A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Trk�_ The.Supplement

The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Greek_ 中文 Chinese_ Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Trk�
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) Chavez’in Palyaçosu Chomsky

Date Fri, 28 Jan 2011 23:26:21 +0200


Bu yazı, meşhur Amerikalı dilbilimci ve politik aktivist Noam
Chomsky'nin, Venezuela'daki Hugo Chavez yönetimine yönelik aldığı
tavrı eleştirmektedir. İlk olarak Venezuelalı anarşist bir gazete olan
El Libertario'da yayımlanmıştır.

Çoğumuzun düşündüğünün aksine, peri masallarına inanmak ve ne denli
akıl almaz ve gülünç olursa olsun bir kurguyu körü körüne kabul etmek,
aptallara ve cahillere münhasır değildir. Ünlü yazar Noam Chomsky'nin
kanıtladığı üzere akıllı ve kültürlü entelektüeller de tamamen
dogmatik, hatalı ve otoriter politik eylemliliklere inanabilir ve
bunları benimseyebilirler. Bunun doğru olduğuna inanır ya da en
azından inanırmış gibi davranırlar.

Üst düzey bir entelektüelin bu nevi bir çelişkiye düşmesi yeni bir şey
değil. Daha önce Sovyetler Birliği ve Maocu Çin'de bu akıldışı olguya
rastlamıştık. Mevzu bahis ülkelerdeki 'yoldaş' entelektüeller,
gerçekler onları içinde yaşadıkları rejimin aslında ne olduğunu
görmeye zorlayana kadar - büyük kısmı tüm samimiyetiyle -
'sosyalizmin' kurulduğuna ve 'yeni insanın' inşa edildiğine inandılar.
Her ne kadar birçok örnekte bu tür hatalar bir ödül arayışı
dürtüsünden kaynaklanmıyor, beşeri bir zayıflık gibi duruyor ve samimi
görünüyor olsa da yine de bizi bunun neden ve nasıl olduğunu sormaya
itiyor. Bu durumda en kolay şey, hiçbir insanın - en mantıklı
olanların bile - basitçe inançlardan sonsuza kadar kaçınamayacağını
düşünmek olsa bile Chomsky örneğinde, Chomsky'nin kendisinin de
geçmişte bu eğilimle mücadele ettiğini unutmak mümkün değil.

Bu nedenle şunu sormak zorunludur: belli ki akıl yürütme becerisi
olan, dünyada neler olduğunun eleştirel analizini yapabilen bir adam,
nasıl olur da mucidi Kumandan Chavez'in militer zihniyetinin ya da
onun Bolivar Devrimi denen aptal popülizminin farkına varmadan '21.
Yüyıl Sosyalizmini' göklere çıkarmak üzere Venezuela'ya seyahat
edebilir? Nasıl olur da Chomsky, geçtiğimiz yüzyılın, bazıları
Stalin'i öven ve yıllar sonra bazıları Mao'nun 'Küçük Kızıl Kitap'ını
kutsayan ünlü entelektüellerinin düştüğü hataya düşebilir? Bu
entelektüeller öyle yaptılar çünkü Rusya ve Çin'de 'gerçek komünizmin'
inşa edildiğine inanmışlardı; Chomsky de şimdi aynısını yapıyor çünkü
Venezuela'da 'yeni bir dünya, farklı bir dünya'nın yaratılmakta
olduğuna inanıyor. Tüm bu entelektüellerin, Stalinist ve Maoist
devrimci söyleminin arkasında ne olduğunu görmekten onları alıkoyan
kendi ideolojik körlükleri için 'mea culpa'1 demek zorunda
kaldıklarını nasıl unutabilir? Castro'nun Küba'da elli yıldır
dayattığı diktatörlüğe ilham veren bu totalitarizm, milyonlarca
insanın ölümünden sorumludur ve Chavez tarafından yürekten taklit
edilmektedir.

Fakat son yılların Chomsky'sinde şaşırtıcı olan sadece tarihe dair
gözle görülür bellek kaybı değil kumandanın bir aktör edasıyla
bahşettiği övgüler karşısındaki duygusallığı: "Size candan hoşgeldiniz
diyorum... bizi ziyaret etmenizin ve Venezuela halkının sizi doğrudan
görmesinin ve duymasının zamanı gelmişti". Chavez'in bu "müşfik ve
cömert sözleri" karşısında Chomsky de minnetini dile getirdi.
Chomsky'nin "onu bu duruma ilham veren insanlarla biraraya gelmeye
teşvik ettiğini" söylemesi de ayrı bir maskaralıktı.

