A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) [anarsistbakis] Yenilemeler 24 - 19 Eylül 2005

Date Tue, 20 Sep 2005 20:32:51 +0300 (IDT)


Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.
Bundan sonra yenilemeler bir süre düzensiz olabilir (2-3 ayda bir gibi)
YENÝLEMELER - 24 / 19-Eylül-2005
"Makaleler" kýsmýna eklemeler yapýldý (Aþaðýda).
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/anarchy_articles.html
"Aylýk Ýstatistikler" yenilendi (Aralýk 2004).
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/aylik_istatistik.html
--------------------------------
"ANARÞÝZM VE TEKNOLOJÝ", Ýsimsiz (çeviri)
Ýnsanýn yoðun bir tanýmýný vermek her zaman oldukça cazip olagelmiþtir.
Atalarýmýz, kendi felsefi yetilerinden ve (kendilerince) bunlarýn geriye
kalan hayvanlar alemindeki [fauna] belirgin bariz yokluðundan ötürü öylesine
þaþkýna dönmüþlerdi ki, kendilerini homo sapiens diye nitelendirdiler. Siz ve
ben, bu asil ünvaný kendi adýmýza hiçbir çaba göstermeksizin miras edindik.
Daha yakýn zamanlarda, Huizinga'nýn homo ludens [insanoðlunun hayattan zevk
alabilme yönü] ve Korzybski'nin "zaman inþa eden insan" tanýmlama
giriþimlerini gördük. Ýlki, amacý olmayan faaliyetin, oyunun, daha deðerli ve
önemli gördüðümüz faaliyetlerin geliþimindeki önemi vurgular. Ýkincisi ise,
insaný, deneyimi sembolize edebilme, ve böylece [insanýn] bunu, zaman ve
uzamda kendisinden çok uzakta yaþayan türlerin üyelerine aktarabilme
yetisiyle nitelendirir. Bu arada, Korzybski'nin, Manhood of Humanity'de
verdiði taným kapsamlý bir tanýmdýr. <<Devamý...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/anon-anarsizmveteknoloji.html

--------------------------------
"ÝSPANYA: KÜLTÜR, EÐÝTÝM, KADINLAR VE CÝNSELLÝK", Self-Education Collective,
2001 (çeviri)

Giriþ
Kadýnlar, Kurtuluþ, ve ilk Anarko-Sendikalizm
20nci Yüzyýlýn Baþlarý
1930'lar; Kültürel Devrim
Seks, Aþk ve Ýliþkiler
Mujeres Libres
1936 Devrimi
Sonuç
Ana Noktalar
Sorular ve Önerilen Cevaplar
Tavsiye Edilen Okumalar
GÝRÝÞ
Bölüm 15'de bahsedildiði üzere, 1870'lerin baþlarýnda ilk anarþist
birliklerin kurulmaya baþlamasýndan itibaren toplumsal ve kültürel meseleler
Ýspanya'daki anarko-sendikalist hareketin merkezinde yer almýþtý. Eðitim ve
cinsellik gibi konulardaki tartýþmalarýn --ve anlaþmazlýklarýn-- düzeyi,
Ýspanya'nýn modernleþmeye yönelik ilk sendeleyen adýmlarýný attýðý Yüzyýl'ýn
baþýnda oldukça yüksekti. Anarko-sendikalistler, --sýklýkla Katolik
Kilisesince desteklenen-- hem uzlaþmaz gelenekçi saða, hem de ülkenin
modernleþmesinin temelini eðitimde gören liberal burjuva lobisine
muhalefetlerinde sözlerini sakýnmýyorlardý. 1930'lara gelindiðinde, CNT,
etkileyici sayýdaki yerel toplumsal ve eðitim tesisin yanýsýra bütüncül ve
sofistike bir devrimci özgür ifade kültürü geliþtirmiþti.
Görev devasaydý. 19uncu yüzyýlýn sonlarýna gelene kadar, Ýspanyol eðitim
sistemi üzerinde Kilise'nin boðucu hakimiyeti sürmüþtü. Kilise, (býrakýnýz
sosyalizmi veya diðer herhangi bir eþitlikçilik türünü bir kenara)
liberalizmin Þeytan iþi, her ne pahasýna olursa olsun uzak durulmasý gereken
bir günah olduðunu vaaz edip durmuþtu. Katolik Kilisesinin ahlaki konumu ve
eðitime yönelik duruþu o kadar önemliydi ki, eðitim koþullarýný deðiþtirmeye
çalýþan herhangi bir hareket onun gazabýna uðruyordu. Bu, baþlýca büyük arazi
sahibi, büyük bir zenginlik ve güç sahibi olarak, [Kilise'nin] otoritesini,
öðretilerini ve yöntemlerini sorgulayacak herhangi bir kimsenin bunun çok
aðýr sonuçlarýna katlanmasý gerekiyordu.
1899'da, bir grup Ýspanyol piskoposu, siyasi liberalizm, çoðulculuk ve
Katolik doktrinin sorgulanmasýnýn tamamen þeytani olmasa bile þüpheli
olduðunu þöyle ifade ediyorlardý: "Bizler, anavatanýmýzdaki hükümete
uygulanmasýnýn birçok günahýn kaynaðý olacak, ve bizi ahlaki bir uçuruma
sürükleyen yeni saðcýlýk, veya liberalizm denilen ruhi yýkýmýn, dölün hiçbir
hürriyetini tanýmýyoruz."
Katolik kilisesi hala birleþik bir imparatorluðun özlemini çekiyor, boðazýna
kadar milliyetçilik ile yurtseverliðe batmýþ, ve en sonunda boþ bir liberal,
solcu kaos nosyonuna yenilmenin korkusunu taþýyordu. Ýspanya, 20nci Yüzyýlýn
baþlarý boyunca, darbeler ve parlamentarizm deneylerinin (bakýnýz Bölüm 15)
darbeleriyle tökezlerken, Kilise de toplumsal hastalýklara karþý repartuarýný
giderek geniþleterek saldýrýlarýný yoðunlaþtýrdý.
1929 tarihli Katolik Eylem dokümaný þöyle diyordu: "Piskoposluk bölgeleri
komitesi þunlarý yapacaktýr: 1. Hristiyanlýk doktrininin ihmalinden,
kayýtsýzlýktan ve dinsizlikten; gerek sözlü gerekse yazýlý Tanrýya küfür
etmekten; yortulara saygýsýzlýktan; þeytani yayýnlardan; itaatsizlikten;
giyim kuþamda, filmlerde ve diðer eðlencelerdeki ahlaksýzlýktan; yoksulluk ve
göçten kaynaklanan tüm toplumsal þeytanlýklarýn yok edilmesi. 2. Dinin,
ahlaðýn, Kilise'ye baðlýlýðýn dikkatlice beslenmesi; otoriteye karþý saygý;
yoksullara karþý hayýrseverlik; halkýn dini eðitimi yoluyla toplumsal
esenliðin geliþtirilmesi. Yerel komiteler rahipleri ve dindarlarý teþvik
etmeli, insanlarý þunlardan yükümlü tutmalýdýr: 1. Toplumsal þeytanlarýn her
yerde kökünün kazýnmasý. 2. Din, aile, otorite, özel mülkiyet ve yoksullarýn
kutsal çýkarlarýnýn savunulmasý."
Deðiþim yönelik baskýlar çoðaldýkça, Kilise katý bir hiyararþiye daha sýkýca
yapýþýyordu: ulusun bölünmez bütünlüðü sorunu, Ýspanya'nýn katý Katolikliði
altýndaki kutsal birliðinin korunmasý açýsýndan giderek kritik bir hale
geliyordu. Katolik monarþi Ýspanya'yý "birleþtir"miþti, ve bu da doðrudan
1492 sonrasýnda Amerika'nýn fethedilmesine yol açmýþtý. Onlara göre, Ýspanya
bu nedenle Katoliklikle tanýmlanmýþtý, ve bu olmadan tamamen yitirilirdi.
Devlet açýsýndan, eðitim ve toplumsal adetler dahil olmak üzere, Kilise'nin
her alandaki gücünün çok büyük olmasýnda hiçbir abartýya yer olmadýðý
kesindir. Keza, bu aþaðýda göreceðimiz üzere cinsel ahlak alanýný da
kapsýyordu. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sec-astarihi16.html

--------------------------------
"BAKUNÝN'ÝN MÝRASI", Paul Avrich, 1970 (çeviri)

Geçtiðimiz yüzyýlda, anarþizm devrimci hareket içindeki ana kuvvet olarak
ortaya çýkýyordu, ve onun önde gelen savunucusu ve peygamberi Bakunin'in
ismi, iþçiler ve Avrupa'nýn radikal entelektüelleri arasýnda, Birinci
Enternasyonal'in liderliði için rekabet ettiði Karl Marks kadar iyi
biliniyordu. Bakunin, Marks'ýn aksine, ününü ayaklanmanýn bir kuramcýsý
olarak deðil de esasen bir aktivisti olarak edinmiþti. O kütüphanede oturup,
önceden belirlenecek olan bir devrim üzerine çalýþacak ve yazý yazacak birisi
deðildi. Eyleme geçmek için sabýrsýz olan Bakunin, bastýrýlmasý imkansýz bir
çoþkuyla, Paris'den Avusturya ve Almanya barikatlarýna kadar yaþanan devrim
gelgitinde hareket eden bir Prometheus figürü olarak 1848 ayaklanmasýna
yöneldi. Bir çaðdaþýmýzýn belirttiði gibi, Bakunin gibileri "kasýrga ile
büyürler, ve güneþli bir havadan ziyade fýrtýnalý bir iklimde olgunlaþýrlar"
[01].
Bakunin'in 1869 Dresden ayaklanmasý sýrasýnda tutuklanmasý onun ateþli
devrimci faaliyetini kesintiye uðrattý. Bundan sonraki sekiz yýlýný, altýsý
çarlýk Rusya'sýnýn karanlýk zindanlarýnda olmak üzere, hapishanede geçirdi;
en sonunda cezasý ömür boyu Sibirya sürgününe çevrildiðinde, iskorbüt
yüzünden diþleri dökülmüþ ve saðlýðý ciddi bir biçimde bozulmuþtu. 1861'de,
gardiyanlarýný atlatarak, yerküreyi dolaþacaðý ve Avrupa genelindeki radikal
gruplar arasýnda ismini bir efsane ve bir tapýnma nesnesi haline getirecek
heyecanlý uzun bir yolculuða çýktý.
Bakunin, romantik bir isyancý ve tarihteki aktif bir kuvvet olarak, Marks'ýn
asla rakip olamayacaðý bir kiþisel cazibeye sahip olmuþtur. Dresden
ayaklanmasýndan arkadaþý olan besteci Richard Wagner "onun hakkýndaki her þey
devasaydý" diye anýyor onu; "o, tamamen ilkel bir çoþku ve kuvvetle doluydu"
[02]. Bakunin'in bizzat kendisi, "geniþ ufuklar açan, sonu önceden
görülemeyen fantastik, sýradýþý, daha önce hiç duyulmamýþ olan maceralara
olan aþký"ndan bahseder [03]. Bu da baþkalarýnda abartýlý rüyalara esin
kaynaðý olmuþ, ve 1876'da öldüðünde, devrimci geleneðin serüvencileri ve
þehitleri arasýnda benzersiz bir yer kazanmýþtý. Alexander Herzen, Bakunin
için, "bu adam sýradan bir yýldýz altýnda deðil, bir kuyruklu yýldýz altýnda
doðmuþtu" diyordu [04]. Engin yüce gönüllüðü ve bir çocuðu andýran
meraklýlýðý, hürriyet ve eþitliðe olan yakýcý tutkusu, ayrýcalýk ve
adaletsizliðe karþý bir volkan gibi patlayan þiddetli saldýrýsý; tüm bunlar
zamanýnýn liberter çevrelerinde ona fazlasýyla insani bir cazibe
kazandýrmýþtý. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/avrich-bakunininmirasi.html

--------------------------------
"OTORÝTE NEDÝR?", Michail Bakunin, 1871 (çeviri)

Otorite nedir? Fiziki ve toplumsal dünyadaki fenomenin gerekli baðlantý ve
silsilesinde kendilerini ifade eden doðal yasalarýn kaçýnýlmaz gücü müdür?
Aslýnda, bu yasalara karþý ayaklanmak yalnýzca yasak deðildir --hatta
imkansýzdýr. Onlarý yanlýþ anlayabiliriz veya hiç bilmeyebiliriz, ancak
onlara uymamazlýk edemeyiz; çünkü onlar bizim varoluþumuzun temelini ve asli
koþullarýný meydana getirirler; bizleri çepeçevre kuþatýrlar, içimize
iþlerler, tüm hareketlerimizi, düþüncelerimizi ve eylemlerimizi düzenlerler;
onlara itaat etmediðimizi düþündüðümüzde bile, ancak onlarýn sýnýrsýz
güçlerini göstermiþ oluruz.
Evet, bizler kesinlikle bu yasalarýn köleleriyiz. Ancak bu kölelikte küçük
düþürülmek yoktur, daha doðrusu bu kölelik deðildir. Çünkü kölelik dýþsal bir
efendi, komuta ettiðinin dýþýnda olan bir yasa koyucuyu gerektirirken, bu
yasalar bizim dýþýmýzda deðildirler; bunlar bizim doðamýzda bulunurlar; bizim
varlýðýmýzý, fiziksel, entelektüel, ve ahlaki açýlardan tüm varlýðýmýzý
meydana getirirler; bizler yalnýzca bu yasalar sayesinde yaþar, nefes alýr,
düþünür, arzularýz. Bunlar olmadan biz bir hiçiz, yokuzdur. Öyleyse onlara
isyan etme gücünü ve arzusunu nereden alýyoruz? <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/bakunin-otoritehakkinda.html

--------------------------------
"TOPLUMSAL EKOLOJÝNÝN KÖKENLERÝNÝN GÖZDEN GEÇÝRÝLMESÝ", Murray Bookchin, 2003
(çeviri)

Yeni solun reþit olduðu zamanda, çevreciliðin radikal versiyonun geçirdiði
oldukça kapsamlý metamorfozlarýn [baþkalaþýmlar] ve evrildiði devrimci
düþüncelerin boyutunu, Yeni Sol'un çoþkulu günlerinden neredeyse tamamen
kopmuþ olan günümüz kuþaðýna aktarmak zordur --klasik sosyalizmdeki,
özellikle de onun Marksist biçimindeki belli baþlý sorunlardan bahsetmeye
dahi gerek yok. Bu deðiþiklikler bizi bilhassa bugün yükümlü kýlýyor.
Aslýnda, Yeni Sol'un toplumsal ekolojiyle ilgili yazýlarýma, hatta "Ekoloji
ve Devrimci Düþünce" (1964) gibi manifesto tipi makalelerime verdikleri ilk
tepkiler, benim Eski Sol'dan olan yoldaþlarýmýn 1930'larda verecekleri þekle
oldukça benzerdi. Altmýþlarýn belki de en sofistike sol "hareket"i --ve
kesinlikle en küstahý, yani Fransýz Durumcular ve onlarýn Amerikalý
dalkavuklarý, insanlýðýn doðal dünya içerisindeki yeri Sol ve altmýþlar
açýsýndan o kadar ilgisiz bir konuydu ki, kafasýzca beni "Smokey the Bear"
(ABD Orman Servisi'nin çocukça sembolü!) olarak gösterdiler. Buna dayanarak,
Marks ve Engels'in, benim bizzat birkaç yýl önce alenen teþhir ettiðim
görüþlerin nasýl "gerçek" saðlam takipçileri olduklarý konusunda ders vermemi
takiben bana tekrar tekrar yazýlarýmda "sýnýf savaþýmý"nýn nerede olduðu
soruluyordu --sanki "sýnýf savaþýmý" benim yazdýðým her þeyde içkin deðilmiþ
gibi. Benim Sol'daki dogmatik muhaliflerim, çevresel meseleleri Marks ve
Engels'in yazýlarýndaki korumacýlýðýn önemi gibi yapýlara uydurmayý
deneyerek, üzerinde durduklarý zemini kaydýrmaya baþladýlar. Kýsacasý, Sol,
halkýn ilgisini saf ve basit olan kapitalizmin yýkýlmasý muðlak gereðinden
saptýran bir "küçük burjuva" gayreti olarak gördükleri ekolojik meselelere
[eðiliyordu] açýkça!
Bu eleþtiri, hiç þüphesiz ki belli bir miktar doðruluða sahipti. Toplumsal
yönelimli ekolojiyi andýran þeyler --William Vogt'un ellilerdeki Yaðmalanmýþ
Gezegenimiz'i ve Rachel Carson'un 1962'deki Sessiz Bahar'ý gibi-- insanlýðýn
maddi refahý ve hiyerarþinin rasyonel bir toplum yaratma giriþimleri
üzerindeki etkilerinden ziyade, insan nüfusunun büyümesinin etkileri ve
giderek sanayileþen bir dünyada vahþi yaþamýn kaybedilmesiyle ilgiliydiler.
Belli açýlardan, ekolojistler, 1880'lerde "ekoloji" kelimesini yaratan Ernst
Haeckel'in ortaya attýðý gerici motiflerlerden esinlenmiþlerdi --kapitalist
sistemin görünüþte "biyolojik sorunlar" üretmekteki etkilerinden ziyade,
dikkati çekecek þekilde "insanlýðýn" gezegen üzerinde ürettiði zararlara
[odaklanarak]. Her ne kadar Carson zehirli böcek ilaçlarý üretmesi nedeniyle
kimya sanayisine saldýrsa da, algýsý kuvvetli okurlar, [Carson'un] bunun
insanlar üzerindeki etkisinden ziyade kuþlar üzerindeki etkisiyle
ilgilendiðini görebilirler. Ne o, ne de diðer ekolojik eleþtirmenler, insani
olmayan doða ve toplum arasýndaki büyüyen eþitsizliði üreten toplumsal ve
olumsuz sistemik kaynaklarý incelemiþlerdir. O ve onun yolundan giden
ekolojik eleþtirmenler sýklýkla, sýnýflardan ayrý, soyut bir "insanlýk"
(toplumsal açýdan belirsiz bu kelimenin anlamý ne olursa olsun) terimleriyle
düþünüyor gözüküyorlardý. Carson ve onun takipçilerine göre, biyosferi
zayýflatan ekolojik tahribattan sorumlu olan belirli bir toplumsal düzen
--ismiyle kapitalizm ve giriþimsel rekabet-- deðil, "ahlaki olmayan" insan
davranýþýydý.
Bunun aksine, toplumsal ekoloji, toplumun doðal dünyayla etkileþiminin
anlamýný ve etkileri tamamen tersine çevirdi. 1964'deki bir makelemde
("Ekoloji ve Devrimci Düþünce") nadiren kullanýlan "toplumsal ekoloji"
terimini ilk defa kullanmaya baþladýðým zaman, doðaya hakim olma düþüncesinin
kaynaðýnýn bizzat insanýn insan üzerindeki gerçek hakimiyetinde olduðunu
vurguladým --yani hiyerarþide. Bu statü gruplarýnýn, ekonomik sýnýflar
ortadan kaldýrýlsa bile var olmaya devam edebileceklerinde ýsrar ettim.
<<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/bookchin-topekolojininkokleri.html

--------------------------------
"GÖSTERÝ-META EKONOMÝSÝNÝN GERÝLEYÝÞÝ VE YIKILIÞI", Guy Debord, 1966 (çeviri)


13-16 Aðustos 1965'te, Los Angeleslý siyahlar ayaklandýlar. Trafik polisi ile
yayalar arasýnda geçen bir olay iki günlük bir kendiliðinden ayaklanmaya yol
açtý. Sürekli takviye edilen birliklere raðmen, düzenin kuvvetleri sokaklarýn
kontrolünü yeniden ele geçiremediler. Üçüncü güne gelindiðinde, civardaki
silah dükkanlarýný yaðmalayarak silahlanan siyahlar, polis helikopterlerine
ateþ bile açabildiler. Ayaklanmanýn Watts bölgesiyle sýnýrlý kalmasý, ve
günlerce süren sokak çatýþmalarýnýn nihayetinde kontrol altýna alýnmasý,
tanklarla desteklenen bir piyade tümeni dahil olmak üzere, binlerce polis ve
askeri gerektirdi. Dükkanlar tamamen yaðmalandý ve çoðu yakýldý. Resmi
kaynaklar (27'si siyah olmak üzere) 32 ölü, 800 yaralý ve 3000 tutuklu rapor
ediyordu.
Taraflarýn tepkiler oldukça aydýnlatýcýydý: varolan sorunlarý açýða çýkaran
devrimci bir olay karþýtlarýnýn alýþýlmadýk bir açýklýða yönelmesini provoke
eder. Örneðin, Polis Þefi William Parker, doðru bir þekilde þunlarý öne
sürerek tüm siyah örgütlenmelerinin arabuluculuk tekliflerini reddetmiþti:
"Bu ayaklanmacýlarýn lideri yok." Siyahlarýn artýk hiçbir lideri olmadýðý
için, bu her iki taraf için de tam bir karar anýydý. Ýþsiz liderlerden birisi
olan, NAACP genel sekreteri Roy Wilkins'in diyecek neyi vardý? Ayaklanmanýn
"gerekli her türlü kuvvet kullanýlarak bastýrýlmasý gerektiði"ni söyledi. Ve
[ayaklanmayý] þiddetle protesto eden Los Angeles Kardinali McIntyre, tam da
Roma Kilisesi imajýný modernleþtirirken, en iyi siyaset olacaðý
varsayýlabilecek [ayaklanmanýn] bastýrýlmasýnda [kullanýlan] þiddeti protesto
etmedi; Katolikleri, yaðmaya ve "görünürde hiçbir haklý gerekçesi olmayan bu
þiddet"e karþý çýkmaya çaðýrarak, "bu önceden tasarlanmýþ ayaklanmanýn
herkesin komþunun haklarýna karþý ve kanun ile nizama duyulan saygýya karþý"
[olduðunu] açýklamýþtýr. Ve Los Angeleslý siyahlarýn öfkelerinin "görünürdeki
haklý gerekçelerini" (ancak asla gerçek olanlarýný deðil) kabul edecek kadar
ileri gidenler ise, [yani] mankafa enternasyonel Sol'un tüm ideologlarý ve
"sözcüleri", sorumsuzluðu, düzensizliði, yaðmayý (özellikle de silahlarýn ve
alkolün ilk hedefler olmasý olgusunu), siyahlarýn kavga ve kurþunlarýný
ateþleyen 2000 atýþý kýnadýlar. Ancak Los Angeles ayaklanmacýlarýný hak
ettikleri þekilde kim savundu? Biz yapacaðýz. Býrakalým, ekonomistler 27
milyon $'dan fazla ekonomik zarara üzülsünler, ve þehir planlamacýlar yanan
en güzel süpermarketlerinden birisinin ardýndan iç çeksinler, ve McIntyre
öldürülen þerif yardýmcýsýnýn ardýndan hüngür hüngür aðlasýn. Býrakalým
sosyologlar bu ayaklanmanýn saçmalýðý ve zehirliliðinden yakýnsýnlar.
Devrimci bir yayýnýn rolü yalnýzca Los Angeles ayaklanmacýlarýný haklýlýðýný
göstermek deðildir, onlarýn perspektiflerini açýklanmasýna yardým etmek, bu
gibi pratik bir eylemin aradýðý gerçeði kuramsal olarak açýklamaktýr.
<<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/debord-gosteriekonomisinin.html

--------------------------------
"ANARÞÝZM VE MÝLLÝ KURTULUÞ", David Fisher, 1995 (çeviri)

Siyasi bir birimin hakký yenice bir fikirdir. Ulus-devletin bir hükümdarlýk
veya bir imparatorluðun mülkünden ziyade insanlarýn temsilcisi olmasýyla
ortaya çýkmýþtýr. Kendi kaderini tayin hakký, siyasi bir birimin hakkýný, o
birim içerisindeki insanlarýn haklarýyla birbirine karýþtýrýr. Bunlar ayný
deðildir. Birleþik Devletler'deki Ýç Savaþa yönelik yaklaþýmlar bu
farklýlýklara iþaret etmektedir. Genelde kuzeyliler köleliði savaþýn ana
sebebi olarak görürler, güneyliler ise sebep olarak devletlerin [eyaletlerin]
haklarýný görürler. Söz konusu olan temel devlet hakký, bazý insanoðullarýný
devletin siyasi sýnýrlarý dahilinde köle olarak tutma [hakký] idi. Böylece,
güneyliler köleliði siyasi bir birimin hakkýna dönüþtürmüþtü. Birleþik
Devletler'deki Ýç Savaþ, o zamanlar bu kelime genelde kullanýlmýyorsa da, bir
kendi kaderini tayin hakký savaþýydý. Diðer pek çok kendi kaderini tayin
hakký olaylýnda olduðu gibi, ilgili insanlarýn arzularý dikkate alýnmadý.
<<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/fisher-anarsizmmillikurtulus.html

--------------------------------
"GODWÝN'ÝN ANARÞÝST GELENEK ÝÇÝNDEKÝ YERÝ: ÝKÝYÜZÜNCÜ YIL ANISINA", Kenneth
C. Wenzer, 1995 (çeviri)

Daha makul bir yaþam içerisinde, çoðu anarþist ayný anda hem geriye doðru bir
saf barýþ çaðýna, hem de ileri doðru bir iradi kusursuzluk zamanýna bakar. Bu
çok belirgin olan ikna [çabasý], yerkürenin dört bir yanýnda, ikibin yýl
öncesine kadar giden ruhani atalar bulunmasýna imkan tanýdý. Ýsa'dan, Sir
Thomas More'a, Fenelon'a, Thomas Jefferson'a, Herbert Spencer ve Nietzche'ye
kadar birbirinden tamamen farklý yazarlarý, felsefecileri, ve dini
düþünürleri içine alabilen bir hareket, kelimenin geleneksel anlamýnda pek de
bir hareket deðildir: bu daha çok, özgür bir toplumda kendi kendini idare
eden ahlaki bir yaþamý ortaya koyan her türden metin aracýlýðýyla [yürütülen]
bir tanýmlama çabasýdýr.
Üç eski Yunan felsefe okulunun, yani Krenaikler, Kinikler ve Stoacýlarýn
öncüler olduðu iddia edilmiþtir. Stoacýlýðýn kurucusu olan Citiumlu Zeno
(M.Ö. 336-264), hükümetten arýnmýþ, fazilet ile erdeme yönelik iyi bir yaþamý
savunuyordu. Çin'de, Lao Tzu (M.Ö. altýncý yüzyýl) Tao'yu, "varoluþun tüm
çeliþkilerinin ve ayrýmlarýnýn nihayetinde çözüldüðü bir temel, bölünmemiþ
bütünlük"ü savunuyordu. Tao'nun merkezinde olan mürit, özerk, diðerleriyle ve
kendi özüyle iliþkilerinde uyumlu bir kiþiydi.
Beghardlar, Waldensler, Albigensler, Anabaptistler ve ilk Quakerler gibi dini
gruplar anarþistlere esin kaynaðý olmuþtur. Bu mezhepler, þu veya bu ölçüde
eþitliði, maddi mallarda komünalliði, ahlakýn saflýðýný, insani otorinin
reddedilmesini, ve Ýlahi Olan'a inancýn bireysel yorumlamasýný
benimsiyorlardý. Onbeþinci yüzyýldaki radikal Hussiteler --Tabriteler diye de
bilinirler, özel mülkiyetten, insan yasalarýndan ve tüm dünyevi otoriteden
özgür bir gelecek bin yýlý tasavvur ediyorlardý: yalnýzca Tanrý'nýn ilahi
emirlerine tabi olan bütün insanlarýn kardeþliði. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/kwenzer-godwinanarsistgelenek.html

--------------------------------
AVRUPA'DA ANARÞÝZM, ENTERNASYONALÝZM, VE ULUSÇULUK: 1860-1939", Carl Levy,
2004 (çeviri)

Giriþ
Birinci Enternasyonal ve Ondokuzuncu Yüzyýlýn Sonlarýnda Anarþizmin Ýdeolojik
Kuvvet-Alaný
Anarþizm, Pan-Ulusalcýlýk ve Yurtseverlik: Birinci Enternasyonal
Paris Komünü ve Enternasyonalcilerin "Yurtsever" Kökenleri
Emekçi Dayanýþmasý ve Birinci Enternasyonal: Enternasyonalizm ve Kozmopolit
Ekonomi Politik (Düzleyici Oyun Alaný 1)
Ýkinci Enternasyonal Döneminde Anarþizm ve Enternasyonalizm
Düzleyici Oyun Alaný 2: Fransýz-Alman Dayanýþmasýnýn Mantýðý, 1900-1914
Düzleyici Oyun Alaný 2: Liberter Enternasyonalizm ve Bolþevikler, 1914-1921
Sonuç: Düzleyici Oyun Alanlarýnýn Mantýðý
Dipnotlar

GÝRÝÞ
Bu makale anarþizmin "klasik" dönemi (1860/70-1939) boyunca, Avrupa anarþist
ve sendikalist hareketlerinin enternasyonalizmi üzerine odaklanacaktýr [01].
Her ne kadar anarþizm ile anarþistlerin ulusçuluk ve ulusal hareketlerin tam
karþýtý olduðu varsayýlsa da, onlar da, aynen sosyalstler ve sosyalizm
ideolojisi (ve hatta Marksizm) gibi, hem ulusçuluk hem de ulus-devletle yakýn
ve sembiyotik bir iliþki içerisinde olmuþtur [02]. Ve bu, tamamen sosyalizm
ile komünizmin Avrupa'daki tarihine ait eski bir temanýn kullanýlmasýndan
elde ediliyor: resmi olarak enternasyonalist ideolojiye de baðlý olan ulusal
temelli siyasi parti veya hareketlerin ikilemleri [03]. Bu, ondokuzuncu
yüzyýlýn ortalarý ile Ýkinci Dünya Savaþý'nýn baþlangýcý arasýndaki dönemde,
Avrupa'da anarþizm ile ulusçuluk arasýndaki iliþkiyi sorgulamaya yönelik
yaklaþýmlardan sadece birisidir. Bir baþka makalede, bölgeselcilik, ulusçuluk
ve ulus sorununun, Ýtalyan ve Ýspanyol anarþist hareketleri içerisindeki
rollerini karþýlaþtýracaðým [04]. Ýkinci bir makale, 1880'den yüzyýlýn
baþlangýcýna kadar geçen dönemde Paris'deki anarþistler ile popüler
anti-Semitizm arasýndaki iliþkiyi inceleyecek [05]. Üçüncüsü, Makhnovþina
içindeki (1918-1921 Rus Ýç Savaþý sýrasýnda Ukrayna'nýn önemli bir kýsmýný
kontrolü altýna alan Nestor Makhno'nun Ukraynalý "anarþist" ordusu),
azýnlýklarýn, özellikle Yahudilerin rolünü inceleyecek [06]. Dördüncü makale
ise, ulusçuluðun iki anarþist entelektüel kuramcýsýný ele alacak: kozmopolit
bir çerçeve içerisinde ulusal kültürlerin hakkýný savunan
Avusturyalý-Marksistlere benzeyen Gustav Landauer ve Rudolf Rocker [07].
Bu makale esasen Birinci ve Ýkinci Enternasyonaller ile Üçüncü'sünün doðuþu
üzerine odaklanacak. Modern anarþist hareketin fidanlýðý olan
Enternasyonalizmin ideolojisi ile siyasal kültürünü inceleyeceðim. Federalist
veya bölgeselci cumhuriyetçilik ile anarþistler arasýndaki baðlantý
vurgulanacak, 1871 Paris Komünü'nün etkisi aydýnlatýlacak. Ardýndan, Birinci
Enternasyonal'in "anti-otoriter" Enternasyonalistlerini ayakta tutan (ve
aslýnda onlarý Marksist karþýtlarýna baðlayan) kozmopolit ekonomi politiði
inceleyerek Birinci Enternasyonal tartýþmasýný sonuçlandýracaðým. Emek
piyasalarýnda küresel bir düzleyici oyun alanýný garanti altýna alma arzusu,
emek enternasyonalizmini geliþtirme çabalarýný mahmuzladý ve nihayetinde de
sýnýrladý. Bunu, gerek Paris Komünü'nün "yurtsever mirasý"nýn, gerekse
küresel, düzleyici bir oyun alaný mantýðýnýn, anarþist ve sendikalist
enternasyonalizmini þekillendirdiði ve sýnýrlandýrdýðý Ýkinci ve Üçüncü
Enternasyonaller'in baþýný kapsayan dönem boyuncaki anarþistlerin ve
sendiaklistlerin enternasyonalizminin tartýþýlmasý takip edecek. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/levy-avrupadaanarsizm1860-1939.html

--------------------------------
"ANARÞÝZME DOÐRU", Errico Malatesta, 1930'lar (çeviri)

Kendimize devrimci dediðimiz için, Anarþizm'in --varolan her þeye þiddetle
saldýran ve tüm kurumlarý yenileriyle deðiþtiren bir ayaklanmanýn yakýn
sonucu olarak-- tek bir darbeyle geleceði yaygýn bir görüþtür. Ve doðruyu
söylemek gerekirse, aramýzda devrimi bu þekilde algýlayan bazý yoldaþlarýmýz
da yok deðil.
Bu önyargý, birçok dürüst karþýtýmýzýn Anarþizm'in neden imkansýz bir þey
olduðuna inandýklarýný açýklar; ve bu, keza, halkýn bugünkü ahlaki durumundan
rahatsýzlýk duyan ve Anarþizm'in yakýn zamanda gerçekleþmeyeceðini gören bazý
yoldaþlarýmýzýn, neden kendilerini hayatýn gerçekliklerine karþý körleþtiren
aþýrý bir dogmatizm ile kendilerine Anarþist olduklarýný ve Anarþizm için
mücadele etmeleri gerektiðini unutturan bir oportünizm arasýnda gidip
geldiðini de açýklar.
Eðer bir hükümetin yerine bir diðerini geçirmek, yani kendi arzularýmýzý
ötekilere dayatmak istiyor olsaydýk, o zaman þu gerçek zalimlere karþý
direnmek için gerekli maddi kuvvetleri birleþtirmek ve kendimizi onlarýn
yerine geçirmek yeterli olurdu.
Ancak bizler bunu istemiyoruz; bizler, özgür ve gönüllü anlaþmaya dayanan bir
toplum olan Anarþizm'i istiyoruz --hiç kimsenin kendi arzularýný bir
baþkasýna dayatamayacaðý, ve herkesin istediði þekilde ve tüm insanlarla
birlikte gönüllü bir þekilde komünitenin genel refahýna katkýda bulunacaðý
bir toplum. Ancak bu nedenle, her insanýn sadece komuta edilmeyi deðil,
komuta etmemeyi de istediði zamana dek, Anarþizm kesin ve nihai olarak zafer
kazanmýþ olmayacak; keza, insanlar dayanýþmanýn avantajýný anlayana, þiddet
ve dayatmanýn artýk izlerinin kalmadýðý bir toplumsal yaþam planýný nasýl
örgütleyeceklerini öðrenene kadar, Anarþizm baþarýlý olmuþ sayýlamaz.
<<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/malatesta-anarsizmedogru.html

--------------------------------
"MARKS VE ANARÞÝZM", Rudolf Rocker, 1925 (çeviri)

Birkaç yýl önce, Friedrich Engels'in ölmesinin hemen ardýndan, Marksist
topluluðun önde gelen üyelerinden birisi olan Bay Eduard Bernstein dikkate
deðer bulgularýyla meslekdaþlarýný þaþkýna çevirdi. Bernstein, materyalist
tarih yorumunun, Marksist artý deðer ve sermayenin yoðunlaþmasý kuramýnýn
doðruluðu hakkýndaki kuþkularýný kamuoyuna açýkladý. Diyalektik yönteme
saldýracak kadar ileri giderek eleþtirel bir sosyalizmden bahsetmenin
imkansýz olduðu sonucuna vardý. Ýhtiyatlý birisi olan Bernstein, Marksist
ruhbanlýðýn korkusuyla Engels'in ölümüne kadar keþiflerini kendisine sakladý,
ancak ölümünden sonra kamuoyuna açýkladý. Ancak aldýðý bu tedbir bile onu
kurtaramadý, her yönden saldýrýya maruz kaldý. Kautsky bu itizaline karþý bir
kitap yazdý, ve zavallý Eduard Hannover Kongresi'nde ahlakça zayýf, müzmin
bir günahkar olduðunu ve bilimsel çoðunluðun kararýna boyun eðeceðini
açýklamaya mecbur býrakýldý.
Her þeye karþýn, Bernstein yeni bir vahiyle ortaya çýkmamýþtý. Marksist
öðretinin temellerine karþý ortaya koyduðu mantýk, marksist kilisenin inançlý
bir havarisiyken bile vardý. Söz konusu argümanlar anarþist yazýndan
aþýrýlmýþtý, burada dikkate deðer yegane nokta bunlarý ilk defa çok tanýnan
bir sosyal demokratýn kullanmasýydý. Aklý baþýnda hiç kimse Berstein'ýn
eleþtirisinin marksist kampta unutulmaz bir etki býraktýðýný inkar
etmeyecektir: Bernstein, Karl Marks'ýn metafiziksel iktisadýnýn en önemli
temellerine darbe indirmiþti, ve ortodoks marksizmin en saygýdeðer
temsilcilerinin ayaða kalkmasý þaþýrtýcý deðildi.
Daha önemli olan bir krizin tam ortasýna denk elmeseydi, bunlarýn hiçbirisi o
kadar ciddi olmayacaktý. Neredeyse bir yüzyýl boyunca marksistler, Marks ve
Engels'in sözde bilimsel sosyalizm denilen þeyin kaþifleri olduklarý fikrini
ileri sürmekten geri durmadýlar; ütopyacý sosyalistler ile marksistlerin
bilimsel sosyalizmi arasýnda suni bir ayrým (yalnýzca ikincilerin
hayallerinde var olan bir ayrým) icat edildi. Almanca konuþulan ülkelerde
sosyalist yazýn, her sosyal demokratýn Marks ve Engels'in bilimsel
keþiflerinin saf ve son derece orijinal bir ürünü olarak kabul ettiði
marksist kuramýn tekeline sokulmuþtu. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/rocker-marksveanarsizm.htm

--------------------------------
"DURUMCU MANÝFESTO", Durumcu Enternasyonal, Mayýs 1960 (çeviri)

Varolan çerçeve, teknolojinin karþý konulamayan geliþimi ve bunun anlamsýz
toplumsal yaþamýmýzdaki olasý kullanýmlarýnýn [yarattýðý] hoþnutsuzlukla
birlikte gün be gün artan yeni beþeri kuvveti boyunduruk altýna alamaz.
Bu toplum içerisindeki yabancýlaþma ve tahakküm, bir dizi baþka þekiller
arasýnda daðýtýlamaz, ancak bizzat bu toplumun kendisi tarafýndan toptan
reddedilebilir. Bugünkü çok-biçimli krizin devrimci çözümüne kadar tüm gerçek
ilerleme açýkça askýya alýnmýþtýr.
Gerçekten de [özgün bir þekilde] "üretimi üreticilerin özgür ve eþit birliði
temelinde yeniden örgütleyen" bir toplumdaki yaþamýn örgütsel perspektifleri
nelerdir? Çalýþma, üretimin otomasyonu ve hayati mallarýn
toplumsallaþtýrýlmasý yoluyla dýþsal bir gereklilik olarak giderek
azalacaktýr --ki bu, en sonunda, bireye tam bir hürriyet saðlayacaktýr.
Böylece, tüm ekonomik sorumluluklardan, geçmiþin ve diðer insanlarýn tüm borç
ve sorumluluklarýndan kurtulmuþ olan insanoðlu, ücretli çalýþma ölçüsüne
indirgenmesi imkansýz olduðu için paraya çevirilemeyen yeni bir artýk deðer
üretecektir. Her insanýn ve tüm insanlarýn hürriyetinin güvencesi, oyunun ve
özgürce inþa edilmiþ yaþamýn deðerindedir. Bu civelek eðlencenin
gerçekleþtirilmesi, insanýn insan tarafýndan sömürülmesinin son bulmasýyla
güvence altýna alýnan yegane eþitlik çerçevesidir. Oyunun özgürleþmesi ve
onun yaratýcý otonomisi, dayatýlan çalýþma ile edilgen boþ zaman arasýndaki
eski iþbölümünün yerini alacaktýr. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/durumcumanifesto.html

--------------------------------
"KISIM D.06 - ANARÞÝSTLER MÝLLÝYETÇÝLÝÐE KARÞI MIDIR?", Anarþist Sýkça
Sorulan Sorular (çeviri)

Soruyu yanýtlamaya baþlamak için öncelikle milliyetçilikten ne anladýðýmýzý
tanýmlamamýz gerekiyor. Bu, çoðu insan açýsýndan, bir kimsenin büyüdüðü yere,
vatanýna doðal baðlýlýðý demektir. Ancak, bu duygular açýktýrki toplumsal bir
boþluk içerisinde varolmazlar. Milliyet , Bakunin'in belirttiði ettiði üzere,
"doðal ve toplumsal bir olgudur," çünkü "her insanýn ve en küçük halk
biriminin kendi karakteri, kendine özgü varoluþ tarzý, kendine özgü konuþma,
hissetme, düþünme ve hareket etme þekli vardýr; ve bu özel durum milliyetin
özünü meydana getirir." (The Political Philosophy of Bakunin, s. 325)
Belki de, neyi desteklediðimiz ve neyi desteklemediðimizi anlatmanýn daha iyi
bir yolu olarak, milliyet veya etnisite (yani kültürel yakýnlýk) ile (devlet
ve hükümetle sýnýrlý olan) milliyetçilik arasýndaki ayrýmý yapmak
anarþistlerin yararýna olacaktýr --milliyetçilik özünde yýkýcý ve gericiyken,
etnik ve kültürel yakýnlýk ise topluluðun, toplumsal çeþitlilik ve canlýlýðýn
kaynaðýdýr. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd06.html

--------------------------------
"KISIM D.07 - ANARÞÝSTLER MÝLLÝ KURTULUÞ MÜCADELELERÝNE KARÞI MIDIR?",
Anarþist Sýkça Sorulan Sorular (çeviri)

Anarþistler milliyetçiliðe karþý olmakla beraber (bakýnýz bir önceki kýsým),
bu onlarýn milli kurtuluþ mücadelelerine kayýtsýz kalacaklarý anlamýna
gelmez. Tam tersine. Bakunin'in sözleriyle, "Kendimi daima tüm baský
altýndaki anayurtlarýn vatanseveri olarak hissetmiþimdir. ... Milliyet, ...
tüm gerçek ve zararsýz olgular gibi genel kabul talebi hakký olan tarihsel,
yerel bir olgudur. ... Bu, her halk için --aynen her kiþi gibi-- ister
istemez böyledir ve bu nedenle kendisi olma hakkýna sahiptir. ... Milliyet
bir ilke deðildir: aynen bireysellik gibi meþru bir olgudur. Büyük olsun,
küçük olsun her milliyet elinden alýnamaz bir kendisi olma, kendi mizacýna
göre yaþama hakkýna sahiptir. Bu hak, genel özgürlük ilkesinin basit bir
sonucudur." (Alfredo M. Bonanno'nun alýntýsý, Anarchism and the National
Liberation Struggle içerisinde, s. 19-20) <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd07.html

--------------------------------
"KISIM D.08 - MÝLÝTARÝZMÝN SEBEP VE ETKÝLERÝ NELERDÝR?", Anarþist Sýkça
Sorulan Sorular (çeviri)

D.08.1 Soðuk Savaþýn Açýk Bir Þekilde Sona Ermesiyle Militarizm Deðiþecek
midir?

Kapitalist militarizmin baþlýca iki sebebi vardýr. Birincisi, iç düþmaný
--nüfusun ezilen ve sömürülen kesimlerini-- kontrol altýnda tutmak gereði.
Ýkincisi, emperyalizm hakkýndaki kýsýmda belirtildiði gibi, yönetici sýnýfýn
saldýrgan ve yayýlmacý bir dýþ politika izlemesi için güçlü bir orduya olan
gereksinimi. En geliþmiþ kapitalist uluslarýn çoðu açýsýndan, bu tür bir dýþ
politika ekonomik kuvvetlerden ötürü giderek daha önemli hale gelmektedir
--yani piyasayý devamlý olarak dýþarýya doðru geniþletmek suretiyle mallarý
için çýkýþ yerleri bulmak ve sistemin çökmesini engellemek için. Sermayenin
bu dýþarýya doðru yayýlmasý ve [sermayenin kendi] arasýndaki rekabeti,
[sermayenin] çýkarlarýný (özellikle de baþka ülkelerde yatýrýlan
[sermayenin]) korumak ve dünya piyasasýnýn ekonomik cangýlýnda fazladan bir
nüfuz edinmek için askeri kuvvete ihtiyaç duyar.
Kapitalist militarizm keza birçok baþka amaca da hizmet eder ve bir takým
etkileri vardýr. Birincisi, askeri üretimin azami geniþlemesinden doðrudan
çýkarý olan, silahlarýn üretiminden veya silahla ilgili ürünlerle uðraþan
("savunma" ihalecileri), özellikle desteklenen bir þirketler grubunun
geliþmesini saðlar. Bu grup özellikle zengin olduðu için, istediði devlet
müdahalesi biçimini [þekillendirmesi] ve saldýrgan dýþ politikalar izlemesi
için hükümet üzerinde büyük bir baský oluþturur. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd08.html

--------------------------------
"KISIM D.09 - REFAHIN KUTUPLAÞMASI ÝLE OTORÝTER HÜKÜMET ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝ
NEDÝR?", Anarþist Sýkça Sorulan Sorular (çeviri)

D.09.01 Kapitalizmde Siyasal Ýktidar Neden Yoðunlaþýr?
D.09.02 "Görünmez Hükümet" Nedir?
D.09.03 Hapsetme Oranlarý Neden Yükseliyor?
D.09.04 Hükümet Gizliliði ve Vatandaþlarýn Gizlice Ýzlenmesi Neden Artýyor?
D.09.05 Ancak Otoriter Hükümetler Daima Sansüre Bulaþmazlar mý?
D.09.06 Sað Ne Ýstiyor?

Ýþçi sýnýfýnýn yaþam standartlarýnýn aþýnmasýyla beraber refahýn kutuplaþma
oranýndaki artýþtan daha önce bahsetmiþtik. Bu süreç Noam Chomsky tarafýndan
"Üçüncü Dünyalaþma" olarak adlandýrýlmaktadýr. ABD'de özellikle akut bir
biçimde ortaya çýkmaktadýr --[zenginliðin] en kutuplaþtýðý yer olmasý
nedeniyle en yüksek yoksulluk oranýna sahip, "en zengin" sanayileþmiþ ulus--,
ancak süreç diðer "ileri" endüstriyelleþmiþ ülkelerde de, özellikle de
Birleþik Krallýk'ta, gözlenebilir.
Üçüncü Dünya hükümetleri genellikle otoriterdir, çünkü yoksullaþtýrýlmýþ ve
memnuniyetsiz kitleler arasýndaki isyanlarý bastýrmak sert tedbirleri
gerektirir. Bu nedenle "Üçüncü Dünyalaþma" yalnýzca ekonomik bir kutuplaþmayý
deðil, ayný zamanda giderek otoriterleþen hükümetleri de ima etmektedir.
Philip Slater'ýn ifade ettiði üzere, geniþ, eðitimli ve uyanýk bir "orta
sýnýf" (yani ortalama geliri olanlar) demokrasinin her zaman bel kemiðini
oluþturur, ve refahý yoðunlaþtýran herhangi bir þey demokratik kurumlarý
zayýflatmaya eðilimlidir (A Dream of Deferred, s. 68). <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd09.html

--------------------------------
"TOPLUMSAL-EKOLOJÝK BÝR TOPLUMDA EKONOMÝ", Peter Staudenmaier, 2003 (çeviri)

- Toplumsal Ekolojistlerin Tasavvur Ettikleri Dünya
- Uygulamada Komünal Kendinden Yönetim
- Konfederal Ekonomik Demokrasi

Daha iyi bir dünya için mücadelemizde, toplumsal ekolojistler, ne tür bir
dünya için mücadele ettiðimiz hakkýnda diðer radikal düþünce akýmlarýyla
eleþtirel bir diyaloða sýklýkla girmiþlerdir. Bu tür diyaloglar, özgürleþmiþ
bir gelecekte insanlarýn birbirleriyle ve doðal dünyayla maddi iliþkilerini
nasýl örgütleyecekleri sorusunu sýklýkla gündeme getirir. Ekolojik bir
toplumda ekonomi neye benzeyecektir? Özgür topluluklar geçimlerini nasýl
düzenleyeceklerdir?
Bu gibi sorularýn incelenmesi, önemli diyalektik felsefi becerilerin
kullanýlmasýný gerektirir: spekülatif düþünme kapasitesi. Kapitalizmin ve
devletin ötesinde bir gelecek tasarlamak demek, çevremizdeki geçmiþ dünyayý
düþünmek ve kendimizi farklý bir dünya içerisine, çok farklý bir þekilde
örgütlenmiþ bir dünya içerisine, bugün çarpýtýlmýþ bir biçimde çevremizde
gördüðümüz toplumsal ve ekolojik potansiyellerin bazýlarýný geliþtirmiþ bir
dünya içerisine yerleþtirmek demektir. Bu, dünyayý yalnýzca olduðu gibi
deðil, olmasý gerektiði gibi görmeye çalýþmak demektir.
Toplumsal ekolojistler yýllardýr belediyeleþmiþ bir ekonomi ve ahlaki bir
ekonomiye yönelik somut öneriler getirdiler. Bu öneriler, Bookchin'in
"insanlýðýn doðayla ekolojik meditasyonu olarak üretken sürecin tekrar ele
geçirilmesi" dediði þeye yönelmektedirler. Pratiðe yönelik bütün bu
önerilerde ortak olan þey, piyasalar veya sýnýflar veya bürokrasi olmaksýzýn,
karmaþýk ekonomilerin --eþitlikçi ve katýlýmcý çizgilerde-- nasýl farklý bir
þekilde iþletilebileceðinin altýnda yatan kavrayýþdýr. Toplumsal
ekolojistler, özgür bir toplumun ekonomik mekanizmalarýnýn, ister üretim,
ister bölüþüm, isterse yeniden üretim amacýyla olsun, dört temel özelliðe
sahip olmasý gerektiðini söyler: bunlar bilinçli, saydam, deðiþtirilebilir ve
bütünleþmiþ olmalýdýrlar. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/staudenmaier-toplumsalekolojiekonomi.html

--------------------------------
"JOHN ZERZAN ÝLE RÖPORTAJ", John Zerzan, 1994 (çeviri)

SORU: Çevrecilik benim için daima daha çok iç karartýcý bir konu olmuþtur.
Bunun aksine, ilkelcilik ise, insanlarla doðal dünya arasýndaki gerilimleri
gidermek için mücadele etmesiyle güçlendirici bir þey olarak gözükmüþtür Doða
ile çatýþma içinde olmak yerine, arzularýmýzý televizyon ve striptiz
alýþveriþ merkezleri dünyamýzýn asla yerine getiremeyeceði þekillerde
gerçekleþtirmeye uðraþmalýyýz. Geleneksel çevrecilik ile ilkelcilik arasýnda
ne gibi bir karþýlaþtýrma yaparsýnýz?
CEVAP: Burada yaptýðýnýz ayrým hoþuma gitti, bana göre verimli bir ayrým.
Bence ilkelcilik çevrecilik için bir zemin hazýrlar. Bu, bir mihenk taþý veya
esin kaynaðý olarak, insanlarýn çevreyle ona karþý yabancý bir güç olarak
deðil de uyum içerisinde yaþadýklarý birkaç milyon yýllýk döneme gönderme
yapar.
Çevrecilik çoðu kez yalnýzca çok fazla konuya ana hatlarýyla bakan
reformizmle birlikte hareket eder. Ancak, sorunun uzun tarihinin algýlanmasý,
doðanýn bozulmasýnýn kökenlerinin ve bütün yönlerinin nasýl birbirleriyle
baðlantýlý olduðununun görülmesine yardýmcý olur. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/zerzan-roportaj.htm

--------------------------------
"TEKNOLOJÝYE KARÞI", John Zerzan, 1997 (çeviri)

Geldiðiniz için teþekkürler. Bu öðleden sonra sizin Luddit'iniz olacaðým
[Luddite: 19. yy. Ýngiltere'sinde Sanayi devrimine karþý çýkan, makinalara
zarar vermek yoluyla aktif direniþ gösteren iþçi gruplarýna mensup kiþiler].
Sembolik bir Luddite olarak, bu popüler olmayan veya tartýþmalý bayraðý
taþýmak bana düþüyor. Zaman kýsýtý nedeniyle vurgu daha ziyade maddelere
indirgenmiþ bir þekilde derinlikten çok geniþliðe yapýlacaktýr. Ancak bunun
biraz genel tespitler niteliðinde olacak konuþmamýn ikna ediciliðine zarar
vermeyeceðini umut ediyorum.
Bana öyle geliyor ki bizler kýsýr, fakirleþtirilmiþ, teknikleþmiþ bir
yerdeyiz, ve bu özellikler birbirleriyle iliþkili. Teknoloji, anlayýþý
geniþlettiðini iddia ediyor, ancak bu geniþletme öyle gözüküyor ki, bu
taahhütün iddia ettiðinin tam aksine anlayýþý köreltiyor ve dumura uðratýyor.
Teknoloji günümüzde her alanda, her þey için çözümler sunuyor. Cevabýnýn
olmadýðý herhangi bir þeyi düþünmeniz oldukça zor. Ancak neredeyse her
olayda, üstesinden geleceðini söylemek için ortaya çýktýðý sorunu ilk önce
kendisinin yaratmýþ olduðunu unutmamýzý istiyor. Sadece biraz daha teknoloji.
Daima bunu söyler. Ve bugün sonuçlarý her zamankinden daha açýk seçik
gördüðümüzü düþünüyorum. Her þeyin toplum genelinde bilgisayara
baðlanmasýyla, bilgisayar denizi bir çeþitlilik, bir tam eriþim zenginliði
sunuyor; ancak yine de Frederick Jameson'un söylemiþ olduðu gibi, tarih
boyunca en fazla standartlaþmýþ olan toplumda yaþýyoruz. Buna "araçlar ve
amaçlar" önermesiyle bakalým; araçlarýn ve amaçlarýn eþ derece geçerli olmasý
gerekir. Teknoloji tarafsýz [nötr] olduðunu, sadece bir alet olduðunu,
deðerinin ve anlamýnýn yalnýzca nasýl kullanýldýðýna dayandýðýný iddia
ediyor. Bu yolla araçlarýnýn üstünü örterek amaçlarýný gizliyor. Öz, içsel
mantýk, tarihsel gömülmüþlüðü veya diðer boyutlarý anlamýnda ne olduðunu
anlamanýn hiçbir yolu yoksa, o halde teknoloji dediðimiz þey yargýdan
kaçýnmaktadýr. Geçerli veya iyi amaçlara, kusurlu veya geçersiz araçlarla
ulaþamayacaðýnýz etik kuralýný genellikle kabul ederiz, ancak araçlara
bakmadýkça nasýl bir deðerlendirme yapabiliriz ki? Eðer bu asli varlýðý,
temelleri anlamýnda düþünmemiz gerekmeyen bir þeyse, bunu yapmak imkansýzdýr.
Demek istediðim, herhangi bir kliþeyi tekrar edebilirsiniz. Geçerliliði
olduðunu düþündüðüm araçlar ve amaçlar tezi bir ahlaki deðer olduðu için, bu
bir kliþe olmamasý umut edilen türden bir þeydir. <<Devamý>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/zerzan-teknolojiyekarsi.htm

---------------------------------
Anarþist Bakýþ:
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/

_______________________________________________
A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr


A-Infos Information Center