A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2015 | of 2016 | of 2017

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) DAF, Meydan #40 - Kötü Iktidardir - Hüseyin Civan

Date Sun, 1 Oct 2017 10:55:32 +0300


Felsefi önermeleri net bir sekilde ortaya koyabilmek; bu budur diyebilmek hiçbir zaman kolay olmamistir. Genellikle dogru ya da yanlis olarak kabul gören önermeler dahi, dogru degil mi, yanlis degil mi sorgulamasindan kaçinamaz. Bu felsefenin bir gerekliligidir. Ortaya konulan önermenin dogrulugunu ya da yanlisligini etraflica tartisir. Sadece bilimsel verilere uygun ya da uygun degil demek, felsefe için tarihin hiçbir döneminde yeterli olmamistir ve olmayacaktir. Bu düsünce ve düsünmenin kendisiyle ilgilidir. Daha önce ele alinan baglamlardan farkli baglamlar zaman içerisinde belirginlesebilir. Bu da bazen ayni meseleleri, ayni kavramlari, ayni önermeleri hiç bitmeyen bir sekilde felsefi düsünce ve düsünmenin konusu yapmaktadir. ---- Felsefe düsünce tarihi boyunca bu sekilde ele alinan kavramlardan birisi de kötülüktür.

Neden Kötülügü Tekrar Sorguluyoruz?

Kötülügün kaynagini bulmaya yönelik sorgulama, içerisinde onunla mücadele etme ve böylelikle onu ortadan kaldirma istegini de tasir. Özellikle aydinlanma etkisiyle, metafizik nedenlendirmelerden ziyade daha maddi temelde nedenlerle açiklanmaya çalisilan kavram, bu istegin mümkün oldugundan hareket eder. Yani kötülük, bilimsel bir sekilde açiklanabilirse, onu olusturan etmenler yok edilebilir. Ancak bu tarz düsünme sadece bireye odaklanir. Bu anlayis kötülügü suçla esitler, yok etmenin yolu iyi bir ceza sistemi yaratmaktir. Bugün suç ve ceza sisteminin, kötülügün engellenmesinde ise yaradiginin düsünülmesi bir yana, tam tersi bir etkiye sahip oldugu açiktir. Öte yandan, "eylemi" suç diye niteleyenin de ceza verme yetkisine sahip olanin da varligi tartisilmadan kötülügü bu basitlikte ele almak açik bir indirgemeciliktir. Ve tabi ki bunu yapmak birilerinin isine gelir!

Kötülüge yönelik farkli felsefi yaklasimlar, hep deneyimlenmis bir kötülükten yola çikar. "Kötü olan eylem" i eyleyen ve bu eylemden muzdarip olan... Dolayisiyla mesele (kendi eylemi üzerine düsünebilen) birey, eylemlerini gerçeklestirmesindeki iradesi ve eylemlerinin sorumlulugu üzerinden sekillenir.

Bu tarz örneklendirmelerin farkliligi, kötülügü ele alirken sadece kötülügü eyleyen ve bundan etkilenen ikiliginden çikarmaya yardimci olmus, meselenin daha genis bir perspektiften ele alinmasini saglamistir. Ancak yine de bu daha genis perspektif, toplumsal olan ile esitlenmis, kötülük ve buna kaynaklik eden nedenler etraflica konusulmadan bir oldu bittiye getirilmistir. Ya da bu (ortaya çikan kötü durumun toplumsal ve psikolojik degerlendirmeleriyle saglanan) daha genis perspektif kötülügün kurumsallasmis hallerini soyut bir biçimde ele almaya meyletmistir.

Kötülük Probleminin Siyasallastirilmasi

Kötülük probleminin siyaset ile iliskilendirilmesindeki en büyük örneklerden birisi II. Dünya Savasi olmus; bu süreçte yapilan katliam benzeri toplu kötülük örneklerine referansli birçok yazi kaleme alinmistir. II. Dünya Savasi'ndaki "Rasyonalize edilmis katliamlar", kötülük meselesinin sadece dinsel kökenlerinden kurtarilmasinin yetmeyecegini açik bir sekilde göstermistir. Bu durumu açik bir sekilde ifade eden birçok düsünür, böylelikle kötülük problemini baska toplumsal durumlarla iliskilendirmeye çalismistir.

Ancak burada bir baslangiç noktasi sorunu vardir. Keza insanlik, II. Dünya Savasi öncesinde de katliamlar yasamistir. II. Dünya Savasi'nda yasanan "büyük kötülükler" rasyonel bir sekilde nedenlendirilerek felsefi düsünmenin bir konusu yapiliyorken; bundan önceki "büyük kötülükleri" metafizik motivasyonlarla nedenlendirip, baska boyutlarla ele almamak bir çeliskidir. Dinsel ya da rasyonel nedenlendirmeler, açiga çikan bu toplu kötülük durumlarini açiklamada güdük kaliyorsa; bunlar arasinda bag kurabilmek, durumu açiklayabilmek için baska bir dayanak noktasina ihtiyaç vardir.

Kropotkin ve Anarsist Ahlak

"Büyük kötülükler"in henüz toplumsal ve psikolojik iliskilendirmelerle ele alinmadigi; ortada ne elestirel teoricilerin ne postyapisalcilarin oldugu; kötülüge iliskin örneklendirmelerin ne Arendt'in Nazi Subayi Eichmann örnegine ne de Foucault'nun Riviere örnegine referans verilerek yapildigi bir dönemde; 19. yüzyilin sonlarinda Pyotr Kropotkin Anarsist Ahlak'i kaleme aliyordu. Ve sanildiginin aksine metafizik nedenlendirmelerle ya da dogmatik ilkelerle ahlaka konu olan kavramlari degerlendirmiyordu.

Daha önce bahsettigimiz gibi kötülüge iliskin yazilanlar deneyimlenmis kötülük örneklerinden yararlanirlar. Anarsist Ahlak'ta bu örnek, dönemin en ünlü seri katillerinden Karindesen Jack'tir.

Islenen cinayetler üç ayri çerçevede ele alinir. Ilki Jack ve katlettigi kisi arasindadir. Ilk degerlendirme dogrudan iki birey arasindaki eyleme odaklanir. Bir birey digerinin yasamina son vermistir. Eylemde bulunanin davranisi diger bireyin varligini ortadan kaldirmaya yöneliktir.

Ikincisi, Jack'i cinayetlere yönelten nedenlerdir. Bunda içinde yetistigi kültürden okudugu kitaplara, düsüncesini sekillendiren "dis etmenler" vardir. Bu noktada birey ve içinde bulundugu nesnellik ve deneyimleri söz konusudur. Süphesiz bu çerçeve önemlidir. Çünkü bireyin içerisinde yasadigi sistem söz konusudur.

Ama tam da bu asamada bir üçüncü çerçeve belirir. Bu üçüncü çerçeve yine "dis etmenler" ile iliskilidir. Üçüncü çerçevede Kropotkin, "Jack ve bütün Jacklerin katlettiginin on katindan da fazla sayida kadin, erkek ve çocugu sogukkanlilikla katletmis bir yargiç" sorunsalini ortaya koyar.

Bireyin düsüncesini sekillendirebilen, hareketlerini belirleyebilen "dis etmenler", Kropotkin'in Anarsist Ahlak'inda nesnel bir veri ya da kaçinilmaz bir gerçeklik degildir. Öte yandan birbirinden bagimsiz da degildir. Sistematik bir sekilde isleyen kötülük söz konusudur üçüncü asamada. Bu iliskisellik "dis etmenler"in politik bir çözümlemesiyle anlasilabilir.

Kötü Olan Iktidardir, Iktidarlidir

Daha önce vurguladigimiz gibi, bu alt baslikta oldugu gibi iddialarda bulunmak o kadar kolay degildir. Anarsizm nasil mevcut düzene iliskin bir elestiri, özgür bir toplumu gerçeklestirmek için bir ideoloji ve hareket, bu topluma ulasmak için bir yöntem ve örgütlenme biçimiyse ayni zamanda felsefi bir bakis açisidir. Ve bu bakis açisinin temelinde iktidar ve iktidarli olani incelemek önemli yer tutar.

Kötülügü sadece birey, iradesi ve sorumlulugu üzerinden ele almak bir alani görünmez kilacaktir. O da bireyin içerisinde bulundugu nesnel gerçekliktir. Ancak burada gözden kaçan, nesnel gerçekligin içindeki iktidarin ya da kötülügün kurumsallasmis halleridir. Önemli olan, nesnel veri gibi kabul edilen kurumsallasmis iktidara/kötülüge odaklanmaktir. Kropotkin'in yapmaya çalistigi, kötülük meselesinde, bireyin eylemlerini gerçeklestirdigi, eylemlerini gerçeklestirirken etkilendigi, eylemleriyle etkiledigi, onun disindaki dünyada dogal gibi anlasilan, ancak hiç de öyle olmayan iktidar ve iktidar iliskilerine odaklanmaktir.

Hobbesçu Varsayim

Ahlak felsefesinin konusu gibi görünen kötülük meselesi, aslinda siyaset felsefesi açisindan da önemlidir. Bir dogal durumda kaçinilmaz olarak ortaya çikan Hobbesçu evrensel savas düsüncesi, insanin özünde kötülük oldugu varsayimina dayanir. Seçimlerinde özgür olan bireyler, kötülüge meyilli olduklarindan ve böyle bir durumda birbirlerine kötülük yapacaklarindan dolayi bu özgürlügü kisitlayacak bir kuruma ihtiyaçlari vardir. Bu devlettir. "Kötü insan" oldukça devlete ihtiyaç vardir. Devlet toplumsal çatisma temelinde kuruldugu için, ontolojik olarak kötülüge ihtiyaç duyar. Hem de bu kötülügün ebedi olmasi lazimdir ki, devlet de varligini sürdürebilsin. Insan dogasina kötülük yüklenmesinin sebebi iste budur.

Sözde özünde kötü olani kontrol altinda alan bu kurumsallasma, yine sözde mesrulugunu bireylerin "varliligini" devam ettirebilme kaygisiyla kazanir. Ancak ne pahasina? Özgürlük! Iktidar ve kurumsallasmis bir iktidar biçimi olarak devlet "özgürlük" yiyen canavarlardir.

Anarsist felsefe, iktidari, ister bireyler arasindaki iliskilerde ortaya çikmis olsun, isterse de kurumsallasmis biçimleri olan devlet ve kapitalizm olsun; özgürlügün tezati olarak ele alir. Iktidar ve iktidarin biçimlerinden kurtulmadan özgürlügün gerçeklesebilecegini düsünmez.

Burada özgürlük meselesine iliskin bir ayrimi ortaya koymak, hem "kötüyü eyleme özgürlügü" gibi bir çeliskiyi fark etmeye olanak saglayacaktir hem de kötüyü israrlica insan dogasina yikmaya çalisan bir iktidar fikrinin de altini bosaltacaktir. Bu ayrim özgürlügün toplumsalligi fikridir.

Özgürlügün Toplumsalligi

Bakunin'in "insanin sadece özgür insanlar arasinda özgür olacagi" önermesi tam da bu duruma odaklanir. Bir kisinin bile özgür olmadigi bir toplumda iktidar iliskileri devam ediyordur ve bu yüzden, dogrudan ya da dolayli bu iktidar iliskisinin sürdürülmesi saglaniyordur. Iste, özgürlügün tam da bu kolektif niteligi, onu önümüze "bireyin her istedigini yapma serbestligi" olarak degil de "kolektif bir sorumluluk" olarak çikarir. Dolayisiyla, Hobbesçu dogal durumda birbirini öldürmeye odaklanan insanlar fikri, özgür olmayan insanlari zorunlu kilar.

Bunun nedeni açiktir; özgürlügün oldugu bir durumda iktidarin varligi anlamini yitirir. Özgürlük gerçeklesmeden kötü ve kurumsallasmis kötülükten kurtulunamaz.

Kötülük probleminde, Kropotkin'in üzerinde durdugu iste tam bu meseledir. Iktidar ve iktidar iliskilerinin var oldugu toplumda, dolayisiyla özgürlügün olmadigi bir toplumda kötülük zorunludur. Ancak burada Kropotkin'in bireyi ve bireyin toplumsal olan ile iliskisini es geçmeden üstünde durdugu mesele, iktidar kurumlari meselesidir. Yöneticiler ve halk, mülk sahipleri ve mülksüzler gibi zorunlu olarak dayatilan ikilige dayali siyasi ve ekonomik sistemler yok edilmedigi takdirde "kötülügün sürdürülecegi"ni savunur. Bu, tabi ki bir öncelik sonralik iliskisi degildir. Bireyler arasindaki iktidarli iliskilerin degismesi için mücadeleyi, kurumsallasmis kötülüklerden kurtulma mücadelesiyle es zamanli kilar.

Kötü, kötülük gibi kavramlar tartisilirken; varliginin sebebini bu kötülükten alan kurumsallasmalarin es geçilmemesi; bu kavramlarin özgürlükle iliskisinin açikça ortaya konmasi; ve meselenin sadece psikolojik, toplumsal açilardan degil de siyasal bir perspektifle ele alinmasi, kötülügün kaynagini sorgulamakta bize iyi bir çerçeve saglayacaktir. Tabi anarsist bir bakis açisiyla bu üçünün iliskisi kuruldugu sürece...

Hüseyin Civan

hcivan@meydangazetesi.org

Bu yazi Meydan Gazetesi'nin 40. sayisinda yayinlanmistir.

http://meydangazetesi.org/gundem/2017/09/kotu-iktidardir-huseyin-civan/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr
A-Infos Information Center