A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) [anarsistbakis] Yenileme 19 - 02 Şubat 2004

From zamane divane <anarsistbakis@yahoo.co.uk>
Date Fri, 6 Feb 2004 09:53:26 +0100 (CET)


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________

YENİLEMELER- 19 / 02-Şubat-2004
"Makaleler"kısmına eklemeler yapıldı (Aşağıda).
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/anarchy_articles.html
"Aylıkİstatistikler" yenilendi (Aralık 2003).
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/aylik_istatistik.html
---------------------------------
"KOMÜNALİSTKARAR ANI", Murray Bookchin, 2001 (çeviri:
Sezgin Ata)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/bookchin-komunalistkararani.htmlBugünkü Kapitalizmi Anlamak
Marxizm, Anarşizm ve Sendikalizm
Anarşizm ve Güç Sorunu
Komünalizm
Sol ve Komünalist Karar Anı
Dipnotlar
    Yirmibirinciyüzyılın tarihin en radikal mi yoksa
en gerici dönemi mi olacağı –veyayalnızca sönük bir
sıradanlığın gri bir çağına mı dönüşeceği–, büyük
ölçüde,toplumsal hareketin türüne ve toplumsal
radikallerin devrimci çağın soniki yüzyılı boyunca
birikmiş olan teorik, organizasyonel ve politik
zenginliğiniçinden yaratacakları programa bağlı
olacaktır. İnsan gelişiminin birkaç     kesişen yolu
arasından bizim seçeceğimiz yol, gelecek yüzyıllar
için türümüzüngeleceğini pekala belirleyebilir. Bu
irrasyonel toplum bizleri nükleerve biyolojik
silahlarla tehlikeye atarken, bütün insan çabasının
harabeyeçevrileceği bir sona ulaşma olasılığını dahi
ihmal edemeyiz. Askeri-endüstriyelkompleksin
tasarladığı süper ayrıntılı teknik planları
düşündüğümüzde,insan türünün kendini imhası, binyıl
dönümünde, kitle medyasının kurguladığıfütüristik
senaryolara dahil edilmek zorundadır.
    İronikbir şekilde, aynı zamanda insan
yaratıcılığının, teknolojinin ve hayalgücünün de
sıradışı başarılar üretme ve bizleri Charles Fourier
gibi hayalcilerve Karl Marx ve Peter Kropotkin gibi
toplumsal teorisyenler (01) tarafındandüşünülen en
dramatik ve özgürleştirici vizyonların kat kat ötesine
geçenbir özgürlük derecesini mümkün kılacak
toplumlarla donatma kapasitesinesahip olduğu bir çağda
yaşıyoruz. Postmodern çağın birçok düşünürü bilimve
teknolojiyi, kimi disiplinlerin insanlığa maddenin ve
yaşamın en gizlisırlarının böylesine muazzam bir
bilgisini vermesine veya türümüze gerçekliğintüm
önemli özelliklerini düzenleme ve insanın ve diğer
canlıların refahınıgeliştirme olanağı sağlamasına
rağmen, aptalca, insan mutluluğunun asıltehditkarı
olarak mimlediler.
    Bu nedenle,ya anlamsız olayların bayağı bir
şekilde birbirini takibinin gerçek ilerlemeninyerini
aldığı korkunç bir "tarihin sonu"na doğru giden bir
yolu takip etmeyada insanlığın rasyonel bir dünyaya
doğru gerçekten ilerlediği, gerçek tarihinyapılmasına
doğru giden bir yolda harekete devam etme
durumundayız. Muhtemelenfelakete yol açacak nükleer
kayıtsızlığı da içeren yüzkızartıcı bir tarihison ile
tarihin estetik olarak büyük bir hünerle yaratılmış
bir ortamdaözgür ve maddi bolluk içindeki bir toplumda
gerçekleşmesi arasında birseçim yapma durumundayız.
    Yöneticisınıfın (ki bu, burjuvazidir) birbirleri
üzerinde hegomonya sağlamak içinrekabet eden
girişimlerinin teknolojik mucizeler geliştiriyor
olmasınarağmen, bugünkü toplumda var olan "doğa
hayaleti" doğayı rehin olmaktanhiç de kurtarmaz. Bizim
bir tür olarak, insanlık durumunda ve insan
dışındakidoğal dünyada şaşırtıcı nesnel ilerlemeler ve
gelişmeler –özgür ve rasyonelbir toplumu
gerçekleştirebilecek ilerlemeler– sağlayacak araçları
üretebilmekapasitemizin tamamen elimizde olduğu bir
zamanda, bizi fiziksel olarakkesinlikle kurban
edebilecek toplumsal kuvvetlerin şiddetli
saldırılarınınönünde ahlaki açıdan neredeyse
savunmasız halde durmaktayız. Gelecek
hakkındakitahminler anlaşılabilir şekilde çok kırılgan
ve haklı olarak güven içermemektedir.Kapitalist
toplumsal ilişkiler insan zihnine daha önce olmadığı
kadar derinbir şekilde yerleşirken ve kültür dehşete
düşürecek düzeyde hemen hemenbir yokolma noktasına
doğru gerilerken kötümserlik çok yaygın hale
gelmiştir.Günümüzdeki insanların çoğu açısından,
1917-18 Rus Devrimi ve 1939'dakiİspanya İç Savaşı'nın
sonu arasındaki yirmi yıllık dönemde varolan umutve
çok radikal inançlar neredeyse safça görülmektedir.
    Yinede bizim daha iyi bir toplum yaratma kararımız
ve bunu yapmak için seçeceğimizyol, herhangi bir
ilahın, daha kötüsü mistik bir "doğa gücünün" veya
karizmatikbir liderin yardımı olmaksızın bizim
kendimizden gelmek zorundadır. Eğerdaha iyi bir
geleceğe doğru olan yolu seçiyorsak, seçimimiz bizim
geçmişinönemli derslerini öğrenme ve geleceğin gerçek
ümitlerini ayırt edebilmekabiliyetimizin –ve yalnızca
bizimkilerin– sonucu olmak zorundadır. Bizhurafelerin
kasvetli cehenneminden veya absürd bir şekilde
akademinin dağyamacı vadilerinden uyandırılan
hayaletimsi sapıklıklara değil, en insaniyanımızı
oluşturan yenilikçi niteliklere ve insanlığın
toplumsal patolojilerlebilinçlilik ve akıl içinde
kendini gerçekleştirmesini geri planda bırakanrasgele
olaylara karşı koyan, doğal ve toplumsal gelişmeleri
açıklayantemel özelliklere başvurmak zorunda olacağız.
Tarihi neredeyse herşeyin,en azından maddi bir
dünyanın, mümkün olduğu bir noktaya getirmekle
–veinsanın hayal gücüyle üretilen mistik ve dinsel
öğelerin ideolojik olarakiçine sızmış olduğu bir
geçmişi geride bırakmakla– biz insanlığın dahaönce
asla karşılaşmadığı yeni bir mücadele ile
karşılaşıyoruz. Kendi dünyamızıbilinçli bir şekilde
kendimiz yaratmak zorundayız. Absürd seytani
fantezilere,akıldan yoksun geleneklere ve korkutucu
önyargılara göre değil, fakat aklın,düşüncenin ve
diyaloğun esaslarına göre. Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/bookchin-komunalistkararani.html---------------------------------
"POSTANARŞİZMİNSİYASETİ", Saul Newman, (çeviri: Kürşad
Kızıltuğ)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/newman-postanarsizminsiyaseti.html1. Anarşist Moment
2. Toplumsalın Yeni Paradigmaları:Postyapısalcılık ve
Söylem Analizi
3. Postanarşist Sorunsal
4. Yeni Meydan Okumalar:BiyoSiyaset ve Özne
Notlar
    Radikalsiyaset son yıllarda bir dizi yeni
uğraştırıcı meseleyle, en önemlisi saldırgan,otoriter
devletin yeni güvenlik ve biyosiyaset paradigması
içinde tekrarortaya çıkmasıyla karşı karşıya
kalmıştır. "Teröre karşı savaş," devlethakimiyeti
ilkesinin, yasal kurumlar ve demokratik siyasetlerle
kendisinedayatılan geleneksel sınırların ötesine
geçerek saldırgan biçimde yenidensavunulabilmesi için
en son kılıf olarak hizmet ediyor. Bu,
neoliberalkapitalist küreselleşme projesinin
hegemonyası kadar sözüm ona Üçüncü Yol'unideolojik
bulanıklığını da beraberinde getiriyor. Yaklaşık 20
yıl önceKomünist sistemlerin çöküşünün ardından gelen
derin hayal kırıklığı radikalSol için siyasal ve
teorik bir boşluğa yol açmıştır. Radikal Sol,
genelolarak Aşırı Sağ'ın Avrupa'daki yükselişinin yanı
sıra karanlık ideolojiksonuçlarını ancak şimdilerde
açık haliyle görmeye başladığımız çok dahagizlice
zarar veren "sinsice ilerleyen bir muhafazakarlık"
karşısında daetkisiz kalmıştır. Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/newman-postanarsizminsiyaseti.html---------------------------------
"BAŞKABİR DÜNYA MÜMKÜN ... AMA NE TÜRDEN, VE KİMCE
ŞEKİLLENDİRİLMİŞ?",Cindy Milsetin, 2002 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/milstein-baskabirdunyamumkun.html    31 Ocakile 4 Şubat arasındaki New York'daki Dünya
Ekonomi Forumu (DEF) toplantılarıve bununla ilgili
gösteriler sırasında, Village Voice dergisi yer
değiştirmekteolan siyasi kanatlara işaret ediyordu. O
haftanın manşeti, "Meşaleyi Devretmek:Anarşistler
İlericilerin Bıraktığı Yerden Yukarı Kaldırıyorlar"
şeklindeydi;ve ilişikteki resim, iş elbiseleri
içindeki orta yaşlı, beyaz bir erkeğin,arkasından
hızla koşmakta olan "anarşistik" giyimli genç, beyaz
bir erkeğeelinde tuttuğu Molotof kokteylini
devretmesini resmediyordu. Bu ön kapakzarar verici
basmakalıp [görüntüsü] --yani tüm anarşistlerin genç,
şiddettaraftarı beyaz erkekler [Kafkasyalı tipli]
olduğu-- nedeniyle eleştirilebilirolsa da, içerideki
makale sempatiyle "anarşist görüşün hızlı bir
şekildehareketin merkezi haline geldiği" kabul
ediyordu. Anarşistler aslında ilericilerebaskın
çıkıyorlar, çünkü onlar devre hitap eden muhalefet ve
dönüşüm biçimini--dünyanın güçlü seçkinlerine karşı
açıkça muhalefet eden, ancak aynı zamandaçoğu
toplumsal adalet eylemcisinin safında bir diken olarak
işlev görenbir biçim-- sunmaktalar.
    Bu, özellikleDEF ile onun muhaliflerini
karşılaştırınca belirginleşir: Dünya SosyalForumu'nun
(DSF) Brezilya'nın Porto Allegre şehrindeki eşzamanlı
toplantısıve NYC caddelerinde düzenlenen
anti-kapitalist birleşim.
    DSF,"başka bir dünya mümkün" sloganını savunuyor.
Aslında bu yanlızca mümkündeğil, aynı zamanda
--küreselleşme olarak bilinen süreç, diğer birçok
yenidentasarımlarının yanısıra, esasen iktidar
ilişkilerinin yeniden şekillendirilmesiolduğu
biliniyorken-- kesinlikle olasıdır. Ve durulmuş olması
bir yana,dünyayı (yeniden)-biçimlendirme gücü,
küreselleşme yüzünden harap olanmilyonların yanısıra
ulusötesi şirketler, kar amaçlı olmayan örgütler
vekeza ulus-devletlerin hem açıktan hem de el altından
kavga konusu olmaktadır.Bazı potansiyel dünyalar,
tabii ki bugününkilerden daha dis-ütopyacı
olabilir--söz gelişi, her türden köktendincilerce, bir
tanrı veya peygamberin ilahisözü olduğu ısrarla ifade
edilenler. Ancak daha insancıl görüşler bile,DSF'ninki
gibileri bile soruları içinde barındırmakta: Bu,
sonunda kimindünyası olacak? Toplumsal, ekonomik,
siyasi ve kültürel kararları kimlerve nasıl alacak?
Ortada birden fazla yanıt bulunurken, bunların tümü
birveya iki yönetim kutbundan ortaya çıkmaktadır:
merkeziyetçi vs. merkezsizci,veya daha yalın bir
şekilde ifade edilirse, otoriter vs.
anti-otoriter.Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/milstein-baskabirdunyamumkun.html---------------------------------
"POSTYAPISALCIANARŞİZM: TODD MAY İLE SÖYLEŞİ", Todd
May, 2000 (çeviri: RahmiÖğdül)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/toddmay-postyapisalcianarsizm.html    Anarşizmile Lyotard, Deleuze ve özellikle
Foucault'nun postyapısalcılığı arasındakiana bağlantı
olarak anladığım şey, etrafında siyasal değişimin
döndüğübazı merkezi eksenlerin olması fikrinin
yadsınmasıdır. Marx'a göre, siyasaldeğişim üretim
araçlarını ele geçirme sorunuydu; liberallere göre
siyasaldeğişim devlete ayar çekmekten geçiyor.
Anarşistler (en azından yazılarınınaçmaya çalıştığım
kısımlarında) arşimetvari tek bir değişim
noktasınınolmasını yadsımaktadırlar. İktidar her
yerdeyse eğer, siyasal düşünüm veeleştiri gereksinimi
de her yerdedir. Bu durum sadece devlet ya da
ekonomidüzeyinde değil, cinsellik, ırk, psikoloji,
öğrenim vb. düzeyinde de ortayaçıkıyor.Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/toddmay-postyapisalcianarsizm.html---------------------------------
""GERÇEKÇİOL, İMKANSIZI GERÇEKLEŞTİR!..." (I. Bölüm)",
Sezgin Ata, 2003
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/ata-gercekciol.html
Değişen Dünya ve Değişen Sol
Tüketim Toplumu ve Kıtlık-Sonrası
Karşı-Kültür ve Yeni Sol
Mayıs-Haziran 68 Olayları
Yeni Sol'un Yenilgisinin Sonuçları
Postmodern Nihilizm
Kapitalizmin Yapısal Dönüşümü
Dipnotlar

    Tarihselsürecin yeterince uzun bir zaman dilimine
baktığımızda, toplumsal ilerlemedönemleri yanında geri
çekiliş dönemleriyle de karşılaşırız. Bugün bizlerde
ne zaman sonlanacağını bilmediğimiz bu toplumsal,
kültürel ve politikgeri çekiliş dönemlerinden birinde
yaşıyoruz. Uzun sürecek gibi de görünüyor.Üstelik,
bizim çağımız bu gerçeğin perdelemesi için
manipülasyon araçlarınınolağanüstü bir kullanımına da
tanık olmaktadır. Yine de, toplumsal, ekolojik,politik
ve ekonomik problemler ile her türden eşitsizliğin
yarattığı korkunççelişkiler giderek daha dolaysız
olarak ortaya çıkmaktadır. Toplumsal birdönüşüm
ihtiyacı, bu nedenle, artık yalnızca arzulanan, özlemi
çekilenveya hayallerimizi süsleyen bir şey olmanın
ötesine geçmiş, tarihte dahaönce hiç varolmamış
yoğunlukta bir zorunluluk (01) haline gelmiştir.
Böylesineyakıcılaşan bu zorunluluk, artık kesinlikle
biliyoruz ki, hiç de "tarihselaşamaların geçilmesiyle"
veya "mega-makinenin parçalanmasıyla"
kendiliğindengerçekleşmeyecektir.
    Bu dönüşümü,yalnızca, "bilimsel" bir mitoloji veya
"yıkıcı" bir tepkinin ufku dışındakalan toplumsal bir
hareket mümkün kılabilir. Hareketin başarısı,
varolankasvetli dönemin içinden çıkışı ve tüm insanlar
için anlamlı bir yaşamımümkün kılacak tarihsel
malzemelerin Toplumsal Teori'nin gövdesinde tutarlıbir
şekilde toplanmasıyla doğrudan ilişkilidir. Radikal
düşünceler herzaman halk hareketlerinin ilk
kıvılcımlarını ateşlemeseler de, sonundatoplumsal
dönüşümün başarılmasında vazgeçilmez bir devrimci
perspektifsağlarlar. Toplumsal hareketler sayısal
olarak ne kadar geniş tabanlı olursaolsunlar
kendiliklerinden bir yön duygusuna sahip değildirler.
Ve sonsuzakadar da bu belirsizlik içinde kalamazlar.
    Tarihinseyri boyunca ortaya çıkan bütün halk
hareketlerinde bizler her zaman çatallaşanyollarla
karşı karşıya kaldık. Tarih zorbanın olduğu kadar
radikaller olarakbizim de varolanı kavrayabilme
gücümüzle ve seçimlerimizle şekillendi.Küresel
kapitalizmin yıkıcılığı kadar iletişim olanaklarının
ve toplumlararası etkileşimin de olağanüstü derecede
arttığı bir çağda bu daha da büyükolan bir
sorumluluktur. Çünkü, sahip olduğumuz bilinçle
seçeceğimiz yönüntoplumsal sonuçları, bugün geçmişle
karşılaştırılamayacak bir hızla tümgezegeni
etkileyecektir. Özgürlükçü bir toplum yaratma
yönündeki kavrayışımız,bu nedenle, geçmişte etrafında
toplanma çağrısı yapılan ve bize miras olarakbırakılan
radikal düşünceleri tarihsel olarak genişletmek ve
bugünün ihtiyaçlarınıkarşılayacak kapsamlı bir
perspektif oluşturmak zorundadır. Bu ihtiyaçeğer
tutarlı bir toplumsal düşünce tarafından sağlanamazsa,
katılaşmışve tarihsel varoluşlarını yitirerek dogmalar
haline gelmiş ideolojilerbu boşluğu hızla
doldurulacak, sonuçta, halk hareketleri tarihsel
potansiyellerinigerçekleştiremeyeceklerdir. Ortadan
kaybolmaları ortaya çıkmalarından çokdaha hızlı olan
60'lı yılların geniş toplumsal hareketleri, birçok
tarihselbenzerinin yanısıra, buna iyi bir örnek olarak
gösterilebilir.
    Bugünegemen düşünce o kadar herşeyi soğuran bir
güce sahiptir ki, hiç de yeniolmayan bu açık gerçekler
dahi nevrotik bir kuşkuculuk nedeniyle
sorunsallaşmıştır.Radikal eleştiri, herşeyi neredeyse
bir daha bir araya getirilemeyecekderecede parçalayan,
kültürü ve tarihi görecelileştiren entelektüel biralt
kültür tarafından istila edilmiştir. Tarih birbirinden
kopuk (episodic)ve "eşit öneme sahip olayların"
kronolojik bir anlatımına indirgenmekte,bizler
"insanlık tarihinde hiçbir ilerleme veya gerileme
olmadığına" iknaedilmeye çalışılmaktayız. Geri çekiliş
dönemlerinin ruh haline (Zeitgeist)gayet uygun düşen
bu post-modern bulanıklık, yönetici sınıflarda
herhangibir rahatsızlık yaratmamakta ve
"herşeyi-eşdeğerlileştirme" çabası ileeleştirinin
gücünü zayıflatmakta ve hatta neredeyse ortadan
kaldırmaktadır.Bu istila hiç kuşkusuz varoluş nedeni
olan dönem kendisini bir başkasınabıraktığında (ki bu
ümit edildiği gibi toplumsal ilerleme sonucu
varılanetik bir toplum olabileceği gibi geçmişteki
örneklerini aratacak bir barbarlıkda olabilir) silinip
gidecektir. Ama bu gerçekleşene dek radikaller
olarakgörevimiz, elbette: sorunun çözümü yerine onun
bir parçası olan post-modernizminönümüze çıkardığı
zihinsel bariyerleri ve sis perdelerini dağıtarak
yolumuzadevam etmektir.
    O halderadikal düşüncenin perspektifini bugün
neler oluşturmalıdır? Sol'un özgürlükçüsosyalizm,
toplumsal anarşizm gibi büyük politik gelenekleri ve
60'lı yıllarıntoplumsal hareketlerinin genişlettiği
özgürlükçü çerçeve bu perspektifinoluşturulmasına
önemli katkılar sağlamaktadır. Ama bütün bunları
tutarlıbir şekilde biraraya getiren, bugünün
ihtiyaçlarına yanıt oluşturabilmekiçin ödünç
aldıklarının ötesine geçen ve gerçeklikle bağını
tarihsel olarakdaima koruyan bir toplumsal önerinin
ortaya konulması sürekli çaba gösterilmesigereken bir
sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Bizler
gelişmiş birantropolojiye, tarih bilgisine ve
felsefeye sahip olan ve bunlar üzerinekurulmuş tutarlı
bir politika ve ekonomi önerisinde bulunan Toplumsal
Ekoloji'yibu sorumluluktan kaynaklanan bir çaba olarak
görüyoruz.Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/ata-gercekciol.html
---------------------------------
"SOL-SONRASIANARŞİ Mİ?", Jason McQuinn, 1999 (çeviri:
Kürşad Kızıltuğ)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/mcquinn-solsonrasianarsi.html
    Kendilerinisiyasal solun şu ya da bu biçimine
yakınlık içinde tarif eden hâlâ çokfazla anarşist
mevcut. Fakat sol gelenekle birlikte gelen ölü
ağırlıklarınçoğunu terk etmeye hazır olanların sayısı
giderek artıyor. Derginin busayısının bir çok sayfası
yeni bir keşfin başlangıcına ayrılmıştır, kibu keşfin
şansı, anarşistler için herhangi bir yararı kalmayan
siyasalsol ile tanımlanıp tanımlanmayacakları üzerinde
iyice düşünmelerine bağlıdır.Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/mcquinn-solsonrasianarsi.html
---------------------------------
"BÜYÜKŞİRKETLERİN PİYASAYA HAKİMİYETİ DEĞİŞEBİLİR
Mİ?", Anarşist SıkçaSorulan Sorular, Kısım C.06
(çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimc06.html
    Sermayeyoğunlaşması, verili bir piyasada,
hakimiyetin ne olursa olsun daima aynıfirmalarla
süreceği anlamına gelmez tabii ki. Ancak, piyasaya
hakim olanşirketlerin zaman içinde değişebileceği
gerçeği pek de fazla sevinç kaynağıdeğildir
(kapitalizmin destekçileri neyi iddia ederlerse
etsinler). Bununsebebi ise, piyasa hakimiyeti
şirketler arasında değişirken, bunun tekanlamının eski
Büyük Şirketlerin yerini yeni Büyük Şirketlerin alması
olmasıdır.Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimc06.html
---------------------------------
"KAPİTALİSTİŞ ÇEVRİMLERİNİN NEDENİ NEDİR?", Anarşist
Sıkça Sorulan Sorular,Kısım C.07 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimc07.html
C.7.1 Sınıf Savaşımı İş ÇevrimindeNe Rol Oynar?
C.7.2 Piyasanın İş ÇevrimindeOynadığı Rol Nedir?
C.7.3 Yatırımın İş ÇevrimindeOynadığı Rol Nedir?
    İş çevrimikapitalizmin canlanma ve çökme mizacını
tanımlamak üzere kullanılan birterimdir. Zaman zaman,
işyerlerinin giderek daha fazla mal ve hizmet
üretmesiyletam istihdam olur; ekonomi ve beraberinde
de ücretler büyür. Ancak, Proudhon'unbelirttiği gibi,
bu mutlu durum devam etmez:
    "Ancak,mülkiyetin nüfuzu altındaki sanayi böylesi
bir düzenlilikle ilerlemez.. . Talebin hissedilmeye
başlamasıyla beraber, fabrikalar tamamen dolar,ve
herkes çalışmaya gider. İşler canlıdır. . . Mülkiyetin
hükmü altında,sanayinin çiçekleri ancak cenaze
ağıtlarına dönüşürler. İşçi kendi mezarınıkazar. . .
{kapitalist} . . . harcamalarını azaltarak üretime
sürdürmeyidener. Ardından ücretlerin düşmesi;
makinaların kullanılmaya başlanması;kadın ve
çocukların çalıştırılması gelir,. . . azalan maliyet
daha büyükbir piyasa yaratır. . . {ancak} üretken
kuvvet giderek daha fazla tüketiminötesine geçer. . .
Bugün fabrika kapanır. Yarın insanlar sokaklarda
açlıkçekerler. . . İşlerin durmasının ve emtianın
aşırı ucuzlamasının sonucundakorkan alacaklılar {kredi
veren kuruluşlar} fonlarını geri çekmek
içinkoşuştururlar {ve} Üretim geçici olarak
durdurulur; ve emek hareketsizhale gelir." (P-J
Proudhon, What Is Property, s. 191-192)
    Bu nedenolur? Anarşistlere göre, Proudhon'un
belirttiği gibi, bunun kapitalistüretimin doğası ve
bunun yarattığı toplumsal ilişkilerle ("mülkiyet
kuralı")ilgisi vardır. İş çevrimini anlamanın anahtarı
şunu anlamaktır --Proudhon'unifadesiyle; "Mülkiyet,
ürünü işçiye, karşılığında ona yaptığı ödemedendaha
fazlasına satar; bu nedenle de imkansızdır." (Op.Cit.,
s. 194) Diğerbir deyişle, kapitalistlerin
çalıştırdıkları işçiler üzerinden kar etmegereksinimi,
iş çevriminin altında yatan nedendir. Kapitalist sınıf
yeterincekar elde edemezse, üretimi durdurur,
insanları işten atar, yaşamları vetoplulukları
mahveder --ta ki işçilerden yeterince kar tekrar elde
edilenedeğin.
    Pekibu kar seviyesini etkileyen şey nedir? Karlar
üzerinde, "sübjektif" ve"objektif" dediğimiz iki ana
baskı grubu vardır. Objektif baskılar,
Proudhon'un"üretken güç, tüketimi giderek daha fazla
aşma eğilimindedir" dediği olguylailgilidir, ve Kısım
C.7.2 ve Kısım C.7.3'de tartışılmaktadır.
"Sübjektif"baskılar, kapitalizmin yarattığı toplumsal
ilişkilerin tabiatı ile ilgilidir--sömürünün ve
direnişin kökeninde olan tahakküm ve tabiyet
ilişkileri.Diğer bir ifadeyle, sübjektif baskılar,
(Proudhon'un ifadesiyle) "mülkiyetdespotluktur"
olgusunun sonucudur. Sınıf savaşımının ("sübjektif"
baskının)etkisini bir sonraki kısımda tartışacağız.
    Devametmeden önce, gerçek bir ekonomide her üç
etkenin de birlikte işlediğini,ve her biriyle ilgili
meseleleri açıklamamıza yardımcı olması için
bunlarıbirbirinden ayırdığımızı vurgulamak istiyoruz.
Sınıf savaşımı, oransızlıklaryaratan piyasa
"iletişimi" ve aşırı-yatırım, tüm bunlar karşılıklı
etkileşimiçindedirler. İçsel (sınıf savaşımı) ve
dışsal (şirketler-arası) rekabetnedeniyle,
kapitalistler yeni üretim araçlarına yatırım yapmak
zorundadırlar.İşçilerin gücü canlanma sırasında
arttığı için, kapitalistler buna karşıkoymak için
icatlar yaparlar ve yatırım yaparlar. Benzer şekilde,
rakiplerikarşısında piyasa avantajı edinmek için,
şirketler yeni makinalara yatırımyaparlar. Ancak,
fiyat mekanizmasının sebep olduğu piyasanın etkin
biriletişimden yoksunluğu ve faiz oranlarının
yarattığı eksik bilgi nedenleriyle,bu yatırımlar
ekonominin belirli kesimlerinde yoğunlaşır. Görece
aşırı-yatırımgerçekleşebilir, kriz olasılığı belirir.
Ayrıca, canlanma yeni şirketlerive yabancı rakipleri
piyasadan pay kapmak için cesaretlendirir,
böylecesanayideki "tekel derecesi"ni düşürür, ve büyük
şirketlerin marjlarını[mark-up, eklenti] ve karlarını
azaltır (bu ise akabinde canlanmanın sonunadoğru
birleşmelerin ve ele-geçirmelerin artmasına neden
olabilir). Bu arada,kar marjlarının aşınmasına neden
olacak şekilde işçilerin gücü artmaktadır;ancak bu
aynı zamanda, yeni makina ve tekniklerin uygulamaya
sokulmasınakarşı direnç göstererek ve nihai mallar
için olan talebi koruyarak, aşırı-yatırımeğilimlerini
azaltır. Sınıf savaşımının bu çelişkili etkisi,
yatırımınçelişkiline denk düşer. Aynen yatırımın
yararlı olması nedeniyle krizeyol açması gibi (yani,
kısa vadede tek başına bir firmanın karının
artmasınayardım eder, ancak uzun vadede ise kolektif
olarak aşırı-yatırıma ve karlarınazalmasına yol açar),
sınıf savaşımı da bir yandan sermayenin
aşırı-birikimineengel teşkil eder ve toplam talebi
korurken (yani krizi ertelerken), öteyandan ise üretim
noktasındaki kar marjlarını aşındırır (böylece
[krizi]hızlandırır). Yani sübjektif ve objektif
etkenler birbirlerini aynı vezıt yönlerde etkilerler,
ancak sonuçta kriz ortaya çıkacaktır, çünkü
sistemücretli emeğe dayanmaktadır ve üreticiler
kendileri için üretim yapmamaktadırlar.Nihayetinde,
kapitalist sınıf yeterli bir kar oranı elde
edemediğinde krizortaya çıkar. Eğer işçiler kendileri
için üretiyor olsalardı, kapitalistsınıf olmayacağı
için bu belirleyici etken sorun olmayacaktı.
    Ve çökmesırasında ise bu etkenlerin ters yönde
işleyerek yükselme için potansiyelyarattıklarını
belirtmeliyiz. Kriz sırasında, kapitalistler
karlılıklarınıiyileştirmeye (artı değeri yükseltmeye)
çalışacaklardır. İşsizlikteki büyükartış nedeniyle
emek zayıf konumdadır, böylece [işçiler] işte
çalışmayadevam edebilecekleri anlamına gelen artan
sömürü oranlarını --genellikle--kabul edeceklerdir.
Çöküşte, birçok şirket iflas eder, böylece
ekonomidekisabit sermaye miktarı azalır. Ayrıca, her
sanayideki "tekel derecesi" artacak,bu da büyük
şirketlerin marjlarını ve karlarını yükseltecektir. Bu
artanartı değer üretimi, en sonunda, (azalmış olan)
sabit sermayeye oranla yeterinceyükselerek, kar
oranını yükseltecektir. Bu, kapitalistleri yeniden
yatırımyapmaya teşvik edecek ve bir canlanma (kendi
sonunun tohumlarını içindebarındıran bir canlanma)
başlayacaktır.
    Ve böylece"sübjektif" ve "objektif" baskılar
--kapitalizmin tabiatı ve bunun dayandığıücretli
emekle doğrudan doğruya ilişkili olan baskılar--
tarafından güdüleniş çevrimi devam eder.Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimc07.html
---------------------------------
Anarşist Bakış:
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/



*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
WWW: http://www.ainfos.ca/
BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
unsubscribe a-infos
subscribe a-infos-X
X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)

A-Infos Information Center