A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006
a-infos habergruplarına üye olun

(tr) [Online Medya] 'Kürt hareketi özerkliği gerçekleştirecek güçtedir'

Date Fri, 13 Aug 2010 10:23:06 +0300


'Kürt hareketi özerkliği gerçekleştirecek güçtedir'
Meksika'da Zapatalar tarafından hayata geçirilen özerklik modeli
üzerine araştırma yapan Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü
Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Zeynep Gambetti, Kürtler tarafından
gündeme getirilen ve tartışmaya açılan 'Demokratik özerklik' modelinin
sosyal, siyasal, hukuksal ve ekonomik ayaklarının iyi oluşturulması
gerektiğini söyledi. Dünyanın 100 ülkesinde uygulanan özerklik
modelinin özgürlükçü bir modele dönüşmesi için felsefi temellerinin
önemine dikkat çeken Gambetti, DTK'nın kararından büyük heyecan
duyduğunu ve Kürt hareketinin sosyal ve siyasal birikimi ile bunu
gerçekleştirecek güçte olduğunu söyledi.

Kürt sorununda çözüm yöntemi olarak Kürt siyasetçiler tarafından uzun
süredir dillendirilen ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) 4. Genel
Kurulu'nda inşası kararlaştırılan 'Demokratik Özerklik' Türkiye'de
çeşitli kesimler tarafından sıkça tartışılıyor. İçerik olarak
bilinmemesine rağmen 'bölünme' paranoyası ile ele alınmasına konuyla
ilgili çeşitli ülkelerde çalışmalarda bulunan akademisyenlerin
tepkisine neden oldu. Bunlardan biride Meksika'da Zapatistaların
'özerlik' deneyimini araştıran Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi
Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Zeynep Gambetti. Türkiye'de
indirgemeci bir mantıkla yürütülen tartışmanın referanslarının çok
doğru olmadığını dile getiren Gambetti, sadece özerklik değil
'demokratik özerklik'in uygulanabilir bir model olduğu görüşünde.

Sadece özerlik yetmez, 'demokratik özerklik'

Dünya üzerinde Rusya, Çin, Finlandiya, İspanya, Hindistan dahil yüzün
üstünden ülkede 'özerlik' uygulandığını belirten Gambetti, 'Dünyada
çok fazla özerk bölge örneği var; 100'den fazla özerk bölge ya da
özerk şehir var. Mesela Arjantin'deki Buenos Aires şehri özerk bir
şehirdir. Şimdi bunun adını nasıl koyacağız? Bölge diyemeyiz çünkü
bölge dediğimiz zaman daha çok coğrafi bölge anlamına geliyor. Çok
çeşitli özerk ünite örneği var. Eyalet var, bölge var, coğrafi bölge
var, etnik halk var. Yani özerklik tek bir kalıba sığdırılabilecek bir
model değil. Biraz da ülkedeki tarihi ve toplumsal unsurların
belirlediği bir model' diye konuştu. 'Özerklik' modellerinin
bazılarının alttan gelen talepler sonucunda oluştuğunu, bazıları ise
İspanya örneğinde olduğu gibi merkezi devletlerin ilan etme hakkı
olduğunu aktaran Gambetti, halkın kendi örgütlenmesiyle oluşan
özerklik biçiminin önemli bir model olarak ele alınabileceğini
söyledi.

