A - I n f o s

a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **
News in all languages
Last 30 posts (Homepage) Last two weeks' posts Our archives of old posts

The last 100 posts, according to language
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Catalan_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Castellano_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_
First few lines of all posts of last 24 hours

Links to indexes of first few lines of all posts of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012

Syndication Of A-Infos - including RDF - How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups

(tr) [Medya] Militarizm çağının ezber bozan ismi

Date Wed, 8 Aug 2012 14:46:31 +0300


Militarizm çağının ezber bozan ismi
Bugün rahatlıkla tartışabildiğimiz 'vicdani ret' kavramı bir zamanlar
telaffuz bile edilemezdi. Ezber bozan kişiyse, 1989'da devleti
mahkemeye veren Türkiye'nin ilk vicdani retçisi, anarşist Tayfun
Gönül'dü. Geçtiğimiz hafta 54 yaşında hayata veda etti. "Üniformanın
haki ya da beyaz olması fark etmez!" diyen ve mesleği olan doktorluğu
yapmayı dahi reddeden bu 'aykırı' isim, Türkiye'deki anarşist ve
anti-militarist hareketin yakın döneminin kısa bir özetiydi.
Özlem Akarsu ÇELİK
ozlem.celik@aksam.com.tr

Tayfun Gönül, Vedat Zencir'le birlikte Türkiye'nin ilk vicdani
retçisiydi. 1989 yılında, zorunlu askerlik hizmeti nedeniyle devlete
dava açacak kadar gözü karaydı! 30 Temmuz gecesi, 54 yaşında, eline
hiç silah almamış ve tahakküme boyun eğmemiş olmanın huzuruyla
dostlarının kollarında verdi son nefesini.

1 Ağustos Çarşamba günü Zincirlikuyu Mezarlığı morgundan alınan naaşı,
Kilyos Mezarlığı'nda toprağa verildi. Slogan atılmadı, bayrak
taşınmadı, dini tören yapılmadı; şarkılar söylendi sadece. Talebi
üzerine o gece Geoaktif Kültür Merkezi'nde kadehler Anarşist Tayfun
Gönül için kalktı. Tıpkı istediği gibi! Tayfun'un cenaze törenini bu
yazı için fotoğraflayan Eylem Akarsu Akbulut ile Hasan Akbulut şu
yorumu yaptılar, "Sessiz, gürültüsüz ve yaz yağmuru serinliğinde
'renkli' bir cenaze töreniydi."

ANTİ-MİLİTARİST BİR DOKTOR

Doktordu ama zorda kalmadıkça doktorluk yapmazdı. "Üniformanın hakisi
beyazı fark etmez" diyordu. Elinden hiç düşürmediği sigarasıyla
kahvesini eleştirdiğimde Ivan Illich'in "Sağlığın Gaspı"nı okumamı
tavsiye etmişti.

Kara (1986), Efendisiz (1988), Amargi (1992), Coelacanth (1992), Ateş
Hırsızı (1992), Apolitika (1994), Efendisizler (1999), Kara Mecmua
(2001), Kara Gazete (2003), Kara Kızıl Notlar (2005) gibi birçok
Anarşist yayın kolektifi Tayfun'u tanır, bilirdi. Kiminin içinde yer
aldı, kiminin kenarında durdu. Kaos Yayınları'ndan 3 kitap çıkardı:
'Anarşizm Nedir?', 'Düzenden Kaosa Zuhur - Gediz Akdeniz ile Söyleşi',
'Tıp Etiğinde Yeni Bir Paradigma Arayışı: Karmaşıklık-Ölümle Barışmak'
(G. Akdeniz ile ortak kitabı).

İSTEDİĞİ GİBİ YAŞADI

Tayfun'u 1992 yılında tanıdım. Kurucularından olduğu Savaş Karşıtları
Derneği, Türkiye'de anti-militarist hareketin sözcüsüydü. İzmir'deki
bu küçük dernek boyundan büyük işler yapıyordu. Peşi sıra gelen
vicdani ret açıklamaları... 'Bakaya' adlı dergi... Derneğin sonraki
başkanı arkadaşımız Osman Murat Ülke tutuklandığında Tayfun şöyle
yazmıştı Apolitika'ya; "Türkiye'de ve dünyada anti-militarist mücadele
alanını açanlar Anarşistlerdir. 'Ossi'ye saygı duymanın ötesinde ondan
çok şey öğrendim. Ossi, Türkiye'nin ilk vicdani retçisi değil ama ilk
vicdani ret direnişçisidir."

Sözü, son nefesinde yanında olan veya onu çok uzun yıllar öncesinden
tanıyan dostlarına, arkadaşlarına bırakmadan önce; Anarşist sendikacı
Ali Kitapçı'nın Tayfun hakkındaki sözlerini hatılayalım; "O muzip
gülümsemesinin altında yaramaz bir çocuktan öte kıvrak bir zekâ
görürdünüz. Rüzgâra karşı duracak gücü hep vardı. İstediği gibi yaşadı
ve gitti!"

GÜLHANE'DEKİ KOMÜN

Reha Çamuroğlu:

Tayfun'la 1983'te Yeni Olgu dergisinde tanıştım. 1986'da biz Kara'yı
çıkarırken dergiye gelirdi. Birkaç yazısı yayımlanmıştı. 'Atölye A'
diye bir komün kurdular Gülhane Parkı civarında. Deri çantalar,
takılar yapıyorlardı. Sonra İthaka diye bir kafe açtılar. Çorlulu Ali
Paşa Medresesi'nde toplanır, nargile içer İslamcılarla tartışırdık.
Tayfun oraların vazgeçilmez simasıydı. Durduğu yerde duramazdı. Ani
bir kararla İzmir'e taşındı. Sonra hayat bizi kopardı; farklı yerlere
savrulduk. Şeffaftı, paranın pulun onun için hiçbir önemi yoktu. İçi
dışı bir adam olmak nedeniyle çok yıprandığını düşünüyorum ama hiç
şikâyet etmezdi.

GÜLÜMSETEN KOMPLOCU

Gün Zileli:

"Ruhuna yabancı hiçbir hayatı kabul etmeyecek kadar özgür bir ruhtu.
90'larda ortak dergilerde yer aldık. Ateş Hırsızı ile Apolitika'da.
Bazen yazılarımızla karşı karşıya geldiğimiz oldu. Bakunin gibi, hoş,
insanı gülümseten bir komploculuğu vardı. Kiloluydu, rahat nefes
alamıyordu, zor yürüyebiliyordu ama gülümsemesi eksik olmuyordu
dudaklarından. Tabii sigarası da... Hayata olduğu gibi ölüme de
gülümseyerek bakıyordu. Kafasında her zamanki gibi bir dergi projesi
vardı. Anarşist adlı dergiyle bu proje hayata geçtiği günlerde yüreği
dayanamadı."

VİCDANİ RET DAR GELDİ

Zelha Cangi (Kaos Yayınları):

"İnce eleyip sık dokumalar Tayfun'a göre değildi, belki de yola daha
fazla önem verdiğinden, onun kervanları yolda düzüldü hep. Fikrî
derinliğini anlamak içinse epey zaman geçmesi gerekti. Yollarımız her
ayrıldığında yine kesişeceğini hissettiğimiz bir yoldaşımız,
dostumuzdu. Doğanın ve insanın sömürülmesine, hayatın her alanındaki
ast-üst ilişkisine karşı duran biriydi. Son zamanlarda sadece zorunlu
askerlik karşıtlığı gibi algılanıp hak mücadelesine indirgenen vicdanî
ret gömleği ona epeyce dar gelirdi. 'Hakikat arayışında', bilerek
kimseyi incitmeksizin aramızdan geçip gitti."

HALK DEĞİL KENDİSİ İÇİN...

Cemal Atila (Geoaktif Kültür Merkezi):

"İnsanın kendi kişisel hayatıyla dünyanın geri kalanı arasında öz
faydacılığı esas almayan ilişkiler kurabilmesi bile başlı başına erdem
haline gelmiş durumda. Tayfun bunu gözü kara bir dozda yaptı. Devrim
için, halk için veya başkaca ulvi bir amaç için değil; bizzat kendisi
için, başka türlüsünü istemediği için, öyle inandığı, öyle
anlamlandırdığı için. Kanımca, bu toplum günün birinde özgürlük
davasını yeniden hatırlarsa Tayfun'un kim olduğunu hayli merak
edecektir."

HEP İSYANKÂRDI

Oral Çalışlar:

Tayfun ile öğrenci iken tanışıyorduk. O lise öğrencisiyken
tutuklanmıştım. 1974 sonrasında cezaevinden çıktığımda beni
karşılamaya gelenler arasındaydı. O dönemde Aydınlık ekibindeydik.
Bizim hareket çok otoriterdi, kuralları sertti ama Tayfun orada da
isyankârdı. 12 Eylül sonrasında yayımlanan Sokak dergisindeyken
vicdani retçi oldu. Ona desteğimizi verdik. O, önemli bir asi adamdı.

"ÖLÜM DE YOLCULUKTUR"

Gazi Bertal (Kaos Yayınları):

"70'li yıllardan itibaren toplumsal muhalefetin çeşitli evrelerini
yaşadım. Kelle koltukta eylemciler, işinin eri devrimciler, cefakâr
dava insanları gördüm. Fakat Tayfun'daki iç huzuru, rahatlığı, ruh
enginliğini çok az kişide gördüm. Kışın sıcak, yazın serin tutan,
üstünden çıkarmayacağı tek giysisinin olmasını isterdi. Öyle ya, bu
dünyaya çamaşır yıkamaya mı gelmişti! Herkes onun erken gidişine,
gençliğine hayıflandı. Ne gençliği yahu, çocuktu! 'Ölüm de
yolculuktur, bavulunu toplayıp gitmek gibi' derdin. Güle güle, seni
çok özleyeceğiz."


Kaynak: http://www.aksam.com.tr/militarizm-caginin-ezber-bozan-ismi--130842h.html
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr


A-Infos Information Center