A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
{Info on A-Infos}

(tr) [anarsistbakis] Yenilemeler 13 - 10 Haziran 2003

From zamane divane <anarsistbakis@yahoo.co.uk>
Date Tue, 10 Jun 2003 11:21:42 +0200 (CEST)


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________

YENİLEMELER - 013
10-Haziran-2003

"Makaleler" kısmına eklemeler yapıldı (Aşağıda).
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/anarchy_articles.html
"Türk Solu" ve "Che Resimleri" başka bir siteye
taşındı: "Türkiye Solu".

-------------------------------------------------------
"ANARŞİST DEVRİM VE KADINLARIN KURTULUŞU",
Martha A. Ackelsburg, 1991 (çeviri)
İÇİNDEKİLER:
1. Tahakküm ve İkincil Konuma Getirilme
2. Topluluk ve Eşitlik
3. Cinsellik ve Kadınların Ezilmesi
4. Devrimci Dönüşüm: Araç ve Amaçların Tutarlılığı
5. Doğrudan Eylem
6. Hazırlık

İspanyol İç Savaşıyla aynı anda süren kadın
mücadelesinin tarihçesini tutan Anarşist Devrim ve
Kadınların Kurtuluşu, işçi sınıfı kadınlarının
devrimdeki ve özgür toplumdaki yerlerini almaların
sağlayacak kadınların özgüçlenmesinin temeli olarak,
kadın topluluklarının ve toplumsal cinsiyete özgü
deneyimlerin önemi üstüne odaklanıyor.
Madrid ve Barcelona'daki bir grup kadın tarafından
1936'da kurulan Mujeres Libres (Özgür Kadınlar)
kadınların, "kadınlar, üreticiler ve cahiller olarak
üç kat köleleştirilmesi"nden kurtulmalarına adanmış
bir örgütlenmeydi.
Bu broşür, yeni ve daha iyi bir dünya için mücadele
eden her kişiye ısrarla tavsiye edilen, Martha
Ackelsburg'un Free Women of Spain: Anarchism and the
Struggle for the Emancipation of Women kitabının ilk
bölümüdür.
... ... ...
ANARŞİST DEVRİM VE KADINLARIN KURTULUŞU
Tüm biçimleriyle tahakküm --ister hükümetler,
isterse dini kurumlar veya ekonomik ilişkiler
tarafından icra edilsin-- anarşistlere göre, tüm
toplumsal kötülüklerin kaynağıdır. Anarşizm pek çok
sosyalist gelenekle birlikte ekonomik tahakkümün
radikal bir eleştirisini ve toplumun daha eşitlikçi
bir temelde ekonomik açıdan yeniden yapılandırılması
gerektiğinde ısrar etse de, devletin, hiyerarşinin ve
genel olarak otorite ilişkilerinin bağımsız bir
eleştirisini geliştirerek Marksist sosyalizmin ötesine
geçer. Sosyalistler tüm tahakkümün köklerini ekonomik
işbölümünde görürken, anarşistler iktidarın [erkin]
kendi mantığının olduğu ve yanlızca ekonomik
ilişkilere dikkat çekerek ortadan kaldırılamayacağı
konusunda ısrar ederler.
Anarşizm, toplumdaki hiyerarşik ve yapılanmış
[yerleşmiş] tahakküm ilişkilerini ve itaat etmeyi
yıkmayı hedefler. Aynı zamanda her kişinin bir birey
olarak değerlendirildiği; saygı gösterildiği,
eşitliğe, karşılıklılığa ve karşılıklı etkileşime
dayanan bir toplum yaratmayı amaçlar. Bu toplumsal
görüş, araçların amaçlarla tutarlı olması
gerektiğinde; insanların geleceğin toplumuna
yöneltilemeyeceğinde, onu kendi başlarına yaratmaları
gerektiğinde, böylece de kendi yetenek ve gizil
güçlerinin [ing. capacity] farkına varacaklarında
ısrar eden bir toplumsal değişim kuramı ile birleşir.
Hem ideal toplum görüşü hem de bu topluma nasıl
ulaşılacağı kuramı konusunda, anarşizmin günümüz
feminizmine sunacağı çok şey vardır. Anarşistlerce
yapılan tahakküm ilişkileri analizi, kadının toplum
içindeki konumunu anlamak ve kadınların koşullarının
diğer ezilen grupların koşullarıyla ilişkilendirmek
için oldukça verimli bir model sunar. Araç ve amacın
birliği ile ezilenlerin gücüne vurgu yapan bir
toplumsal değişim kuramı, mevcut pek çok sosyal
devrimci hareketin kuramlarıyla --ve mevcut
pratiklerin çoğuyla-- çarpıcı bir karşıtlık içindedir.

Dahası, hem İspanya'daki hem de Avrupa ve ABD'deki
başka yerlerde bazı ondokuzuncu yüzyıl anarşist yazar
ve eylemcileri, kendilerini özellikle kendi
toplumlarındaki kadınların ezilmesine adamışlar;
insanlığın tamamen kurtuluşu için yanlızca
kapitalizmin ve otoriter siyasi kurumların
yıkılmasının yeterli olmadığını, dahası [bunun için]
kadınların kültürel ve ekonomik bağımlılığının --evin
hem içinde hem de dışında-- yıkılmasını
gerektirdiğinde ısrar etmişlerdir. Örneğin, 1872 gibi
erken bir tarihte İspanya'da düzenlenen anarşist
kongre, kadınların evde ve işyerinde erkeklerle
tamamen eşit olması gerektiğini açıklamıştı.
Ancak ne ondokuzuncu yüzyıl boyunca ve yirminci
yüzyılın başında İspanya'da ve Avrupa'daki diğer
yerlerde gelişen anarşizm kuramı, ne de
Anarko-sendikalizmin İspanya'daki pratiği kelimenin
tam anlamıyla eşitlikçi olabilmişti. Her ne kadar pek
çok yazar kadınların kurtuluşunun anarşist proje
açısından öneminin ve kadınların [anarşist] hareket
için öneminin farkındaysa da, pek azı bunu en birincil
[sorun] olarak görür. Tüm Avrupa çapındaki sosyalist
hareket için olduğu gibi, birçok anarşist için de
kadınların ikincil konuma getirilmesi [ing.
subordination] meselesi, en iyisinden, işçilerin
kurtuluşunun ardından gelen bir mesele, "devrim
sabahında" çözülecek bir problem olarak değerlendirir.

Mujeres Libres'in kuruluşu, hem hareketin
kadınlara verdiği sözü yerine getirmesini sağlamak
için meydan okumak, hem de kadınların hareket içinde
ve toplumun geniş [yapısı] içindeki konumlarını
geliştirmek amacıyla kadınların kuvvetlendirilmesini
sağlamak için, İspanyol anarko-sendikalist hareketi
içinde yer alan kadınların çabasını temsil etmektedir.
Kurucular, hareketin kadınları [harekete dahil
etmekte] ve kadınları ilgilendiren meseleleri
yeterince ele almakta başarısız olmasından hayal
kırıklığına uğramışlardı; ama yine de hareketin
kadınların gerçek kurtuluşunu başarmak için [geçerli]
tek çerçeveyi [ing. context] oluşturduğu konusunda
emindiler.
Benim bu kitaptaki amacım yanlızca Mujeres
Libres'in bakış açısının ne olduğunu belirginleştirmek
ve bunun günümüz feministleri ve toplumsal değişim
aktivistleri için uygunluğunu incelemektir. Ancak bunu
yapmak için, öncelikle bunu --aynen Mujeres Libres'den
kadınların yaptığı gibi-- anarko-sendikalist kuram ve
pratiğin içine yerli yerine koymamız gerekir. Bu
kısımda, İspanyol anarko-sendikalist hareketinin
kuramsal arka planını oluşturan İspanyol anarşist ve
"komünalist-anarşist" gelenek içinde yer alan diğer
yazarların çalışmalarını inceleyeceğim. Benim amacım,
onların, kadınların ikincil konuma getirilmesi
konusuna yaklaşımlarını, hiyerarşi ve tahakküm
konusundaki eleştirilerini, ve kadınların ezilmesiyle
ilgili endişelerini radikal toplumsal dönüşüm
kuramıyla tam olarak bütünleştirmeleri sürecine
ilişkin anlayışlarını aydınlatmaktır. Ancak aynı
zamanda bu analizlerdeki belirgin boşlukları;
--anarşist kuramın özünün tahakküm ilişkilerinin çok
yönlü ve karmaşık olduğu hakkındaki bariz
farkındalığına karşın-- defalarca kadınların ikincil
konuma getirilmesine erkek işçilerin
özgürleştirilmesinden daha az öncelik verilmesini
incelemek istiyorum. Mujeres Libres programının nasıl
etkin bir şekilde o dönemin anarko-sendikalizminin
zayıflığını vurguladığını; ve İspanyol
anarko-sendikalist kuram ve pratiğinin hem
eleştirisini hem de genişletilmesini teşkil ettiğini
göstermenin temellerini, Mujeres Libres'in program ve
eylemlerinin bu kavramsallaştırılması ortaya
koyacaktır.
Ben burada İspanyol anarko-sendikalist tahakküm ve
ezilme analizleri, eşitlikçi toplum görüşü ve
--özellikle de kadınların konumu bağlamında--
güçlendirme süreci üstüne odaklanacağım. Bu meseleler
üstüne kuramsal düzeyde yapılacak bir inceleme, Kısım
2'de ele alacağım Mujeres Libres'in anarko-sendikalist
hareketi içindeki kökenlerinin tarihsel anazi için
sahne arkası ve bir karşı duruş noktası olarak hizmet
edebilir. Aslında, anarşistlere göre, bu bağlamda
kuram ve pratik birbirinden oldukça güç ayırd
edilebilir. Bu kısımda tartışacağımız kuramsal
konumlar tarihsel mücadeleler bağlamında
geliştirilmiştir, aynı zamanda da bu mücadelelerin
gelişmesine yardım etmişlerdir. Ben burada bunları
sadece analitik amaçlarla birbirinden ayırıyorum.


