A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006
a-infos habergruplarına üye olun

(tr) Sınırları Tarihe Gömmek: No Border Aktivistleri Ağı

Date Fri, 7 May 2010 14:24:49 +0300


Sınırları Tarihe Gömmek: No Border Aktivistleri Ağı (*)
2009 Sonbaharı Yunanistan`ın Midilli adasındaki Pagani mülteci
kampında yasadışı alıkonulan mülteciler açlık grevindeler. Son
günlerde, Pagani`den dumanlar yükseliyor, 'çıplak hayatlar' hemen her
gün bir hücreyi ateşe veriyor. Yunan polisi bu kez daha acımasız ve
daha kanlı müdahale ediyor. Mültecilere destek için dünyanın farklı
coğrafyalarından biraraya gelen gruplar kampın etrafında toplanmış,
endişeli ve aynı zamanda umutla bekliyor. Mültecilerden biri, grubu
görünce slogan atmaya başlıyor: "No Border, No Nation, Stop
Deportation!" Bu, Avrupa Birliği`nin sınırlarını göçmen ve mültecilere
kapatan her türden uygulamaya, ülke sınırlarına, Frontex`e ve sınır
polisine, sınır dışı etmeye (deportation) karşı, iltica başvuru hakkı
engellenerek mültecilerin son geldikleri ülkeye yasal olmayan yollarla
geri gönderilmelerine karşı (refoulement) ve her tür mülteci kampına
karşı aktif direniş mücadelesi veren aktivist ağının bir sloganı.

Ayvalık`tan rahatlıkla görülebilen Yunanistan`ın Midilli adasında No
Border aktivistleri, 2009 Ağustos ayında bir hafta süren uluslararası
bir eylem haftası kapsamında biraraya geldiler. Bu buluşmanın amacı,
bir yandan uluslararası dayanışmayı güçlendirmek, mücadele
deneyimlerini paylaşmak ve sınırlarda ve ülke toprakları içinde
mülteci ve göçmenlerin karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini konuşmak
ve yeni durumları tartışmak; diğer yandan ise Midilli`de yapılacak
eylem ve gösterilerle her yıl yüzlerce insanın hayatına mal olan
AB`nin ırkçı sınır politikalarını protesto etmek, bu konuya dikkat
çekmek ve farkındalık yaratmaktı. İlk eylem gününde adadaki Pagani
mülteci toplama kampı yakınlarında bir protesto eylemi yapıldı.
Eylemin yapıldığı gün itibariyle Pagani`deki mülteci kampında 800`ün
üzerinde mülteci, 'olağanüstü koşullar' altında keyfi olarak tutuluyor
ve pek çoğu yine keyfi biçimde insanlık dışı muamelelere maruz
kalıyordu. Eylemciler ve mülteciler hep birlikte ortak sloganlarını
atıyorlar: "No Border, No Nation, Stop Deportation!" ve "Azadi!". Bu
ilk günkü eylem, o gün akşam saatlerine kadar sürdü. Alıkonulan tüm
mültecilerin serbest bırakılmaları talebiyle yapılan bu eylemde
on-onbeş kişiden oluşan bir delegasyonun kampa girebilmesi için
polislerle uzun pazarlık yapıldı ve sonuçta delegasyon kampa girmeyi
başardı. Bu kazanımla devam eden eylemler sonucunda, Yunanistan`ın
yeni İçişleri Bakanı'nın Dante`nin 'ilahi komedya`da' tasfir ettiği
cehennemden daha kötü dediği Pagani`den ilk olarak kadın ve çocuk
mültecilerden oluşan iki yüzden fazla mülteci ertesi gün serbest
bırakıldı ve ardından diğer mültecilerin de serbest bırakılmaları
sağlandı.

Bir ay sonra No Border eylemcilerinin çoğu adadan tamamen ayrılmıştı.
Ancak Pagani`de tutulmaya devam edilen mülteciler buradaki insanlık
dışı uygulamalara karşı eylemlerini sürdürdüler, öyle ki mülteciler
daha önce görülmedik bir direniş sergiliyorlardı.

Mültecilerin ve aktivistlerin ortak mücadelesi sonuç getirdi:
Hangardan toplama kampına dönüştürülmüş olan Pagani`deki mülteci kampı
bu direnişten sonra boşaltıldı, duvarları yeniden boyandı ve kilitler
kırıldı. Mücadele veren mülteciler, yeniden Avrupa yollarına; No
Border eylemcileri tekrar Avrupa`nın ve dünyanın çeşitli yerlerine,
evlerine döndü. Ancak burada kurulan bağlar ve bağlantılarla birlikte
hukuksuzluk ve haksızlık rejimine karşı mücadele veren insanların var
olduğu bilinci hâlâ yaşamaya devam ediyor.

Midilli adasındaki buluşma, geçtiğimiz yıl yapılan pek çok eylemden
sadece bir tanesiydi. Bu eylemden yaklaşık bir ay önce Fransa`nın
küçük kıyı şehri Calais`de eylemler düzenlenmişti. Calais,
İngiltere`ye geçmeyi bekleyen pek çok mültecinin Fransız polisi
tarafından sürüldüğü, tutuklandığı ve sınırdışı edildiği bir sahil
kasabası. Calais`deki eylemlerden birkaç hafta önce başka benzer
eylemler Ukrayna`da yapıldı. 2010 yılı için şimdiden planlanmış No
Border buluşması, Eylül ayında Brüksel`de, Yunanistan`da (tarih
kesinleşmedi) ve Temmuz`da İstanbul`da yapılacak olan Avrupa Sosyal
Forumu esnasında yapılacak.

No Border`ın kim(ler) olduğunu ve bu hareketin ne zaman başladığını
kesin olarak söylemek zor; ancak No Border`ın bir 'ağ' olduğu ve
aktivistlerin de No Border`ı böyle gördükleri bir gerçek. No Border,
bildiğimiz herhangi bir örgüt ya da bir dernek değil; belirli bir
yeri, adresi, başkanı, yönetimi ve belirli bir kuruluş tarihi yok.
Göçmenler ve mültecilerle dayanışma içinde olan, ırkçılığa,
milliyetçiliğe, miltarizme, cinsiyetçiliğe ve elbette sınırlara hayır
diyen herkes bir No Border aktivistidir. No Border, değişik politik
gruplarla çalışan insanlardan oluşan anti-otoriter bir harekettir.
Önceden belirlenmiş, kararlaştırılmış bir eylem biçimi ve stratejisi
yok. Hangi ve ne tür eylemlerin yapılacağına, hangi dayanışma
pratiklerinin hayata geçirileceğine hem ağ üzerinden yapılan
tartışmalar sonucunda ve hem de yerele özgün koşulların gerektirdiği
durumlar göz önünde tutularak karar veriliyor. Bu kararlar,
temsilciler yoluyla değil, müzakerelere aktif katılımla herkesin
kendini temsil ettiği demokratik, dışlayıcı olmayan bir biçimde
alınıyor. Belki tam da bu nedenle No Border eylemleri, oldukça çeşitli
ve renkli bir görüntüye sahip; yaratıcı, gerektiğinde yıkıcı
gerektiğinde barışçıl bir genişliğe sahip. Bu çeşitlilik içinde,
otonomistler, anarşistler ve radikal sol gibi gruplardan gelen
aktivistleri birleştiren ortak, genel kabul gören politik ilkeler söz
konusu: Irkçılık Karşıtlığı ve AB Göç Rejimine karşı mücadele.

Seksenli yıllarda Avrupa`nın bazı ülkelerinde ve ABD`de otonomist ve
sol siyasal hareketlerde, ilticanın, göçün, göçmenlerin sınırdışı
edilmelerinin ve de ırkçılığın kapitalizm ve devlet eleştirisine
dahil, bunun bir parçası sayılan konu(lar) olduğuna dair bir bilinç
gelişmeye başladı. Göçmenlerin kendi öz örgütlülüklerinin yanında
'yasadışı' sayılan göçmenleri destekleyen yapılar ortaya çıktı. Ancak
bunlar 2000`e doğru neredeyse küçük gruplarla sınırlı kaldı.
Almanya`da ilk olarak 1986`da 'devrimci hücre' (Revolutionäre Zelle),
'otonomistler' ve 'toplumsal devrimci sol', 'mülteci sorununu'
muhaliflerin merkezi konularından biri haline getirme çağrısı
yaptılar. Adı geçen gruplar şiddete hazır devrimci gruplardı. İki yıl
içinde Almanya`daki mülteci politikasından sorumlu kişilere, Berlin
Yabancılar Dairesi şefine ve devletin mültecilere sözde yardım
kuruluşlarına dönük şiddet eylemleri gerçekleştirdiler. Berlin
Duvarı'nın yıkılmasından kısa süre sonra Almanya`da yükselen ırkçı
saldırıların ardından -Hoyerswerda (1991), Rostock-Lichtenhagen
(1992), Mölln (1992)- otonomist solcu gençler arasında gittikçe artan
sayıda anti-ırkçı ve anti-faşist gruplar doğmaya başladı, bu gruplar
sadece Neo-Nazilere ve ırkçı saldırılarına karşı değil, bunların
arkasında duran devlet politikalarına karşı eylemler düzenlediler.
Ancak bu oluşumlardan No Border ortaya çıkıncaya kadar sadece küçük
gruplar kaldı ve daha büyük, güçlü bir oluşum ortaya çıkmadı.

