A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 40 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement
First few lines of all posts of last 24 hours || of past 30 days | of 2002 | of 2003

Syndication Of A-Infos - including RDF | How to Syndicate A-Infos
Subscribe to the a-infos newsgroups
{Info on A-Infos}

(tr) ŞİDDETSİZ BİR TOPLUMA DOĞRU - Anarşist Bakış'tan

From Worker <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Mon, 8 Dec 2003 11:00:18 +0100 (CET)


________________________________________________
A - I N F O S H A B E R S E R V İ S İ
http://www.ainfos.ca/
http://ainfos.ca/index24.html
________________________________________________

ŞİDDETSİZ BİR TOPLUMA DOĞRU:
ANARŞİZM, TOPLUMSAL DEĞİŞİM VE FOOD NOT BOMBS ÜZERİNE DURUM YAZISI
CHRİS CRASS
Bu yazının ortaya çıkışı ve amacı:
Bu yazı, San Fransisko'daki Bomba Değil Yiyecek'de [Food Not Bombs, FNB]
politikamız ve politikamızı yazında nasıl temsil ettiğimiz hakkında
yapılan tartışmanın sonucunda, ilk olarak 29.11.1995 tarihinde yazıldı.
09.11.1995 tarihli toplantımızda, anarşizm ve FNB hakkında derinlemesine
ve düşünce kışkırtıcı bir tartışma yapmıştık. Toplantıdakilerin çoğu
FNB'nin, yapısı ve hedefleri itibariyle, yönelim olarak her zaman
anarşist olduğuna güçlü bir şekilde inanıyordu. Ancak, anarşist politika
ve FNB'nin ilkeleri hakkında kaygılarını belirten çok sayıda insan da
vardı.
Bu durum yazısı [position paper, belli bir konu üzerinde bir grubun
görüşlerini/tezini açıklayan yazı], esasında, bu kaygılara hitap eden ve
grup içerisinde anarşist politikayı amaçlayan, gruba sunulmuş bir
öneriydi. Toplantılarda ve birçok tartışmada dağıtılan önerinin --hem
resmi, hem de gayriresmi--, grup tarafından konsensusla kabul edilmesi
yaklaşık bir yılı buldu. Anarşizmin FNB politikasının resmi bir öğesi
haline gelmesinin hemen ardından, grubun daha geniş politikasını açıkça
ifade eden ve günlük eylemlerimizi radikal politika bağlamına oturtan
bir görüş raporu [vision statement] biraraya getirildi. Bu yazının
sonunda yer alan görüş raporunda, bizim cinsiyetçilik karşıtı mücadele
kararlığımızdan, ekolojik olarak sürdürülebilir bir topluma doğru
yönelen eylemler olarak topluluk bahçeciliği ve organik gübrelemeye
[composting] kadar her şey içeriliyordu.

Bu yazı, San Francisko FNB içindeki bir öneri olmaktan çıkarak, daha
geniş FNB topluluğu ve aktivist hareketi için FNB politikalarına ilişkin
bir durum yazısı haline geldi. Bu yazının, eşzamanlı olarak bir yandan
esaslı bir toplumsal değişiklik için çalışan, öte yandan ise küresel
şirketler hakimiyetine ve dünyadaki yoksulluğa karşı çıkmak için
çalışan, uluslarüstü bir hareket olarak FNB'nin politik geleceği
hakkında tartışma açacağı umut edilmektedir. Yine bu yazının, daha geniş
sosyal adalet hareketleri içinde yer alan başkalarının, FNB'nin
eylemlerini ve politikalarını anlamasına yardım edeceği umulmaktadır.
Bizim hizmetlerimizi anlamlı kılan, günlük çabalarımıza enerji ve
canlılık kazandıran şey FNB'nin radikal politikasıdır --zaman zaman ne
kadar önemsiz gözükürse gözüksünler. Kendi günlük aktivizmimizin sosyal
ve ekonomik adalet için çalışan daha geniş bir hareketle bağlantılı
olduğunu gördüğümüz zaman, bu bizim sebzeleri kesip durmamız, veya yapış
yapış gübreyle uğraşmamız, veya sabah fazlasıyla erken kalkarak sıradaki
insanlar için kahve ve ekmek hazırlamamız için gerekli olan ilham ve
motivasyonu edinmemize yardım eder. Radikal toplumsal değişim günden
güne gerçekleşir; ve kendinizden çok daha geniş olan bir şeyin bir
parçası olduğunuzu bilmek bile o günün sonunu getirmenize yetebilir.


TARTIŞILMASI BU KADAR ÖNEMLİ OLAN KAHROLASI ŞEY NEDİR?

Bir grup ya da hareketin neyi desteklediği ve daha iyi bir dünyanın neye
benzeyeceği görüşü hakkında açık bir anlayışa sahip olması hayatidir. FNB
üç tane açıkça tanımlanmış ilkeye sahipken, bunlara gerçek anlamını
kazandıran şey, bizim bu ilkeleri içine yerleştirdiğimiz daha geniş
politik bağlamdır.

Bizler konsensusa [consensus, görüş birliği, oybirliği], şiddetsizliğe ve
vejeteryanlığa inanıyoruz. Kendi başlarına bu kavramlar biraz
muğlaktırlar ve geniş yorumlara açıktırlar. İlkelerimizin esnek ve
kapsayıcı olması iyi bir şeyken, fikirlerimizin asimile edilmesini
engellemek de keza önemlidir. Bu fikirlere gerçek anlam ve değerini
kazandıran şey, FNB'nin bu ilkeleri eyleme dökme ve bizlerin bunları
tanımlama şeklimizdir. Bizler, bu fikirleri, merkezsizleşme, kolektif ve
kişisel güçlenme, feminizm ve hiyerarşik olmayan örgütlenme stratejileri
ile birleştiriyoruz. Genellikle parasız gıda dağıtımı anlamına gelen
hayırseverlik [charity] kavramını reddediyoruz. Bizler, hayırseverliğin
açlık ve yoksulluğun nedenlere işaret etmekte başarısız olduğuna, ve
eşitsizliği yaratan kurumsal yapılara meydan okumaksızın krize [karşı]
yara bandı yapıştırmak girişimlerine denk düştüğüne inanıyoruz.
Ataerkillik, beyaz üstünlüğü ve --toplumdaki, örgütlerimizdeki ve kendii
bilinçlerimizde-- diğer tahakküm biçimlerinin karşısına çıkmaya ve
onların iktidar yapılarını parçalamaya çalışıyoruz. Bunlar, kendi
yazınımızı oluşturmak için yaptığımız toplantılarda ifade ettiğimiz;
kendi gruplarımızı örgütleme, ve diğer grup ve mücadelelerle oluşturmaya
çalıştığımız dayanışma şekline dahil ettiğimiz fikir ve inançlardır.

Bu, belirsizliğin yerine daha iyi bir dünyaya --şu anda inşa etmeye
çalıştığımız bir dünya-- ilişkin bir görüşü geçiren, sıklıkla sözü
edilmeyen politikamızdır. İşte bu nedenle bu tartışma önemlidir.


ANARŞİZM İÇİN:

San Fransisko'daki ve Birleşik Devletler genelindeki diğer FNB
gruplarında, FNB ve anarşizme ilişkin ortaya atılan, benim de bildiğim
değişik kaygılar vardır. Anarşizme yönelik argüman yalnızca ortaya
atılan endişelere değinmekle kalmaz, aynı zamanda anarşizm ile FNB
arasındaki içsel bağlantıları da segilemeye de çalışır.

Anarşizme yönelik ilk endişe, genellikle anarşizmin kaos ve şiddetten
başka bir şey olmadığı şeklindeki popüler yanlış kanılar etrafında
şekillenir. People's History of the United States'in yazarı ve FNB'nin
uzun süredir destekçisi olan profesör Howard Zinn, Declarations of
Independence adlı kitabında anarşizmi şöyle tanımlıyor: "Anarşistlerin
genellikle tanımlandığı şekildeki --düzensizlik, örgütsüzlük, kaos,
karmaşa ve herkesin kafasına estiği gibi davranması-- bir anarşiye
inanmadıklarını keşfettim. Aksine, onlar iyi bir toplum yaratmak için,
insanların işte ve oyunda işbirliği içinde olması gerektiğine, toplumun
binlerce değişik şekilde örgütlenmesi gerektiğine inanırlar. Ancak
anarşistler herhangi bir örgütün hiyerarşiden ve yukarıdan emir almaktan
kaçınması gerektiğinde ısrar ederler; sürekli bir tartışma ve argüman
sunma yoluyla demokratik, tarafların rızası alınarak kararların
alınmalıdır."

Şöyle devam ediyor, "Beni anarşizme çeken şey, onun her tür kabadayılık
taslayan otoriteyi reddetmesiydi --devletin, kilisenin veya işverenin
otoritesi. Anarşizm, eğer yoksulluk ve refah aşırılıkları olmayan
eşitlikçi bir toplum yaratabilirsek, ve tüm ulusal sınırlar boyunca
ellerimizi birbirimize kenetleyebilirsek; varolmalarını sağlayan
nedenler ortadan kalkacağı için polis kuvvetlerine, ordulara veya
savaşlara ihtiyacımız kalmayacağına inanır." Howard Zinn Food Not Bombs
kitabının önsözünü yazmıştı, ve San Fransisko'daki ve daha yakın bir
tarihte Worcester'daki (Massachusetts) FNB gruplarına yönelik
gerçekleşen polis saldırıları ve belediye tacizlerine karşı açıkça
sesini yükseltmişti. Worcester Phoenix'de, Worcester FNB'ye yönelik
belediye tacizinden bahseden yeni bir gazete yazısında, Howard Zinn'den
alıntı yapılmıştı.

Howard Zinn'in açıklaması şöyleydi: "Food Not Bombs, insanlara
yaşamlarındaki temel ihtiyaçları sunmakta başarısız olan bir sistemi
protesto ediyor" diyordu Zinn; daha önceki hareketlerin başarısız
kaldığını, çünkü "ülkedeki ekonomik bölüşüm koşullarıyla" başa
çıkamadıklarını da ekliyordu.

Anarşizm, ırkçılığın, cinsiyetçiliğin, homofobinin, kapitalizmin
şiddetinin ve zorunun günlük yaşantılarımızdan defedildiği bir toplumu
amaçlayan bir harekettir. Anarşizm, savaşların ve ekonomik yoksulluğun
olmadığı bir dünyaya olan inançtır. Anarşizm, karşılıklı yardımlaşmayı,
politik ve ekonomik kararların radikal demokratik denetimini ve ekolojik

sürdürülebilirliği geliştirecek dayanışmacı, eşitlikçi insan
ilişkilerinin ve toplumsal yapıların inşa edilmesi için çalışan bir
felsefe ve harekettir. Peki öyleyse bu nasıl doğrudan doğruya FNB'ya
uygulanır?


ANARŞİZM VE KONSENSUS:

Konsensus, anarşist ilkelere dayanan bir karar alma biçimidir. Konsensus,
grup tarafından alınan kararların şekillendirilmesine ve uygulanmasına
katılabilmeleri için insanların güçlendirilmelerini amaçlayan bir karar
alma sürecidir. Konsensus, gücü merkezsizleştiren, kolektif katılım ve
sorumluluğu cesaretlendiren, hiyerarşik olmayan, anti-otoriter,
dayanışmacı bir grup yapısının yaratılmasını amaçlar. Hiyerarşik olmayan
örgütlenmeler yaratma mücadelesinin bir parçası, çoğu insanı güçsüz ve
sessiz kılarken, bazı insanları ayrıcalıklı kılan ırkçılığa,
cinsiyetçiliğe, homofobiye ve diğer baskı ve tahakküm biçimlerine karşı
çıkmak ve onları yok etmektir. İnsanları güçlendirecek ve eşitlik
yaratacak örgütlenmeler --ve nihayetinde de topluluklar ve topllumlar--
yaratmayı amaçladığımız için, hiyerarşiye karşı çalışmalıyız. Anarşizm
ve konsensus, sıcak vegan bir çorba ve o eski küçük bagel ekmeğimiz gibi
birlikte giderler.


ANARŞİZM VE VEJETARYANLIK:

Food Not Bombs grupları, et ve süt ürünleri endüstrisine karşı politik
bir eylem olarak, ve ekolojik sürdürülebilirliği, tüm dünya genelinde
gıda ve kaynakların eşit bölüşümünü, insan sağlığını ve hayvanların
kurtuluşunu desteklemek amacıyla, tamamen vejetaryan ve vegan gıdalar
sunar [vejetaryan: et yemeyen; vegan: etin yanısıra süt ürünlerini de
yemeyen]. FNB gruplarının bu konudaki kesin kararlığı, hayvan kurtuluşu
hareketleri yanısıra Earth First, Save Ward Walley Coalition, Save
Headwaters Forest Coalition gibi diğer birçok çevresel grupla uzun
süreli koalisyonlar geliştirmesine yol açmıştır. Anarşizm, kapitalist
yayılmanın özelliği olan dünyanın
sömürülmesine ve dünyaya hakim olunmasına meydan okur. Anarşizm yalnızca
insanların diğer insanla olan ilişkilerini değil, aynı zamanda insanların
yerküre ve çevre ile olan ilişkilerini de değiştirmeye çalışır.


ANARŞİZM VE ŞİDDETSİZLİK

Anarşizm ile şiddetsizliğin uyuşup uyuşmadığı konusunda endişeler ortaya
getirildi. Biz, anarşizmle şiddetsizliğin birbirinden ayrılamayacağını
öne sürüyoruz.

Birincisi, devletin tarihsel rolüne bir bakalım. Love and Rage
Revolutionary Anarchist Federation'dan Christopher Day şöyle yazıyor:
"Devlet --ki bununla polis, ordu, hapishaneler, mahkemeler, çeşitli
hükümet bürokrasileri, yasama ve yürütme organlarını kastediyoruz--
otoriter yönetimin dayatıcısı ve düzenleyicisidir. Devlet, örgütlü yasal
şiddetin tekelini elinde
bulundurur." Day şöyle devam ediyor, "Devlet her zaman bir savaş aracı
olmuştur. Devletin egemenliği altında olan bir toplumda, savaşsız bir
toplumu düşünmek imkansızdır."

Food Not Bombs'un kitabı Feeding the Hungry and Building Community'de, bu
şöyle açıklanıyordu: "Food Not Bombs ismi bizim en temel ilkemizi
yansıtır; toplum ölümü değil yaşamı desteklemelidir. Bizim toplumuz
şiddet ve tahakkümü görmezlikten geliyor, ve hatta onları destekliyor.
Otorite ve güç, tehdit ile şiddet kullanımından kaynaklanır."

Devlet ve buna paralel olarak kapitalizm, beyaz üstünlüğü ve ataerkillik
gücü, insanlığın çoğunluğuna güç vermeyi sistematik bir şekilde reddeden
bir azınlığın elinde yoğunlaştırır. Bir kimsenin kendi yaşamı üzerinde
gücü olmasının reddedilmesi, günlük yaşama nüfuz eden şiddete katkıda
bulunur. Bu eşitsizlik sisteminin bir sonucu olarak, şiddet hergün
yüzlerce farklı şekilde gerçekleşir. Kiralar, kimyasal dolu gıdalar,
işçilere yaptığı zararları gizleyen fiyat etiketleri, vergiler,
birilerini zengin etmek için yapılan işler, kötü beslenme, evsizlere
yönelik polis baskınları, beyaz renkten olmayan kadınların zorla
kısırlaştırılması, yoksul insanların sosyal dışlanması, vb. liste uzayıp
gider.

Peki anarşizm ile şiddetsizlik arasındaki bağlantı nedir? Anarşist
direnişin ve hareketin uzun tarihçesini yeniden ortaya çıkarmamız
gerekiyor; anarşizm ile şiddetsiz bir dünya için mücadelenin uzun bir
tarihçesi olduğu gerçeğini fark edeceğiz.

1932'de yazdığı Native(born) American Anarchism adlı kitabında Eunice
Schuster, Henry David Thoreau'nun sivil itaatsizliğin gelişimi üstündeki
derin etkisini tartışır; onu şöyle nitelendirir, "sadece düşüncede değil
eylemde de bir anarşist." Thoreau'nun ABD'nin Meksika ile yaptığı savaş
sırasındaki sivil itaatsizlik eylemi, şiddetsizlik kuram ve pratiğini
kalıcı bir şekilde etkilemiştir.

Thoreau Loe Tolstoy'un da dikkatini çekmiş, ve kendi şiddetsizlik
fikirlerini geliştirmesine [neden olmuştur]. Robert L. Holmes,
Non-Violence In Theory and Practice adlı kitabında şöyle yazıyor,
"Tolstoy, Hristiyanlığa ilişkin bu anlayışı, mantıksal sonucu olarak
gördüğü [noktaya] kadar götürdü: yalnızca savaşın örgütlü şiddetini
değil, savaşları mümkün kılan hükümetin kendi kurumsallaşmış şiddetini
de reddetmek."

Leo Tolstoy'un Government is Violence: essays on Anarchism and Pacifism
adlı kitabının giriş kısmında, şöyle yazılıdır, "Tolstoy'un anarşiye
ulaşmak için önerdiği araçlar, bugün sivil itaatsizlik ve şiddetsiz
doğrudan eylem olarak aşina hale gelinmiş [araçlardır]. Tolstoy, otorite
karşısında boyun eğmeyen bir ahlaki direnişi savunur."

Gandhi otobiyografisinde Tolstoy hakkında şöyle yazar, "Ciddi bir
şüphecilik ve güvensizlik krizi içindeyken Tolstoy'un The Kingdom of
God is Within You kitabıyla karşılaşmam, ve onun etkisi altında kalmam
bundan kırk yıl önceydi. O zamanlar şiddete inanan birisiydim. Onu
okumam benim
şüpheciliğimi tedavi etti ve beni ahimsa'nın (şiddetsizliğin) kararlı bir
savunucusu haline getirdi... O, çağımızın ortaya çıkardığı en büyük
şiddetsizlik önderidir".

Anarşist düşünceler Gandhi'nin geleceğin toplumuna ilişkin fikirlerini de
etkilemiştir. Gandhi Today adlı kitabında Mark Shepard şöyle açıklıyor,
"Gandhi, Hindistan'ın ancak halkının beşte dördünün yaşadığı --ki bu
rakam bugün için de geçerlidir-- köyleri yeniden canlandırarak güçlü ve
sağlıklı olabileceğinde ısrar ediyordu. O, her biri politik olarak özerk
ve ekonomik açıdan kendine yeterli olan güçlü köylerden meydana gelen
bir toplum tasavvur ediyordu. Gandi aslında belki de bu yüzyılın en
büyük
merkezsizcilik --ekonomik ve politik gücü yerel düzeye dayandıran--
taraftarıdır."

Gandhi'nin bir suikast sonucunda öldülmesinin ardından, "Gandhi'nin
ruhani varisi" olarak bilinen Vinoba Bhave yoksulların toprakları ele
geçirmesini amaçlayan pek çok kampanyaya öncülük etmiştir. 1951'de,
Bhave ve Sarva Seva Sangh (Herkesin Hizmetindeki Toplum) Bhoodon (toprak
bağışı) hareketini başlattılar. Birçokları Bhave'nin Hindu geleneğine
göre bir aziz olduğuna inandı; ve bu nedenle de toprak sahiplerinden
arazi parçaları talep etmek için tüm ülke boyunca yürümeye başladığında,
daha sonra yoksullara verilecek olan birçok bağış topladı. Shepard'a
göre, 1333 milyon akrelik [acre, 0,404 dönüm büyüklüğünde arazi ölçüsü]
bir arazi yoksulların eline geçti (ki bu Hindistan hükümetinin toprak
reformuyla becerebildiğinden çok daha fazlaydı). Bhave, "şiddetsiz bir
devrim" yaratmayı hedefleyen çok sayıda proje ve kampanyayla ilgilendi.
Bhave bir anarşistti.

Birleşik Devletler, köklü bir şiddetsiz anarşizm tarihine sahiptir. Bu
ilk gruplardan birisi de hükümetin, ölüm cezasının, savaşın ve
eşitsizliğin Hristiyanlık öğretisi ile tutarsız olduğunu savunan New
England
Non-Resistance Society idi. William Lloyd Garrison'un da üyesi olduğu
Topluluk, Birleşik Devletler'de köleliği sona erdirmeyi amaçlayan
kaldırılma [abolitionist] hareketinde yoğun bir şekilde çalıştı.

Birleşik Devletler I. Dünya Savaşına girdiğinde, anarşistler savaş
karşıtı hareketin ön saflarında yer aldılar. 1916'da, Emma Goldman,
Alexander Berkman ve diğerleri No Conscription League'yi [Zorunlu
Askerliğe Hayır Birliği] kurdular. Yürüyüşler, protestolar ve gösteriler
düzenlediler. Yayınladıkları manifestoda şöyle deniliyordu, "Zorunlu
Askerliğe Hayır Birliği, vicdani redçilerin [conscientious objector]
kendi vicdani seçimlerini yapma özgürlüğünü beyan etmelerini, ve
arkadaşları olan insanların öldürülmesine katılmayı reddederek insan
boğazlanmasına karşı itirazlarını etkili kılmalarını cesaretlendirmek
amacıyla kurulmuştur". Berkman ve Goldman, Kura ile Askere Alma Yasasını
[Selective Draft Act] ihlal ettikleri gerekçesiyle tutuklandılar.
1918'de kabul edilmesiyle beraber savaş karşıtı yazını yasadışı hale
getiren Casusluk Yasası'na [Espionage Act] dayanarak yapılan ilk
davalardan birisi --Mollie Steimer de aralarındaydı-- beş anarşistin
davasıydı. Grup, geceleri posta kutularına attıkları bir gazeteyi
dağıtmış, ve askere alınma karşıtı broşürler yazmıştı. Davalılardan
birisi olan Jacob Schwartz mahkemeye asla
getirilmedi. Sorgumalar sırasında polis tarafından öyle kötü dövülmüştü
ki, hastaneye kaldırılmak zorunda kalmış ve orada da ölmüştü. Dört
kişilik grubun hepsi suçlu bulundu, ve ardından da savaş-karşıtı
faaliyetleri nedeniyle 1921'de Rusya'ya gönderilmek üzere sınırdışı
edildiler.

Savaşı protesto eden başkaları da vardı, bunlardan birisi de Dorothy Day
idi. Day, Peter Maurin ile birlikte, Katolik İşçi [Catholic Worker, CW]
hareketini kurdu. Nancy Roberts, Amerikan Radikalleri antolojisinde CW
hakkında şöyle yazıyor, "Hristiyan değerlere dayanan radikal toplumsal
faaliyetler için üç maddelik bir planı vardı. Maurin, 'düşüncenin açıklık
kazanması' için yuvarlak masa toplantıları, forumlar ve dersler sunan
bir duruşu, komüniter ve anarşist bir hareketi; her kentsel mıntıkada
[kilise cemaatının yaşadığı belli bir alanda] yoksul ve evsizleri
besleyecek ve barındıracak misafirperlik evlerini; 'mal canlısı'
endüstri toplumunu, --işçilerin ve bilginlerin topluluk içinde yaşayıp
öğrenecekleri-- idare edilebilir, organik birimlere bölecek tarım
komünlerini tasavvur ediyordu."

Sonuçta, çoğu ABD'de olmak üzere, dünyanın dört bir yanında 200 civarında
--tam kaç tane olduğu hakkında hiç kimse emin değildir--
misafirperverlik evi kuruldu. Misafirperverlik evlerinin ardındaki fikir
Walter Brueggman tarafından şöyle açıklanmıştı: "Merhamet, (yoksulluk ve
açlığın) acısının ciddiye alınması gerektiğini, acının normal veya doğal
olarak değil, ancak insanlığın anormal ve kabul edilemez bir koşulu
olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade ettiği için, radikal bir
eleştiri biçimi meydana getirir." Bu nedenle misafirperverlik, kar
marjları ve bireycilik etrafında yapılanan bir toplumda yalnızca direnci
geliştirmekle karşılamadı, aynı zamanda buna karşı bir alternatif de
getirdi. Day, 1933 Mayıs'ının 1'inde, tanesi 1 peniden satılan (ve hala
1 peniden satılmaktadır) Catholic Worker gazetesinin yayına başlamasına
yardım etti. Gazete, barışı daima sosyal adaletle ilişkilendiriyordu;
Katolik İşçi aktivistleri ve militarizmi sona erdirmeyi amaçlayan diğer
radikallerinin yaptığı birçok şiddetsiz sivil itaatsizlik eylemleri
haberleriyle doluydu. James Farrell, The Spirit of the Sixties: The
Making of Postwar Radicalism adlı kitabında şöyle yazıyordu; "Catholic
Worker (gazetesinde) pasifizm, kişisellik ve anarşizm önkapak
haberlerinde oluyordu; ve gazete bilinçli bir şekilde fikirleri
aracılığıyla onun devrimini destekliyordu." Farrell birkaç yıl içinde
gazetenin dağıtımının 100.000'e ulaştığını, ve 1938'e gelindiğinde
baskının 190.000 olduğunu yazıyor. II. Dünya Savaşı sırasında, Day ve
Catholic Worker gazetesi pasifist duruşu nedeniyle suçlandı, bazı
aktivistleri gazete dağıtırken dövüldü.

Day, elli yıl boyunca yaşamını barış, sosyal adalet ve şiddetsiz devrime
adadı. ABD Katolik piskoposları, 1983'deki dini mektuplarında, pasifizmin
Katolikler için kabul edilebilir ahlaki ve politik bir seçenek olduğunu
yazarlarken, savaş ve barış hakkındaki öğretilerinde tarihsel bir
değişiklik yapıyorlardı. Day, Martin Luther King ile birlikte, "Birleşik
Devletler'de kilise yaşamı üstünde derin etki yapan" bir kişi olarak
sivrilmişti.

Bir zamanlar Catholic Worker'ın editörü tarafından hararetle "Baş
Anarşist" olarak adlandırılan Dorothy Day, "Amerikan Katolikliğinin
First Lady'si" olarak adlandırıldı; ve bazıları onun azize ilan edilmesi
için Vatikan'a başvuruda bulundu. Anarşizm, Day'in sözleriyle, "
'uzaktaki ve merkezileşmiş bir devlete' boyun eğme veya bağımlı olmanın
çok çok azalmasıyla birlikte, bir kişinin bir diğerine, ve bireyin
topluluğa karşı sorumluluğunun artmasıdır".

Birleşik Devletler'in yakın tarihi üstünde fazlaca etkisi olan
hareketlerden birisi de Sivil Haklar [Civil Rights] hareketidir. Bu
hareketin içindeki önemli gruplardan birisi Öğrenci Şiddetsizliği
Koordine Etme Komitesi [Studen Non-Violent Coordinating Committee, SNCC]
idi. Grup, 1960'da Jim Crow Yasaları'nın [getirdiği] ırk ayrımcılığı
sistemini protesto etmek için tüm Güneyi silip süpüren oturma eylemi
hareketinden doğdu. SNCC, Freedom Riders'ta, 1964 Freedom Summer
kampanyasında, Demokrat Parti'nin ırkçılığına meydan okuyan Mississippi
Özgürlük Demokrat Partisi'nin kurulmasında önemli bir rol üstlendi; ve
ardında toplumsal değişim için çalışan herkes üzerinde çok önemli etkisi
olan bir radikal aktivizm ve örgütlenme geleneği bıraktı. Onların
topluluk örgütlenmesi tarzının, güçlenme üzerine vurgularının ve
şiddetsiz doğrudan eylem taktiklerinin FNB gruplarına vereceği çok şey
vardır.

Ella Baker, SNCC'nin biraraya gelmesine ve ayakları üzerinde durmasına
yardım eden bir kişiydi. Ella Baker uzun yıllardır NAACP içinde
örgütleyici olarak çalışmıştı; ve Martin Luther King'in başkanı olduğu
Güneyli Hristiyan Liderler Konferansı fikrinin ortaya atılmasına ve
örgütlenmesine yardımcı olmuştu. Ella Baker, doğrudan eylemliliğin ve
katılımcı demokrasinin gerekli olduğuna inanıyordu. Başarılı grupların,
bir lider etrafında oluşan gruplardan değil, liderliğin grubun içinden
çıktığı gruplardan gelişmesi gerektiğine inanıyordu: güçlü insanların
güçlü liderlere ihtiyacı yoktur. Carol Mueller, Women in the Civil
Rights Movement: Trailblazers and Torchbearers adlı kitabında, Ella
Baker'a ve katılımcı demokrasinin gelişimine bir bölüm ayırır. Mueller,
Baker'ın katılımcı demokrasi hakkındaki görüşlerini şöyle tanımlıyor:
"1. toplumdaki insanların, yaşamlarını kontrol eden kararlarda tabandan
[grassroot] katılımlarının sağlanması; 2. hiyerarşinin, ve buna ilişkin
liderliğin temeli olarak uzmanlık ve profesyonelliğe yapılan vurgunun
asgari kılınması; 3. korku, yabancılaşma ve entelektüel ilgisizliğe
yanıt olarak doğrudan eylem çağrısı." SNCC'deki katılımcı demokrasi
deneyimi, geniş bir alandaki toplumsal hareketleri etkilemiştir. Mueller
şöyle yazıyor, "katılımcı demokrasi ve konsensusla karar-alma,
Mississippi ve Georgia'daki SNCC'nin erken seçmen kaydı projelerinden
tutun, SDS'nin (Student for a Democratic Society [Demokratik Toplum
Taraftarı Öğrenciler]) Kuzey şehirlerinin gecekondu bölgelerinde
1960'larda yürüttüğü ERAP projelerine, 1960'ların sonlarında ve
1970'lerin başlarındaki kadınların kurtuluşu [hareketinin] bilinç
yükseltme gruplarına, 1970'lerin sonları ve 1980'lerin başlarındaki
nükleer karşıtı ve barış hareketiyle alakalı olan ilgi gruplarına kadar
geniş bir alan".

Eski SNCC üyesi Julian Bond, Memories of the Southern Civil Rights
Movement adlı kitabında, geriye bakarak şöyle yazıyor, "SNCC'deki genç
insanlar, hem ayrımcılık sistemine hem de eski örgütlenmeler tarafından
kullanılan yavaş-ama-kesin yasal taktiklerine karşı sövüp sayan örgütlü
anarşistlerdi... (onlar) düşüncesiz düzene ve despot otoriteye karşı
çıkan (asilerdi)."

Anarşizm ile tam olarak şiddetsiz bir dünya yalnızca birbirleriyle
uyuşmakla kalmaz, aynı zamanda birbirlerinden ayrılmazdır. Bu bölüm
ancak bir avuç kadar insanı, grubu ve hareketi tartışırken, tarihteki
örneklerin sonu gelmez; ve bunlar yeniden ele alınmalı, bugün daha iyi
bir dünya için [sürdürülen] mücadelede bize kavrayış ve esin
sağlamalıdır. Anarşizmin tarihindeki şiddet içeren hareketleri gözardı
etmediğimi belirtmek istiyorum, ancak bunlar devrimci şiddetsiz doğrudan
eylemin gölgesinde kalırlar; ve dahası, bu şiddet eylemleri zaman ve
durum bağlamı içinde ele alınmalıdırlar, ancak bu sayede insan
sefaletinden kar eden sistemin kurumsal şiddeti karşısında onları
anlayabiliriz. İnsanların kendi yaşamları üzerinde güçlerinin olması
reddedildiği müddetçe, barışı asla göremeyeceğiz.


