|
A - I n f o s
|
|
anarş
**
istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli
haber servisi
Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa)
Son iki
haftalık iletiler
Eski iletiler arşivimiz
Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_
Català_
Deutsch_
Nederlands_
English_
Français_
Italiano_
Português_
Russkyi_
Suomi_
Svenska_
Türkçe_
The.Supplement
Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_
Català_
Deutsch_
Nederlands_
English_
Français_
Italiano_
Polski_
Português_
Russkyi_
Suomi_
Svenska_
Türkçe
Son 10 Postanın İlk Birkaç
Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of
last 30 days | of 2002 |
of
2003 |
of 2004 |
of 2005 |
of
2006
a-infos habergruplarına
üye
olun
(tr) "Arsız şirketler, isyana durmuş insanlar gördük"
Date
Sat, 7 Aug 2010 00:48:32 +0300
Karadeniz İsyandadır Platformu (KİP) aktivistleri, Karadeniz'de
yapılması planlanan Hidroelektrik Santrallere (HES) karşı "Karadeniz
Yaşam Yolculuğu" adını verdikleri gezileri sırasında tanık oldukları
doğa tahribatlarını ve tanıklıklarını anlattı. Aktivistler, "arsız
şirketler" olarak tanımladıkları HES'çilerin enerji üretmek için tüm
bölgelerde aynı politikaları uyguladıkları ve yaşam alanlarını yok
eden projeleri savunanları vatansever, karşı çıkanları da vatan haini
ilan ettiklerini söyledi.
10 Temmuz'da İstanbul'dan yola çıkarak bölgede sürdürülen HES'lerin
yapıldığı bölgelerde eylem ve incelemelerde bulunan Karadeniz
İsyandadır Platformu (KİP) aktivistleri, tanıklıklarını ve
incelemelerini İstanbul İnsan Hakları Derneği'nde (İHD) düzenledikleri
basın toplantısı ile açıkladı. Toplantıya, KİP aktivistleri Deniz
Şener, Hatice Hacısalihoğlu, Davut Erkan, Deniz Erbak konuşmacı olarak
katılırken ve çok sayıda HES karşıtı da dinleyici olarak yer aldı.
Toplantıda konuşan Davut Erkan, "arsız şirketler" olarak tanımladığı
HES'çilerin enerji üretmek için tüm bölgelerde aynı politikaları
uyguladıkları ve yaşam alanlarını yok eden projeleri savunanları
vatansever, karşı çıkanları da vatan haini olarak addettiklerini
söyledi. "Enerji yatırımlarının isimleri farklı olsa da yaşam
alanlarına verecekleri etkiler ortaktır" diyen Erkan, Türkiye'nin
enerji politikalarını eleştirdi. 'HES'ler Karadenizlileri göçe
zorluyor'
Şirketlerin, yapacakları ekolojik katliama karşı halkı bir bütün
olarak karşılarında görmek istemedikleri için, cephelere bölerek
etkisini azaltıp daha kolay kontrol altına almayı amaçladığına dikkat
çeken Erkan şirketlerin bütün bölgelerde aynı politikalar üzerinden
hareket ettiğini aktardı. Erkan gözlemlerini şöyle aktardı: "Enerji
yatırımlarının ülke ekonomisine sözde yararını öne sürerek karşı
çıkanları ülke ekonomisini zarara uğratmakla itham etmektedirler.
Yatırımları savunanları vatansever, karşı olanları vatan haini ilan
etmektedirler. Yıllardan beri uyguladıkları tarım politikalarıyla
Karadeniz halkı ekonomik nedenlerle göç vermek zorunda bırakılmıştır.
Önce aç bırak sonra bir parça ekmeğe tebaa et anlayışıyla Karadeniz
halkına yüksek fiyatlarla iş teklifi sunarak sözde istihdam
sağlamaktadırlar. Yine enerji yatırımlarına karşı koyanlar da
insanların ekmekleriyle oynadıkları gerekçesiyle ekmek hırsızı ilan
etmektedirler. Yatırım yapacakları yerlerde kazanacakları paranın
yanında devede kulak sayılacak miktarda paraları köy derneklerine
belediyelere dağıtarak yol, okul, sağlık ocağı gibi hizmetleri sunarak
göz boyamakta, halkın fakirliğinden yararlanmakta sus payı
sunmaktadır. Doğayı rant olarak gören şirketler derelerin, toprağın
hikayelerini, tarihlerini unutturarak kültürel bir yozlaşmaya neden
olmaktadır. Durdurma kararlarına rağmen, şirketler bu kararları
uygulamamakta, usulsüz davranmakta. Mahkeme kararları hiçe sayılmakta,
şirketler vadilerde çalışmaya devam etmektedir ve yerel yönetimler
buna göz yummaktadır."
Fındıklı'dan, Sinop'a Erzurum'dan Senoz'a halkın isyanı
15 gün süreyle yaptıkları 'yaşam yolculuğu'nda çok yıkım ve talan
gördüklerini aktaran Erkan, HES'in doğayı talan eden yatırımlarının
insanların hayatında büyük bir yıkıma neden olduğunu gözlemlediklerini
kaydetti. Erkan son olarak bölgede yaşamış oldukları bazı tanıklıkları
ise "Rize'nin Fındıklı ilçesinde, vadileri başında nöbet tutan
köylüler, Senoz Vadisi'ndeki şantiyeye taş atan yaşlı kadınları,
Hemşin'de "gelsinler hepsini vuracağum" diyen ninemizin, Amasra'da
termik santral istemeyen muhtarlarımızın, yeni bir Çernobil olmasın
diyen Sinop'lular, Erzurum Aksu bölgesindeki Boldorozların, isyanını
sarı yazmada haykıran Loç'luların mücadele yöntemleri ve istekleri
vardı" sözleriyle anlattı. Konuşmaların ardından basın toplantısı
bölgede çekilen vido görüntüleri ve fotoğraflardan oluşan slayt
gösterisi ile sona erdi.
Karadeniz Yaşam Yolcuları Basın Açıklaması Metni
10 Temmuz - 25 temmuz tarihleri arasında yola çıktık 3361 km lik yol
kat ettik 17 noktada durduk binlerce kesilmiş ağaç, yatakları
değiştirilmiş ırmaklar, moloz yığınları ile doldurulmuş dere
yatakları, borulara hapsedilmiş sular, kurumuş dereler, terk
ettirilmiş köyler, isyana durmuş insanlar VE ARSIZ ŞİRKETLER gördük.
Tanık olduk, hemhal olduk, birbirimize karıştık dertlere ortak olduk,
tek ses olduk
biliyorduk ve tekrardan gördük, yaşananlar oralarla sınırlı değil
yapılan her tahribat her yıkım bizlerden bir şeyler alıp götürüyor bu
yüzden vakit susma vakti değildir.
Bugün Karadeniz'de 700 den fazla HES, onlarca termik santral, bir
nükleer santral projesi planlanmaktadır. Enerji yatırımlarının
isimleri farklı olsa da yaşam alanlarına verecekleri etkiler ortaktır.
Türkiye'nin mevcut enerji politikaları ekolojik alanında çok hızlı
değişimler yaşatacak niteliktedir. Dünyanın çok ciddi bir enerji
darboğazına girdiği yalanını ortaya atarak "enerji sıkıntısı çekeceğiz
elektriğimizi dışarıdan mı alalım" söylevi ile kandırılmaya çalışılan
Karadeniz halkı ekolojik ve kültürel yıkımla karşı karşıya
bırakılmıştır.
Devlet ve şirketler; çok kârlı olacak enerji üretimine yönelik
yatırımlarının, herhangi bir engelle karşılaşmaması için çeşitli
politikalar üretmiştir. Bu politikalar, -yatırımlarının önünde bir
engel- olarak gördükleri halk muhalefetine karşı oluşturulmuştur.
Yapacakları ekolojik katliama karşı halkı bir bütün olarak
karşılarında görmek istemedikleri için, cephelere bölerek etkisini
azaltıp daha kolay kontrol altına almayı amaçlamaktadırlar,
izledikleri politikalarsa her bölgede aynıdır:
1- Enerji yatırımlarının ülke ekonomisine sözde yararını öne sürerek
karşı çıkanları ülke ekonomisini zarara uğratmakla itham
etmektedirler. Yatırımları savunanları vatansever, karşı olanları
vatan haini ilan etmektedirler.
2- Yıllardan beri uyguladıkları tarım politikalarıyla Karadeniz halkı
ekonomik nedenlerle göç vermek zorunda bırakılmıştır. Önce aç bırak
sonra bir parça ekmeğe tebaa et anlayışıyla Karadeniz halkına yüksek
fiyatlarla iş teklifi sunarak sözde istihdam sağlamaktadırlar. Yine
enerji yatırımlarına karşı koyanlar da insanların ekmekleriyle
oynadıkları gerekçesiyle ekmek hırsızı ilan etmektedirler. Senoz'daki
Ahmet amca "bütün bir kış ocağımda kara lahana pişti şirket geldi 2
bin TL maaş verdi ne yapsa idim" dese de bilmeliyiz ki; bu insanlar
betonlaşan topraklarında kazanan, kazandıkça harcayan, "tüketim
insanı"na dönüşecek, üretimden ve doğadan kopacaklardır.
3- Yatırım yapacakları yerlerde kazanacakları paranın yanında devede
kulak sayılacak miktarda paraları köy derneklerine belediyelere
dağıtarak yol, okul, sağlık ocağı gibi hizmetleri sunarak göz
boyamakta, halkın fakirliğinden yararlanmakta sus payı sunmaktadır.
4- Doğayı rant olarak gören şirketler derelerin, toprağın
hikayelerini, tarihlerini unutturarak kültürel bir yozlaşmaya neden
olmaktadır.
5- Durdurma kararlarına rağmen, şirketler bu kararları uygulamamakta,
usulsüz davranmakta. Mahkeme kararları hiçe sayılmakta, şirketler
vadilerde çalışmaya devam etmektedir ve yerel yönetimler buna göz
yummaktadır.
15 günlük yaşam yolculuğumuzda çok yıkım çok talan gördük ve öğrendik
ki butün yatırımlar insanların hayatlarına yavaş yavaş değil
hissetirmeden aniden hazırlıksız girmektedir. Yerel halk ne olduğunu
anlayamadan tahribatlar aralıksız devam ettirilmiştir. Şirketlerin
uygulamış olduğu bu talan politikalarına karşı önceleri ne olduğunu
anlayamayan yerel halk gerçekleri görmüş ve mücadele etmektedir.
Şirketlerin amaçlarını ve şirketlerin bu doğrultuda yaptığı
manipülasyonları deşifre ederek farkındalığı arttırmak, Karadeniz
bölgesinde mücadeleyi yayarak insanların yaşamlarına, geleceklerine
sahip çıkmaları gerekmektedir. Fındıklı'da vadileri başında nöbet
tutan köylüler, Senoz'da şantiyeye taş atan yaşlı kadınları, Hemşin'de
"gelsinler hepsini vuracağum" diyen ninemizin, Amasra'da termik
santral istemeyen muhtarlarımızın, yeni bir Çernobil olmasın diyen
Sinop'lular, Erzurum Aksu bölgesindeki Boldorozların, İsyanını sarı
yazmada haykıran Loç'luların mücadele yöntemleri ve istekleri tektir.
Yaratılan ekolojik ve sosyolojik yıkımlar büyüktür Karadeniz'in
tutkulu insanları kendi kurtuluşları için bir araya gelmelidirler. Bu
birliktelik hayatın içinden ve somut bir ihtiyacın ürünü olarak ortaya
çıkmıştır. Karadeniz'in coğrafyasını ve canlı yaşamını yok etmeye
yönelik sistematik yıkımlara ve talana karşı birliktelik kendini
zorunlu bir ihtiyaç olarak dayatmaktadır.
Kaynak: http://ahali.info/php/wp/?p=1891
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr