A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) sosyalsavas: Eskiyalar ve Eskiya Türküleri

Date Wed, 22 Feb 2017 09:39:25 +0200


Köroglu'yum kayalari yararim ---- Halkin kiliciyim hakki ararim ---- Sahtan padisahtan hesap sorarim ---- Uykudan uyanan katilir bana ---- Tarih boyunca valiler, beyler, agalar, vergi memurlari, mültezimler, voyvodalar, kontlar dünyanin her yerinde devletin bekasi ve kendi zenginliklerine zenginlik katmak için halka agir vergiler yüklemislerdir. Vergilerin yaninda merkezi otoritenin ideolojisini ve politikasini yerele dayatmak için her tür zoru, kolluk kuvvetlerini kullanmislardir. ---- Böyle bir sömürü ve baski düzeninde kirsal kesimde eskiyalar ortaya çikmis ve bir zeybek türküsünde geçtigi gibi ‘daglara yaslanmislardir'. Eskiyalar halkin geleneksel düsmanlarina, halkin hayatinda asalak olarak görülen kisilere düsmandir. Köroglu'nda pasalar, beyler, bezirganlar; Yalniz Efe'de ösürcüler, agnamcilar, zaptiyeler, çiftlik agalari bu gruptadir. Robin Hood'da avukatlar, yargiçlar, arazi soylulari, kilise adamlari.

Eskiyalara daglarda köylüler ‘yardim ve yataklik' etmistir. Köylülerin bizzat katilimiyla daha da büyüyen eskiya gruplari kimi zaman merkezle baglari tamamen kopararak ‘öz-yönetim' ilan etmislerdir. Yakilan türkü ve agitlarla bir nevi ezilenin ve isyan edenin tarihi yazilmistir. Saraylilar ve egemenlerin propagandalari bosa çikmistir.

Elbette bütün eskiyalari ‘adaleti yerine getiren' , ‘zenginden alan fakire veren' , ‘zulme karsi baskaldiran' seklinde tanimlamak gerçeklikten uzak olur. Agalarin-beylerin yerini almak için, kendi iktidarlarini arttirmak için, asiret kavgalari nedeniyle daga çikan eskiyalar da tarihte mevcuttur. Hatta agalarin, beylerin gücünün bir parçasi olarak baska eskiyalarla savasanlar da vardir. Bu, bir nevi kontragerilla ya da koruculuk olarak tanimlanabilir.

Eskiyalar, Türk ulusal kurtulus mücadelesine de katilmistir. Osmanli döneminde bir nevi ‘terörist' olarak görülen eskiyalar Kuvayi Milliye'ye katilmis, isgallere karsi kirlarda ve sehirlerde gerilla mücadelesi vermistir. Bugün efe ve zeybeklere devlet düzeyinde (halk zaten sahip çikiyordu) sahip çikilmasi Türk ulusal kurtulus mücadelesine dogrudan baglidir.

Çin'de de benzer bir durum mevcut. Mao eskiyalari sistemli bir sekilde örgütüne aldi. 1929'da Mao'nun Kizil Ordusunun büyük bir çogunlugunu böyle sinifsiz unsurlar olusturmaktaydi.

Mao'nun eskiyalar hakkindaki gözlemi söyledir: "Bu insanlar büyük bir cesaretle dövüsürler. Kendilerine adil davranilirsa devrimci bir güç haline gelebilirler. "

Lafi fazla uzatmadan eskiya türküleri:

1- Ince Memed

Sözler: Tut elimden ince Memet gidelim daglar gidelim of
Felek yazmis bu yaziyi nidelim daglar nidelim of
Buhurcular bölük bölük geldiler
Akbarimi delik delik deldiler
Duvarin dibinde resmim aldilar

Ak kagit üstünde taniyin beni daglar gidelim of
Felek yazmis bu yaziyi nidelim daglar nidelim of
Ince Memet Akgöbekden ünledi
Buhurcular kulak verip dinledi
Onyedi kursunu yedi ölmedi..

2- Drama Köprüsü

Sözler: Drama köprüsü bre hasan dardir geçilmez
Soguktur sulari hasan bir tas içilmez
Anadan geçilir bre hasan yardan geçilmez
At martini de bre hasan daglar inlesin
Drama mahpusunda bre hasan dostlar dinlesin

Mezar taslarini bre hasan koyunmu sandin
Adam öldürmeyi bre hasan oyunmu sandin
Drama mahpusunu bre hasan evinmi sandin
At martini de bre hasan daglar inlesin
Drama mahpusunda bre hasan dostlar dinlesin

Hikayesi: Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yasami esnasinda, yapilan haksizliklar karsinda susmayarak komutanlarina karsi gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarindan birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve daglara siginir.Artik hayatini daglarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eskiyaliktan geçtigini bilmektedir.Yaptiklarindan çok pismandir.Ancak is isten geçmistir.Bu yol geri dönüsü olmayan bir yoldur.

3- Sari Zeybek Su Daglara Yaslanir

Sözler: Sari zeybek inip gelir inisden
Her yanlari görünmüyor gümüsden ben yandim

Sari zeybek su daglara yaslanir
Yagmur yagar silahlari islanir ben yandim

4- Kalkti Göç Eyledi Avsar Elleri

Sözler: Kalkti göç eyledi Avsar elleri
Agir agir giden eller bizimdir
Arap atlar yakin eder iragi
Yüce dagdan asan yollar bizimdir

Belimizde kilincimiz Kirman'i
Tasa geçer mizragimin temreni
Hakkimizda devlet etmis fermani
Ferman padisahin daglar bizimdir

Dadaloglum yarin kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koç yigitler yere serilir
Ölen ölür kalan saglar bizimdir

Hikayesi: Dadaloglu'ndan yerlesik hayata geçmeye zorlanan ve baskilara boyun egmeyen göçebe Avsar asiretlerinin türküsü.

5- Benden Selam Olsun Bolu Beyine

Sözler: Benden selam olsun Bolu beyine
Çikip su daglara yaslanmalidir
At kisnemesinden kalkan sesine
Daglar seda verip seslenmelidir

Düsman geldi tabur tabur dizildi
Alnimiza kara yazi yazildi
Tüfek icad oldu mertlik bozuldu
Egri kiliç kinda paslanmalidir

Hikayesi: Sertligi ve zalimligi ile nam salmistir Bolu Bey'i. Atlara olan tutkusunu bilen usta seyisi Yusuf'a verdigi bir emirle baslar her sey. Yusuf yeni bir at bulacaktir hem iyi hem de cins. Yusuf, ustaliginca cins bir at bulur ama pek çelimsiz, gösterissiz bir taydir buldugu. Bolu Bey'i çilgina döner bu zayif tayi görünce ve bu öfke ile Yusuf'u cezalandirip gözlerine mil çektirir. Yanina tayi da katarak köyüne yollar Yusuf'u.

Oglu Rusen Ali, Yusuf'un anlattigi gibi egitir bu tayi. Karanlik bir ahirda, ayagi hiç çamura degmeden serpilir at. Rusen Ali de delikanli olmustur ama babasina yapilan zulüm çikmaz aklindan. Bir gece rüyasinda; bir dere kenarinda bulacaklari efsunlu köpügü içerse babasinin gözleri açilacak, kendisi Bolu Bey'inden intikamim almak için güç bulacaktir. Ancak Rusen Ali dere kenarinda beklerken kendini tutamayip bütün köpügü içer. Baba üzülse de Ali'nin intikamini alacaginin bildiginden rahattir. Ali bu efsunlu köpük sayesinde hem yigitlik hem kudret hem de ozanlik yetenegi kazanir.

Babasi öldükten soma Ali, yetistirdikleri ati alip daglara çikar. Kendi adaletini dagitmaya, zenginden alip fakire vermeye baslar. Gücüne inananlar çig gibi büyür, herkes yenilir karsisinda. Istanbul'dan gelme Ayvaz adinda bir gence savasmayi ögretir, onu yetistirir. Ali artik Yusuf un oglu Köroglu olmustur.

6- Koçero

Hikayesi: Koçero, Batman'in Besiri ilçesinin Alikan asireti mensubu bir eskiyaydi. Oldukça cesur, mert, yigit ve adil bir insandi. Bir gün askeriye Alikan köyüne gider köy halkini disariya çikartirlar rütbeli askerlerden binbasi askerlere emir verir ve köy halkina dayak atarlar, hirpalarlar, küfrederler, hakaret ederler. Askerler köyden çikarken köylüler de dogrudan adalet dedikleri Koçero'ya giderler, durum ve vaziyeti anlatirlar. Binbasinin evi Besiri'dedir, Koçero binbasinin evinin yolunu tutar ve kapiyi çalar. Binbasi'nin esi kapiya gelir kim diye sorar Koçero benim der, kapiyi açmazlar Koçero'nun elinde el bombasi vardir kapiyi açmazsaniz ikinizi de patlatirim der.

Kapi açilir Koçero eve girer oturur binbasi esine bize kahve yap der, Koçero binbasiya kalk kendin yap der. Binbasi kahveyi yapmaya gider ve döner Koçero binbasinin omuzuna dokunarak sen Alikan halkina zülmetmissin, bir daha böyle bir sey duyarsam canini alirim der. Binbasinin korkudan yüzü kizarmis, deyim yerindeyse dili tutulmustur. Koçero evden çikmak için kapiya kadar ilerler ancak tekrar dönüp binbasiya bir daha kendi kahveni kendin yapacaksin der ve evden ayrilir. Ayni gün binbasi daha niceleri gibi Koçero korkusundan görevini birakmak zorunda kalmis, memleketine dönmüstür. Bu Koçero'nun yalniz bir hikayesidir.

Koçero, 1959 yilinda Batman rafinesinde çalisirken genç bir isçiyi azarlayan patronu öldürüp daga çikmis, 1970 yilinda askerler ile girdigi bir çatismada öldürülmüstü. Koçero, zengin toprak sahiplerinden vergi alip yoksullara dagitirdi. Selda Bagcan ve Ahmet Kaya'nin birlikte seslendirdigi " Koçero " sarkisi ona ithafendir. " Koçero bir dag çekirgesinin gecede irkilmesidir".

6- Atçali Kel Mehmet

Sözleri: Aydin daglarinda gezerim gayri
Yazildi fermanim okundu gayri
Aldim martinimi çiktim daglara
Dünya bir olsa tutulmam gayri

Atçali Mehmet'im bilsinler beni
Yoksulun yaninda görsünler beni
Koyarim bu yola bu tatli canimi
Dünya bir olsa tutulmam gayri

Oniki yasimda binerdim taya
Minnet etmezdim pasaya beye
Bizi yaman bildirmisler devlete
Dünya bir olsa tutulmam gayri

Hikayesi: 1820-30 yillari arasinda yaklasik 10 yil süren ayaklanma ve savaslardan dolayi imparatorlugun mali ve ekonomik gücü sarsilmisti. Savaslarin ve ayaklanmalarin sürmesi dolayisiyla ordu için gerekli masraflar, genel olarak Anadolu halkinin sirtina yüklendi. Vergiler durmadan artirildi. Vergileri toplamaya memur voyvodalar, mütesellimler, zabitler sik sik köylere, kasabalara gittiler. Istenen vergiyi zorla aldilar. Bu durum halki bunaltti. Mütegalibeler de azdikça azdi. Halk kendisine bir kurtarici aramaya basladi. Bunun en güzel örnegi Atçali Kel Mehmet olmustur. Atçali Kel Mehmet, Aydin sancaginda özgür bir hükümet kurmustur. Halk kendisini çagirmis, kasabalari onun yönetimine gönül istegi ile vermistir.

7- Gavur Imam Isyani

Sözler: Dolama dolamayi
Getirin baglamayi
Biktim ben bu zulümden
Osmanlinin elinden

Amman amman elinden, yandim bak be zulmünden
Ben eker ben biçerim pasa alir elimden
Ben eker ben biçerim aga alir elimden

Gene gurak varidi,
Hiç yagmur yagmadiydi
Tohum toprakta kaldi
Mahsul hiç çikmadiydi

Pasa ösür isterdi
Köylü da veremezdi
Asger köye saldirdi
Her seyi yagmaladi

Köylüler birlik oldu, pasaya karsi durdu
Gavur imam vurdukça, osmanli kaçar oldu
Halk isyani costukça, askerler kaçar oldu

Hikayesi: Ali Molla'nin adi Gavur imam'dir. Bir köyde imamlik ve hocalik yapiyordu. Köyde bir de fakir ve dul bir kadincagiz vardi ki kocasi ve büyük oglu Rumeli'de çete takibinde sehit düsmüslerdi. Kadinin küçük bir oglundan baska kimsesi yoktu. Bu kadina köy halki yiyecek verirlerdi. Kadinin yegane ümidi küçük oglunu büyütüp kendisine bakmasinda idi.

