|
A - I n f o s
|
|
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists
**
News in all languages
Last 30 posts (Homepage)
Last two
weeks' posts
Our
archives of old posts
The last 100 posts, according
to language
Greek_
中文 Chinese_
Castellano_
Catalan_
Deutsch_
Nederlands_
English_
Français_
Italiano_
Polski_
Português_
Russkyi_
Suomi_
Svenska_
Türkçe_
The.Supplement
The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Castellano_
Deutsch_
Nederlands_
English_
Français_
Italiano_
Polski_
Português_
Russkyi_
Suomi_
Svenska_
Türkçe_
First few lines of all posts of last 24 hours
Links to indexes of first few lines of all posts
of past 30 days |
of 2002 |
of 2003 |
of 2004 |
of 2005 |
of 2006 |
of 2007 |
of 2008 |
of 2009 |
of 2010 |
of 2011 |
of 2012
Syndication Of A-Infos - including
RDF - How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
(tr) Tayfun'u Yitirdim Yüreğim Yanıyor
Date
Sat, 4 Aug 2012 21:54:10 +0300
Yıllar önceydi. Benim de içinde yer aldığım bir grup arkadaş, farklı
şehirlerde yaşayan anarşist çevrelerin yayın faaliyetini tek bir çatı
altında birleştirme sevdasına kapılmıştık. Bir dizi görüşme işi için
93 sonbaharında İzmir'e gitmem gerekmişti. Yazılarını beğenerek
okuduğum, ama o güne kadar tanışamadığım Tayfun Gönül, nefes nefese
Vedat Zencir'in atölyesine dalmış ve "Gazi sensin değil mi" diye
sorduktan sonra "Vedat, Gazi'yle biz çıkıyoruz" demişti. Tayfun'la
yola çıktık, çıkış o çıkış.
Ve hemen didişmeye başladık! O, İstanbul'da yayımlamakta olduğumuz
Ateş Hırsızı dergisinin niçin İzmir Savaş Karşıtları Derneği'nin
varlığını ve çalışmalarını görmediğine sitem etti. Haklıydı. Ben de
ona, niçin Ateş Hırsızı'na ilgisiz kaldığını, selam-sabah etmediğini
hatırlattım. Haklıydım. Sonunda "olur böyle şeyler" dedik birbirimize.
Şimdi önemli olan Türkiye'de anarşist bir hareket yaratmak,
örgütlemekti. Fakat biz, çıktığımız yolun daha başında, yaratılacak
"anarşist hareketin" kimliği, karakteri, huyu suyu gibi teferruatta
birbirimizle al takke ver külah olmaya başladık. Güya ayrı duracaktık,
yüzbin kere tövbe ettik, ama her defasında yeniden biraraya gelip
kaldığımız yerden başladık. Ne o vazgeçti huyundan ne ben. Teneşir
paklamaz Tayfun'u, o öte dünyada da hakikat arayışından vazgeçmez.
Biliyorum, şimdi yattığı Kilyos mezarlığında da yan komşusuna dönüp
"birader ateşin var mıydı" diyerek "kilyos kabristan otonomu"
çalışmasına başlar!
1993'ten beri ayrı şehirlerde, ayrı mahallelerde, ayrı evlerde de
olsak Tayfun'la hayatımız iç içe geçti. Günler-geceler boyu Tayfun'un
çay-kahve-sigara zulmüne maruz kaldım. Çok tartıştık, çok konuştuk,
ama az şey yazdık. Cüssemizi çok çok aşan işlere kalkıştık. Kimini
yaptık başardık, kimi hâlâ boynumuzun borcu; kimine de hiç başlamadık.
Yarım yamalak bıraktığımız onlarca proje ise serüvenimizin fiyasko
sayfalarındaki çeşitliliğini koruyor.
70'li yıllardan itibaren bu ülkedeki toplumsal muhalefetin çeşitli
evrelerini, iniş-çıkışlarını yaşadım. Birçok insan tanıdım. Kelle
koltukta eylemciler, işinin eri devrimciler, cefakâr dava
adamları/kadınları gördüm. Fakat, Tayfun Gönül'deki iç huzuru,
barışıklığı, rahatlığı, gösterişsiz sıradanlığı, ruh enginliğini çok
az insanda gördüm. O, iyi bir düşünsel birikime sahipti ama,
fikirlerin ilkelerin esiri değildi. Farklı konularda deşmedikçe
bilgili biri olduğunu anlayamazdınız. Tayfun zekiydi, kavrayışlıydı
ama öngörülü değildi. Kendini bilen hinoğluhindi ama, her konuda arif
değildi. Mükemmel bir analiz yeteneğine sahipti; soruna neresinden ve
nasıl bakılması gerektiğini çok iyi bilen sağlam bir perspektife
sahipti. Buna rağmen sık sık yanılmaktan, mantıksız önermelerde
bulunmaktan kurtulmazdı. Ben bunu hep onun eylemlilik sabırsızlığına,
heyecan ve neşesine yorarım.
İyi bir müteşebbis, müzmin bir müflisti. Çünkü cömertti, dünya
malında, şan şöhrette gözü yoktu. Kışın sıcak, yazın serin tutan,
üzerinden hiç çıkarmayacağı tek bir giysisinin olmasını isterdi hep.
Öyle ya, o bu dünyaya çamaşır yıkamaya mı gelmişti ki, her gün çamaşır
yıkayıp değiştirsin! Gerçekten de haftalarca, gece-gündüz aynı gömleği
üzerinden çıkarmadan giymek Tayfun'a yakıştığı kadar hiç kimseye
yakışmazdı.
Defin merasimine katılan herkes onun erken gidişine, gençliğine
hayıflandı. Ne gençliği yahu Tayfun çocuktu çocuk! Ben onun
çocukluğuna yandım. Ve biz, dünyayı isteyen o koca çocuğu Karadeniz'e
kıyı veren bir ormanda küçücük bir mezara sığdırdık.
"Ölüm de bir yolculuktur, bavulunu toplayıp gitmek gibi" derdin hep;
güle güle Tayfuncuğum seni çok özleyeceğiz.
Gazi Bertal.
2 Ağustos 2012
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr
A-Infos Information Center