A - I n f o s

a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **
News in all languages
Last 30 posts (Homepage) Last two weeks' posts Our archives of old posts

The last 100 posts, according to language
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Catalan_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Castellano_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_
First few lines of all posts of last 24 hours

Links to indexes of first few lines of all posts of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012

Syndication Of A-Infos - including RDF - How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups

(tr) [Medya] Radikalizm ve ölçü / Halil Turhanlı

Date Sat, 15 Sep 2012 22:02:55 +0300


Radikalizm ve ölçü / 11 EYLÜL 2012 - Halil Turhanlı
Albert Camus'nün 1951'de yayımlanan 'Başkaldıran İnsan' başlıklı
felsefi incelemesi bir yönüyle anarşizme övgüdür. Ama, çok da
sorunludur bu övgü; çünkü, Camus'nün amacı radikal politikalara sınır
ve ölçü getirmek, radikal politikaları ehlileştirmektir. O, başkaldırı
kavramını devrimi reddetmek için kullanır. Camus için başkaldırı
radikal kopuşların, dönüşümlerin, dönüştürücü politik eylemin sınırı.
Devrimlerin alternatifi.

Başkaldırı adil olmayan bir durumla karşı karşıya gelindiğinde doğar.
Adaletsizliğe tepkidir; ama Camus bu tepkinin ölçülü olmasını ister.
Politik görüşlerindeki esas sorun da buradadır. Zira, Bronner'in çok
isabetli vurgusuyla, başkaldırı ve ölçülülük birbiriyle uyuşmazlar.
(x) Ölçülülük çoğu kez, somut çıkarlara dayalı araçsal aklı temel
alır, pragmatik politikalara kaynaklık eder. Aslında, Başkaldıran
İnsan'daki ölçülülük fikrinin bir kısmı hiç de yeni değildir.
Toplumun, sosyal hayatın yenilenmesinde ölçülülük düşüncesi Aristo'nun
Politika'sı kadar eskidir.

Camus başkaldırı ve devrimi birbirinden ayırır, ikincisine kuşkuyla
bakar.Politik devrim fikrini sorgular. Radikal ütopyacı projeler
hayata geçirildiğinde bunların bir aşamada terör rejimlerine
dönüşmelerinin handiyse kaçınılmaz olduğunu düşünür. Ona göre devrim
zorunlu olarak şiddete, teröre yol açar, bireyi kolayca gözden
çıkarır. Devrim geçmişten gelen bütün değerleri yok etmeyi amaçlar, bu
nedenle de nihilizme varır.

İspanya içsavaşı'nda desteklediği anarşistlerin, cumhuriyetçilerin
yenilgisi, Nazizmin gerçekleştirdiği büyük kıyımların, toplu
infazların, kitlesel katliamların yol açtığı karamsarlık elbette
Başkaldıran İnsan'ın sayfalarına sinmişti. Üçüncü cumhuriyet
dönemindeki kutuplaşmalara, bunların yol açtığı sağ ve sol
radikalizmlere bir tepki olarak da okunabilir.

Camus bir yönüyle uzlaşmaya yüksek değer atfeden bir reformcu,
radikalizmden ürken, ılımlı ve ihtiyatlı bir sosyal demokrat, bir
sağduyu düşünürü olarak görünür. Ütopyacı siyasetleri soyut idealleri
mutlaklaştırma, totaliter hareketleri meşrulaştırma aracı olarak
görmüştü. Bu onun soğuk savaş ideolojisine en çok yaklaştığı noktadır
ve tam da bu düşüncelerinden dolayı anti-komünist tarihçilerce
övülmüştür. Ama onu salt bu yönüyle ele almak yanıltıcıdır. Daha açık
bir ifadeyle, onun anarşizme yakınlığını, anarko-sendikalist hareketle
kurduğu bağları göz ardı edersek haksızlık yapmış oluruz.

Camus aynı zamanda Paris Komünü'ne ilgi duydu, Komün'ü devletin
alternatifi olarak gördü. İspanya iç savaşında anarşistleri
destekledi. Dostluk kurduğu Rus anarşist Ida Mett ona,Rusya'daki
anarşist akımların devrim esnasındaki eylemleri konusunda bilgi verdi
; Başkaldıran İnsan'ı yazarken bu bilgilerden yararlandı.

Camus'nün anarko-sendikalist hareketle kurduğu yakınlık 1930'lu
yılların ikinci yarısına kadar uzanır. İspanya'da anarşizmin
gelişmesini dikkatle izliyordu. İkinci Dünya Savaşı başında Pascal Pia
ile birlikte Le Soir républicain adlı gazetenin editörlüğünü yaparken
ortaklaşa kaleme aldıkları editöryal yazılarda sol liberter
düşünceleri dile getirdiler. Fransa'daki milliyetçiliği eleştirdiler,
vicdani retçiliği desteklediler. Camus ancak bir yıl yayımlanabilen
ve 1940'da işgalden hemen sonra kapatılan bu gazetedeki anarşist bir
perspektifi olmayan yazılarında da alternatif bir dünya düzeni
öneriyordu; örneğin, doğrudan bireylerin seçeceği temsilcilerden
oluşacak ve ulus devletlerin atadığı temsilcilerden oluşan BM'in
yerine alacak bir dünya parlamentosu düşüncesini savundu.

1951'de Başkaldıran İnsan'ın yayımlanmasını izleyen yıllarda anarşist
çevrelerle ilişkisi yoğunlaşarak sürdü. De Gaulle, Franco'yu
gücendirmemek için kapattırıncaya değin Fransa'ya sığınmış İspanyol
anarşistlerinin çıkardıkları Solidaridad Obrera adlı dergide yazdı.
1957 yılında Nobel ödülünü almak için Stockholm'e gittiğinde Uppsala
Üniversitesi'nde öğrencilere bir konuşma yaptı. Bu konuşmayı İsveçli
anarko-sendikalistlerin yayımladıkları Arbetaren (İşçi) dergisi
organize etmişti. Yine 50'lerin ikinci yarısından itibaren, vicdani
ret beyanında bulunduğu için hapis cezasına çarptırılan, bu nedenle de
İsviçre'ye kaçan pasifist, anti-militarist Jean-Paul Samson'un
çıkardığı Témoins adlı derginin yardımcı editörlüğünü üstlendi. Önce
Doğu Almanya'da, daha sonra Macaristan'da patlak veren işçi
isyanlarını, kurulan işçi konseylerini destekleyen yazılar kaleme
aldı.

Jean-Paul Samson'ı tarihsel bir belgeyi, Simone Weil'in Katolik yazar
Georges Bernanos'a 1938 yılında yazmış olduğu ve İspanya'da iç savaş
sırasında anarşistlerin saflarında tanık olduğu şiddeti eleştiren
mektubu yeniden yayımlamaya ikna etti. Bu mektubun on yedi yıl sonra
Témoins'da yayımlanması anarşistler arasında bir özeleştiri dönemini
başlattı. Bu olay anarşistlerin eleştiriye açık olmalarını göstermesi
bakımından önemlidir.

Camus'nün okuma-yazma bilmeyen, yoksul, temizlikçi, çamaşırcı annesine
duyduğu sevgi bütün yoksullar için geniş bir empatiye dönüşmüştü.
İnsanlık onuru, kardeşlik gibi yüksek insani ilkelere bağlı kaldı.
Giyotinlere, idam sehpalarına ve infaz mangalarına hep karşı çıktı.
Ama, devrimlere de bunları meşrulaştıracaklarını ileri sürerek tavır
aldı.

Camus anarşist değildi. Anarşizme sempati duymuş, anarşistleri
desteklemişti. Ne ki, Başkaldıran İnsan'daki tezleri, radikalizme
sınır getirme çabaları sonuçta anarşistlerce onaylanacak görüşler
değildir. Camus'nün düşüncesinde genel olarak özgürleşme siyasetlerini
destekleyenlerin, bu soy siyasetlerin içinde yer alanların kabul
edemeyecekleri bir şey daha var: Onun çok yücelttiği birey aslında
veri olarak insandan ibaret. Daha açık bir ifadeyle, bireyi özgürleşme
siyasetleri içinde, bugünden çok daha insani bir geleceğin kurucu
öznesi, yabancılaşmayı aşmaya çalışan bir insan olarak düşünmüyor.
Sartre ile Camus arasındaki önemli ayrılık noktalarından biridir bu
aynı zamanda. Sartre'da insan şimdiki zamanı aşan, bütünsellik
kazanmaya çalışan bir varlık olarak geleceğe yönelmiştir. Oysa,
Camus'de böyle bir yöneliş söz konusu değildir, birey ancak şimdiki
zamanda ve veri olarak vardır. Badiou'nun da belirttiği gibi insanı
bir gelecek projesi içinde değil de, salt şimdiki zamanda düşünmek,
onu doğal bir kategori olarak kabullenmek tehlikesini taşır.

( x )- Stephen Eric Bronner, Camus : Bir Ahlakçının Portrsi,
çev.T.Sağlam, İletişim
Yayınları, 2012, s. 100-02

Kaynak: http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1275385070&news_code=1347351863&year=2012&month=09&day=11
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr


A-Infos Information Center