ANCAK ANARŞİZM POPÜLER DEĞİL, VE YANLIŞ ANLAŞILIYOR;

Popüler olmamasına ve çok sıkça yanlış anlaşılmasına rağmen, politikamız
hakkında sessiz kalmak iktidar yapısını kuvvetlendirmekten başka bir işe
yaramayacaktır. İnsanlar köleliğe karşı çıktıklarında; insanlar kadınlar
ve beyaz olmayan insanlar için eşitlik talep ettiklerinde; insanlar
savaşa karşı çıktıklarında; insanlar daha iyi çalışma koşulları ve
ücretler için mücadele ettiğinde; insanlar insanoğulları olarak hakları
için ayağa kalktıklarında; engellenmiş, suçlanmış, alaya alınmış,
saldırılmış, iftiraya uğramış, hapse atılmış, ve hatta (Mumia
Abu-Jamal'a bugün yapmaya çalıştıkları gibi) katledilmiştir.

Başkalarının kabul edilebirliğin standartlarını saptamalarına izin
verdiğimiz zaman, (kabul edilebilir olanın kim olduğunu tanımlayan)
iktidar ve ayrıcalığa karşı çıkmak imkansız hale gelir. Demokratlar ve
Cumhuriyetçiler, ana medya, şirketler, ve devlet hergün bize kendi kabul
edilebilirlik standartlarını, insanlığın çoğunluğunun acı çekmesine ve
sefaletine neden olan standartları bombalamaktadır. Bu standartlar
bağlamındaki bir popülerlik bizim amaçlamamız gereken bir şey değildir.
Bu fikir ve politikalar deli gömleğini yırtıp atmalıyız. --Bu baskı
sistemine karşı çıkarak, ve görmeyi arzuladığımız dünyayı ümit ederek--
kendimizi tanımlamalı ve ifade etmeliyiz.

Lorenzo Ervin, Anarchism and the Black Revolution adlı kitabında şöyle
yazıyor, "Pratik bir mesele olarak, Anarşist-Komünistler, eski Kapitalist
sistemi ezmek için mücadeleye devam ederken yeni toplumu bugün kurmaya
başlamamız gerektiğine inanırlar. Ne hükümetle ne de ticari şirketleri
ilişkili olmayan, ve kar amaçlı olmayıp toplumsal gereksinimler için
çalışan, otoriter olmayan karşılıklı yardımlaşma örgütleri (beslenme,
giyinme, barınma, topluluk projeleri için kaynak toplama ve diğerleri
için), mahalle meclisleri ve kooperatifleri kurmak isterler. Bu gibi
örgütler, eğer bugün kurulurlarsa, üyelerine kendinden yönetim ve
kendine yeterlilik konularında pratik deneyim kazandıracak, ve
insanların refah kurumlarına ve işverenlere bağımlılığını azaltacaktır.
Kısacası, komünal toplum için altyapıyı şimdiden kurmaya başlamalıyız;
ki böylece insanlar yalnızca birilerinin zihnindeki fikirleri değil, ne
için savaştıklarını da görebilsinler. İşte özgürlüğe giden yol budur."

İşbirliği, karşılıklı yardımlaşma, dayanışma, eşitlikçilik ve şiddetsiz
bir toplum fikirlerini popüler hale getirebiliriz, ama bunu ancak
yaptığımız eylemlerle ve ileri sürdüğümüz politikalarla yapabiliriz.
Kazanabiliriz.

----------------------------------------------------------------------------
Chris Crass, Whittier Food Not Bombs'un başladığı 1993'ün başlarından
beri Food Not Bombs'un örgütleyicisi olmuştur; ve 1994'ten beridir de
San Fransisko Food Not Bombs ile birlikte çalışmaktadır.
Güncellenme Tarihi: 17 Ekim 1999

Çeviri: Anarşist Bakış

Kaynak: "Towards a non-violent society: a position paper on anarchism,
social change and Food Not Bombs", Chris Crass.

http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/crass-siddetsizbirtoplum.html



*******
*******
****** A-Infos Haber Servisi ******
Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
******
TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
WWW: http://www.ainfos.ca/
BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
unsubscribe a-infos
subscribe a-infos-X
X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)

A-Infos Information Center