A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) [Medya] Kapitalizme karşı PARECON

From Worker <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Sun, 19 Sep 2004 16:00:46 +0200 (CEST)


---------------------------------------------------------------
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
---------------------------------------------------------------

Kapitalizme karşı PARECON / Nilüfer Şengöz
"Yoksulluğu değil, hakkaniyeti küreselleştirin, Aç
gözlülüğü değil, dayanışmayı küreselleştirin. Yerleşik
kurallara uyumu değil, çeşitliliği küreselleştirin.
Tabi olmayı değil, demokrasiyi küreselleştirin. Gözü
doymazlığı değil, sürdürülebilirliği küreselleştirin."
Bu cümleler, alternatif küreselleşme hareketinin
öncülerinden biri olan Michael Albert'ın "Katılımcı
Ekonomi: Kapitalizmden Sonra Yaşam" adlı son
kitabından. Albert, hem kapitalizme hem de sosyalizme
karşı alternatif bir ekonomik sistem ortaya koyuyor.
Porto Alegre ve Mumbai'de düzenlenen Dünya Sosya
Forumu'nda geniş kitlelere de sunulmaya başlanan
"katılımcı ekonomi" (Parecon), işçilerin ve
tüketicilerin katılımına dayanan, öz-yönetimci bir
sistem. Geçtiğimiz hafta yeni kitabının tanıtımı için
Türkiye'ye gelen Albert, Seattle'daki görkemli
küreselleşme karşıtı protestolardan sonra alternatif
küresel hareketin nereye gittiğini, kapitalizme ve
sosyalizme karşı nasıl bir öneri sunduklarını Birgün
gazetesine değerlendirdi:
11 Eylül ABD'ye gerçekleştirilen saldırılar sonrası
alternatif küreselleşme hareketinin, tüm dünyada savaş
karşıt protestolara dönüştüğünü görüyoruz.
Seattle'daki görkemli küreselleşme karşıtı
protestoları artık pek göremiyoruz. Bunun nedenlerini
ve nelerin değiştiğini anlatır mısınız?
MICHAEL ALBERT: 11 Eylül saldırıları George Bush ve
ABD yönetiminin kendi politikalarını hem ABD'de hem de
tüm dünyada uygulaması için avantaj sağlamıştır. 11
Eylül saldırılarını adeta kullanıyorlar. 'Teröre karşı
savaş' gibi saçma bir kavramı ortaya çıkardılar.
Halkta oluşan korkuyu, kızgınlığı ve milliyetçilik
duygularını kullanıyorlar. Ancak ABD'nin teröre karşı
savaş kavramına karşı ciddi bir muhalefet var.
Dünyanın dört bir yanında savaş karşıtı hareket
oluştu. Küreselleşme karşıtı hareketin neden
zayıfladığı sorusuna farklı insanların farklı yanıtlar
vereceğini düşünüyorum. Bence küreselleşme karşıtı
hareketin sürekliliği yok. Protestolar, dünyada
yaşanan olumsuzluklara karşı muhalefet için
gerçekleştiriliyor. Ne zaman dünyada bir olumsuzluk
yaşansa, insanlar sokaklara çıkıyor. Ancak
protestolara katıldıktan sonra gündelik hayatlarına
devam ediyorlar. Muhalefet ediyorlar ama bu eylemlerin
sürekliliği ne yazık ki yok. Çünkü ortak hedefleri
yok. Bu hareketler, insanların daha iyi olmalarını
sağlamıyor. Muhalefet ettikleri olumsuzluklara karşı
alternatifleri olmadığını düşünüyorlar.
Sizce alternatif küreselleşme hareketi köksüz mü?
Zengin ülkelerin yoksul ülkelere dayatmalarına, IMF ve
Dünya Bankası gibi kurumların politikalarına karşı bir
alternatif yok mu?
MİCHAEL ALBERT: Alternatif küreselleşme hareketinin
gerçekleştirdiği eylemler, derinleşemiyor ve
büyüyemiyor. Bunun nedeni ortak amacın olmayışı.
İnsanlar eylemlere gidiyor. Ancak bu eylemler, onların
hayatlarını iyileştirmiyor. Margaret Thatcher'ın
'Alternatif yok' sözleri gibi... İnsanlar
alternatifleri olmadığını sanıyor. Hızlı bir değişim
yaşanacağını zannediyorlar. Ancak hızlı bir değişim
yoktur. Alternatif olduğundan şüphe ediyorlar.
Umutsuzluğa düşüyorlar. Bu nedenle de eylemler
azalıyor. Ancak ben alternatif olduğunu düşünüyorum.
Ekonomik, politik ve kültürel alternatifler var.
Muhalefetlerinin ne kadar önemli olduğunu, kapitalizme
ve mevcut politik sisteme karşı alternatifleri
bulunduğunu bilseler, bu hareketler daha da büyür.
- Türkiye'de de küreselleşme karşıtı hareket
gelişiyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin
durumunu nasıl görüyorsunuz?
-MICHAEL ALBERT: Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi
Türkiye'de de örneğin taksiye bindiğinizde şoförle
sohbete başladığınızı düşünün. Türkiye'nin durumunu
gayet detaylı bir şekilde anlatır. Yoksulluğun ne
kadar çok arttığını, eğitim, sağlık hizmetlerinin
kötüleştiğini ve işlerin gün geçtikçe daha da
kötüleştiğini sıralar. İnsanların acı çektiklerini ve
öldüklerini dile getirir. Ancak bunları sanki çok
doğalmış gibi anlatır. Tıpkı yerçekimi, mevsimler ya
da yaşlanma kadar doğal olduğunu düşünür. Durumdan
şikayet eder ve ümitsizdir. Protestocuların kaçınılmaz
olana karşı eylem yaptıklarını sanır. Ancak taksi
şoförü yanılıyor. Pek çok insan da bu yanılgıya
düşüyor. Türkiye değişebilir. Amerika değişebilir.
Umut var.
Kitabınız 'Katılımcı Ekonomi: Kapitalizm'den sonra
Yaşam' da anlattığınız katılımcı ekonomi sistemi, hem
kapitalizme hem de sosyalizme alternatif midir?
MICHAEL ALBERT: Katılımcı ekonomi (Parecon) özellikle
kapitalizme karşı bir alternatif ekonomik sistemdir.
Kapitalizm insanların birbirleriyle rekabet etmelerine
ve kavga etmelerine neden oluyor. İnsanları açgözlü ve
anti-sosyal yapıyor. Herşeyi ticarileştiriyor.
Kapitalizm eğer kazanabilirseniz sizi ödüllendiriyor.
Cebinize daha çok 'kağıt' girmesi üzerine kurulmuş.
Kapitalizmde kazanamazsanız gücünüz yok. Ancak
katılımcı ekonomide bunların hiçbiri yok. Katılımcı
ekonomi, eşitliği, öz-yönetimi, farklılığı ve
dayanışmayı öne çıkarıyor. Kapitalizmde az sayıda
insan, pek çokları adına karar veriyor. İnsanların pek
çoğu hayatlarını etkileyen konularda söz hakkına sahip
değil. Kapitalizmde olduğu gibi belli bir sınıfa
sınırsız yetkiler verilip çoğunluğa verilmemesine
karşılık, katılımcı ekonomi her işçi ve tüketiciye
kararları, kararlardan etkilendikleri oranda,
belirleyebilme hakkı veriyor. Daha uzun ve daha çok
çalışırsanız daha çok kazanıyorsunuz. Zor koşullarda
çalışmak durumundaysanız örneğin sıcak ve tehlikeli
bir yerde, daha çok kazanıyorsunuz. Eğer klimalı
ortamda çalışıyorsanız daha az kazanıyoruz.
Kapitalizmde yöneten, sahip olan egemen bir kapitalist
sınıf vardır. Sosyalizm olarak adlandırılan şeyde
örgütlü olarak egemen olan yönetici koordinatör sınıf
vardır. Katılımcı ekonomide sınıfsızlık söz konusudur.

Katılımcı ekonomide bugünkü şirketler, bankalar, borsa
olacak mı? Nasıl kurumlar var olacak?
MICHAEL ALBERT: Şimdiki gibi şirketler olmayacak.
Ancak tabi ki insanlar bu sistemde de çalışacaklar ve
işyerlerine gidecekler. Üretim olacak, tüketim
yapılacak. Ancak eski kurumlar ve yapılar olmayacak.
Onlar olursa eşitsizlikler yaşanmaya devam eder.
Zengin ve yoksul ayrımı olur. Güçlü ve zayıflar olur.
Anti-sosyal davranışlar devam eder. Merkezileşmiş
şirket ve kurumlar yerine, katılımcı ekonomide taban
hareketine dayalı işçi ve tüketici konseyleri olacak.
Katılımcı ekonomi mülkiyet ya da pazarlık etme gücü ya
da ürün karşılığında ödeme yapmak yerine ne kadar
çalıştığımız, ne kadar sıkı çalıştığımız, ve işimizde
ne kadar güçlüğe katlanmak zorunda kaldığımıza göre
ödüllendiriliyorsunuz. Borsalar ve şimdiki gibi
bankalar olmayacak. Özel mülkiyet yok. Patronluk
olmayacak. İşçi ve tüketici konseyleri olacak.
Katılımcı ekonomide iş bölümü nasıl olacak?
MICHAEL ALBERT: Hiyerarşik olmayan bir iş bölümü söz
konusu. Sekreter ya da yönetim kurulu başkanı yok.
Dengeli iş düzenleri kavramı var. Her çalışan biraz
rutin, biraz yaratıcı, biraz mekanik, biraz da
düşünsel iş yapıyor. Tabi ki herkesin bir uzmanlık
alanı ve işi olacak. Ancak dengeli iş düzeninde
örneğin editöryal bir işle uğraşıyorsunuz aynı zamanda
kimi zaman telefonlara bakacak kimi zaman da yer
temizliği yapacaksınız. Ya da göreviniz telefonlara
bakmak ise kimi zaman planlamada da
çalışabileceksiniz. Mevcut hiyararşik iş bölümüde,
bazı işçiler daha zevkli, kademe atlamaya elverişli
işler yaparken, başka işçiler daha sıkıcı, daha
tehlikeli işler yapmak durumuda kalıyor. Ancak dengeli
iş düzenlerinde herkes ortamala bir yaşam kalitesi ve
güçlendirici sonuçlar içeren işler yapacak.
Katılımcı ekonomi uygulamaları var mı? Siz bu
alternatif ekonomik sistemin başarılı olacağına
inanıyor musunuz?
MICHAEL ALBERT: ABD'de katılımcı ekonomi yapısını
uygulayan South End Press adlı bir yayınevinin
kurulmasına yardım ettim. Öte yandan Brezilya'da Porto
Alegre ve İtalya'nın bazı kentlerinde katılımcı bütçe
uygulamaları söz konusu oldu. Bu tam olarak katılımcı
ekonomi uygulaması değil ancak ilişkisi var. Ayrıca
Arjantin'deki işgal edilen fabrikalar ve mahalle
konseyleri demokratik katılıma dayalı taban
hareketleri vb. için söylenebilir. Kapitalizm sonra
yaşam mümkün.
Michael Albert, "Katılımcı Ekonomi: Kapitalizm Sonrası
Yaşam" kitabında, küresel ekonomiyi yönlendiren ve
eşitsizlikleri artıran IMF, Dünya Bankası ve Dünya
Ticaret Örgütü (DTÖ) yerine alternatifler sunuyor.
Albert'ın kitabında sunduğu alternatifler özetle
şöyle: "ABD dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3'ünü
oluşturuyor. Buna karşın dünya tüketiminin yaklaşık
yarısını gerçekleştiriyor. ABD'de, nüfusun yaklaşık
olarak yüzde 2'si zenginliğin yüzde 60'ına sahip.
Diğer gelişmiş ülkelerde de benzer şekilde eşitsizlik
var. Az gelişmiş ülkelerde zenginler daha az servet
sahibi, en yoksulları ise daha fazla muhtaç durumda.
Kapitalist küreselleşme yoksulluk, sağlık bozukluğu,
kısalan yaşam süreleri, azalan yaşam kalitesi ve
ekolojik çöküş üretiyor. Ancak kapitalist
küreselleşmeyi reddetmek yeterli değil. Küreselleşme
karşıtı aktivistler, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF),
Dünya Bankası'nın ve Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ)
yerine geçmet üzere alternatifler öneriyor mu? Neden
IMF, Dünya Bankası ve DTÖ'nün yerine bir Uluslararası
Varlık Kuruluşu, Bir Küresel Yatırım Yardım Kuruluşu
ve bir Dünya Ticaret Kuruluşu geçirmeyelim? Bu üç yeni
kurum, ulusalararası finansal, ticari ve kültürel
mübadelelerde hakkaniyete, dayanışmaya, çeşitliliğe,
öz yönetime ve ekolojik dengeye ulaşmak için
çalışacaklar. Ticaret ve yatırımın doğrudan
faydalarının orantısız şekilde daha zengin ve daha
güçlü olanlara değil, daha zayıf ve yoksul olanlara
yönlendirmeyi hedefleyecekler. Kar peşinde koşmaya
değil, ulusal amaçlara, kültürel kimliğe ve adil
kalkınmaya öncelik tanıyacaklar. Bu amaçla başarıyla
ulaşanları ödüllendirip işçi, tüketici, çevre, sağlık,
sosyal güvenlik ve insan haklarını, hayvanların
korunmasını ve diğer kar amaçlı olmayan çıkarları
geliştirmek için tasarlanmış yerel yasaları ve
düzenlemeleri koruyacaklar. Bu yeni kuruluşlar yerel
ekonomik kalkınmanın aleyhine küresel ticareti teşvik
etmeyecekler. Üçüncü dünya ülkelerini, pazarlarını
zengin çokuluslulara açmaya ve emekleme dönemlerindeki
yerli sanayicilerini korumak için aldıkları tedbirleri
kaldırmaya zorlamayacaklar.

[Birgün gazetesinin 19 Eylül 2004 tarihli sayısından
alınmıştır.]




*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
BİLGİ: http://ainfos.ca/org http://ainfos.ca/org/faq.html
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
ÜYELİK: lists@ainfos.ca adresine e-posta'nın ana
kısmında "subscribe listeadı eposta@adresiniz"
içerikli e-posta atın. Üyelikten çıkmak için ise
"unsubscribe listeadı eposta@adresiniz" içerikli mail
atın.

Tüm listeler için seçenekler: http://www.ainfos.ca/options.html


A-Infos Information Center