A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) sosyalsavas: Küresel Kitap Genel Yay. Yön. Osman Akyildiz ile Röportaj

Date Tue, 7 Feb 2017 11:14:51 +0200


Sosyal Savas olarak Küresel Cihad'in, Islami hareketin radikal kabul edilen kanadinin Türkiye'deki önemli yayinlarindan Küresel Kitap Yayinevi ile bir röportaj yapmistik. ---- 1- Islam cografyasinda Bati dünyasiyla dogrudan isbirligi yapmayan Müslüman patron ve sirketlere nasil bakiliyor? Islam'in hâkimiyetinden sonra bu sirketler islemeye devam edecek mi? Sinifsal mücadeleyi dillendirmeyen ya da dillendirmek istemeyen Küresel Cihad stratejik mi yaklasiyor yoksa Islam'in içerisinde efendi-köle (günümüzde patron-isçi) iliskisine dair bir söylem yok mu? ---- -Öncelikle biz müslümanlarin meselelere bakisinin ölçüsünün Islam'in temel esaslari oldugu gerçegini basa alarak sorularinizi cevaplamak istiyorum. Suallerinize dinlerini beseri ideolojilere yamamaya çalisan, sosyalizm veya sol ugruna Islam'in esaslarini bozanlar gibi cevap vermeyecegimi isin basinda belirtmek isterim.

Islam cografyasi dedigimiz cografya aslinda yeknesak bütüncül bir liderlige sahip olmadigindan, tam tersine isbirlikçi rejimlerin kanli çizmeleri altinda zulüm ve baski ile idare edildiginden, müslümanlarin yasadiklari topraklar uzun yillardir isgal altinda ve müslüman toplumlarin adeta zihinleri igdis edildigi gerçegi apaçik önümüzde oldugundan hemen hiç bir konuda islam cografyasinda net bir bakis yoktur. Ülkeleri isgal edilmesine ragmen cihada sarilmayan hareketler veya cemaatlerin içine düstükleri derin sarhosluk bu dedigimizin en bariz göstergesidir. Küresel Cihad Hareketi ise, fiziki ve örtülü isgallere bir tepki hareketi olarak dogmus ve esasen sol argümandaki gibi bir "zengin-fakir çatismasi" veya "isçi-patron mücadelesi" sekline asla bürünmemistir. Çünkü bize göre mali veren Allah, malin tasarrufu konusunda belli ölçüler koymus, hem patron hem de çalisan için sinirlar vaz etmistir. Bir isveren veya patron amelleriyle Allah'in rizasini kazanabilecegi gibi, bir isçi de yaptigi herhangi bir yanlistan ötürü Allah'in azabini hak edebilir. Buradaki ölçü patron veya isçi olmak degildir. Ölçü Allah'in kurallaridir. Mesela son yüzyilin en zengin adamlarindan ve patronlarin patronu olan Sehid Usame bin Ladin, parayi cebine koyup kalbine koymayanlar içinde ilk sirada gelir. Mesela O, isteseydi lüks içinde yasayabilir ve kapitalist agalardan birisi olabilirdi. Ancak O'nun ne yaptigini, adeta bir çagi kapatip baska bir çagi açtigina Allah'in izniyle sahid olduk hepimiz.

Dediginiz meseleye gelince; Islam'in hudutlari içinde sirket veya isverenlerle aslen Küresel Cihad Hareketi'nin bir problemi yoktur. Problem patron konumunda olan insanlarin üzerlerine farz olan cihada destek görevini yerine getirmemeleridir. "Mal cihadin yongasidir" denir. Kur'an'da da can ile cihaddan daha çok mal ile yapilan cihada vurgu vardir. Bugün Islam ümmetinde canini veren mücahidler çok olmasina ragmen, malini verebilecek is adamlari çok ama çok azdir. Bugün mali imkani olan müslüman is adamlarinin sicak savasin oldugu cihad bölgelerine zekat ve yardimlarini ulastirmalari bile yapmalari gerekenin önemli bir bölümünü yapmis olmalari anlamina gelir. Bize göre sinifsal mücadele "patron-isçi kavgasi" degildir ve esasen böyle bir sinifsal mücadelenin gerçekligi de yoktur. Bizim sinifsal kavgamiz "küfür-tevhid kavgasi"dir, Islam'i topraga hakim kilma mücadelesidir. Islam'in hakimiyetinden sonra elbetteki sirketler veya ticaret devam edecek ama belli basli kurallara tabi olarak...