Baudelaire, Peguy, Claudel vb. isimlerin sonradan dine dönmeleri gibi
Chomsky'nin de sonradan bu nevi bir mesihi inanca bağlanmış olmasında
en şaşırtıcı şey, bu mucizenin Sovyetlerden mülhem "reel sosyalizmin"
çöküşünün ve Çin'de, Mao'nun arkasında bıraktığı komünist parti
tarafından kapitalizmin tesis edilmesinin ardından gerçekleşmiş
olmasıdır. Bu tarihi olaylar olmadan önce Stalin ya da Mao'ya tapan
genç entelektüel 'idealistler'in tersine Chomsky, yaşamı boyunca
onları gözlemleyebilmişti ve bu durum artık olanları unutmuş olmasını
daha da anlaşılmaz kılıyor. Herşeyden öte tek lidere bağlı devrimlerin
başarısızlığı tüm kehanetleri şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit
etmektedir.

Şurası doğru ki bir süredir Chomsky'nin bir çok yönde
araçsallaştırıldığına tanık olmaktayız. Bu durum, kendisinin ahlaki
duruşu, ideolojik referansları ve siyasal eylemliliği, takipçilerinin
savunduğu ve itibar ettikleriyle tezat teşkil etmesine rağmen
gerçekleşiyor. Bu basitçe kitapları okunarak görülebilir. Ne ki
bugünün Chomsky'si şunları yazan Chomsky ile aynı olmasın: "iktidarın
kurumsallaştığı, iktidarın pekiştiği ve merkezileştiği bir zamandayız.
Bir Marksist-Leninist olarak ilericiyseniz bunun iyi olduğu
varsayılır. Aynı arkaplandan üç önemli şey daha gelir: faşizm,
bolşevizm ve tiranlık. Bunların hepsi az çok Hegelyen köklerden
gelir." (Chomsky, Class Warfare, s. 23). Ve bir süre sonra Ekim
1917'deki Bolşevik ihtilalinin ardından ortaya çıkan ve Rusya'da
yeşermekte olan sosyalist yapıları parçalara ayıran ülkeyle ilgili
yazdıklarından hiç bahsetmeyelim: "bunlar aynı acımasız komünistler,
iki yıl öncesinin aynı acımasız Stalinistleri, artık beyazlar
tarafından yönelendiriliyorlar" ve "piyasa ekonomisinin hevesli
yöneticileriler". Bu nedenle kötümserdir: "kendilerini popüler
örgütlere yamamaya çalışanlar ve halkın örgütlenmesine yardım edenler,
bu yolla halk hareketlerini destekleyenler basitçe bu yoğun iktidar
şartlarında hayatta kalamayacaklar" (Chomsky, Comprende le pouvoir, s.
7-11).

Bir önceki nesilde körlükleriyle bilinen Çin yanlısı 'yoldaşların' -
ve eninde sonunda kendilerini eleştirmek zorunda kalan o eski
Stalinistlerin - bu körlüğünü eleştirirken nasıl olur da aynı hataya
düşer? Chomsky örneğinde daha da ciddi olan bunları gördükten ve
açıkça itham ettikten sonra bu deneyimlerin ona hiçbir şey öğretmemiş
olmasıdır.

Chomsky'e bakarken kendimize sormamız gereken şey, en keskin zeka ile
aptalca bir safdilliğin aynı insan ruhunda garip bir şekilde bir arada
bulunması gibi bir muammanın nasıl mümkün olduğudur. Bu özellikle bir
muammadır çünkü bir zamanlar kendisiyle birlikte Batılı
entelektüellerin kaymak tabakasını oluşturan Sartre ve diğer büyük
filozoflar, tarihçiler, sosyologlar, gazeteciler ve birinci dereceden
akademisyenlerin muzdarip olduğu körlüğün en sert eleştirmenlerinden
biriydi.

Bu durum gerçekten bir muammadır zira bu körlüğün geçmişte kendilerini
o ciddi hatayı yapmaya sevk ettiğini göstererek kendilerinin haksız ve
Chomsky'nin haklı olduğunu itiraf etmeyen pek az entelektüel var.
Chomsky bunu nasıl unutmuş olabilir? Eski Stalinistlerin körlüğü - ki
makalelerde, röportajlarda ve kitaplarda binlerce kez itiraf
edilmiştir - yirmi yıl sonra aynı hatayı, seleflerinin aynı kibriyle
tekrar eden Batılı genç Maocular'a bir ders olmamıştı. Onları için en
başta gelen, özgür bir devrim olarak sunulan şeye kör bir bağlılıktı.
Chomsky'de tersi bir durum görüyoruz: en başta kınama geliyor,
muhalefet, akılcı analiz, sert bir eleştiri ve sonra körlük...

Basiretsiz Anti-emperyalizm

Şurası doğru ki Chomsky'nin Amerikan emperyalizmi karşıtlığı,
Nikaragua'daki Sandinistlerin iktidarda oldukları 1980'li yıllarda
gittikçe artan otoriterliği ve onyıllar süren Castro diktatörlüğü
düşünüldüğünde az çok basiretliydi. Ve bu durum, ikincisinin
kurbanlarının arasında, militan Küba yanlısı Latin Amerika
antiemperyalistleriyle ortak birçok yönü olanlar olduğu gerçeğine
rağmen böyleydi.

Chomsky'ye göre en önemli şey Birleşik Devletler'deki genel
haksızlıklar ve bu ülkenin dünya çapında meydana getirdiği
adaletsizlikleri itham etmek olduğuna göre, onun bu inatçı
antiemperyalizmi kendisini, Amerika kıtasında yaşananlarla ilgili
böylesi kafa karışıtırıcı tarzda bir tavır almaya sürüklemiş olabilir
mi? Her ne kadar Chomsky kendisini hala 'anarşist - özgürlükçü' olarak
görse de şurası açık ki kendisine göre ideolojik kaygılar arka plana
itilmeli ve onun eleştirilerinin hedefi olmuş haksızlıklar arasında,
dünya üzerinde yarattıkları tehlike düzeyine göre bir çeşit
derecelendirme yapılmalıdır. Sorun şu ki bu tür bir politik
rölativizm, tek derdi iktidarı ele geçirmek, onu ifa ve muhafaza etmek
olan birçok Marksist-Leninist'e, demagog ve politikacıya, insanların
örgütlenmelerine yardım etmekle ilgilenmek yerine Chomsky'nin bu
antiemperyalist argümanlarına sığınma fırsatı veriyor. Bu ciddi bir
sorun zira Chomsky bunları caydırmak için hiçbir şey söylemiyor ve
yapmıyor. Bilakis, övgüleri ne denli usturuplu ve ihtiyatlı olursa
olsun, böylesi ahlaksız bir basireti inatla sürdürerek ve kendisinin
Castro ve Chavez'in yanı başında görüntülenmesine izin vererek
soytarılığın ve bu modern zaman oligarklarının otoriter, diktatöryal
sapkınlıklarının suç ortağı haline geliyor.

Ne yazık ki böylesi bir basireti korumaktaki inat (bu demagogların
iktidara erişiminin Yanki emperyalizminin dünyada neden olduğu
yıkımdan daha az tehlikeli olduğunu göz önünde tutarak) sadece bu
yıkımı önlemekte etkisiz olmayacak (zira bu demagoglar imparatorluğun
çok uluslu şirketleriyle iş yapmaya devam ediyor) aynı zamanda
insanların demobilize olmasına katkıda bulunacak ve Sermeye ve
Devletin dünya çapındaki hakimiyetlerine karşı mücadele verenlerin
işini daha da zorlaştıracak.

Yaşı düşünüldüğünde Chomsky'nin bunu farkedemiyor olması mümkündür;
fakat onun Yanki imparatorluğuna karşı olan argümanlarına inananlarla
kendisini ayıran mesafenin ve iş, bu sözümona devrimci demagogların
hükmetme tarzlarını itham etmeye gelince, kendi çıkarından ya da
rahatından dolayı son derece ketum davrandığının farkında olmaması
mümkün değildir.

Octavio Alberola

Kaynak: El Libertario (Venezuela)
http://www.nodo50.org/ellibertario

İngilizce Çeviri: Luis Prat
Türkçe Çeviri: Ö.B.

* Türkçesi ilk olarak Asiye dergisinin 2. sayısında yayınlanmıştır.
http://internationala.org/index.php/kutuphane/dergi.html


Kaynak: http://internationala.org/index.php/kutuphane/makale/1988-chavezin-palyacosu-chomsky-.html
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr


A-Infos Information Center