A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2015 | of 2016 | of 2017

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) DAF, Meydan #40 - Kötünün ve Kötülügün Farkinda Miyiz? - Mercan Dogan

Date Wed, 18 Oct 2017 09:12:51 +0300


Yolsuzluk ya da katliam yapmis olsa da, eger toplum buna ragmen seçimlerde ona ya da partisine oy vermisse ve o bunu "kutlu dava" ya da "milli irade" için yapmissa; büyük bir çogunluk için onun eylemi "kötü" olarak degil, "yapilmasi gereken" olarak görünür. Tipki devletler ve kapitalizm tarafindan üretilmis bir siddet örgütünün, bogaz kestigi katliam ya da açik arttirmayla pazarlarda köle saydigi kadinlari satmak seklindeki yöntemlerinin "kutsal din" kisvesi altinda toplumun kimi kesimleri tarafindan mesru görülmesi gibi... ---- Kötülügün mesrulasmasi, onun toplumun büyük kesimi tarafindan coskuyla desteklenmesi, kötülügü kötülük olmaktan çikariyor mu? Onu normal ya da katlanilabilir mi yapiyor? Cevabimiz hayirsa neden katlaniyoruz? Çünkü iktidar, (en sik kullandigini söyleyebilecegimiz için bu yazida yogun olarak bahsedecegimiz) "korku ve manipülasyon"la ve (daha az bahsedecegimiz) bir çok farkli yöntemle kötülügün tanimini yeniden yapiyor.

Korkuyu Yükselten Iktidar ve Yükselen Kötülük

Foucault'nun da bahsettigi, iktidarin disiplin altina alarak denetledigi, gözetledigi bireyi, "terbiye etme" yani istedigi noktaya yöneltme islevinde kullandigi yöntemlerden biridir korku. Binlerce yil önce yasayan Aristoteles, "kötülügün beklentisi" olarak gördügü korkuyu, "ilerideki yikici ya da aci verici kötü bir seyin zihindeki tablosuna bagli bir aci ya da rahatsizlik olarak" olarak tanimlar. Zihindeki tablo denilen; daha önce görülen, duyulan ya da yasananlar temel alinarak olusur.

Günümüzde yapilan pek çok arastirma, iktidarlarin sesi olan medyanin, korku dolu bir gelecek tahayyülünde en önemli etkenlerden biri oldugunu ortaya çikarir. Iktidarini kaybetme korkusuyla dolu olan iktidar, birey ona karsi çiktiginda ve toplum kötülügü reddettiginde neler yapabilecegini; simdiye dek yaptiklarini hatirlatarak yani korkutarak anlatir. Bunun yani sira, art arda verilen "üretilmis iç ve dis düsmanlarin siddeti", dogal afet denilen ancak dogal olmayan "kapitalizmin afetleri" bireyi günden güne tedirginlestirirken katliam, cinayet, iskence, tecavüz haberleri de korkuyu yükseltir.

Niccolò Machiavelli ve Thomas Hobbes'un ise korkuya dair vurguladiklari nokta, bir toplumda korkuyu kontrol edenin tüm toplumu da kontrol etme yetisine sahip oldugudur. Toplumsal korkuyu kontrol edenler, toplumu kontrol etmek isteyen iktidarlardir.

Bu kosullarda, politik iktidarlarin "korku politikalari", ekonomik iktidarlarin güvenligi bir endüstri haline getirmesi, sosyo-kültürel iktidarlarin besledigi gözetim kültürünün etkisi düsünüldügünde ve iktidarin bütün biçimlerinin kötülük yaptigi-yaydigi göz önünde bulunduruldugunda, bireylerin korkuyla edilgenlesmesi olagan hale gelir. Korkunun ise yaramadigi durumlarda etkili yöntemlerden biri ise manipülasyondur.

Manipülasyonla Siradanlasan Kötülügün Kavranamazligi

Manipülasyon genel olarak sözlük anlamiyla "yönlendirme, etkileme" demektir. Psikolojide "insanlari kendi bilgileri disinda veya istemedikleri halde etkileme veya yönlendirme" anlamina gelir. Sosyoloji ise bu tanimi açar: Manipülatör, bilgiyi ya da olayi gösterirken, gösterilen hakkinda yapilacak yorumlarin ve verilecek tepkinin iradi ya da özgür olmasini etkileyecek sekilde hareket eder; bazi yerleri öne çikarir, bazi yerleri saklar, yorumunu katar. Ve sonuç olarak gösterilenle görünen arasinda bir fark ortaya çikarir. Bunun etkisiyle toplumda kanaat degisikligi, hatta davranis degisikligi olusur. Toplumsal kötülük, bu kisimla ilgilidir.

Iktidarin propaganda araçlariyla gerçeklesen manipülasyon, kötülügü siradanlastiriyor. "Yok canim, o kadar da olmaz" diyecegimiz her sey üst üste önümüze konuluyor ve biz her seferinde bir öncekine alismis olarak devam ediyoruz yasamaya. Medyanin, egitimin, devlet ve benzerlerinin manipülasyonu; haber bültenlerini mesgul eden, algilarimizi körelten bir hali asarak siradanlasiyor. Toplumun ta içine, gündelik yasantimiza, sokagimiza, evimize soframiza ve bizzat içimize siziyor.

Kötülük her alana bu kadar sizmisken, içinde yasadigimiz toplumda günden güne artan gariplikleri artik anlamaya çalismiyoruz bile. Yasanan bütün adaletsizlik ve baskilar toplumun gerilimini günden güne arttirdikça, muhakeme etme yetisi tikanan toplumda anlamlandirilmasi zor kötülüklerin dogmasi da daha olagan hale geliyor.

Kötülük kavranamiyor. Hiç bir akil 12 yasindaki çocugun tecavüze ugramasini anlamlandiramiyor. Ve üstüne bu çocugu tecavüzcüsüyle evlendirmeyi öngören yasa tasarisi gündemlestiginde, toplumun büyük kesimi yasadigi duyarsizlasmayla hareketsiz kaliyor, vurdumduymaz davranabiliyor. Apaçik kötülük diyebilecegimiz iktidar uygulamalari, her gün, her an, tekrar tekrar, aklimizi ve algilarimizi bombardimana tutarak bizleri edilgenlestiriyor, yasananlar ya da olanlar karsisinda hareketsiz, sessiz kiliyor. Ve kesinlikle bu sessizlik, bu hareketsizlik iktidarin yani kötülügün isine geliyor. Bütün bunlar olurken, bireyden ve bireylikten söz etmemiz pek de mümkün gözükmüyor.

Iktidarin Istedigi: "Bireyliksiz Toplum"

Iktidar bunu neden yapiyor, neyi amaçliyor? Bireylik ortadan kalktiginda, söz konusu hedef milyonlarca birey yerine sadece toplum - bir nesnellik oldugunda, sekillendirmenin ve toplumun dinamiklerini belirlemenin kolaylastigini söyleyebiliriz. Böylece iyi ve kötüyü de, diger bütün kavramlar gibi, yönettigi toplum için yeniden tanimliyor iktidar. Kötülügü kavranamazlastirmasi da, siradanlastirmasi da bundandir; bu yazinin konusu çerçevesinde baktigimizda, kötü olana "kötü" demeyelim diyedir.

Ortaya çikan bu kötülük atmosferinde, kötülük yapmak ve kötülüge sessiz kalmak kaçinilmaz olarak rutine dönüsmüs gibi gözüküyor. Peki bizler, bütün bunlari yapanlarin ne kadar kötü oldugunun ve yapilanlarin ne büyük kötülükler oldugunun farkinda miyiz?

Zerre kadar degerimizin olmadigi sistemde, sayemizde var olan iktidarin -manipülasyonla- kendi çikarina göre olusturdugu kurallari sessizce kabul mü edecegiz? Yasamlarimizi sinirlama ve sonlandirma yetkisine sahip oldugunu iddia eden devletin kontrol mekanizmalarina -korktugumuz için- karsi durus sergilemeyecek miyiz? Baskinin ve zulmün bütün biçimlerine susarak ortak mi olacagiz? Biz de mi kötü olacagiz?

Kötülük Sarmalindan Çikmak?

Kötülügün mesrulastikça toplum için bir rutin, gittikçe derinine indigimiz bir sarmal haline geldigini söylemistik. Rutin olan, degistirmesi zor olandir, bireye alistirilmis olandir. Birey bir kez kötülük yaptiginda, ikinci kez yapmasi kolaylasir. Çünkü bir deger yitimi yasamistir. Birey bir kez kötülüge sessiz kaldiginda, ikinci kez de hareketsiz kalmasi kolaylasir. Kötü olan durumun devam etmesinde pay sahibidir. Bu rutini bozmanin, kendisiyle çeliskili oldugu yanilgisina kapilir. Bir kere girmistir sarmala, dün kabul ettigini bugün reddetmek, olmayan bir seçenek gibi görünebilir.

Devletlerin ürettigi katliamlar, savaslar, açlik ve sürgünler arasinda; kapitalizmin ortaya çikardigi yalniz, bencil, rekabetçi, sorgusuz sualsiz talep eden ve sürekli tüketen bireylerden olusan bir toplumda; yani genel olarak "iktidarin kötülügü" dört bir yanimizi sarsa da rutini bozmak, bu sarmaldan çikmak nasil mümkün olabilir?

Ve tekrarliyoruz, asil sorumuz su; korkuyla sindirildigimizin, manipülasyonla yaniltildigimizin, günden güne kötülük sarmalinda çürütüldügümüzün yani kötünün ve kötülügün gerçekten farkinda miyiz?

Mercan Dogan

mdogan@meydangazetesi.org

Bu yazi Meydan Gazetesi'nin 40. sayisinda yayinlanmistir.

http://meydangazetesi.org/gundem/2017/09/kotunun-ve-kotulugun-farkinda-miyiz-mercan-dogan/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr
A-Infos Information Center