A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
{Info on A-Infos}

(tr) Alt. Medya; Yeni Harman - İsrail-Filistin

From Worker <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Mon, 1 Sep 2003 16:20:41 +0200 (CEST)


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________

(Yeni Harman - İsrail-Filistin sorununa "içeriden" ve "dışarıdan" bakış)
Steven Spielberg'in Schindler'in Listesi filminin son sahnesinde,
Nazilerin esir kampından kurtulan Yahudiler ufukta bir kasabanın
siluetini görürler; Spielberg bu sahnede birkaç yıl sonra kurulacak olan
İsrail devletine gönderme yapar.
Yahudilere karşı ayrımcılığın (anti-semitizm) geçmişi ilk çağlara kadar
dayanıyor. Putperestlerden Hrıstiyanlara, Nazilerden Müslümanlara kadar
farklı topluluklar Yahudilere karşı olumsuz düşüncelerini gizlemedi.
Üstelik modern tarihin en büyük katliamlarından birisinin kurbanı da
Yahudiler olmuştu. Yahudiler arasında da buna karşı ve belki de paralel
çeşitli savunma mekanizmaları gelişti; "vaad-edilmiş" Filistin
topraklarında bir Yahudi devleti kurulmasını hedefleyen siyonizmin
temelleri 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa'daki Yahudiler tarafından
atıldı, üzerinden bir yüzyıl bile geçmeden bu hedefe ulaşıldı. Bugün
Golan Tepeleri, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs'te yaşayan
Yahudilerle birlikte İsrail nüfusunun 6 milyonu bulduğu tahmin ediliyor.
İsrail devleti 14 Mayıs 1948'de kuruldu ve kurulduğundan bu yana insan
hakları ihlalleri, Filistin işgali gibi sorunlar nedeniyle yoğun
eleştirilere maruz kaldı. Uzak geçmişi bir kenara bırakacak olursak
sanıldığının aksine Filistin bölgesinde Yahudilerin varlığı çok da
eskilere dayanmıyor. Bu bölgedeki ilk Yahudi yerleşimi, Yahudilerin bu
topraklardan göçe zorlanmalarından çok çok sonra Rusya'dan gelenler
tarafından 1882'de kuruldu. 1925 yılında özellikle Orta ve Doğu
Avrupa'dan gelenlerle birlikte yerleşimcilerin sayısı 110 bini bulmuştu.
Hitler'in Yahudilere karşı yürüttüğü faşizan politikalar sonucunda
bölgeye gelen göçmenler, Filistin'i mandası altında bulunduran İngiltere
ve ardından ABD'nin de açık desteğiyle 2. Dünya Savaşı sonrasında kendi
devletlerini oluşturdular. Bu dönemde bölge nüfusuna oranları üçte biri
ancak bulurken Filistin bölgesinin yarısını kontrolleri altında
tutmaktaydılar. Suriye'nin Golan Tepeleri, Mısır'ın Sina Yarımadası,
Lübnan'ın bir bölümü ve Filistinlilerin yaşadığı Batı Şeria ve Gazze
Şeridi çeşitli defalar İsrail’in işgaline uğradı. İsrail günümüzde bu
toprakların bir bölümünden çekilmiş olsa da, başta Batı Şeria ve Gazze
olmak üzere Filistin direnişini baskı altında tutmayı amaçlayan işgal
politikasını sürdürüyor.

Bölgede yaşananlarla ilgili olarak iki dostumla Yahudiler, Filistinliler,
direniş, işgal, savaş ve barış üzerine konuştuk. İlk söyleşinin konuğu
geçtiğimiz aylarda Uluslararası Savaş Karşıtları'nın 15 Mayıs Dünya
Vicdani Retçiler Günü etkinliği için İsrail'e giden Can Başkent; diğeri
ise 1937'de bu topraklarda doğan ve Tel Aviv'de yaşayan emekli bir
(alternatif) psikolog, siyonizm-karşıtı özgürlükçü komünist bir Yahudi,
Ilan Shalif. İkisine de benzer sorular sormaya çalıştım. Can, epey
sıkıntı bir şekilde de olsa girmeyi başarabildiği İsrail'den fazlasıyla
etkilenmiş görünüyordu, anlatacak çok şeyi vardı. Ilan ise hikayenin pek
de duymadığımız kısmını anlattı, İsrail öncesi Yahudi yerleşimler,
Kibbutzlar ve daha birçok şey...

CAN BAŞKENT

- İsrail’e böyle saçlı-sakallı girmen zor olmadı mı? Vize alırken
zorlanmadın mı?
- Davet mektubum vardı, organizasyondan (www.newprofile.org) birisi
göndermişti. Büyükelçiliktekiler yine de fotoğrafımdan şüphelenip mektubu
gönderene telefon etmişler. Anti-militarizm durumunu öğrenince
şaşırmışlar. Gidince görüyorsun, elçilik binasının önündeki sokak
trafiğe kapalı, özel güvenlik birimi var. Yaklaşınca militarizmi
anlıyorsun, her yerde böyle. Havaalanına gidince ABD ve İsrail'e
gidenlere özel muamele olduğunu okudum. Tam 1.5 saat boyunca arandım. Bu
sadece Türkiye'ye özgü değilmiş, İspanyollar da aynı şeyi yaşamışlar
öyle ki uçağı kaçıracaklarından fotoğraf makinelerini kontrolde bırakmak
zorunda kalmışlar. Benim fotoğraf makinemi aramaya çalışırken kırdılar,
sonradan parasını almaya çalıştım, bir hafta içinde başvurmanız
gerekiyordu gibi bir gerekçeyle isteğimi geri çevirdiler. İsrail
havayolları El Al dünyada yolcuların en çok kaçırdığı havayolu şirketi.
Gittiğim gün İsrail'de bağımsızlık günüymüş, kontroller normalden daha
sıkı olmalı bu yüzden. Havaalanına gece yarısı indim, beni oradan alacak
kişiyi bekliyordum. Bu sırada sivil görevlilerden birisi niye geldiğimi
tekrar sordu, kimlik kontrolü yaptı, başımda gezindi durdu. En liberal
anlamda bile insan hakkı ihlali var yani, vize olmasına rağmen
araştırma, güvenlik soruşturması girişte de sürüyor. Herkes korku
paranoyasıyla dolaşıyor. Neyse ki sonunda İsrail'e girebildim.

- Gittiğin etkinlik neydi? Tam olarak ne için gitmiştin?
- Uluslararası Savaş Karşıtları'nın 15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler günü
eylemi, semineri ve antrenmanı için gittim. İsrailliler olası eyleme
katılmayacaktı, yabancılar yapacaktı. Seminerin amacı uluslararası
katılımcılara İsrail ve Filistin'deki hareketlerle ilgili bilgi vermekti;
kadın hareketi, hayvan hakları, STKlar, infoshoplar vb. gruplar.
Uluslararası antrenman ise eyleme hazırlığa yönelikti. İngiltere,
Almanya, İspanya, Türkiye, Şili, Güney Kore ve tabii ki İsrail'den
katılımcılar vardı. Makedonya ve Sırbistan vize alamadığından gelemedi.
Blokaj eylemi düşünüldü ama İsrailliler riskli olacağını söylediler,
kısacası yapmayın dediler. Kararlar konsensüsle alındı, şiddetten
arınmışlık mantığı vardı. Katılımcıların önemli bir kısmı anarşistti.
Kalınan yerde yemek, temizlik, alışveriş gibi şeyler ortaklaşa yapıldı,
"özyönetim" işliyordu. Seminerde birçok anti-militarist, feminist ve
ekolojik organizasyon kendisini anlattı. Askerlik retçileri asıl vicdani
retçilere yakın hissetmiyor. İsrail’e özgü iki anti-militarist kavram
var. Biri kadın retçiler, ikincisi seçici retçiler yani işgale
katılmayanlar. Militarist yapıyla dertleri yok, silahlı savunmayı meşru
görüyorlar. Bazıları siyonist. En ilginç ret hareketi ise Shiministim
(Lise Son), bunlar 3-4 yıl önce başbakan ve savunma bakanına pasifist
gerekçelerle askerliği reddeden mektuplar yazdılar. Reddedip
tutuklandılar, 300’e yakın aktivist ve sempatizanı var. Bunlardan
Yonathan Ben Atzi vicdani ret suçundan defalarca tutuklanmış, tam 6
kere. Ordunun resmi ve hukuki geçerliliği olmayan bir Vicdan Komitesi
var. Sadece kadınlar için geçerli olan bu komiteyi pasifist ya da dini
gerekçelerle onur kırıcı bir süreç sonunda ikna edebilirsen askere
almıyorlar. Erkekler için böyle bir şey yok ama dini öğrenciler askerlik
yapmıyor. Dürziler müslüman bir grup olmasına rağmen askerlik yapmak
zorundalar.
Yafa kentinde bir hostelde kalındı, Yafa Tel-Aviv'in yakınlarında eski
bir mahalle, artık tümüyle Tel-Aviv'le birleşmiş. Tel-Aviv Ankara'ya
benziyor, geniş bir kent. Ticaret ve eğlence merkezi.

- İsrail’in ve İsrail toplumunun farklılığı var mı? Genel hava nasıl? -
İsrail'de askerlik geçilmesi gereken bir süreç gibi bir kariyer aşaması
gibi. Militarizmi dert eden pek fazla kimse yok gibi, çoğu bundan hoşnut
görünüyor, üniforma giymekten hoşnutlar. Ama üniformalılar da rahat,
kadınlar makyaj falan yapıyor. İçselleşmiş bir şey militarizm. Bunun
sorgulanmadığı yerde demokrasiden söz etmek zor. Zenginlik olduğu için
sol ve liberal cephe örgütleniyor. Büyük bir çoğunluk işgalin sona
ermesini ve Filistin devletinin tanınmasını istiyor. Hapistekilerin
serbest
bırakılmasını istiyor. "İdari" gözaltı diye bir şey var, mahkeme kararı
çıkarılmadan bir alıkoyma-gözaltı türü. Filistinlilerin büyük bir oranı
(kadın ve çocuklar dahil) bu süreçten geçiyor.
İsrail'de satılan malların çoğu ABD'den, ayrıca kapitalist işgal de var.
Irkçı, dinci ve kapitalist işgal. ABD tanımamasına rağmen Beytüllahim'de
bile coca cola var.
Rabin ve Arafat arasında 93'te Oslo'da bir anlaşma imzalanmış, ancak bu
ani bir süreç, hiçbir hazırlığı yoktu. Arafat bu yüzden suçlanıyor. Buna
göre topraklar üçe ayrılıyor: 1. Tamamıyla İsrail 2. İsrail
denetimindeki Filistin (içişleri Filistin'in) 3. Tamamıyla Filistin
(İsrail'in güvenlik için müdahalesi meşru) İsraillilerin Filistin
topraklarına girmesi halen yasak. Bu nedenle İsraillilerin Filistin'de
olan bitenden haberi olmuyor. İletişimi genelde yabancı aktivistler
sağlıyor.

- Filistin topraklarına da girdin. Başına bir şey gelmesinden korkmadın
mı? Sınırdışı edilen, tutuklanan birçok eylemci olmuştu, Rachel Corrie
gibi öldürülenler bile oldu.
- Bizim gruptan birkaç aktivist Rachel'in grubuna "Filistin için
Uluslararası Dayanışma Hareketi" (International Solidarity Movement for
Palestine - www.palsolidarity.org) katıldı. Hayat kurtaran eylem
yapıyorlar. Filistin noktalarından İsrail'e geçerken çok uzun süre
bekletiliyor insanlar, hatta ambulanslar. Gazze'de HAMAS silah ve
militanlarını ambulansla İsrail'e geçirirken yakalanmış. Dolayısıyla
İsrail'in de bahanesi oluyor. HAMAS ve El Aksa bunun gibi şeylerle
bahane yaratmış oluyor. ISM bu ambulansları kullanıyor, okula giden
çocuklara refakat ediyor, mahsullerini toplayamayanlara yardım ediyor
çünkü Filistin'in geçim kaynağı sadece tarım. Mayıs sonu-Haziran başı
gibi İsrail devleti Gazze'ye giren her yabancıya beyanat imzalatıyordu:
"Gazze'de İsrail Devleti ve Ordusu tarafından canıma ve malıma bir zarar
gelirse bundan İsrail Devleti'ni sorumlu tutmayacağım." gibisinden bir
şey. Mısır'dan Gazze'ye militanlar geçiyor, tüneller bulunmuş.
HAMAS'ın basın sözcüsü siyaset bilimi doktoru, entellektüel bir kişi.
HAMAS'ın militan olduğu kadar doktriner bir yapısı da var, bağımsızcılık.
ISM'in politik bir yönü yok sadece Filistinlilerin hayatını
kolaylaştırmaya çalışıyor. Filistin evleri yıkılırken (baskın sırasında)
Filistinlilerin evine girip yıkımı erteletiyor veya iptal ettiriyor.
İsrail Devleti içinde yabancılar olunca yıkamıyor. Eylemcilerin çoğu
17-18 yaşında gençler, İngiltere, ABD, Avustralya, Yeni Zelanda gibi
zengin batı ülkelerinden... ISM'in bir ofisinde kaldık birkaç gün
Filistin tarafında. Filistin'de insanlar kendine yeterli, entellektüel
birikimleri var, kendi üniversiteleri var. Bilgi ve kültür birikimleri
var. Kendi yağlarıyla ekonomik açıdan idare edebiliyorlar. İsrail tarafı
daha kurak, biraz orman var. İsrail'in çıkardığı savaşların çoğu (Golan,
Batı Şeria) su için (hatta Manavgat suyunu da istiyorlar). Devletin en
önemli bayındırlık hamlesi yıllar önce tamamlanmış olan kuzeyden-güneye
uzanan "Ulusal Su Hattı". Filistin tarafının toprağı verimli, tarım
kazanç getiriyor. Kudüs ve çevresi Yahudiler için "vaad-edilmiş
topraklar", orayı Tanrı bize verdi diyorlar. Tevrat'ta "bal ve süt
diyarı" olarak geçiyor. Kendilerini batılı, o bölgede yaşayan
diğerlerini ise dağlı olarak görüyorlar.

- Bir şiddet karşıtı ve bir anarşist olarak Filistinlilerin mücadelesine
nasıl bakıyorsun?
- Filistinlilerin çektiği eziyetin devlet kurmalarıyla sonuçlanacağını
düşünmüyorum. Devletsizlikten kaynaklanan bir şey değil bu bence.
Devletten sonra ordu, kapitalizm, insan hakları ihlalleri, sanayi,
doğanın
katledilmesi gelir. Toplumun Arafat, HAMAS, El Aksa, İsrail, AB ve ABD
gibi güç odaklarının etkisinin dışında alacağı özerk ve özgür her karar
benim için çözümdür.

- Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?
- Bence bizim asıl bakmamız gereken, dayanışmanın acilen gerektiği yerler
Filistin, Irak, Balkanlar ve Kafkasya, Batı değil. Bu gerçek göz ardı
ediliyor.
(Can Başkent’le iletişim için: oldsletter@yahoo.com ve
www.geocities.com/oldsletter )

----------------------------------------------------------------------------

ILAN SHALIF

- Selam Ilan! Bildiğim kadarıyla İngiliz mandası altındaki Batı Kudüs'te
doğmuşsun. Bize birazcık o zamanlardan bahsedebilir misin? Kendi yaşam
öykün ve 1948'de İsrail devletinin kuruluşundan...
- Kentin batısındaki banliyölerden birisinde büyüdüm, 25 ailenin olduğu
bir işçi mahallesinde. Çoğunluğu 20li yılların naSiyonistleriydi, Doğu
Avrupa'dan. Mahallede iki küçük süt ineği işletmesi vardı, birisi ailemin
evinin yanındaydı.

- Ailen nerden gelmişti? Ne kadar zamandır orada yaşıyorlardı?
- Ailem Ukrayna'dan gelmiş, 1920/21 gibi. Evimizde bir süreliğine
naSiyonist bir askeri nokta vardı, ben 2 yaşındayken. Sonra başka bir
eve taşındı.

- Askeri nokta mi? Bir çeşit askeri karakol falan gibi bir şey mi yoksa
eviniz silah deposu olarak mı kullanılıyordu?
- Öncü birliklerdendiler, birkaç yıl yerleşik hayatı denediler, Kudüs'e
taşınana kadar. Paramiliter "gafir"lerin yaşadığı bir oda gibi bir şey.
İngilizlerin kontrolündeki Yahudi paramiliterler.

- Kibbutzda da bir süre yaşadın galiba, bu ne zamandı?
- Kibbutzu ilk kez 7 yaşında ziyaret ettim.

- O yaşta ne hissettin?
- Annem geçici bir süreliğine babamdan ayrıldığı dönemde, kız ve erkek
kardeşimle birlikte bir süre kibbutzta kaldı. Garip bir deneyimdi, ilginç
bir şey. Tüm üyeler büyük bir yemek odasında, bir bayram yemeğinde.
Oturma odasının hemen dışındaki kibbutz üyelerinden biri olan annemin
kuzeninin yatağında uyumak, küçük müzeyi ziyaret etmek, mutfak yönetimi.
Gördüğüm ilk Kibbutz sanırım Dgania'ydı. Daha sonra 15 yaşlarındayken
kibbutzu ziyaret ettim. 3 haftalık bir süre kibbutzdaki bir çalışma
kampındaydık, üye olduğum bir gençlik hareketinin üç haftalık ideolojik
bir semineriydi. Güzel bir şeydi, 15 yaşında iki erkek ve iki kız ayrı
ayrı odalarda uyumak, çeşitli tarımsal işlerle uğraşmak.

- Komünal bir şey, bir kibbutzda yaşamak nasıl bir şey merak ediyorum
doğrusu. İlginçtir, komünal bir şey olduğu halde içinde herhalde
siyonistler de var olmalı. Milliyetçilik ve komünalizm.. Oradakilerin
komünizmle ilgili fikirleri yok muydu? (Hem Marksist hem de özgürlükçü
komünist düşünceleri kastediyorum)
- Benim içinde olduğum harekettekilerin hepsi siyonistti,
Leninist-siyonist. Kibutz özgürlükçü komünist bir çizgide
örgütleniyordu, doğrudan demokrasi tarzında. Çeşitli komün hareketleri
vardı. Birisi sosyalistti, birisi leninist, biri liberal, bir diğeri
dinci. Birisi de aşırı milliyetçilikle leninizmin bir karışımıydı.

- Nazizme dair hiçbir fikirleri yok muydu peki? Bilirsin, o trajik şey de
kendisini "nasyonal sosyalist" olarak adlandırıyordu. 2. dünya savaşı
sonrasında kibbutz hareketi "popülerlik" kaybına uğramadı mı?
- Solcular İsrail devletinin inşasının, Yahudileri parazit bir ulus
olmaktan kurtarıp üretici sosyalist bir ulusa dönüştürme yöntemi
olduğunu söylüyordu. Daha da solcu olanların çoğunluğu leninistti.
Liberal kibbutzlar çok azdı.

- Peki ya sağcılar, özellikle de liberaller? Kibbutza karşı hiç tepki yok
muydu?
- Tam anlayamadım.

- Sağcılar yani dinciler, "bu Marksist bir şey" gibisinden şeyler
söylemediler mi?
- Sağcılar birkaç yerleşim yeri inşa ettikten sonra (kibbutzu)
başlattılar. Dinci siyonistlerin bugünlere kadar gelen kibbutz
hareketleri halen varlığını sürdürüyor. Ortodoks Yahudiler laik
kibbutzlardan nefret ediyorlardı.

- Filistin hareketi İsrail'deki yaşamı, sıradan insanların yaşamını
etkilemeye tam olarak ne zaman başladı. Kurulduğundan beri mi?
- 1880lerden itibaren başlayan bir direnişti.

- Sonradan, İsrail devleti kurulduktan sonra?
- En sıcak mücadele 1936-9 yıllarındaydı. İngiliz ordusu ve naSiyonist
paramiliterlerin baskısı altında. Sonradan 1947-9 arasında yeniden
yoğunlaştı.

- Sana göre, siyonizm, insanların içindeki derinlerdeki milliyetçi veya
etnik bir şey mi yoksa Filistinlilere karşı doğan tepkiyle artan bir şey
mi? Ayrıca (kapitalist) iktidar mücadeleleriyle bir ilgisi var mı?
- Başından beri milliyetçi bir şeydi, anti-semitizmin karşıtı. Aşırı
dinci milliyetçiliğin laik bir versiyonuydu. Yahudi dinciler fazlasıyla
ırkçıdır. Ortalıkta en çok görünenler dinci siyonistlerdir.

- Peki ya barış süreci ve bunun gibi gelişmeler? 1990larda iyi gidiyor
gibiydi, ta ki o suikasta kadar (İtzak Rabin suikastı).. Bu konuda ne
düşünüyorsun?
- Baştan sona bir düzmeceydi. Oslo anlaşması imzalandıktan bir gün sonra,
hükümet Filistinlileri teslimiyete zorlayarak taciz etmeye başladı. Hem
ekonomik anlamda hem de çekilmesi gereken bölgeleri uzlaşılan zamanlarda
terk etmeyerek.

- Ancak dünyaya çok parlak bir şey olarak lanse edilmişti. Filistin
devletine giden yolun açıldığı söyleniyordu!
- Hayır. Oslo kaydı bunu açık bıraktı. Varlıkları tanındı, ama
bağımsızlık tanınmadı. Bugüne kadar İsrail, Filistinlilerin tam
bağımsızlığını hiçbir zaman kabul etmedi.

- Bu arada, Filistin direnişine dair ne düşünüyorsun? O insanlarla İsrail
tarafı arasında hiç bağlantı var mı? Asıl öğrenmek istediğim, İsrailli
muhaliflerle (solcular ve siyonist-olmayanlar) Filistinliler arasındaki
mevcut ilişkiler nasıl?
- Filistinlilerin direnişiyle yasadışı yollardan işbirliğine girişen bir
kaç solcu oldu. Filistin direnişi aslen kendi devletlerine sahip olmak
isteyen seçkinlerin açlığıdır. Filistinliler arasında da çeşitli sol
eğilimler var.

- Merak ettiğim bir başka şey de İsrail'deki günlük yaşamın nasıl olduğu.
İçerden bakan birisi olarak İsrail toplumu (Yahudileri kastediyorum
Araplar ve Filistinlileri değil) nasıl, korkuyorlar mı, militer mi,
demokratikler mi, en azından Yahudilere karşı?
- Korkuyorlar. Neo-liberalizm çalışan sınıfı sikip attı, Thatcherizm
gibi. % 12 işsizlik var. Çoğunluk Filistin devletini kabul ediyor.
İnsanlar korkuyorlar. Son birkaç yılda gelirlerde % 10 azalma oldu.

- Yıllardır denir ki (gerçi bu bir söylentidir ama) "Yahudilerin
topladığı paranın tamamı İsrail devletine gider".. Peki o zaman bu para
nerde? Eğer öyleyse-askeri harcamalara mı gidiyor?
- Öncelikle, bu doğru değil. Modern devletin inşası çok paraya mal oldu,
ordunun inşası da çok para tuttu. Altyapı, evler çok pahalıydı.

- Bütün bunlar üzerinde düşündüğün zaman İsrail ve Filistin arasındaki
soruna bir çözüm görebiliyor musun? Veya bir çözüm nasıl olabilir? -
Kapitalist barış mümkün, eğer ABD bunu İsrail seçkinlerine dayatırsa.
Seçkin sınıf içindeki güç ilişkilerine bakılırsa en milliyetçi çizgiyi
destekledikleri görülüyor. Onları uzlaşmaya zorlamak için ekonomik bir
çöküş gerekecek.

- Ve son olarak.. Orada siyonist olmayan (yoksa siyonizm-karşıtı mı
demeliyim) biri olarak yaşamak zor bir şey mi?
- İsrail'de siyonizm-karşıtı birisi olarak yaşamak kolay, eğer
Yahudiysen.

- :) Peki ya Arap olsaydın?
- Arapların tümü siyonizm-karşıtıdır. İşbirliği yapanlar azınlıktadır ki,
bunlar da rüşvet alırlar.

BATUR ÖZDİNÇ - batur_ozdinc@hotmail.com


[Yeni Harman - 23 Ağustos '03 - sayı 35]



*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
WWW: http://www.ainfos.ca/
BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
unsubscribe a-infos
subscribe a-infos-X
X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)

A-Infos Information Center