----------------------------------------------------------------------------
----
"KISIM B.3 ANARŞİSTLER NEDEN ÖZEL MÜLKİYETE
KARŞIDIRLAR?", Anarşist Sıkça Sorulan Sorular,
Uyarlama 9.5 (çeviri)
İÇİNDEKİLER:
B.3.1 Özel Mülkiyet ile Zilyetlik Arasındaki Fark
Nedir?
B.3.2 Devlet Hangi Tür Mülkiyeti Korur?
B.3.3 Mülkiyet Neden Sömürücüdür?
B.3.4 Özel Mülkiyet Meşrulaştırılabilir mi?

Kapitalizm anarşistlerin karşı çıktığı iki şeyden
birisidir. Kapitalizme iki ana özellik damgasını
vurmuştur: "özel mülkiyet" (veya bazı durumlarda,
devlet-sahipliğindeki mülkiyet) ve ücretli emek.
Ancak, bu ikincisi ilkine dayanmaktadır --yani ücretli
emeğin olması için işçilerin kullandıkları üretim
araçlarına sahip olmamaları veya [onları] kontrol
etmemeleri gerekir. Bunun için, üretim araçlarının
özel (veya devletçe) sahipliği ancak --mülkiyet sahibi
sınıfların emrinde olan örgütlü zor mekanizması demek
olan-- devlet varsa mümkündür (bakınız Kısım B.2).
Anarşistler özel mülkiyete (yani kapitalizme)
karşı çıkarlar, çünkü [kapitalizm] baskıcı, hiyerarşik
otoritenin ve elitlerin ayrıcalığının kaynağıdır
(Proudhon'un sözleriyle, "Mülkiyet ... dışlama [ing.
exclusion, yoksun bırakma] hakkıyla eşitliği; ve
despotizmle ise özgürlüğü ihlal eder ... (ve)
hırsızlıkla tam bir özdeşliği (vardır)", What Is
Property?, s. 251). Ve böylece özel mülkiyet
(kapitalizm), yaşamsal araçlara sahip olmayıp onları
kullananların katılımını, etkisini, denetimini zorunlu
olarak dışlar.
Bu nedenle, tüm gerçek anarşistler için, mülkiyete
bir otorite, aslında despotizm, kaynağı olarak karşı
çıkılır. Bu konuda Proudhon'dan alıntı yapacak
olursak: "Mülk sahibi, hırsız, kahraman, egemen --bu
ünvanların hepsi eşanlamlı olduğu için-- kendi
iradesini yasa olarak dayatır, ve ne çelişkiden ne de
denetimden muzdariptir; yani, aynı anda hem yasama hem
de yürütmeymiş gibi davranır ... (ve böylece) mülkiyet
despotizmi ortaya çıkarır ... Mülkiyetin özü o kadar
belirgindir ki, ona inanılması için sadece ne
olduğunun hatırlanması ve çevrede olup bitenleri
gözlenmesi yeterlidir. Mülkiyet, kullanma ve suistimal
etme hakkıdır ... eğer metalar mülkiyet ise, o zaman
neden mülk sahipleri krallar, ve despotik krallar
--facultes bonitaireslerine göre krallar-- olmasınlar?
Ve eğer her mülk sahibi kendi mülkiyeti alanı
dahilinde egemen olan bir lordsa, kendi arazisi içinde
mutlak kralsa, mülk sahiplerinin hükümeti kaos ve
karmaşadan başka bir şeye nasıl yol açabilir?" (Op.
Cit., s. 266-7)
Diğer bir deyişle, özel mülkiyet, mülk sahibinin
kendi mülkiyeti üstünde "egemen bir lord" olarak
davrandığı --ve böylece onu [kendi mülkünü]
kullananlar üstünde mutlak bir kral [olduğu]-- küçük
bir devlettir. Tüm monarşilerde olduğu gibi, işçi
onların [kapitalistlerin] mülkiyetini [kullanırken]
onların emirlerine, yasalarına ve kararlarına itaat
etmek zorunda olan kapitalistin kuludur [tebaasıdır].
Bu, açıktır ki, hürriyetin (ve görebileceğimiz üzere
emirlere itaat etmek aşağılayıcı olduğu için şerefin)
reddi demektir. Anarşi, "efendinin, egemenin olmaması"
(Op. Cit., s. 264) demekken, ve kapitalizmi özünde
olduğu şekliyle ücretli kölelik olarak
adlandırıyorken, anarşistlerin özel mülkiyete karşı
çıkmalarına şaşmamak gerekir.
Keza, kapitalizm özel mülkiyete ideolojik olarak
geri alınamaz bir "hak" tanıyarak, aynı zamanda da
dışsal kaynakların bölüşümünde de eşitsizliklere neden
olur; ve kaynakların bölüşümündeki bu eşitsizlik
mülklüler ile mülksüzlerin göreceli pazarlık
konumlarında daha fazla eşitsizliğe yol açacaktır.
Kapitalizmin müdafileri [özürcüleri] özel mülkiyeti
meşru çıkarmak için genellikle "öz-sahiplik"in [ing.
self-ownership] "evrensel bir hak" olduğunu iddia
etseler de (bakınız Kısım B.4.2 - "Kapitalizm
öz-sahipliğe mi dayanır?"), kapitalizmin gerçek
anlamıyla evrensel öz-sahipliği aslında imkansız bir
hale getirdiği aşikardır. Çünkü gerçek öz-sahiplik
ilkesi, insanların, kendi [kişisel] iradelerinin
aksine başka şekillerde kullanılamayacakları anlamına
gelir. Ancak kapitalist sistem bu ilkenin temelini
çürütmektedir, ve alaylı bir şekilde bunu yapmanın
"mantıksal" temeli olarak da "öz-sahiplik" terimini
kullanmaktadır. Kapitalizmde --kısım B.4'de
göreceğimiz üzere-- insanlar öyle bir duruma
getirilmiştirler ki, [önlerindeki] en iyi seçenek
gerçek bir öz-sahiplik mantıksal olarak tutarlı
olmayan şekillerde kullanılmalarına izin vermektir.
Bu nedenlerle, anarşistler şunları söylerken
Rousseau'ya katılırlar: "Bir toprak parçasını çitle
çevirip 'Bu benimdir' demeyi ilk düşünen ve kendisine
inanacak kadar saf insanları bulan ilk insan sivil
toplumun gerçek kurucusudur. Küreğe mahkum edilen veya
[ölüsü] hendeklere atılan; ve 'bu sahtekarı
dinlemeyin; yeryüzünün meyvelerinin herkese ait
olduğunu ve yerkürenin hiç kimseye ait olmadığını
unutursanız, mahvolursunuz' diye arkadaşlarına bağıran
kişi [dinlenmiş olsaydı], insan ırkının karşılaştığı
bunca suç, savaş, cinayet, bu kadar sefalet ve dehşet
engellebilirdi?" ("Eşitsizlik Üstüne Tartışma", The
Social Contract and Discourses, s. 84).
Sadece liberter sosyalizm, onu güvenceye alacak
koşulları meydana getirirken, [böylece] öz-sahipliği
geçerli kılmaya devam edebilir. Ancak özel mülkiyetin
yıkılmasıyla, herkesin yaşam araçlarına erişimi
sağlanabilir; böylece de yaşamın her yönünde kendinden
yönetimi genelleştirerek öz-sahiplik bir gerçeğe
dönüştürülebilir.
Kapitalizmin anti-liberter yönlerini tartışmadan
önce, "özel mülkiyet"i [ing. private property]
"kişisel zilyetlik"ten [ing. personal possession,
tasarruf, kullanma hakkına sahip olma] ayrı olarak
tanımlamak; ve ilkinin neden devlet korumasını
gerektirdiğini ve sömürücü olduğunu ayrıntılarıyla
göstermek gerekecektir.


*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
WWW: http://www.ainfos.ca/
BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
unsubscribe a-infos
subscribe a-infos-X
X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)

A-Infos Information Center