A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) [anarsistbakis] Yenilemeler 23 - 18 Temmuz 2004

From zamane divane <anarsistbakis@yahoo.co.uk>
Date Tue, 27 Jul 2004 11:39:14 +0200 (CEST)


---------------------------------------------------------------
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
---------------------------------------------------------------

YENİLEMELER - 23 / 18-Temmuz-2004
"Makaleler" kısmına eklemeler yapıldı (Aşağıda).
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/anarchy_articles.html
"Aylık İstatistikler" yenilendi (Haziran 2004).
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/aylik_istatistik.html
--------------------------------
"RIZA VEYA ZORLAMA: Toplumsal Yaşama İlişkin Anarşist Durum ve Anarşizm
Hakkındaki Sorulara Yanıtlar", Ed Stamm, 1995 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/stamm-rizavezorlama.html
Anarşizm, insanların, patronlar veya yöneticiler olmaksızın ve bireysel
özgürlüklerden fedakarlık yapmaksızın, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak
üzere gönüllü bir şekilde işbirliği yapabilecekleri inancıdır. Genel bir
yanlış anlama, anarşizmin topyekün bir düzen yokluğu olduğudur; yani bir
kaos, veya nihilizm. Hatta bu yanlış anlayışa sahip olan ve
kendilerini "anarşist" olarak adlandıran insanlar da bulunmaktadır.
Anarşistler, rastgele dayatılan, silahlı kuvvetler veya diğer zorlama
biçimleri sayesinde sürdürülen düzene karşıdırlar. Onlar, bireylerin
rızalarıyla oluşan karşılıklı etkileşimden, gönüllü birlikten kaynaklanan
bir düzen için mücadele ederler. Eğer gerekiyorsa, anarşistler bunun yerine
getirilmesi için insanların kendi kendilerine örgütlenme yetisine sahip
olduklarına inanırlar.
J. A. Andrews bir kamp gezisine çıkan bir arkadaş grubu örneğini
kullanmıştı. Geziyi planlarlar, ve her kişi paylaşmak üzere yararlı
yetenekleri ve araçlarıyla gelir. Hiç birisinin bir başkası üzerinde
otorite konumunda değildir; çadırların kurulması, balık yakalama, yemek
pişirme, temizlik hep birlikte çalışarak yapılır. Grup kendi kendisini
örgütler, angarya işler yapılır, ve herkes zamanını dilediği şekilde, tek
başına veya diğerleriyle birlikte, grup içerisinde geçirir. İnsanlar
kaygılarını tartışırlar ve olası çözümler önerilir. Hiç kimse grupla
birlikte hareket etmek zorunda değildir, ancak birlikte zaman harcamanın
tercih edilmesi en azından sorunlara ve kaçınılmaz bir şekilde ortaya
çıkacak sürtüşmelere yapıcı çözümler bulunması istekliliğini gösterir. Eğer
bir çözüm mümkün değilse, aynı görüşte olmayan bireyler başka bir gruplaşma
oluşturabilir veya grubun geri kalanının baskı yapması korkusu olmaksızın
ayrılabilirler.
<<Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/stamm-rizavezorlama.html

--------------------------------
"FAŞİZMİN İLK BELİRTİLERİ", Richard Falk ile Söyleşi, Adbuster Magazine,
Temmuz/Ağustos 2003 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/rfalk-fasizminilkbelirtileri.htmlSORU: Neden "faşizm" kelimesini Amerikan imparatorluğu hakkındaki
tartışmada öne çıkarmaya karar verdiniz?
CEVAP: İsimlendirilmesi gereken yeni bir küresel siyasi gelişme olduğunu
düşünüyorum, ve varolmuş geleneksel faşizm biçimlerinden farklı
olan "küresel faşizm" diyebileceğim bir bağlamda düşünmeye başladım. Bunun
etkisi, bu yeni küresel gelişmeye karşı Birleşik Devletler'deki direnişin,
geleneksel faşizm anlayışlarına uygun olarak ikinci çeşit bir tehlike
sergilediğini beyan etmektir.
S: Bize geleneksel faşizm tanımınızı söyleyebilir misiniz?
C: Evet, düşmanlarını --hem içsel hem de dışsal-- şeytan olarak gören, yok
edilmesi veyahut ağır bir şekilde cezalandırılması gerekli olarak gören
ultra-milliyetçi ideoloji adına askeri ve ekonomik gücün birbirine
yakınlaşması.
S: ABD tek oyuncu mudur?
C: Hayır, kesinlikle hakim oyuncu olmasına karşın tek oyuncu değildir.
Diğer oyuncular için kuralları belirlemektedir. Irak savaşına arka
çıkanlara bir çeşit ödül verildiği son günlerde dikkatinizi çekmiştir --
Doğu Avrupa'daki bu ülkelere, ve İspanya ile Avustralya'ya şeref ve prestij
kazandırıcı Beyaz Saray ziyaretleri; ve işbirliği yapmayanlardan göze batar
bir şekilde uzak durulması. Bu, bir çeşit jeopolitik disipline etme,
küresel nizam ve kanunun bu yolunu takip etmek için fayda ve maliyetleri
dayatma girişimi. <<Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/rfalk-fasizminilkbelirtileri.html
--------------------------------
"BİR GARİP YENİLGİ: 1973 ŞİLİ DEVRİMİ", Pointblack!, 1973 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/pointblank-birgaripyenilgi.html "Haberler" olarak nitelendirilen güncel olayların gösterişli alanında,
hükümetlerin yükseliş ve düşüşlerini fazlasıyla sezgisel bir şekilde --yani
iktidarın diğer uzmanları olarak-- algılayanlar tarafından Şili'deki
toplumsal demokrasinin cenaze töreni ağır bir drama olarak sahneye kondu.
Şili senaryosunun son sahneleri, çeşitli politik çevrelerce kendi
ideolojilerinin gereksinimlerine uygun şekillerde yazılmıştır. Bazıları
Allende'yi toprağa gömmeye, bazıları ise ona övgüler düzmeye gelmişlerdir.
Hangi duygular ifade edilmiş olursa olsun, bu anma yazıları çok önceden
yazılmıştı. "Kamuoyu görüşü"nü örgütleyecileri ancak refleks olarak ve
bizzat olayların kendilerinin tipik bir şekilde tahrif edilmesiyle tepki
gösterebilirler.
Her dünya görüşü bloğu "safını seçerken", Şili trajedisi uluslararası
sahnede bir fars [kaba güldürü oyunu] olarak yeniden üretildi; Şili'deki
sınıf mücadeleleri, rakip ideolojiler arasındaki sahte bir çatışma olarak
gösterildi. İdeoloji tartışmalarında, Allende rejiminin "sosyalizm"inin
amaçladığı kesimler --yani Şilili işçiler ve köylüler-- hakkında hiçbir şey
duyulmuyor. Onların suskunluğu sadece fabrikalarda, tarlalarda ve evlerde
üstlerine doğrultulan makineli tüfeklerle değil, aynı zamanda
onların "çıkarlarını" temsil ettiklerini söyleyen (ve hala da söylemeye
devam eden) kesimlerce sağlandı. Binlerce yalan beyana karşın, "Şili
deneyimi"ne katılan kuvvetler kendilerini henüz tamamen tüketmediler.
Onların gerçek içerikleri ancak onların yorumlayış biçimlerinin esrarı
çözüldüğünde ortaya çıkacaktır.
Her şeyden önce, Şili tüm ülkelerdeki Sol diye adlandırılanları adeta
büyüledi. Ve bugünkü cuntanın gaddarlıklarını belgelerken, her parti ve
birim önceki analizlerinin aptallıklarını gizlemeye çalışmaktadır.
Moskova'da, Pekin'de ve Havana'da iktidarda olan bürokratlardan Troçkist
hareketin sürgündeki bürokratlarına kadar tüm solcu hak iddiacılarının
ayinsel korosu, sonuçları retorikleri kadar tahmin edilebilir olan Şili'ye
ilişkin otopsi incelemelerini sunuyorlar. Aralarındaki farklılıklar
yanlızca hiyerarşik nüanslardır; tümü de bütün dünyada 50 yıldır karşı
devrimi ifade eden Leninist terminolojiyi paylaşmaktadır.
Batının Stalinist partileri ve "sosyalist" devletleri doğru bir şekilde
Allende'nin yenilgisinin kendi yenilgileri olduğunu görüyorlar: o
kendilerinden birisiydi --bir Devlet adamı. İktidarların hayati mekanizması
olan yanlış mantıkla, Devrim('in yenilgisi) ve Devlet hakkında fazlasıyla
bilgili olanlar anayasal, burjuva rejiminin devrilmesini kınıyorlar. Onlar,
Troçkizm ve Maoizmin "sol" ithalatçıları kendi paylarına, Şili'de "öncü
parti"nin --bunak Bolşevizmin beklenmedik kurtarıcısının [deus ex machina]--
yokluğuna ağıt yakabilirler ancak. Devrimci Kronştad ve Şanghay
yenilgilerini miras edinenler ise neden bahsettiklerini bilirler: Leninist
proje, tasarım içerisinde yalnızca "kitleler"i meydana getiren kesimlere
deforme edilmiş bir "sınıf bilincinin" (bürokratik yönetici sınıfın
bilincinin) mutlak surette dayatılmasını gerektirir. <<Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/pointblank-birgaripyenilgi.html
--------------------------------
"DEVLET MÜDEHALESİ NEDEN MEYDANA GELİR?", Anarşist Sıkça Sorulan Sorular,
Kısım D.01 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd01.html

D.01.1 Devlet Müdehalesi Başlangıçta Sorunlara Sebep Olmuş mudur?
D.01.2 Devlet Müdehalesi Demokrasinin Bir Sonucu mudur?
D.01.3 Devlet Müdehalesi Sosyalist midir?

Devlet, kapitalizmin anti-sosyal etkilerinden ötürü topluma müdehale
etmeye mecburdur. Kapitalizmin dayandığı soyut bireyci kuram ("herkes
kendisi için") yüksek derecedeki bir devletçiliğe yol açar, çünkü ekonomik
sistemin kendi [yarattığı] toplumsal açıdan yıkıcı işleyişlerle mücadele
edecek hiçbir aracı bulunmamaktadır. Yine devlet, yanlızca yönetici sınıfın
çıkarlarını korumak için değil, aynı zamanda kapitalizmin atomize edici ve
yıkıcı etkisi karşısında toplumu korumak için de ekonomiye müdehale
etmelidir. Dahası, kapitalizmin periyodik ekonomik gerileme ve
durgunluklara yönelik içsel bir eğilimi vardır, ve bunları önlemeye yönelik
girişim de devlet fonksiyonunun bir parçası haline gelmiştir. Ancak,
bunları önlemek imkansız olduğu için (bunlar sisteme dahil oldukları için --
bakınız Kısım C.7), devlet pratikte ancak onları geciktirmeye ve
şiddetlerini azaltmaya çalışabilir. Toplumsal müdehalenin gerekliliği ile
başlayalım. <<Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd01.html

--------------------------------
"ZENGİNLİĞİN POLİTİKA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ NEDİR?", Anarşist Sıkça Sorulan
Sorular, Kısım D.02 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd02.html

D.02.1 Sermaye Kaçışı Gerçekten de o kadar Güçlü müdür?
D.02.2 İş Aleminin Propagandası Ne Kadar Yaygındır?

Kısa yanıt: epey büyük bir etkisi vardır; hem doğrudan hem de dolaylı.
Buna zaten Kısım B.2.3'de değinmiştik ("Yönetici sınıf devletin kontrolünü
nasıl sürdürür?" Burada o söylediklerimizi daha da açacağız.
Kapitalist bir demokrasideki devlet politikası genellikle popüler
etkiden oldukça iyi bir şekilde yalıtılmıştır, ancak seçkinlerin etkisine
ve parasal çıkarlara oldukça açıktır. İlk önce doğrudan etki olasılığını
ele alalım. Seçimlerin parasal bir maliyeti olduğu, ancak zenginlerin ve
şirketlerin seçimlerde yer almaya gücü yeteceği açıktır. Hatta sendikaların
partilere [yaptıkları] bağışlar bile iş alemi sınıflarınınki ile
karşılaştırılamaz. Örneğin, 1972'deki ABD başkanlık seçimlerinde, harcanan
500 milyon $'ın yanlızca 13 milyon $'ı sendikalardan gelmişti. Geriye kalan
ezici çoğunluk ise hiç şüphesiz ki Büyük İş Alemi ve zengin bireylerden
gelmişti. Doğrudan bir sendika-iş alemi karşılaştırmasının yapılabileceği
son seçim olan 1956 seçimleri için, 742 işadamının yaptığı katkı 17 milyon
işçiyi temsil eden sendikalarınkiyle aynıydı. Bu, sendikaların büyük üye
sayısına sahip olduğu, örgütlü emeğin azalmasından önceki bir dönemdi.
<<Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd02.html

--------------------------------
"ZENGİNLİK KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARINI NASIL ETKİLER?", Anarşist Sıkça
Sorulan Sorular, Kısım D.03 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd03.html

D.03.1 Büyüklük, Yoğunlaşmış Sahiplik, Sahibinin Zenginliği, ve Hakim Kitle
İletişim Şirketlerinin Kar Odaklı Olması Medya İçeriğini Nasıl Etkiler?
D.03.2 Kitle İletişim Araçlarının Asli Gelir Kaynağı Olarak Reklamın Etkisi
Nedir?
D.03.3 Medya Neden Hükümet, İş Alemi ve Hükümet ile İş Alemi Tarafından
Finanse Edilen ve Onaylanan "Uzmanlar"ın Sağladığı Bilgiye Dayanmaktadır?
D.03.4 "İtiraz", Zengin ve Güçlü Olanlarca Medyayı Disipline Etmenin bir
Aracı Olarak Nasıl Kullanılır?
D.03.5 İktidar Seçkinleri Neden "Komünizm Karşıtlığı"nı bir Ulusal Din ve
Kontrol Mekanizması Olarak Kullanırlar?
D.03.6 Medyanın Seçkinlerce bir Propaganda Aracı Olarak Kullanıldığını
Söylemek bir "Komplo Teorisi" Değil midir?
D.03.7 Medya Hakkındaki "Propaganda Tezi" birçok Medya Haberinin "Karşıt"
Mizacıyla Çelişmez mi (örn. Hükümetin ve İş Aleminin Yolsuzluklarını İfşa
Etmesi)?

Anarşistler, zengin ve güç sahibi olanların, kendi çıkarlarının
propagandasını yapmak için medyayı nasıl kullandığına dair ayrıntılı ve
sofistike analizler geliştirmişlerdir. Bu analizlerden belki de en iyisi,
ana tezleri bu kısımda özetlenecek olan Noam Chomsky ve Edward Herman'ın
yazdığı Manufacturing Consent içerisindeki "Propaganda Modeli"dir (medyanın
bu modeline ilişkin daha fazla tartışma için Chomsky'nin Necessary
Illusions'ına bakınız).
Chomsky ile Herman'ın medya "propaganda modeli", medya tarafından
dağıtılan haberler ve diğer malzemeler için bir elek olma işlevi yerine
getiren beş "filtre" kümesinden meydana gelir. Bu "filtreler", seçkinlerin
görüş açısını ve çıkarlarını yansıtan, ve "devlete ve özel [kesim]
faaliyetine hakim olan özel çıkarlara [yönelik] desteği" harekete geçiren
bir medya yaratır (Manufacturing Consent, s. xi). Bu "filtreler" şunlardır:
(1) büyüklük, yoğunlaşmış sahiplik, sahibinin zenginliği, ve hakim kitle
iletişim firmalarının kar odaklı olması; (2) kitle iletişim araçlarının
asli gelir kaynağı olarak reklamlar; (3) medyanın, hükümet, iş alemi ve --
bu asli kaynaklarca ve gücün temsilcilerince finanse edilen ve onaylanan--
"uzmanlar" tarafından sağlanan bilgiye dayanması; (4) medyayı disipline
etmenin aracı olarak "itiraz" [flak, şikayet, uçaksavar ateşi]; ve (5)
ulusal bir din ve kontrol mekanizması olarak "komünizm karşıtlığı"
[anticommunism].
"Haberlerin hammaddesi, ardında basılmaya uygun, temizlenmiş bir artık
bırakarak bu filtrelerden sırasıyla geçmek zorundadır," diyor Chomsky ve
Herman. Filtreler, "söylem ve yorumun öncüllerini, ve en başta da haber
değeri olanın tanımının ne olduğunu sabitler; ve propaganda kampanyalarının
temelini ve işleyişlerini açıklar." (Manufacturing Consent, s. 2). Aşağıda
kısaca bu beş filtrenin mizacını ele alacağız (örnekler çoğunlukla ABD
medyasındandır). <<Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd03.html

--------------------------------
"KAPİTALİZM İLE EKOLOJİK KRİZ ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?", Anarşist Sıkça
Sorulan Sorular, Kısım D.04 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd04.html

D.04.1 Kapitalist Firmalar Neden "ya Ölmeli ya da Büyümeli"dir?

Çevresel tahribat alarm verici boyutlara ulaşmıştır. Küresel ısınma,
ozon tabakasının delinmesi, üst toprağın kaybı, yağmur ormanlarının
temizlenmesiyle oksijenin tükenmesi, asit yağmurları, zehirli atıklar,
besinlerdeki ve sudaki böcek zehiri kalıntıları, doğal türlerin hızlanan
tükenme oranı, vb. vb. şeylerin büyüklüğü hakkında neredeyse günlük olarak
yukarıya doğru revize edilmiş tahminler yapılıyor. Bazı bilim adamları,
hayati ekosistemlerin tamir edilemez bir biçimde tahrip olması ve kitlesel
insan ölümlerinin başlamasından önce harekete geçmek için 35 yıl gibi kısa
bir zamanın olabileceğine inanıyor (Donella M. Meadows, Dennis L. Meadows,
ve Jorgen Randers, Beyond the Limits: Confronting Global Collapse,
Envisioning a Sustainable Future, Chelsea Green Publishing Company, 1992).
Veya, Kirkpatrick Sale'in ifade ettiği üzere, "gezegen küresel bir ekolojik
tahribat [ecocide, ekolojik intihar] yolunda ilerliyor, belki de bunun tam
eşiğinde." ("Bioregionalism --A Sense of Place," The Nation, 12: 336-339).
Çoğu anarşist, ekolojik krizin köklerinin, Geç Cilalı Taş Devri
sırasında ataerkilliğin, köleliğin ve ilk ilkel devletlerin ortaya
çıkmasıyla beliren tahakküm psikolojisinde yattığını düşünür. Eko-
anarşizmin öncülerinden birisi olan Murray Bookchin (bakınız Kısım E) şunu
belirtiyor, "toplumsal tahakkümle birlikte ortaya çıkan hiyerarşiler,
sınıflar, mülk sahibi biçimleri, ve devletçi kurumlar, kavramsal olarak
insanlığın doğayla ilişkisine aktarıldı. Doğa da giderek latifundium [Eski
Roma'daki büyük araziler] köleleri gibi acımasızca sömürülecek basit bir
kaynak, bir nesne, bir hammadde olarak görüldü." (Toward and Ecological
Society, s. 41). Ona göre, tahakküm psikolojisini söküp atmaksızın ekolojik
felaketin gerçekleşmesini önlemeye yönelik tüm girişimler büyük olasılıkla
sadece palyatif [kısmen rahatlatıcı] olacak ve bu nedenle de başarızlığa
mahkum olacaktır. <<Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd04.html

--------------------------------
"EMPERYALİZMİN SEBEBİ NEDİR?", Anarşist Sıkça Sorulan Sorular, Kısım D.05
(çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd05.html

D.05.1 Emperyalizm Zaman İçerisinde Nasıl Değişti?
D.05.2 Emperyalizm Yalnızca Özel [Kesim] Kapitalizminin Bir Ürünü müdür?
D.05.3 Küreselleşme Emperyalizmin Sonu mu Demektir?
D.05.4 Emperyalizm ile Kapitalizmdeki Toplumsal Sınıflar Arasındaki İlişki
Nedir?

Tek bir kelimeyle: güç [power, iktidar, erk]. Emperyalizm, bir ülkenin
başka bir ülke üzerinde, onun (doğal veya üretilmiş) zenginliğini çalmak
amacıyla, siyasal araçlarla doğrudan veya ekonomik araçlarla dolaylı
olarak, tahakküm [hakimiyet] kurması sürecidir. Bu, zorunlu olarak,
tahakküm kurulan ülkedeki çalışan halkın sömürüsünün sömürülmesi anlamına
gelir, ve keza başka yerlerdeki çalışan halkların da sömürülmesine yardımcı
olabilir. Böyleyken, emperyalizm hakim ekonomik ve toplumsal sistemden ayrı
olarak düşünülemez. Esas itibariyle sebep, sömürünün emrinde kullanılan
aynı güç eşitsizliğidir.
Takip eden kısımlarda tartışacağımız üzere, emperyalizm zaman
içerisinde, bilhassa da (biçimleri ve yöntemleri kapitalizmin gelişen
gereklerine göre değiştiği) son ikiyüz yıl içerisinde değişmiştir. Ancak,
klasik imparatorluk inşası günlerinde bile, emperyalizm ekonomik kuvvetler
ve gereklerle yönlendirilmiştir. Bir devleti güvenli kılmak için, o
devletin, yönetici bürokrasinin ve onun bağlaşığı yönetici sınıfın
elindeki zenginliği arttırmak için, [o devletin] güçlü bir ekonomiye
dayanması ve yeterli bir kaynak tabanına sahip olması gerekir. Devletin
kontrol ettiği alanı arttırarak, mevcut zenginlik de arttırılabilir.
Devletler, doğaları itibariyle, aynen sermaye gibi yayılma [genişleme]
siyaseti yanlısı organlardır; onları yönetenler güç ve nüfuzlarının alanını
daima arttırmak isterler. Bu, toprakların kendi özel mülkleri olduğunu
açıklayan Krallar tarafından ulus-devletler yaratılırken, son 500 yıl
içinde Avrupa'da yaşanan büyük sayıdaki savaşlardan gözlenebilir. Üstelik,
bu çatışma, monarşilerin yerini daha demokratik hükümet biçimleri aldığında
sona ermemiştir. Bakunin'in ifade ettiği üzere:
"toptan imha savaşları, ırklar ve uluslar arasında yaşanan savaşlar
görüyoruz; fetih savaşları, dengeyi korumak için yapılan savaşlar, siyasal
ve dini savaşlar, 'büyük fikirler' adına yapılan savaşlar ... Ve tüm
bunların, bu savaşlara insanlık ve haklılık görüntüsü kazandırmak için
kullanılan tüm riyakar lafların altında neyin yattığını görüyoruz? Daima
aynı ekonomik fenomen: bazılarının diğerleri pahasına yaşama ve
zenginleşmeye olan eğilimleri ... Devlet'in kaderini yönlendiren güçlü
insanlar [erkekler], tüm bu savaşların altında tek bir güdünün yattığını
gayet iyi biliyorlar: yağma, bir başkasının zenginliğine el koyma ve bir
başkasının emeğini köleleştirme." (The Political Economy of Bakunin, s. 170)
Ancak, yayılmanın ekonomik güdüsü genellikle aynıyken, ulusun dayandığı
ekonomik sistemin bu emperyalizmin hareket ettiricisi ve doğası üzerinde
belirleyici bir etkisi vardır. Bu nedenle, eski Roma'nın veya Feodal
İngiltere'nin imparatorluk inşası, lafın gelişi ondokuzuncu yüzyıl
Almanyası ve İngilteresinden (veya yirminci yüzyıl) ABD'sinden farklı bir
ekonomik tabana sahiptir. Modern dünyada yegane ilgili [biçim] olduğu için
burada esasen modern kapitalist emperyalizm üzerine yoğunlaşacağız.
<<Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimd05.html

--------------------------------
"TERÖRİZM: KÜRESEL POLİSİ NORMALLEŞTİRMEK", Slingshot Magazine (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/slingshot-terorizm.html

Kapitalist Sistem
Sistemi Beslemek
Savaş Kaynaklarını Kaydırmak
Terörün Normalleştirilmesi
Hiçbir Şey Ebedi Değildir

Küreselleşme çağının ortaya çıkışıyla birlikte, savaş giderek "polisiye
yöntemlerle denetim" [policing, polisiye denetim] olarak tanımlanabilecek
bir nitelik kazandı: yani, giderek normalleşti. Bu nedenle, sistemik olarak
[bütün sisteme ilişkin olarak] gerekli olmakla beraber, savaş geçmişte
genellikle anormal bir olay, sakınılması gereken bir musibet olarak
görülürdü. Aynı şey genel olarak şiddet için de söylenebilir. Ancak,
toplumumuzda normal sosyal rutinin bir parçasına haline gelen bir şiddet
türü vardır: polisiye denetim. Polisin bir "şüpheli"yi şiddet kullanarak
etkisiz hale getirmesi ve tutuklaması genelde bir problem veya anormal bir
şey olarak görülmez, ve aslında arzulanır bir şey olarak görülür. Teröre
karşı savaş da, küresel bir polis devleti kurulmasına yönelen süreçte bu
ilkeyi alır ve genişletir.
Polis devleti terimi iyi bilinmektedir, ancak böyle bir devleti diğer
olası devlet biçimlerinden ayıran özellikler her zaman o kadar da belirgin
değildir. Terim genellikle, devletin polisiye denetim biriminin yasanın
dışına çıkarak, hükümetin baskıcı politik gereksinimlerine uygun bir
şekilde halkı sindirmek veya boyun eğdirmek için suçsuz insanları rastgele
cezalandırması ve öldürmesi durumuyla ilgili olarak kullanılır. Ancak, bu
formülasyon, "polisler"den ziyade "suçlular"ın faaliyetlerini tanımlıyor
gözükür.
Alternatif olarak, polis devletini yasaların aşırı baskıcı olduğu, ve
insanların sahip olmaları gereken hak ve özgürlükleri ihlal eden kaba bir
yürütme faaliyetinin içerildiği bir devlet olarak görebiliriz. Aslında,
polis devleti aygıtının yasaları dayatması veya onları ihlal etmesi bir
fark yaratmaz: buradaki temel nitelik yasaların dayatıldığı veya ihlal
edildiği tarzdır. Polis devletinin tanımlayıcı niteliği, politik amaçlarla
şiddet veya şiddet tehditi kullanılmasıdır. Bu, tesadüfi olmamak üzere,
terörizmin tanımlaması olarak kabul edilen tanımdır.
Şiddet içeren bir suç ile terörizm arasındaki ayrım esasen şiddetin ne
amaçla kullanıldığını göre farklılaşır: ilk olayda "kişisel" zenginleşme ve
ikincisinde ise "politik" zenginleşme için. "Terörizm" olgusu, küresel
kapitalist sistem içerisinde daha önceleri "suç"un oynadığı rolde ortaya
çıkmaktadır. Örneğin, ABD yönetici sınıfının belli kesimlerinin telif haklı
entelektüel mülkiyetin kopyalanmasını terörizm tanımlaması içerisine dahil
etmeye yönelik yakın zamandaki girişimleri, bu önermeyi destekleyen ikinci
dereceden delillerden bir tanesidir. "Terörizm" teriminin bu tarzdaki
kapsamının genişletilmesini amaçlamanın, terörizm olgusunun ortaya çıkmakta
olan küresel kapitalist düzende oynadığı sistemik rolü alttan alta
desteklediğini söylemek hiç de anlamsız olmayacaktır. <<Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/slingshot-terorizm.html

---------------------------------
Anarşist Bakış:
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/



*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
BİLGİ: http://ainfos.ca/org http://ainfos.ca/org/faq.html
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
ÜYELİK: lists@ainfos.ca adresine e-posta'nın ana
kısmında "subscribe listeadı eposta@adresiniz"
içerikli e-posta atın. Üyelikten çıkmak için ise
"unsubscribe listeadı eposta@adresiniz" içerikli mail
atın.

Tüm listeler için seçenekler: http://www.ainfos.ca/options.html


A-Infos Information Center