Devlete değil, demokrasiye dayalı

Özerkliğin illa demokratikleşme anlamına gelmeyeceğini dikkat çeken
Gambetti, 'Kendini yönetmek illa baskıdan, hegomonyadan ve sömürüden
kurtulmak değildir. Yöneticiler halkları sömürebilir' diye konuştu.
Demokratik özerkliği anlamak için devlet kavramının iyi incelenmesi
gerektiğini kaydeden Gambetti, 'Modern devletin tarihine bakıldığı
zaman birincisi burjuva devleti olduğunu, ikincisi iktidarın her zaman
ezen dışlayan, alttaki seslerini bastıran bir unsur olduğunu
görüyoruz, tarihte her zaman bu böyle olmuş, hiçbir devlet demokratik
olmamış. Devlet ve demokrasi yan yana durabilen oluşumlar değil.
Dolayısıyla beni demokratik özerklik denince en çok heyecanlandıran
alternatif bir siyaset modeli üretme fırsatıdır' diye kaydetti.
Gambetti, DTK'nin sonuç bildirgesinde yer alan kararların tam da bu
noktaları kapsadığını söyledi. Gambetti, Türkiye kamuoyunun sürekli ön
planda tuttuğu tehdit algısının aksine 'Demokratik özerklik'i,
ekolojik, kadının özgürleşmesini sağlayan, alternatif ekonomi biçimi
içeren bir örgütlenme modeli olarak gördüğünü söyledi. Özerkliğin
inşası için hukuksal ve siyasal boyutundan daha fazla ekonomik
boyutunun ele alınması gerektiğini dile getiren Gambetti, bunun için
antikapitalist alternatif bir ekonomik yaklaşıma ihtiyaç olduğunu
söyledi.

Chiapas deneyimi ve alternatif ekonomi

Alttan örgütlenmeye Meksika'da Zapatistaların 'Chiapas' bölgesinde
uyguladığı sistemi örnek veren Gambetti, oldukça önemli olan bu
deneyim hakkında yaptığı araştırmaları anlattı. Gambetti, 'Chiapas
bölgesinde devlet Zapatistaların ilan ettiği özerkliği kabul etmek
zorunda kaldı. Dolayısıyla anlaşmalı bir özerklik değil ve hukuku
çerçevesi yok; tamamen fiili bir özerklik deneyimi. Oradaki yerli
halk, devletin onlara el uzatmasını beklemek yerine kendi kendine
yetebilirliğin koşullarını inşa ediyor. Aslında önemli model teşkil
edecek yer burası, İspanya değil. Çünkü özerkliği biz, İspanya
örneğinde olduğu gibi, salt kurumsal ve hukuki bir yapıya
indirgediğimiz anda teknik bir mesele olur. Özü ve felsefesi kaybolur'
dedi.

'Demokratik özerkliğin, ekonomik, sosyal, siyasal ve hukuki
temellerini karşılaştırmalı olarak aktaran Gambetti, en kayda değer
yönün ekonomik özerlik biçimi olduğunu anlattı. Gambetti,
'Antikapitalist olmadan özerk olunmaz. Öte yandan bölgenin
özerkleşmesi için kaynak gerekiyor. Çok küçük ölçekte örgütlenmelerin
başlatılması gerekiyor. Bu konuda incelenebilecek en somut örnek
Zapatistalar'ın deneyimi olabilir. Chiapas 5 ayrı otonom bölgeye
ayrılmış durumda. Bu bölgelerin her birinde 20-25 adet 'belediye' adı
verilen üniteler var. Onların altında da 100'e kadar çıkabilen köyler.
Üzüm salkımı gibi bir örgütlenme biçimi. Her köy ihtiyaçlarını ve
hangi kaynakları nasıl kullanabileceğini ve bu kaynakları nasıl
örgütleyeceğini belirliyor. Kolektif tarım, köy komünleri var.
Topraklar kollektif olarak ekilip biçiliyor ve ortaya büyük bir güç
çıkıyor. İhtiyaç olanı alıp geri kalanını ise mevcut kapitalist
piyasaya değil, yardımlaşma ağları üzerinden satıyorlar. Yani
alternatif ekonomi dediğimiz şey, var olan anonim piyasa ağları
üzerinden değil, bire bir antikapitalist ağ üzerinden yürüyor.
Zapatistaların İspanya, Yunanistan, Fransa gibi ülkelerde destekcileri
var. Ayrıca dünyanın en büyük alternatif tarım örgütü Via Campesina
içinde yer alıyorlar.' Gambetti, bu şekilde simsarlara, tüccarlara
değil anti kapitalist küreselleşme hareketleri içinde dayanışma ağı
ile alternatif ekonominin örgütlendiğini dile getirdi.

