A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017 | of 2018
üye olun

(tr) yeryuzupostasi Bu seçim de bitti: Artik baska bir sey deneyebilir miyiz? - Cem Gök,5 saat önce Makaleler Bir yorum yaz 89 Görünme

Date Tue, 3 Jul 2018 09:12:09 +0300


Her seferinde oldugu gibi 24 Haziran seçim sonuçlarin açiklanmasindan sonra da AKP karsisinda konumlanan herkeste öfke, endise ve saskinlikla karisik agir bir bunalim havasi hakim oldu. Daha bir buçuk yil önce, 16 Nisan 2017'de AKP-MHP ittifaki açik hilelerle Anayasa referandumunda "Evet" sonucu çikarmis, muhalefet sonucu kabul etmis ve CHP sokak eylemlerinin önünü kesmisti. Sonrasinda ise; öfke, endise ve saskinlikla karisik agir bir bunalim havasi hakim olmustu. Oysa ondan daha bir buçuk yil önce, 7 Haziran'da AKP tek basina iktidar olma sansini yitirmis, o zaman AKP'yle ittifaki resmilesmemis olan MHP ile diger muhalif partiler CHP ve HDP "hükümet kurmaya çalisirken" çözüm süreci bitmis, fasist saldirilar ve katliamlarla toplum terbiye edilirken, 1 Kasim'da yeniden seçim yapilmis ve AKP tek basina iktidar olmustu. Sonrasinda ise; öfke, endise ve saskinlikla karisik agir bir bunalim havasi hakim olmustu.

Daha da geriye gitmeye gerek yok herhalde. Bu özellikle Gezi Direnisi'nden sonra her seçimde tekrarlanan rutin haline geldi. Düzen partileri her seçimden önce "kesin kazanacagiz", "bu son seçim" "bunun alternatifi yok" laflariyla sosyalistinden anarsistine tüm muhalifleri arkasina topladi. Insanlar "bu defa olacak galiba" "zaten bu seçimde de olmazsa bir daha oy vermem" diyerek heyecanlandi. Sonrasinda ise; öfke, endise ve saskinlikla karisik agir bir bunalim havasi... Bu seçimde de böyle oldu, kosullarini, kurallarini, zamanini AKP-MHP ittifakinin belirledigi baskin seçimlere muhalefet "Hodri Meydan!" yaniti verdi.

Seçim tarihinin ilk açiklandigi günlerde "boykot etme" tartismalari olabildigince atesli biçimde yapildiysa da, 16 Nisan Referandumu sonrasinda söylenen "Bu düzen mesru degil!" "Baskanlik sistemini tanimiyoruz!" laflari unutuldu, birçok kisi seçim rüzgarina kapildi gitti. Seçimlerle bir degisimin zaten mümkün olmadigini, AKP'nin kaybetmeyecegini, kaybetse de gitmeyecegini, gitse yerine daha iyi bir alternatif gelmeyecegini, CHP'nin sokaga çikmayacagini, insanlari oyalayacagini anlatmaya çalisip duran bir avuç insan neredeyse AKP yanlisi, meczup muamelesi görmeye basladi ve onlar da sustu. Düzen partileri allem etti kallem etti, insanlari bu defa olacagina ve baska çare olmadigina yine bir sekilde inandirdi. Parlamenter siyasetten baska bir yol bilmeyen sosyalist oldugu iddiasindaki örgütler ve öne çikmis muhalif bireyler de bu kervani destekleyince geride boykot diyen kimse kalmadi.

Sonrasi ise gözler önünde yasandi: Üç HDP'li esnafin AKP'li vekilin yakinlari tarafindan öldürüldügü Suruç basta olmak üzere pek çok yerde -özellikle Kürt illerinde- yasananlar; sandik basmalar, toplu oy kullanmalar, oy pusulalarinda bir RTE'ye bir MHP'ye mühür basilmasi gibi bir bölümünün görüntülerinin çiktigi aleni hileler ve bunlar sayesinde gelen "MHP'nin Kürt illerindeki mucizevi basarisi"... Illa hile yapilmadigina inanmak isteyen ya da sirf CHP ve adayi Muharrem Ince öyle dedi diye bu seçimlerde sonucu degistirecek derecede hile yapilmadigini düsünen varsa kolay gelsin. Biz biliyoruz ki bu düzende her seçim hilelidir ama bu seçimde hileler üstü örtülemeyecek düzeyde aleni. Daha bir kaç saat önce parti temsilcilerinin "biz kazaniyoruz" diye açiklama yaptigi CHP'nin birden bire sonuçlari kabul ettigi de ortadayken, sonuçlari kabul etmeleri onlarin da bu kirli çarkin ortaklari olduklarindan baska hiçbir sey göstermez. "Tehdit edildiler ondan sustular!" laflari da onlari hakli çikarmaz. Insana sorarlar: Baska ne bekliyordunuz? O zaman bu oyuna niye girdiniz? O zaman niye kesin kazanacagiz, dediniz? O zaman niye canimiz pahasina oylara sahip çikacagiz gibi iddiali laflar ettiniz?

Bu noktada HDP'nin tavrina ayrica deginmek gerekiyor. Selahattin Demirtas 19 Ekim 2016 tarihinde yayinlanan konusmasinda söyle diyor: "Seçim olacakmis da oradan demokrasi çikacakmis, seçim esittir demokrasiymis. sevsinler yalaninizi. adalet, esitlik olmayan ortamda sandik sadece fasizmi kurumsallastirir" (https://www.youtube.com/watch?v=wgney1C96Ys) Hakli elbette ama o zaman HDP'ye de sormak lazim, neden bu seçimlere girdiniz? Neden fasizmin kurumsallastirilmasina katkida bulundunuz?

SP'den, IYIP'ten, Abdullah Gül'den vs. medet bekleyenlere kirici olmadan ne diyecegimi bilemiyorum... 7 Haziran'da MHP'ye bel baglayarak yasanan hüsrandan ders almamislardi, belki bu defa IYIP kurucu üyesi Mehmet Aslan'in seçimden sonraki konusmasiyla kendilerine gelirler: "Sadece kanun çikarmakla ilgili Adalet ve Kalkinma Partisi'nin bir avuç milletvekiline ihtiyaci var. Bunu IYI Parti'den de alabilir eger devletin bekasi, milletin gelecegi ve millet için faydali bir kanunsa MHP'ye ihtiyaci yok, Iyi Parti ile de çikarabilir. Iyi Parti iyi olabilecek ne varsa, kim dogruyu konusuyorsa, dogru neyse onu savunacak. AK Parti çikip dogru bir sey savunuyorsa, söyledigi sey millet için faydali bir seyse IYI Parti ona destek olacak."

Tüm bunlara ragmen isin sorumlusu "profesyonel siyasetçiler" halinden gayet memnun gözüküyor. HDP baraji, CHP yüzde 30'u geçtikleri, sosyalist adaylar meclise girdikleri için mutlu; "mecliste sunu yapacagiz, söyle mücadeleye devam edecegiz." deyip duruyorlar. Kimse hatasini kabul edip, kendini elestirmiyor. Oysa artik parlamentonun herhangi bir islevi olmadigi artik herkesin malumu, biraz sesini çikaran milletvekili içeri atiliyor vs. Bu yüzden hakli olarak öfkeliyiz. Ancak bu öfke, pek çok kisiyi -zaten hiçbir zaman iktidarin gerçek kaynagi olmayan- parlamentodan ve düzen içi kurtulus arayislarindan degil, tümüyle mücadeleden uzaklasmaya sürüklüyor. Sonuçta pek çogumuzun kizacagi, elestirecegi bir örgüt yok. Bu yüzden -zor olsa da- her seferinde bu oyuna düstügümüz için öncelikle kendimizi elestirmemiz gerekmez mi?

Baska bir sey mümkün!

Seçim gecesi bir arkadasim "Bu son seçimimdi." diye mesaj atmis. Bir sürü insanin da boykot etmeyi düsündügünü ve güçlü bir boykot çalismasi olmadigi için kerhen oy kullandigini biliyorum. Yanlis anlasilmamak için vurgulayayim, boykota tek basina bir anlam verdigim için bunlari söylemiyorum. Asil önemli olan bulundugumuz yerlerde örgütlenmek, en genel anlamiyla sokakta mücadele etmek bir devrimci alternatif olusturmayi basarabilmek. Bunu 5 yil önce Gezi direnisinde sonrasinda yapmaya da baslamistik da... Ancak seçimler zehirli bir ok gibi araya girdi ve mücadelemizi böldü, kirletti, sonunda da parçaladi. Geçmise geri dönemeyiz belki ama o dönemden bu yana yasadigimiz olumlu ve olumsuz deneyimlerimizden ders çikararak hareket edebiliriz. Bu açidan seçim tiyatrosunu tümüyle reddetmek ve bir sonraki seçimlerde boykot fikrini daha güçlü savunabilmek düzen disi arayislara yüzümüzü dönebilmek için önemli.

Emekçiler arasinda yasam tarzi tercihleri ve kimlikleri üzerinden sahte bir bölünme yaratan, onlari düzene entegre eden ve toplumsal muhalefet üzerinde agir bir yenilgi hissi birakan seçimleri reddetmedigimiz, düzen içi siyasal arayislardan vazgeçip yüzümüzü sokakta, yasam alanlarimizda, isyerlerimizde mücadeleye dönmedigmiz sürece güçlü birakin köklü bir kurtulusu, basit bir iyilesme dahi mümkün degil. Kastlasmis örgütlerin yöneticileri bunu kolay kolay yapmayacak, çünkü onlarin dükkanlarini, sosyal kulüplerini açik tutmaktan baska dertleri yok. Geleneklesmis sol siyaset anlayisiyla dolayisiyla kendimizle, bugüne kadar yaptiklarimiz, inandiklarimizla teorik ve politik bir yüzlesme, çarpisma yasamak zorundayiz. Bunu yapacak örgütsüz bireylerin ve örgütlerin tabaninda bulunan devrimci niyetlerini koruyan, kendilerini ve içinde bulunduklari örgütleri elestirecek cesarete sahip dostlarin oldugunu da biliyorum.

Bunu yapmadigimiz sürece bu yenilgiyi kendi yenilgimiz olarak görmeye ve bugün ne dersek diyelim, bir sonraki seçimde yine ayni çamurda debelenip durmaya devam edecegiz. Ancak bu yenilgi bizim degildir. Pratikte yenilmesinin ötesinde politik olarak iflas etmis olan hala seçimden medet uman düzen içi muhalefet anlayisi. Dünyadaki egilime ve egemen sinifin ihtiyaçlarina uygun olarak otoriter baskici bir rejimin insasi tamamlanmistir. Muhalefeti iktidariyla bütün düzen partileri yeni rejime göre dizayn edili, buna uymayanlar tasfiye oldu. Dolayisiyla bu düzen eski haline gelmeyecek, kendi iç dinamikleriyle görece iyilesmeler gerçeklesmeyecektir. Ya yikilacak ya da daha kötüye giderek devam edecektir.

Önümüzdeki dönemin bizim için kolay olmadigi ortada ama ekonomik ve siyasal krizlerin ufukta oldugu günlerde saibeleri ortada olan seçimlerle, devlet içindeki klikler arasindaki pazarliklar ve ittifaklarla, kaba zor ve baskiyla ayakta durmaya çalisan bir iktidarin ve onun temsil ettigi rejimin isi de kolay degil. Ne yapilmasi gerektigine dair bir reçete filan yok elbette. Ancak parlamenter siyasetin ve devletçiligin zehirleyici etkisinden arindigimiz kosullarda Gezi sonrasindaki forumlarda oldugu gibi açik fikirli tartismalarla, hep beraber bulabilecegimize inaniyorum.

Yasal kurumlar kurup ya da mevcut olanlarin içine girip buralarda koltuk kavgasi vermek yerine mücadele odakli gayri resmi taban örgütlenmeleri etrafinda bir araya gelmeyi, basin açiklamasi gibi sembolik eylemler veya açlik grevi gibi bireysel feda eylemleri yerine grev, boykot, blokaj gibi dogrudan eylem biçimlerini tartisabiliriz mesela. Yasamlarimizi degistirmesi için bu düzenin siyasetçilerinden medet ummak yerine yasamlarimizi dogrudan etkileyen ortak mutfaklar, herkesin kendi yetenegine göre katki sundugu dayanisma faaliyetleri ya da alternatif egitim çalismalari yapacagimiz, tüm bunlari ve daha fazlasini tartisabilecegimiz tartisma gruplari, kütüphaneler, sosyal merkezler kurmak gibi pratikler gelistirebiliriz. Bu halktan bir sey olmaz demek yerine kendimizden baslayarak insanlari degistirmeye baslayabiliriz. Suriyeliler AKP'ye oy veriyor, göçmenler ücretleri düsürüyor gibi laflar etmek yerine kendimizi milliyetçilik zehrinden arindirip bu faaliyetleri ayni yasam alanini paylastigimiz herkesle birlikte gerçeklestirebilir, hepimizi sömüren patronlarla, birlikte mücadele etmenin yolunu arayabiliriz.

Her seçimde "baska bir yol olmadigini", "bu defa son oldugunu" söyleyip, aksini söyleyenlere kizan sevgili dostlar, bugüne kadar bu yolu denedik... Ne dersiniz, artik baska bir sey deneyebilir miyiz?

http://www.yeryuzupostasi.org/2018/07/01/bu-secim-de-bitti-artik-baska-bir-sey-deneyebilir-miyiz-cem-gok/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr