A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists
**
News in all languages
Last 40 posts (Homepage)
Last two
weeks' posts
The last 100 posts, according
to language
Castellano_
Deutsch_
Nederlands_
English_
Français_
Italiano_
Polski_
Português_
Russkyi_
Suomi_
Svenska_
Trk�_
The.Supplement
The First Few Lines of The Last 10 posts in:
Castellano_
Deutsch_
Nederlands_
English_
Français_
Italiano_
Polski_
Português_
Russkyi_
Suomi_
Svenska_
Trk�
First few lines of all posts of last 24 hours ||
of past 30 days |
of 2002 |
of 2003 |
of 2004 |
of 2005 |
of 2006 |
of 2007 |
of 2008 |
of 2009
Syndication Of A-Infos - including
RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}
(tr) Medya- Noam Chomsky: Obama'lı bir dünya farklı olmayacaktır [en]
Date
Fri, 30 Jan 2009 10:13:19 +0200
AMERİKALI DİLBİLİMCİ NOAM CHOMSKY İLE OBAMA'NIN BAŞKANLIĞI VE ORTADOĞU
ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ...
Birleşik Devletler, yeni bir başlangıç umudunu taşıyor. Yeni başkan,
beklentileri yerine getirebilir mi ya da bunu istiyor mu? Dilbilimin
dünya çapındaki starı ve Amerika'nın en çetin eleştirmeni bu konuda
kuşku duyuyor.
Reinischer Merkur: Jimmy Carter, George Bush, Bill Clinton, George W.
Bush ve Barack Obama'yı birlikte gösteren şu fotoğrafı biliyorsunuz.
Bu, sizin için umut ve değişimin kanıtı mıdır?
Noam Chomsky: Hayır, tam tersine. Bu beş başkan birbirlerinden çok
farklı değildi. Onlardan biri fotoğrafta biraz kenarda duruyordu:
Jimmy Carter. Carter, Demokrat Parti'nin kongresine konuşmacı olarak
da davet edilmedi. Bu epeyce hakaretamiz bir durumdur ve aynı zamanda
gelecek iktidara ilişkin bize çok şey söylemektedir.
RM: Bununla ne kastediyorsunuz?
Chomsky: Jimmy Carter, görevden ayrılmasından bu yana insan hakları,
özgürlük ve demokrasi için uğraş vermesiyle tanınıyor. Besbelli ki
parti kongresi bunları işitmek istemedi.
RM: Obama insan haklarına sahip çıkmak istiyor, ama aynı zamanda
Irak'taki işkenceleri destekleyen eski CIA'li John Brennan'ı terör
meseleleriyle ilgili baş danışmanı olarak atadı. Obama, acaba bütün o
şahinlerden sonra beklenen güvercin midir?
Chomsky: Her yeni başkan, Bush'un çevresinde bulunan ve ABD'nin
uluslararası prestijinin bütün zamanların en kötü seviyesine gelmesine
neden olan aşırı elementleri muhtemelen temizlerdi. John MCCain bile
bunu yapmak istiyordu. Bir politika değişimi olacak, ama bu daha
ziyade Bill Clinton tarzında merkezi hedef alan demokrat bir siyaset
olacak. Obama, Clinton'ın çevresindeki bir çok insanı zaten çevresine
topladı. Brennan'den daha önemli olan senatoda Irak savaşının en
ateşli savunucularından, Obama'nın yardımcısı Joe Biden'dır. Ya da
Temsilciler Meclisi'nde yine Irak savaşını hararetle savunanlardan
Rahm Emanuel, Obama tarafından Beyaz Saray'ın personel şefliğine
atandı. Yatırım bankacılığı, finans ve silah endüstrisindeki iş
deneyimleri, onun kimin çıkarlarını temsil ettiğini gösteriyor. Obama,
yüksekten uçan bir retorik.
RM: Demokrat Parti'nin liberal özelliklerini yitirmesinden korkuyor musunuz?
Chomsky: Wall Street Journal, Rahm Emanuel'e silahlanma harcamalarının
düşürülmesi için mücadele eden Demokratik Parti'nin sol kanadının
akıbetinin ne olacağını sordu. Emanuel'in cevabı, Obama yönetiminin
pragmatik davranacağı ve bu aşırı kanattan uzak duracağıydı. Obama'nın
yaptığı en önemli atamalar, ekonomik krizle ilişkilidir. Şimdiki
krizin mimarları ve krizden istifade eden Clinton'ın müsteşarları
Laurence Summers ve Robert Ruben bunlardandır. Obama, uluslararası
siyasette etrafına Dennis Ross ve Daniel Kurtzer gibi İsrail taraftarı
şahinleri topluyor. Bu ikisi, Obama'nın American Israil Public Affairs
Committee (AIPAC) önünde yaptığı konuşmayı hazırlamışlardı.
RM: ...İsrail ile ABD ilişkilerini etkileyen en önemli lobi.
Chomsky: Obama, bu konuşmasında Kudüs'ün İsrail'in sonsuza kadar
bölünmeyen başkenti olarak kalacağını söyledi. Bu ifadesiyle, Bush'un
şimdiye kadar söylediği her şeyden daha ileri gitti. Ayrıca bu,
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin birçok kararına aykırı
düşüyor. Obama'nın adamları daha sonra geri adım atarak, bunun o
anlamda söylenmediğini ifade ettiler. Şayet kişisel web sitesinde
Obama'nın Orta Doğu politikasına ilişkin yazılanlara bakarsanız, her
şeyin açık olduğunu görürsünüz: Filistinliler, hiçbir rol oynamıyor.
Her şey İsrail'e verilen kayıtsız şartsız desteğin etrafında
dönmektedir. Güya göreve başlamadığı için Aktüel Gazze saldırısı
hakkında da Obama'dan ses çıkmadı. Bu, bir skandaldır! Ama Bombay
saldırıları hakkında açıklama yapabilmişti!
RM: Obama'nın başkanlığı nasıl olacak?
Chomsky: Bush'un ikinci dönemi gibi olacağına ilişkin birçok karine
mevcut. Bush'un siyaseti başlangıçta aşırı kibir, hukuku hiçe sayma ve
suç işleme tarafından belirlenirken, ikinci kez seçildikten sonra
ılımlı bir çizgiye geri döndü. Obama'nın ekibi, bir şey söylememeye
özen gösteriyor. Ön planda "umut", "değişim" ve "birlik beraberlik"
gibi yüksekten uçan belagat örnekleri durdu. İyi ama bütün bunlar ne
anlama geliyor?
RM: Obama, en azından Guantánamo'yu kapatacak.
Chomsky: Obama, bu konuda yavaş ve dikkatli adım atılacağını daha yeni
söyledi. Yani bu iş o kadar kolay olmayacak. Ama McCain de zaten
Guantánamo'yu kapatacaktı. Guantánamo, ülkemiz için son derece utanç
verici. Cumhuriyetçi sorumlular, Demokratik Parti yönetiminin de
Guantánamo ve diğer cezaevlerinde ne olup bittiği konusunda
bilgilendirildiklerini zaten ima etmişlerdi. Donald Rumsfeld'i
suçlamak kolay, ama o tek başına ve gizlice hareket etmedi. Bu
nedenden ötürü, bu suç işleyenlerin hukuki açıdan ciddi olarak üstüne
gidilmeyecek.
RM: Obama'nın yemin törenine yaratılış teorisine inanan ve büyük bir
nüfuza sahip olan vaiz Rick Warren da katılacak. Bu, ne anlama
geliyor?
Chomsky: Warren, ılımlı Protestan vaizlerden biridir. Zaten her iki
Amerikalıdan biri, dünyanın birkaç bin yıl önce yaratıldığına inanır.
RM: Dinin Obama'nın politikası üzerindeki etkisi ne olacak?
Chomsky: Başlangıcından bugüne dek Amerika tarihinde takdiri ilahi
ilkesi geçerlidir. Olan her şeyde tanrının iradesi söz konusudur ve
Birleşik Devletler, yerli halkı yok etmiş olsa da tanrının iradesinin
yönettiği kutsal ülkedir! Bu bakış açısı geçmişten bugüne dek uzanır.
Her başkan, takdiri ilahiden ve tanrı tarafından belirlenen
misyonundan bahsetmiştir. Bunun eskiden yani 30 sene öncesine kadar
Amerika'nın politikası üzerinde neredeyse hiçbir etkisi yoktu. O zaman
parti menajerleri, adaylarını koyu dindar olarak lanse ederlerse ciddi
bir seçmen desteğini alacaklarını keşfettiler. Başkanların çoğu,
muhtemelen yaklaşık olarak benim dindar olduğum kadar dindardı, ama
dindar olarak takdim edildiler. Amerikan seçimleri, marketing
operasyonlarıdır. Reklam endüstrisi, her yıl seçim kampanyaları için
bir ödül verir. 2008 yılında bu ödülü, Obama'nın kampanyası aldı.
Seçimler, kozmetik satan şirketler tarafından organize edilir. Diş
macunu ya da başkan - araçlar benzerdir.
RM: Yeni başkan, bir toplumsal hareketten gelmiyor. Seçimi profesyonel
bir kampanyanın sonucudur. Barack Obama kimdir?
Chomsky: Obama, her zaman belirsizlikle maluldür. Başta kendini temiz
beyaz bir kağıt gibi sundu. Bir seçim kampanyası, günbegün seçmene
duyurulanla beslenir. Ama Obama'nın seçim kampanyasında söylenenler
bir şey ifade etmiyordu. "Umut" ve "değişim". Obama'nın
söylediklerinden, onun kim olduğunu çıkaramazsınız. Sol bile Obama'nın
Irak savaşına ilkesel olarak karşı olduğunu sanıyor. Peki öyle mi?
Obama için Irak savaşı stratejik bir hataydı. Irak savaşını ilkesel
olarak reddetmek demek, bu savaşın yanlış olduğunu söylemeyi
gerektirir, böyle olmayacağını söylemeyi değil. Nazi generalleri de
Stalingrad'dan sonra bu kadar ileri gitmenin bir hata olduğunu
söylemişlerdi.
RM: Obama, bir Nazi generalini mi andırıyor?
Chomsky: Hayır, ama savaşı eleştirme biçimi ilkesel olmaktan başka her
şeye benziyor. Onun için önemli olan tek şey bizim için iyi olandır,
bunun için yüz binlerce insanı öldürüp öldürmediğimiz değil.
BARIŞ GÜCÜ İSRAİL'E GÖNDERİLMELİ
RM: Obama, dış politikada önce İsrail-Filistin çatışması ile yüz yüze
gelecek. Nasıl hareket etmeli?
Chomsky: ABD, bizi dünyada izole eden ret tutumundan vazgeçmelidir.
İsrail'in devam eden saldırıları - sadece Gazze'de değil, Batı
Şeria'da da - siyasi bir çözümün olanaklarını dinamitlemektedir.
RM: Ama Hamas raketleri de kriminal!
Chomsky: Bu doğru, kriminal ve siyaseten aptalca. Ama bu, İsrail'in
buna karşı kendini savunma hakkının olduğu anlamına gelmez. Bununla
birlikte İsrail'in elinde kendini savunmak için mükemmel bir araç
olabilirdi: Uluslararası uzlaşmayı kabul etmek ve Filistinlilere kendi
devletlerini kurma hakkını teslim etmek.
RM: Bu konuda emin misiniz?
Chomsky: Hamas'ın saldırıları, İsrail'in işlediği suçlara karşı
misilleme darbeleridir. İsrail, 2000 yılında Lübnan'dan çekildiği
zaman Hizbullah'ın İsrail'e karşı düzenlediği saldırılar sona erdi.
2006 yılına kadar bir tane bile raket atılmadı!
RM: Hamas lideri Halid Maşal, İsraillilerin Filistinlilere karşı
uyguladığı bir Holokost'tan söz etti. Bu benzetmeyi nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Chomsky: Tabii ki saçma bir benzetme. Srebrenica jenosit olarak
adlandırıldı; bu, uygun bir benzetme miydi? Durumu, belki de Varşova
gettosu ile karşılaştırabiliriz.
RM: Gençliğinizde Siyonist idiniz ve ortak bir Yahudi-Arap federasyonu
fikrini destekliyordunuz.
Chomsky: Bu, o zamanlar yani 1940'larda ve 1967'den sonra kesinlikle
gerçekçi bir vizyondu. İsrail'in bölgede sözü geçiyordu ve federal bir
model istikametine doğru yönelebilirdi. İsrailli üst düzey gizli
servis elemanlarının bunu önerdiğini bugün biliyoruz. Ama İsrail
hükümeti bunu istemiyordu.
RM: Gazze'ye uluslararası barış gücü yerleştirilmeli mi?
Chomsky: Barış gücü İsrail'e gönderilmeli, çünkü saldırgan olan ve
Gazze Şeridi'ni abluka altına alan İsrail'dir
RM: Genç iken İsrail'de yaşadınız.
Chomsky: Hatta eşim ve ben orada kalmayı da düşündük, ama sonra durum
farklı gelişti. Bugün Amerikalı genç Yahudiler, İsrail'e sırtını
dönüyor. Politikamız vatandaşlarımızın isteklerine göre belirlense, bu
değişebilir.
RM: Yazılarınızda "entelektüel öz savunmayı" öneriyorsunuz. Bu nasıl
olacak? Bunun için hepimiz Marks mı okumalıyız?
Chomsky: Örmeğin İsrail'in saldırıları hakkında bilmemiz gerekenlerin
çoğu medyada var. Sadece dikkatle bakmamız gerekiyor. Ve bazı şeyleri
de her yanıyla düşünmeliyiz, mesela şu sonu gelmeyen 'Bir devlet,
saldırıya uğrarsa kendini savunma hakkı vardır' mantrasını Nazi
Almanyasının partizan terörüne karşı kendini savunma hakkı var mıydı?
RM: Ama İsrail, Nazi Almanyası değil ki!
Chomsky: Tabii ki değil. Ama burada söz konusu olan ilkedir: Saldırgan
olan İsrail'dir.
RM: Siz, medya çağının moralistisiniz: Entelektüellerin bugünkü görevi nedir?
Chomsky: Entelektüeller konformist olma ve iktidarı destekleme
eğilimindeler. Tarihi yazan kendileri olduğu için, bu konuda onlar
üzerine genellikle oldukça iyi şeyler yazılıdır. Oysa belgelere
bakıldığında, durumun farklı olduğu görülür. Hans Morgenthau,
entelektüelleri iktidar sahiplerinin konformist reayası olarak
tanımladı. Bunda da haklıydı.
RM: Ama eleştirel entelektüeller de var. Anna Politkowskaja ve diğer
Rus gazetecilerini düşünün!
Chomsky: Evet, İncil'de bile eleştirenin hayatının tehlikede olduğu
yazılıdır: Peygamberler, kralı ikaz ettiler, karşı çıktılar ve onun
vicdanına hitap ettiler. Bugün olsaydı peygamberleri eleştirel
entelektüeller diye adlandırırdık. Onlara iyi davranıldı mı? İlyas,
İsrail'in düşmanı olarak mahkûm edildi. Peygamberler çöle sürüldü ya
da hapse atıldı. Yüzyıllar geçtikten sonra şereflendirildiler, ama
yaşadıkları çağda değil. Yaşadıkları çağda o şerefe sahte peygamberler
nail oluyordu. Sovyetler Birliği'nde, Rusya'da, ama 1989'da ABD
tarafından desteklenen ölüm tugaylarınca önde gelen Latin Amerikalı
entelektüeller olan altı Cizvit'in katledildiği El Salvador'da da
eleştirel entelektüellere kötü muamele edilir. Bugün Oscar Romero'dan
artık kim bahsediyor ki?
RM: Kendinizi peygamber gibi mi hissediyorsunuz?
Chomsky: Peygamber, bugün eleştirel entelektüel olarak
adlandırdığımızdan başka bir şey değildir.
ÜLKESİNİ SEVMEK ÜZERİNE
RM: 70 yıllık politik gözlemden sonra Noam Chomsky'nin Amerikan rüyası
bugün nasıl görünüyor?
Chomsky: Ütopyalara ve rüyalara pek inanmam. Ama Birleşik Devletlerin
işleyen bir demokrasi olmasını arzulardım. Amerikan halkının yüzde
95'inin, kamuoyunun ne düşündüğünün hükümetin umurunda olmadığı
düşüncesine katılıyorum. Amerika'yı seçimlerin PR endüstrisinin bir
pazarlama kampanyası olduğu bir ülke olarak değil, insanların
fikirlerinin siyaseti etkilediği ve demokratik kontrolün bütün
kurumlara kadar uzandığı işleyen bir demokrasiye sahip bir ülke olarak
görmek isterdim. Buna işçilerin ve kamuoyunun sanayiyi kontrol etmesi
de dahildir. Bunlar, çok eski Amerikan idealleridir. Modern
Amerika'nın önde gelen sosyal filozofu John Dewey için politika - en
azından üretimin, ticaretin, finans sisteminin, medyanın vs.
kamuoyunca kontrol edildiği endüstriyel bir demokrasiye ulaşan dek -
ekonominin toplum üzerindeki gölgesidir.
RM: Bu nasıl sağlanabilir?
Chomsky: Amerikan tarihinin önemli ilerlemeleri yukarıdan hediye
olarak verilmedi, bilakis aşağıdan doğru verilen sosyal mücadeleler
sonucu sağlandı. Bu düşünce özgürlüğü için olduğu kadar sosyal
sistemin nüveleri için de geçerlidir. Bu şeyleri rüya olarak
tanımlamak hiç hoşuma gitmiyor, çünkü bunların kesinlikle olanaklı
olduğunu düşünüyorum. Bunlar uzun vadeli hedeflerdir.
RM: Babanız, dünyanın en özgür ve en fundamentalist ülkesi olarak
tanımladığınız Birleşik Devletler'e göç etti. Amerika'yı seviyor
musunuz? Bir Amerikalı olmaktan gurur duyuyor musunuz?
Chomsky: Sevgi, kişiler arasındaki bir ilişkidir, kişi ve soyut
kurumlar arasında değil. Başarılarınızla ya da çocuklarınızla gurur
duyabilirsiniz. Ülkenizin savunduğu şeyler, mesela düşünce özgürlüğü
için sevinebilirsiniz. Düşünce özgürlüğü herhalde bütün özgürlüklerin
içinde en temel olanıdır ve Birleşik Devletler ifade özgürlüğünü
korumakta dünya çapında en önde gelir. Bundan gurur duyuyor muyum?
Bunu ben gerçekleştirmedim ki gurur duyayım. Ama bundan memnunum ve
bunun nasıl elde edildiğini (yurttaşlık hakları hareketinin anayasa
mahkemesinde düşünce özgürlüğü için en üst standartları kabul ettirme
mücadelesiyle) biliyorum. Ama gurur, bunun için uygun kelime değil.
RM: Amerikalı olmaktan memnun musunuz?
Chomsky: Evet. Yoksa burada kalmazdım.
RM: Dilbilimde devrim yarattınız, Amerikan sisteminin önde gelen
eleştirmenisiniz, düzinelerce kitap yazdınız, yüzlerce deneme, konuşma
ve konferans. 100 yaşınıza geldiğinizde sizden nasıl söz etmeli?
Chomsky: Kulağa sahte tevazu gibi gelse de, aslında hiç umurumda değil.
* Bu söyleşi Hans-Joachim Neubauer tarafından yapıldı ve Rheinischer
Merkur dergisinin(Almanya) 15 Ocak 2009 tarihli sayısında yayımlandı.
Almancadan çeviren: Kâzım Özdoğan. Söyleşinin tamamını www.
rheinischer-merkur.de/index.php?id=32125 ulaşabilirsiniz.
Kaynak: Taraf / 24.01.09
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazyrlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr
A-Infos Information Center