A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) [anarsistbakis] Yenilemeler 21 (15 Nisan 2004)

From zamane divane <anarsistbakis@yahoo.co.uk>
Date Sat, 17 Apr 2004 13:28:25 +0200 (CEST)


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________
YENİLEMELER - 21 (15-Nisan-2004)
"Makaleler" kısmına eklemeler yapıldı (Aşağıda).
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/anarchy_articles.html
--------------------------------------------------------------
"ANARŞİST EKONOMİ: KRİZ İÇİNDEKİ DÜNYA İÇİN BİR ALTERNATİF / İSPANYA
1936-1939: LİBERTER KOLEKTİFLERİN EKONOMİSİ", Abraham Guillen, 1975 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/guillen-anarsistekonomi.html
- Giriş
- Tarımda, Endüstride ve Kamu Hizmetlerinde Kendinden Yönetim
- CNT'nin Devrimci Amaçları
- İstihdam Yapısı
- Aktif Katılım ve Üyelik
- Kolektif Bir Temelde Eşit Bölüşüm
- Hizmetlerde ve Endüstride Kendinden Yönetim
- Ek 1
- İşbirliği ve Kendinden Yönetim
- Ek 2: Kendinden Yönetimin On Noktası

GİRİŞ
İspanya'nın dünya anarşist hareketi açısından özel bir tarihsel önemi
vardır. 1936-9 İspanyol İç Savaşı ve Devrimi hakkındaki yayınların sayısı ve
kapsamı giderek artıyor. Bu tamamen anlaşılabilir bir şeydir, çünkü tarihin
bu dönemi bu yüzyılın en etkileyici olan, ve devrimler tarihindeki en hayati
dönemini temsil eder. Anarşistlerin bu konu üzerinde kapsamlı bir şekilde
yazmaları da eş derecede anlaşılabilir bir şeydir, çünkü anarşistler ve
sendikalistlerin İspanya'sı ve 1936, anti-otoriter ve anti-devletçi
ideolojinin etkisi ve yönlendirici ışığı altında tarihte gerçekleştirilen en
tutarlı ve en geniş kapsamlı değişikliği temsil etmektedir. İspanya, büyük
ölçüde, sendikalist sendikaların devrimci eylemleri sayesinde anarşist
ideallerin uygulamaya koyulabileceği asli esin kaynağı ve kanıtı haline
gelmişti. İşçilerin dayanışma, karşılıklı yardımlaşma ve özgürlüğe dayanan
yeni bir yaşamı yaratmaya giriştikleri, devrimci bir toplumun iki, üç
yılı[ndan oluşan] İspanyol devrimi, "toprak köylülere, fabrikalar işçilere"
talebinde bulunan 1917 Rus devriminin anarşist-esinli sloganlarını,
İtalya'da 1920'nin Fabrika Komiteleri hareketini veya 1921 Kronştad gibi
öteki anarşist çabaları gölgede bırakmıştır.
Yine de, İspanya ve 1936, geniş yelpazede bir tartışmaya ve yayına yol
açmış olmasına rağmen, sendikalist sendika Ulusal Emek Konfederasyonu'nun
[National Confederation of Labour] (CNT) ilhamıyla hareket eden, şehir ve
kırlardaki devrimci işçi sınıfı tarafından kurulan yüzlerce kolektifin
içinde yer aldığı devrimin ekonomisi hakkında pek az şey yazılmıştır.
İspanya'daki anarşistler, eskinin küllerinden yükselmekte olan toplumun
ekonomik yönetiminin gelecekteki örgütlenmesi hakkında canlı ve karmaşık
tartışmalar yapıyorlardı. Nihayetinde, ve özellikle de 1900'dan itibaren
