A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) inat! #1 - MEZOPOTAMYA SAVAŞA HAZIRLANIYOR

From Worker <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Tue, 24 Feb 2004 08:22:45 +0100 (CET)


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________

MEZOPOTAMYA SAVAŞA HAZIRLANIYOR
(Tarkan Tufan)

Balkanlarda yıllarca dinmeyen etnik savaşın külleri
soğumamışken, Çeçenya ve Afganistan yıkımlarını
izledik. Sırada binlerce yıldır paylaşılamayan
bereketli Mezopotamya toprakları var. Sırp, Boşnak,
Arnavut ve Hırvat faşizmlerinin ardından; Arap,
Türkmen ve Kürt faşizmlerinin pratiklerine tanık
olmaya başladık. Anglo-Saxon birliği (İngiltere-ABD)
arkalarına İsrail devletini de alarak Ortadoğu'yu bir
kan okyanusuna çevirmeye girişti.

Bu cephenin tek derdinin petrol kaynaklarını
denetlemek olmadığı gün gibi aşikar. Zira, son 20
yılda Avrupa'da yaşanan birleşme hareketi, Anglo-Saxon
hakimiyetinin temellerini hafiften sarsmaya başladı
bile. Üstelik Fransa ve Almanya'nın İsrail'e karşı
olan tavrı günden-güne sertleşiyor. Diğer yandan
Fransa-Çin-Rusya üçlüsüne yakın duran Arap devletleri
(Suriye, İran, Mısır, Yemen, Sudan) artık Abd ve
İngiltere'nin fiili işgaliyle yüzyüze duruma geldi.
Her ne kadar Irak işgali birkaç haftada tamamlanmış
gibi görünse de, Amerika'nın asıl sorunu, farklı
devletlerin desteğini alan etnik ve mezhepsel
birliklerin kontrol altına alınamamasıdır. Yani
Rumsfeld ve diğer "şahinlerin" evindeki hesap çarşıya
uyamayacak kadar aptalcaydı.

Öte yandan, etnik grupların her birinin de kendine ait
iktidar ve "bağımsızlık" hesapları var tabii ki!
Yıllarca Baas yönetimi altında ezilen, soykırıma
uğrayan, mağdur durumdaki halkların, ellerine bir şans
geçtiği gün nasıl da canavarlaşmaya başladığını
tiksinerek izliyorum. Elbette bütün yaşamın güç olgusu
üzerine kurulu olduğu bir coğrafyada, gücün paylaşımı
sorunu inanılmaz bir vahşeti körüklemeye gebedir.

Osmanlı devletinin yıkılışından bu yana bağımsızlık
için mücadele eden Kürt hareketinin Irak'ta kalan
kısmı, arkasını Anglo-Saxon cepheye dayayarak
devletini kurmaya çabalıyor. Araplarsa, Türkmen ve
Asuri...vs. halkalarla işbirliğine giderek bu durumu
engellemeye çalışıyor. Her evde tonlarca silah ve
patlayıcının bulunduğu, yıllardır kozlarını paylaşmaya
hazırlanan bölgenin ateş alması durumunda; hem Arap
yarımadası, hem AB, hem Çin-Rusya, hem
Aglo-Saxon-İsrail cephesi, hem de Ortadoğu
devletlerinin muhatap olacağı bir kıyamet ateşi ortaya
çıkacak gibi görünüyor. Hal keza, bu yöne doğru bir
akış mevcut, akışı durdurmak içinse oldukça yetersiz
bir karşı duruş var. Ne Hollywood'un savaş karşıtı
kanadı, ne de Avrupalı sosyal-demokrasi havarileri bu
yangını söndürmek konusunda başarılı olabileceğe
benzemiyor. Kaldı ki, Irak içinde yaşayan halkın da
savaşı durdurmak bir yana, daha fazla bilendiğine
şahit oluyoruz. Yani, ya ölecek, ya da öldürecekler...

Yaklaşık 60 yıldır süren Filistin işgali, milyonlarca
insanın sürgünde ya da apartayd (etnik ayrım) altında
yaşıyor olduğu işkence hayatı, aklı selim Musevîler ve
Filistinlileri yok etmeye, Abd kontrolünün Ortadoğu
üzerinde sürmesine hizmet ediyor. Hamas,
Hizbullah...vs. islami ordular ve İsrail devleti
arasında süren savaş asla bitmeyecek gibi. Ne yazık ki
bu savaş sadece çatışan tarafları değil, çocukları,
anti-militaristleri ve anti-otoriterleri de kurban
etmeye devam ediyor. Savaşı bitirebilecek tek koşul,
Abd'nin kanlı dişlerini Ortadoğu'dan çekmesi ve
Araplar ile Musevîlerin özgürce bir araya geldiği
yaşam birliklerinin kurulması olabilir. Bunun dışında
ne islami grupların, ne de İsrail devletinin zaferi bu
savaşı insani bir biçimde bitiremeyecek, İstanbul'a
dek uzanan bombaları durdurmak, bu savaş bitmeden
mümkün olamayacaktır.

Durum böyleyken, burnumuzun dibinde patlamaya hazır
bir 3. Dünya savaşı ile yüzyüzeyiz. Etkilerini onlarca
yıl yitirmeyecek olan bir kan davası başlıyor. Şuna
inanıyorum ki, Önasya halkalarının en zor unuttuğu
şey, yaşadıkları kan davaları; Yunan-Türk, İran-Irak,
Filistin-İsrail...vs. düşmanlıklarının hepsinde de
ortak yön, meydana gelen toplu kıyımlar ve göç
dalgaları. Ve devletler, bu tarihi hiçbir zaman
unutmak niyetinde değiller. Kerkük'te Kürtlerin
başlattığı intikam saldırılarının beş-on yıl sonraki
rövanşını şimdiden tahmin edebiliyorum, kana-kan,
cana-can...

Bu savaşın diğer kanadında yer alan
Alman-Fransız-Rus-Çin ittifakıysa Ortadoğu'nun kaşı
gözü hürmetine değil, tarihsel avantajlarını
yitirmemek adına diş gösteriyor. Yüzyıllardır Afrika
kıtasının "ilkel" kabilelerini silahlandırıp, işine
gelmeyen yönetimlere karşı darbeler ve soykırımlar
tezgahlayan Fransız devletinin, adaletten ve yaşamdan
yana olduğunu düşünmek aptallığın daniskası olur.
İstedikleri tek şey yeni-sömürgecilik kurallarının
Anglo-Saxon cephe tarafından bozulmasını önlemek.
Irak'ta savaşın ardından açılan ihalelerle ilgili
olarak yoğun biçimde geçen bir pazarlık sürecinden
hepimizin haberi var, üç beş ihale kapabilen devletler
saflarını Abd'nin tarafına kaydırıverdi, alamayanlar
ise BM konseyinde "özgürlükçülük" parodileri
sergiliyor. Daha önceleri Liberya, Zaire,
Nijerya...vs. ülkelerdeki çıkar savaşlarında Fransa'ya
yenik düşen Abd, bu sefer işini cidden sıkı tutuyor.
Gerekirse yüzlerce yıl Irak yönetimini elinde
tutacağını da açık açık (pişkin ve iğrenç bir
ifadeyle) söylüyor zaten.

Peki bizler, yani bu savaşçı toprakların yanı başında
"normal" hayatlar süren insanlar ne yapabilir? 1
marttaki tezkere karşıtı eylemin kalabalık nüfusuna
bakıp yanılgıya düşmeyelim; hükümetteki partiyi
beğenmeyen sosyal-demokratlar, Müslümanların
öldürülmesini içine sindiremeyen fundamentalistler,
Türkiye'nin savaşa girmesinde herhangi bir "çıkar"
görmeyen liberaller ve bir kısım devrimciler vardı
alanda. Bu kalabalığın en düşük nüfusunu ise
savaşkarşıtı anti-otoriterler oluşturuyordu maalesef.
Demek ki aslında, savaşı istemeyen iki-üç bin kişinin
gösterisiydi bu. Mezopotamya'nın savaşçı kimliği (her
Türkün asker doğması, Çerkezlerin Ürdün kraliyet
ailesinin korumalığı ile ünlenmesi, islami
hareketlerin intihar komandoları...) öyle kolay kolay
alt edilebilecek türden bir şey değil. Karşımızda
ölümü kutsallaştıran, bu yolla cennette beleş bilet
bulmayı düşleyen binlerce insan duruyor. Eğer bunun
kültürel bir sorun olduğunu söylersek hata etmiş
olmayız ama bunu bilmek sorunu çözmeye yetmiyor. Katı
disiplin altında, ister şer-i, isterse laik kurallarla
yetişen insanların, kendi varlıklarının farkına
varması, birey olduğunu, bu savaşların daha o insanlar
doğmadan önce başlatıldığını, aslında bu savaş
içerisinde yaptığı hiçbir "kahramanlığın" bir anlamı
olmadığını fark etmesi gerekiyor.

Geçen yıl İsrail'in Arafat'a karşı başlattığı imha
operasyonları esnasında Ramallah'ı ve diğer bölgeleri
işgal etmeyi reddeden yüzlerce İsrail askeri ve
subayları şu anda tutuklu ve haklarında verilen
"cezayı" çekiyor. Yapısı gereği totaliter olan İsrail
devleti, artık faşizm bayrağını göndere çekti ve kendi
halkını da bu kan deryasında boğmaktan hiç mi hiç
çekinmiyor. İspanyol engizisyonundan beridir türlü
soykırımlara uğrayan bir halktan faşist bir devletin
doğması gayet düşündürücü bir mesele. Demek ki
vizyondaki Yahudi soykırımıyla ilgili filmleri, İsrail
devletinin kontrolünü elinde tutanlar hiç izlemiyor.
Bu yokedici ve sınır (sinir) tanımayan anlayış,
koskoca Mezopotamya'yı bir dünya savaşının eşiğine dek
getirebildi. Bu durumu propaganda malzemesi yapan
kıyımcı-islami hareket de alabildiğine fütursuz
biçimde serpiliyor ve kanla beslenmeye devam ediyor.
Anti-otoriterlerin bir türlü bulaşmak istemediği bu
karman-çorman savaşlar ağı da artık dünyanın bir
numaralı sorunu haline geldi ve doğrularımızı
açıklamak zorundayız. İşin içinden "tüm savaşlar
kötüdür” diyerek kurtulmak mümkün olsaydı, hemen
yazının başında der ve kurtulurdum ama hiçbir sorun
çözülmüyor işte. Eğer kendi duruşumuzu
netleştirmezsek, hep haber izleyen ve kendi kendine
söylenen bireycikler olarak kalacağız. Madem ki
İstanbul'a dek uzanan intihar bombaları yaşadığımız
hayatın içine bu savaşları sokuyor, biz de bu
savaşları nasıl durduracağımızı konuşalım artık.
Yüzümüzü dönük tuttuğumuz Avrupa ve Amerikan kıtasıyla
kurduğumuz ilişkilerin yüzde birini bile kuramadık
Mezopotamya ile. Çünkü bu coğrafi cinnet rtamında
özgürlükçü hareketin filizlenebileceği topraklar henüz
oluşmuş değil. O savaştan bu savaşa koşturan yeni
nesiller ise, gözlerini dünyaya açtıkları anda bir
ordunun içinde buluyorlar kendilerini.

Anadolu ve Rumeli üzerinde yaşayan anti-otoriter ve
anti-militarist bireylerin ve grupların,
Mezopotamya'ya daha yakından bakması ve buraya özgü
fikirler üretmesi, eylemesi farz olduğuna göre, bu
savaşa dair bir duruş yaratmamız da elzemdir. Evet, bu
savaş küresel kapitalizmin yeni icraatlarından
biridir, yeni bir paylaşım çatışmasıdır ama, örneğin
Iraklı halklardan hangisi çıkıp da kapitalizmin
yokedilmesinin gerekliliğinden bahsediyor ki? İsrail
ve Filistin toprakları dışında, hiçbir Ortadoğu
ülkesinde kapitalizmi ve yarattığı yıkımı eleştiren
bir tavır yok. Geriye sadece bizim yaşadığımız
topraklar kalıyor; bir şekilde bu kültürlerle
iletişime geçmeli ve varolan kültüre karşı özgürlük
bayrağını açmalıyız. Önümüzde duran ilk engel ise
bireyi yok sayan, tüm iyiliği etnik grup ya da mezhep
birliği için isteyen yerleşik kültürdür. Zaten bu
toprakları bu kadar kolay yönetilebilir kılan özellik
de budur. Bu kültürün yıkılması, batıcıl davranan
Türkiye'dekinden daha kolay olmayacak, ama bir
yerlerden başlamak lazım. Arapça, Farsça, Kürtçe...ne
gerekiyorsa onu öğrenmeliyiz belki de. Onlara bu
savaşların devletlere ait olduğunu, hiçbir merminin
kendilerini cennete taşımayacağını, kanlarıyla bu
iğrenç sistemi beslemekten başka hiçbir şey
yapmadıklarını anlatmalıyız... Eğer bir özgürlük
hareketi düşlüyor isek, bunu yan evde yaşayan insanlar
olmadan yaratmak mümkün olmayacaktır.



*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
WWW: http://www.ainfos.ca/
BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
unsubscribe a-infos
subscribe a-infos-X
X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)

A-Infos Information Center