A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

=?UNKNOWN?B?KHRyKQ==?= Proudhon'un ve Bakunin'in=?UNKNOWN?Q?Tasar=FDmlar=FDnda_End=FCstriyel_Yap=FD?=

From Worker <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Thu, 15 Jan 2004 11:10:08 +0100 (CET)
Delivered-to a-infos-outgoing@ainfos.ca


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________

PROUDHON’UN ve BAKUNİN’İN TOPLUM TASARIMLARINDA
ENDÜSTRİYEL YAPI
Mehmet Aslanoğlu
Kendisine “anarşist” adını veren ilk düşünür olan Pierre Joseph
Proudhon’un toplum tasarımının temelini, tarımda ve sanayideki küçük
işletmeler oluşturmaktadır.Üretimde büyük ölçekli örgütlenme modeli ona
göre, toplumdaki iktisadi eşitsizliklerin hem nedeni hem de sonucudur
(Cole,210). Bu anlamda Proudhon, küçük mülkiyetin varlığını
desteklemektedir. Onun ünlü “mülkiyet hırsızlıktır” sözünün asıl hedefi
, tekelci büyük ölçekli kapitalist sanayi ve onun finans temelidir
(Proudhon,59).

Proudhon 1846’da yayımladığı “Ekonomik Çelişkiler Sistemi ya da
Sefaletin Felsefesi” adlı kitabında toplum yapısını bozan iki temel
çelişkiyi öne çıkarır(Louis,100).Bunlardan ilki, makinanın yarattığı
çelişkidir.Makina, bir yandan işçinin çektiği zahmeti azaltan, üretilen
malların fiyatlarını düşüren, yeni buluşlara neden olan,kamusal refahı
artıran bir etkenken, öte yandan emek kullanımı gereksinimini azaltarak
işsizliğe yol açacaktır.Üstelik makina kullanımının artması , büyük
ölçekli üretimi ve bu üretim sürecinde ücretli işgücü kullanımını
gerektirerek toplumda sosyal eşitsizliklerin doğmasına neden
olacaktır.Proudhon’un çağının toplumsal yapısındaki vurguladığı ikinci
temel çelişki, işbölümünün yarattığıdır.Ona göre işbölümü, üretimin
artmasında , dolayısıyla ekonomik gelişmede çok önemli bir rol
oynamasına karşılık , diğer yandan da işçinin “buyruk ve boyunduruk”
altında kalmasına , zekanın gereksizleşmesine, insanların eşit
olamamasına yol açan bir etkendir.

Proudhon’un 1851’de yazdığı “ Devrimde ve Kilise’de Adalet” adlı
kitabındaki üretimde işbölümü ve uzmanlaşmaya ilişkin eleştirilerinde,
1990’ların Piore ve Sabel tarafından temelleri atılan Esnek Uzmanlaşma
yaklaşımının Fordist iş sürecine yönelttiği eleştirilerin ilk iz-lerini
bulmak olanaklı gözükmektedir. “19.yüzyılda Genel Devrim Düşüncesi” adlı
yapıtın da Proudhon, endüstriyel üretim sürecinde işin parçalanmışlığının
olumsuzluklarının ortadan kaldırılması için, işçinin çalıştığı sanayi
dalındaki üretimin tüm aşamalarına katılmasının sağlanacağı bir
eğitimden geçirilmesini önermektedir (Arvon,15).Böylece işçi,
yaratıcılığının bilincine vararak, üretim sürecine ilişkin bütünsel bir
görüşe ulaşacaktır.İşçinin iş sürecinin tüm evrelerine katılması, onu
zekasını kullanma gereği olmadan, aynı hareketi yinelemekten
kurtaracaktır.Proudhon’a göre, çalışanın iş süreci içinde amaçlarının
artması ve çeşitlenmesi, çalışma kavramının gerçek değerine kavuşmasını
sağlamakla kalmayacak, onun mutluluğunun da temel koşulunu
oluşturacaktır.Gereğinden fazla uzmanlaşmanın ise kişinin mutluluğunu
engelleyeceği görüşündedir. Öyle ki Proudhon’un uzmanlaşmaya tümden
karşı olduğu bile söylenebilir.Ona göre, herkesin belli bir eğitimden
geçirilerek, bir yerine birkaç meslek sahibi yapılması gerekmektedir
(Dennis,392).

Proudhon’un toplum tasarımı , merkezi otoriteye yervermeyen özerk
birimlerin gönüllülük ilkesi içinde bir araya geldiği bir federalizme
dayanır.Bu örgütlenme modelinin temelini atölyeler
oluşturmaktadır.Gerçekten de “atölye”, Proudhon’un yaklaşımı içinde
anahtar kavramdır.Buna göre, toplumda kendi kendini yöneten atölyeler ,
işçi birliklerini (korporasyonları) oluşturacak , karşılıklı dayanışma
(mutuellisme) temelinde bir araya gelen işçi birlikleri ise genel sanayi
federasyonu içinde örgütlenecektir(Işıklı,28) Böylece bir bakıma,
Proudhon’un deyişiyle “ atölye , hükümetin yerini alacaktır.”Bu anlamda
Proudhon, tarımsal yapıdaki küçük işletmeler arasındaki federatif
örgütlenmeyle birlikte, yatay birleşmelerle atölyeden uluslararası
federasyona ulaşan, onun “Endüstriyel – Tarımsal Federasyon” adını verdiği
ekonomik temelli bir örgütlenme öngörmektedir.Ona göre , bu örgütlenme
modeliyle toplumsal yapıda, daha önce değinilen makinalaşma ve işbölümünün
yarattığı olumsuzlukların ortadan kaldırılması sağlanacaktır.

Endüstriyel –Tarımsal Federasyonun temelini oluşturan atölye ve
küçük tarımsal işletmelerin ekonomide, kapitalist üretime karşın
varlıklarını sürdürebilmeleri için,Proudhon iki koşulun gerekli olduğunu
düşünmektedir.Bu koşullardan ilki, toplumdaki zanaatkar ve köylü küçük
üreticilerin emeklerinin ürünlerini, değerli madene dayanan paraya
gereksinim duyulmadan,aralarında aynı emek değerlerle değişiminin
sağlanmasıdır.İlkine sıkı sıkıya bağlı diğer koşul ise , bu birimlerin
faizsiz kredi elde etme olanaklarına kavuşturularak, sermaye
gereksinimlerinin ortadan kaldırılmasıdır (Carter,64).Üretilen malların
değişimi , Proudhon ‘un karşılıklı dayanışma ilkesi çerçevesinde
gerçekleştirilecektir.Buna göre malların değişiminde kullanılan temel ölçü
birimi, onların üretiminde
harcanan ortalama emek saati süresi olacaktır. Sözgelimi üç emek saatinin
kullanımıyla üretilen herhangi bir malın değeri , aynı emek saatlik bir
malın değerine eşit olacaktır.Ekonomide malların dolaşım ilişkilerinin
sağlanması içinse, ürünleri kendisindeki çalışma süresi kayıtlarına
dayanarak karşılıklı değiştiren bir Değişim Bankası kurulması
gerekmektedir.Proudhon, daha az ölçülerdeki değişimlerin
gerçekleştirilmesi amacıyla da malların taşıdıkları emek-saatlerine göre
değişimlerin yapılacağı “ meta-evleri”nin kurulmasını öngörmektedir
(Cantzen,14).Malların dolaşımında Proudhon’un önemli bir işlev yüklediği
Değişim Bankası , aynı zamanda faizsiz kredi yaratan bir kurum
olacaktır.Bu amaçla Değişim Bankası bir tür banknot sayılabilecek
“değişim bonoları” çıkararak , sermayesi olmayan küçük üreticilere
faizsiz kredi yoluyla üretim araçlarına sahip olma olanağı
sağlayacaktır.Altınla değiştirilemeyecek olan değişim bonoları , bütün
işçilere yaptıkları işlerle orantılı olarak dağıtılacak emek
belgelerinin ve mal satışlarını temsil eden ticari faturaların
karşılığında çıkarılacaktır.Buna göre , değişim bonoları alışverişlerde
kullanıldığında paranın yerine geçmiş olacaktır (Carter,64).

Proudhon’un yaklaşımı içinde , sanayi üretiminde yeralan işçiler
de Değişim Bankasından faizsiz kredi sağlayarak atölye sahibi konumuna
geçebileceklerdir.O , faizin kaldırılmasının sanayi yapısının fabrikadan
atölyeye doğru dönüştürülmesini sağlamakla kalmayıp , aynı şekilde
tarımdaki mülkiyet yapısını , dolayısıyla tüm sosyal ilişkileri de
derinden etkileyeceğini düşünmektedir. Proudhon’a göre , tarımsal
üretimde işlediği toprağın mülkiyetine sahip olmayan icarcı , yani
toprak kiralayan köylü faizsiz kredi bulamadığı sürece toprağın sahibi
olamaz. Buna karşılık , hayatı boyunca emeğin ürününün büyük bir
bölümünü kira olarak
ödeyecektir.Oysa Proudhon , icarcının 33 yıl boyunca ödeyeceği toplam
icarın toprağın değerine ulaşacağını varsayarak , ona işlediği toprağı
satın alabilecek faizsiz kredi sağlandığında , toprağın değerini aynı
süre içinde Değişim Bankasına geri ödeyebileceğini tasarlamaktadır
(Arvon,71).Böylece sanayide olduğu gibi , tarımsal yapıda da küçük
mülkiyete dayanan üreticilik yaygınlaşacaktır.Üstelik toplumda yaratılan
bağımsız zanaatkarlar ve köylüler ağıyla kapitalist sistemin dışında
çalışabilecek üretici birliklerinin kurulması olanaklı hale
gelecektir.Proudhon’un toplum tasarımı içinde , Değişim Bankası
toplumsal yapıdaki sözü edilen dönüşümü
gerçekleştirmesinin yanısıra , kapitalist ekonomiyle rekabet edebilecek
bir alternatif ekonominin yaratılmasında etkin bir rol oynamaktadır.Buna
göre , Değişim Bankası bir tür planlama örgütü gibi , malların arz ve
talebinin düzenlenmesine de öncülük ederek , ihtiyaç duyulan malların
üretilmesini sağlayacaktır. Ayrıca , banka niteliksiz malları kabul
etmeyerek , üreticiler arasındaki rekabeti de özendirecektir ( Cantzen,
115-277).

Proudhon , Değişim Bankası düşüncesini uygulamaya da çalıştı.Bu
amaçla 1849 yılında Fransa’da “Halk Bankası” adıyla 27 bin üyeli bir
banka kurdu.Ancak Proudhon’un siyasal iktidarla yaşadığı sorunlar
yüzünden hapis cezasına çarptırılmasının sonucunda Belçika’ya kaçmak
zorunda kalmasıyla , iktisadi olabilirliği denemeden banka kapandı
(Woodcock,77). Bu bağlamda , Değişim Bankası fikrinin en zayıf noktasını
, faizsiz kredi alanların borçlarını bankaya geri ödemediğinde ,
sistemde bu riske karşı herhangi bir ihtiyat bulunmaması oluşturur. Daha
geniş bir çerçevede bakıldığında ise , Proudhon’un kapitalist sistemin
adaletsizliklerinden kurtulmak için köklü değişiklikler yapılması
gereken bir “bütün” oluşturduğunu gözö-nüne almadan, faizsiz kredi
uygulamalarıyla tedrici olarak dönüştürülebileceği düşüncesi bir fantazi
olarak yorumlanabilir.

Öte yandan , Proudhon ekonomide teknolojik gelişmenin
gerçekleştirilmesi görevini , işçi birliklerine yüklemektedir. İşçi
birlikleri Değişim Bankasının yönlendirmesiyle nitelikli ürünler üretmek
için rekabete girişecekler , bu da onları teknolojik gelişmeye ağırlık
vermeye yöneltecektir.Ne varki Proudhon’un yaklaşımı içinde , işçi
birliklerinin ürettikleri malları Değişim Bankasına maliyet fiyatına
vermekle yükümlü olduklarından , teknolojik gelişme için nereden kaynak
bulabilecekleri açık değildir.Bu anlamda Proudhon’un zanaat üretimine
dayanan modelinde teknolojik ilerlemenin içsel bir değişken olmadığı
söylenebilir.

Proudhon’un düşünceleri kendisinden sonra gelen farklı
konumlardaki birçok düşünürü etkilemiştir.1871 Paris Komününden Yugoslav
özyönetim deneyimine değin birçok uygulamada da Proudhoncu izler
bulunabilir.Aynı şekilde , 1930’lar Türkiyesinde de Ahmet Hamdi Başar’ın
toplum tasarımındaki buğday bonoları ve kooperatifçi örgütlenme
önerilerinde Proudhoncu etkilenmeler görülebilir (Aslanoğlu, 1278-79).Yine
1990’lar Türkiyesinde , şimdi kapatılmış olan bir siyasal partinin “Adil
Düzen” nitelemeli ekonomik programında Proudhon’un izlerine raslamak ise
oldukça ilginç sayılmalıdır.

Proudhon’un düşünce ve eylemlerinden derinden etkilenmiş olan
Mikhail Bakunin ise anarşist düşünce içinde daha çok eylem yanıyla
yeralır.Bu nedenle Proudhon’da görülen , bütünlüklü bir toplum tasarımı
geliştirdiği söylenemez.Bakunin’i , K.Marx’ın “ Kuransız Hz. Muhammed” e ya
da Herzen’in “Amerikasız , hatta gemisiz Kolomb” a benzetmeleri de onun bu
kuramsal çatıdan yoksun eylemci kişiliğini dile getirir.

Bakunin’in anarşist düşüncesinin temeli , Proudhon’dan etkilendiği
toplumsal örgütlenmede federalizm ilkesine dayanır.Toplumun örgütlenmesi
, tarım ve sanayideki köylü ve işçi birliklerinin tabandan tepeye doğru
oluşturdukları bir özgür federasyon içinde gerçekleşecektir.Buna göre ,
hem tarımda hem de sanayide önce komünler düzeyinde , sonra komünler
federasyonunun birleşmesiyle bölgelerde , bölgelerin birleşmesiyle de
uluslararası ve kollektivist özellikler taşıyan bir toplum ortaya
çıkacaktır (Bakunin,96).Böylece bu federalist yaklaşım içinde siyasal
otorite etkisini yitirerek , onun yerine toplumda Bakunin’in deyişiyle
“üretici güçlerin ve ekonomik hizmetler örgütünün” yani bir ekonomik
federasyonun egemenliği başlayacaktır.Bu federasyonda üretim
birliklerinin üstünde yeralan bir organizasyonla dünya çapındaki
istatistik bilgilerinden yararlanılarak dünya sanayi üretiminin
yönlendirilmesi ve malların arz talep dengelerinin sağlanması
gerçekleştirilecektir.

Bakunin politik merkezileşmeye tümüyle karşıyken ekonomik
merkezileşmeyi uygarlığın temel koşulu sayar , öyleki onun özgürlüğü
yarattığı inancındadır(Maximoff,256).Bu düşüncesini İsviçre örneğinde
geliştirir. Ona göre , İsviçre’de 1848’den sonra politik merkezileşmenin
artışı bir ilerleme getirmemişken dövizde tek kur , ağırlık ve ölçü
biriminde tek standart , büyük ölçekli bayındırlık etkinlikleri , öteki
uluslarla ticari anlaşmalar gibi İsviçre’deki ekonomik merkezileşme
uygulamalarının olumlu sonuçları olmuştur.

Anarşist düşünce içinde ekonomik amaçlı olmasına karşın oldukça
eleştirilen (Cantzen, 127) federal “merkezileşme” yaklaşımının doğal
sonucu olarak, Bakunin sanayinin de merkezi toplulaşmasından, başka
deyişle modern teknoloji kullanan büyük ölçekli sanayi komplekslerinden
yanadır.Bu noktada , Proudhon’un atölyelere dayanan sanayi örgütlenmesi
görüşünden tümüyle ayrılır.Ne varki Bakunin, büyük ölçekli sanayi
kuruluşlarının işçi birliklerinin denetiminde olmasını zorunlu koşul
sayar (Carter,66).

Ancak , sistematik bir düşünce çatısının olmayışının bir sonucu
olarak , büyük sanayiye ve orada çalışan proleteryaya ilişkin sözkonusu
görüşleri , 1860’lar sonrasındaki anarşist hareket içinde önemli bir
yeri olan Bakunin’in somut politikaya ilişkin görüşleriyle
çelişir.Bakunin’in toplumsal dönüşüme yönelik reel politikası büyük
sanayi işçilerine değil , köylü kitlelerine ve kentlerin varoşlarındaki
lumpen proleteryaya dayanır (Cole,231)

Yine , büyük sanayideki iş sürecinden çok farklı biçimde , kırsal
kökenlerinden kopmaksızın ve işbölümüne yervermeksizin nitelikli zanaat
üretimi yapan İsviçre’nin Jura bölgesindeki saat yapımcılarının
Bakunin’in düşüncelerinin en büyük destekleyicisi olmaları oldukça
ironiktir.Bu saat yapımcılarının kurduğu Jura Federasyonu , 1870’ler
boyunca anarşist hareketin çok önemli bir ilgi odağı olmuştur (Woodcock
, 95)

Öte yandan , Bakunin’in modern teknolojiye olan yaklaşımını daha
iyi anlayabilmek için, çağının bilim anlayışına nasıl yaklaştığının da
incelenmesi gerekmektedir. Bakunin , her ne kadar bilimi teknolojik
ilerlemeyi sağlayan ve insanları her türlü dışsal otoriteden kurtararak
özgür kılan bir güç olarak görüyorsa da onun bu konudaki görüşleri ,
belki de bilimin pozitivist yorumunun ilk sistemli eleştirisidir.
Bakunin , bilimin yaşamın sonsuz çeşitliliğini düzenli bir kalıba
indirgeme eğiliminde olduğu görüşündedir.Ayrıca pozitivist bilimin
yaptığı , soyut kavramlarla ya da kuramlarla açıklanamayacak
farklılaşmış “tekilliklerin” soyutlamayla genelleştirilmesine de
karşıdır. Onun deyişiyle “bilim her zaman değişmeyen , kişiye bağımlı
olmayan , genel ve soyut bir niteliğe sahiptir ve soyutlamalar , tarihin
gösterdiği gibi , kolaylıkla insan kanıyla beslenen vampirlere
dönebilirler.”(Walicki,245).Bakunin’e göre , bilim “pozitif bilim “ de
olsa , ona sahip olanların , yani bilimcilerin insanlar üzerinde otorite
kurmalarına yolaçabilir.Dahası pozitif bilimciler her zaman yaşamı
teoriye uydurma eğilimin-de olacaklar , buysa bilimin ve bilimcilerin
insan üzerinde kurduğu otoriteyi artıracaktır.

Bakunin , bilimcilerin ve teknik uzmanların toplum üzerindeki bu
egemenliğin , sıradan insanları “köleler , oyuncaklar ve bu ihtiraslı
kişilerin kurbanları” haline getirebileceklerini belirtir(Avrich,27).Bu
nedenle , bilimsel bilginin önemine inanmakla birlikte , bilimin
egemenliğine devletin egemenliğine karşı olduğu ölçüde karşıdır.Ona göre
bilim , genel eğitimin sağlanmasıyla herkesin sahip olabileceği ,
toplumun malı bir konuma getirilmelidir. Bunun için , bilimin
ayrıcalıklı bilimciler kesiminin elindeki bir kurum olmaktan çıkarılması
gerekmektedir. Böylece bilim , yaşamın parçası haline gelerek asıl insan
ihtiyaçlarına , aristokratik kimlikli bir otorite gerektirmeksizin cevap
verebilecektir.

Ne varki Bakunin’in yaklaşımı içinde , “herkesin bilimiyle”
teknolojik gelişmelerin nasıl uyarılacağı tartışmalı bir konu olarak
kalmaktadır.Oysa Bakunin’in ekonomik amaçlı federal merkezileşme
görüşünün bir uzantısı olan sanayinin merkezi toplulaştırılması
önerisinin , teknolojik gelişme için uygun bir zemin sağlayabileceği
düşünülebilir.Buna karşılık , onun bilimin merkezikeşmesine karşı
sözkonusu olumsuz yaklaşımı ise tersine teknolojik gelişme için önemli
bir engel olarak yorumlanabilir.

SONUÇ

Sonuç olarak , Bakunin birçok açıdan Proudhon’dan etkilenmiş
olmakla birlikte , ondan farklı biçimde büyük ölçekli bir endüstriyel
yapılanmadan yanadır.Oysa Proudhon’un atölyelere dayanan küçük ölçekli
endüstriyel yapılanmayı modelinde temel aldığı düşünüldüğünde , her
ikisinin toplum tasarımları arasındaki başlıca ayrılığın endüstriyel
yapılanma ölçeği olduğu ortaya çıkmaktadır.Ancak her iki düşünürün de
teknolojiye önemli bir vurgu yapmalarına karşın teknolojik değişmenin
gerçekleştirilmesinin mekanizmaları üzerinde durmamışlardır.Bu açıdan ,
hem Proudhon’un hem de Kropotkin’in teknolojik gelişmeyi Solow’un
neo-klasik iktisat yaklaşımındaki gibi bir dışsal değişken olarak ,
gökten düşen meyva (manna from heaven ) biçiminde yorumladıkları
söylenebilir.


KAYNAKLAR

.Arvon,H.,Anarşizm Nedir? (çev.G.Üstün),Gerçek Yayınevi, İstanbul,1966.

.Aslanoğlu,M.,”Ahmet Hamdi Başar ve Kooperatifçilik” Cumhuriyet Dönemi
Türkiye Ansiklopedisi , Sayı 41 , İletişim Yayınları.

.Avrich,P.,Anarşist Portreler I, (çev.O.Akınhay),Sarmal Yayınevi ,
İstanbul ,1991.

.Bakunin,M.,Devlet ve Anarşi, (çev.A.Türker) , Kavram Yayınları ,
İstanbul ,1992.

.Cantzen , R., Daha Az Devlet Daha Çok Toplum , (çev,V.Atayman), Ayrıntı
Yayınları, İstanbul , 1994.

.Carter,A.,The Political Theory of Anarchism , Routledge-Kegan Paul ,
London,1962.

.Cole,G.D.H.,Socialist Thought , The Forerunners, MacMillan ,London,1962.

.Denis, H.,Ekonomik Doktrinler Tarihi , (çev.A.Tokatlı),Sosyal Yayınlar ,
İstanbul, 1973.

.Işıklı,A.,Özyönetim , A.Ü.SBF yayını ,Ankara,1980.

.Louis,P.,Fransız Sosyalizmi Tarihi , (çev,Ş.Hulusi) , Dördüncü Yayınevi
, İstanbul ,1966.

.Maximoff , G.P., (ed) , The Political Philosophy of Bakunin , Free Press
,New York , 1964.

.Proudhon , P.J., Mülkiyet Nedir?,(çev,V.G.Üretürk) , Ararat Yayınevi ,
İstanbul , 1969.

.Walicki,A., Rus Düşünce Tarihi , (çev.A.Şenel) , V Yayınları ,Ankara ,
1987.

.Woodcock , G., Anarşizm, (çev.E.Tuncalı) , Kitaş Yayınları , İstanbul ,
1967.


[Bu makale Uludağ Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Dergisi'nin 9. sayısında yayımlandı:
http://iktisat.uludag.edu.tr/dergi/9/mehmet/mehmet.htm]



*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
WWW: http://www.ainfos.ca/
BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
unsubscribe a-infos
subscribe a-infos-X
X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)


A-Infos Information Center