A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005 | of 2006

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) Ossi: "Tutarlý olalým, angaryayý kökten ortadan kaldýralým"

Date Wed, 22 Feb 2006 17:12:04 +0100 (CET)


BBM: Vicdanî ret hakký tanýnmýþ bir Türkiye'de yaþasaydýnýz, ve diyelim
?askere gitme fakat bunun yerine devlet için þu kadar uzunlukta Türkçe'den
Almanca'ya çeviri yap.? deselerdi, yanýtýnýz ne olurdu bu soruya?

Ossi: Devlet için çeviri yapmak isteseydim memuriyete baþvururdum, derdim.
Sivil hizmet, vicdani reddin yasal olarak tanýndýðý bütün ülkelerde
uygulanan bir mecburi hizmet. Bu konsept tamamen keyfi ve eklektik bir
mantýðýn eseri. Tek dayanaðý devletlerin es kaza kendilerinin yurttaþý olan
insanlar üzerinde bir tasarruf ?hakký?na sahip olmalarý gerektiði. Monarþik
mantýkta iktidar ilahi ve asil temeller üzerinden mutlaklaþýr. Ulus devlet
paradigmasýndaysa tümüyle yitirilmek istenmeyen bu mutlaklýk ?vatan borcu?
benzeri kýlýflarla korunmaya çalýþýlmýþ.

Askere gitmeye zorlanamayacaðým anlaþýlabiliyor ve kabul görüyorsa, bunun
bir alternatifi niye dayatýlsýn ki? Bu þunu demekten farksýz: ?Tamam, seni
buna zorlamaya kalkmamýz yanlýþtý, ama haydi hiç olmazsa izin ver seni þuna
zorlayalým!?

Tutarlý olalým, angaryayý kökten ortadan kaldýralým.

Bulunduðum yatýlý okul bütün diðer okullar gibi itaat ve cehalet üretiyordu

BBM: Türkiye'deki yatýlý okul deneyiminizin acýlý ve sancýlý bir süreç
olduðundan söz etmiþtiniz. Türkiye'deki eðitim sistemi ile Almanya'dakini
kýyaslarsanýz, bu beyinlerin þekillenmesinde nasýl bir farklýlýk yaratmakta
sizce? Bir baþka açýdan ayný soruyu sorarsak: Erkin Koray'ýn kýzýný okula
göndermemiþ olmasý iyi bir þey miydi?

Ossi: Türkiye'deki eðitim sistemi bir kabustan farksýz. Ben bu kabusun en
karanlýk köþelerinde buldum kendimi. Bulunduðum yatýlý okul bütün diðer
okullar gibi itaat ve cehalet üretiyordu, ama yatýlý olduðu için bunun da
çok ötesine geçip insanlarý mutlak bir cendereye alýp psikolojik terör ve
fiziksel zor ile kýrmaya çalýþýyordu. Elbette yaþadýðýmýn uç bir deneyim
olduðunun farkýndayým, ama bu da Türkiye'deki eðitim anlayýþýnýn þaþýrtýcý
olmayan bir uzantýsýydý. Okullar her þeyden önce kendilerine teslim edilen
insanlarý insan olarak ciddiye almayan, onlarý militarist ve ulusalcý bir
mitoloji ile aptallaþtýran ve sýradan çýkmaya cüret edeni her türlü baský
ile sindiren devletçi tapýnaklardýr.

Almanya'daki okul sistemine gelince: Disiplin anlayýþýna gelince Alman okul
sisteminin öncülleri aslýnda pek farklý deðildir, ancak 2. Dünya Savaþý
deneyimi ve 60'larýn mirasýyla bu öncüller epey törpülenmiþtir. Bugün Alman
okul sisteminin temel oryantasyonu sadýk yurttaþ yetiþtirmekten çok,
rekabete hazýr ve düþkün insanlar yetiþtirmek. Ýnsanlardan daha on yaþýnda
yaþamsal tercihlerini belirlemeleri bekleniyor ve okul ?kariyerleri? buna
göre biçimleniyor. Henüz kavramadýklarý yol ayrýmlarý için sorumluluk
almalarý isteniyor ve dolayýsýyla kendilerine örneklenen baþarý fetiþine
teslim oluyorlar.

Ama bugün Almanya'da bir ebeveynin hiç olmazsa çocuðunu klasik devlet
okuluna göndermeme ve insanlarý insan yerine koyan alternatif eðitim
kurumlarýný seçme olanaðý var.

Ve evet; Erkin Koray'ýn kýzýný okula göndermemiþ olmasý çok çok iyi bir þey.
Bu örneðin geniþ kitleler için somut bir anlam ifade edebilmesi de yine
militarist ulus projesinin dayanaklarýndan olan Tevhidi Tedrisat Kanunu ile
getirilen sistemin gömülmesi ve yerine daha insana yaraþýr ve onun
potansiyellerini, ruhsal bütünlük ve geliþimini esas alan bir anlayýþýn inþa
edilmesiyle mümkün.

Ýktidar ve tahakküme iliþkin anarþizme içkin zihin berraklýðý keþke
marxizm'in ekonomik düzen ve iliþkilere dair duyarlýlýðý ile birleþse.

BBM: Anarþizm'e uzak olmayan bir bireysiniz. Bu bakýmdan düþünceniz Marksçý
görüþlerle ne bakýmlardan örtüþüyor, ya da örtüþmüyor?

Ossi: Marx'ýn analitik katkýlarýný saymaya bile gerek yok. Bu mirastan saðlý
sollu bütün siyasi görüþler besleniyor, dolayýsýyla katkýlarýnýn evrensel
olduðunu söylemekte beis yok. Ama Marx'a dayalý siyasi hareketler kendi
amaçlarýný boþa çýkaracak vahamette çeliþkilere sahip. Burada ayrýntýlý bir
polemiðe girmek anlamsýz, çünkü bu eleþtiriler bin türlü biçimde söylendi
zaten.

Ama diyorum ki, iktidar ve tahakküme iliþkin anarþizme içkin zihin
berraklýðý keþke Marxizm'in ekonomik düzen ve iliþkilere dair duyarlýlýðý
ile birleþse. Bu tür giriþim ve perspektifler yok deðil elbette, ama ana
akým sosyalist hareketler karþýsýnda hala cýlýzlar.

Sosyalist düþün içerisinde özellikle klasik Marxist bakýþtan farklý olarak
tamamýyla marjinalleþtirilen -eski deyiþle lümpen- kesimlere iliþkin
dinamikleri inceleyenler ilgimi çekiyor.

BBM: Üniversiteden mezun olmayý reddediþiniz ya da askere gitmeyi
reddediþiniz? Birçok sýradan insanýn yeðlemeyeceði yollar bunlar.
Ýlkesizliðin güzellendiði bir toplumda ilkelerden ödün vermeme mücadeleniz
ne için, ne adýna?

Ossi: Kemikleþmiþ algý, ritüel ve tutumlarý sarsmak için nonkonformizm
gibisi yoktur. Nonkonformist tutum kýþkýrtýcýdýr. Baþta þaþkýnlýk ve öfke
yaratýr, sonra umulmadýk bir enerjiyi ve hareketlenmeyi ortaya çýkarýr.
Nonkonformizm zaten bireylerle baþlar, gösterdikleri kitleye bulaþýr, ama
kendisi bulaþmaz. Tabi toplumsal dönüþüm bu yolla derinleþmez, ancak
tetiklenir.

Yenmek ise yoktur aslýnda. Devam edebilmenin kendisi yengidir zaten.

BBM: Bir söyleþide ? Hâlâ 22 yaþýndaydým ve iyi ki insan o yaþlarda baþtan
yenilmeyi çok da kolay kabullenemiyor.? diyorsunuz. 22 yaþýnýzý oldukça
geçmiþ durumdasýnýz, artýk ?baþtan yenilmek? çok kolay mý geliyor? Ya da
nedir Ossi için ?yenilmek?, hatta ?yenmek??

Ossi: O zamana göre, evet, maalesef. Benden çok daha güçlü insanlar var. Ben
gücümü hep kolektif içinde var etmeye çalýþtým. Böyle bir zaafým var. Artýk
kaynaklarýmý daha gerçekçi deðerlendirebiliyorum, tükeniþlerle tanýþtým.
Nonkonformizmi baþ tacý eden Ossi de bir çok açýdan konformist oldu, rahat
etmek, dinlenmek istiyor. Ama sonra da akýp giden bir mücadelenin içinde
omuz omuza olmamanýn aðýrlýðý ve acýsý çöküyor.

Yenme/yenilme söylemi çok sorunlu tabi. Bu terimler üzerine bir þey inþa
etmemeli. Ucu kuru inada, rövanþizme ve daha birçok patolojiye çýkar. Ama
cümle arasýnda kullanmýþým ve sen de kaçýrmamýþsýn, o yüzden bana ne ifade
ettiðini açmaya çalýþayým: Yenilmek benim için kabullenmek, pusmak ve kýç
üstü oturmak. Peki bu olmayacak bir þey mi? Olur tabi, bal gibi de olur.
Yenilmeye de hakkýmýz var. Yenmek ise yoktur aslýnda. Devam edebilmenin
kendisi yengidir zaten.

Zorunlu askerlik sistemi tedricen bütün dünyada geriliyor ve bundan dolayý
zaafa düþmüþ bir devlet de yoktur.

BBM: ?Bizim ülkede kimseler askere gitmezse düþmanlar gelir ve
topraklarýmýzý elimizden alýr? diyecek sýradan bir yurttaþ, ya da ?biz
nükleer bomba üretmezsek, baþkalarýna karþý caydýrýcý olamayýz; o nedenle
kullanmasak bile nükleer silahýmýz, santralýmýz olsun? diyen diyaloga açýk
bir yurttaþa kelam edecek olsanýz, söze nasýl baþlardýnýz?

Ossi: Ona öncelikle öncüllerimin bambaþka olduðunu, o sözünü ettiði ?bizlik?
durumunu, sýnýrlarla tanýmlanmýþ ?ülke?sini, ?düþman?ý ve ?toprak?ý bambaþka
açýlardan okuduðumu anlatýr ve buradan ayrýntýya girmeden þimdilik
kendisinin önerdiði çerçeveden yanýt vereceðimi söylerdim. Bu -bana göre
öncülleri sakat- çerçeveye göre dahi zorunlu askerlik sisteminin bir savunma
ihtiyacýndan çok, bir rejimi sürdürme ve yeniden üretme ihtiyacýna yanýt
oluþturduðunu anlatýrdým. Ayrýca da kimse bu tür deðiþikliklerin bir anda ve
mutlak olarak gerçekleþeceðini öngörmüyor. Zorunlu askerlik sistemi
tedricen bütün dünyada geriliyor ve bundan dolayý zaafa düþmüþ bir devlet
de yoktur.

Tabi o yurttaþ burada durmaz, bir de nükleer santral ve uluslararasý güç
dengeleri ve buna yanýt oluþturmaktan söz ederse ve az-çok birbirimize
dayanabildiðimizi görmüþsek, uzayacak sohbeti göz önünde bulundurarak kahve
yapmaya giriþirim.

Üst rütbeli askerler bir fanus içinde tutulan ve büyüyemeyen erkek çocuklarý
gibidir.

BBM: Yýllardýr istemeseniz de birçok asker ve askerî süreç ile içli
dýþlýsýnýz. Asker psikolojisi nasýl bir þey? Askerlik ve ego arasýnda bir
baðlantý görüyor musunuz? Yanýtýnýz ?evet'se nasýl? Askerlerin eðitim
düzeyleri ile rütbeleri ve konulara yaklaþýmlarý arasýnda nasýl bir baðlantý
olabilir sizce?

Ossi: Bu soru çok geniþ ve yanýt haliyle söz ettiðimiz askerin rütbesine
göre deðiþiyor. Bir kere zorunlu askerlik kurbaný erle dýþarýda ahkam
kesenler arasýnda muazzam bir fark var. Bütün o hamaset ve boþ böbürlenmeye
askeriyenin içindeki erler arasýnda rastlamak çok zor. Karþýlaþtýklarý
vicdani retçiye ya sempati duyuyorlar, ya da kendisine baþarý þansý
tanýmadýklarý için sýnýr çekiyorlar. Buradaki horgörü ilkesel cinsten deðil
ve sadece daha gerçekçi, dolayýsýyla da akýllý olduklarýný düþünmelerinden
kaynaklanýyor.

Astsubay ve uzman çavuþlarda durum farklýdýr. Pis iþler genelde onlara
kalýr, dolayýsýyla en sert kabuðu da onlar geliþtirmiþtir. Bu iþi asgari on
yýllýðýna meslek olarak yapanlarýn birçoðu, eriþemeyecekleri üst rütbeler
karþýsýnda eziklik hisseder ve bununla orantýlý olarak acýsýný erlerden
çýkarýrlar. Tabi bu bir genelleme ve kesinlikle herkesi kapsamýyor, ama
böyle bir profil de var.

Subaylar ise genelde elit ve kapalý kutu bir kurumun nadide temsilcileri
olmanýn tadýný çýkarýrlar ve insana gayet özgüvenli ve rahat bir biçimde
tepeden bakarlar. Çoðu kendini kolay kolay tehdit altýnda hissetmez,
dolayýsýyla sohbet etmesi de kolaydýr. Kendi tabularýyla dilsel düzlemde ve
dört duvar arasýnda oynamayý severler.

Yarbay ve sonrasý ise kendini resmen baþka bir ?ýrk? addediyor. Ýstisnasý
vardýr, ama sosyalizasyonu ve konumu seninle karþýlýklý oturmuþ iki insan
gibi iliþkilenmesine büyük oranda engel.

Elbette askerlik ile ego arasýnda ciddi bir iliþki var. Nasýl olmasýn? Alt
rütbeler için durum karmaþýk, çünkü pohpohlandýklarý kadar aþaðýlanýyorlar
da. Ama üst rütbeli askerler bir fanus içinde tutulan ve büyüyemeyen erkek
çocuklarý gibidir. Bir ömür boyu askercilik ve savaþçýlýk oynuyorlar,
kendilerini komik törenselliklerde var ediyor ve baþkalarýna bunlarý
dayatarak kendilerini uyuþturan bir tatmin yaþýyorlar.

Bütün bunlarý bir tutam ironi ile beraber söylüyorum, çünkü aslýnda insaný
baþka veçheleri göz ardý ederek tek baþýna mesleðiyle tanýmlamaya
inanmýyorum.

BBM: Türkiye'deki askerlik algýsý ile dünyanýn çeþitli yerlerindeki ayný
algýyý kýyasladýðýnýzda gözlemleriniz neler?

Ossi: Afrika, Avrupa ve Amerika ülkelerinde bulundum. Yani Türkiye dýþýnda
sadece Asya ülkelerinde bulunmadým. Ve kesinlikle diyebilirim ki, gittiðim
ülkelerin hiçbirinde böylesi bir tapýnma ve yüceltme görmedim. Militarizm
her yerde var, ama onun kadar eleþtirel/kuþkucu bir popüler algý da var.
Türkiye'de ikincisi aheste aheste geliþiyor. Bu yüzden de ordu artýk siyasi
gücünü o kadar açýk sergilemektense ya da buna sýk sýk baþvurmaktansa, ince
ve alttan gitmeyi deniyor ve sivil þakþakçýlarýyla Kemalist ikonografiye
abanýyor.

BBM: AÝHM'nin (Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi'nin) adil, ya da birçok benzer
yargý organýna göre daha adil olduðunu düþünüyor musunuz?