En başından itibaren No Border ağında aktif olarak yer alan bir
aktiviste göre No Border`ın ortaya çıkmasında 1997`de Paris`deki
kağıtsız göçmenlerin eylemleri hareket ettirici bir etken olduğu
söylenebilir. Güvencesiz iş ve yaşam koşullarına dikkat çekmek isteyen
yüzlerce 'kağıtsız göçmenin' iki kiliseyi işgal etmelerinin öz bilinci
ve eylemin gücü tüm Avrupa`ya yayıldı. Bundan çok kısa bir süre sonra
Almanya`da DokumentaX`de "No one is illegal" (Hiç kimse yasadışı
değildir) çağrısı yapıldı. Bugün tüm gösteri ve eylemlerde kullanılan,
değişik dil ve ülkeleri birleştiren bu slogan, 'yabancıların' Alman
medyasında sürekli hakarete uğradıkları ve 'suçlu' olarak
damgalandıkları, örneğin Almanların ellerinden işlerini çalan hırsız
olarak sunuldukları bir dönemde ortaya çıktı. Göçmen ve mültecilerin
hakları hemen her gün Alman devleti tarafından adeta gasp ediliyordu:
iltica hakkını neredeyse yok eden düzenlemeler (1993), çalışma
hakkının kısıtlanması, mültecilerin devletten aldıkları maddi
yardımların azaltılması, Almanya-Polonya sınırının yeniden
silahlandırılması. En başından itibaren farklı sol gruplar kendilerini
bu sloganla tanımlıyorlardı: "Hiç kimse yasadışı değildir."

No Border aktivistlerinin ilk buluşması, Amsterdam`da 1997 yılında
yapılan AB zirvesinin yanı başında, Kuzey ve Orta Avrupa`dan gelen
sadece 40 aktivistle gerçekleşti. İnternet üzerinden bir ağ (network)
kuruldu ve bu ağ sayesinde karşılıklı bilgi paylaşımı yapılabildi,
tartışmalar sürdürüldü ve de merkezi olmayan ancak eş-zamanlı eylemler
tüm Avrupa`da organize edilebildi. 1999 yılında bu ağ daha güçlü
biçimde genişletildi, ağ'a katılım daha kolay hale getirildi ve No
Border bu isim altında ilk kez, Tampere`de AB zirvesi esnasında farklı
yerlerde eş zamanlı yapılan 'Avrupa Eylem Günü' ile ortaya çıktı.

No Border`ın düzenlediği uluslararası buluşma kampları Almanya-Polonya
sınırındaki Oder-Neisse sınırında 1998`de başladı. Bunu daha sonra,
Polonya-Ukrayna, Polonya-Beyaz Rusya, Slovenya-Hırvatistan,
Tarifa-Gibralter (2001) sınırlarındaki No Border kampları takip etti,
ABD-Meksika sınırındaki Tijunana`da (2000 ve 2001), Avustralya çölü
ortasında, Woomera`da bulunan gözaltı kampında (2002) eylemler
gerçekleştirildi, aktivistler bu kampın çitlerini/sınırlarını tarihe
gömerek burada alıkonulan insanların serbest kalmasını sağladılar.
Daha sonraki yıllarda yılda altı uluslararası buluşma kampı organize
edildi ve bu kampa katılan insan sayısı her defasında artmaya devam
etti: 2001 yılında Frankfurt Havaalanı'nın işgaline yaklaşık bin kişi
katıldı; Merkezi Veri Kaydetme Sistemi'ne (SIS) karşı yapılan
gösterilerde katılımcı sayısı en yüksek noktasına ulaştı.

2004 yılından beri No Border ağı artık yok, ancak hareket yaşamaya
devam ediyor ve gittikçe genişliyor: Her şeyi ifade eden ve maniple
edilemeyen 'No Border' sloganı altında hareket varlığını sürdürmeye
devam ediyor.

Bazen en başından beri içinde olan aynı insanlar, bazen daha önceleri
yer almamış gruplar No Border kamplarını, küçük-büyük, yerel ve
ulus-ötesi eylemleri organize ediyor. Afrika`dan Asya`ya ve Avrupa`ya
gittikçe daha fazla gruplarla iletişim kuruluyor. No Border`ın gücü
kendi kendini devam ettirebilme dinamiğinde yatıyor. Eylem
biçimlerinde ve medyayla ilişkilerinde de sabit bir çizgi yok.
Birileri medyayı kullanmak isterken diğerleri buna karşılar. Birileri
daha radikal eylem biçimlerini tercih ederken diğerleri pasifist eylem
tarzlarını tercih ediyor. Her defasında bu konular tartışılmak
durumunda ve kimi zamanda bir uzlaşı sağlanmıyor. Ancak No Border
hareketi bir güce sahip... Talepler her zaman aynı: Pratik ve etkili bir
direniş hedefiyle 'Freedom of Movement' (Hareket Özgürlüğü), ırkçılığa
ve ırkçı yasalara, devletlerin sınır rejimine, göç ve mülteci
politikalarına karşı mücadele; aynen Paris`teki kağıtsız göçmenlerin
talepleri gibi.


ANNA TİRAJE

(*) Bu yazı, 17 Nisan 2010 tarihli Birgün gazetesinin Kitap Eki'nin
"Anti-Otoriter Düşünce" üzerine hazırladığı dosyada kısaltılmış
haliyle yayımlanmıştır.


Kaynak: http://350gram.blogspot.com/2010/04/sinirlari-tarihe-gommek.html
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr