A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003 | of 2004

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) otonom-X #1 - Ezilenlerin Festivali’nin Organizasyonu

From Worker <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Tue, 13 Apr 2004 17:17:00 +0200 (CEST)


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________

EZİLENLERİN FESTİVALİ'NİN ORGANİZASYONU
Geride bıraktığımız yıl içerisinde, Türkiye’deki
anarşistlerin önemli bir kısmını kapsayan toplantılar
yapıldı. Ancak bu toplantılar gerek oluşumu, gerekse
katılımcıların niyet ve uğraşları açısından ciddi
sorunlar barındırdığından, arkası gelmedi. Belki de
varolan haliyle devam edememesi hayırlı oldu. Bunun
yanı sıra sorunlu tarafları dolayısıyla da yeni bir
yük bıraktı geride. Ama en azından bazı faydaları
oldu. Bazı tarzların geçişkenliğinin zorluk ve
imkansızlıklarını göstermesinin yanı sıra, örgütlenme
konusunda farklı yaklaşımların belirginleşmiş olması
ve bunların kendi mecralarında akması gerektiği,
birbirleriyle boğuşmalarının bu ayrışma dışında bir
hayır sağlamayacağı ortaya çıktı. Aşağıdaki metin bu
tartışmalar içerisinde örgütlenme noktasında ısrarlı
olan bazı yaklaşımlar doğrultusunda, hemen ve el
çabukluğuyla olmamak ve ortaya bir aparatçık
çıkarmamak kaydıyla, örgütlenme sorununu tartışmaya
açmak kaygısıyla kaleme alındı. Bir tartışma ve
ilişkilenme sürecinden sonra üzerinde az çok
anlaşılmış irade ortaklıklarının çıkmasıdır muradımız.
Hayırlı olması dileğiyle.

‘Ezilenlerin Festivali’ nitelemesi, belki de Paris
Komünü’nden beri devrim için yapılmış en hoş ve
anlamlı atıftır. Hükümeti; yani zulmün ve sömürünün
merkezi aygıtını bütün uzantılarıyla birlikte yıkmak,
işlemez hale getirmek, arşist kurumlaşmanın karşısına
onsuz bir hayatın ne kadar coşkulu ve uğruna mücadele
edilebilir bir olgu olduğunu anarşizmle/özgürlükle
koymak. İşte istisnasız her özgürlükçünün yüreğinin
başka bir aşkla çarpmasına neden olan durum. Yıkmanın
ve yeniden yapmanın coşkusu. Organizasyon komitesi
olmayan, işbirliğiyle kotarılan, gerektiğince kendi
özünden kaynaklanan örgütlenme biçimlerini yaratıp yok
eden bir festival. Ademi merkeziyetçi/desantralize bir
festival. Şimdiden ve her zaman. İlk emre itaat
etmeyen ilk insandan beri geleneksel olan ve
kendisinin kurumsallaşma ihtimalini de bilmesi
yönünden gelenek dışı olan ve bu yüzden kara bayrağını
yakmayı ihmal etmeyen bir festival.

Kanla ve gözyaşıyla yoğrulmuş bütün yenilgilerine,
bütün umut kırılmalarına rağmen bu coşku yok
edilemiyorsa, iktidarlar varoluşlarını ve yasalarını
halen tek bir kişinin bile isyan etme ihtimali üzerine
kuruyorlarsa; bu festivalin ezeli ve ebedi
oluşundandır. Bu hayal etme ve gerçekleştirme halinin
sürmesi, bazı kavramların hep hatırlanmasına bağlıdır
biraz da. İşte bütünüyle işgal altında olan dünyanın
herhangi bir parçasında yaşayan
devrimcilerin/anarşistlerin de tarihte parmaklarına
değil, boyunlarına bağlanan iplerden dolayı
unutamadıkları ve her seferinde yeniden oluşturdukları
bu kavramlardan biri de örgütlenmedir.

Türkiye’deki anarşistlerin en büyük sorunu örgütlenme
ve ortak değerler yaratma/bunlar üzerinden bir arada
bulunma sorunudur. 20 yıla yakın süredir birçok
şekilde varolan ve yaklaşık 15 yıldır ‘kamusal alan’
diye tabir edilen düzlemde birçok şekilde yer alan
anarşistlerin geriye dönüp baktıklarında, tortusuz
hatırlanacak anlarının azlığı yürek burkucudur.
Dünyadaki hareketin yarattığı tarih ve değerlerle
yeterince buluşamayıp, buradan kendine özgü yanları da
olan örgütlenmeler dizgesinin hakkıyla
oluşturulamaması, çeşitli umut kırıcı girişimlerin
çokluğuyla doğru orantılıdır. Kısmen, başarılı olan
bazı kampanya organizasyonları dışında, ‘hayali cihan
değer’ şeylerin olabilmesi için dayanışma, karşılıklı
yardımlaşma ve işbirliği gibi bazı kavramların
layıkıyla hayata geçirilmesi ve iradeler üstü olmayan
ama, otoritenin bütün yansımalarıyla birlikte
yıkılması için iradelerin ortak hareketini öngören
biraradalıktır kastedilen.

Anti militarist mücadele ve eşcinsellerin mücadelesi
bu iradeler ortaklaşmasına, zulmün karşısında
dayanışmasına ve anarşizmin insan hatırasındaki
tahayyülüne (bütün eleştirilebilir taraflarının yanı
sıra) neredeyse tek yakın alanlar olarak duruyorsa
halen, bu yukarıda anlatılan kavramların hayatta
yeterince karşılık bulamadığı anlamına gelir. Örneğin
sıkça ve tesadüfi olmayan bir biçimde anarşizmle
birlikte anılan feminist ve ekolojist hareket, bu
alanlardaki yetersizlik sonucunda epeyce reformist ve
sosyal demokrat bir tarzın ve alan hakimiyetinin
gölgesinde kaldı. Çünkü bu alanlar terk edildi ya da
gereğince önemsenmedi.

Ancak burada tartışılan alan hareketleri ya da onların
sorunları değil, genel olarak örgütlenme
problematiğidir. Ki alan hakimiyetinden kaynaklanan
sorunların yaşanıyor olmasının en önemli nedeni de
üzerinde anlaşılabilir ve gönül rahatlığıyla hayata
geçirilebilir bir örgütlenme zihniyetinin olmayışı ya
da onu içinden çıkarabilecek bir hayatla ilişkileniş
tarzının oluşturulamamasındandır. Bunların yokluğu,
her bir olumsuz deneyimden sonra dağılmayı, dedikoduyu
ya da hoş olmayan tarzlarda geçmişle hesaplaşmayı
beraberinde getirdi. Yanlış ya da bazen anarşizmle
beraber anmaktan sıkıntı duyabileceğimiz
‘örgütlenme’lerin varlığı epeyce bir yılgınlığa yol
açmış olsa da yeni bir gönül rahatlığına ulaşmak ve
dünyayı iktidarların yörüngesinden çıkarmak gerek.

Bunun için çarpıtılmış bazı kavramları yeninden
hatırlamak ve gündeme getirmek dürtüsüyle kaleme
alındı bu metin.

Anarşizmle çeşitli şekillerde ilişkilenmiş yüzlerce
insanın varolduğu Türkiye’de bunca yıllık çabanın boşa
gitmemesi ya da istenenin tersi bir amacı beslememesi
için, her farklı anlayışın kendini var edebileceği
hayat alanları oluşturması, özgürleşme mücadelesi için
hayırlı olacaktır Eski bir araya gelişlerin ya da
dağılmaların ve geride bıraktığı yıpranma ve
yıpratmaların yarattığı karamsarlıktan kurtulup,
yeniden bir umut ve hayatı değiştirme isteğini
canlandırmaktır beklenen. Farklı ya da aynı
anlayışlardaki grup ve bireylerin anarşizmin temel
değerleri üzerinden eşit biraradalıkları ve daha
dirençli özgürlükler alanları oluşturma kaygısıdır
güdülen. Bu bir kampanya organizasyonundan başlayarak,
federasyona kadar bir dizi biçimi içerir ve mevcut
durum bir çoğumuzu tatmin etmediğine göre, bu
tartışmayı yoğunlaştırmak ve yeterli bir sonuca
vardırmak kaçınılmazdır.

Anarşizmi kendilerini devrimci olarak niteleyen bazı
tarihselci yaklaşımlardan ayıran en önemli yanı,
özgürlüğü zorunlulukla değil, sorumlulukla birlikte
anmasıdır. ‘Birimiz bile özgür değilse, hepimiz
tutsağız!’ sözü bunu anlatır. Çeşitli tarihsel
zorunluluklar uydurarak hepimizin biri(ler)ine tabi
edilmediği, bunun yıkımının arzulandığı bir özgürlük
ve her bir insan tekinin devasa bir tahakküm aygıtı
karşısında çaresiz halde kalmadığı, başkalarıyla
dayanıştığı, başkalarına yönelmiş olsa da zulmün
varlığından rahatsızlık duyduğu ve onu ortadan
kaldırmaya yöneldiği bir sorumluluk hali. Bu iki halin
biraradalığı insanı iyiliğe ve adalete yöneltir;
örgütlenmeye yöneltir. Ama tarihsel zorunlulukçuların
öngördüğü gibi devletle sonuçlanan bir örgütlenmeye
değil. Devleti sonlandıran bir örgütlenmeye. Kafamızın
içerisindekinden başlayarak, ortak hayatlarımıza nüfuz
eden, hükmeden devlete kadar. Şimdi ve her zaman.

Örgütlenme ve bununla birlikte anılan bazı kavramlar
(örneğin federasyon) gerek konformistlikten, gerekse
sorunlu bazı yaklaşım ve örgütlenmelerden dolayı
sempatiyle anılmıyor çoğu zaman. Anarşizmin tarihiyle
birlikte anarken sinirlerimizin gerildiği ve rahatsız
olduğumuz ahlak dışı nihilizm ve konspirasyonun
çağrıştırdıklarının yarattığı olumsuz havadan ve
çeşitli politik hesaplar dolayısıyla bu durumun üstüne
yatılmasından ve ağzından her ’fe’ hecesi çıkarmayı
becereni öcü olarak görmekten kurtulamamak, örgütlenme
yanlısı her anarşisti rahatsız etmesi gereken bir
durum. Buna rağmen böyle olmaması, bu topraklardaki
anarşistlerin bir zavallılık yönüne işaret eder ancak.
Ecelden korkup hastalığa razı olmak misali,
örgütlenmeye dair kaygılardan dolayı atomize bir
bireylik anlayışına mahkum olmaya ve umutsuzluğa
karşı, işbirliği ve dayanışmanın bileşkesi olan
örgütlenme fikriyatını ve doğrudan eylemi koymaksızın,
otoritenin yıkımı mümkün değildir.

Bu metin Türkiye’de anarşizm ve örgütlenme
kavramlarını kötüye kullananlar kadar, bu kullanmanın
yarattığı zafiyeti kullanarak örgütlenme korkusunu
besleyen ve henüz ortada olmayan federatif örgütlenme
hayaletleriyle de korkutan anlayışların yadsınmasını
önemseyen bir zihniyetin ürünüdür. Bu zihniyet,
çeşitli anarşist varoluş biçimleri açısından bazı
biraradalıkların farklı ihtiyaçları karşılamak ve
tahakkümü yıpratmak ve ortadan kaldırmak için gerekli
ve son derece yararlı olduğunun altını çizer. Örneğin
başka tarzlara çamur atmanın kılıfı olmadığını
belirterek ağ tipi örgütlenmeyi, çeşitli amaçlarla
oluşmuş ve oluşabilecek kolektif ve otonomları
anarşizmin çeşitliliğinin ve otoriter eğilimlerin boy
gösterememesinin güvencesi olarak görür. Zaten çeşitli
grup ve bireylerin tahakküme karşı daha dayanıklı bir
duruş oluşturmaları ve anarşizmi bugünden başlayarak
geliştirmeleri için, bu durum elzemdir. Mutfağı
otoritenin mutlak yıkımı için mücadele eden, bunu
hayat gailesi olarak algılayan herkese açık her tür
örgütlenme makbuldür. Yani sözü edilen örgütlenme
yukarılardan bir yerlerden kararlaştırılmış ve
başkalarına dayatılan hazır bir örgütlenme değil, ilk
adımının birlikte atılması için uğraşılan bir
örgütlenmedir. Aynı zamanda nedeni ne olursa olsun
habire biraraya gelip, dağılma ve sonraya bir yük
bırakma haline isyandır. Niyetler ve üzerinde
anlaşılan ahlaki ve ‘politik’ değerlerin net olarak
ifade edilip, spekülasyonlara kapalı bir alan
oluşturma çağrısıdır. ‘Mumu ay ile yanmaya devam
edenlerin’ yine kendisi gibilere çağrısıdır. Şu
yönüyle de bir çağrıdır: adlarını bir çiçeği bağrımıza
basarkenki özenle ve özlemle andığımız Börklüce
Mustafa, Proudhon, Louis Michel ve bütün Komüncülerin,
Bakunin, Kropotkin, Ukrayna’nın soğuk steplerini
yürekleriyle ısıtan devrimcilerin ve Kronstadt’ın
yiğit insanlarının, Malatesta, Goldman, özgürlüğün
kutup yıldızı İspanya Devrimi’nin, 68’in
isyancılarının, bazıları yanlış anlasa da Ursula K. Le
Guin ve daha birçok ‘festivale’ katılmış milyonlarca
kadın ve erkeğin düşlerindeki çağrıdır. Zaten tek
başınalığa ve umutsuzluğa itilmiş birçok insan için
birbirine yaslanmanın, sarılmanın dansetmenin çağrısı.
Başta anılan festivalin çağrısı, -bu festivallere
Woodstock dahil değildir- özgürlük ve devrim için
örgütlenme çağrısı. Emma’ya rakkase muamelesi
yapılmayan bir dans festivali için ön hazırlıktır
örgütlenmeyi düşünmek.

Bu düş ve düşünce çeşitli örgütlenme anlayışlarını
dışlamayan bir tarzın tezahürüdür aynı zamanda. Her
insan tekinin özgürlük hayalini gerçekleştirme şansına
ve çabasına saygı duyarak ve onları yadsımayarak
eylemek. Zaten, bütün öcü hikayelerine rağmen,
anarşist örgütlenme fikriyatı bunu içerir. Ayrıca
tahakkümü yıkmaya niyetli insanların hangi sıfatı
taşıdıkları da çok önemli değil. Önemli olan burada
anılan yıkıcılıktır. Bu niyette olan da başkalarına ve
benzerlerine bok atmaz. Çünkü tahakkümü yıkma niyeti
özgürleşmenin önünü açtığı gibi, ahlaki yozlaşmanın da
önünü tıkar. Devrimci coşkuyu ve yaşama heyecanını
besler. Şenlik ateşlerini körükler. Umutsuzluğa karşı
değiştirme iradesinin gücünü, korkuya karşı cesareti
ve dayanışmayı, misyonerliğe karşı isyankarlığı,
bencilliğe karşı işbirliğini, hedonizme ve nefsin
tahakkümüne karşı eşitlerin cemini, şenlikli bir
toplum için ve şenlikli bir toplum içinde edilen
dansın, içten gelen, aşka gelerek edilen dansı, sonsuz
bir semahı koyan coşkuyu ve isyanı körükler. Ama bir
sefahat alemini değil.

Emma Goldman’ın ‘Eğer dans edemeyeceksem, devriminiz
sizin olsun!’ sözünü kötüye kullanan bir şenlik
anlayışının içi boştur ve eninde sonunda keyif
kaçırır. Emma loş gecelerini maskeli balolarda
geçirmedi. Bir yıkıcılığın yolunda zindanlarda ve
Rusya’da katledilen yoldaşlarından geriye kalan
karanlıkta geçirdi o gecelerini. Bir de ‘Ruhunun
karanlık yüzünde’. Odo devrimden önceki gün öldü; epey
acılar çekerek. O'nun ağzından Ursula'nın söylediği
devrim ve ruha dair sözler, bir ruh çağırma seasına
ait sözler değildi. Devrime ve örgğtlenmeye dair
sözlerdi. Nesimi'nin yıkıcılığı yalnız teninde değil,
ruhundaydı da. Bu yüzden halen yıkıcıdır ve onların
yıkıcı ruhlarıyla sonrakilerin birleşmesidir
örgütlenme ve devrim. Bir festivaldir, engel tanımayan
bir danstır, varlık deryasında girdaplara kapılmadan,
hırstan ve nefsin tahakkümünden kopulan bir semahtır.

İşte sözü edilen budur.

Can kulağıyla duyanlara.



*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
BİLGİ: http://ainfos.ca/org http://ainfos.ca/org/faq.html
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
ÜYELİK: lists@ainfos.ca adresine e-posta'nın ana
kısmında "subscribe listeadı eposta@adresiniz"
içerikli e-posta atın. Üyelikten çıkmak için ise
"unsubscribe listeadı eposta@adresiniz" içerikli mail
atın.

Tüm listeler için seçenekler: http://www.ainfos.ca/options.html


A-Infos Information Center