A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
{Info on A-Infos}

(tr) İsrail - Filistin ve Vicdani Ret

From oldsletter <oldsletter@yahoo.com>
Date Tue, 17 Jun 2003 10:11:27 +0200 (CEST)


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________

İsrail - Filistin ve Vicdani Ret

Bu yıl, WRI [War Resisters' International - Uluslararası Savaş Karşıtları]'
nin uluslararası katılımlı 15 Mayıs Vicdani Retçiler Günü etkinliği ve
eylemi, İsrail'de yapıldı.

Geçen sene Brüksel'de NATO Genel Karargahı blokajı ile sonuçlanan
uluslararası toplantı, [Ayrıntılı rapor:
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=8&ArsivAnaID=7891&SayfaN
o=1 ] yine benzer amaç ve istekle, Tel-Aviv'de, WRI'nin İsrail seksiyonu New
Profile (Yeni Profil [Profil, İsrail'de bireylerin askerliğe uygunluğunu
anlatmak için kullanılan militarist bir terim. Profili en yüksek olan,
askerliğe en elverişli ve istekli anlamına geliyor.]) tarafından organize
edildi. Türkiye'den yalnızca bu satırların yazarının katılma imkanını
bulduğu etkinlik 5 gün süren bir seminer ve akabinde 4 günlük bir şiddetten
arınmışlık antrenmanından oluşuyordu.

Bu yazı kabaca iki bölümden oluşacak: İlk bölümde, seminerden ve biraz da
şiddetten arınmışlık antrenmanından söz edeceğim. Sonrasında ise, biraz daha
detaylı olarak, son gelişmeleri içeren haberlerle beslenerek açıklanacak
olan, İsrail - Filistin sorunu üzerine gözlemler ve yorumlar okuyacaksınız.
Anarko-pasifist perspektifimle yazmaya çalıştığım bu bölüm, İsrail -
Filistin sorununu, her zamanki bilindik dinamikler dışında analiz etmek
isteyenler için tasarlandı. Sadece politik ahkam kesmeler dışında, hayattaki
duygulanımlar ve tanıklıkları, özgür dünya emeliyle birleştirmek ve yeni
stratejiler belirleme çabasına katkıdır amacımız. Dolayısıyla, İsrail'deki
aktivist gruplarla ilgili kısa bir 'iletişim' bölümüne de yer vereceğiz.

Bu yazı <oldsletter> okurlarının alışık olduğu, formal dilden ziyade, biraz
kişisel olacak. Bunun nedeni elbette, İsrail ve Filistin'in bende yarattığı
duygulanım ve umut.

Uluslararası Vicdani Ret ve Barış Hareketi Semineri, Tel-Aviv - İsrail

Seminere gitmek için havaalanına geldiğimde İsrail yolcularının özel bir
güvenlik soruşturmasında geçirildiğini öğrendim. Dünyanın en çok kaşırılmaya
çalışılan uçaklarının İsrail'e giden uçaklar olduğunu düşünürsek, bu biraz
da umulan bir süreçti.
İsrail devleti için çalışan özel güvenlik görevlileri derhal yanıma
yaklaştılar. Nereye gittiğimi, nerede kalacağımı, bileti kimin aldığımı,
seminerden nasıl haberim olduğunu, Filistin'e gidip gitmeyeceğimi sordular.
Binlerce soru sordukları yetmiyormuş gibi, çantamı açıp didik didik
aradılar. Üstümü aradıkları yetmiyormuş gibi, ayakkabılarımda bomba olup
olmadığına baktılar. Fotoğrafa makinem bombalı olabilir diye bozuldu.
Kısacası, 1,5 saat boyunca ayrı bir odada arandım. Elbette, İsrail için
yüksek şüpheli olmak biraz gururumu okşadı. Sonrasında da tüm temel insan
hakları ihlalleriyle birlikte uçağa en son bindirildim ve uçakta da, o günün
İsrail bağımsızlık günü olduğunu öğrendim. Uçakta yapılan küçük kutlamada
içki ikramlarını geri çeviremedim.

Tel Aviv havaalanına inice yine özel güvenlik soruşturmasına tabii tutuldum;
ve gerzek sorulara defalarca daha yanıt verdim. Derken bıktırıcı süreç
sonuçlandı. Havaalanında İsrailli arkadaşları aradım; ve gece yarısı
doğrudan kalacağımız hostele götürüldüm.

Seminerde her gün üç seansa bölünmüştü. Seminerlerin ve sunuşların oldukça
yoğun geçeceğinin habercisi olan bu program, önceden, elektronik ortamda
yapılan yazışmalarla belirlenmiş ve kararlaştırılmıştı. İngiltere, İsrail,
İspanya, Güney Kore, Şili ve Türkiye'den (ben) katılımcılar vardı. Sırbistan
ve Makedonya'dan gelmesi beklenen katılımcılar ise, vize alamadıkları için
gelemediler.

Seminerin ilk günü 9 Mayıs sabahı, İsrail - Filistin sorununa ayrılmıştı.
New Profile'dan bir aktivist, bize kişisel öyküsüyle birleştirerek, sorunu
özetledi. Çarpıcı rakamlar aktardı bizlere. Birinci intifadadan, yani 1993'
ten beri, iki bin Filistinlinin ve bin İsraillinin öldürüldüğünü öğrendik.
Sokağa çıkma yasağı nedeniyle, doktora ulaşamadıkları için ölen insanların
öyküsünü ve buna benzer tanıklıkları gözlerimiz yaşlı dinledik. Sonrasında
ise, İsrail toplumunun militarizasyonu ile ilgili bir sunum vardı sırada.
Toplumun militarizasyonu, gazete reklamlarıyla açıklamaya çalışan bir
çalışma izledik. Gazetelerde yer alan boxer don, sakız, anti-depresan hap,
telefon kartı, krem peynir, açık üniversite reklamlarının seksist militarist
anlayışı empoze etmeye çalıştıklarını dehşetle ve biraz da Türkiye'deki
benzerliklerin farkına vararak takip ettik. Anti-depresan hap reklamı
oldukça ahmakçaydı. Reklamda, anne, "oğlunun askerde olduğundan, dolayısıyla
kendisinin oldukça stresli" olduğunu anlatıyordu. Sonrasında da,
"eczacısının ona anti-depresan hap tavsiye ettiğini" söyleyerek reklamı
bağlıyordu. Askerlik sorun değil, sorun annenin stres altında kalmasıydı.
Ama kolay, bunun da bir çözümü var: Anti-depresan! Toplumun militarizasyonu
konusunda, Türkiye devletinden geride kalmayan İsrail devleti, elbette
eğitim aracını gayet profesyonelce kullanıyormuş. Atölye çalışması sonucu
yaptığımız tartışmada, İsrailli genç aktivistler, lise öğrenimleri boyunca
işgalden ve Filistin'den söz edilmediğinden ve bir çok şehirli İsraillinin,
bunun sonucu olarak, burunlarının dibinde olup biten savaştan haberdar
olmadığını anlattılar. Bu satırların yazarı, aynı anda gerçekleştirilen ve
İsrail toplumunu demilitarizasyonunun tartışıldığı atölye çalışmasına
katılamadı. Oysa, o çalışmada, demilitarizasyonun feminist öğeleri
tartışıldı.

İlk günün öğleden sonrası ise vicdani ret kavramının ve militarizmin
tartışmaya açıldığı detaylı atölye çalışmalarıyla sürdü. Bu aşamada en
ilginç olanı, bu satırların yazarının da uzun süredir üzerinde emek harcayıp
kavramaya çalıştığı, pasifist paradigmanın silahlı savunmaya karşıt olarak
öne sürdüğü "şiddetten arınmış toplumsal savunma - Non-violence social
defence" ve "toplumsal güçlenme - social empowerment" kavramlarıydı. bu
tartışmalara pek vakıf olamadığımdan hem de, kavramsal altyapısını yazılı
dilde oturtma sorunu çekeceğimden, üzülerek de olsa, bu tartışmalara
değinemiyorum. Bo konuyla ilgili önerebilinecek web sitesi:
www.p-i-for-nonviolence.org

Akşam seansında ise, yorgunluktan ölmek üzere olan katılımcılar,
uluslararası katılımcıların ülkeleri hakkında yaptığı sunumu dinledi,
Türkiye'nin sunumu İngilizce altyazılı ret 1111 filmiyle gerçekleşti. Gece
yarısı ise, elbette gitar eşliğinde şımararak geçti.

10 Mayıs'ta ise, İsrail'deki vicdani ret hareketi üzerine e% eğildik.
Vicdani Ret Tutsakları köşesiyle size aylardır aktardığımız gibi, İsrail'de
oldukça çeşitli ve hareketli bir çok vicdani ret hareketi var. New Profile,
Yesh Gvul (Bir Sınır Var), Courage to Refuse (Reddetme Cesareti), Shministim
(Lise son sınıf), Gush Shalom, Dürzi İnisiyatifi Komitesi, Ebeveynler Forumu
(Parents Forum)...
New Profile, seminer organizasyonunu yapan antimilitarist-feminist
organizasyon. İsrail toplumunun demilitarizasyonu için çalışıyor. Alternatif
eğitim modelleri ve özellikle pasifist vicdani ret duruşlarını destekliyor.
Gençlik hareketini de destekliyor ve gençlik arasında tartışmalar
düzenliyor. Ebeveynler Forumu da, asıl dikkatini retçi tutsaklar ve
hapishaneler arası iletişime veriyor. Adından da anlaşıldığı gibi,
retçilerin ailelerinin oluşturduğu bir yapı. Shiministim, Vicdani Ret
Tutsaklarında sık sık yer vermiş olduğumuz bir hareket. Lise son sınıf
öğrencilerinin başbakana ve savunma bakanına açık mektup yollayarak
açıklamış oldukları, Filistin işgaline karşı ve pasifist veya anarşist
temellere dayalı bir ret hareketi. Halen aktif. Bir çok genç aktivist
organizasyon içinde çalışıyor. Yesh Gvul, 1983 İsrail-Lübnan savaşı
sırasında, savaşa katılmayı reddeden asker ve subaylar tarafından
oluşturulmuş. Lübnan işgalin haksız olduğunu düşünüyorlardı, dolayısıyla
günümüzde de Filistin işgalinin haksız olduğunu düşünüyorlar. 1967 öncesi
yeşil hat sınırlarına dönülmesini istiyorlar. Reddetme Cesareti de Yesh Gvul
gibi işgale hayır diyen askerlerin organizasyonu. Ordu ve devletin varlığını
olumlayarak, bizlerin algıladığı anlamda antimilitarist politika
yapmıyorlar; hatta bana kalırsa antimilitarist değiller. Zira militarist
sistemle bir sorunalrı yok, ordunun bazı kararlarını vahşi buluyorlar; ve
işgale katılmak istemiyorlar. Reddetme Cesareti'nden gelen yedek asker
aktivist, bizlere örgütün Siyonist olduğunu söyledi. Haliyle, sert bir
tartışma çıktı. İsrail devletinin haklılığının savunulmaya çalışılması bir
çok İsrailli pasifist retçiyi ve bizleri de elbette çileden çıkardı. Bu
sözünü ettiğim "asker vicdani ret organizasyonları" vicdani ret literatürüne
yeni bir kavram kattı: Seçici Retçi.. Ordunun insan hakları ihlalinde
bulunmasına ahlaki ve politik nedenlerle hayır diyenler. Fakat, anlaşılan şu
ki, biraz önce belirttiğim gibi, bu retçilerin miltarist sistemle deklare
edilmiş bir sorunları yok. Fakat, azımsamamak gerekir ki, seçici retçilerin
artan sayısı, İsrail ordusunda bir çok radikal kararın alınmasına yola açtı.
Elime geçen son bilgilere göre, İsrail ordusu retçi sayısının artmaması
için, isteyen askerleri işgale göndermiyormuş. Böylelikle, İsrail devleti bu
ret hareketinin büyümesini engellemeye çalışıyor. Öte yandan bir çok
barışçıl Siyonist, Yahudi örgüt seçici retçileri destekliyor. Uluslararası
literatürde seçici retçilere refusenik de deniyor. Bu kavram dünyada sadece
İsrail vicdani ret hareketinde var. İsrail vicdani ret hareketinin diğer bir
özgün niteliği de kadın vicdani retçiler. Kadın retçiler, tahmin
edilebileceği gibi daha ziyade pasif göreve veriliyor. 18 yaşında genç
kadınlar askere alınıp daha ziyade lojistik işlerde çalıştırılıyor. Öte
yandan kadınların askerlikten muaf tutulma şartları ise daha esnek. Evlilik,
anne olma gibi mazeretler kadınları askerlikten muaf tutabiliyor; ya da en
azından daha kısa süre yapmalarını sağlayabiliyor. Vicdani retçi kadınlar,
retçi olduklarının tanınması için Vicdan Komitesi olarak çevirebiliceğimiz
ve üyelerini Savunma Bakanlığı'nın atadığı komisyona kendilerini kabul
ettirmek zorundalar. Bu genelde, aşağılayıcı ve stres dolu bir süreç. Bir
çok kadın bu süreçten geçmemek içimn askerlik yapıyor. Komite pasifist kadın
retçiler için hazırlanmış. Hatta, bazen, komite, retçiden pasifist olduğunu
ispatlaması için tanık getirmesini bile isteyebiliyormuş. Seminerdeki, kadın
bir retçi arkadaşımız şunları anlattı. Kendisini atlattığı komite sürecinde,
şu tarz sorulara maruz kalmış. Pasifist oluşu nedeniyle eline silah
almayacağını anlattıktan sonra, komite üyesi sorar; "Bıçak kullanmıyor
musun?" Arkadaşımız yanıtlar; "Kullanıyorum, çünkü o insan öldürmek için
üretilmemiştir." Üye: "Silahlar da öldürmek için üretilmemiştir." Daha
sonra, arkadaşımız ordunun şiddet içerdiğini söyler, komiteden biri de
"Hayır, içermiyor!" diye yanıtlar...
10 Mayıs öğleden sonrasında, uluslararası vicdani ret hareketini geliştirmek
ve hareket içerisindeki uluslararası dayanışmayı artırmak için neler
yapılabiliceğine dair tartışmaların yapıldığı bir atölye çalışmasındaydım.
Tartışma küçük bir aktivist grup tarafından sürdürüldü.
Aynı öğleden sonra, bu satırların yazarının katılamadığı diğer atölye
çalışmaları "İsrail antimilitarist hareketi için stratejiler" ve "İsrailli
vicdani retçiler için uluslararası dayanışma" üzerineydi. İsrail için
geliştirilen stratejilerin bazıları; toplumsal eğitim, kamusal sanat
yapıtlarıyla insanları bilinçlendirmek, ev toplantıları, askerlere ulaşıp
onlarla konuşmak, şiddetsiz gençlik grupları... Bence, bu yöntemlerin çoğu
türkiyede şu zamanki güncel konjonktür dahilinde bile denebiliecek
fikirlerdi..

Şiddetten arınmışlık antrenmanı, 11 Mayıs sabahı Almanyalı ve İngiliz
antrenörlerle başladı. Aynı günün öğleden sonrası, seminer programımızda
Machsom Watch vardı. Macsom Watch, İsrail - Filistin arasındaki kontrol
noktalarını gözlemlemek ve buralardaki insan hakları ihlallerini raporlamak
için oluşturulmış küçük ama etkili bir organizasyon. Adı Kontrol Noktası
Gözetleme anlamına geliyor. Organizasyon tamamıyla kadınlardan oluşmuş. Bu
şekilde bir örgütlenmenin daha çok işe yaradığını söylediler. Yaptıkları ise
sadece, kontrol noktasına yakın bir yerde durup olanları gözetleme. Kontrol
noktaları Filistinlilerin hayatında bir işkence. Kontrol noktaları nedeniyle
bir çok Filistin kentinde insanların kasabanın bir ucundan diğerine
gitmeleri, hatta tarlalarından ürün toplamaları imkansız. Kontrol noktaları,
her zamanki gerekçeyle oluşturulmuş: Güvenlik. Fakat, şu ana kadarki iki
yıllık sFCre içinde hiçbir teröristi yakalayamamışlar. Kontrol noktaları
Filistinlileri terörize etmekte. Yaşanan ve bizlere de anlatılan bir çok
olay bunların net kanıtları. Kasabadaki hastaların başka bir kentteki büyük
kasabaya nakilleri sırasında kontrol noktasından geçilmesi gereklidir.
Fakat, askerler buna izin vermezler. Çünkü, bir dönem, Hamas Gazze Şeridi'
nde ambulanslarla silah sokmuştur. Haliyle kurunun yanında yaş da
yanacaktır. Hasta ambulansta ölür. Buna benzer bir çok dramatik tanıklık
aktarıldı bizlere. İsrail devletinin bu baskısının terörü yarattığı gerçeği,
net bir şekilde gözler önüne serildi. [Elbette, Filistin terörünün tek
nedeninin İsrail devleti ve hükümüetlerinin yıldırıcı baskısı olduğunu ima
etmiyorum.] Machsom Watch tam bu noktada devreye giriyor ve birkaç kadından
oluşan ekiplerle kontrol noktalarında gözetmenlik yapıyor ve her insan
hakları ihlalini ve zorbalığı tek tek kaydediyorlar. İsrail - Filistin
hakkında, bu topraklara gitme zahmetine katlanmadan rapor hazırlayan bir çok
uluslararası insan hakları örgütü (Human Rights Watch - İnsan Hakları İzleme
gibi..), raporlarının İsrail ve Filistin'e gitmeden hazırlandığını da
belirterek, Machsom Watch%'ın raporlarından geniş bir şekilde istifade
etmiş. Dolayısıyla Machsom Watch'un gayet de önemli bir dökümantasyon görevi
var. Çok fazla aktivisti olmadığı için ellerindeki 40-50 kadınla bu büyük ve
yorucu içi kotarmaya çalışıyorlar.
11 Mayıs'ta sunum yapan ikinci İsrailli şiddetten arınmış eylem grubu Green
Action (Yeşil Eylem)'dı. Oldukça etkin, enerjik ve radikal bir örgütlenme.
İsrailli kolonyal yerleşimler için doğayı katlederek yapılan otoyollara hem
ekolojist hem işgal karşıtı persepektifle karşı çıkıyorlar. Zira bu yollar,
Filistin toprakları işgal edilerek oluşturulan İsrail yerleşimlerini diğer
büyük kentlere bağlamak için yapılan devasda otoyollar. Yeşil Eylem'den
gelen aktivist bize hareketin başarılarından birini anlattı. Ekonomik krizi
bahane eden hükümet sahilleri yapılaşmaya açmış. Sahillerin kamuya ait
olduğu şiarıyla yola çıkan Yeşil Eylem aktivistleri, inşaatlarda
kullanılacak olan devasa vinçlerden birine tırmanmışlar ve 5 gün boyunca
inmemişler. Olay büyümüş, gazetelerde ve televizyonlarda yer almış. Bunun
üzerine çevre bakanı eylemcilere, eylemi bitirdikleri takdirde,
tutuklanmayacakları garantisi vermiş; dahası sahilleri yapılaşmaya açma
kararını da iptal edeceklerini söylemiş. Aktivistler vinçten inmiş, hiçbiri
tutuklanmamış ve sahilleri işgal kararı geri çekilmiş! Grup, haziranın ilk
haftası süresince 150'den fazla muhalif ve doğrudan eylem grubunun
katılımıyla bu sene ikinci Aktivizm Festivali'ni düzenleyecek.
11 Mayıs öğleden sonrası, bir haber aldık. 9 Mayıs'ta, İsrail polisi ve
askeri güçleri ISM (International Solidarity Movement for Palestine -
Filistin için Uluslararası Dayanışma Hareketi)'nin hem Beit Sahour'daki hem
de Filistin Uzlaşma Merkezi (Palestinian Center for Rapprochement)
yakınlarındaki Medya Ofisleri'ni bastığını öğrendik. İsrailliler, bilgisayar
donanımlarına ve dosyalara hem el koymuş hem de tahrip etmişlerdi. Biri
Filistinli, ikisi de uluslararası hareken gönüllü aktivisti olan üç kadını
gözaltına alınmıştı. Vicdani Ret Tutsakları / 12 -İsrail Özel Sayısında
duyurmuş olduğumuz gibi İsrail hükümeti, uluslararası barış aktivistlerinden
kurtulmaya çalışıyor. Bizim seminerimiz de mutlulukla bu döneme rastladı.
Dolayısıyla sıcak günlerde İsrail'deki durumu izleme ve değerlendirme imkanı
bulduk. 11 Mayıs akşamı ise Savunma Bakanlığı'nın önünde ISM ile dayanışma
gösterisi yapılacaktı. Grup konsensüsü ile eyleme gittik. Bir çok barış
grubu, pasifistler ve anarşistler oradaydı. 100 kadar insan sloganlar attık.
Bu satırların yazarının önerisiyle de, "Deport the army, not ISM - ISM'i
değil orduyu sınırdışı edin" sloganını bağırdık. Savunma Bakanlığı ile
eylemin yapıldığı alanı bir yol ayırıyordu. Yoldan geçen sürücülerin ve
insanların çoğu bizlerden rahatsız olduğunu türlü şekillerde belli etti.
Sadece çok azından destek bakışları aldık. Eylemin verdiği enerjiyle
kaldığımız yere neşeyle döndük.

12 Mayıs'ta antrenmanda, 15 Mayıs vicdani retçiler günü için bir eylem
planlamaya başlamıştık. Palnlama süreciyle ilgili atölye çalışmaları
yapıyorduk. 12 Mayıs'ta üç aktivist grubu dinledik. Bunlardan biri IWPS
(International Women Peace Service - Uluslararası Kadınlar Barış Hizmeti)
idi. Feminist bir barış hareketinin parçası olan bir hareket olduklarından
söz ettiler. Diğeri ise Maskha idi. Bu grup, Filistine yapılan ırk ayrım
duvarına (Apartheid Wall) karşı çalışan bir grup. Grup üyeleri, insanların,
duvarın durumu sakinleştireceğini düşündüklerini söylediler. Şimdilerde
Tulkarim adlı Filistin kentinde inşa edilen bu duvar, Filistinliler için
yaşamı açık bir hapishaneye dönüştürme amacında. Açık bir insan hakları
ihlali olmasının yanında, zorbalık ve işkence kokan bir dehşetti bizlere
anlatılan. Günün diğer son grubu ise heyecanla beklenen ISM idi. ISM
hakkında hemen hepimizin bilgisi vardı. ISM'nin anafikri İsraillilerin
girmesine izin verilmediği topraklarda (Oslo Konvansiyonuna göre A Bölgesi-
yani Filistin otoritesi kontrolü altındaki topraklar: Batı Şeria, Gazze,
Tolkarim, Nablus, Beytüllahim, Ramallah, Cenin vs.) Filistinlilerle
dayanışmada bulunmak. İsrail ordusu Filistinlilere karşı vahşice ve hunharca
davranmaktayken, aynı hovardalığı diplomatik krize yol açmamak için
yabancılara karşı yapamıyor. Bunu bilen, aktivistler dünyanın dört bir
yanından (ABD, Avrupa, Avustralya vs.) Filistine gelip, onlara yardımda
bulunuyor. Bir çok 18-25 yaşlarında gençten oluşan bir grup. Bir çok
aktivist genelde 2-3 haftalık kısa sürelerle gelip-giderken aylarca kalanlar
da var. İki yıl içinde gruba bine yakın aktivist katılmış. ISM'liler,
gruplarının bir organizasyondan ziyede bir hareket olduğuna vurgu
yapıyorlar. Bir çok uluslararası barışçıl müdahale grubunun aksine, ISM daha
esnek kurallar çerçevesine sahip. Her aktivistin, hiçbir şekilde şiddet
kullanmayacağını taahüt etmesi ve grubun 2 haftalık şiddetsiz antrenmana
katılması gerekiyor. Katılmanın bu kadar rahat olması, ISM'i, oldukça
dinamik bir hareket haline getiriyor. ISM'in bu arada, Filistinin çeşitli
yerlerinde büroları var. Basın Ofisi Beit Sahur adlı, benim de ziyaret etme
fırsatı bulduğum, Beytüllahim - Kudüs arasında küçük bir kentte idi. ISM'in
stratejik ve etkili birkaç eylemini aldıkları riski gözler önüne sermek
açısından sıralamak isterim.

Kontrol noktasında takılması muhtemel bir ambulansın şöförlüğünü üstlenerek,
kontrol noktasından itaatsizlik yapıp izinsiz geçmek, böylelikle hastayı
hastaneye yetirştirebilmek. Bazı zamanlar, ambulansın arkasından ateş
açıldığı oluyormuş.
Çocuklara okula giderken ve okuldan dönerken eşlik etmek. Meşhur fotoğrafı
hatırlarsınız, İsrail tankına taş atan Filistinli çocuk.. Buna benzer
olaylar sık sık oluyormuş. Bazen okuldan çıkan çocuklar, okullarının
önündeki panzere veya tanka taş atıyorlarmış. Askerlerin yanıtı ise
çocuklara ateş açmak ve genelde bir kaçının ölmesine sebep olmak oluyor. ISM
'liler de bu noktada çocuklara eşlik ederek, hem çocukların şiddeti provake
etmesini engellemeye ve İsrail silahlı kuvvetlerinin çocuklara ateş açmasını
engellemeye çalışyorlarmış. Beit Jelle adlı kentte bununla ilgili bir
tanıklık dinledik. Bir okulu yıkmaya gelen İsrail ordusunun varlığını
öğrenen ISM'liler, hemen olay mahaline gitmişler ve bedenleriyle okulun
önünde durmuşlar. İsrail ordusunu bu hiç etkilememiş ve aktivistlerin
üzerine ateş açılmış; bir kaçı ağır yaralanmış.

Bu nokta, benim İsrail - Filistin sorununa dair yaklaşımımda kökten
değişikliklere yol açtı. Daha önceleri Filistinlilere biraz da mazlum halk
mantığıyla yaklaşıp, bu halkın koşulsuz masumiyetine inanırdım. Fakat,
Filistin "terör" örgütlerinin (Hamas, El Aksa Şehitleri, İslami Cihad, FKÖ
vs.), İsrail şiddetini körüklemek olan rollerini gayet iyi başardığını
gördüm. Kurunun yanıda yaş da yanıyordu ve her Filistinli terörist muamelesi
görüyordu. İsrail de "terörist tehdit" bahanesiyle, aklına eseni meşru bir
şekilde yapabiliyordu. Böylelikle, hem kendi halkından destek alıyor hem de
insan haklaı ihlallerini saman altı edebiliyordu. Kendi adıma, hem politik
hem ahlaksal anlamda, dünyanın en donanımlı ordularından birine taş atmanın
popüler tabirle "egemenlerin oyununa" alet olmak olduğunu düşünüyorum. O
tank, birileri taş atsın da kafama eseni yapayım diye orada. Taşı atın,
böylelikle saldırsın..
ISM bunun olmamasına çalışıyor.

Elbette ISM bunları yaparken, İsrail ordusu ve devleti tarafından
engellenmeye çalışılıyor. Örneğin Geçtiğimiz haftalarda, İsrail ordusuna
bağlı zırhlı ataçların, tankların, jiplerin ve hummer'ların varlığının
dehşet saçtığı Tulkarim'de okuldan evlerine dönen Filistinli kız çocuklarına
eşlik edip, onları rahatlatmaya çalışan 2 Amerikalı ISM aktivisti ve bir
Filistinli tutuklanmış, ve hücrede birkaç gün tutulmuş; ardından da serbest
bırakılmıştı. ISM'in varlığı, bu koşullarda, insanların daha rahat
yaşamaları için gereklilik oluşturmaya başlamıştı; zira İsrail ordusu birkaç
hafta önce hiçbir neden ve gerekçe göstermeksizin, bir okulun bahçesine ateş
açmıştı.

ISM anladığım ve gördüğüm kadarıyla büyük işler yapan, küçük ve etkili bir
grup.. Kendini bir organizasyondan ziyade bir hareket olarak tanımlıyor;
böylece gayet aktif ve verimli eylemlerde bulunabiliyor..

13 Mayıs'ta seminer 40lar Birliği (Association of 40s) ile başladı.
1965lerden tanınmayan Dürzi köylerinin hareketiydi bu. İşgalden sonra,
İsrail kendi topraklarındaki bazı Arap ve Dürzi köylerini yıkmaya ve
boşalttırmaya başlamıştı. Kimi köy milli park içinde kalmış, kimisi de
arkeolojik kazı alanı içinde, kimisi de askeri güvenlik bölgesi içinde. Bu
süreçte bir çok Dürzi köyü tanınmamaya yani İsrail devleti sınırları içinde
olmasına rağmen YOK sayıldı. (Öykü yoksa tanıdık mı geldi..) Elektrik, su
gibi temel ihtiyaçlar sağlanmadı ve köyler acı ve işkenceye mahkum edildi.
Temel insan haklıyla beraber, insani ihtiyaçları da yok sayılan köyler
direnişe geçti, ve yıllardır devam eden bir hareketlilik içindeler. Dürzi
İsrail vatandaşları, birkaç yıl öncesine kadar askerlikten muaftı. Fakat
sonra, "eşitlik" adına Dürziler istedikleri askerlik hakkını aldılar. Öte
yandan, Arap kökenliler ve Dürziler etnik kimlikleri nedeniyle hala
askerlikten kolayca muaf olabiliyorlar.
Seminerde ikinci konuşma Panorama Bilgi Merkezi'nin tanıtılması üzerineydi.
Filistinliler için şiddetten arınmış eylem yöntemleri üzerine çalışan bir
organizasyon. Filistinlilerin şiddetsiz eylem kavramından uzak olmadığı,
1936 İngiliz işgalinden beri intifadalara kadar (1993), şiddetsiz eylemlerin
yapıldığı anlatıldı. Panaroma'nın aktardığına göre, Filistinlilerin %70'i
intihar eylemlerine karşıyken; Filistin halkının çoğu Gazze Şeridindeki ve
Batı Şeria'da İsrail ordusuna ve İsrail yerleşimlerine yönelik eylemleri
destekliyormuş. İsrail asimilasyonu ile ilgili sarsıcı bir not aklımda
kaldı: İsrail yönetimi Doğu Kudüs'te (Filistin tarafı) yaşayan
Filistinlileri "Kudüs'te kalıcı olarak yaşayan Ürdünlüler" olarak
nitelemekte. Tanınmayan Filistin kimliğinin açık örneklerinden biri.
Semnerin son konuşmacıları Siyahlı Kadınlar (Women in Black) idi..
Balkanlarda başlayan Siyahlı Kadınlar hareketi, İsrail'de 1988'de Kudüs'te
6-10 kadınla başlamış. Yas rengiolan siyah giyen kadınlar, Kudüs'ün işlek
caddelerinin birinde her hafta Cuma günleri bir saat bboyunca ellerinde
pankartla sessizce duruyorlardı. O yıllarda İsrail'in çeşitli kentlerinde
kasabalarında 32 grup olduğundan ve yıl sonlarında İsrail geneli yıllık
toplantı düzenlediklerinden söz ettiler. Hareket, maalesef 1.Körfez Savaşı'
nda Irak'ın İsrail'i vurmasının ardından kesintiye uğradığını; fakat asıl
düşüşün 1993 Oslo Zirvesi'nden sonra olduğunu anlattılar. Katılımcı
kadınların çoğu Oslo süreci sırasında, yanılgıya düşerek mücadeleye artık
gerek olmadığını düşünmeye başlamış. Mücadeleye devam etmek isteyenler ise
hala duruşlarıne ve eylemliliklerine devam ediyorlar.

Seminerin bitmesi bizlerni 15 Mayıs eylemimize ve antrenmana yoğunlaşmamızı
hızlandırmıştı. Önceleyin iki eylem planımız vardı. Tüm uluslararası
katılımcılar ve birkaç heyecanlı İsrailli aktivis bizler, Tel Aviv'deki
savunma bakanlığı önündeki yolu bloke edecektik. Öte yandan diğer grup
risksiz bir eylem olan, sokak tiyatrosuyla bakanlığın yanında bizleri
destekleyeceklerdi.
Blokaj eyleminin olumlu-olumsuz yönlerini ortaya koymaya çalıştık. %100
tutuklamayla beraber, yabancılar için çok yüksek ihtimalle sınırdışı edilme
öngörülüyordu. Bu elbette, biz yabancı katılımcıların kabul ettiği bir
riskti. Aramızda, Filistin'de bir ay daha geçirmek isteyen yabancı
katılımcılar bu riski almak istemediklerini belirttiler. Kalan grup olarak,
bizler eylemde kararlıydık. Blokaj için gerekli alet edavat sağlandı. Blokaj
grubu kendi içinde tartışmalara başladı. Akşam üstü gelen bir avukattan
legal brifing aldık. Yabancı katılımcıların risk yarattığını, dilini
bilmedikleri bir ülkede, savunma vermekten tutun da mahkemeye çılarılmanın
her adımında sorun çıkacağını açıkladı. Bu noktada, İsrailli grup, bizlere
bu hukuki ve mali desteği veremeyeceğini bildirdi. Grup olarak bunu
yapmayamuktedir olmadıklarını süylediler. Bu durumda gerekli desteği
alamayan biz yabancı aktivivivivivistler, saatler süren tartışmalardan sonra
blokaj eyleminden gereken desteği göremediğimiz gerekçesiyle vaz geçtik. Tüm
yoğunluşmamızı sokak tiyatrosuna kanalize ettik. Kooperal bir süreçle, sokak
tiyatrosunun konseptini belirledik, yabancı katılımcıların varlığıyla
zenginleşen kadroyla, Tel Aviv'in çeşitli yerlerinde sergilemeye karar
verdik. Her eylemde olması gereken polis sözcüsü, fotoğrafçı ve gözlemci
işbölümü yapıldı. İsrail yasalarına göre, trafiği kapatmadan sayısı 50den az
olan göstericiler izinsiz eylem yapabilirdi. Sayımız 50den az olduğu için
buna güveniyorduk.

Nitekim 13 ve 14 Mayıs'ı olası eylem planlarını tartarak ve tartışarak
geçirdik. Sonuç olarak, 15 Mayıs'ta, sokak tiyatrosu yapacak, insanlara
ordudan ayrılmak istemez misiniz diyecektik. Medya duyuruları yapılmaya
başlandı. Tutuklama ve gözaltı beklemediğimiz eylemimiz için heyecanlıydık.

15 Mayıs sabahı, erkenden TelAviv şehir merkezine doğru yola çıktık. Önce
kalabalık bir meydanda, ardından Savunma Bakanlığı önünde, sonra kalabalık
bir alışveriş merkezinin önünde ve son olarak da yine kalabalık bir şehir
merkezinde oyunu sergiledik. Aldığımız tepkiler neredeyse hep olumsuzdu.
Saldıranlar, küfredenler, polis çağıranlar, bağırıp çağıranlar, Araplardan
nefret ettiğini bağırarak haykıranlara tanık olduk.

Benim performansına katıldığım ilk sokak tiyatrosu eylemi olmasına karşın,
alev sıcağı altında defalarca sergilememize rağmen eylemden ve gösteriden
zevk aldık. Radikal bir eylem gerçekleştirememiş olsak da, başlangıç olarak
umduğumuzdan daha verimli geçtiğin söyleyebilirim.

16 Mayıs'ta ise tüm uluslararası katılımcılar olarak Filistin'e hareket
ettik. Beit Jelle, Beit Sahour, Bethlehem'de incelemelerde bulunduk!

İsrail - Filistin sorunu: Gözlemler ve yorumlar ve güncel haberler

İsrail'in militarizasyonu üzerine çok söz söylendi ve dahi söyledik. İsrail
ordusunun uygulamalarını da Vicdani Ret Tutsakları'nda
(http://oldsletter.cjb.net/vr_index.html ) defalarca vurguladık.
İsrail'in militarizasyonu ile ilgili olarak hesaba pek katmadığımız birkaç
noktanın altını yeniden çizmek istiyorum; İsrail'de zorunlu askerler,
geceyi evlerinde geçiriyorlar. Dolayısıyla kışlalarında hayattan yalıtılmış
bir yaşam sürmüyorlar. Bu da bana göre, İsrail'in militarizasyonu için
alınmış bilinçli bir karar. Askerliği, toplumsal yapının organikniknik ve
sorgulanmayan bir bileşeni haline getiriyorlar bu şekilde. Dahası oldukça
genç yaşta çok uzun süren askerliğe mahkum edilen gençler bunu artık yaşamın
geçilmesi gereken bir aşaması olarak görüyorlar.
Trajikomik bir not da elime geçmişti İsrail günlerinde, paylaşmak isterim:
İsrail'de bir asker intihar ettiği zaman suç işlemiş oluyor. Suçu ise,
askeri mülke zarar vermek..

İsrail vicdani ret hareketi, nedense biraz da sol cenahta kanımca,
Filistinlilerin mücadelerine kıyasla daha az ilgi gördü. Bu etkinliğin ve
yazının nedenlerinden biri de, İsrailli vicdani retçilerle dayanışmanın
artması, ve hareketin bu topraklarda bilinmesine ve takip edilmesini
sağlamak.

Aşağıda Haziran başı itibariyle, kısa bir İsrail durum güncellemesi var:

Jonathan Ben-Artzi'nin 28 Mayıs'ta duruşması vardı. Duruşmada, toni 2 saat
boyunca vicdani reddi ve askeri otoritelerle olan mücadelesiyle ilgili ifade
verdi.

Şu anda Hapiste Tutulanlar

B.S.: Yehova Şahidi, B. Son altı aydır hapiste. 4. nolu Askeri Cezaevi'nde
bir hücrede tutulan B.'nin bu 7. hapis cezası. Genelde, İsrail'de Yehova
Şahitleri, cemaate ait olduklarını kanıtlayabilirlerse askerlikten muaf
tutuluyor. B. Tüm belgeleri teslim etmiş olmasına rağmen, askerlikten muaf
tutulmadı. Ayrıca vicdani reddi için "vicdan komitesi"ne çıkmak istedi; bu
isteği de reddedildi.
Konstantin Soskin: Bir pasifist olan Konstantin, 4 numaralı Askeri
Cezaevinde hücrede tutuluyor. Şu andaki 4. hapis cezasının 20 Haziran'da
bitmesi bekleniyor.
Slaam Salame: 3CSPAN style="mso-ansi-language: TR">Dürzi bir retçi olan
Salam son iki yıldır sürekli hapse girip çıkıyordu. Askere gitmemek için
denediği hiçbir şey tutmadı. Son 6 aydır asker kaçağı konumundaydı. 4 Mayıs'
ta, yakalanığ Jalame Gözaltı Merkezi'ne götürüldü. Şu anda çıkarılacağı
mahkemesini bekliyor. Bu birkaç ay alabilir.
Rabia Jihad Sa'ad: 4 numaralı Askeri Cezaevi'nde duruşmasını bekliyor.
Hillel Goral: 4 numaralı Askeri Cezaevi'nde yoklama kaçaklığı suçundan
yargılanmayı bekliyor. Şu ana kadar 80 günü bulan 3 hapis dönemi geçirdi.
Dani Filc: Dr. Dani Filc "İnsan Hakları için Hekimler" birliği üyesi bir
doktor. İşgal altındaki Filistin toprlaklarında hizmet etmeyi reddettiği
için 28 Mayıs'ta 14 gün hapis cezası aldı.

ISM 2001 yılında faaliyetlerine başladığından beri, İsrail sınır muhafızları
şüpheli barış aktivistlerinin girişini reddediyor. İsrail şimdi de büyük
ölçüde etkisiz olan bu taktiğe yeni bir emir daha ekledi. Şimdi, İşgal
altındaki bölgelere giren bütün yabancı uyruklular barış eylemcisi
olmadıklarını ve eğer İsrail işgal güçleri söz konusu ziyaretçiyi vurursa
bundan İsrail gü%çlerini sorumlu tutmayacaklarını taahhüt ettikleri bir
ifadeyi imzalamak zorundalar.

Uluslararası Af Örgütü'nün Gazze Şeridi'ne girişi, bir gözlemci ekibi
üyelerinin bu belgeyi imzalamayı reddetmesiyle engellendi. Grup: " 'Feragat'
belgesinin imzalanması İsrail ordusunu sorumluluklarından feragat ettiremez"
diyerek, "bu yeni ve zorlayıcı kısıtlamaların tek amacı İsrail ordusunun
hareketlerinin dışarıdan izlenmesini ve incelenmesini engellemek" olduğu
yönündeki kaygısını ifade etti. Af Örgütü aynı zamanda bu kısıtlamaların
Gazze'da daha çok ölüme yol açacağından endişelendiklerini söyleyerek,
İsrail ordusuna aşırı ve kanunsuz şiddeti kullanmayı bırakması çağrısında
bulundu.

20 Mayıs Perşembe akşamı 8 İsrail Ordusu Askeri Hırıstiyan Barış Ekibi
(Chrıstian Peace Team- CPT)'ni dairesine girip, o anda orada olan
aktivistlerin pasaport ve vizelerini kontrol ettikten sonra şunları dikte
ettiler:
- CPT'nin İsrail yerleşimleri yakınlarına gitmesi yasaklanmıştır.
- CPT'nin işgal altındaki Filistin'de okulları ziyaret etmesi
yasaklanmıştır.
- CPT Filistin otoritesi kontrolü altındaki yerlere gidemez. Eğer
bir CPT aktivisti bu topraklarda yakalanırsa tutuklanacaktır.
- Tamamıyla Filistin kontrolü altındaki topraklara hiçbir
uluslararası aktivist ve İsrailli giremez. Sadece hükümetin tanıdığı sivili
toplum kuruluşlarında çalışanlar girebilir.
Bunu izleyen günlerde birkaç CPT aktivisti sınırdışı edildi ve CPT'nin
Filistin'de çalışması yasaklandı.

İsrail - Filistin'deki bazı antimilitarist, vicdani ret, pasifist, feminist,
doğrudan eylemci, ekolojist, şiddetten arınmış hareketlerin iletişim
bilgileri
New Profile.. www.newprofile.org
Yesh Gvul. www.yesh-gvul.org
Shiministim.... www.shiministim.org
Gush Shalom... www.gush-shalom.org
Filistin'de Şiddetten Arınmışlık Üzerine
www.p-i-for-nonviolence.or.or.or.org
Machsom Watch (Kontrol Noktası Gözleme) www.macsomwatch.org
Green Action (Yeşil Eylem).www.greenaction.org.il
International Solidarity Movement for Palestine (Filistin için Uluslararası
Dayanışma Hareketi) www.palsolidarity.org
Panorama Bilgi Merkezi - Filistin.. www.panaroma.org
Christian Peace Team (Hırıstiyan Barış Ekibi) www.cpt.org

Sonuç

Bu yıl 15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler günü etkinliklerinin en önemlive
güzel nopktalarından biri, İsrail ile aktivist değişimi tadında bir
organizasyon gerçekleştirilmesi oldu. İstanbul'da yapılan etkinlikte,
İsrailli vicdani retçi Ronnie konuştu.
[Ayrıntılı Bilgi:
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=8&ArsivAnaID=14001 ] Ben
de İsrail'deki hareketle tanışma ve işbirliği kurma imkanına sahip oldum. Bu
İsrail ve Türkiye'deki vicdani red hareketlerinin dayanışmaya grimesi
açısından oldukça eğlenceli ve yararlı bir olaydı.

İsrail deneyiminin en dikkate değer noktalarından biri de ret hareketindeki
çeşitlilikti. Asker retçilerden tutun da seçici retçilere, gencecik pasifist
retçilere kadar; oldukça geniş bir yelpaze kapsanıyor ret hareketini içinde.
Bu da, vicdaniret politikalarını ve mücadelesini değerlendirmek için ilginç
bir dipnottu bence.

İsrail muhalif hareketiyle ilgili detaylı, tarihsel ve görsel bilgi için
oldsletter YAYINLARI'nın bu topraklara ithal ettiği bir İngilizce fotokopi
kitaba başvurabilirsiniz: It's All Lies.. Kitap, bir de CD ile geliyor. CD'
de İsrailli punk-HC şarkıları ve 35 Mayıs adlı doğrudan eylem grubunun bir
eyleminin videosu yer alıyor. Fakat, tüm materyal İngilizce - İbranice
hazırlanmış.

Kaynaklar

New Profile elektronik haberleşme listesi NewProfile-unsubscribe@topica.com
İnsan Hakları İçin Hekimler - İsrail www.phr.org.il
SchNews Anarşist Bülten - Britanyawww.schnews.org.uk
Filistin için Uluslararası Dayanaışma Hareketi (Interational Solidarity
Movement for Palestine) www.palsolidarity.org
Hıristiyan Barış Takımı (Christian Peace Team).. www.cpt.org
İstanbul Indymedia bağımsız haberağı http://istanbul.indymedia.org
Vicdani Ret Tutsakları: oldsletter..http://oldsletter.cjb.net

COPYLEFT
Bu metnin telif hakkı yoktur. Bizi -maddi/manevi- sömürmemek kaydıyla,
istediğiniz yerde, istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Dokümantasyonumuza
yardım etmek adına, kullandığınız zaman bize haber vermeniz bizleri çok
sevindirir..

oldsletter antimilitarist bülten
<< şiddetten arınmış anarşist devrim için >>

oldsletter@yahoo.com
www.geocities.com/oldsletter http://oldsletter.cjb.net/

@nti-copyright @nti-copyright @nti-copyright @nti-copyright


*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
WWW: http://www.ainfos.ca/
BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
unsubscribe a-infos
subscribe a-infos-X
X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)

A-Infos Information Center