2- Islam ne zaman yerlesmeli ve kurucu politika yapmali size göre? Küresel Cihad'in güçlü oldugu ve halkta örgütlü oldugu Yemen, Somali, Pakistan, Afganistan, Suriye, Irak gibi bölgelerdeki hangi iktidarlari, icraatlari olumlu buluyor? Sosyalistlerin de cevaplarken zorlandigi bir soru oldugundan özellikle sormak istedik, nerede gerçek sosyalizm yasandi sorusu gibi Küresel Cihad hareketinin icraatlarini degerlendirmek-elestirmek için nereyi örnek almak gerekir?

-Aslinda su anda dünyada kurucu politika yapan iki kutup var: Birisi Amerika'nin basini çektigi küresel Haçli ittifaki, digeri de El-Kaide'nin basini çektigi küresel cihad ittifaki. Dolayisiyla Islam'in politik gücü sürekli ve ilerlemecidir. Çünkü vahiy kaynakli ve eskimez bir inanca dayalidir. Oysaki sosyalizm, komünizm, kapitalizm veya fasizm gibi beseri ideolojiler ise dönemsel olarak politik güç olabilir ve yok olmaya mahkumdurlar.

Ancak su var ki cihad hareketleri bulunduklari bölgelere, aliskanliklarina, yeterlilik durumlarina göre basarili olduklari hususlar oldugu gibi basarisiz oldugu konular da olmustur. Afganistan'in büyük bir kismina hakim olan Taliban, Suriye'deki en büyük güç olan Nusret Cephesi, Yemen'de Ensar es-Seria ve Somali'deki Genç Mücahidler Hareketi halkla bagini güçlü bir sekilde kurmuslardir ve esasinda ilan etmeseler de devletlesmislerdir. Bunun yaninda Irak özelinde ortaya çikan problemler de yok degildir ve oradaki teorik ve pratik ayrilik beraberinde büyük problemleri dogurmus, silahli gücüne ve bölgede ciddi bir alani kontrolü altinda tutmasina ragmen halkla bir türlü barisamamis olan Irakli grup sonunda El-Kaide'nin genis ve uzun soluklu stratejisini bozarak malum hilafet ilanini yapmis ve neredeyse bütün cihadi hareketlerle anlamsiz bir tartismaya girismistir.

3- Kadin mücahidelerin cihada aktif katilimi konusuna nasil bakiyorsunuz? Küresel Kitap yayinlarinin kadinla ilgili kitaplarinin yarisindan fazlasinin kapagi çiçek. Bu tesadüf olamaz saniyorum. Kadin korunmaya muhtaç, zayif, kocasina itaat eden, geri planda endiselenmekten ve cihada çocuk yetistirmekten baska bir rolü olmayan bir canli midir size göre? Kadin, zulmeden ( bu asagilamak, izin vermemek gibi görünmeyen baskilar da olabilir ) erkege karsi kendisini savunabilir mi? Allah'in dininin hâkimiyetinden sonra kadin kendini erkekten özgürlestirebilecek mi?

-Kadinlarin bilfiil savasan olmasi bölgeden bölgeye ve esasen ihtiyaca göre degismektedir. Mesela Afganistan, Suriye, Somali, Yemen, Irak gibi bölgelerde yeterli kadar erkek savasçi vardir ve kadinlarin fiilen savasçi olmasi istenmemektedir. Cihad farzi erkegin boynuna vaciptir ve ancak kadinlar tamamen isgal vaki oldugunda silaha sarilirlar. Kadin mücahid esinin hanimidir, çocuklarina cihad askini ve mücadele kültürünü veren birincil unsurdur. Kadinin elbetteki haklari vardir ve esi tarafindan herhangi bir baskiya veya zulme maruz kaldiginda Islam Devleti'nin kadilarina sikayet edebilir. Yoksa genelde seküler veya sol çevrelerde sanildigi gibi kadin evinde oturur hiç bir sey yapmaz degildir. Bize göre kadin erkek arasinda bir özgürlük mücadelesinden ziyade bir adalet olmasi gerekir. Mesela bir insaatçilik isini bedenen zayif olan ve çok çabuk yorulan kadina vermek mi, yoksa zorluga dayanabilen, fitraten güçlü olan erkege vermek mi mantiklidir? Oysaki Islam, kadina ev geçindirme görevini vermemis, bunu erkege yüklemistir. Bugün gerek günlük hayatta kadinlarin çalismasi ve is hayatina girmesi, evlerini unutmasi ve çocuklarina terbiye verememesi, dahasi eslerine kadinlik dahi yapamamalari sosyal travmalari beraberinde getiren bir problem degil midir? Görebildigim kadariyla su anda sol örgütlenmelere bakildiginda kadinlar "annelik" vasiflarini unutmuslar, çocuk dahi doguramaz olmuslar ve kendi ideolojilerini verebilecekleri bir aile dahi kuramamislardir. Eger siz buna özgürlük diyor, erkeklerin yattigi, kadinlarin ise kadinliklarini unutup robot gibi bir hayat sürdükleri örgütlenme biçimine kadinin özgürlügü diyorsaniz, size kocaman bir "kolay gelsin" diyorum.

4- Küresel Cihad hareketinin kendilerini Bati dünyasina sevdirmeye çalisan örgütlerle dertli oldugunu biliyoruz. Her harekette hareketi pasifize etmeye, imparatorluga katmaya çalisan örgütler-unsurlar-bireyler bulunur. Islami hareketler arasinda bu konuda nasil ayriliklar var bunu açabilir misiniz? ‘Siviller' konusunu açmaya gerek dahi duymuyoruz.

Anarsist militan Emile Henry'nin dedigi gibi, "Burjuvazi, savunmasiz grevci isçilerin üzerine ayrim gözetmeksizin ates açabiliyorsa; bunun sonucunun, eglendigi restoranda patlayan bir bomba olabilecegini de hesaba katmalidir."

-Esasen Küresel Cihad Hareketi ile Bati'nin kavgasi Batililarin Islam topraklarini isgal ederek sömürgelestirmeleri, müslümanlarin servetlerini çalarak Islam'in kanunlarini ortadan kaldirmalari üzerindedir. Bilfiil isgale katilmis ülkelerin zaman zaman vurulmasi ise sürekli bir hal olmayip, isgal saflarindan çekilmelerini saglamak içindir. Ispanya ve Ingiltere saldirilari bu konuda iyi birer örnek olur zannederim. Simdiye kadar özellikle El-Kaide içersinde Bati'ya sirin gözükmeye çalisan kisi, grup vs. hiç olmadi. Zaten öyle bir egilimi olan direkt kendisini çizginin disina itmis oluyor ve hiç bir baglayiciligi olmuyor mücahidler açisindan. Bu problem Küresel Cihad Hareketi'nin içinde degil de, diger cemaatlerle veya gruplarla ortak yasadigi bölgelerde olabiliyor.

Mesela Suriye'de oldugu gibi. Gerçekten de bir takim gruplar tamamen bölgesel, milliyetçi bir tepki vermekte ve idareden pay kapmak için herkesle pazarlik yapabilmektedir. Böyle durumlarda bu tür gruplar ya güzellikle yola getirilir, ya da Cemal Maruf ve benzeri çetelere yapildigi gibi tasfiye edilir. Genel olarak Islami çevrede silahli cihadi metod olarak benimsemis hareketlerle Ihvan-i Müslimin tarzi silahsiz ve parlementer mücadeleyi esas almis gruplar arasinda bu sikinti yasanmaktadir ancak her defasinda silahli cihadin tek çözüm oldugu apaçik gözükmektedir. Mesela Misir'da Sisi'nin yaptigi darbede oldugu gibi.

5- Geçmiste sosyalistler Bati dünyasinin teröristleriyken bugün de Islamcilar. Imparatorluga karsi savasta Küresel Cihad kimlere sempatik bakar, kimlerle isbirligi yapar? Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika'da daha örgütlü olan anarsistlerin kapitalizme, devlete, yasalara, cinsiyetçilige, demokrasiye, irkçiliga ve her tür otoriteye karsi mücadelesini nasil görüyorsunuz?

-Küresel Cihad Hareketi liderleri Amerikan emperyalizmine karsi mücadele konusundaki konusmalarinda özellikle Amerika'nin Latin Amerika ve Vietnam'da yaptiklarina zaman zaman vurgular yapmislar, onuru olan her toplumun bu igrenç sömürgeci Amerikan kibrine karsi durmasi gerektiginin altini çizmislerdir. Nitekim 11 Eylül Gazvesi'nde mütekebbir Amerika'nin burnu 19 adamin darbesiyle yerlere sürtündügünde buna müslüman halklar kadar Amerikan zulmüne maruz kalmis olan gayri müslim halklar da sevinmisti. Meksika, Venezeula, Küba gibi ülkelerde Sehid Usame'nin resimlerinin oldugu tisörtler giymisler, otobüslerin üzerinde ve futbol sahalarinda Seyh Usame lehine tezahüratta bulunmuslardi. Dolasiyla her akli basinda hareket gibi Küresel Cihad Hareketi de düsmanlarini yalnizlastirip müttefiklerini fazlalastirmayi ister. Bu manada isgalci güçlere karsi mücadele eden herhangi bir dine veya ideolojiye mensup hareketler savasilacak taraf olarak görülmez, her ne kadar hedef ve metod, akide ve sabiteler konusunda bambaska olunsa da bu böyledir. Bu konuda sizlere Küresel Cihad Hareketi'nin Sehid Seyh Usame bin Ladin'den sonraki lideri Dr. Eymen ez-Zevahiri imzali "Cihadin Genel Esaslari" isimli metni okumanizi tavsiye ederim.

Ancak gelinen noktada sol ideolojiye baktigimizda sol'un Türkiye, Suriye ve Misir haricinde neredeyse Islam ülkelerinde ve tüm dünyada tükendigi ve mensuplarinin sadece devrim sarkilari söyleyerek içkilerini yudumladiklarini, bir kisminin ise aci çekmeyi kutsarcasina yaptiklari eylemlerde düsmanlarindan ziyade kendilerine zarar verdiklerini, ideolojik olarak reddettikleri kapitalizmin bütün ruhi faktörlerini ve aliskanliklarini, yasanti sekillerini bilfiil yasadiklarini söylemeden edemeyecegim. Bence Türkiye sol'u bari Ibrahim Kaypakkaya'nin düsüncelerini içsellestirerek Kemalizm'den bagini koparmali ve dünyadaki gelismeleri ve özellikle Küresel Cihad Hareketi'ni takip etmeye çalismalidirlar. Bence samimi bir solcunun, dünyayi degistirmeyi hedeflemis samimi bir anarsistin varacagi nihai nokta Islam'dir ve ancak müslüman olarak varliklarinin hakikatini gerçeklestirecektir.

Anarsizm de tipki diger beseri ideolojiler gibi bizim için bâtil bir fikirdir ve aslen Islam'in ruhuna temelden terstir. Her ne kadar anarsistler arasinda franskiyon farkliliklari olsa da Islam bir devlet ruhuna sahiptir ve devletsiz bir islam kanatsiz kus gibi mücerret inançtan ve bazi ibadetlerden ibaret kalir. O yüzden Islam topraga hakimiyetini kurar ve hiç bir beser yapimi bâtil düsünceyle ortak olmayi kabul etmez. Sirke ve küfre karsi tevhidi, zulme ve haksizliga karsi adaleti ikame eder. Mesela anarsistlerin bir an için bütün karsi olduklari otoriteleri yiktigini farzedelim. Yerine neyi ikame edecekler veya insanlarin problemlerini neye göre nasil çözecekler? Son tahlilde anarsistlere müslüman olmalarini, kalplerinin seslerine kulak vermelerini tavsiye ediyorum.

6- Liderler Islam'da puttur ve putlar yikilmali onlara savas açilmalidir. Fakat günümüzde putlar o kadar çok ki. En basta paranin kendisi olmak üzere, gökdelenler, rezidanslar, son model arabalar, her tür teknolojik aletler...Bunlara put diyen alimler, hareketler var midir?

-Islam'da kisinin kendisini Allah'tan alikoydugu hersey puttur. Bu lider olabilecegi gibi kadin, para, makam, mevki, söhret ve hirslar da olabilir. Lidere hakka uygun oldugu oranda itaat edilir, aksi takdirde birakilir. Ancak bütün bu putlarin yerine anarsizm de insanin kendisini koymus olmuyor mu? Biz ise bütün putlarin yikilip, insanin yetersiz iradesi ve arzularinin Allah'in iradesi karsisinda teslim olmasi gerektigine inaniyoruz. Kula kulluktan, kullarin Rabbine kulluk yapilmasini hedefliyoruz.

7- Bati uygarliginin yikilisi ya da zayiflamasinin ardindan kontrol toplumu politikalari ( her tür iletisimin kayit altina alinmasi, kameralar, istihbarat, tel örgüler, güvenlik politikalari, sokak lambalari, polis toplumu...) Islam'in hakimiyetinde de devam edecek mi?

-Islam'da idare sekli yoktur, idare ruhu vardir. O ruha uygun olan her bir sey yapilabilir.

8- Usame bin Ladin için Kabil, Riyad ve Kahire'nin kokusmus yerler oldugunu bir yazidan okumustuk. Sehirlere öfke ve ates hissiyati tüm dünyanin kir gerillalarinin içinde mevcuttur büyük ihtimalle. Fakat duygulardan bagimsiz, ideolojik olarak Küresel Cihad'in sehirlere karsi bir durusu var midir?

-Aksine Islam bir medine yani sehir dinidir. Tarih boyunca kurulan sehirler bunun örnekleridir. Sehid Seyh Usame (Allah onu firdevs cennetlerinde peygamberler, salihler ve sehidlere komsu eylesin) ismi geçen sehirlerin kokusmuslugundan idarelerinin alçak ve isbirlikçi olduklarini söylemistir. Yoksa sehirleri yikip yakmak anlaminda söylememistir. Bize göre yikmak degil yapmak, imha degil insa önceliklidir. Lakin kaostan düzen dogar. Kaostan sürekli kaosu hedeflemiyor, bir düzen hedefliyoruz.
http://sosyalsavas.org/2017/02/kuresel-kitap-genel-yay-yon-osman-akyildiz-ile-roportaj/#more-30823
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr