A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
{Info on A-Infos}

(tr) [anarsistbakis] Yenilemeler 14 - 12 Temmuz 2003

From zamane divane <anarsistbakis@yahoo.co.uk>
Date Sun, 13 Jul 2003 13:38:38 +0200 (CEST)


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________

YENİLEMELER - 014

NOT: Önceden "Anarşist Bakış" sitesi içinde yer alan "Türkiye Solu" kısmı
ayrı bir siteye taşındı, ancak her iki siteye ilişkin güncelleme
haberleri birlikte gönderilecektir.

12-Temmuz-2003

"Makaleler" kısmına eklemeler yapıldı (Aşağıda).
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/anarchy_articles.html

"Aylık İstatistikler" yenilendi.
08-Temmuz-2003
"Türkiye Solu" sayfası yenilendi ve şu metinler eklendi:
"Devrimci Yol Üzerine Notlar", Oğuzhan Müftüoğlu.
"Yetmişli Yıllar ve Devrimci Akımların Özeleştiri Süreçleri", Devrimci
Köz Yayınları, 1999.
"TİP-TKP Birleşmesi: TBKP", Açılım Yayınları, Haziran 1988.

02-Temmuz-2003
Selanik 2003 (19-22 Haziran) ile İlgili Metin ve Haberler Eklendi:
"Selanik 2003"
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/others/selanik2003/selanik.html

--------------------------------------------------------------------------------"KISIM B.4 KAPİTALİZM HÜRRİYETİ NASIL ETKİLER? ", Anarşist Sıkça Sorulan
Sorular, Uyarlama 9.5 (çeviri)
İÇİNDEKİLER
B.4.1 Kapitalizm Özgürlüğe mi Dayanır?
B.4.2 Kapitalizm Öz-sahipliliğe mi Dayanır?
B.4.3 Ama Kimse Sizi Onlar İçin Çalışmaya Zorlamıyor!
B.4.4 Peki Ya Yüksek Emek Talebinin Olduğu Dönemler?
B.4.5 Ama Ben "Kendi Başıma Bırakılmak" İstiyorum!
Özel mülkiyet pek çok açıdan devletin özel biçimidir. Sahip olan
kişi
"sahip olduğu" alan dahilinde neler olduğunu belirler, ve bu nedenle de
bunun üzerinde bir iktidar tekeline sahiptir. İktidar, bir kimse
tarafından kendisi üzerinde uygulandığı zaman bir özgürlük kaynağıdır,
ancak kapitalizmde baskıcı otoritenin kaynağıdır. Bob Black'in The
Abolilition of Work'da belirttiği üzere:
"Totaliterlik karşısında ağlaşan liberaller ve muhafazakarlar ve
Liberterler sahtekar ve ikiyüzlüdürler ... Bir hapishane veya manastırda
bulacağınız bu tip bir hiyerarşiyi bir büroda veya bir fabrikada da
görürsünüz. ... İşçi part-time bir köledir. Ne zaman geleceğini, ne zaman
gideceğini ve arada geçen bu sürede ne yapacağını patron söyler. Ne
kadar ve ne hızla çalışacağınızı size o söyler. Denetimini alaya alıcı
aşırılıklara kadar genişletmekte özgürdür; isterse giydiğiniz elbiseleri
veya ne sıklıkla lavaboya gideceğinizi düzenleyebilir. Birkaç istisna
haricinde, herhangi bir nedenle veya hiçbir sebep yokken sizi işten
atabilir. Gammazlar ve denetmenler sayesinde sizin hakkınızda casusluk
yaptırır, her çalışan hakkında bir dosya tutar. Karşılık vermeye
'itaatsizlik' denir, sanki işçi haylaz bir çocukmuş gibi; ve sadece
işten atılmanıza neden olmakla kalmaz, işsizlik ödentisi almaktan da
sizi mahrum bırakır. ... Bahsettiğim bu alçaltıcı tahakküm sistemi,
onyıllardır kadınların çoğunluğunun ve erkeklerin ise büyük bir
çoğunluğunun, yaşamlarının büyük bir kısmında uyanık oldukları sürenin
yarıdan fazlasında hüküm sürer. Belli amaçlara yönelik olarak
sistemimizi demokrasi veya kapitalizm veya --daha da iyisi--
endüstriyalizm olarak adlandırmak pek yanıltıcı olmaz, ancak bunun gerçek
adları fabrika faşizmi ve büro oligarşisidir. Bu insanlara 'özgür' diyen
birisi yalan söylüyordur veya aptaldır."
Bir şirketin aksine, demokratik devlet, yönetici seçkinlerin "kendi
başlarına bırakıldıklarında" iktidarlarının zevkini çıkarmalarını
kısıtlayacak şekillerde davranabilen yurttaşlar tarafından etkilenebilir.
Sonuçta zenginler, devletin demokratik yönlerinden, ve iktidarlarına
karşı potansiyel birer tehdit olan sıradan yurttaştan nefret ederler. Bu
"sorun"a Alexis de Tocqueville tarafından 19'uncu yüzyıl Amerika'sında
değinilmişti:
"Topluluğun zengin üyelerinin ülkemizin demokratik kurumlarına karşı
gönülden bir nefret beslemelerini anlamak kolaydır. Halk şimdi onların
küçümsemelerinin ve korkularının nesnesidir."
Ne bu korkular ne de demokratik düşünceleri küçümseme değişmemiştir.
Bir
ABD Şirket Yöneticisi'nden alıntılarsak, "bir kişi, bir oy nihayetinde
bildiğimiz demokrasinin çökmesine yol açacaktır." (L. Silk ve D. Vogel,
Ethics and Profits: The Crisis of Confidence in American Business, s.
189f)
Demokrasinin bu küçümsenişi, kapitalizmin devlet karşıtı olduğu
anlamına
gelmez. Hiç alakası yok. Daha önce değinildiği üzere kapitalistler
devlete bağımlıdırlar. Bunun sebebi, "(klasik) Liberalizmin kuramsal
olarak sosyalizmsiz bir anarşi olmasıdır, ve bu nedenle sadece bir yalan
olmasıdır, çünkü eşitlik olmaksızın özgürlük mümkün değildir. ...
Liberallerin devlete yönelttiği eleştiriler, yanlızca onu bazı
işlevlerinden yoksun kılmak ve kendi aralarında ona karşı mücadele
etmeye çağırmalarından oluşur, ancak onun özü olan baskıcı işlevlerine
saldıramazlar: çünkü jandarma olmadan mülk sahibi var olamaz." (Errico
Malatesta, Anarchy, s. 46)
Kapitalistler, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği ve kendi
otorite ve iktidarlarını desteklediği zaman, devleti göreve çağrırlar ve
desteklerler. Devlet ile sermaye arasındaki "çatışma", iki gangsterin
hırsızlık hasılatı üzerindeki kavgasına benzer: ganimet için ve çetede
kimin daha fazla gücü olduğu konusunda kavga ederler, ancak "mülk"lerini
çaldıkları kişiden korumak için birbirlerine ihtiyaçları vardır.
Özel mülkiyetin devletçi doğası, laissez-faire kapitalizmini temsil
eden
"Liberter" (örn. minarkist, veya "klasik" liberal") eserlerde
görülebilir:
"(Eğer) bir kimse, ele geçirilmesi Lockeci ([haklarına] tecavüz
etmeme)
şartını ihlal etmemişse ve etmeyen bir toprak üzerinde özel [mülkiyette
olan] bir kasaba kurarsa; [kasaba] sahibinin belirlediği karar
usulleriyle kendilerine [hak] tanınmadığı müddetçe, oraya yerleşmeyi
tercih edenlerin veya ileride orada yaşamaya devam edeceklerin kasabanın
nasıl yönetileceği üzerinde hiçbir hakları olmaz." (Robert Nozick,
Anarchy, State and Utopia, s. 270)
Bu gönüllü feodalizmden başka birşey değildir. Tabii ki, "piyasa
güçleri"nin en liberal sahiplerin en başarılılar olmasına yol açacağı
söylenebilir, ancak iyi bir efendi hala efendidir. Tolstoy'un sözlerini
kullanırsak, "liberal kapitalist nazik bir eşek sahibine benzer. O eşek
için her şeyi yapacaktır --ona bakacak, onu besleyecek, onu
yıkayacaktır. Sırtından inmek haricindeki her şeyi [yapar]." Ve Bob
Black'in yazdığı gibi, "Bazı insanlar emirleri verir ve diğerleri
bunlara uyar: hizmetkarlığın özü budur. ... (Ö)zgürlük, efendiyi
değiştirme hakkından daha fazlasıdır." (The Liberatarian Conservative).
Efendileri değiştirme "hakkı"nın "özgürlük"ün temeli olduğunu söyleyen
bu kapitalizm destekçileri, kapitalist "hürriyet" kavramının
iddianemesini dile getiriyorlardır.
Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/sss-kisimb4.html

--------------------------------------------------------------------------------"ENERJİ SOSYOLOĞU PETER GRİMES İLE SÖYLEŞİ", Howard Ehrlich tarafından
yapılan söyleşi, 2003 (çeviri)
ABD'nin küresel bir kapitalist imparatorluk yaratma çabası, dünya hem
küresel ısınma hem de petrolün tükenmesi deneyimlerini yaşarken başarısız
olacaktır. Devletin çökmesini, etnik çatışmaların artmasını ve toplumsal
bir kaosa düşmeyi bekleyebiliriz.
Peter Grimes, paradigması toplumu yaşamdaki enerji akışının bir parçası
olarak incelemek olan bir siyaset sosyologdur. Bu söyleşi, Baltimore
Bağımsız Medya Merkezi Kolektifi üyesi sosyolog Howard Ehrlich tarafından
yapıldı. Söyleşi Kristie Kozenewski tarafından yazıya döküldü ve Grimes
ve Ehrlich tarafından beraberce redakte edildi.

Ehrlich (E): Analizinizin başlangıç noktası nedir?
Grimes (G): Enerji.
E: Neden?
G: Tüm yaşamın enerji gerektirdiği, ve molekülleri aksi takdirde doğal
olarak olamayacakları bir duruma getirmenin enerji kullanımıyla
sağlandığı termodinamiğin bir yasası, evrenin bir kanunu. Bu yıldızlar
gibi diğer sistemler için de doğruyken, yaşamı yıldızlardan farklı kılan
şey, yıldızların aksine yaşamın kendisini sürdürmek için çevresini
değiştirmesidir.

E: Ancak çevrenin kendisi de sürekli değişiyor.
G: Evrenin adapte edici olmasının ve evrimin daima sürmesinin nedeni bu.

E: İklim ve iklim değişikliği üzerine konuşalım. Bugün iklim zamanın
başka bir dönemine, 10.000 yıl veya 20.000 yıl öncesine göre farklı mı?
G: Evet. İklim daima değişmekte olan bir örnek. Tüm yaşamın değişiyor
olması gibi, iklim sistemi de yaşamdan, ve belki de daha önemlisi
gayri-yaşamdan [ing. non-life] etkilenir. İnsanların ortalıkta
gezinmesinden çok önceleri, iklim devamlı değişmekteydi. İklimin
değişmesi, ikisi kuvvet olan üç şeyin bir sonucu olmuştur. Birisi
güneşden sağlanan enerji kaynağıdır, bu bir kuvvettir. İkincisi
gezegenden dışarıya doğru olan enerji akışıdır --ki bu radyoaktiftir ve
bu nedenle ısı üretir. Ayrıca bu sıcaktır, çünkü hala sıkışma
sürecindedir. Üçüncü unsur havadaki maddelerdir; kendileri değişmekte
olan ve havayı oluşturan moleküller; ve ısının yeryüzü yüzeyini terk
etmesine ve uzaya yayılmasına olanak tanıyacak bir hızla iklimin
kompoziyonu değişmektedir. Tarihsel --yerküredeki insanlardan çok daha
geriye giden "büyük tarih" anlamında-- olarak, yerkürenin atmosferi büyük
nitrojen, metan ve diğer gaz kümelerinden meydana geliyordu; bunlar bir
bütün olarak bugün bildiğimiz anlamdaki yaşam için uygun değildi, ve
ısıyı bugünkü iklimden çok daha etkin ve verimli bir şekilde hapsetme
eğilimindeydiler. Uzun dönemde olan şey, yaşamın --özellikle fotosentez
yapan bitki yaşamının--
gelişmesi, atmosfere oksijen pompalamaya ve karbondioksiti emmeye
başlaması oldu. Isı kaçışı noktasında, oksijen karbondoksitten daha temiz
bir gazdır. Sonuç, gezegenin geçen milyonlarca yıl boyunca soğuması
oldu. Uzun dönemli eğilimin örnekleri, her ikisi de kalsiyum karbonattan
meydana gelen Dover'daki Beyaz Kayalıklar ve Calvert Kayalıkları'dır.
Kalsiyum karbonat bir zamanlar hayvan ve bitkiler tarafından emilen
atmosferdeki karbondioksitti; bunların iskeletleri okyanusun dibine
çöktü ve kalsiyum karbonat olarak katılaştı. Bu hep eskiden atmosferde
olan, ancak artık olmayan CO2'nin iyi bir örneğidir. Ancak son birkaç
yüzyıl içinde bizler, ilk önce odunu yakarak, ardından kömürü yakarak,
ve bugün ise petrolü yakarak uzak bir geçmişte hayvan ve bitkilerce
depolanmış veya emilmiş olan karbondioksitin bir kısmını aldık ve onu
atmosfere geri verdik; böylece uzun dönemli eğilimi tersine çevirdik.
Bunun küresel sonucu, gezegenin ısısının ortalama 4-5 derece ve CO2'nin
1800'deki milyon başına 200'den biraz fazla olan parçacık sayısının
bugün milyon başına 350 ile 370 arası bir parçacık sayısına yükselmesi
oldu. Bu pek büyük gözükmeyebilir, ancak bu neredeyse iki katı. Size bir
fikir vermek için, milyarlarca yıl önce atmosferde milyon başına 2.700
parçacık sayısı vardı, yaşamın bunu temizlemesi uzun zaman aldı. Şimdi
biz bütün bu karbonu geri pompalayarak CO2 düşüşünü tersine çeviriyoruz.
CO2 seviyesinin bugünkü kadar yüksek olduğu en yakın dönem, 100 milyon
yıl önce dinazorların dönemiydi.
Devamı...>>
http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/grimes-enerji.html



*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
WWW: http://www.ainfos.ca/
BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
unsubscribe a-infos
subscribe a-infos-X
X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)

A-Infos Information Center