A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 30 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ All_other_languages
{Info on A-Infos}

(tr) Medya: NTV: "Amerikan yalanlarından bıkmış bir Amerikalıyım ben"

From "Kara Kapkara" <dreamnymph@hotmail.com>
Date Thu, 17 Oct 2002 13:27:56 +0000


 ________________________________________________
   A - I N F O S  H A B E R  S E R V İ S İ
            http://www.ainfos.ca/
        http://ainfos.ca/index24.html
 ________________________________________________

ntvmsnbc.com sitesinden alınan bir haber bir hollywood yıldızının savaşa ve 
amerikan halkının savaşa bakışını anlatan ilginç bir yazı

Woody Harrelson/The Guardian

Saddam’ın anladığı tek dilin kaba kuvvet olduğuna inanıyor. Ben tek bir adam 
için kentleri bombalamaya inanmıyorum. Körfez Savaşı’nın başlangıcından bu 
yana, bir milyon Iraklı öldürdük. Çok şükür ki, savaştan bahsettiğim pek çok 
İngiliz bana Woodman’dan daha yakın. Sadece Başbakanları bunu fark etmemiş 
görünüyor.

‘SAVAŞI DEVLETLER YARATIYOR’
       West End’de bir tiyatro oyunu için üç aydır burdayım. Hayatımın en 
güzel zamanını geçiriyorum. İngiltere’yi, insanları, parkları, tiyatroyu 
seviyorum. Oyun güzel, seyirciler de rüya gibi. Belki de rahatıma bakmalı, 
mutlu olmalı ve havadan sudan konuşmalıyım, ama savaş aklımdan hiç çıkmıyor 
-uykularımı kaçırıyor. 80’lerin sonunda, İran-Irak savaşı devam ederken bir 
Iraklıyla basketbol oynamıştık. O zamanlar ABD ve İnglitere’nin iki tarafa 
da silah sattığını bilmiyordum. Ona neden sürekli birbirleriyle 
savaştıklarını sormuştum, hiç unutamadığım bir yanıt vermişti bana: 
“Halklara kalmış olsa, barış olurdu. Savaşı devletler yaratıyor.”

İKİNCİ BOMBARDIMAN KAMPANYASI
       Şimdi benim devletim bir yıldan kısa bir süre içinde ikinci bir savaş 
yaratıyor. Hayır, savaşmak için iki taraf olması lazım, onun için “ikinci 
bombardıman kampanyası” demem daha uygun düşüyor tabii. Harvey Weinstein 
benim de oynadığım Saraybosna’ya Hoşgeldiniz (Wellcome to Sarjevo) filmini 
Clinton’a gösterdiğinde ben de gitmiştim Beyaz Saray’a. Clinton’la birkaç 
dakika yalnız kalma fırsatım oldu. Saddam’ın silah denetçilerini ülkeden 
attığına dair haberler gündemin bir numaralı maddesiydi, ben de ne 
yapacağını sordum. Cevabı çok rahatlatıcıydı: “Herkes onu bombalamamı 
söylüyor. Askerlerin hepsi ‘Bombalaman lazım’ diyor. Ama tek bir masum insan 
dahi ölürse, bunun yükünü taşıyamam.” Gözlerine baktım ve ona inandım. O 
zamanlar, Clinton’ın tam da o sırada insani yardımları bloke ederek binlerce 
masum insanın ölmesine göz yumduğunu bilmiyordum.

SADDAM HÜSEYİN ‘BİZİM OĞLAN’
       Ben bir babayım ve ne kadar çok, ne kadar yoğun olursa olsun hiçbir 
propaganda yarım milyon çocuğun ölümünü “zaiyat” olarak kabul etmeye ikna 
edemez beni. Gerçek şu ki, Saddam Hüseyin bizim oğlan. Onu iktidara getiren 
CIA. İran Şahı’nı ve Noriega’yı ve Marcos’u ve Taliban’ı ve sayısız diğer 
acımasız tiranı da iktidara getiren CIA. Gerçek şu ki, Baba George Bush, 
Saddam’a, Saddam onu İran’a ve sonra da Kürtlere karşı kullandıktan sonra 
bile sinir gazı ve teknoloji sağlamayı sürdürdü. Uluslararası Af Örgütü 
Amnesty International’ın, Kürtlere karşı gaz kullanımı ve işkence uygulaması 
dahil olmak üzere Saddam’ın sayısız katliamının dökümünü yaptığı rapor 
masasında beklerken, Baba Bush 2 milyar dolarlık “tarım” kredisi, Thatcher 
da yüzbinlerce dolarlık ihraacat kredisi verdi Saddam’a. Baba Bush o 
sıralarda Amnesty raporlarından seçtiği bölümleri kendi petrol savaşı için 
kullanıyordu. 10 yıl sonra, Shrub aynı çizgide ilerliyor: “Irak halkıyla bir 
sorunumuz yok.” Yarım milyon Iraklı ana-babanın bu lafla içlerine su 
serpilmiştir, eminim.

IRKÇI VE EMPERYALİST SAVAŞ
       Yalanlardan bıkmış bir Amerikalıyım ben. Ve bizim devlet deyince, 
söylediklerinin çoğu yalan. Okullarımızda bize tarih diye öğrettikleri bir 
skandal. Christof Kolomb’un Amerika’yı gerçekten keşfettiğine inanarak 
büyüdük. Hala Kolomb gününü kutluyoruz. Kolomb’un peşinde olduğu tek şey 
vardı; altın. Kızılderililer onu hediyelerle, türlü inceliklerle ağırlarken 
günlüğüne şöyle yazmıştı: “Silahları yok. Demir yok... Sadece 50 adamla 
hepsini etkisiz hale getirebilir ve canımızın istediğini yaptırabiliriz.” 
Kolomb bugünkü Amerikan dış politikasının en mükemmel simgesi. Bu ırkçı ve 
emperyalist bir savaş. Beyaz Saray’ı ele geçiren savaş tacirleri (siz onlara 
“şahinler” diyorsunuz, ama ben böyle güzel bir kuşu harcayamam), bir ulusun 
acısını alıp, terörist diye tanımlamayı seçtikleri beyaz olmayan her ülkeye 
karşı açılacak sonsuz bir savaşa dönüştürdüler.

MUHALEFETE MEYDAN YOK
       Washington’dakiler için dünya dev bir Monopoly oyunu. İşin tuhafı 
genel olarak Amerikalılar devletin nasıl işlediğini de bilir. Politikacılar 
onları iktidara getiren insanlar için, halk için ellerinden gelen herşeyi 
yapar. Gezegenimizi kirleten, insan haklarını dünya çapında ihlal eden dev 
endüstriler Amerikalı politikacıların canı ciğeri, en yakını. Ama savaş 
dönemlerinde insanlar sağduyularını kaybeder. Bayraklar, sarı kurdeleler, 
posterler var. Medya kuruluşlarının herbiri savaş davulları çalıyor. En 
sağduyulu insanlar bile başka ses duyamaz hale geldi. ABD’de, Tanrı korusun, 
savaşın ya da bir şehre 30 bin fit yükseklikten misket bombaları atmanın 
adil olmadığını söylemeyegörün, hemen korkaklıkla suçlanırsınız. 
Televizyonda hiciv programları yapan Bill Maher, Afganistan bombardımanıyla 
ilgili yorumda bulununca, Disney, fişini çekiverdi onun. İfade özgürlüğüyle 
övünen bir ülkede, tek bir muhalefet sözü işinizden olmanıza yetebiliyor.

SAVAŞ VERGİSİNİ REDDETMEK
       Buradaki bir gazetede, kendisinden alınan vergiden savaş çabalarına 
gidecek kısmını ödemeyi reddeden bir kadından bahsediliyordu. Yüzde 17 gibi 
bir orandı ödemeyi reddettiği. Bu fikri çok beğendim, ama Amerika’da 
ödemeyeceğiniz kısım yüzde 50’yi bulur. Parayı bir tür enerji biçimi olarak 
düşünürseniz, Amerikan yönetimi enerjisinin yüzde 50’sini savaşa ve kitle 
imha silahlarına harcıyor. Son 30 yılda, bu 10 trilyon dolardan fazla bir 
paraya tekabül ediyor. Düşünsenize, bu para yağmur ormanlarını korumaya ya 
da sürdürülebilir bir ekonomi sağlamaya harcanabilirdi.

BUSH’UN YERİNDE OLSAM...
       Woodman’a teslim oldum ve birkaç bardak bira içmek için durduk. Bana 
“Bush’un yerinde olsan ne yapardın” diye sordu. Kolay: Kyoto anlaşmasına 
uyardım. Uluslararası Ceza Mahkemes’ine katılırdım. Monsanto, Dupont ve 
Exxon gibi dünyayı mahveden şirketlere teşvik vermeyi keserdim. Nükleer 
enerji fabrikalarını kapatırdım. Bu kadarıyla şimdiden 200 milyar dolar 
tasarruf etmiş oldum bile. Daha bir 100 milyar dolar da, küçük şirketlerin 
ilaç üretmemesi için verilen savaşı durdurarak tasarruf ederdim. Savunma 
bütçesini de yarıya indirerek yılda 200 milyar dolar daha koyardım kenara. 
Baksanıza sadece yeryüzünü kirletenlere ve savaş tacirlerine hayır diyerek 
500 milyar dolar tasarruf etmiş oldum. Sonra 300 milyar doları vergi 
mükelleflerine geri verirdim. Geri kalanı alır, çocuklarımızın 
öğretmenlerine hakettiklerini ödemek için kullanırdım. 100 milyar doları 
alternatif yakıt ve yenilenebilir enerji üretimi için kullanırdım. Çiftçiyi 
ekonominin kökü haline getiren Chemurgy hareketini canlandırırırdım. Buğday 
sapından, pirinç çeltiğinden kağıt ve yakıt üretirdim. Dünya Çevre 
Zirvesi’ne katılmakla kalmaz, ona sponsor olurdum. A, tabii bir de kendime 
yüklü bir zam yapardım. Woodman beni eve bırakırken, fikirlerimi beğenip 
beğenmediğini sordum. Zoraki bir “evet” yanıtı aldım. Tam yanımdan 
ayrılırken bağırdı, “Ama günün sonunda birkaç bardak birayla sarhoş olan 
adama da asla oy vermem.”

Çeviren: Işın Eliçin


*******
                             *******
       ****** A-Infos Haber Servisi ******
      Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
                       ******
		TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
		YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
		YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
		WWW: http://www.ainfos.ca/
		BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
                unsubscribe a-infos
                subscribe a-infos-X
 X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)


A-Infos Information Center