A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) İstanbul Anarşi İnisiyatifi: YAŞASIN YAŞAMLA DAYANIŞMA!

Date Thu, 18 May 2017 08:39:51 +0300


Devlet tarafından yaşamlara yönelik gerçekleştirilen sürekli gaspın OHAL adı altında alabildiğine dizginsizleşmesiyle yaşamsal olarak sonsuz bir sıkışmaya itilen binlerce insandan ikisi Nuriye Gülmen ve Semih Özakça. Altı ayı aşkın direniş nöbetinin yaklaşık son 70 gününde açlık grevindeler. Tıpkı Dersim’de devlet tarafından katledilen oğlunun cansız bedenini toprakla buluşturmak isteyen Kemal Gün gibi. Bir eylem biçimi olarak çeşitli gerekçelerle tartışıldı bu açlık grevi. Destekleyenler ve desteklemeyenler olarak -en azından tartışma düzeyinde- belli çaplarda karşıtlıklar da oluşturdu. ‘Yaşamın kutsallığı’, ‘ölümün anlamı’, ‘iradenin tanımı’ ve ‘direnişin kazanımları’ gibi türlü başlıklar açıldı bu tartışmalarda. Ne kadar tartışılırsa tartışılsın, bu açlık grevi; 180 günü aşan ve onlarca kez darp edilerek gözaltına alınmaya karşı dimdik durarak gerçekleştirilen bir direnişin geldiği son noktadır. Bu açlık grevi ve grevi yapanlar -elde olmadan olsa bile- bir kayıp ihtimali olarak görülürlerken, aslında bir ‘dirilişi’ örgütlemektedirler. Açlıkla küçülen bedenleri sokaklara sığmayacak bir direnişin fitilini yakmaktadır. Eğer bir ateş böyle yakılıyorsa yeryüzünün bir köşesinde, etrafında yapılacak her tartışma bir iste kaybolmaya mahkumdur. Gerçekliği belirleyen ise ateşin kendisinden başkası değildir.

Devlet de bu ateşin yakıcılığının ve o ateşi nefesiyle yakanların gücünün farkında. Düşmanına dair farkındalığı en üst seviyede olan iki tarafın irade savaşı bugün yaşanan. Bir yanda faşimizn yani devletin, diğer yanda mülksüzlerin dayattığı irade çarpışıyor. Devletin iradesi yüzbinlerce insan gibi Nuriye ve Semih’i de bir yok oluşa sürükleyerek ortaya koymaya başladı kendini. Açlık, çaresizlik, tutsaklık ve intihar gibi seçeneklere sürüklenen mülksüzlerden devletin beklediği sonsuz bir sessizlikti. Korkuya teslim olarak ‘affedileceği’ günü beklemek ve o güne kadar devletin ayağına dolanmadan bir kenarda ‘terbiye’ olmak. Buydu devletin kurgusu. Nuriye ve Semih ise bu kurguyu alt üst eden bir iradeyi, bundan yaklaşık altı ay önce ortaya koydular. Devletin gözaltı ve işkenceyle kırmaya çalıştığı bu irade, bir meydanı zapt etme bakımından baskın çıktı sonunda ve aslında devlet yine sokağın kendisi tarafından yaralandı. Sonrasında Devletin iradesi bu iradeyi yok saydı ve görmezden geldi. Bu direniş, devletin kendi gündemini hayatlarının ortasına yerleştirdiği milyonlar tarafından duyulmayacak, unutulacak ve yitip gidecekti. Kaldı ki devlette kurgu bitmez. Şimdi ise devletin kurgusu Nuriye ve Semih’in açlığıyla ufalanıyor. Direnişin iradesi gene baskın çıkıyor ve sokaklar diriliyor. Bu yüzden devlete yeni kurgular lazım. Yeni kurgularını gerçekleştirmek için iradesini dayatabileceği tüm aygıtları sefeber etmiş durumda. Yemek fotoğraflarıyla, sosyal medyadan saldıran sivil faşistleriyle, tehdit eden ve hedef gösteren medyasıyla, dayanışma gösterenlere saldıran polisiyle şansını zorluyor. Vazgeçerse kaybedeceğini biliyor çünkü. Ancak bizim bildiğimiz bir adım daha önde: Devlet bu direnişte zaten kaybetti. Çünkü dayanışma ve vicdan esasında bir açlıkta birlik olanları hiçbir güç yenemez. Çünkü onlar ağızlarını açıp kırıntı beklemezler kimseden. İşte bu irade karşısında faşizmin iradesi en fazla inat edebilir. Galip gelmesi ise mümkün değildir. Nuriye ve Semih’in yüzünden eksilmeyen gülümseme belki birazcık da bundandır; bu mağrur gülümseme içinde direnmenin sonsuz ferahlını barındırıyordur. O gülümseme, altında yatan direniş ve o direnişi yaratan irade bir tarih yazmaktadır bugün. Yazılan bu tarih karşısında devletin kurgularının çaresizliği büyümekte. Karşısındaki irade ise küçülen bedenlere zıt olarak büyümekte, sokakları yeniden direniş alanına çevirmekte.

Bir yanda aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyen efendiler; diğer yanda açlığıyla direnişi örgütleyen yani efendilerin doymak bilmezliği karşısında tüm mülksüzler için açlığa yaslanan birkaç insan. Efendileri kusturmak, Nuriye’yle, Semih’le ve Kemal Abi ile, devletsiz bir sofrada bir araya gelebilmek için direnmek; boynumuzun, vicdanımızın ve devrimciliğimizin borcudur. Bu açlık hepimiz için, bu direniş hepimizin.

YAŞASIN YAŞAMLA DAYANIŞMA!
ANARŞİ İNİSİYATİFİ
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr