A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) Kara Gazete, Sayı 7 - Şubat 2004 - Tüm Haberler

From Worker <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Tue, 24 Feb 2004 08:15:17 +0100 (CET)


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________

FELAKETİN SUÇLUSU BULUNDU
Kar yağışı, devletin acizliğini bir kere daha gözler
önüne serdi. Hiç kimse sorumluluğu üstlenmezken,
yaşanan sıkıntıların suçlusu olarak işlerine gitmeye
çalışan insanlar gösterildi.
22 Ocak günü başlayan kar yağışıyla birlikte evlerde
ve sokaklarda yaşam felç oldu. Birçok kişi donarak
hayatını kaybetti. Evlerde uzun süreli elektrik ve su
kesintisi oldu. Trafikte insanlar saatlerce mahsur
kaldı. İstanbul'u felç eden kar yağışı sırasında
"nerede bu devlet" diye isyan edenler, elekrikleri
olmadığından devletin o sırada televizyonda
kendilerini suçladıklarını bilmiyorlardı.

İlk olarak İstanbul Valisi Muammer Güler çıktı ekrana.
Oflaya puflaya, "insanlar sokağa çıkmazsa bunlar
olmazdı, hazırlıklıydık ama trafik yüzünden çalışma
yapamadık" dedi. Konuşması sırasında aynı lafı birçok
kez tekrarlayarak, kimse sokağa çıkmasa bu şehiri ne
güzel yöneteceğini ifade eder gibiydi.

Şov sırası Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'ya
gelmişti. Reklam panolarında sıkça gördüğümüz
gülümseyen yüzünü bu kez ekranlarda gördük. Ona göre
herşey yolunda idi. Tabii valininde yakındığı derdi
saymazsak. İlk gün yüzde 90 olan elektrik sorunu yüzde
10'a indirilmişti. Oysa ardarda gelen şikayetler adeta
yalanlıyordu Gürtuna'yı. Önce arayanlar yüzde 10'luk
kısımdadır desede sonradan yüzde 30'a kadar çıkmak
zorunda kaldı. Ama sorular elektrik ile bitmeyip
doğalgaz, trafik soruları gelince çözüm basitti. O
İgdaş'ın, bu karayollarının vb. diyerek işin içinden
çıktı. Herhalde bunları söylerken, "ben ne işe
yarıyorum peki" diye kendi bile düşünmüştür.

Suç bizlerde; yollara çıktık... Peki neden? Zevk için
çıkan kaç kişi vardı? Kimimiz işe yada okula gitmek
için kimimiz ise iş aramak için çıkmadık mı?
Yaşamımızı devam ettirebilmek için şehrin bir ucundan
diğerine gidip, durmadan köle gibi çalışmak zorunda
olmamız değil miydi sokağa çıkmamızın nedeni? Üstelik
bu zorluklara birileri lüks içinde yaşasın diye
katlanıyoruz. Suç bizde mi yoksa bizi bu şartlarda
yaşamaya mahkum eden sistemde mi?

ÖLÜME SUS PAYI

Kar, şehri örterken bu şehirde insanların
birbirlerinden ne kadar uzak olduklarını gözönüne
serdi. 22 Ocak Perşembe günü Ümraniye'de karnesini
aldıktan sonra Yunus Emre Mahallesi okulundan 5
kilometre uzaklıktaki Yenidoğan beldesindeki evine
dönmeye çalışırken tipide kaybolan 8 yaşındaki Atalay
Kemaloğlu'nun cesedi bulundu. Atalay'ın ailesi 3 ay
önce Erzurum'un Pasinler ilçesinden İstanbul'a gelip
Paşaköy Mevlana Mahallesine yerleşmişti.

Baba İlbey Kemaloğlu, Atalay'ı ve diğer iki oğlunu
uzaktaki bir okula kaydetmesinin nedenini evlerine
yakın olan okulda öğrenci başına 90 milyon para
istenmesi olduğunu belirtti.

Olaydan sonra evine doluşan "yetkilier" (belediye
başkanı, okul müdürü); biraz donmuş vicdanlarını
tatmin etme, biraz da insanların gözlerini boyama
niyetiyle, İlbey Kemaloğlu'na "para yardımı"nda
bulunmak istediler. İlbey Kemaloğlu ise, maddi
durumunun çok kötü olmasına rağmen para yardımını
kesinlikle kabul etmeyeceğini belirtti. Kemaloğlu,
unutulan bir gerçeği, paranın vicdanları satın almaya
yetmeyeceğini anlayanlara hatırlattı.

MEKSİKA ORDUSU ZAPATİSTA KÖYÜNÜ YAKTI

Meksika askeri güçleri Nuevo San Rafael adlı Zapatista
köyüne saldırdı, 23 evi yaktı ve Chol yerlilerini
şiddet kullanarak köyden tahliye etti. Saldırı 22
Ocak'da Chiapas'da Montes Azules ormanlarında
gerçekleşti.

Zengin kaynaklara sahip Montes Azules uzun süreden
beri çokuluslu şirketlerin göz koyduğu bir yer.
Devletler ve çokuluslu şirketler FTAA (Amerika Serbest
Ticaret Bölgesi) ve Plan Pueblo Panama için baskı
uygularken, binin üzerinde Zapatista özyönetimine
karşı sürdürülen "düşük yoğunluklu savaş" bariz
saldırganlığa dönüştü. Chiapas eyaleti sekreteri
tahliyelerin süreceğini ve toprak işgallerine bundan
böyle tolerans gösterilmeyeceğini açıkladı.

TLANEPLANTA'DA KATLİAM

Meksika polisi Tlaneplanta'da özyönetimini açıklayan
halka saldırdı. En az iki kişi öldürüldü, şehir abluka
altında.

Saldırı, Tlaneplanta belediyesi sakinlerinin 11 Ocak
Pazar günü Morelos'da kent meydanında şehrin
"Bağımsızlık Deklerasyonu"nu açıklamasının ardından
gerçekleşti. Şehrin Belediye binası 1 Kasım 2003'den
beri protestocuların işgali altındaydı. Belediye
başkanının şehir sakinlerinin oluşturduğu açık bir
meclis tarafından seçildiği geleneksel uygulamaya 2003
Temmuz'unda Meksika devletinin seçim kurulu tarafından
son verilmişti. Buna rağmen şehir sakinlerinin
çoğunluğu seçimlerin feshedilmesine ve özyönetime
dayanan bir belediye oluşturmaya karar verdi.

Alınan bu karardan sonra 1500 isyan polisi şehirde
kasırga estirdi. Binaların çatılarına yerleştirilmiş
keskin nişancılar kentin belediye binasını özerk
belediye olarak kullanan halkı kurşun yağmuruna tuttu
ve en azı iki kişi öldürüldü. Bir çok insan dövüldü.
Kasabadaki halkın büyük bölümü dağlara kaçtı. Tüm
şehir bir savaş alanını andırıyor.

BREZİLYA’DA ÇİFTLİK İŞGALLERİ

3.000'in üzerinde Guartaní ve Kaiwas yerlisi Mato
Grosso do Sul'daki tarlaları işgal etmeyi sürdürüyor.
Porto Lindo köyünün topraklarını genişletmek amacıyla
22 Aralık 2003'den bu yana 14 çiftlik işgal edildi.
Federal hakim tahliye tarihi olarak 20 Ocak gününü
belirledi, fakat Federal Bölge Kürsüsünden Consuelo
Yoshida kararı erteledi. Çiftlik sahipleri alınan
kararı eleştirdi ve adaleti kendi elleriyle uygulama
tehdidinde bulundular, yerliler ise hayatları pahasına
direneceklerini açıkladılar.

Yerliler Porto Lindo köyünün şu an 1.600 hektar olan
topraklarını 9.470 hektara genişletmek istiyorlar.
Yerlilerin bu talebi, federal bir yapı olan Ulusal
Yerli Kurumuna bağlı antropolojistlerin yaptığı,
yerlilerin topraklarının yasal olarak çizilmediğini
ortaya koyan bir araştırma ile destekleniyor.

Federal hakimin tahliyeyi iptal etmesine rağmen
devletin yerlileri bölgeden çıkarmak üzere başlattığı
operasyon durdurulmadı. Operasyonda askeri polis,
federal ajanlar ve itfaiyeden oluşan 600 kişilik bir
grup tarafından yürütülüyor.

AVRUPA'DA "GÖÇMEN MÜCADELESİ GÜNÜ" EYLEMLERİ

31 Ocak 2004'de Fransa, İspanya, Avusturya, İtalya,
Almanya ve Avrupa'nın diğer bir çok bölgesinde ilk kez
düzenlenen Göçmen Mücadelesi günü nedeniyle bir çok
eylem gerçekleşti. Toplam 11 ülkede, 49 şehirde
eylemler ve etkinlikler vardı. İngiltere'de Doncaster
yakınlarında göçmenlerin hapsedildiği bir merkezde bir
gürültü eylemi yapıldı. Londra'da Waterloo
istasyonunda sınır karşıtı bir eylem vardı. Bu eylemin
ardından ırkçı BNP partisine ve Daily Mail gazetesine
karşı bir eylem yapıldı.

Atina'da yapılan ırkçılık karşıtı yürüyüşe 3.000 kişi
katıldı. Ellinin üzerinde göçmen örgütünün ortak
düzenlediği eylemde, Yunanistan'da bulunan 1.000.000
göçmene eşit haklar verilmesi ve bütün göçmen
kamplarının kapatılması talep edildi. Yürüyüş Omonia
Meydanında başladı, Atina şehir merkezine, Syntagma
Meydanına, Parlamentonun önüne yüründü ve Omonia
Meydanına geri dönüldü. Yürüyüş güzergahı üzerinde
toplanan 50 kişilik faşist grubu polis sıkı korumaya
almıştı. Anarşistler ve diğer bir kaç grup faşistlere
taş atmaya başladı, buna karşılık polis
"arkadaşlarını" korumak için göz yaşartıcı gaz
kullandı.

SERBEST YAZILIMA DARBE

Unix işletim sisteminin telif haklarını elinde
bulundurduğunu açıklayan SCO Group adlı şirket, Unix
üzerinden geliştirilmiş olan Linux üzerinde de hak
sahibi olduğunu iddia ederek Linux kullanan ve dağıtan
şirketlere dava açtı.

Dünya üzerinde milyonlarca kullanıcısı olan, kodları
açık olduğu için isteyenin ücretsiz temin ettiği ve
kodlarını değiştirebildiği Linux işletim sisteminin
geleceği, SCO'nun bu girişimi ile tehlikeye girdi. GNU
Genel Kamu Lisansı altındaki Linux 2.4 çekirdeği ve
üzerindeki sürümler için hak talep eden SCO, ilk iş
olarak Linux kullanan kurum ve şirketlere dava açtı.
Bu davayı kazanması halinde, son kullanıcılara
yöneleceği beklenen şirket, Microsoft'un Windows
işletim sistemi ile yayıldığı tekele benzer bir
girişimi gerçekleştirecek. Linux'un yaratıcısı Linus
Torvalds ise Linux'un orjinal Unix'e bağlantısını
inkar etmediklerini ancak bu ilişkinin minimum düzeyde
olduğunu belirterek bu davanın Linux için bağlayıcı
olmadığını açıkladı.

Linux Nedir?
Dünyada penguen logosu ile tanınan Linux, 1991 yılında
Finlandiyalı bir üniversite öğrencisi tarafından
geliştirilmeye başlandı. Linus Torvalds, master
projesi için bir işletim sistemi yazmak için kollarını
sıvadığı zaman bunu en iyi şekilde yapmanın yolu
olarak internette duyurmak olduğunu düşündü. Linus
Torvalds'ın mesajı bir çok yazılımcının ilgisini çekti
ve dünyadan bir anda yüzlerce cevap aldı. Böylece 9
yıllık bir serüven başladı. Şu anda Linux'un tüm
dünyada 20 milyon kadar kullanıcısı olduğu tahmin
ediliyor. Türkiye'deki tahminler ise Linux kullanan 75
bin civarında kişi olduğu yönünde. Linux, serbest
yazılım lisansı altında dağıtılıyor.

Serbest Yazılım Nedir?
İlk defa Richard Stallman tarafından ortaya atılan bu
kavram, yazılımın açık kaynak kodlu olmasını
öngörüyor. Böylece isteyen herkes açık kaynak kodunu
inceleyip, daha gelişmiş, özgün, üretken, dinamik
çalışmalarda bulunabiliyor. Serbest Yazılım (GNU)
lisansı aynı zamanda yazılımı dağıtma (ve hatta satma)
hakkı da veriyor. Bunları yaparken tek istenen,
yazılımın kaynak kodunun da dağıtılması ve yazarın
haklarına saygı gösterilmesi.

DÜNYA SOSYAL FORUMU HİNDİSTAN’DA DÜZENLENDİ

Dünya Ekonomik Forumu 21-25 Ocak tarihleri arasında
Davos'ta yapıldı. Ancak bu seneki Dünya Ekonomik
Forumu, ona alternatif olarak Hindistan'da düzenlenen
Dünya Sosyal Forumunun gölgesinde kaldı. 100.000
civarında kişinin katıldığı bir eylemle başlayan Forum
sırasında pek çok panel ve etkinlik düzenlendi.

16-21 Ocak tarihlerinde düzenlen forumun öncesinde ve
sonrasında İngiliz hükümetinin fon ajansı olan DFID,
Ford Vakfı, Rockefeller Vakfı gibi kapitalizmle bağı
tartışılmaz olan kurumların sponsorluk yapmasından,
hiçbir devlet başkanının gelmeyeceğine dair karar
alınmasına karşın Brezilya Devlet Başkanı Lula'nın
katılmasına pek çok tartışma yaşandı. Daha önceki
toplantıların ardından anti-kapitalist bir perspektif
sergilemediği için eleştirilen Dünya Sosyal Forumunun
bu toplantısına, işçi temsilcilerinin diğer
toplnatılara göre daha yoğun katılmasına karşın benzer
eleştirler sürecek gibi görünüyor.

ÖZGÜRLÜK TUTKUSU SİLAHLARDAN GÜÇLÜDÜR

Haziran ayında İstanbul'da gerçekleştirilecek NATO
toplantısına karşı anti otoriterler, organizasyon
çalışmalarına başladılar.

Anarşist, liberter sosyalist, liberter komünist,
otonomist kişi ve gruplar diğer organizasyonlardan
ayrılan anti otoriterlik paydasında "NATO'ya karşı
Özgürlükçü Koordinasyon" adı altında birleştiler.

Bu konuda daha fazla bilgi almak, görüşlerinizi
iletmek için aşağıdaki adresleri kullanabilirsiniz.

http://haziran2004.cjb.net
antiotoriter2004@yahoo.com

TAŞERON İŞÇİLERİ ÖRGÜTLENİYOR

Örgütlenmeleri engellenmeye çalışılan ve
örgütlenemeyecekleri düşünülen taşeron işçileri, pek
çok yerde başlayan direnişleriyle tüm olanaksızlıklara
ve baskılara rağmen örgütlenebileceklerini
gösteriyorlar. Batman TPAO'da çalışan 650 kadar geçici
işçi atıldıkları işlerine geri dönebilmek için,
aileleri ve Batman halkının desteğiyle yoğun bir
mücadele sürdürüyor. Petro Kimya Holding A.Ş.'nde de
taşeron olarak çalışan 125 kişinin işten atılması
üzerine duruma tepki gösteren 2 bin işçi ise
işyerlerinin önünde eylem yaptı. Taşeron olarak
çalışan 405 işçinin daha işten atılması bekleniyor.

Sabancı'nın Adana'daki fabrikalarından biri olan BOSSA
fabrikasında çalışan taşeron işçiler de direniş
başlattı. 53 işçinin başlattıkları grevle birlikte
diğer işçiler de DİSK'le ilişkiye geçti. Şimdiden 4
fabrikadaki 600'e yakın işçinin 200'ü DİSK üyesi oldu.
PTT'ye bağlı çalışan taşeron firma işçilerinin 17
Ekimde başlayan grevi de halen devam ediyor.

Diğer pek çok iş kolunda da direnişler sürüyor.
Eskişehir Paşabahçe işçilerinin 4 aydan daha uzun bir
süredir devam eden grevi, Tüpraş'ın özelleştirilmesine
karşı iş durduran Petrol-iş sendikası üyesi işçilerin
direnişi bunlardan bazıları. KESK üyeleri de Kamu
Reformu yasasına karşı tepkilerini ocak ayı boyunca
yaptıkları çeşitli eylemliliklerle gösterdiler.
Kararlılıklarını dile getiren KESK'liler eylemlerinin
devam edeceği mesajını verdiler.

UZAN’IN “İŞÇİ” SEVGİSİ

Ocak ayında Star çalışanları BDDK'nın kararının
kalkması ve maaşlarını alabilmek için açlık grevine
başladılar. Cem Uzan, Uzan grubunun bir kısım
çalışanının tedbir kararı gelmeden önce şirkete ortak
etti. Bu yüzden çalışanların mallarınada tedbir kondu.
Gündeme getirilmeyen bu konu sayesinde işçilerin
mağduriyeti Cem Uzan için iyi bir propaganda ve
aleyhinde verilmiş kararlardan kurtulmak için de güzel
bir araç oluşturuyor.

Ülkü ocaklarının ve Bedri Baykam'ın işçilere
yaptıkları"moral ziyaretinin" renklendirdiği olay,
"Cumhuriyeti koruyoruz" söyleminin bu ülkede nasıl
işlevsel görüldüğünün şahane bir örneği. Tayyip
Erdoğan ve Cem Uzan'ın aralarındaki iktidar savaşı
sürerken işçilerin daha da mağdur duruma düşüp
ezilmesi,bir piyon gibi kulanılması hiçbirini rahatsız
ediyor gibi görünmüyor, olan yine aç kalıp eve ekmek
götüremeyen işçiye oluyor.

ÖĞRENCİLER ÜZERİNDEKİ BASKILAR SÜRÜYOR

İstanbul Üniversitesi'nde aralık ayında başlayan
soruşturmalar sonuçlandı. Muhalif öğrenciler ve
öğretim elemanları başta olmak üzere pek çok kesimden
gelen tepkilere rağmen öğrencilere ceza yağdı.
Hakkında soruşturma açılan 107 öğrenciden 37'si bir
aydan iki döneme kadar okuldan uzaklaştırılırken, 8
öğrencininde üniversite ile ilişkisi kesildi.
Öğrenciler soruşturmalar geri alınana kadar
eylemlerini sürdüreceklerini söylüyor ve idari
mahkemeye başvurmaya hazırlanıyorlar.

Marmara Üniversitesi öğrencileri ise bütün fakültelere
yerleştirilen kameralarla gözetleniyor. Her tür
hareketleri her an denetlenen öğrencilerden bazıları
bu konudaki tepkinin açığa çıkması için etkinlikler
düzenlemeye çalışıyorlar.

Diğer pek çok üniversitede de benzer yöntemlerle
baskılar sürüyor. Üniversite öğrencileri giderek
sessizleştirilmeye çalışılırken yeni YÖK başkanı
Erdoğan Teziç üniversitelerin demokratikleştiğini
söyleyerek öğrencilerin seçmediği 'öğrenci
temsilcilerininin' de fikrini aldığı yeni YÖK yasa
taslağını hükümete sundu.


Kara Gazete - Anarşist Duvar Gazetesi

Web:
http://www.geocities.com/karagazete &
http://karagazete.cjb.net

Email:
karagazete@excite.com



*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
WWW: http://www.ainfos.ca/
BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
unsubscribe a-infos
subscribe a-infos-X
X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)

A-Infos Information Center