A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) Istanbul: Mehmet Tarhan'a destek eylemleri

Date Sun, 29 May 2005 10:38:34 +0200 (CEST)


Tutsak vicdani/total retçi Mehmet Tarhan'ın serbest bırakılması ve
cezaevinde can güvenliğinin sağlanması amacıyla İHD ve (anarşist ve
antimilitaristlerin oluşturduğu) Mehmet Tarhanla Dayanışma İnisiyatifi
tarafından dün (28.05.2005) ve önceki gün (27.05.2005) birer basın
açıklaması gerçekleştirildi.
----------------------------------------
Mehmet'i bırakın, saçmalamayın!..
Bugün (28.05.2005) Taksim tramvay durağında toplanan yaklaşık 80 civarında
anarşist, antimilitarist, eşcisel topluluk, ellerinde darbuka, tef gibi
müzik aletleri eşliğinde, neşeli bir gösteriyle, Harbiye Orduevi'ne kadar
yürüyerek "Saçmalamayın Mehmet'i bırakın" dediler.
Topluluk, bütün yol boyunca bildiri dağıtıp, "öldürmiycez ölmiycez, kimsenin
askeri olmıycaz", "reddet, diren hayır de, askere gitme", "sakat değil
eşcinsel, askere de gitmeycez" gibi sloganlar attılar. Ayrıca taşıdıkları
pankart ve dövizlerle Mehmet Tarhan'a Askeri Cezaevi'nde uygulanan insanlık
dışı uygulamaları da gözönüne serdiler.
Harbiye Orduevi'nin önüne geldiklerinde, ellerindeki basın bildirisini
okurken, Orduevi'nin görüntüsünün de arkalarında çıkması için özen
gösterdiler.
Bildiri okunup bir çok defa sloganlar attıktan sonra tekrar aynı şekilde
Taksim'e ve oradan da Beyoğlu-Mis Sokağın girişine kadar yürüyüp, sonra da
dağıldılar.

Okunan bildiri:

MEHMET'İ BIRAKIN, SAÇMALAMAYIN!

Bu saçmalıklar diyarında böyle bir talepte bulunmak belki tuhaf kaçıyor! Ama
saçmalamanın insanın bütün temel haklarına ve giderek canına kastettiği
noktada bizler içimizden yükselen çığlığı herkese duyurmak istiyoruz.

Hepimiz kendimizi bildik bileli, sivil maskeleri olan askeri bir
tahakkümünün altında yaşıyoruz. Yine pek çoğumuz, bu sistemin en berbat
ürünü askeri cezaevi denilen keyfi zulüm yuvalarından canımızı da ruhumuzu
da zor kurtardık! Akıl almaz tuhaflıklarıyla ise birlikte yaşıyoruz.

Vicdani/total reddini 27 Ekim,2001 yılında açıklayan eşcinsel-antimilitarist
eylemci Mehmet Tarhan 11 Nisan,2005'te uzun saçlı bir sivil olarak İzmir'de
tutuklaranıp Sıvas askeri cezaevine kondu ve sivil itaatsizlik eylemine
başladı yani saçını, sakalını kestirmeyi/üniforma giymeyi/ eşcinsel olduğu
için çürüğe çıkarılıp askerlikten muaf tutulmayı / "muayene" olmayı ve
kendisine dayatılan belgeleri imzalamayı reddetti. Ama "emre itaatsizlikten"
bir asker olarak yargılanıyor!

Mehmet Tarhan cezaevindeki ilk gününde bizzat Başçavuş Mustafa Selvi
tarafından azmettirilmiş 4 kişinin katili olmaktan tutuklu Erhan Mertoğlu
belindeki silahı göstererek kendisini ölümle tehdit etti ve daha sonra
birkaç tutuklunun daha E. M.na katılmasıyla koğuşta linç edilmek istendi,
ayaklarından sakatlandı, başına aldığı darbelerden yaralandı! Saldırganlar,
"Başçavuş Mustafa Selvi bize vatan haini-terörist olduğunu söyledi de
ondan seni dövdük" dedi!

Daha önce de her fırsatta Mehmet'i tehdit eden, üstündeki paralara el koyan
bu tutuklular Mehmet Tarhan'ın avukatıyla görüş yaptığı bir odaya dalarak
masaları yumruklayıp avukatın önünde tehditlerde bulundular. Mehmet
havalandırmaya çıktığında aynı kişiler tarafından kafasına beton parçaları
atıldı; Cezaevi Müdürü Albay Erhan Nar'a can güvenliğinin sağlanması
için başvuran Mehmet Tarhan, karşısında "o beton parçalarını ben kendim
attım" diyen başçavuşu buldu!

Başta Avrupa Parlamentosu üyeleri, Uluslararası Savaş Karşıtları Örgütü,
Uluslararası İnsan Hakları Örgütü ve başka sivil toplum kuruluşları
Sıvas'ta olanları duyar duymaz, altına imza attığı uluslarası sözleşmeleri
unutuveren Türkiye Cumhuriyeti'nin yetkililerine "erken bunama" illetinden
korunmaları için mesajlar yollamaktalar, ve özellikle TC'nin imzacı
olduğu Uluslararası Sivil Ve Siyasal Haklar Bildirgesinin vicdani reddi bir
insan hakkı olarak tanımlayan 18. maddesini hatırlatmaktalar!

Mehmet'in, 26 Mayıs,2005'teki duruşmaya çıkmadan önce, başına gelenleri
"basına duyurduğu için" üstüne çullandırılan 7 asker tarafından saçları
"yolundu"; Mehmet duruşmaya yüzünde morluklar, topallayarak ve saçları
yoluk-kesik çıkarıldı. Tutukluluğunun devam ettirilmesi, asker olmadığı
halde emirlere itaati beklenmesi, fiziki şiddete maruz kalması ve
süregiden
tehditler altında olmasına karşı sözümona güvencesi altında bulunduğu
kurumun bir önlem almaması sonucu, 25 Mayıs'ta süresiz açlık grevine
başladı. Yani şiddetsiz eylemci Mehmet Tarhan'in kendine şiddet uygulamaktan
başka çaresi kalmadı!

En son olarak da, avukatının adli tıbba sevki talebinin tersine Mehmet
Tarhan'ı, kişiyi korkunç kramplar içinde kıvrandırarak çıldıracak hale
getiren, "beton iğnesi" tabir edilen uygulamaların da günlük işler arasında
olduğu askeri hastaneye gönderdiler!

Biz Antimilitaristler buradan basına ve tüm kamuoyuna MEHMET'İ HEMEN, KARNI
TOK, SAĞLIĞI YERİNDE SAÇLARI UZAMIŞ VE ÖZGÜR GÖRMEK İSTEDİĞİMİZİ DUYURUYOR
HERKESİ MEHMETLE DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ!

MEHMET TARHANLA DAYANIŞMA İNİSİYATİFİ

............

İHD ve antimilitaristlerden Tarhan'a dayanışma mektubu

Vicdani Red hakkını kulandığı için tutuklanan ve Sivas Kapalı Cezaevi'ne
konulan Mehmet Tarhan'la dayanışma amacıyla İnsan Hakları Derneği İstanbul
Şubesi 27 Mayıs 2005 günü Saat 13.00'te mektup gönderme etkinliği
gerçekleştirdi.
Anti militaristlerin de destek verdiği etkinlikte basın açıklamasını okuyan
Şube Yönetim Kurulu üyesi Veysi Altay, Mehmet Tarhan'a yönelik baskıların
sona ermesini ve vicdani red hakkının tanınmasını istedi.
Basın açıklamasının ardından Genel Kurmay Başkanlığı'na ve Sivas Askeri
Cezaevi Müdürlüğü'ne mektuplar gönderildi.

İHD İstanbul Şubesi


SİVAS 2. SINIF ASKERİ CEZAEVİ MÜDÜRLÜĞÜ'NE

Sayın Yetkili,

Uzun bir süredir hakkındaki gelişmeleri yakından takip ettiğimiz ve
11.04.2005 tarihinden beri cezaevinizde tutuklu bulunan Mehmet TARHAN ile
ilgili kamuoyuna yansıyan bilgiler oldukça endişe vericidir.

Mehmet TARHAN, cezaevine getirildiği ilk günden beri "vicdani ret" hakkını
kullanmış olmasından kaynaklı insan onuruyla bağdaşmayacak muamelelere maruz
kalmıştır ve bu hak ihlalleri her geçen gün artarak devam etmektedir. Süreç
kısaca şöyle gelişmiştir:

Mehmet TARHAN, cezaevine getirildiği gün, cezaevi görevlisi Astsubay Mustafa
Selvi, Mehmet'e neden getirildiğini sormuş, Mehmet'in vicdani ret hakkını
kullandığını açıklaması üzerine, adeta gözdağı verircesine "bunu azılıların
olduğu 2. koğuşa koyalım" karşılığını almıştır. Yanına bir görevli vermeden
1. koğuşa gitmesi söylenmiş ve yemekhanenin kapısında tek başına
bırakılmıştır. Mehmet bahsedilen koğuşa girdiğinde, koğuşun içeridekilerin
yüzünü seçemeyeceği kadar karanlık olduğunu fark etmiş ve bu karanlıkta
"sen terörist misin, vatan haini misin" , "saçlarınla avrada
benziyorsun, seni koğuşun avradı yaparız" şeklinde sözlü tacizlere ve
tehditlere maruz kalmış ve ardından yaklaşık 20 dakika boyunca linç edilmek
istenmiştir. Kafasına ve gövdesine sayısız tekme darbeleri almış, günlerce
nefes almakta güçlük çekmiştir; bacaklarında oluşan ekimozlar nedeniyle
hareket kabiliyeti sınırlanmıştır.

Bu olayın sona ermesinden sonra failler Ertan Mertoğlu, Hakkı Dinçel, Ersoy
Özbulduk ve Ercan Kızılboğa, Mehmet TARHAN'dan özür dileme bahanesiyle
yanına gelmişler ve cezaevi görevlisi Astsubay Mustafa Selvi'nin
kendilerine, Mehmet'i kastederek onun terörist olduğunu ve icabına
bakmalarını söylediğini ifade etmişler ve ardından "biz istesek o gün seni
öldürürdük, yine de öldürürüz" diye tehditlere devam etmişlerdir.

29.04.2005 günü, havalandırma esnasında failler Hakkı Dinçel ve Ersoy
Özbulduk, Mehmet'in yanına gelerek diğer fail Ertan Mertoğlu'nun 500 YTL'den
az olmamak üzere para istediğini söylemişler, vermemesi halinde "artık
gerisin sen bilirsin" şeklinde tehditlere devam etmişlerdir. Mehmet de can
güvenliği endişesiyle üzerindeki 300 YTL'yi vermek zorunda kalmıştır. Ancak
faillerin eylemleri bununla da bitmemiş, bizzat Mehmet'in başında bekleyerek
zorla ablasını aratmışlar ve üç takım siyah elbise istemişlerdir. Abla Emine
Tarhan 11.05.2005 günü iki adet takım elbiseyi fail Ertan Mertoğlu adına
cezaevine teslim etmek zorunda kalmıştır.

Yukarıda kısaca özetlendiği haliyle idareniz altında bulunan cezaevinde,
yine can ve mal güvenliğinden sorumlu olduğunuz bir tutukluya karşı hakaret,
tehdit, müessir fiil ve gasp gibi çok vahim suçlar işlenmektedir.

Bildiğiniz üzere, TCK m.230 ve 235 gereğince, görevi dolayısıyla ve görevi
sırasında bir suç işlendiği haberini alan kamu görevlisi bu suçun
soruşturulması için ilgili merciye derhal haber vermek ve idari hiyerarşi
içinde sorumluları tespit ederek yasal gereğini yerine getirmek
durumundadır. Aksi halde görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma suçlarını
işlemiş olacaktır.

İnsan Hakları Derneği olarak, Mehmet TARHAN ile ilgili sürecin takipçisi
olacağımızı bildirir, gereğinin yapılması için ilginizi rica ederiz.


İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI'NA
ANKARA

Konu: Sivas 2. Sınıf Askeri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Mehmet TARHAN
hakkında.

Uzun bir süredir hakkındaki gelişmeleri yakından takip ettiğimiz ve "vicdani
red" kapsamında askerlik görevini yapmayı reddettiği için 11.04.2005
tarihinden beri Sivas 2. Sınıf Askeri Cezaevinde tutuklu bulunan Mehmet
TARHAN ile ilgili kamuoyuna yansıyan bilgiler son derece endişe vericidir.

Mehmet TARHAN, cezaevine getirildiği ilk günden beri insan onuruyla
bağdaşmayacak muamelelere maruz kalmıştır ve bu hak ihlalleri her geçen gün
artarak devam etmektedir. Mehmet TARHAN'dan alınan ve avukatı aracılığıyla
kısmen basına yansıyan bilgilere göre süreç kısaca şöyle gelişmiştir:

Mehmet TARHAN, cezaevine getirildiği gün, cezaevi görevlisi Astsubay Mustafa
Selvi, Mehmet'e neden getirildiğini sormuş, Mehmet'in vicdani ret hakkını
kullandığını açıklaması üzerine, adeta gözdağı verircesine "bunu azılıların
olduğu 2. koğuşa koyalım" karşılığını almıştır. Yanına bir görevli vermeden
1. koğuşa gitmesi söylenmiş ve yemekhanenin kapısında tek başına
bırakılmıştır. Mehmet bahsedilen koğuşa girdiğinde, koğuşun içeridekilerin
yüzünü seçemeyeceği kadar karanlık olduğunu fark etmiş ve bu karanlıkta "sen
terörist misin, vatan haini misin" , "saçlarınla avrada benziyorsun, seni
koğuşun avradı yaparız" şeklinde sözlü tacizlere ve tehditlere maruz kalmış
ve ardından yaklaşık 20 dakika boyunca linç edilmek istenmiştir. Kafasına ve
gövdesine sayısız tekme darbeleri almış, günlerce nefes almakta güçlük
çekmiştir; bacaklarında oluşan ekimozlar nedeniyle hareket kabiliyeti
sınırlanmıştır.

Bu olayın sona ermesinden sonra failler Ertan Mertoğlu, Hakkı Dinçel, Ersoy
Özbulduk ve Ercan Kızılboğa, Mehmet TARHAN'dan özür dileme bahanesiyle
yanına gelmişler ve cezaevi görevlisi Astsubay Mustafa Selvi'nin
kendilerine, Mehmet'i kastederek onun terörist olduğunu ve icabına
bakmalarını söylediğini ifade etmişler ve ardından "biz istesek o gün seni
öldürürdük, yine de öldürürüz" diye tehditlere devam etmişlerdir.

29.04.2005 günü, havalandırma esnasında failler Hakkı Dinçel ve Ersoy
Özbulduk, Mehmet'in yanına gelerek diğer fail Ertan Mertoğlu'nun 500 YTL'den
az olmamak üzere para istediğini söylemişler, vermemesi halinde "artık
gerisin sen bilirsin" şeklinde tehditlere devam etmişlerdir. Mehmet de can
güvenliği endişesiyle üzerindeki 300 YTL'yi vermek zorunda kalmıştır. Ancak
faillerin eylemleri bununla da bitmemiş, bizzat Mehmet'in başında bekleyerek
zorla ablasını aratmışlar ve üç takım siyah elbise istemişlerdir. Abla Emine
Tarhan 11.05.2005 günü iki adet takım elbiseyi fail Ertan Mertoğlu adına
cezaevine teslim etmek zorunda kalmıştır.

Yukarıda kısaca özetlendiği haliyle idari hiyerarşi içinde makamınıza bağlı
bulunan bir cezaevinde, yine can ve mal güvenliğinden sorumlu olduğunuz bir
tutukluya karşı hakaret, tehdit, müessir fiil ve gasp gibi çok vahim suçlar
işlenmektedir.

Bildiğiniz üzere, idari olarak bu suç iddiasını soruşturma yükümlülüğünüzün
yanısıra, TCK m.230 ve 235 gereğince, görevi dolayısıyla ve görevi sırasında
bir suç işlendiği haberini alan kamu görevlisi bu suçun soruşturulması için
ilgili merciye derhal haber vermek ve idari hiyerarşi içinde sorumluları
tespit ederek yasal gereğini yerine getirmek durumundadır. Aksi halde görevi
ihmal ve görevi kötüye kullanma suçlarını işlemiş olacaktır.

Sayın Başkanlığınızdan, basına yansıyan ve çok vahim olan bu durumun
ivediklikle soruşturulmasını, söz konusu fiilleri işleyenlerin ve ihmali
bulunan görevlilerin tespit edilmesini ve gerekli işlemlerin yapılmasını ve
bu konuda tarafımıza bilgi verilmesini talep ediyoruz.


Gereğinin yapılması için ilginizi rica ederiz.

Saygılarımızla,

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi

--
Kaynak: http://www.savaskarsitlari.org
_______________________________________________
A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr


A-Infos Information Center