Kooperatifçilik alternatif bir ekonomi modeli olabilir

Kürtler için ise bölgesel koşullar dikkate alındığında özerkliğe giden
yolda kooperatifçiliğin ve kolektif üretimin geliştirilmesi
gerektiğini kaydeden Gambetti, bu üretimin uluslararası alanda
alternatif ekonomik güçlerle birleşmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Bölgenin çok yaygın tarım-hayvancılık potansiyeli olduğunu ve bunun
iyi örgütlenmesi gerektiğini belirten Gambetti, kollektif üretim
alanında dünyanın pek çok özerk bölgesinde tarımdan, endüstriye kadar
geniş örgütlenmeler bulunduğunu belirtti. Merkezi hükümetle ilişkilere
de değinen Gambetti, 'Talep siyaseti, yani devletten bir şey talep
etmek yerine kendi kendine bunları örgütlemeye başlamak. Böylesi bir
örgütlenme karşısında merkezi devlet muhakkak orada üretilen
zenginliğe el koymaya çalışacak. Zapatistalar bu ilişkiyi tamamen
koparmış durumda. Türkiye'de ise ayrı bir şekilde formüle etmeye
ihtiyaç var. Bu ayrı bir devlet kurmak anlamına gelmez, konfederal
sisteme doğru gidebilir de, gitmeyebilir de, ama esas itibariyle
Türkiye'de doğrudan demokrasinin yerleşmesi olarak adlandırılabilir'
dedi. Gambetti'nin bu sistemin örülmesinde çekinceli olduğu konu ise
şu anda bölgede işçi ve işveren arasında merkezi hükümet baskısı
yüzünden oluşan doğal ittifakın böylesi bir örgütlenme modelinde ezen
ezilen ilişkisine dönüşmesinde.

Asıl iş bundan sonra başlıyor

Gambetti, sosyal ve siyasal olarak 'Demokratik özerkliğin' model
olarak uygulanmasının Kürtlerin mücadele deneyimleriyle ortaya çıkan
sonuçlara bakıldığında zor olmadığını düşünüyor. Bunu, 'Siyasal ve
sosyal örgütlenme açısından bence Kürt hareketinin bulunduğu nokta
Türkiye'deki en ileri noktadır. Tabi Kürtler kendilerini ezilen olarak
tanımlıyorlar, bu çok normal. Ama batıdan bakıldığında ne kadar büyük
bir iş başarıldığı fark ediliyor. Şu anda güçsüz olan, kompleksli ve
zaaf içinde olan taraf Türk tarafıdır. Bu ülkede Kürt hareketindeki
siyasal bilinç düzeyi başka hiçbir harekette yok. Belki sadece kadın
hareketi böylesi büyük bir dayanışma bilinci taşıyor. Dolayısıyla
irade açısından, dayanışma ağlarının varlığı açısından Kürtler çok
ileride' diyen Gambetti ise bunun bir sonraki aşamaya nasıl
taşınacağının çok dikkatlice ve taşkınlıklara yer vermeden
belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.

'İdeolojik değil demokratik bir temsiliyet'

Kürt hareketinin bütün birikimlerinin ortaya çıkacağı 'Demokratik
özerliğin' uygulanmasının çok önemli olduğunu dile getiren Gambetti,
farklı kültürler, kadınlar, gençler ve toplumun bütün kesimleriyle
kurulan ilişkiler ve bunların kendini nasıl ifade edecekleri konusu da
ise çekinceleri var. Gambetti, 'DTK'da Ahmet Türk'ün dile getirdiği
'köy sokak komünleri oluşturulması' yönünü biraz açarsak. Alınan
kararları daha yukarı veya stratejik bir merciin yönlendirmeyeceğinin
veya alınan kararın aksine davranmayacağının garantisi nedir? Çok yol
kat eden Kürt kadın hareketinin bu komünlerde rolü ne olacak?
Emekçiler yine aynı şekilde. Bölgedeki sosyal ve politik özerklik
örgütlenmesinin önünde durabilecek bir başka unsur, farklı kültürlerle
ve dini kimliklerde olan ilişkiler. Süryaniler, Araplar ve farklı
kültürlerin temsiliyeti nasıl sağlanacak? DTK oluşumunun içine
girmeyen, belki AKP'ye oy veren Kürtlerin de özerklik derken buna
katılacağının düşünülmesi lazım ve birleşme zemininin çok ideolojik
olmaması lazım' diye konuştu. Gambetti, tüm bu sorunların aşılması
için temeline bir kimliği değil özgürlükleri yerleştiren bir
felsefenin temel alınmasının önemine değindi.

'Teknik değil felsefi temeli olan bir özerklik'

'Demokratik özerklik' için hukuki temelin ise ancak yeni bir anayasa
ile mümkün olduğunu belirten Gambetti, fiili geliştirilebilecek
uygulamalarla bu yönde devletin dönüşüme zorlanmasının bir ayağının da
anayasa değişimini zorlamak olduğunu söyledi. Model için teknik değil,
felsefi temeli olan bir tartışmayı daha uygun bulduğunu yenileyen
Gambetti, Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı'nın bu noktada
uygulanabilirlik yönünde yerel yönetimleri düzenleyen teknik bir
metinden ileri düzenleme olmadığını söyledi. Gambetti, 'Demokratik
özerklik' modelinin merkezi yapı ile bağlarını ise 'Her türlü gayri
merkezi ya da ademi merkeziyetçi yönetim modeline sıcak bakıyorum.
Yerel belediyelerin özerkliği olsun daha bölgesel özerklik olsun
federasyon olsun her zaman için ademi merkeziyetçilik sağlıklıdır.
Ancak ademi merkeziyetçilikten mucize beklememek gerekiyor. O teknik
bir yapılanma modelidir. O teknik yapılanma modelinin içine siz yine
yönetenler yönetilenler ezenler ezilenler hegemonik kimlik azınlık
kimlik vs. gibi bir dolu iktidar şekillerini doldurabilir, bunları
yine onun içinde üretebilirsiniz. Dolayısıyla bu tek başına yeterli
olmaz. Demokratik özerklik çok daha fazla temelli yani daha köklü
dönüşüm demektir. Toplumsal anlamda zihniyet anlamında siyasal
ekonomik bir dönüşüm sağlar. Dolayısıyla bunu sadece kurumsal yapıyla
sağlayamazsınız. Kurumsal yapı önünü açabilir. Ama kurumsal yapıyı
beklemeden de yapılacak bir dolu iş var. Bölgede bir süredir bu yönlü
tartışma ve çalışmalar şahit oldum. Son KCK operasyonları aslında
biraz da bu modele darbe vurmak için yapılmış kasıtlı bir operasyon
gibi geliyor bana' diye belirtti.

Gambetti son söz olarak ise 'Demokratik özerklik' tartışmasının
başlatılmasını çok önemli bir adım olarak değerlendirerek, 'Bu çok
uzunlu soluklu bir modelin başlangıç tartışmaları. En zor olan bundan
sonra özerliği inşa edebilmek. Türkiye'nin önünde uzun mücadeleler ve
belki de müzakereler gerektirecek bir süreç açıldı. Umarım o kapıyı
birileri bir düğmeye basıp kapatmaz. Şu anda indirgemeci ve sığ da
kalsa ben sağlıklı bir tartışma sürecini girdiğimizi görüyorum' dedi.

FATMA KOÇAK / ŞİLAN ÖZHAN
İSTANBUL-DİHA


Kaynak: http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=95082
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr