A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004 | of 2005

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) 2. Geleneksel Militurizm Festivali’nin*Ardından

Date Tue, 17 May 2005 07:44:40 +0200 (CEST)


"Yunanistan’dan bizlere destek olmak için gelen
vicdani retçi arkadaşımız Yorgos’a, ilk kurşuna inat
mayıs güllerimizi sunduk. O da eli boş gelmemişti,
getirdiği bahar çiçeklerini memnuniyetle kabul ettik.
Yunanistan’daki dostlarımızın destek mesajının
ardından, dünya haritası üzerinde yer alan bütün
sınırları söktük ve “Kurşunsuz Sınırsız Bir Dünya”
özlemimizi haykırdık."
İstanbul’daki arkadaşların yaratımı olan ‘festival’
fikri ilk kez İstanbul’da gerçekleştiğinde, biz
İzmirliler biraz kıskançlık, biraz hayranlıkla destek
vermiştik geçtiğimiz yıl. Olmadı dayanamadık,
“hasetlenmeyle olmayacak bu iş” dedik ve bu yıl biz
üstlendik organizasyonu... Hazırlık ve festival
boyunca deneyimlerinden arta kalan sürekli destekleri
için teşekkürler hepsine...
Organizasyon işine yabancı değildik ama ilk kez adına
festival dediğimiz bir işin içine girmiştik ve
hazırlıkta yer alan hepimiz bütün enerjimizi ve
gücümüzü ortaya koyduk günler öncesinden. İzmir’de
yeniden toparlanmış olmanın ayrı bir coşkusu vardı
kuşkusuz.
Pek çok şey sembolize edilecekti festival boyunca ama
biz bu sembollerin hayatlarımızdaki karşılıklarını çok
iyi biliyorduk. Sembol de olsa göstermek istiyorduk.
Bu yıl festivalin ana temalarından biri de şu anda
Sivas Askeri Cezaevin’de tutuklu bulunan total retçi
Mehmet Tarhan arkadaşımızdı. Çok isterdik aramızda
olmasını, o da isteğini biz militurizmcilere
cezaevinden yazıp gönderdiği mesaj da “bir daha ki
sefere borcum olsun” diye dile getirmişti. Dedik ya,
pek çok şey sembolikti, biz de İstanbullu arkadaşların
hazırladığı Mehmet maketini gezdirdik beraberimizde.
Ancak Mehmet gezmeye doyamadı anlaşılan gün sonunda
maket kayboldu

Heyecen dorukta biz Basmane Gar’ındaydık
Asker uğurlamalarıyla bilinen Basmane Garı’nda bu kez
İstanbul ve Ankara’dan gelen arkadaşlarla kucaklaştık.
Kimilerimiz birbirini tanımasa da aşinaydık bir
yerlerden. Belki de pek çok engellemeyle dolu bir
yolculuğa çıkacaktık birlikte. Her ne sorun çıkarsa
önümüze birlikte çözecektik. Kararlıydık, bu
Militurizm’i yapacaktık. Bir anda yaklaşık 100 kişilik
bir grup olduk.
Sevklerin mevcutlu olarak yapıldığı dönemlerde toplu
asker sevkiyatına tanık olan Basmane Garı, halen her
yaz Ankara’dan Urla-Menteş’deki Eğitim Kampına gelen,
Kara Harp Okulu öğrencilerinin askeri törenlerine
sahne oluyor. Bizler de, iki retçi arkadaşımızı “en
büyük retçi bizim retçi” diye kucakladığımız gibi
havalandırdık.
Biraz gecikmeyle de olsa, otobüslerimiz geldi ve biz
bir sonraki durağımıza doğru yola koyulduk.

Kadifekale'den İzmir'in "Çok Kültürlü" Tarihine Kuş
Bakışı
Kadifekale etekleri her dönem İzmir'e son gelenlerin
yerleştiği bölge olmuştur. Yaklaşık yirmi yıldır
sürmekte olan savaşın göçe zorladığı insanların büyük
çoğunluğu da bugün burada yaşıyor. Bizler “Yaşasın
Halkların Kardeşliği” sloganıyla geldiğimiz
Kadifekale’de çevre esnaf ve halkın alkışlarla
desteğini aldık. Daha bir coştuk doğal olarak. Program
da yoktu ama spontan olarak gelişen bir şey oldu ve
Kadifekale’nin biraz aşağısında bulunan Hava
Şehitliği’ne yürüyüş yaptık. Polisin “trafiği
engelliyorsunuz” uyarısı ve bizi yolun kenarına
çekmeye çalışması dışında bir engellemeyle
karşılaşmadık.
Ayrıca biz anti-militaristlerin 6 aydır sürdürdüğümüz
“Yüzleşiyoruz” kampanyasına da burada nokta koyduk.
Bir sonraki durağımıza doğru yine yoldaydık...

Şirinyer NATO Kışlası (Kışlanın Önünde Retçi Sesi Var)
Kışlanın yer aldığı Şirinyer, geçmişte çoğunlukla
Levantenlerin oturduğu İzmir’in banliyösü Buca’nın
giriş kapısıdır. Hemen yakından kıyısında ünlü antik
şair Homeros’un doğduğu söylenen Meles çayı geçer.
Çayın üzerindeki Roma ve Bizans döneminden kalma su
kemerleri kışla duvarları tarafından kesilir. 1954’ten
itibaren de NATO Kışlası olarak kullanılan yerin,
bugünkü durumu ise şöyledir; NATO'nun yeniden
yapılanması kapsamında Türkiye'nin Orgenaral
rütbesinde komuta ettiği, Orgeneral Vecihi Akın
Kışlası'ndaki NATO Güneydoğu Avrupa Müşterek
Komutanlığı, 11 Ağustos 2004'te kapatıldı. Ardından
kışla, daha önce İtalya'nın Napoli kentindeki NATO
Güney Avrupa Hava Unsur Komutanlığı’na karargah oldu..
Kışlanın komutanlığını Amerikalı Hava Korgeneral
yaparken Kurmay Başkanlığı görevini de Türk Tümgeneral
yapmaktadır. Yeni düzenlemeyle, daha önce dokuz
ülkeden 600 askerin görev yaptığı karargahın personel
yapısı ve sayısı da değişti. Şimdi karargahta 16
ülkeden 696 personel bulunmaktadır.
Kışlanın önünde gerçekten retçi sesi vardı. İzmir’in
en güzel yerlerinden biri olan Şirinyer’de Nato
Kışlası yerine, daha anlamlı bulduğumuz önerilerimizi
dile getirdik. Örneğin dedik ki; “Kışla boşalsın sirk
yapılsın”, “Kışla boşalsın çocuk parkı yapılsın”,
“Nato kapansın sığınma evi yapılsın” Ehh bunlar uzun
erimli önerilerimizdi. Kısa vadede bu bölgenin burçak
tarlası olmasını daha anlamlı buluyorduk ama burçak
tohumu bulamadığımız için, nohut ektik Nato’nun
bahçesine.
Yola devam...

Hasan Tahsin Anıtı (Kurşunsuz, Sınırsız Bir Dünya)
Yıllardır bizlere kahraman bir yurtsever, anti -
emperyalist ve basın şehidi olarak gösterilmeye
çalışılan Hasan Tahsin karanlık ilişkilere sahip bir
İttihatçıdır. 1918’de İzmir’e gelen Hasan Tahsin,
Mondoros Mütarekesi ardından burada İnsan Hakları
adında bir gazete çıkarır. İlişkileri kadar kafası da
karışıktır. Yazılarında, savaş galibi büyük devletleri
desteklemekten, partisinin uyguladığı (hatta belki de
bizzat kendisinin de uygulayıcısı olduğu) azınlıkların
elindeki zenginliği Müslümanlara/Türklere aktarmayı
hedefleyen milli iktisat politikası sonuçlarının
eleştirisinden, direnmeye kadar değişik konulara yer
verir. 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkan Yunanlı
askerlere ateş açar ve öldürülür. Hasan Tahsin ve
eylemi, resmi tarih tarafından fazlası ile abartılır.
İzmir’de onun adı verilen cadde, mahalle ve hatta İlk
Kurşun adlı bir lise mevcuttur. Basın örgütleri onu
basın şehidi olarak değerlendirir ve adına ödüllü
yarışmalar düzenlenir. Ancak herkes aynı fikirde
değildir.
Kısa bir ihtiyaç molasının ardından Konak Meyda’nında
bulunan anıta gitmek için yola çıktığımızda polisin
“anıtın önüne gitmeyin” uyarısı ile karşılaştık.
Tanıtım broşürlerimizde de söylemiştik, “şiddetsiziz
ama şirrettsiz değiliz” Katılımcıların duyabileceği
şekilde, polisin uyarısı ve grubun ne yapmak istediği
yönünde bir karar oluşturmaya giriştik. Genel eğilim,
bize önerdikleri yerin, anıtın bulunduğu yere oranla
daha kalabalık olması nedeniyle önerilen yerde yapma
yönünde çıktı. Bu karardan emniyet görevlileri
kendilerine bir pay çıkardılar mı bilmiyoruz ama biz
karar verdiğimiz için önerilen yerde yaptık
eylemimizi. Bilmem farkı fark ettiler mi...
Yunanistan’dan bizlere destek olmak için gelen vicdani
retçi arkadaşımız Yorgos’a, ilk kurşuna inat mayıs
güllerimizi sunduk. O da eli boş gelmemişti, getirdiği
bahar çiçeklerini memnuniyetle kabul ettik.
Yunanistan’daki dostlarımızın destek mesajının
ardından, dünya haritası üzerinde yer alan bütün
sınırları söktük ve “Kurşunsuz Sınırsız Bir Dünya”
özlemimizi haykırdık.
Bir sonraki durağımız Tukaş’a doğru yürümeye başladık.

Kemeraltı TUKAŞ Ziyareti (Konserve Silah Sergisi)
Bir OYAK (Ordu Yardımlaşma Kurumu) kuruluşu olan
TUKAŞ, 1962 yılında Manisa’nın Turgutlu ilçesinde
küçük üreticilerin biraraya gelmesiyle kurulmuştur.
1967 yılında OYAK tarafından satın alınmıştır. Genel
merkezi İzmir'de bulunan TUKAŞ, üretim faaliyetlerini
Manisa'nın Turgutlu, İzmir'in Torbalı ve Balıkesir'in
Manyas ilçelerindeki fabrikalarında
gerçekleştirmektedir. Toplam üretim kapasitesi 130.000
ton/yıl dır. 9 kişilik yönetim kurulunda 6 emekli
subay bulunmaktadır.
Bizlerin daha çok salçasıyla tanıdığımız TUKAŞ önünde
evde yapılmış, “anneannemizin salçası”nı ekmek üzerine
sürüp, afiyetle yedik. Hazırladığımız “Konserve Silah
Sergi”mizin en nadide ve tek çalışmasını TUKAŞ satış
bölümünün kasasındaki arkadaşımıza teslim ettik.
Eminiz onlar da değerini bileceklerdir bu çalışmanın.
“Bomba değil yemek, silah değil ekmek” sloganıyla
yolumuza devam ettik...

Askeri Liman Ziyareti (Naylon Fatura Beyanı)
İzmir'in önemli alışveriş ve ticaret merkezi Piyer'e
"sırtını dayamış" olan savaş gemilerini izlerken bir
şekilde elimize geçen(!) ve Eski Deniz Kuvvetleri
Komutanı'na fatura edilen harcamaların dökümünü beyan
ettik. Yanımızda getirdiğimiz naylon faturayı kabul
edecek bir yetkili bulamadığımız için, faturayı liman
girişine bıraktık. Madem Ege’nin en güzel kentindeydik
sloganımızı da ege şivesiyle atacaktık tabii ki,
“Öldürmiycez Ölmiycez Kimsenin Askeri Olmiycez”.

Kıbrıs Şehitleri Caddesi (Gayri Resmi Geçit ve ret
açıklamaları)
İzmir'in en merkezi yerlerinden biri olan
Alsancak'taki cadde "Kıbrıs Savaşı"nda ölen askerlerin
anısına bu adı taşıyor. Alsancak ve Kıbrıs Şehitleri
adları çok güçlü milliyetçi tepki ve unutturmanın yok
saymanın ifadesidir. Çünkü bu semt 1922 de İzmirli
Rumların yaşadığı yerdir. O zamanki adı Puntadır.
Kültür ve eğlence hayatı ile dün olduğu gibi bugün de
İzmir’in kalbidir.
Her gün binlerce kişinin gelip geçtiği caddenin
girişinde bu kez sesimizi "Kimsenin Askeri
Olmayacağız" diye yükseltirken Mehmet Tarhan’a büyük
mektubumuzu yazdık. Mehmet’in, festivale katılamayan
bazı retçi arkadaşların, Ankaralı Feministlerin destek
mesajlarını okuduk. Ardından 11 kişi vicdani retlerini
açıkladılar. Hepimizin gerekçeleri birbirinden
farklıydı ama bir nokta da birleşiyorduk,
REDDEDİYORDUK. Bir süredir bazı arkadaşlarımız
hakkında açılan “halkı askerlikten soğutmak” maddesine
dayalı yargılamalara karşı da, daha kitlesel bir
soğutma işlemi gerçekleştirdik. Arkadaşlarımızın
imalatı olan yelpazelerle “halkı askerlikten soğutma”
girişiminde bulunduk.
Günün yorgunluğu olsa gerek cadde ile ilgili
bilgilendirmeyi katılımcılarla paylaşmayı unuttuk.

Gayri resmi geçit
Ret açıklamaları “Mehmet’i Bırakın Saçmalamayın”,
“Mehmet, Mehmetçik Olmayacak”, “Reddet Diren Hayır De,
Askere Gitme” sloganları eşliğinde kah yürüyerek kah
“zıplamayanların asker sayılacağı” uyarılarıyla,
Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ndeki gayri resmi geçitle son
buldu. Yürüyüş güzergahımızın sonunda, İzmir’in
keyfine doyulmaz Kordon’unda buz gibi biralarımızı
yudumlarken, güneşin batışını izledik.
Bütün gezi boyunca, müzik aletleri ile coşkumuza coşku
katan arkadaşlara ayrıca teşekkür etmek gerekiyor.
Gelen gelemeyene duyan duyamayana anlatsın, biz çok
özel bir gün yaşadık.

Artık 3. Militurizm Festivali için gözler Ankara’ya
çevrildi, desek yanlış olmaz değil mi?

Organizasyon ekibi olarak İzmirliler adına bütün
katılımcılara emeklerimizi boşa çıkartmadıkları için
tekrar teşekkür ediyoruz...

Ferda Ülker


*[Ed. Notu: 2. Geleneksel Militurizm Festivali,
anarşistler, antiotoriterler ve antimilitaristler
tarafından gerçekleştirilmiştir.]
_______________________________________________
A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr


A-Infos Information Center