A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) DAF, Meydan #35 - "Sikistiriliyoruz" -- Farksiz Sizin Bu, Su, O HAL leriniz; Biz

Date Fri, 6 Jan 2017 10:06:31 +0200


HER HALIMIZDE SIKISTIRILIYORUZ ---- Yasamlarimizi sürekli baskilayan korku ve panikle; her gün-her saat durmaksizin bir hizla degisen gündemlerle; haber bültenlerinde, tartisma programlarinda, gazetelerde, radyolarda bitmeyen tekrarlarla, "paylas"larla, "retweet"lerle; bizleri "aptal" yerine koyup manipülasyondan beslenen medyayla; geçmisimizi, kimligimizi ve hafizalarimizi silen kentsel dönüsüm ve yikim politikalariyla; özgürlügümüzü tutsaklastiran, iradesizlestiren "demokrasi illüzyonu"yla ve gerçegin günden güne daha da anlamsizlasmasiyla giderek sikistiriliyoruz. ---- Sikistiriliyoruz çünkü iktidar kendi varligini daim kilmak; çaldigi iradelerimiz üzerinden egemenligini yükseltmek için buna ihtiyaç duyuyor. Sikistiriliyoruz çünkü iktidar kendi siyasal iktidarini sürdürmek, kendi iktidar savaslarinda kullanabilecegi yeni nesneler yaratmak için buna ihtiyaç duyuyor. Sikistiriliyoruz; çünkü devlet ancak bizleri sikistirarak kendi alanini açiyor, var oluyor.

Mutsuzlukla Sikistiriliyoruz

Gün agarmadan düstügümüz yollar, yorgunluk ve bitkinlik hissiyle devam ettirmek zorunda oldugumuz günler, güçsüz düsen bedenler, güçsüzlestikçe mutsuzlasan zihinler...

Iktidar, sabah karanliginda okula gitmek, ise yetismek, otobüsü kaçirmamak için kosturmak zorunda oldugumuz sokaklari karanliga hapsediyor. Bizleri sabahin karanliginda tiklim tiklim dolu bir minibüse ya da yer kalmamis bir metrobüse doldurup, mutsuzlukla sikistiriyor. Devlet bizleri mutsuzlukla sikistirdikça, umutsuzluga ve çaresizlige sürüklüyor; hapsedildigimiz bitmek bilmeyen çaresizlikteyse düsünmeyen ve eylemeyen nesnelere dönüstürüyor.

Ne zaman uyuyup ne zaman uyanacagimiza karar veren, sabah günesimizi gasp edip bizleri karanliga ve mutsuzluga sikistiran devlete karsi, bedenlerimizi ve zihinlerimizi geri kazanabilmek için direnmeliyiz. Bizleri görmez, duymaz, bilmez ve hissetmez bireylere dönüstürüp mutsuzlastirmak isteyenlere karsi her sabahin köründe sikistirildigimiz rutine karsi geç kalma cesaretini gösterebilmeli; bu alisilmisligin ve sikistirilmisligin disina çikmaliyiz.

Panikle Sikistiriliyoruz

Patlayan bombalarin ardindan getirilen yayin yasaklari; süpheli paket ya da bomba ihbarlari sonrasinda asilsiz çikan ihbarlar; kalabalik alanlardan uzak kalmayi tercih edenler ya da bu tercihe mecbur birakilanlar; sürekli olarak yükselen dolar kuru karsisinda "krizi önlemek" için bozdurulan dolarlar; savasla, ölümle, ekonomik krizle baskilanan bu cografyadan "kaçip gitmenin" hayalini kuranlar...

Yasadigimiz topraklarda devlet, bireyi, korku ve panikle tahakküm altina aliyor; sindiriyor; sikistiriyor ve zaman içinde yok ediyor. Devlet toplumsal tüm alanlarda bu korku ve panik halini dayattikça; birey giderek kontrolsüzlesiyor, acizlesiyor ve iktidarin dayattigi yok olusa sikistiriliyor.

Yasamlarimiz kriz kiskacina ya da ölüme sikistiriliyor; günlerimizse bu sikismisliktan çikmanin, korkudan ve panikten kurtulusu aramakla geçiyor.

Bedenlerimizi ve zihinlerimizi günden güne yipratan; sosyal-ekonomik kosullarimizin giderek bizi tüketmesine yol açan bu korkudan-paranoyadan ve sikismisliktan kurtulmamiz ancak bu korku ve panik kültürünün disinda alanlar yaratmamizla mümkün. Korkularla ve panikle hapsolmayacagimiz, sikismisliktan kurtulacagimiz yeni bir dünya yaratmanin yolu, iktidarin dayattigi korku disindaki alanlari çogaltmaktan, bizleri paranoyaklastiran-panikle sikistiran bu kültürü bertaraf etmekten geçiyor.

Gündemlerle Sikistiriliyoruz

Darbe girisimi ve ardindan ilan edilen OHAL; hemen her gün FETÖ bahanesiyle Kürt Hareketi'ne ve devrimcilere yönelik düzenlenen operasyonlar, gözalti ve tutuklamalar; her gün ilan edilen yeni KHK'larla görevlerinden ihraç edilenler; durusma arasinda gözaltina alinan hakimler; hepimiz "uykudayken" önerilen, degistirilen ve meclisten geçirilen yasalar; bir hafta içerisinde iki farkli yerde patlayan bombalar; bombalarin etkisi henüz "geçmemisken" düzenlenen suikastler; ISID tarafindan yakilan askerlerin görüntüleri...

Yasadigimiz cografyada, son 6 aydan bu yana hemen her güne yeni "son dakika" haberleriyle basliyoruz. Bugünümüz bombalarla agarirken; ertesi gün, Suriye'ye giren Türk ordusu tanklariyla uyaniyoruz. TC ile Rusya'nin dostluguna artik "tamam" gözüyle bakilirken; devletin polisi tarafindan gerçeklestirilen bir suikastle öldürülen Rus Büyükelçi'nin ardindan "Rusya ile savas baslayacak" telasina kapiliyoruz...

"Gündeme bomba gibi düsen bir haber"in, hatta bazen gün içerisinde birkaç kez degisebilen "ana gündem"lerin hizina artik yetisemiyoruz. Iktidarinin sürekli ve giderek daha hizli bir sekilde degistirdigi gündemleri yakalayabilmekten uzakta bir yerde; bir gündemin ardindan bir yenisine savrulup duruyoruz; gündemlerle sikistiriliyoruz.

Bu savrulmadan ve sikismisliktan kurtulabilmek için devletin hemen her gün degistirdigi gündemlerin karsisinda; kendi gündemlerimizi yaratabilmeli ve sikistirilmak istendigimiz bu "gündem trafigi"nden çikmaliyiz. Bizleri bir gün bomba korkusuyla evimize kapatip, ertesi gün "demokrasi mitingi"ne çagiran; önce "ekonomik kriz yok" deyip, ardindan krizi önlemek için dolar bozdurmaya çagiran iktidarin dayattigi gündem illüzyonlarina karsi kendi gündemlerimizi yaratmali, tartismali ve yayginlastirmaliyiz.

Tekrarlarla Sikistiriliyoruz

Gün boyunca "son dakika" olarak verilen ve ayni alt yaziyla tüm gün sunulan haberler; saatte bir yayinlanan haber programlarinda, ayni spikerin ayni ifadeyle, gün boyunca sundugu ölüm haberleri; her tartisma programinda saatlerce tartisilip bir neticeye varilamayan basliklar; televizyonlarda ve tüm iletisim kanallarinda bitmek bilmeyen tekrarlar...

Devlet, özellikle medyayi kullanarak, gün boyu yayinlanan ayni haberlerle, ayni tartismalarla, bizleri bitmek bilmeyen bir tekrarin içerisine sürüklüyor. Ayni ölüm haberi ayni hüzünlü ses tonuyla; ayni zam haberi ayni yorumla ve ayni savas haberi ayni görmezden gelmezlikle her gün-her saat televizyonlarda dönmeye devam ediyor. Tekrarlar bizi ekranlarda yayinlanan haberlere, yoksulluga, açliga, savasa, ölüme alistirarak bizleri giderek hissizlestiriyor ve bu hissizlige sikistiriyor.

Bütün bu tekrara ve sikistirildigimiz hissizlige karsi kendimizi tetikte tutmaliyiz; özellikle içerisinde bulundugumuz savas gündeminde gasp edilmek istenen algilarimizi her daim açik tutmaliyiz. Alistirilmaya çalisildiklarimiza, alismamali; tekrarlarla sikistirilmamak için irademizin gasp edilmesine izin vermemeliyiz.

Medya ile Sikistiriliyoruz

Özellikle 15 Temmuz sonrasinda medya, yalnizca bir manipülasyon araci olarak islev görmeye basladi. Haber programlarindan tartisma programlarina, spor programlarindan dizilere kadar, televizyonlarda yayinlanan her sey, devletin resmi kanalinda yayinlaniyor olsun ya da olmasin, dogrudan iktidar propagandasi yapmak için birer araç olarak kullanilmaya baslandi.

Bugün haber bültenleri ve tartisma programlari, iktidarin siyasi propagandasinin yapildigi; sabah kusagi ve evlilik programlari ya da dizilerse, yalnizca iktidarin hakim kültürünün propagandasinin yapildigi yayinlar olarak karsimiza çikiyor. Medya, bir bilgi vermek ya da bir gerçegi anlatmaktan çok baska bir yerde; yalnizca var olan gerçegin manipüle edilmesi; bu manipülasyon üzerinden toplumsal bir provokasyon propagandasinin isletildigi bir alana dönüsüyor. Sosyal medya da, ayni islevi, iktidarin çok daha rahatça hüküm sürebildigi internet ortaminda üstleniyor.

Medya bizi yayinlanan her haberde, her programda, her dizide hakim olan manipülasyonlara sikistiriyor. Bu manipülasyonun disinda, eksik ve yönlendirilmis bilgiye karsi yapabilecegimiz tek sey ise, kedi bilgi-iletisim kanallarimizi yaratmaktan geçiyor.

Kentsel Dönüsümle ve Yikimla Sikistiriliyoruz

Iktidar, elinde bulundurdugu tüm araçlari bireyi tahakküm altina almak için kullanirken; bu tahakkümünü kimi zaman da dogrudan saldirilarla sürdürüyor. Kentsel dönüsüm ve yikim, bu dogrudan saldirilara bir örnek.

Devlet kontrol almak istedigi bireyin öncelikli olarak yasam alanlarini kontrol altina aliyor. Kentsel dönüsümle ve yikimla, kendi hakim kültürünün var olmadigi ya da olamadigi alanlari "dönüstürmeyi"-"yikmayi" amaçlayan devlet bir yandan da bu alanlarda yasayan bireylerin dününü, bugününü, kimligini ve kültürünü degistirmeyi ve yikmayi amaçliyor.

Herhangi bir mekani yalnizca kendi varligi için dönüstüren iktidar, dönüstürdügü bu yeni alanda kendi kimligini ve varligini da hakim hale getirmek istiyor. Özellikle 15 Temmuz sonrasinda birçok sokagin, meydanin, parkin, kavsagin ismini "demokrasi"ye dönüstüren devlet; dönüstürdügü tüm mekanlarda var olan gerçekligi yikiyor ve tüm bu mekanlara kendi gerçekligini-kültürünü dayatiyor. Iktidar, kentsel dönüsümle yalnizca yasam alanlarimizi yikmakla kalmiyor; ayni zamanda geçmisimizi, kültürümüzü, kimligimizi ve hafizalarimizi da dönüstürmek, yikmak istiyor.

Iktidarin bu saldirisina ve bizleri kendi hakimiyet alanlarina sikistirma çabasina karsi, kendi yasam alanlarimizi ve "kendimizi" savunabilmek için; kolektif isleyisin hakim oldugu yeni mekanlari, kolektif özgür yasam alanlarimizi olusturmaliyiz. Iktidarin dönüstürmeye çalistigi toplumsal alanlara karsi; siyasi ve ekonomik olarak bireyin tahakküm altina alinamayacagi, devletsiz ve kapitalizmsiz yeni yasam alanlarimizi olusturmaliyiz.

Demokrasiyle Sikistiriliyoruz

Özellikle 15 Temmuz sonrasinda sürekli duyar oldugumuz demokrasi, var olan iktidarin kendi hakimiyetini sürekli kilmak için topluma bir dayatmasidir. Her seyin "demokrasi" için oldugu; her pratigin "demokratiklesme" amaci yolunda teorize edildigi bu dönemde; demokrasinin aslinda ne demek oldugunu günden güne deneyimliyoruz.

Demokrasiden beslendigini ve demokrasi mücadelesi verdigini söyleyen iktidar hemen her gün dernekleri ve basin yayin kuruluslarini kapatmakta; kendi iktidari lehine konusmayanlari-yazmayanlari ya da bunu reddedenleri gözaltina alip tutuklamakta; kendi "demokratik" amaç ve çikarlari için toplumu adaletsizlige sürüklemekte ve bu adaletsizlige sikistirmak istemektedir. Bahsettikleri "demokrasi", toplum içerisinde yer alan her bireyin iradesini gasp edilmesi; bireyin, iktidara ve onun kurumlarina sikistirilmasi demektir.

Bizlere "dayatilan demokrasi"ye karsi var olabilmek elbette mümkün. Demokrasiye karsi mevcut devletli siyaset alaninin disinda bir siyaset yaratmamiz; özörgütlü bir sekilde merkezsiz ve temsiliyete dayanmayan siyasal isleyis kurmamiz; iradelerimizin kendimiz disindaki bir iktidar tarafindan gasp edilmedigi, bedenlerimizin ve yasamlarimizin sikistirilmadigi bir kültür olusturmamiz lazim.

Gerçegin Anlamsizlastirilmasiyla Sikistiriliyoruz

Iktidar, var olan gerçekligi yok etmek ve kendi istedigi gerçekligi yaratmak için, bizleri kendi kurgusuna sikistirir. Iktidarin bu kurguyu hayata geçirebilmek için en elzem araci ise "gerçegi anlamsizlastirabilecegi bir illüzyon yaratmaktir". Iktidar tarihin basindan beri birbirini takip eden kurgulariyla insanlari kendi gerçekliklerinden uzaklastirmistir. Fakat günümüzde, bu araçlari kullanmakta iyice ustalasan iktidar, sosyal medyasiyla, merkez medyasiyla, aklini yitirmis siyasetçileriyle, gerçege daha dogrusu biz "ezilenlerin gerçekligine" karsi belki de en büyük savasi baslatmistir.

Bir insani kölelestirmenin, bir insanin benligini gasp etmenin, bir insani tahakküm altina alarak kurgulanan illüzyona sikistirmanin en iyi yolu, "var olan gerçekleri" o insanin elinden almaktir. Gerçege ulasamayan insan, zamanla saglikli düsünme ve üretme yetenegini kaybeder, kendi varligini yitirir ve iktidarin illüzyonlariyla sikistirilir.

Iktidar, bireyi mutsuzlukla, korkuyla ve panikle, hizla degistirdigi gündemlerle, bitmek bilmeyen tekrarlarla, yalnizca bir manipülasyon araci olan medyayla, kentsel dönüsümle ve yikimla, demokrasi illüzyonuyla, gerçegin anlamsizlastirilmasiyla kendi tahakkümüne sikistirir ve sindirir. Çünkü bireyi ne kadar sikistirirsa, kendi için yeni alanlar yaratir.

Birey yasaminin her aninda ve her alaninda mahkum edildigi bu sikismisligin farkina vardigi andan itibaren ise, bu sikismisligi yikmak için mücadele etmeye baslar.

Özörgütlü bir sekilde, örgütlülük ve toplumsallik perspektifiyle yeni bir gerçeklik yaratmaya; kolektif bir sekilde yaratilan bu gerçekligi kolektif bir sekilde yasamaya baslar.

Sabahin kör karanliginda otobüse, metroya, metrobüse sikistirilan; umutsuzlukla mutsuzluga, acizlikle çaresizlige sikistirilan; sabahlari evlilik, aksamlari ana haber, geceleri tartisma programlarina sikistirilan; asgari ücretle simit çay hesabina sikistirilan; kaza adi altinda is cinayetlerine sikistirilan; kendi elleriyle insa ettigi mahallelerden alinip 60 metrekarelik evlere sikistirilan; yastik altinda altini ya da bozdurulacak dolari olmayip yoksulluga ve krize sikistirilan; erkek egemenligiyle yok edilmeye ve nefret politikalariyla katledilmeye sikistirilan; beton duvarlar-demir parmakliklarla hapishanelere sikistirilan; iradeleri bir oy pusulasina sikistirilan; devletlerin çikar savaslarinda zincire vurulmaya ya da diri diri yakilmaya sikistirilan; gerçek olmayan gerçeklige sikistirilan; yalnizliga, umutsuzluga ve örgütsüzlüge sikistirilan yasamlarimizdan elbette siyrilacagiz.

Bizleri mekanlara sikistiran, sikistirdikça iradesizlestiren ve zaman içerisinde tutsaklastiranlara karsi, maruz birakildigimiz bu sikismisligimizdan kurtulmaliyiz. Sikisan her sey patlar ve simdi bizler tüm sikismisligimizla sosyal ve ekonomik bir patlamanin esigindeyiz. Bu esigi asmali ve kendi özgür yasamlarimizi kendi ellerimizle ve bulusan ellerimizle, yani örgütlülügümüzle yaratmaliyiz.

Bu yazi Meydan Gazetesi'nin 35. sayisinda yayimlanmistir.
http://meydangazetesi.org/gundem/2016/12/sikistiriliyoruz/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr