A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) [Medya] 6-7 Eylül

From Worker <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Tue, 7 Sep 2004 16:01:27 +0200 (CEST)


---------------------------------------------------------------
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
---------------------------------------------------------------

6-7 EYLÜL / Kadir Cangızbay
Aşağıdaki yazı ilk olarak 1996’da, hani şu yazarları, çalışanları,
dağıtıcıları öldürülür, kaybedilir, hatta diri diri yakılırken kendileri de
sürekli kapatılan, kapanmak zorunda bırakılan, daha olmadı ‘bin operasyon’
çerçevesinde bombalanan, o yüzden de adı konusunda şu anda yanılabileceğim
gazi gazetelerimizden birinde yayınlanmıştı; iki yıl önce de Agos’ta, bazı
değişikliklerle. Bu da üçüncü ve kısaltılmış versiyonu. Ama önce şuna
değinmeliyim: ‘hızlandırılmış tren’ cinayetinin baş sorumlusu ‘hiç kimse
kendini yargı yerine koymasın’ demiş. Oysa kimsenin böyle bir niyeti yok;
zira utanmak, insana yargı yoluyla yaptırtılabilecek en son, ama insanı da
diğer canlılardan ayıran ilk şey; ama ne yapsın, adamın elinden gelmiyor.

“… Yunanlılar Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evi bombalamışlar. Tabii bizim
halk da galeyana gelip, önce Beyoğlu’nda Rumlara ait işyerlerini, ardından
her türden binayı, daha sonra ise sadece Rumlara ait ve sadece Beyoğlu
değil, İstanbul’un bütününde gayri-müslimlere ait işyeri, ev, ibadethane ve
de mezarlık her türlü mekanı tahrip ve talan, bu arada bir Rum papazı
sünnet, birkaç hrıstiyanı da katletmişti…

Olaylar sırasında polis hiçbir şey yapmazken, hükümet hemen ertesi gün
sorumlu diye komünistleri göstermiş, komünist diye de solcu bilinen herkes
polisce toplanıp tutuklanmıştı… Olayları takip eden ilk Pazar günü rahmetli
babacığım beni elimden tutup bütün Beyoğlu’nu gezdirdi; yıkılmış,
yağmalanmış dükkanlar karşısında ağlamaklı, ‘bak şu çok namuslu bir
esnaftı; bak şu kumaş da bir şunda bulunurdu’ diyerekten: kendisi
manifaturacıydı ve yakılıp yıkılan da, kendisi gibi insanların ekmek
kapısı. Daha sonra, Bağlarbaşı’ndaki Ermeni Kilisesi’ne de baktık;
hatırladığım. Ölülere bile saldırmışlardı: karşıdaki mezarlığın hemen bütün
haçları kırık. Kendisini en fazla müteessir eden diğer bir şey de Lefter’e
yapılanlardı: Kendisi futbola öyle meraklı falan değildi ama, Lefter ‘Türk’
futbolunun ordinaryüsü, milli takımın Yunanlılara Atina’da iki gol atmış
kaptanı… Müteakkip yıllarda son kalan Rumlarımız Ermenilerimiz göç ettiler
temelli, anayurtlarına bir daha geri dönmemek üzere… 90’lı yıllarda ise,
adam iftiharla itiraf etti: Selanik’teki eve bombayı koyan kendisiydi, genç
bir TC ajanı olarak. Devlet-millet el ele, bir etnik temizlik harekatı daha
yüz akıyla başarılırken, kendisi de büyüyüp Nevşehir’e vali olmuştu; bu
arada Abdullah Çatlı’lar da yeşil (geçen hafta yanlışlıkla kırmızı demişim;
özür dilerim) pasaportlu…

Kıyamda başbakan Menderes’ti, daha da üstünde ise Galip Hoca nam, teşkilat-
ı mahsusa’dan fermanlı Celal Bayar. Ama beterin de beteri olacaktı: 27
Mayıs; neredeyse yarım asırlık bir felaketin başlangıcı… Yağmaya dağ
dayanmazdı, ama elde de yağmalanacak ‘gavur’ kalmamıştı: vakit artık
çalışma/üretme vaktiydi ki, bu da emeğin/emekçinin sesi/sözü duyulur hale
gelirken alın teri ve liyakati temel alarak insanları etnik mensubiyet,
dinsel inanç, yaşama tarzı ve kültürel farklılıkların ötesinde, yoldaşlık
olmasa bile en azından yurttaşlık çerçevesinde birbirleriyle buluşturup
bütünleştirmek açısından büyük bir şans.

Nato’lu/Nato’cu bir oligarşinin böyle bir şeye izin vermek istemeyeceği
açıktı ama, bu da demek değildi ki, bu yolda galebe çalmaları kaçınılmaz.
Ancak şu da vardı: Dönemin Türkiye sosyalistleri, ne Proudhon’un -
sosyalizmin Marksist yorumuna ilişkin- endişelerinden, ne de Leninist
stratejinin uğratılmış/yol açmış olduğu bürokratik yozlaşmadan ne yeterince
haberdar, ne de haberdar olmaya hazırdılar. Büyük çoğunluğu, Kemalist
gelenek çerçevesinde ‘ordu-gençlik elele’ derken,
ordunun/bürokrasinin ‘devrimci gelenek’ine can-ı gönülden inanmakta, buna
inanmak da, şu ya da bu nedenle ya hoşlarına gitmekte ya da işlerine
gelmekteydi.''


[7 Eylül 2004 tarihli Birgün gazetesinden]



*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
BİLGİ: http://ainfos.ca/org http://ainfos.ca/org/faq.html
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
ÜYELİK: lists@ainfos.ca adresine e-posta'nın ana
kısmında "subscribe listeadı eposta@adresiniz"
içerikli e-posta atın. Üyelikten çıkmak için ise
"unsubscribe listeadı eposta@adresiniz" içerikli mail
atın.

Tüm listeler için seçenekler: http://www.ainfos.ca/options.html


A-Infos Information Center