İspanya'da sendikalist düşüncelerin [kazandığı] kuvvet nedeniyle, Bakunin'in
ekonomik örgütlenmeye dair orijinal düşüncelerine büyük bir benzerlik
gösteren özgür belediyecilik kavramı benimsendi ve anarşist konferanslarda
onaylandı.
Anarşist ekonomist Abraham Guillen'in 1988'de Economia Libertaria
(Fundacion de Estudios Libertarios, Bilbao) adıyla basılmış olan kitabının
Üç ve Beşinci bölümlerinden yazılan bu broşürde, yazar, İspanya'nın yarısını
faşist denetimine bırakan Haziran ayaklanmasının öncesinde bu fikirlerin
benimsenmesini ve 1936 CNT Kongresinde onaylanmasını inceliyor. Bu fikirleri
genel olarak inceleyerek ve 1936'da yaratılan bazı anarşist kolektiflere
bakarak, üç yıl boyunca binlerce insanın yaşam tarzını meydana getiren bu
deneyimlerin başarısını değerlendiriyor, ve günden güne gerçekleştirilen
gelişmelerden sonuçlar çıkarıyor.
Guillen, sayıları yaklaşık 500'ü bulan İspanya'nın Kuzey Batısı'ndaki
Aragon'daki kolektiflerin, daha önceki kapitalist yapılardan daha rasyonel,
eşitlikçi ve demokratik bir şekilde örgütlenmiş olan yeni bir ekonomik ve
toplumsal düzeni örgütleyebildiklerini ortaya koyuyor. Kolektifler, 19
Temmuz 1936 faşist ayaklanmasının başarısızlığının hemen ardından
yaratılmıştı, ve başarıları Franco'nun milliyetçi kuvvetlerinin istila
etmeyi başaramadıkları "özgür" İspanya'ya hızla yayılmıştı.
Bunların kuruluşları ve örgütlenmeleri, görünüşte her ne kadar
kendiliğinden olsa da, büyük ölçüde İspanyol anarşistlerinin ideolojik ve
pratik düzeylerde yıllarca süren hazırlıklarının bir ürünüydü. Bu, anarşist
hareketteki azmin ve bu fikirlerin açıklığının bir takdiri olması kadar,
ayaklanma zamanlarında sendikaların dışında yer alan işçiler tarafından,
daha eşitlikçi bir toplum beklentisiyle sıklıkla benimsenen anarşist
ülkülerin bir kere daha onaylanması olarak da kabul edilebilirler. Anarşist
ideolojinin 1936 devriminin yönlendirici ışığı olması gerçeği, en yaygın ve
en etkilisi değilse bile, şimdiye kadar görülen devrimlerin en etkili ve
yaygın olanlardan birisinin yaratılmasını sağladı. Kazanımların çabukluğu ve
etkilenilen değişim, yanlızca tartışma ve eyleme boğulacak olan, her şeyi
kapsayan, her şeye egemen olan bir siyasi partinin olmadığı durumlarda,
devrimci olan ve o kadar da devrimci olmayan işçilerin toplumun devrimci
dönüşümünü gerçekleştirebileceğini bir kere daha ispatlamıştır. Devrimci
toprak emekçileri ve endüstriyel proletarya, milliyetçi ayaklanmanın
bastırılmasının ne anlama geldiğini biliyordu, ve tarlalar ile fabrikaları
ele geçirmek için hiçbir emri beklemedi.
Bu faaliyet ve devrimci durumun bu [şekilde] kavranışı, zamanın devrim
için olgunlaşmadığını iddia ederek, kolektifleri prestij ve kaynaklardan
yoksun bırakmak için elinden geleni yapan İspanyol Komünist Partisi'nin
rolüyle tamamen zıtlık gösteriyordu. Katı Marksistler işçilerin hazır
olmadıklarından, ve ilk önce "sosyalizm"e doğru giden tüm mekanik
basamaklardan geçilmesi gerektiğinden şikayet ediyorlardı. Bu kelimeler,
işçiler, devrimci bir parti gereksinimini bertaraf ederek, kendi kaderlerini
ellerine alırken söylenmekteydi.
Guillen, partinin ve devletin çıkarlarını temsil ettiğini iddia ettiği
[kesimlerin çıkarlarının] önüne geçiren devlet sosyalizminin ve Marksizmin
sınırlamalarını göstermektedir. Ancak bu broşür İspanyol devrimindeki
sendikalistlerin faaliyetlerinin tamamen övücü bir muhasebesini
sunmamaktadır. Guillen kendisini anarşist kolektiflerin olumlu yanını
anlatmakla sınırlamaz. Bölümün sonuna doğru, siyasi iktidar sorunuyla,
devrimci bir durumda içine düşülen problemlerin değerlendirilmesinde
anarşistlerin yetersizliğinin sebep olduğu bazı hataları tartışır.
Sendikalistlerin devlet gücünün tahrip edilmesinin ve atomizasyonunun
[parçalarına ayrılmasının] gerekliliğini daima anladıklarını kabul ederken,
devletin ve onun siyasi bedeninin yerini alacak çok az alternatif yapı
yaratımış olduğu için CNT'nin sorunu tam olarak anlayamamış olduğuna dikkat
çeker. CNT'nin fiili olarak ekonomik ve toplumsal düzeylerde gücü elinde
bulundurmakla beraber, siyasi iktidar sorununu ihmal etmesi, devlet aygıtını
ele geçiren ve onu devrimci işçi sınıfı tarafından yaratılmış olan özgür
kolektif yapıya karşı kullanan karşı-devrimci unsurlara açık kapı bırakması
olgusundan bahseder.
Bu taktiksel kusuru tedavi etmek için, parçalarına bölünmüş bir
"öz-iktidar"ın [self-empower] veya kuvvetlenme [empowerment] yapısının
yaratılmasını tavsiye eder. "Auto-poder" terimi, çevirmenin Guillen'in
orijinal teriminin arkasındaki düşünceleri en iyi yansıttığını düşündüğü
şekilde, metin boyunca "toplumsal iktidar" [power, güç] olarak tercüme
edilmiştir. Bu "iktidar" açıkça kilisenin, devletin veya partinin
iktidarından farklıdır. Anarşistler ve sendikalistler iktidarın tahrip
edilmesini arzularken, aynı zamanda güçsüz olmayı arzulamazlar; diğer bir
deyişle, onlar iktidarın parçalarına bölünmesini, onun paylaşılmasını,
böylece de hiç kimsenin bir başkası üzerinde hakimiyetinin olmamasını, ancak
herkesin özgürlüğünü ve diğerlerinin özgürlüklerini koruyabilmesini
isterler. Bu onların nihai amacıdır ve bu kısa broşür bu amaca adanmıştır.
Çevirmen bu broşürün üretilmesine dahil olan birçok kişiye teşekkür
borçludur: metin üzerinde yorumda bulunan Doğrudan Eylem Hareketi'nin
[Direct Action Movement, DAM] birçok üyesine, özellikle de Manchester ve
Norwich DAM-IWA'sine. Bu broşürde, La Presa Yayınlarının, yeni oluşturulan
Endüstriyel Eğitim Birliği'nin başarılı olması, ve Entenasyonal İşçi
Birliği'nin [International Workers' Association, IWA] hedeflerinin
gerçekleştirilmesi umudunu taşıyoruz.

Richard Cleminson & Ron Marsden
Temmuz 1992

Not: Bu metin 1988'de yazıldığı ve o zaman SSCB hala varolduğu için, SSCB'ye
şimdiki zamanda yapılmış göndermeler bulunmaktadır. İngilizce çevirisi bunu
aynen yansıtmaktadır. Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/guillen-anarsistekonomi.html


--------------------------------------------------------------------------------
"ANARŞİZM OLARAK FEMİNİZM", Lynne Farrow, 1974 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/farrow-anarsizmolarakfeminizm.html
Feminizm anarşizmin vaaz ettiğini uygular. Feministlerin, dürüstçe
uygulayıcı Anarşistler olarak adlandırılabilecek yegane mevcut protesto
grubu olduğunu bile iddia edilebilir; çünkü birincisi, kadınlar kürtaj
klinikleri ve gündüz bakım merkezleri gibi belli projeleri kendi başlarına
uyguluyorlar; ikincisi, çünkü sağ veya solun politik mücadele terimlerine
--sırasıyla reformizm veya devrim-- angaje olmayı reddeden apolitik
kadınların [olması].
Ancak kadınların belli projelere olan ilgisi ve onların a-politik
faaliyetleri hem sol, hem de sağ için büyük bir tehdit de oluşturmaktadır;
ve feminist tarih kadınların nasıl kendi çıkarlarından [ilgilerinden]
ayartılarak uzaklaştırıldıklarını, yasal düzeyde kurulu partilerce nasıl
cezbedildiklerini, ve kuramsal düzeyde Solca yutulduklarını göstermektedir.
Bu yutulma, bizi Feminist durumun ne olduğunu sormaktan sıklıkla
alıkoymuştur? Değişim için en iyi strateji nedir?
Kadınların kurtuluşuna yönelik ilk itki, liberallerin fırtınalı bir ilga
[abolition, kölelik karşıtı] kampanyası ortasında oldukları 1840'larda
ortaya çıktı. Etkili birkaç Quaker kadını, aktif bir şekilde Güney'in
köleliği sürdürücü sistemini liberalleştirmek amacıyla konuşmalar yaptılar,
ve kısa zaman içinde Siyahlar için öne sürülen temel hakların kadınlardan da
esirgendiğini fark ettiler. Cesur kadın ilgacılardan [kölelik
karşıtlarından] ikisi, Lucy Stone ve Lucretia Mott, arkadaşları liberalleri
alışılmamış bir derecede rahatsız ederek, kölelik karşıtı konuşmalarının
sonuna bazen feminist düşünceleri iliştirmeye başlamışlardı. Ancak yerlerini
bildikleri ve hangi amacın daha ciddi olduğunu hatırladıkları sürece,
kadınlar bir tehdit oluşturmuyordu. Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/farrow-anarsizmolarakfeminizm.html

--------------------------------------------------------------------------------

"2. YENİ BİR TOPLUM ARAYIŞINDA", Daniel Guerin, 1973 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/guerin-yenibirtoplumarayisinda.html
- Anarşizm Ütopist Değildir
- Örgütlenme Gereksinimi
- Kendinden Yönetim
- Değişimin Temelleri
- Rekabet
- Merkezileşme ve Planlama
- Bütüncül Bir Toplumsallaştırma mı?
- Sendikalar
- Komünler
- Tartışmalı "Devlet" Terimi
- Kamusal Hizmetler Nasıl İdare Edilmeli?
- Federalizm
- Enternasyonalizm
- Sömürgelikten Kurtulma

ANARŞİZM ÜTOPİST DEĞİLDİR
Anarşist kuram, anarşizmin yapıcı olması yüzünden ütopyacı olduğu
şeklindeki suçlamayı kesinlikle reddeder. Geleceğin toplumunun anarşist bir
icat olmayacağını, geçmiş olayların saklı etkilerinin fiili bir ürünü
olacağını ispatlamaya yönelik olarak tarihsel yöntemi kullanır. Proudhon
insanlığın 6000 yıldan beridir amansız bir otorite sistemince ezilmekte
olduğunu, ancak "gizli bir erdem" sayesinde var olmaya devam ettiğini
söyler: "Hükümet aygıtının derinliklerinde, onun siyasi kurumlarının
altında, toplum yavaşça ve sessizce kendi örgütlenmesini üretmekte, yaşama
gücünü ve özerkliğini ifade eden yeni bir düzeni kendil başına kurmaktadır."
Hükümet ne kadar zararlı olursa olsun, kendi yadsımasını içinde
barındırır. "Bu, tümü insanlığı daha ileri bir duruma hazırlamaya hizmet
etmek üzere, bir kolektif yaşam olgusu, yasamızın güçlerinin kamusal ifası,
toplumsal kendiliğindenliğin bir ifadesi" olmuştur. "İnsanlığın dinde
aradığı ve 'Tanrı' dediği şey kendisidir. Yurttaşın hükümette aradığı şey de
... benzer şekilde kendisidir --hürriyettir." Fransız devrimi anarşiye doğru
bu amansız ilerlemeyi hızlandırmıştır: "Atalarımızın ... bir yurttaş olarak
bir insanın sahip olduğu tüm melekelerini özgürce ifa etmesi ilkesini ilan
ettikleri gün, işte o gün, otorite cennette ve yeryüzünde reddedilmiş oldu,
ve hükümet --temsil yoluyla olsa bile-- imkansız hale geldi."
Gerisini Endüstri Devrimi yaptı. O zamandan itibaren siyaset ekonominin
hakimiyetine girdi ve ona tabi hale geldi. Hükümet artık üreticilerin
doğrudan rekabetinden kaçınamazdı, ve gerçekte farklı çıkarlar arasındaki
bir ilişki haline geldi. Bu devrim proletaryanın büyümesiyle tamamlandı.
İtirazlarına karşın, otorite şimdi yalnızca sosyalizmi ifade ediyordu:
"Napolyon Kanunu [1804'de yürürlüğe giren yeni Fransız Medeni Kanunu], yeni
toplum açısından Platoncu cumhuriyet kadar yararsızdır: birkaç yıl
içerisinde mülkiyetin mutlak yasasının yerini her yerde göreceli ve devingen
endüstriyel işbirliği yasası alacaktır; ve o zaman bu kartondan şatoyu
baştan aşağı yeniden inşa etmek gerekecektir." Ardından Bakunin, "hepimizin
atası olan Fransız Devriminin insanlığa verdiği engin ve inkar edilemez
hizmeti"[n hakkını] teslim etti. Otorite ilkesi insanların bilincinden
ilelebet silinmiş ve böylece yukarıdan dayatılan bir düzen imkansız hale
gelmişti. Geriye kalan tek şey, "hükümet olmaksızın yaşayabilecek şekilde
toplumun örgütlenmesidir." Bakunin bunu başarmak için halk geleneğine
yaslandı. "Devlet'in baskıcı ve zararlı vasiliğine rağmen," kitleler
yüzyıllardan beridir "gerçek insan birliğinin asli maddi ve manevi
unsurlarınının tamamını olmasa bile çoğunu kendi aralarında kendiliğinden
geliştirmiştir." Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/guerin-yenibirtoplumarayisinda.html


--------------------------------------------------------------------------------
""SERBEST PİYASA" KAPİTALİZMİ DESTEKÇİLERİNİN İDDİA ETTİĞİ ÜZERE BIRAKINIZ
YAPSINLAR KAPİTALİZMİ İŞSİZLİĞİ AZALTIR MI?", Anarşist Sıkça Sorulan
Sorular, Kısım C.09 (çeviri)
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimc09.html
C.9.1 Ücretlerin Azaltılması İşsizliği Azaltır mı?
C.9.2 İşsizliğin Sebebi Ücretlerin Çok Yüksek Olması mıdır?
C.9.3 "Esnek" Emek Piyasaları İşsizliğin Çözümü müdür?
C.9.4 İşsizlik Gönüllü müdür?

İlk olarak, Batı'daki "fiilen varolan kapitalizm"in, kapitalist sınıfın
yüksek kar oranlarını güvenceye almak amacıyla işsizliği fiilen idare
ettiğini belirtmeliyiz (bakınız Kısım C.8.3) --diğer bir deyişle, işçi
sınıfı için piyasa disiplini, yönetici sınıf için devlet koruması. Edward
Herman şuna dikkat çekiyor:
"Hatta muhafazakar ekonomistler, fiyat düzeyinin istikrarlı olmasıyla
tutarlı olan en düşük [işsizlik] düzeyi olarak tanımlanan 'doğal işsizlik
oranı' kavramını geliştirdiler {ki Herman bunu "mülk sahibi sınıfların
tercih ettiği işsizlik oranı" olarak tanımlar}, ... ancak doğrudan test
edilemeyen, fazlasıyla soyut bir modele dayandığı için, doğal oran ancak
fiyat düzeyinden anlaşılabilir. Yani, eğer fiyatlar tırmanıyorsa, işsizlik
'doğal oranın' altındadır ve çok düşüktür ... Bu çeşit bir metafiziksel el
çabukluğunun kaba olmasının yanısıra, doğal işsizlik oranı kavramının
kendisi yapısal bir sapmaya sahiptir. Fiyat düzeyi - işsizlik değiş-tokuşunu
[trade-off] etkileyen tüm diğer kurumsal etmenler (piyasa yapıları ve
bağımsız fiyatlandırma gücü, yurt içinde ve yurt dışındaki iş alemi yatırım
politikaları, gelir dağılımı, maliye ve para [politikalarının] bileşimi vb.)
verili kabul edilir, ve kontrol edilebilir değişken olarak yalnızca emek
piyasasının sıkılığı üzerine yoğunlaşır. Enflasyon asli tehlikedir, emek
piyasası (yani ücret oranları ve işsizlik düzeyleri) sorunun çözüm yeridir."
(Beyond Hypocrisy, s. 94)
Kapitalizmde yönetici sınıfın işsizliği bu şekilde manipüle etmek
istemesi, ve onların karla, mülkiyetle ve iktidarla ilgili sorunlarını
saptırmaları bir yerde anlaşılabilir bir şeydir. (Yüksek işsizlik
düzeylerinin işaret ettiği) depresyon yönetimi, yönetim hiyerarşisi iyice
güven altındayken işçilerden daha fazla kar elde edilmesini mümkün kılar.
Zor zamanlarda, işçiler patronlarına karşı çıkmadan önce iki kere
düşünürler, ve böylece daha fazla, daha uzun sürelerle ve daha kötü
koşullarda çalışırlar. Bu, artı değerin reel ücretlere göre yükselmesini
sağlar (aslında, ABD'de, 1973'den bu yana karlar büyük bir ölçüde artarken
reel ücretler durağan kalmıştır). Ayrıca, böyle bir politika, yatırım,
karlar, güç vb. konulara ("diğer kurumsal etmenler"e) ilişkin politik
tartışmaların azalmasını, ve işçi sınıfından insanlar kendi ihtiyaçlarını
karşılamakla fazlasıyla meşgul oldukları için bunların saptırılmasını
sağlar.
Tabii ki, bu "doğal" oran hem görünmez hem de hareket edebilir olduğu
için, tarihsel kanıtların anlamsız olduğu öne sürülebilir --görünmez,
hareketli bir değerle her şeyi ispatlayabilirsiniz. Ancak eğer durum
böyleyse, "doğal" oranı muhafaza etmeye yönelik herhangi bir girişim de
--bunu keşfetmenin tek yolu enflasyon düzeylerini takip etmek olduğu için--
keza anlamsızdır (ve görünmez, hareketli bir değerle, kuram olay
gerçekleştikten sonra daima doğrudur --eğer işsizlik yükseldikçe enflasyon
da yükseliyorsa, doğal oran yükselmiştir; eğer işsizlik yükselirken
enflasyon düşüyorsa, düşmüştür!). Bunun anlamı insanların, işsizlik
düzeyinin (görünmez ve hareketli) "doğal" oran altına düşeceği ve yönetici
sınıfın çıkarlarına zarar vereceği (yüksek enflasyon oranları faiz gelirine
zarar verir, ve tam istihdam işçilerin gücünü arttırarak karları sıkıştırır)
zayıf ihtimali nedeniyle işsiz bırakıldığıdır. Çoğu ana akım ekonomistinin
bu yanlış düşünceyi onayladığı biliniyorken, bu yalnızca "bilim"in güçlünün
ihtiyaçlarına göre kendisini nasıl uyarladığını göstermektedir. Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimc09.html


*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
BİLGİ: http://ainfos.ca/org http://ainfos.ca/org/faq.html
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
ÜYELİK: lists@ainfos.ca adresine e-posta'nın ana
kısmında "subscribe listeadı eposta@adresiniz"
içerikli e-posta atın. Üyelikten çıkmak için ise
"unsubscribe listeadı eposta@adresiniz" içerikli mail
atın.

Tüm listeler için seçenekler: http://www.ainfos.ca/options.html


A-Infos Information Center