Ossi: AÝHM, AÝHS'ye (Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesi'ne) dayanýyor ve AÝHS
ne ifade ediyor veya saðlýyorsa AÝHM de onu saðlýyor. AÝHM mutlak bir
referans deðil ve kararlarýyla kesinlikle politik ve toplumsal bir
mücadelenin yerini tutamaz.

Nüfus cüzdaný taþýyorsunuz, fakat devlet aygýtýna karþýsýnýz, bu neden bir
çeliþki deðil?

BBM: Anarþist düþünceye yakýn biri olarak, askerliði reddedip bu konuda
yargýsal süreci izlemek, devlet aygýtlarýný tanýmak olarak da
deðerlendirilebilir mi? Ya da, nüfus cüzdaný taþýyorsunuz, fakat devlet
aygýtýna karþýsýnýz, bu neden bir çeliþki deðil?

Ossi: Tamamen nereden baktýðýna baðlý. Çeliþki olarak da görülebilir. Ama
ben anarþist dünya görüþünü referans alýrken, ondan güç ve oryantasyon
alýyorum, yolun kendisine uzun erimde aykýrý düþmeyecek yöntemler ve
düzlemler geliþtirmeye çalýþýyorum. Devleti elbette tanýyorum, çünkü devlet
var. O bir realite ve ona karþý mücadele ederken soyut bir dar alanda
hareket etmekle yetinemem.

Uzlaþmaz görünen iki düzleme ayný anda ayak basýyor göründüðümün
farkýndayým. Bu da, hareketimizin cüssesizliðinden ve yüzeyselliðinden
kaynaklanýyor. Eðer ortada gürül gürül akan bir hareket ve kültür olsaydý,
ben kendi radikal hattýmda yapacaklarýmý yapar ve mermer salonlarda olup
bitenlere rahatça sýrtýmý dönerdim. Oralarý dert edinen baþkalarý olurdu.
Farklý vurgular koyan bu mücadele hatlarý kedi-köpek gibi didiþir ve
birbirlerini beslerlerdi.

Türkiye'de böyle bir þansýmýz hiç olmadý. Dernek baþkanlýðý da yaptým, Alman
parlamentosunda da konuþtum. Diðer yandan militarizmin yumuþak karnýna kendi
reddim ve birçok eylem-eylemlilikle saldýrdým. Eðer mümkün olsaydý birçok
rolü ayný anda üstlenmezdim, ama bir yanda yapýlanýn diðer yanda meyve
verebilmesi ve tersi için bu gerekliydi. Bence, tabi.

Konu ben deðilim, konu ortaklaþa yaptýklarýmýz ve yol açtýðýmýz deðiþim.

BBM: Kaybedecek bir þeyleriniz vardý, bunu göze alarak farklý bir yol
seçtiniz ve inançlarýnýza aykýrý davranmayageldiniz. Bu yolu seçmeyip,
sizinle koþut düþünenlerden, daha cesur olduðunuz için, tepki (kýskançlýk,
haset) ile karþýlaþtýnýz mý?

Ossi: Dile getirmeye deðmeyecek kadar az örnek var bu konuda; zaten bu
insanlarla gerçekten koþut düþündüðümden de pek emin deðilim. Konu ben
deðilim, konu ortaklaþa yaptýklarýmýz ve yol açtýðýmýz deðiþim. Bunu böyle
göremeyen bazýlarýnýn o deðiþimle samimi bir derdi yoktur, gibime geliyor.

BBM: 1995 sonrasý süreçte ailenizle iliþkileriniz ne yönde geliþti? Onlar da
sizin mücadelenizden etkilenip ? kendi geçmiþlerine kýyasla ? farklý
yaklaþýmlar sergilemeye baþladýlar mý?

Ossi: Diyemem. Annem iþ politikaya gelince hep nihilizandý zaten. Bana
gelince de destekleyici. Babam ise benden daha inatçýdýr. Görünür
yaklaþýmýnda bir fark yok, gençliðinden bu yana Ecevit'e paralel bir geliþim
izledi. Derinde söylemediði bir þey varsa bilemem tabi.

BBM: Diyelim kolluk güçlerine karþý savaþan bir gerilla hareketi var. Söz
konusu harekete sempati duyan bir genç de, askere gitmemek için ?vicdanî
retçi' olduðunu, silaha ve askerlik kavramýna karþý olduðunu söylüyor ve
fakat bir süre sonra ayný kiþinin gerilla hareketine katýldýðý haberi
geliyor. Ossi bu kiþinin vicdanî reddinin arkasýnda durur mu?

Ossi: Hayýr durmaz. O kiþinin zorla askerlik yapmama talebinin arkasýnda
dururum, çünkü kimseye zorla askerlik yaptýrmanýn doðru olmadýðýna
inanýyorum, ama buna vicdani ret demem.

BBM: Mustafa Kemal de yaþamýnýn yaklaþýk 2 ayýný hapiste (hücrede) geçirmiþ
biri. Masal bu ya, 1910'larda ayný koðuþa düþseydiniz tutuklu ya da hükümlü
olarak onunla nasýl bir iletiþiminiz olurdu?

Ossi: En baþta nasýl olurdu bilemem tabi. Ama eminim sonrasýnda her iki
taraf için de ilginç olurdu. Cezaevi bu tür sohbetler için biçilmiþ kaftan.
Dýþarýda asla mümkün olmayacak iliþkilenmeler orada gerçekleþiyor.

BBM: Bir söyleþide þunlarý söylüyorsunuz: ?Zevklerim basit. Ýyi ve bol yemek
yemeyi, kompleks ve yavaþ bilgisayar oyunlarý oynamayý ve daha birçok þeyi
severim. Nihai idealim bir gün bir komünde anlamlý bir yaþlýlýk geçirmek,
ufaklýklara eþlik etmek ve sonunda huzur içinde ölmek. Yaþamdan orta vadeli
beklentim ise yeni bir amaç edinmek ve dolu yelkenlerle onun peþine düþmek.?
Orta vâdede yeni bir amaç edinmeyi beklenti olarak edinmek nasýl bir þey?
Amaç edinmek için amaç edinmek gibi bir þey mi bu?

Ossi: Çok üzücü bir þey bu. Asla düþmek istemeyeceðim bir durumdu. Ancak
cezaevi sonrasý Ýzmir Savaþ Karþýtlarý Derneði'nin kendi üstüne kapaklanmasý
ile sersemledim ve bu hali maalesef yýllardýr üstümden atamadým. Kentli orta
sýnýf yaþamýna tümüyle teslim olmak da diðer seçenek oluyor herhalde. Bu
düþünceyle oynamadým deðil, ama olmuyor.

Her þeye de bayrak açmak gibi bir derdim yok doðrusu.

BBM: Sizin dünya görüþünüzde biri, sahiplenme olgusuna nasýl yaklaþmakta?
Bunu þunun için soruyorum, biyolojik olarak bir oðlan çocuk babasýsýnýz,
fakat dünyada milyarlarca çocuk varken onlardan birine ?oðlum? demek, yaþama
bakýþýnýzda nereye, nasýl denk düþüyor?

Ossi: Sanýrým biyolojik bencillik bir tür olgu. Her þeye de bayrak açmak
gibi bir derdim yok doðrusu. Daha lisedeyken bir çocuk istediðime karar
verdim. Elimden gelseydi fazla beklemezdim, ama bu isteðin bir tutkuya
dönüþtüðü on altý sene geçti baba olana dek. Bu arada oðlumu da bir çekirdek
ailede büyütmeyi hiç istemedim, baþka yetiþkin ve çocuklarýn arasýnda
büyümesini çok ama çok isterdim. Gerçekleþmeyen o kadar çok þey var ki.

BBM: Teþekkür ederiz.


[Bu söyleþi Ýstanbul Baðýmsýz Basým Merkezi tarafýndan yapýlmýþtýr:
https://istanbul.indymedia.org/news/2006/02/104748.php]

_______________________________________________
A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr


A-Infos Information Center