A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) DAF, Meydan #36 - Röportaj: "SIGINTILAR"

Date Sat, 11 Mar 2017 10:20:03 +0200


Sigintilar tiyatro oyunu, günümüzden çok önce ve baska bir cografyada yazilmis olmasina ragmen, devletlerin göçmenler üzerinden pazarliklar yaptigi, sinirlara yüksek duvarlar ördügü simdiden çok da uzakta durmuyor. Hele ki, oyunda ayni bodrum dairesini paylasan, biri kendi dogdugu topraklari birakip baska bir ülkeye geçinmek için göç etmis isçi ile düsünce suçlusu olarak kendi ülkesinden ayrilmak zorunda kalan yazar karakterleri, bize hiç mi hiç yabanci degil. ---- Biz de Meydan Gazetesi olarak bu oyunu Ezop Sahne'de izledik ve oyun bitiminde sicagi sicagina yönetmen Polat Niloglu ve oyuncular Baris Ayas ve Mehmet Küçük ile sahne üzerinde bir söylesi gerçeklestirdik. ---- Meydan Gazetesi: Merhaba, önce oyunun metni ile ilgili konusalim istiyoruz. Sahneleme öncesinde bu metni nasil ele aldiniz ve günümüze nasil uyarladiniz?

Polat Niloglu: Mrozek kendi çaginda çok sert elestiriler getirebilen bir entelektüel. Sigintilar da hem izleyicinin çok sevdigi, hem de oyuncularin çok oynamak istedigi bir oyun. Mrozek'in oyununun çok absürt bir tarafi vardir. Ama bir taraftan da çok gerçek seyler ister sahnede; dekor, kostüm ve oyunculuk anlaminda. Hem bu absürtlügü hem de bu gerçekligi bir arada verebilmek adina metni biraz kisalttik.

Birbirine zit gibi görünen ama belki de birbirini tamamlayan iki karakter var oyunda. Bu noktada birbirlerine de bagimlilar.

Polat Niloglu: En entelektüel olanda da hiç okuma yazma bilmeyende de bir kölelik ruhu var. Ister istemez bir bagimlilik iliskisi gelisiyor. Bir kahvehanede oturan isçiler olalim, patronumuz yanimizda yokken hepimiz agzimiza gelen her seyi söyleriz. Iktidara karsi yani iste. Ama iktidarla karsi karsiya geldigimizde pek de öyle degilizdir. Baris'in oynadigi XX karakteri, gerçekleri açikça söylemiyor da, kimse yokken ya da kendiyle konusurken, belki de köpegiyle konusmalarinda söylüyor gerçegi.

Baris Ayas: Bu ikili karakter yapilanmasini da söyle bir çerçeveden kurduk aslinda: hayvan ve terbiyecisi. Entelektüel ve cahil diyeyim, aslinda bir beynin iki yarisi gibi. Biri ruhu, hayvansal olarak köklerimizi temsil ediyor; digeriyse bu bilinç dedigimiz seyin olusumundan sonra biriken pisligi temsil ediyor aslinda.

Mehmet Küçük: Bence bu ikili arasinda su an günümüzde oldugu gibi bitmeyen bir çatisma ve savas var. Sürekli karsimizdakini yenmeye çalisiyoruz. Bir rekabet var ancak, bu oyunun en güzel tarafi bir kazananin olmayacak olmasi. Benim de ideal insana varmam için çok yolum var, onun da. Benim entelektüeli oynuyor olmam, Hegel'i biliyor, daha süslü cümleler kuruyor olmam, beni ondan daha üstün yapmiyor. Ya da onun köpegi içine para saklamasi ya da cebinden konserve çikarip benden gizli yemesi onu benden kötü biri yapmiyor.

Mrozek'in bu oyunla Alman isgalindeki Polonyali entelektüellere bir elestiri getirdigi çok açik olmasina ragmen karakterlere isim vermemesi, bu elestiriyi günümüze de tasiyor diyebilir miyiz?

Polat Niloglu: Söylediginle yaptigin bir olmayinca o entelektüel çaba bir ise yaramiyor diyor Mrozek. Sen de yalnizca elestirdiginle kaliyorsun ve hatta biraz ona benziyorsun, elestirdigin taraftasin diyor. Sartre çikar sokaga tas atar ama ayni zamanda gider sagda solda yazar ya, bu entelektüel tipini önemsiyor. Polonya'da özellikle Alman isgalinden sonraki dönemde entelektüellerin sorumluluk almalari gerekirken, hepsi bundan kaçiyor gidip baska yerlerde entelektüel çabalara giriyor ve kitap yaziyorlar sadece. Ama olan Polonyalilara oluyor. Türkiye'de de var bu, bunu biliyorsun.

Baris Ayas: Günümüz insanina biraz baktiginiz zaman bu oyunda gördügünüz her seyi görüyorsunuz, bu sadece sikistirilmis konserve edilmis bir süreç. Her seyi tartisiyoruz bu oyunda, parayi, sanati, insanligi, açligi, köleligi ve özgürlügü tartisiyoruz.

Sigintilar oyunu temelde sinirlar üzerinden sekilleniyor. Geçmisle günümüz arasinda oldukça benzerlikler sunarak üstelik. Peki siz günümüze baktiginizda gelecege dair neler söyleyebilirsiniz?

Polat Niloglu: Eskiden, büyüyünce her sey daha güzel olacak diye düsünüyorduk. Küçük umutlar, küçük ütopyalarimiz vardi. Simdi kimsenin gidecek yeri dahi yok, ütopyalarin hepsi kayboldu. Bu oyun en çok bunu söylüyor. Yani nereye gidersek gidelim, siniflandirilmis, tanimlanmis, kimlik verilmis ve sen busun denilmis insanlariz. Ama biz öyle hissetmiyoruz. Bu sinirin içindeyken farkli bir iliski biçimi gelistiriyorsun, yalan söylüyorsun, kandiriyorsun. Çünkü senin aslinda oldugun yer burasi degil. Biz böyle arada kalmisiz, ne geriye ne ileriye gidebiliyoruz, ortada bir yerde havada uçusan bir seyleriz.

Mehmet Küçük: Aslinda su; her halimizde sikistiriliyoruz! (Sehpada duran Meydan Gazetesi'nin 35. sayisinin "Sikistiriliyoruz" baslikli sayisini göstererek)

Polat Niloglu: Meksika sinirinda bir otoyol düsünelim, otoyolun bu tarafi bir kaçis imkani sagliyor. Yani öteki tarafa geçersen kaçabilecegin bir bölge var ama otoyoldan vizir vizir arabalar geçiyor ve vuruladabilirsin. Oradaki Meksika'li köylü, isçi ya da evsiz barksiz herhangi biri, para kazanmak, karnini doyurmak ya da iyi bir hayat yasamak için sinirdan geçmeye çalisiyor. Tabelalar var yolda, kanguru çikabilir, ayi çikabilir vs. Bir tane daha tabela var sinirda: "insan çikabilir" tabelasi! Bilmem kaç km hizla gelirken karsina insan çikabilir tabelasini görüyorsun ve durmuyorsun.

Bu su demek, bizim hayatimiz da hep böyle olacak. Kökten topyekun bir degistirme gücümüz pratik bir sürece tabii olmazsa, biz bunu gerçeklestiremezsek, hayatimizda her zaman müphem olma, yurtsuz olma, belirsiz olma, yersiz olma durumumuz olacak. Sürekli bir yerden bir yere göç etmek durumunda kalacagiz.

Bu güzel oyun ve sohbet için tesekkür ederiz.

Bu röportaj Meydan Gazetesi'nin 36. sayisinda yayinlanmistir.

http://meydangazetesi.org/gundem/2017/02/roportaj-sigintilar/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr