımızın bir listesi.

AINFOS'UN GÖRÜŞÜ

A-Infos Projesi, sınıf mücadelesi içinde yer alan ve onu top yekun bir toplumsal mücadele olarak değerlendiren devrimci anti-otoriter, anti-kapitalist aktivistlerin uluslararası kolektifince koordine edilir.

Bu insanlar kendilerini devrimci sınıf mücadelesi toplumsal anarşisti, liberter komünist, sendikalist olarak adlandıran; ve keza benzer görüşlere sahip olan ama kendilerini bu isimlerle adlandırmayan insanlardır.

A-Infos, anarşizmin toplumsal bir teori olduğuna, ve yeni sınıf-sız bir toplumsal düzen için devrimin gerekli olduğuna, ve bu devrimin de ancak emekçi insanların büyük bir çoğunluğunca gerçekleştirilebileceğine inanan kişilerce oluşturulmuştur.

Bahsettiğimiz ve desteklediğimiz bu belirli anarşizm çeşidi, Haymarket şehitlerinin; ve Karl Marks'ın otoriter, elitist, emekçi sınıfı yığınlarının öncü bakışınca aşağılanmasını eleştirmeleri nedeniyle Birinci Enternasyonel'den Karl Marks tarafından ihraç edilenlerin anarşizmidir.

Biz sembolik eylemliliği kitle mücadelesi yerine geçiren sözde modernist ve sözde "devrimci"lerce önerilen anarşizm çeşidini, ve yine kapitalist sistemi yıkmak için diğer işleri de eşit veya daha önemli gören "hümanistler"in anarşizm çeşidini desteklemiyoruz.

A-Infos'un çalışması --günümüz kapitalist düzenine karşı çıkan, ama onun yerine geçerli modern bir toplumsal özgürlük, eşitlik ve dayanışma düzeni modeli önermeyen-- egoistik ve ego-merkezli bireyselcilikten, ilkelcilikten, "devlet olmadan serbest piyasa kapitalizmi"nden ve hatta serbest piyasa kapitalizmi olmadan devletten esinlenmemiştir.

Bireylerin ve gurupların yazılarının A-Infos tarafından dağıtılması için anarşist etiketini kullanmaları yeterli değildir.

Özgür bir toplum için mücadelede, mücadelenin çok farklı alanlarını kapsayan haber ve yazıları pekçok dilde dağıtmaktayız. Bunlar işyeri ve çevresel mücadelelerden, ırkçılığa karşı savaşım, cinsiyetçilik ve homofobiye kadar farklı alanları içermektedir.

Bunların yanısıra A-Infos yerli insanların yerleşimcilere, işgallere, marjinalleşmeye karşı verdiği koloniyalizm karşıtı savaşımlara dair haberleri dağıttığı gibi, milliyetçilik karşıtı ve bölgesel ayrımcılık karşıtı mücadelelere ilişkin haberlere de yer verir; çünkü emekçilerin ülkesi yoktur, tüm bir dünya onlarındır....

A-Infos kapitalist sınıf ve onun toplumsal sistemine karşı çeşitli toplumsal mücadeleler veren devrimci anti-kapitalist aktivist hareketlerinin (yapılabildiğince) hizmetinde olan uzmanlaşmış bir basın ajansıdır.

A-Infos "bizim" sempati duyduğumuz herşeyi dağıttığımız serbest "liberal" bir hizmet değildir --bir Indymedia değildir. Her şeyden önce mücadele içinde olan anarşist kolektifler (ve diğer anti-otoriter devrimciler) hakkında olan, ve onlardan gelen bilgilerin serbest dağıtımının bir aracıdır.

A-Infos çalışanları olarak, toplumsal anarşist kümesi içinde kimin "gerçek" anarşist olduğuna, kimin olmadığına karar vermesi gerekenler olduğumuzu düşünmüyoruz. Ama kaynakların kısıtlılığı ortadayken, katkılar ve katkıda bulunanlar arasında en iyi olduğunu düşündüklerimizi dağıtmak için (bağımsız bir şekilde) seçme hakkına ve sorumluluğuna sahibiz. A-Infos kolektifi ile ortaklık özgürlüğü, çalışanları seçtiği takdirde ortak olmama özgürlüğünden başka hiçbir araca dayanmamaktadır.

A-Infos'un dünya anarşist hareketinde üstleneceği bir rol vardır. Bilgi kuvvettir. A-Infos bir uluslararası hareket anlayışının inşa edilmesine yardım eder. A-Infos belli ölçülerde hareketin sahip olduğu az sayıdaki örgütlenme araçlarından birisidir. Ama bu rolü devam ettirebilmesi için, herkese açık bir bilgi sağlayışı olmamalı ve hareketin hizmetinde olan bir araç olmaya devam etmelidir.

A-Infos sadece bir içsel hareket aracı değildir. Aynı zamanda Anarşist FAQ'a (Sıkça Sorulan Sorular) benzer bir şekilde, A-Infos hareketi daha geniş bir dinleyici kitlesine ve yeni bir nesle sunmanın; ve onları hareketin uluslararası yön(elim)lerinden haberdar etmenin bir aracıdır.

A-Infos herhangi "toplumsal" bir hareketin borazanı olmayan, otonom bir anarşist basın ajansıdır. Kendinden tahvilli (ve hatta gerçek olan) anarşistler A-Infos'a katılsalar dahi, bu onların katkılarının A-Infos tarafından dağıtılacağının bir garantisi değildir. Bizim kendimizin bazı belirli hareketlere sempati duyması bile, onların yazılarının postalanacağının garantisini sağlamaz.

Yani A-Infos çalışanlarının otoriter olmayan aktivist topluluğu ile paylaşmak isteği --asıl olarak anti-otoriter devrimci kolektiflerden gelen postalardan sağlanan; ve hem aktivistlerin, hem de günlük yaşamları içindeki sıradan insanların toplumsal mücadelelerine dair doğrudan eylemleri hakkındaki raporlardan sağlanan-- haber ve analizleri dağıtır.

Sağladığımız hizmetten memnun olmayanlar başka hizmetleri kullanabilirler veya kendilerininkini oluşturabilirler.

A-Infos hem bir örgütlenme ve propaganda aracıdır, hem de hareketin haber aracıdır --ve sadece "anarşistlerce sağlanan, anarşistler hakkında ve onların çıkarına olan haberler" değildir.

Search ainfos with Google.com

we will 
pull through!


Son Haber Başlıkları:

(tr) Ästanbul AnarÅi Änisiyatifiânden 1 MayÄsâa ÃaÄrÄsÄ
a-infos-tr@ainfos.ca
Fri Apr 18 11:04:53 GMT 2014

ÄLK TAÅI EN HAYALPERESTÄNÄZ ATSIN

Birlik beraberlik, dostluk kardeÅlik, yolluk yoldaÅlÄk. vs. vs. vs. âââââââââââ

Onu bunu bÄrakÄn da ââDÃz ayak Ãivit badanalÄ bir kent nasÄl kurulur abilerââ *

TarlabaÅÄnda merdiven altÄ bir atÃlyede zehir Ãekip kahÄr Ãfleyen soluklarda, zonguldakta yerin yetmiÅ kat dibinde kararmÄÅ yÃzlerde, ÄÅÄl ÄÅÄl vitrinlerin ardÄnda bir bankoya sÄkÄÅmÄÅ ayaklarÄn huzursuzluÄunda, babalarÄn tokadÄndan gÃl bahÃesine dÃnmÃÅ yÃzlerde, kocalarÄn sevgisini taÅÄyan morarmÄÅ sÄrtlarda, aÄabeylerin kanattÄÄÄ incecik erkek kaÅlarÄnda, hocalarÄn bilgiye koyduklarÄ ipotekte gizlidir mavi Ãivit badanalÄ birer kent. Kendine mÃnhasÄr, kendine yeter, kendine mavi her kent.

Oysa bÃyÃktÃr Ãfkeler. Kendisinden daha fazla, kendisinden daha mavi, kendisinden daha yÄkÄcÄ.

Elleri taÅ, yÃreÄi nasÄrlÄ, vicdanÄ kÃr, allahÄ belalÄ bir devdir her iktidar. Yerin altÄnda gizli isyanlardan korkar. KulaklarÄnÄ kapÄlara, gÃzlerini odalara dikmiÅ izler her daim. Bilir ÃÃnkà isyanÄn her vakit bir varolma hali taÅÄdÄÄÄnÄ. Bir volkan gibi dipten dibe kaynadÄÄÄnÄ. Onun iÃin saldÄrÄr iÅÃinin emeÄine, kÃylÃnÃn deresine, yoksulun mahallesine. Onun iÃin Alexisi on altÄsÄnda, Berkini on dÃrdÃnde alÄr bizden.

Ama biz biliriz, bisikletsiz bir ÃocuÄun hayata kÄrgÄnlÄÄÄnda gizlidir Ãivit badanalÄ o kent. SokaklarÄnda arabalarÄn gezinmediÄi ve bÃtÃn yollarÄn bisikletlere amade olduÄu koca bir kent.

Åimdi bÃtÃn bu yÃrÃyÃÅler, sokaklarÄ birbirine duvarlarla baÄlanmayan o kentlere doÄrudur. 1 MayÄsta da bunun iÃindir atÄlacak her adÄm. Rengi farklÄ olana karÅÄ birleÅilen beraberliÄe, dili farklÄ olana karÅÄ sarÄlÄnan kardeÅliÄe, yolu baÅka olana karÅÄ silah edinilen yoldaÅlÄÄa karÅÄdÄr attÄÄÄmÄz her adÄm.

Devletin korktuÄu her Ãfke bizimdir, yÄlÄn 364 gÃnà olduÄu gibi 1 MayÄstada. Evinden atÄlmÄÅ her mÃlksÃz kadar yÄkÄcÄdÄr Ãfkemiz. KÄrmÄzÄ bir aÄaà dÃÅleyen her Ãocuk kadar hayalperesttir isyanÄmÄz. EmeÄinin peÅi sÄra koÅturan her iÅÃi kadar iÅgalcidir adÄmlarÄmÄz. Gri duvarlarÄn iÃinde bir masa baÅÄna hapsolmuÅ her genà kadar apansÄzdÄr haykÄrÄÅlarÄmÄz.

Mavi Ãivit badanalÄ bir yeryÃzÃne ulaÅana dek tÃm mÃlksÃzlÃÄÃmÃzle sokaklardayÄz bu 1 MayÄsta da. Sokaklara vurulan her maviyle birlikte sendeleyen iktidarlara karÅÄ ÃzgÃr varoluÅlar ve bir tahakkÃm unsuru olmayan her rengin kendini var ettiÄi koca bir Åenlik alanÄna dÃnÃÅtÃrmek iÃin sokaklarÄ, isyanÄn binbir coÄrafyalÄ dilindeyiz.

Älk taÅÄ en hayalperestiniz atsÄn.

*Ece Ayhan, Mor KÃlhani.

ÄSTANBUL ANARÅÄ ÄNÄSÄYATÄFÄ


________________________________________
...



(tr) Ege Anarşi İnisiyatifi'nden 1 Mayıs çağrısı
a-infos-tr@ainfos.ca
Mon Apr 14 09:29:18 GMT 2014

Anarşistler yaşamı örgütler ve insan – insan, insan – doğa arasındaki otoriteyi örgütleyen her şeyin karşınsa mücadelesini konumlandırır.

Anarşi örgütlü bir duruş, kokuşmuş sistemin karşısında bir başkaldırıdır !

Otorite bu kadar sert ve sistemli şiddetiyle ezileni daha çok ezmeye koşullanmışken zaman artık kısır tartışmaları bırakıp otoritenin yüzünde sert bir yumruk olma zamanıdır.

Kişisel egolar, insan yutup kan kusan bu sistemin karşısında sönümlenmeye ve bertaraf olmaya mahkumdur !

Haymarketten bu güne yanan bu isyan ateşini körüklemek ve kolektif bir yaşamı eyleyip ,örmek için, 1 Mayıs’ta sokakları inletmek için buluşalım !

Yeryüzünden tahakkümü tümüyle yok edene kadar savaşımız sürecektir !

Tüm Anarşist – Antiotoriterleri 1 Mayıs’ta birleşmeye, yıkmaya ve yaratmaya davet ediyoruz !

Anarşi örgütlenmektir !
Yaşasın Anarşi
Yaşasın Dayanışma !

Ege Anarşi İnisiyatifi
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
...



(tr) 15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü Hazırlık Toplantısı
a-infos-tr@ainfos.ca
Mon Apr 14 09:28:05 GMT 2014

HATIRLATIYOR, HAZIRLANIYORUZ!
TOPLANTI: 16 NİSAN 18.OO
YER: VİCDANİ RET DERNEĞİ


________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr
...



(tr) IWW'nun, Greif-Sanjut Fabrikasındaki İşçilerle Dayanışma Mesajı
a-infos-tr@ainfos.ca
Sun Apr 13 16:54:58 GMT 2014


IWW’nun Greif-Sanjut Fabrikasındaki İşçilerle Dayanışma Mesajı, Istanbul, Türkiye

Dünya Endüstri İşçileri (IWW) Uluslararası Dayanışma Komisyonu (ISC) olarak Amerika menşeli Greif-Sanjut fabrikasını 10 Şubatta işgal eden işçilerle dayanışma içinde olduğumuzu ve 10 Nisan sabahının ilk ışıklarında gerçekleşen jandarma destekli polis baskınını kınadığımızı Türkiye kamuoyuna duyururuz. Yüzlerce polisin saldırısı sonucunda birçok işçi yaralanmış ve gözaltına alınmıştır. Kızıl Bayrak dergisi muhabiri Mehmet Ali Karabulut da yaralanan ve gözaltına alınanlardan biridir.

Greif çuval fabrikası, aralarında DİSK üyesi de olan 500 işçi tarafından işgal edildi. Greif işçileri çeşitli sorunla mücadele etmekteler. Bu sorunlar arasında en yakıcı olanları, ücretlerin açlık sınırının altında olması, patrona çalışan 44 taşeron şirketi ve iş kazaları sayılabilir. Taşeron ve kadrolu işçiler, patron tarafının toplu sözleşme görüşmelerinde taleplerini kabul etmemesi üzerine fabrikayı işgal etme kararı verdiler.
Greif işçileri işgal süreci boyunca doğrudan demokrasiyi inşa etti. Fabrikada 14 bölüm komitesi kurdular. Bütün kararlar bölüm komitelerde tartışılıyor ve işçiler sorunlarını, gündem maddelerini karara bağlıyorlardı. Bölüm komitelerinde alınan kararlar aynı zamanda genel mecliste de tartışılıyordu. Kadın ve erkek işçiler, çeşitli videolarda ve röportajlarda belirttikleri üzere kendilerine olan güvenlerini işgal sırasında kazandılar.
Direnişin bu olumlu niteliklerine rağmen, DİSK üyesi işgalci Greif işçilerinin DİSK’in bürokratik yapılarından hiçbir destek görememesi utanç vericidir. DİSK’in eylem anlayışı yasal çerçeveye ve patronlarla görüşme esasıyla sınırlıdır. DİSK, işçilerin militan doğrudan eylemine sırtını dönmüştür. DİSK bürokratlarının ve sözde uzmanların çok iyi bildiği üzere fabrikalarda işçi kontrolü ve işçi öz-yönetimi sendika ağalarına karşı gerçek bir tehlikedir. Bu sebeple DİSK Tekstil İşçileri Sendikası Örgütlenme ve Uluslararası İlişkiler Daire Müdürü Eren Korkmaz işgalci Greif işçilerini maceracı olmakla suçlayabilmiştir.

1905 yılında kurulduğundan beri Dünya Endüstri İşçileri Sendikası, çalışan insanlarla işverenler arasındaki mücadelenin, işçi sınıfı üretim araçlarına sahip olana, ücretli emek ortadan kalkana kadar sürmesi gerektiğini savunur.. Dünya Sanayi İşçileri Sendikası olarak direnen Greif işçilerinin mücadelesini selamlıyoruz!

Dünya Endüstri İşçileri
Uluslararası Dayanışma Komisyonu

PO Box: 180195 Şikago, IL 60618 USA
...



(tr) Antimilitarizme Göz Kırpan Şarkılar
a-infos-tr@ainfos.ca
Wed Apr 09 08:46:56 GMT 2014

13 Nisan Pazar günü Cezayir’de (Galatasaray Lisesi arkası) yapılacak tam günlük etkinlik “Vicdani Red, Mecburi Askerlik, Askeri Yargı, TCK 318 ve Militarizm/Antimilitarizm üzerine Bilmek/sormak İstediğiniz Her Şey” (programı en altta) dahilinde bir de parantezimiz var.

Naim Dilmener’in konsepti “ANTİMİLTARİZMe GÖZ KIRPAN ŞARKILAR”
13 NİSAN PAZAR – CEZAYİR/GALATASARAY

KONSEPT
Naim Dilmener

1945 – Sezen Aksu
Açıl Susam açıl – Şenay Yüzbaşıoğlu
Ağladım Anne – Selda Bağcan
Aşk Var – Bülent Ortaçgil
Beni Bul Anne – Ahmet Kaya
Benim Sana Verecek Oğlum Yok Paşa – Aygül Erce
Bu Çocuk Ölecek – Melike Demirağ
Cumartesi Anneleri – Bandista
Darbe – Mor ve Ötesi
Dikim Herim Eskeriya – Koma Denge Azadi
Gerçek Nerde – Şenay Yüzbaşıoğlu
Harp ve Sulh – Nükhet Duru
Hiç Bir Yerin Şarkısı – Bandista
Hiroşima – Melike Demirağ
İnsanız Biz – Grup Sextet
Kent Yaşamı – Şenay Yüzbaşıoğlu
Memet – Timur Selçuk
Savaşa Hayır – Alpay
Savaşa Hiç Gerek Yok – Mor ve Ötesi
Sessiz Bir Yer – Şenay Yüzbaşıoğlu
Zeyneb’in Barış Dersi – Melike Demirağ

metin: Ersin Salman – grafik: Bülent Erkmen

VİCDANİ RED
MECBURİ ASKERLİK
ASKERİ YARGI
TCK 318

ve

MİLİTARİZM/ANTİMİLİTARİZM
BİLMEK SORMAK İSTEDİĞİNİZ
HER ŞEY

ADRES
CEZAYİR
Firuzağa Mh., Hayriye Cd No:16, Beyoğlu (Galatasaray Lisesi arkası)

İLETİŞİM
Gülsüm Ekinci – 0535 938 96 39 / gulsumekinci@gmail.com
Mehmet Ali Başaran – 0542 785 20 02 / m.ali.b@hotmail.com
Mehmet Atak – 0212 225 54 41 / atak1mehmet@gmail.com

...


(tr) Er Sevag Balıkçı'nın annesi: Oğlumun öldürülmesi kaza değil, gözdağıydı
a-infos-tr@ainfos.ca
Tue Apr 08 18:56:47 GMT 2014

Askeri YargÄtay SavcÄlÄÄÄânÄn âÃlÃmÃnde kasÄt olmadÄÄÄâ yÃnÃnde gÃrÃÅ bildirdiÄi er Sevag BalÄkÃÄânÄn annesi âBen mahkemede âBizi baÅka Ãlkeye muhtaà etmeyinâ demiÅtim. Ama herhalde edecekler. Åahsen utanÄyorumâ dedi.

Haber: ÄSMAÄL SAYMAZ â ismail.saymaz@radikal.com.tr
ÄSTANBUL â ElazÄÄ GÃmÃÅÃrgà Jandarma Karakoluânda gÃrev yaparken Er Sevag Åahin BalÄkÃÄâyÄ tÃfekle ateÅ ederek ÃldÃren Er KÄvanà AÄaoÄlu hakkÄnda, âtaksirle ÃldÃrmeâ suÃundan verilen dÃrt yÄl iki aylÄk cezanÄn onanmasÄnÄ istedi. Askeri SavcÄ Kemal Bal, sanÄÄÄn âdÄÅ aleme yansÄyan davranÄÅlarÄndanâ kasÄtlÄ hareket etmediÄi sonucuna vardÄ. SanÄk AÄaoÄluânun askeri kurul ve talimatlara aykÄrÄ Åekilde silahÄnÄn emniyetini aÃÄk tutmasÄ, doldur boÅalt yapmasÄ ve Er BalÄkÃÄâya doÄrultmasÄ ise kasÄt sayÄlmadÄ.

BU BÄR GÃZDAÄIYDI

Er BalÄkÃÄânÄn annesi Ani BalÄkÃÄ Radikalâe yaptÄÄÄ aÃÄklamada ÅunlarÄ sÃyledi: âBu bir kaza deÄil, gÃzdaÄÄydÄ. OÄlum 24 Nisanâda ÃldÃrÃldÃ. Bu yorumu asla kabul etmiyoruz. Ben mahkemede âBizi baÅka Ãlkeye muhtaà etmeyinâ demiÅtim. Ama herhalde edecekler. Åahsen utanÄyorum.â

ASKERLÄÄÄNÄN BÄTMESÄNE BÄR AY KALMIÅTI

ElazÄÄ GÃmÃÅÃrgà Jandarma Karakoluânda gÃrev yapan Er Sevak Åahin BalÄkÃÄ, askerliÄinin bitimine bir ay kala, 24 Nisan 2011âde karakolun Ãevresindeki tel Ãrgà ÃalÄÅmasÄna dahil edilmiÅti. ÃalÄÅma sÄrasÄnda gÃvenlikÃi olarak gÃrev yapan Er KÄvanà AÄaoÄlu, tÃm askeri talimatlarÄ ihlal ederek, emniyetini aÃtÄÄÄ silahÄ dolduruÅa almÄÅ ve BalÄkÃÄâya tutarak ateÅ etmiÅti. DiyarbakÄr 2. Hava Kuvvet KomutanlÄÄÄ Askeri Mahkemesiânde geÃen yÄl biten davada; sanÄk AÄaoÄlu âbilinÃli taksirle adam ÃldÃrmekâ suÃundan 4 yÄl 5 ay 10 gÃn, Astsubay Sadrettin ErsÃz ise âihmal suretiyle gÃrevi kÃtÃye kullanmakâ suÃundan beÅ ay hapise ÃarptÄrÄlmÄÅtÄ.

radikal.com.tr

**

Askeri BaÅsavcÄlÄk: Er Sevag BalÄkÃÄ kasÄtlÄ ÃldÃrÃlmedi

08/04/2014 10:54
Askeri YargÄtay BaÅsavcÄlÄÄÄ, er Sevag BalÄkÃÄânÄn ÃldÃrÃlmesi eyleminin kasÄtlÄ yapÄldÄÄÄna dair yeterli ve ikna edici delil bulunmadÄÄÄnÄ bildirdi.
...



(tr) Kadıköy'de yeni bir işgalevi: BAY SAMSA
a-infos-tr@ainfos.ca
Mon Apr 07 10:32:50 GMT 2014


Evi’nden sonra Söğütlüçeşme, Eski Salı Pazarı kenarında bulunan boş bir bina işgal edildi: Bay Samsa İşgal Evi.

Semtte neredeyse 20 senedir boş duran, zaman zaman sokakta yaşayan insanlara bir çatı olan ve söylenene göre içinde çıkan yangın sonrası giriş ve çıkışları kapatılan bu binayı işgalci arkadaşlar ip ile tırmanarak işgal etmişler. Bir sonraki adımda ise ip ve tahta basamaklar ile yaptıkları bir merdiven ile bugünlük binaya giriş ve çıkışları gerçekleştirmişler.

Bu arada işgalci arkadaşlar yaklaşık 10 kişiden oluşuyor. Binanın içine girme işlemini tamamladıktan sonra işgalci arkadaşlar, binanın dış cephesinin bazı bölümlerini boyadıktan ve böcek figürlerini çizdikten sonra afişlerini asarak bugünlük (31.3.14) işgal çalışmalarını tamamlamışlar. İşgalci arkadaşlar ile yaptığım keyifli sohbette kendilerini şu şekilde ifade ettiler,

* Hiçbir ideolojide birleşmeden hatta ideolojileri bir kenara bırakarak, reddet – işgal et – yeniden inşa et fikrini benimsiyoruz. Bay Samsa İşgal Evi ne herkes girebilir, herkes çıkabilir. Üye olan giremez. Bay Samsa İşgal Evi hiçbir ülkenin sınırları içinde değildir. Dileyen, gelip aramıza katılabilir ve canı nasıl istiyor ise öyle davranabilir. Hoşgörü ve ortaklaşa çalışma ürünü bir birliktelik ile yıllardır boş olan bu binayı Bay Samsa İşgal Evi olarak tekrar hayata döndürmek şuan ki amacımız .*

İşgalci arkadaşlar yarın ( 1.4.14 Salı – 1 Nisan 2014 Salı ) saat 12:00 gibi temizlik çalışmaları için tekrar işgal evine geri döneceklerini ve her türlü katılım ve yardıma açık olduklarını söylediler.

* Bu yazı facebook’ta kişisel bir hesaptan alınmıştır.

Kaynak: Sosyal Savaş
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
...



(tr) İstanbul: Seçim sabahı sokağa ve mücadeleye çağrı
a-infos-tr@ainfos.ca
Sun Mar 30 09:46:48 GMT 2014

İSTANBUL’DA SEÇİM SABAHI SOKAĞA VE MÜCADELEYE ÇAĞRI

Seçim sabahı da seçim karşıtı propagandaya ara vermedik ve İstanbul’un iki yakasında birer pankartla sokak ve mücadele çağrımızı yaptık. Anadolu Yakası’nda Kadıköy’de oy kullanılan bir okulun girişine ve Avrupa Yakası’nda Beşiktaş’ın meydanına “Sandıklar İktidar, Sokaklar Özgürlük Kavgasınındır” yazılı pankartlarımızı asarak sandıktan özgürlük çıkmayacağını bir kere daha bağırdık.

Milli iradeye, sağlam iradeye ve sandık ve onun demokrasisiyle tanımlanan her türlü iradeye karşı özgür bireysel irade diyoruz. O özgür bireysel iradelerin kolektifleştiği ve gönüllü toplumsal iş birliğini oluşturduğu yerde yeni bir yaşam başlayacak.

YAŞASIN DEVRİM YAŞASIN ANARŞİ


İSTANBUL ANARŞİ İNİSİYATİFİ

________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
...



(tr) Sandıklar iktidar, sokaklar özgürlük kavgasınındır!
a-infos-tr@ainfos.ca
Mon Mar 24 23:44:46 GMT 2014

“Sandıklar iktidar, sokaklar özgürlük kavgasınındır!”
Zalim bir kraldan kurtulmanın tek yolunu, yeni krallar yaratmakta arayan çaresiz bir halkı meydana getiren insanlara çevirmeye çalışıyorlar hepimizi. Üstelik bu halk, zalimlerin saraylarını başlarına geçirebilecek ateşleri yakmayı yeniden hatırladıktan sonra. Şimdi o ateşe uzanmış sırıtıyorlar yüzümüze bakarak. Kaybedilen canlar, feda edilen gözler, özlenen evlatlar, kardeşler, sevgililer ve daha nice biçimlerde bedeller ödenerek yakılan o ateşi söndürme telaşında, yeni kral adaylarının her biri. Çünkü iktidar ateşi sevmez. Çünkü ateş ezilenlerin adaletidir.

Bu ateşin ilk kıvılcımlandığı andan itibaren o ateşe körükle giden hükümetteki iktidar da, o ateşi sahiplenirmiş gibi yapan ve sokağın adaletinden hep çekinmiş olan iktidarlar da aslında aynı amaçla yaklaştılar bu ateşe. Bu ateş “söndüğünde” her biri mutlak bir iktidarın sahibi olarak hayal ettiler kendilerini. Bizim ise baştan beri umudumuzun ve varlığımızın ateşini yükselten tek şey, o ateşin yandığı sokakta hiçbir iktidarın olmayışıydı. Hükümette ya da muhalefette, evde ya da sokakta nerede olursa olsun bir iktidar daha fazla neyden korkabilir ki? Sokakta iktidarı ortadan kaldırmaya çalışanlardan yeni iktidarlar yaratmalarını istiyorlar şimdi. Kendi elleriyle ateşlerini suya tutmalarını istiyorlar. Bütün bedenlerinin dikişlerini yırtarcasına bağırıyorlar: “Oy kullanın”. Farklı kesimlerden türlü biçimlerde dile getirilen bu cümleye sahip çıkılmasının ve peşinden yürünmesinin bir tek anlamı olabilir: Sokaktan yani geçtiğimiz Haziran’dan bu yana şahit olduğumuz şekilde; bulunmaktan en fazla mutluluk duyduğumuz yerden ve onun varlık biçiminden umudu kesmek.

İşte seçim meselesi tam da böyle bir “seçimin” meselesidir. Rengârenk duvarları, ateşlerle aydınlattığımız sokakları, tanımadığımız omuzlara yaslanarak güç bulduğumuz varlık hâllerini tarihte tebessüm ve özlemle hatırladığımız bir dönem olarak bir rafa kaldırmak ya da gri duvarları gökkuşağının renklerine boyamaya, katillerin düzeninin karşısında sokağın adaletini var eden ateşleri yakmaya, direnişin yarattığı dillerde hiç tanımadığımız insanlarla yeniden tahakkümsüz bir hayatı kurmanın yollarını aramaya devam etmek. İŞTE BÜTÜN MESELE BU. Bu meselenin çözümünde aklımıza gelen bir sorunun “klavuzluk” edeceğine inanmaktayız. O soru da en yalın hâliyle şudur: Milyonların sokaklara döküldüğü o isyan günlerini özlemeyen var mı? “Var” diyen şüphesiz ki bir iktidardır ve sızdığı alanlardan çabucak def edilmelidir.

Oy kullanma meselesi temelde yoğun olarak anarşistlerin karşı durduğu bir mesele olmuştur hep. Mülkiyetten ve hiyerarşiden yani tahakkümden ve devletten uzak bir hayatı ve onu var edecek toplumsal işbirliğini yaratabilecek olan bireysel iradelerimizi, o iradelerin tabutu olan sandıklar aracılığıyla hapsetmek, en azından bu yazının imzasını atan anarşistler için özgürlüğün ve özgünlüğün reddidir. Ancak geçtiğimiz Haziran’la birlikte yaşanan toplumsal dönüşüm süreci, bu reddiyenin bu süreci ören her birey için korunması gerekliliğini taşımaktadır bizim için. Gezi Parkı’nda geçirilen günlerde ve sonrasında örgütlenen park forumları ve mahalle meclisleri deneyimlerinde hayata geçen pratikler Anarşist düşüncenin doğal olarak yaşamda karşılık bulmasıydı çünkü. Parklar ve mahalleler düzeyindeki örgütlenmelerde temel alınan, örgütlü ya da örgütsüz sol sosyalistler tarafından da dile getirilen; yatay örgütlenme, mutlak bir temsiliyetten uzak bir örgütlenme ve anti – hiyerarşik var oluş gibi argümanlar anarşizmin argümanlarıdır. Bu vakte kadar inanan ya da inanmayan herkesin sarıldığı bu varoluş biçimleri çöpe atılmaya çalışılıyor şimdi. İnanmadan bunlara sarılmış ve çaresizlikten kendiyle çelişe çelişe bu halleri savunmuş olanlara diyecek bir şey yok. Onlar kendilerince bir süreci örerlerken bu argümanlar kitlelere yaklaşmak, iktidar mefhumuna baş kaldırmış kalabalıklarla bir olmak için onlara lazımdı. Buraya kadar tamam… Ancak bu varoluş halleriyle yaşam alanlarını örgütleme çabasına girişen ve Gezi direnişinin sadece AKP karşıtı bir isyan olmasının ötesinde, temelde iktidar karşıtı bir isyan olduğunun kanıtını kendi örgütlenme arayışlarıyla ortaya koyan bireylerin, burada durup düşünmeleri gerekmektedir bizce. En küçük yaşam alanlarında iktidarın def edilmesine yönelik adımlar atarken, bu yaşam alanlarının büyüdüğü noktalarda bir iktidar arayışı içinde olmak, ihtiyacı duyulan yaşamın önünü tıkayacaktır. Çünkü her iktidar gibi peşinde sürüklenecekleri iktidarlar da o bireylerin el birliğiyle ördükleri yaşam pratiklerine tecavüz edeceklerdir “vakti geldiğinde”.

Yukarıda sözünü ettiğimiz argümanların Anarşizmin argümanları olması bizde bir övünç kaynağı yaratmamaktadır. Dile getiriliş sebebi de bu değildir. Ancak anarşistlerin “öncülük” etmediği bir isyanın, iktidar mefhumuna karşı oluşu ve peşi sıra gelen örgütlenme arayışlarının da bu minvalde seyretmesi, umudumuzu pekiştirmekle birlikte bizi, yaşamın iktidarlardan arınma ihtiyacında olduğuyla en net biçimde karşı karşıya getirmektedir. İşte bu noktada anarşistlerin de belki de tarihte olmadığı kadar sandıkların karşısında olmaları elzemdir. Yaşamın iktidarsızlaşma arayışlarının karşısına yeni iktidarlar yaratma çabası çıktığında anarşistlerin safı bellidir çünkü. Ancak bununla birlikte yukarıda da söylediğimiz gibi bu gün bu saf sadece anarşistlerin safı değildir. Felsefi olarak anarşizmi tam anlamıyla benimsemeyen ya da bilgi düzeyinde bu felsefeden haberdar olmayan ancak iktidarsızlaşma hamleleriyle hayatı yeniden örgütleme çabasında olan her birey için sandıklar iradelerinin tabutudur.

KLASİK BİR SORU
Seçim meselesinde sıkça rastladığımız sorulardan biriyle bu sıralarda da yüz yüze geliyoruz: “Oy kullanmayıp ne yapacağız?”. Cevabı çok basit: “İsyan.”. Üstelik bunun için çok büyük bir ilhamımız var. Bu dönemde bu sorunun cevabını da kendiliğinden örgütlenen isyanın taşıyıcısı olan ve bütün iktidarların aslında korkuyla izledikleri halk vermiştir. Daha somut konuşmak gerekirse; hiçbir siyasi yapı ya da toplumsal hareket tarafından öncülüğü yapılmayan Gezi direnişinde bireysel inisiyatif ve iradelerin oluşturduğu toplumsal ayaklanma ve örneğini çeşitli şekillerde gördüğümüz toplumsal iş birliği bize hiçbir iktidarın, kendini nasıl tanımlarsa tanımlasın hiçbir devlet aygıtının veremeyeceği bir farkındalık, arzu ve mutluluk verdi. Gerek sokağa bu manada ilk kez çıkanlar, gerek sokaktan bu manada hiç ayrılmayanlar; hepimiz tonla şey öğrendik. İşte oy kullanmayıp da yapacak olduğumuz şey de o öğrendiklerimizi unutmamaya çabalayarak ve yeniden hayata geçebilmesi için Haziran’dan bu yana örgütlediğimiz iktidarsızlaşmayı büyütmek olmalıdır. Kimse bizim adımıza konuşmasın, kimse bizi iplerinden tutulan kuklalara çevirmesin, kimse bizi yok saymasın diye iktidarsızlaşma arayışlarımıza ve çabalarımıza devam etmeliyiz. Bu gün bu arayışın karşısındaki en büyük engel seçim sandıklarıdır. Sandıkları önümüze koyanlar, isyanımızın rengini kendi lehlerinde belirlemeye çalışanlardır. Ve iktidarda oldukları sürece de gerçekleştirilecek herhangi bir isyana karşı her iktidar gibi karşılık vereceklerdir. Türlü yalanlar, yanılsamalar vs. ile birlikte bir özgürlük yanılgısına sürüklenip; evlere kapanan, televizyonların başında nutuk dinleyen, istenmeyen soruları sormayan varlıklara kendiliğinden dönüşmemizi sağlamaya çabalayacaklardır. Sandıkların reddi özgürlüğün -hele de bu gün- temel koşuludur bize göre. Gücümüzü görmüşken ve tüm iktidarların gözlerinin ferini söndürebilecek ateşleri şehir şehir taşıdıktan sonra, sandıklardan özgürlük çıkacağını beklemek her şeyden önce kendimize ve özgürlük algımıza haksızlıktır.

KLASİK BİR GÖRÜŞ: ATMADIĞIMIZ OYLAR AKP’YE YARAR
Bu söylem, temsili demokratik sistem ve devlet himayesindeki toplumsal yaşamı örgütleyenlerin söylemidir. Eğer bu ikisini savunuyor olsaydık, Gezi direnişinde sokakları doldurmak yerine sessizce evimizde oturup seçim gününü beklerdik. İlk aklımıza gelen taş atmak değil, oy atmak olurdu. Bu söylemi yayanlar Ali İsmail’in, Berkin’in ve diğer kardeşlerimizin katillerine taş atarken bizleri provakatör ilan edip, gelecekte kurdukları iktidar düşlerine uygun halk yaratma kaygısı taşıyanların söylemidir. Atıp atmayacağımız oyların neye yarayıp yaramayacağından çok atacağımız taşların neye yarayacağına bakmalı. Atılmayan her oyun hesabını yapmak özgürlük kavgası verenlerin ve vermiş olanların işi değildir. “AKP gitsin de ne olursa olsun” algısını toplum geneline yayarak oy hesabı yapanların tek derdi iktidar kavgasından galip çıkmaktır. İktidar kavgası iktidarların işine yarar. Halkın, yoksulların, mülksüzlerin işine yarayacak olan ise kavgalarına feda etmek için kendilerine yanaşanları kovalamaktır. “Birini seçmek değil, birini göndermektir buradaki asıl mesele…” gibi söylemler de birini göndermenin tek yolu olarak sandığı ve temsiliyeti gösterenlerin, iradelerin teslimiyeti için gerçekleştirdikleri meşrulaştırma çabalarıdır. Halkın isyanının karşısında, o isyanı kendi çıkarına örgütleyen iktidarların kılıfından başka bir şey değildir. Bu kılıfı yayanların her birinin birebirde bir iktidar olmaları şart değildir. Ancak iktidarlara kanılarak hayata geçirilen her eylem, dile getirilen her cümle iktidarların varlığına hizmet eder.

NEREDEN NEREYE
Gezi direnişi bir özgürlük kavgasıydı. Seçim ise iktidar kavgasıdır. Özgürlük kavgasının ateşini taşıyanları sandıklara çağırmak özgürlük kavgasının iktidar kavgasına feda edilmesi demektir. Ancak biz istemezsek hiçbir kavgamızı iktidarların kavgasına feda etmeyiz. Bize düşen o özgürlük kavgasının ateşini hiç yanmadığı yerlere taşımak ve bu ateşi büyütmektir. Bu ateşi taşımak ve büyütmek yerine, özgürlüğü sandıkta arayarak iradelerimizi teslim etmek hem kendi kavgamızı sönümlendirmek, hem de o ateşin hiç yanmadığı yerlere sırt dönmek olur. Her iktidar için toplumsal ayrışma, gündelik hayatta var olan hiyerarşik ilişkiler ve bunların yarattığı çatışmalar gereklidir. İktidar bunlardan beslenir. Bu sebeple Gezi direnişinde adı hiç anılmayan yaşam alanları da, isyanlardan oy çıkarma telaşındaki iktidarlar tarafından “kazanma ihtimali” taşımayan alanlar olarak gözlerinin ardındadır ve herhangi bir iktidar değişiminde o yaşam alanları başka bir toplumsal ayrışmanın kanalları olacaktır. Bu ayrışmaların reddi biçiminde hayata geçen Gezi’nin gelmesi gereken nokta bu ayrışmanın kanallarında da kendini var ederek tüm toplumsal hiyerarşik ilişkilere saldırmak ve yeni iktidarlar yaratılmasının önüne geçmek olmalıdır. İktidarların aksine bizler için her yaşam alanı önemlidir ve o yaşam alanlarının sahiplerinin özgürlükleri ve isyanla tanışmaları da kendi özgürlüğümüz kadar elzemdir. Bu ayrışmaların ortadan kalktığı isyan günlerinin aksine yeni ayrışmaları yaratacak her iktidarın seçimi ya da var olan ayrışmaları örgütlemeye devam edecek mevcut iktidarın varlığını sürdürmesi, bizi başladığımız yerden çok gerilere götürecektir. Bir zaman sonra geriye dönüp “nereden nereye” diyerek hayıflanmamak ve pişman olmamak adına, sandıklardan uzak durarak özgürlüğün hayata geçirilmesi için bütün sokakları yeniden birer yaşam ve direniş alanına çevirmeliyiz. Hiyerarşinin ve tahakkümün bulunmadığı biraradalıkları çoğaltmak ve üretime yönlendirmek durumundayız. Sandıklara koşmak yerine birer öz örgütlülük deneyimi olan fabrika işgallerine koşmalıyız. Öğrenci kimliğiyle kendisini sitemin eğitim kurumlarına ruhunu teslim edercesine bağlamayan öğrencilere ve onların özgürlük hareketlerine yaklaşmalıyız. Faşist tehdit ve devlet işgali altında bulunan mahallelere varmalıyız. İktidarın “kale” olarak gördüğü yaşam alanlarına, iktidarların kara propagandasıyla direnişe karşı diş bileyen insanların sokaklarına girmeliyiz. Toplumsal hiyerarşik ilişkilere saldıran hareketleri sahiplenmeliyiz. Erkeğin iktidarını sarsan feminist harekete, heteroseksizmin karşısına dikilen LGBTİ hareketine, insanın doğa üzerindeki tahakkümüne karşı koyan hayvan hakları ve özgürlükleri hareketine, ekoloji mücadelesine omuz vermek ve özgürlüğün hepimiz için en temel yaşam koşulu olduğu bilinciyle, her köşe başını tutan iktidarlara karşı durmalıyız. Şüphesiz ki bu sayılanlar arasında zor olanlar var. Ancak bu gün zor olmaları, özgürlük kavgasının sesi kesilerek iktidarın sürekliliği sağlandığı taktirde imkânsız olmalarından daha iyidir. Örneğin AKP’nin hükümetten ya da yerel yönetimlerden gitmiş olması, sokakta yerleşik olan AKP düşünce sistemini değiştirmez. Bu düşünce biçimini değiştirecek olan mücadelenin sürekliliği ve geniş alanlarda varlık göstermesidir.

Bizler çok büyük kalabalıklar hâlinde iktidarları sokaklardan kovaladık. Hem de çok yakın bir geçmişte ve bu gün de yer yer o kovalamaca devam etmekte. O kadar güçlüydük ki bir yandan hükümet hâlâ iftira atıyor, bir yandan koltuklarda gözü olanlar özgürlük kavgamızın ateşiyle o koltuklara koşmak istiyorlar. Ancak biz biliyoruz ki; onlar kendi aralarında ne kadar yer değiştirirlerse değiştirsinler özgünlüklerimizi yok sayıp bizleri tek tipleştirecek, özgürlük algımızı çizdikleri sınırlara hapsedecek, polisleriyle askerleriyle saldıracak, kentsel dönüşümlerle evlerimizi yıkacak, mahallelerimizi gasp edecek, emeğimizi patrona, gencecik ruhumuzu tecavüze, kadınlığımızı erkeğe, translığımızı heteroseksizme, hayvanlığımızı insana feda edecekler. Öyleyse bize düşenin sandıktan özgürlük beklemek olmadığı çok açık…

Bir Haziran sabahında uyandığımızda, üzerimize bir kasvet çökecek. On üç yaşında bir çocuk tecavüze uğramış olacak çünkü. On dokuz yaşında bir genç dövülerek öldürülmüş olacak çünkü. Bir gay ailesi tarafından, bir trans komşusu tarafından öldürülmüş olacak çünkü. Bir kadın ayrıldığı kocası tarafından sokak ortasında kurşunlanmış olacak çünkü. Bir Kürt öğrenci okulunun önünde bıçaklanmış olacak çünkü. Bir anne devletin öldürdüğü oğlunun ardından intihar edecek çünkü. Bir köpek sokakta “rahatsızlık” verdiği için zehirlenecek çünkü.
...



(tr) Ankara: Osman Evcan'la Dayanışma Eylemi
a-infos-tr@ainfos.ca
Mon Mar 24 23:25:59 GMT 2014

Osman Evcan’la Dayanışma Eylemi / Ankara Anarşi İnisiyatifi
“Yakın geçmişte yine bu coğrafya Kürt halk hareketinden 483 tutsak 67 gün diye devam edicek. Ve açlık grevinin 31.günü…
Gülü çiğdemi filan bırak
Sardunyayı karidesi filan bırak
Acıyı ve ölümleri bırak
Oy pusulalarını ve seçimleri bırak
Evet
Seçimleri özellikle bırak
Çünkü açlık çoğunluktadır…

Eski Kelt hikayeleri haksızlık yapan zenginin kapısının eşiğinde kendisini aç bırakan insanları anlatır.

İnsan merak eder,insan kendini neden aç bırakır? Haksızlık karşısında neden susmaz? Ölümün geleceğini bile bile neden isyan eder? Bu hikayeler sürüp giderken açlık bugün bile direnmenin bir şeklidir.

Bedenini ölüme yatırarak direnenler hep oldu. Bobby Sands ile simgeleşen bu duruş bugün hala devam etmekte.

2006 ve 2012 Mayıs’ında Atina ve İstanbul da Anarşist tutsaklar açlık grevleri ile iktidara direniş olmak için hapishanelerden seslerini yükselttiler. Kostas Sakkas Egenin karşı kıyısından isyan diye bağırırken Mehmet Tarhan ve İnan Süver bu coğrafyada direnişi büyüten isimler oldu.

Yakın geçmişte yine bu coğrafyada 483 tutsak 67 gün süresiz,dönüşümsüz açlık grevleri ile bedenlerini ölüme yatırdılar. Bugün ise vegan anarşist tutsak Osman Evcan 2.kez açlık grevinde. Yasadışı örgüt üyeliği suçlamasıyla müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Evcan daha once de vegan yemek talebiyle açlık grevi yapmıştı. 92 yılından beri tutsak olan Evcan, bulunduğu 3 kişilik hücreden zorla çıkarılarak tek kişilik hücreye konulmuştur. Hiçbiraçıklama yapılmadan kendisine uygulanan şiddeti protesto etmek için tekrar açlık grevine başlamıştır. Bugün ise açlık grevinin 29.günü.

Direniş ise bugün bizler için Berkin’in sapanında Ethem’in kalkanında ve Osman’ın açlık grevinde devam ediyor.

Biz anarşistler Osman Evcan’ın direnişini selamlıyor ve nerede bir barikat varsa iktidara olan öfkemizi orada kusacağımıza söz veriyoruz.

Dayanışmayla.

Yaşasın isyan, yaşasın devrim, yaşasın Anarşi!”

ANKARA ANARŞİ İNİSİYATİFİ

ÖNEMLİ BİR NOT: Ailesinden ve yakınlarından aldığımız bilgiye göre Osman Evcan açlık grevini 16. gününde sonlandırdı. Osman’ın yakını olan bir arkadaşımızın bize gönderdiği mesajdan bir bölüm paylaşıyoruz:

“Osman’nın bafra’daki odasına tecavüz edildiğinde başladığı açlık grevi konusunda konuşuyorduk asiye ile sürekli. kardeşinin bana verdiği bilgiye göre osman açlık grevini 16. gününde sonlandırdı. kardeşinin infaz hakimliğine ve diğer ilgili kurumlara müracaatında osman’ın koğuşundan zorla alınıp hücreye konmasından hakimliğe bilgi verilmediği ortaya çıkmış. yani bafra cezaevinin keyfi bir uygulamaya gittiğini öğrendiklerini aktardı. yeni atadıkları avukat aracılığı ile yapılan girişimle tecritin kaldırılıp osman’ın da koğuşa alındığı bilgisini verdi bana. yeni koğuşu A- 23 olmuş. kardeşi birçok kuruma osman’nın durumu ile ilgili şikayet ve bilgi içeren dilekçeler yollamış. ayrıca osman’ın eski koğuş arkadaşı sadık da osman’a destek amaçlı başlattığı açlık grevini sonlandırmış. osman’a yapılan bu şiddet hareketinin nedenleri hakkında fazla bir bilgim yok ama benim tahminim osman bafra cezaevi tarafından sevilmiyor ve yalnız bırakılmaya çalışılıyor. sürekli sorunlu koğuş arkadaşları veriliyor bir ara da vegan yemek vermeyi kesmişlerdi. son koğuş baskını ve hücre cezasının nedeni ise benim tahminim sadık’la ilgili. sadık aksu eski koğuş arkadaşı bilirsin. o da vegan olmuştu ve iyi dostlar osman ile. sadık şimdi silifke’de ve ayağında bir sorun var ve ameliyat edilmesi gerekiyor ama sağlık durumu ile ilgili engellemeler yaşanıyor. osman bu durumu öğrenip bakanlığa, infaz hakimliğine, silifke cezaevine şikayet dillekçesi yazmış. bunun üzerine osman hücreye atılmış olabilir.


...



@

Güncellenme zamanı: Fri Apr 18 13:04:55 2014