Köye bir sene evvel, sarayin sefil arzularini tatmin için gelen tahsildarla zaptiye neferi, bu kadinin vergi yüzünden yatagini yorganini almislardi. Kadin bir çul üzerinde yatiyor bir toprak tencerede as kaynatiyor ve bir toprak çanakta ogluyla beraber karnini doyuruyordu.

Ayni köye ertesi sene de bir tahsildarla bir zaptiye geldi. Kadin da o gün toprak tenceresinde bulgur kaynatiyordu. Para istediler yok dedi. Tahsildar kizdi, zaptiyeye emir verdi. Zaptiye de ocakta kaynayan toprak tencereyi yere dökerek, tencereyi aldi. Kadin da biçare oglu da iki gözleri çesme agliyorlardi.
Ali Molla, bu manzara karsisinda tahammül edemedi. Tahsildara dönerek sordu:

-Bu kadinin borcu ne kadardir?
-18 kurus...

Köy hocasi 18 kurus çikarip saydi ve makbuzunu istedi. Tahsildar o devrin Sarayi gibi mürtesi hirsizin biriydi. Makbuzu 8 kurusluk yazip hocaya uzatti. Ali Molla, makbuzu tetkik ederek sordu:

-Efendi, ben 18 kurus verdim. Halbuki makbuz 8 kurusluk. Tahsildar kizarmadi bile:
-Haa... Yanlislik olmus. Elifini koymamisiz dedi ve 8 rakaminin arkasina 1 rakami ilave etti.

Tahsildarin bu hareketi üzerine büsbütün sinir ve hirs kesilen köy imami, kadinin çocugunu bir tarafa çekerek diyor ki:

-Sen gözkulak ol, tahsildarla zaptiyenin hangi yoldan gidecegini gel bana haber ver.

Imam kalkip evine gidiyor, orada cübbesini sarigini çikararak zeybek elbisesi giyiyor. Tahsildarla zaptiye de islerini bitirerek, köyün arka yolundan soseye dogru düzülüyorlar. Çocuk kosarak Ali Molla'ya haber veriyor. Ali Molla kestirme patikadan soseye inerken pusuya yatiyor. Ali Molla pusuya düsürdügü tahsildarla zaptiyeyi orda öldürüyor, kellelerini keserek döslerine koyuyor ve daga çikiyor. Ali Molla, daha sonralari Trablusgarb'a gönderilecegi gerekçesiyle hükümet görevlilerince sehre çagiriliyor. Fakat burada hileyle öldürülüyor.

8- Izmir'in Kavaklari

Sözler: Izmir'in kavaklari
Dökülür yapraklari
Bize de derler çakici
Yar fidan boylum
Yakariz konaklari
Selvim senden uzun yok
Yapraginda düzüm yok
Gamali da zeybek vuruldu
Yar fidan boylum
Çakici'ya sözüm yok

Hikayesi: Çakici Efe de Izmir, Denizli, Aydin civarinda hüküm sürmüs bir Efe'dir. O zamanlarda yasadigi bölgede o kadar güçlenmis ki Osmanli ile egemen oldugu bölge konusunda resmi anlasma yollari bile aramistir. Çakici çogu zaman daglarda, kimi zamanda halkin yanina inerek zalimi durdurmus, adalet dagitmis, zenginden alip fakir vermistir. Bu sebeple halkin gönlünde de taht kurmustur. Cesur hareketleriyle halkin gözüne girmistir. Kimi zamanda düsmanla isbirligi yaptigi söylentisi çikmissa da halk onu hep sevmis ona yapilan bu türküyle ismi ölümsüzlesmistir.

9- Çökertme

Sözler: Çökertme'den çiktim basim selamet
Bitez yalisina varmadan koptu kiyamet
Arkadasim Ibrahim Çavus Allahima emanet

Burasi da Aspat degil Bitez yalisi
Yüregime ates saldi kursun yarasi

Gidelim gidelim Çökertme'ye varalim
Kolcular görürse nerelere kaçalim
Teslim olmayalim yaylim ates saçalim

Burasi da Aspat degil Bitez yalisi
Yüregime ates saldi kursun yarasi

Güvertede gezer iken kunduram kaydi
Ipek de mendilimi Halilim ürüzgar aldi
Çakir gözlü Gülsüm'ü Çerkes kaymakam aldi

Burasi da Aspat degil Bitez yalisi
Yüregime ates saldi kursun yarasi

Hikayesi: Yigitligi dillerde dolasan, mert, irikiyim, kasi-gözü eli-yüzü düzgün bir Bodrum delikanlisi varmis, adi Halil'mis. Herkesin yüregini sizlatan türkünün dilden dile dolastigi dönemlerde, yerli halkin geçimini saglamasi oldukça güçmüs. Bu nedenle de Halil, kimseye zarar vermeksizin sadece ekmek parasi kazanmak için kaçakçilikla ugrasip, yasamini sürdürüyormus.

Yaptigi is ise, en yakin dostu Ibrahim Çavus ile memleketindeki tütünleri, Yunan adalarina tasimak, dönüste uzo rakisi, kahve ve kanyak gibi seyler getirmekmis. Bitez Yalisi'nda oturan, güzelligi dillere destan Çakir Gülsüm adinda biri varmis. Tüm yöre halki, bu iki sevilen kisiyi birbirlerine yakistirirmis. Zaten onlarin kalbi de birbirlerine aitmis. Bir de astigi astik, kestigi kestik, "Çerkez Kaymakam" olarak bilinen "Bodrum Kaymakami" varmis ki, halk arasinda "Kalles Kaymakam" olarak bilinen bu adam da ayni Halil gibi Gülsüm'e asikmis.

Kimilerine göre ayni sevdadan yola çikarak, kimilerine göre kaymakamin yalakalari "Efe Halil'i yakala, Gülsüm'ü kendine al, adin sanin yayilsin" sisirmeleriyle baslamis bu öykü. Yigit Halil ve can dostu Ibrahim Çavus, kaçak mallari yükleyerek, yine Yunan adalarina dogru yola çikmislar. Kendisine pusu kurmaya hazirlanan kaymakamin planlarini bildikleri için, gammazcilari sasirtmak adina dönüste Bitez Yalisi'na inecekleri haberini yaymislar. Fakat Aspat'a yanasacaklarmis. Gece çok karanlik oldugundan, yanlislikla Aspat yerine Bitez Yalisi'na yanasinca olan olmus.

O arada sandali kursun yagmuruna tutan kaymakamin adamlari, yine söylentilere göre ya kursunlayarak, ya da bir kolcunun hançer darbesiyle yigit Halil'i öldürmüsler. Bu olaydan sonra Çakir Gülsüm kadar Bodrum halkinin da yüreklerini ates sarmis. Ardindan iste bu agit yakilmis. Gece karanliginda yanlislikla Bitez Yalisi'na yanasan Halil'in ardindan "Burasi da Aspat degil Halil'im aman Bitez Yalisi" diyerek yüreklerine aciyi gömmüsler.

10- Urfa Çeteleri

Sözler: Siskoyun damindan atladim geldim
Cephane döküldü topladim geldim
Bes on Fransiz'i pakladim geldim

Di yürü yürü kumandanlar yürü
Çetelerin gidiyor dönmeyor geri

Tilfindir hastahane karsima karsi
Kafir Fransizin bomba atisi
Urfa çetelerinin süngü takisi

Di yürü yürü kumandanlar yürü
Çetelerin gidiyor dönmeyor geri

Kolumu salladim toplar oynadi
Kara tas içinde çete kaynadi
Yasasin Urfalilar teslim olmadi

Di yürü yürü kumandanlar yürü
Çetelerin gidiyor dönmeyor geri

11- Eskiya Dünyaya Hükümdar Olmaz

Sözler: Sene 1341 nefsime uydum
Sebep oldu seytan bir cana kiydim
Katil defterine adimi koydum
Eskiya dünyaya hükümdar olmaz

Sen üzülme anam dertlerim çoktur
Çektigin çilenin hesabi yoktur
Yigitlik yolunda üstüme yoktur
Eskiya dünyaya hükümdar olmaz

Çok zamandir çektim kahri zindani
Bize de mesken oldu Sinop'un hani
Firar etmeyilen buldum amani
Eskiya dünyaya hükümdar olmaz

Sinop kalesinden uçtum denize
Tam üç gün üç gece göründü Rize
Karsiki daglardan gel oldu bize
Eskiya dünyaya hükümdar olmaz

Bir yanimi sardi müfreze kolu
Bir yanimi sardi Varilcioglu
Besyüz atli ile kestiler yolu
Eskiya dünyaya hükümdar olmaz

Hikayesi: Rize'nin simdiki adi Portakallik olan Haldoz mahallesindeki bir dügünde kardesinin biçakla karnindan yaralanmasi üzerine, kendisine haber verilen Sandikçi Sükrü olay yerine giderek kardesini kanlar içinde buluyor ve kardesini yaralayan Abdi Aga'nin usagini (bir anlatima göre de Abdi Agayi) orada vuruyor.
Bu olay üzerine hapishaneye düsen Sandikçi Sükrü bir süre sonra bazi arkadaslariyla birlikte hapishaneden kaçiyor ve daga çikiyor.

Sandikçi Sükrü, daga çiktiktan sonra, yönetimle isbirligi yaparak kendisini hileyle zehirlemek isteyen biriyle karisi Fadime'yi elinden almak isteyen baska birini öldürüyor. Sandikçi Sükrü'nün adi bu olaylardan sonra daha da yayginlasiyor. Fakirlere bir sey yapmamasi zenginlerle mücadele etmesi yüzünden halk tarafindan da seviliyor ve destekleniyor. Bu ve benzeri erdemleri yüzünden kendisine yardim edenler çogaliyor.

Sandikçi Sükrü'nün türküde adi geçen Perilizade adinda zengin birine haberler göndererek, yoksullara misir dagitmasini istedigi, yoksa kendisini cezalandiracagi tehdidinde bulundugu söylenir. Nitekim Sandikçi Sükrü'nün istegini yerine getirmeyen Perilizade'nin misirlarini adamlarina toplattirdigi ve yoksullara dagittirdigi yaslilarca da anlatilir.

Rize'nin Camiönü (Arkotil) mahallesinden Hüseyin Kutlu adinda Sandikçi Sükrü dönemine yetismis bir yasli "Çevrede basi belaya giren Sandikçi'nin yanina geliyordu. Sandikçi hem geleni koruyor, hem yardim ediyordu" diyor.

Kardesiyle birlikte, türküde adi geçen Urusba (simdiki adi Uzunkaya) köyünde eski bir kahvede otururken, zaptiyeler çevresini sariyorlar. Zaptiye Çavusu Abbas Çavus Sandikçi'nin teslim olmasini istiyor, ancak Sandikçi kabul etmeyerek Abbas Çavus'tan çekip gitmelerini istiyor. Zaptiye Çavusu da bunu kabul etmeyince çatisma çikiyor. Sandikçi ve kardesi Zaptiye Çavusu ile birkaç zaptiyeyi öldürerek kaçiyor.

Sandikçi Sükrü'nün bu olaydan sonra bir ara yakalanip zincire vurularak batiya gönderildigi fakat kapatildigi yerden atlayip Rizeli sandalcilar tarafindan kurtarildigi anlatilir. Sandikçi Sükrü'nün Sinop kalesinde tutukluyken denize atladigi ve kurtuldugu anlasiliyor.

Sandikçi Sükrü'nün yakalanmamasi ve her geçen zaman içinde daha çok halk destegi saglamasi üzerine Trabzon Valisi Kadir Pasa önemli sayida adam toplayarak Sandikçi'nin üzerine gönderiyor. Sandikçi'nin üzerine gönderilen süvariler, Kolcu kayiklarinin Reisi Varilcioglu Sadik'i da yanlarina aliyorlar. Sandikçi Sükrü Of ilçesinin Ikizdere köyü yakinlarindaki Sanli adli bir mezrada bir yasli kadinin evinde otururken ihbar ediliyor. Çevresi atlilarca sariliyor. Varilcioglu da yanlarinda.

Sandikçi Sükrü teslim olmak istemiyor. Fakat eskiden tanistigi Varilcioglu Sadik teslim olursa öldürülmeyecegini söyleyerek onu ikna ediyor. Sandikçi Sükrü de buna inanarak tüfegi elinden teslim oluyor. Fakat Varilcioglu ile zabtiyeler teslim olarak önlerinde yürüyen Sandikçi Sükrü'yü arkadan kursunlayarak öldürüyorlar.

http://sosyalsavas.org/2017/02/eskiyalar-ve-eskiya-turkuleri/#more-30868
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr