A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 30 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ All_other_languages
{Info on A-Infos}

(tr) [savaskarsitlari] "Ölülerimizi gömemiyorsak, toprağımızı paylaşırız..."

From "kapkara" <kapkara@softhome.net>
Date Mon, 14 Oct 2002 17:09:00 +0300


 ________________________________________________
   A - I N F O S  H A B E R  S E R V İ S İ
            http://www.ainfos.ca/
        http://ainfos.ca/index24.html
 ________________________________________________

Yeraltı Notları, 14 Ekim 2002
Sevgül Uludağ
http://www.stwing.upenn.edu/~durduran/hamambocu/authors/svg/svg9_14_2002.html


Ölülerimizi gömemiyorsak, toprağımızı paylaşırız...

Costas Hadjipavlou, 1974'te bu topraklardan göç etmek zorunda bırakıldığında
50 yaşındaydı...

Ayios Ambrosios'ta yani Ayguruş'ta yani "yeni" adıyla Esentepe'de bahçeleri
vardı, dört kızı vardı, yüreğinin her vuruşunda hayata dair umutları ve
düşleri vardı...

1974'te adı Kıbrıs olan bu adada efendiler satranç tahtasında hamleler
yaparken, binlerce insan göç etmek zorunda bırakılıyordu... Savaş bulutları
toplanmıştı tepemizde, kardeşin kardeşi öldürdüğü, genç kızların otobüslere
doldurulup tecavüz edilmeye, bebeklerin, yaşlıların, gençlerin mezarlara
gömülmeye götürüldüğü günlerdi...

Costas Hadjipavlou ki adı Kıbrıs'ın en meşhur konyaklarından birine
verilmiştir, göç ediyordu...

Sevgili Maria'nın babasıydı o: kuzeyden koparılıp güneye sürüklendiğinde,
Stavrovuni'de kiliseyle bir anlaşma yapmıştı...

"Nolur azıcık toprak verin bana" demişti gözlerini gökyüzüne kaldırarak,
"Ayios Ambrosios'taki bahçemin minyatürünü kurayım hiç olmazsa! Geliri neyse
paylaşırız!..."

Stavrovuni'deki papazlar "Olabilir" demişlerdi...

Costas kurmuştu bahçesini... Elbette Ayios Ambrosios'taki muhteşem bahçeler
değildi bunlar... Kendi tanımıyla "minyatürü"ydü... Toprak, parçasıydı
yüreğinin - her bir tohumu, her bir fidanı severek ekip suladı... Hayat
denen mucizenin topraktan fışkırmasını gözledi... Ama Costas adanın
kuzeyinde bıraktığı bahçelerini yüreğinin her vuruşunda taşıdı: 28 yıl
boyunca bir gün mutlaka köyüne, bahçelerine, evine dönme düşlerini
yaşattı...

Bu akşam bölünmüş bir başkentin, Lefkoşa'nın kuzeyinde oturup onun için
ağlıyorum: bölünmüş bir adanın her iki yakasında çarpıyor yüreğim... Costas'
ın duygularını anlıyorum, ekip suladığı, büyüttüğü harup ve zeytin
ağaçlarının yeşilini, limonlarının kokusunu, toprağın kızıllığını
duyabiliyorum...

İki ay kadar önce arabasını alıp barikatları aşmaya çalıştı. Polis onu
durdurdu:

"Hayrola? Nereye böyle?..."

"Gidip ağaçlarımı sulamam lazım..."

"Olmaz! Geri dön! Yasak!"

Yasaklar yüreğini nasıl da deşmiştir Costas'ın!

Ben Costas'ı tanımadım, onun yetiştirdiği dört kızından birini, harika bir
yüreğe sahip olan Maria'yı tanıdım...

Maria'yla iki toplumlu çatışmaların çözümü eğitmenler grubundaydık... On
yılı aşkın bir dostluğumuz var...

Maria'yı her aradığımda "Gugla mou" der, "Di gamnis?"

Ve hızla konulara gireriz: kadınlar, barış, politika... Yaşamımızda yer
etmiş herşeyi konuşuruz..

Maria geçen hafta babası Costas'ı kaybetti... Costas Hadjipavlou hayata veda
ettiğinde 78 yaşındaydı...

"Sınırın Ötesine Uzanan Eller" kadın grubumuzda bu haber şok etkisi
yarattı... Aynı anlarda üyelerimizden Zehra, "Doğa" adını verdiği bir bebek
dünyaya getirmişti...

Bir doğum bir ölüm haberi vardı maillerde...

Hayatın bize getirdikleri diye düşünmüştüm: aynı anda hem gülüp hem
ağlanacak haberler... Aynı anda hem kuzeydeydim hem güneyde, hem Doğa denen
sihirli bir bebeğin hayata minik yumruklarıyla sarılışını kutluyordum, hem
de ağlıyordu yüreğim Costas için...

Çünkü Costas asla unutmamıştı kuzeyde bıraktığı ağaççıklarını, toprağını,
zorla, kaba güçle bölünmüş vatanını... Çünkü bu vatan bütün Kıbrıslılarındı,
aynı kokuları, aynı toprakları, aynı yürek vuruşlarını taşıyordu...

Costas kuzeyde, kendi köyünde gömülmek istiyordu...

Öldüğü zaman bu topraklarda gömülmeyi istemişti...

Elbette olmadı çünkü bu toprakları yöneten derin devletin insani duygularla
alakası yok!

Onlar anlayamaz yaşlı bir adamın son isteğini!

Anlayamaz son bir kez Esentepe'de yakınlardaki denizi koklamak, ağaçlarını
sulamak arzusunu!

Canyoldaşım "Öyleyse toprak gönderin ona!" deyiverdi bütün bunları
anlattığımda...

Öyle yaptık...

Ölülerimizi son vasiyetlerini yerine getirip istedikleri yerde
gömemiyorsaydık, toprağımızı paylaşırdık!

"Sınırın Ötesine Uzanan Eller"dik... Yüreği hüzün yüklü bir kadın üyemiz
harekete geçti: telefonda ağlıyordu, yaşlı bir Kıbrıslı'nın ölümüne,
özlediği toprakları son bir defacık göremeyişine...

Kadınlarımız "mail" grubunda "isyanları" oynuyordu: Zehra'nın yeni doğmuş
bebeğini, Doğacığı ziyaret etmek istiyordu Rum kadınlar, bizse Maria'nın bu
zor günlerinde yanında olmak istiyorduk...

Oysa adamız ikiye bölünmüştü: Türk tarafının politikaları bu tarz insancıl
konulara "geçit" vermiyordu... Türk tarafının resmi politikaları "Sınırlar
aşılmaz" tezine dayanıyordu, bu yüzden Doğa'ya ufacık bir ziyaret
yapamıyordu Rum kadınlar, Türk kadınlar sınırları aşıp Maria'nın babası
Costas gömülürken cenazeye katılamıyordu... Ölülerimizi vasiyet ettikleri
yerlere gömemiyorduk...

Canyoldaşımın önerisini gerçekleştirdik: Dün Maria'ya babasının köyünden
toprak gönderdik... Bölünmüşlüğe isyan eden bir yüreğin sahibi bir kadın,
gözyaşları içinde taşıdı o toprağı, Pile denen ara bölgede, Birleşmiş
Milletler denetimindeki bir köyde bir başka kadına vermek üzere...

Yüreği isyanlar dolu bir başka kadın, bu toprağı alıp bu sabah Costas'ın
mezarına götürdü...

Ölülerimizi gömemiyorsak istedikleri yerde, bu adanın kadınları olarak
toprağımızı paylaşırız...

Toprağımızı, havamızı, suyumuzu, yüreğimizi, düşlerimizi paylaşırız:
bölünmüş bir adadan çıkar sağlayan efendiler bırakmasa da bebeklerin
doğumunu birlikte kutlamamızı, ölülerimize birlikte yas tutmamızı, yine de
aşarız sınırları...

Bir avuç toprak: hepsi bu... Bir avuç toprak ki paylaşılır, bir naylon
torbada taşınır, bir mezara konur ve bu akşam bütün istihbarat servislerinin
dinlediği hatlarda konuşurken Maria'yla bir damla gözyaşına dönüşür çünkü
araya çekilmiş bu sınırlar anlamsızdır, absürd'dür, insan yaşamına
aykırıdır... Çünkü Maria'nın yüreğiyle atar yüreğimiz ve Maria'ların
yürekleri de yeryüzüne henüz merhaba demiş Doğa'cıkların yürekleriyle
atar... Çünkü Maria kuzeyden gelen toprağa çiçekler ekiyor, güneydeki bir
mezarda açmak üzere... Çünkü sınırlar anlamsızdır, yüreklerimizden
geçenlerdir anlamlı... Çünkü yüreklerimiz insan yüreğidir... Çünkü gücümüz
tam da buradadır: insan yüreğinin inanılmaz haritasında - barikatları,
dikenli telleri aşan duygularda, ölülerimize birlikte ağlayan, doğumlarımıza
birlikte sevinen o ortak duygularda...


*******
                             *******
       ****** A-Infos Haber Servisi ******
      Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
                       ******
		TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
		YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
		YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
		WWW: http://www.ainfos.ca/
		BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
                unsubscribe a-infos
                subscribe a-infos-X
 X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)


A-Infos Information Center