A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) DAF, Meydan #41- Ne Katalonya Ispanya Ne de Kürdistan Irak - Hüseyin Civan

Date Wed, 22 Nov 2017 08:45:03 +0200


Geçtigimiz bir buçuk aylik süre içerisinde, biri Iberya'da digeri Mezopotamya'da olmak üzere iki önemli referandum gerçeklesti. Aslinda bu süre içerisinde Lombardiya ve Veneto'da da referandumlar yapildi. Ancak Basur Kürdistan ve Katalonya referandumlari, öncesi ve sonrasinda yasananlar açisindan, diger referandumlari sadece haber düzeyinde birakti. ---- Bu iki referandumla beraber dünya siyasetinde konusulmaya baslananlar, tüm dünya siyasetine iliskin yeni tahlilleri beraberinde getirdi. Basur Kürdistan Referandumu Ortadogu siyasetindeki güç dengelerini degistirirken; Katalonya Referandumu, zaten çatirdamakta olan Avrupa Birligi projesinin gelecegini sorgulatmaya basladi. ---- Uluslararasi siyasetin "görünenler disinda baska bir sey yok" illüzyonu; bizi referandum meselelerini degerlendirirken yasananlarin arka planindan uzak tutmayi basardi. Bu illüzyonu kirmak, içerisinde bulundugumuz siyasal gerçekligi anlamak adina çok önemli. Yoksa yasanan olaylari, Barzani-Abadi ve Puigdemont-Rajoy çekismesine, yani siyasal iktidarlar dolayimina hapsetmis oluruz.

Bu illüzyonu gidermek adina, ilk asamada su tespiti yapalim. Basur Kürdistan'da ve Katalonya'da yasayan halklar, özgürlük siariyla sokaklara döküldü. Ikinci olarak, halklarin özgürlük istegi, bulunulan cografyadaki siyasal sertlikle orantili olarak bastirildi. Bu iki tespiti yapmak, referandumlarin birbirinden farkliliklarinin olmadigini iddia etmek ya da cografyaya özgün siyasal gerçeklikleri göz ardi etmek degildir. Keza bu farkliliklari ortaya koymak da benzer derecede önemlidir. Ancak "küresel" dünyada, benzer siyasi süreçlerin birbirleriyle etkilesiminin olmadigini iddia etmek dogru degildir. Bu güncel etkilesimi es geçmeden birbirinden bir hayli uzak bu cografyalardaki hareketliligi, sadece bir "dönem rüzgari" gibi görmemek gerek. Iki cografyada da patlak veren durum siyasal merkezilesmeye karsi gösterilen bir iradedir.

Kürdistan Referandumu'nda Ters Giden

Agustos ayindan Eylül ayinin ortalarina kadarki süre içerisinde, ISID karsiti koalisyondaki en büyük ortaklardan ABD, referandumun ertelenmesi için Mesud Barzani'yle sik sik görüstü. Ancak IKBY Baskani Barzani, referanduma kararli bir tutumla girdi. Israrli bir biçimde, Irak merkezi hükümetinin ortakliktan yana olmadigini vurguladi. Agustos'un sonunda Kerkük Il Meclisi'nin referanduma katilma karariyla beraber, referandum için her sey hazirdi.

Barzani'nin bu kadar hizli hareket etmesinin hem kendi siyasi iktidariyla (iki yil önce dolan görev süresiyle ilgili meclisi kapatmasi ve referandum kararini bu süreçte almasi) hem de Basur Kürdistan'in özellikle son on yillik süre içerisinde kazandigi uluslararasi alandaki mesruluguyla dogrudan ilgisi vardi. ISID'e karsi savas, yönetimin ve pesmergenin pozisyonunu olumlu anlamda degistirmisti. Böyle bir pozisyondayken Iran ve Türkiye gibi devletlerin dogrudan saldiriyi göze alamayacagini düsünmek mantiksiz degildi. Daha da ötesi, bu iki devletle de IKBY'nin siyasi ve ticari iliskileri önemli bir seviyedeydi.

Eylül ayi baslangicinda bu iki devletin "dostça" vazgeçirme çagrilari, referandum yaklastikça sert uyarilara, sinirda merkezi hükümetle düzenlenen ortak tatbikatlara, meclislerden geçirilen sinir ötesi operasyon tezkerelerine, "bir gece ansizin gelebiliriz"i barindiran tehditkar söylemlere birakti yerini.

Irak hükümeti, önce referandumu yasadisi ilan etti, sonrasinda Kerkük valisini görevden aldi. 25 Eylül'deki referanduma kadar Basbakan Haydar el Abadi "Askeri açidan müdahale edecegiz." diyerek, sinir kapilarini ve havalimanlarini merkezi hükümete teslim edilmesini farkli seferlerde yineledi. Tabi bütün bunlar olurken Hasdi Sabi Kerkük sinirina konuslaniyordu.

Referandum günü, BM Irak Temsilciligi'nin referandumda herhangi bir rol üstlenmeyecegini açiklamasi, Batili müttefiklerin destek vermedeki kayitsizliginin açik göstergesiydi. Bundan güç alan merkezi hükümet, 15 Ekim'de referandum sonuçlarini tanimadigini Irak ordusu ve Hasdi Sabi güçlerinden olusan koalisyonla Sengal, Kerkük ve Musul gibi topraklari ele geçirerek aleni bir sekilde göstermis oldu. Her ne kadar, Barzani yönetimi Kerkük'e müdahaleyi savas ilani saysa da, birkaç yer disinda bölgeler direnis olmaksizin merkezi hükümetin eline geçti. Kerkük'ten Erbil ve Süleymaniye'ye 60 bine yakin insan göç etmek zorunda kaldi.

Basur Kürdistan'da yeni olusan tablo, genel olarak bölgenin 1990'lara geri döndügü yönünde. Bunda Irak ordusu ve Hasdi Sabi güçlerinin saldirilarina karsi, KYB ve KDP'nin birbirini suçlayan açiklamalarinin payi var. Ayni degerlendirmelerde, Basur Kürdistan'in Erbil merkezli KDP kontrolü ve Süleymaniye merkezli KYB kontrolü arasinda bölündügü de iddia ediliyor.

Katalonya Referandumu'nda Ters Giden

Basur Kürdistan'da yasananlara benzer bir süreç, Katalonya'da da isledi. Referandum öncesi ve sonrasindaki karsilikli restlesmelerle Ispanya Basbakani Mariano Rajoy ve Katalonya Baskani Carles Puigdemont sürecin en ön plana çikan isimleriydi.

Gerçeklesen referanduma yönelik Ispanya hükümetinin saldirisi, Avrupa Demokrasisi'nin de sinirlari oldugunu anlamak adina önemliydi. 92 oy merkezinin kapatildigi polis saldirisinda, 337 kisi yaralandi. Ertesi günlerde özgürlük yanlilarinin yürüyüsleri ve CNT, Solidaridad Obrera, CGT gibi anarsist sendikalarin örgütledikleri genel grevlerle süreç devam etti.

Birlik yanlilarinin protestolarindan güç alan Ispanya Basbakani Rajoy bagimsizligi engelleyeceklerini her firsatta vurguladi. Bunu takiben referandum yasasi geçersiz sayildi. AB Komisyonu Baskani Jean Claude Junker, Katalonya meselesine iliskin tarihi bir konusma gerçeklestirerek, Avrupa sinirlarinda benzer statüde bulunan halklara mesaj gönderdi. "Katalanlarin bagimsizligina izin verilmesinin diger halklara emsal olacagindan endise duyuyoruz. Olasi bir Katalan bagimsizliginin Avrupa'daki diger halklari da cesaretlendirebilme ihtimali endise uyandirici." Durum bu kadar netti.

Uluslararasi destegin olmadigini anlayan Puigdemont, bir strateji olarak 10 Ekim'de açiklanacak "bagimsizlik" kararini askiya aldigini söyledi. Bunu Ispanya ile bir diyalog sürecinin baslamasini istedigi için yaptigini belirtti. Bu karari takiben Ispanya Hükümeti, Katalonya bölgesinin özerkligini askiya aldi ve Katalan yönetiminin yetkilerinin hükümete devredilecegini açikladi. Basbakan Rajoy, kriz dönemlerinde özerkligi askiya alan ve bölgeleri merkezi Madrid yönetimine baglayan 155. Maddenin isletilecegini söyledi. Yani Ispanya, Katalonya'da OHAL ilan etmis oldu. Tüm bu yasananlar, Katalanlar için tanidikti. Franco rejimi uygulamalarinin geri geldiginin herkes farkindaydi.

27 Ekim'de, Katalonya bagimsizligini ilan etti. Mecliste gerçeklestirilen gizli oylamayla Katalan Cumhuriyeti'nin kuruldugu bildirdi. Ispanya Merkezi Hükümeti bunun üzerine, Katalonya hükümetini feshetti, özerkligini askiya aldi. Baskan Puigdemont dahil olmak üzere 141 yöneticiyi görevinden aldi. Katalonya ekonomisi, Ekonomi Bakanligi'na baglandi ve 21 Aralik'ta yerel seçimlerin yapilacagini duyurdu.

Avrupa Birligi arabuluculuk yapmayacagini israrla vurgularken, Katalonya'nin bagimsizlik ilan ettigi gün, Kanada, ABD, Almanya, Fransa, Ingiltere gibi devletler Katalonya'nin bagimsizlik ilanini tanimayacagini belirttiler. Tabi ki, AB Komisyonu Baskani'yla benzer endiselere sahip olduklari için...

Öyleyse Referandum Neye Yariyor?

Woodrow Wilson, 1918'de Orta Avrupa'nin siyasi yapisinin olumlu yönde degismesi için kullanisli bir kavram olarak düsünür "kendi kaderini tayin" ilkesini. Ancak ilke, dünya üzerindeki devletlerin neredeyse hepsi heterojen bir yapiya sahip oldugu için uluslararasi hukuk açisindan bir sorun yaratmistir. Birlesmis Milletler, bu ilkeyi temel bir hak çerçevesinde kabul etse de bu hakkin kullanilmasini belirli sartlara baglamistir. Ayrilisacak merkezi siyasi iktidar ile mutabakat!

Basur Kürdistan ve Katalonya'da gerçeklesen referandumlarin hiçbir ise yaramayacagini belirten siyasi analizcilerin kendilerini dayandirdiklari yer tam burasidir. Merkezi hükümetle anlasma ve uluslararasi destek olmadikça bagimsizlik ilani, referandumlardan evet çiksa bile, amacina ulasamaz. Çünkü yok hükmündedir.

Öyleyse referandum neye yariyor?

Merkezi siyasetin çarklarinda bir ise yaramadigi kesin. Ancak ortadaki durum açik, iki cografyada da yasayan halklar merkezi siyasi yapiya bagli bir siyasal isleyisten olmadiklarina dair politik bir tavir gösterdiler. Bu tavirlar, bu cografyalarda yakin bir gelecegin belirlenmesinde önemli bir yere sahip olacak.

UKKTH Degil Özyönetim

Avrupa Birligi'ne bagli Özerklik Arastirmalari Komisyonu'nun 2009 yilinda yayinladigi bir rapora göre, dünya üzerinde 60 bölgede özerk yapi var. Son yillarda özellikle Ortadogu cografyasinda degisen haritalari da hesaba katarsak bu sayinin çok daha fazla oldugunu söylemek mümkün.

Merkezilesmeye çalisan siyasal iktidarin kaçinilmaz bir çeliskisi bu durum. Dünya üzerinde, merkezi iktidarlarin homojenlestiremedigi halklar oldugu sürece bu çeliski sürecek. Basur Kürdistan ve Katalonya'da olanlari bir de bu bakis açisiyla okumaya çalismak gerek. Merkezi iktidara ya da iktidarlara karsi halklarin mücadelesi düzleminden... Merkezilesmeye çalisan iktidar yapilarina karsi hep mücadelenin cografyasi olmus bu iki cografya. O yüzden bir rastlanti degil bugün yasananlar.

Etraflarindaki merkezi iktidarlarin, açik bir sekilde endiseli olduklarini beyan ettikleri sey, kendi merkezi yapilarina muhtaç kalinmadan yeni bir yasamin kurulabilecegi, dogrudan kendi gücünü tesis eden bir siyasal yapi. Merkezi idareye karsi kendi yasamini ve yasam alanini yeni bastan yaratabilme gücünün varligi.

Halklarin özgürlük mücadelelerinin, devletli çözümlere sigamayacaginin en son iki örnegi Basur Kürdistan ve Katalonya deneyimleridir. "Kendi kaderini tayin hakki" bir devlet yalanidir. Devletin merkezi kurumlariyla iliskisini tamamen kesmemis bir yerel yönetim organizasyonuna, devletli uluslararasi siyasi yapi izin vermemektedir, veremez. Devletçi sisteme eklemlenme potansiyeline karsi özyönetimler, devlet disi toplumsal bir örgütlenmenin mümkün olabilecegini gösterir. Basur Kürdistan ve Katalonya halklarinin iradelerini mesrulastiracak yegane yöntem budur. Ayni 1936'da Katalonya'da oldugu gibi, ayni 2012'de Rojava'da oldugu gibi...

Hüseyin Civan

hcivan@meydangazetesi.org

Bu yazi Meydan Gazetesi'nin 41. sayisinda yayinlanmistir.

http://meydangazetesi.org/gundem/2017/11/ne-katalonya-ispanya-ne-de-kurdistan-irak-huseyin-civan/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr