A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 30 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ All_other_languages _The.Supplement
{Info on A-Infos}

(tr) BASINA VE KAMUOYUNA

From Mehmet Bal ile Dayanışma! <info@savaskarsitlari.org>
Date Wed, 27 Nov 2002 20:49:19 +0200


 ________________________________________________
   A - I N F O S  H A B E R  S E R V İ S İ
            http://www.ainfos.ca/
        http://ainfos.ca/index24.html
 ________________________________________________

Mehmet Bal tahliye edildi ve Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nın
Mehmet'le ilgili 26 Kasım 2002 tarihli kararında Mehmet'in vicdani ret
açıklamasının "...halkı askerlik hizmetinden soğutmak yolunda telkinatta
bulunmaya yönelik bulunmadığı" için kovuşturmaya yer olmadığı belirtildi.
Yani 155'ten açılan dava düştü. Mehmet'in şu anda sadece "emre
itaatsizlik"ten açılan davası sürüyor.

Mehmet Bal avukatı ile beraber yarın (28 Kasım 2002, Perşembe)
Ankara İHD'de saat 11:30'da bir basın açıklaması yapacak.
Tüm basın mensupları ve konuya duyarlı kurum, bireyler davetlidir.

MEHMET BAL İLE DAYANIŞMA GRUPLARI

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nın 4 sayfalık kararının taranmış
halini aşağıdaki linklerden görebilirsiniz.
http://www.savaskarsitlari.org/images/karar1.jpg
http://www.savaskarsitlari.org/images/karar2.jpg
http://www.savaskarsitlari.org/images/karar3.jpg
http://www.savaskarsitlari.org/images/karar4.jpg

--------------------------------------------------
T.C. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı Ankara

Evrak No: 2002/832
Esas No: 2002/713
Karar No:2002/270

26 Kasım 2002/11/27

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARI

Suç : Halkı askerlik hizmetinden soğutma yolunda neşriyat veya telkinatta
bulunmak.
Sanık : Mehmet Bal - Hamza ve Fatma oğlu, 1975 doğumlu, Uşak ili, Banaz
ilçesi, Çiftlik Köyü, Nüf. Kay. Mersin, 3. Ulş. Ter. Brl. K.'da görevli,
1975/2 tertip, halen Mamak Askeri Ceza ve Tutukevi'nde TUTUKLU. Ulş. Er
Suç Tarihi: 23.10.2002
Tut.Tar: 25/10/2002 (bu suçtan dolayı)

Yukarıda suçu ve açık kimliği yazılı sanık hakkında yapılan hazırlık
soruşturması sonunda;

Sanığın 22/05/1995 tarihinde 1975/2 tertip Ulş.Er olarak askere sevk
edildiği, acemi eğitimini başarıyla tamamlamasına müteakip tertip edildiği
Mersin 3. Ulş. Terminal Birlik K.lığında vatani hizmetini sürdürmekte iken,
13/02/1995 tarihinde Uşak ili Banaz ilçesinde kuyumculuk yapan bir şahsın
öldürülmesi ve dükkanından hırsızlık yapılması olayına karıştığının
belirlenmesi nedeniyle 09/04/1995 tarihinden itibaren askerliğinin kesintiye
uğradığı, uzunca bir müddet cezaevinde kaldıktan sonra 23/09/2002 tarihinde
tahliyesinin ardından yeniden birliğine sevk edildiği, 18/10/2002 tarihine
kadar askerlik ödevini bihakkın yerine getiren sanığın aynı gün gönderildiği
Adana Askeri Hastanesi'nden geri dönmediği, 24/10/2002 tarihine kadar kısa
süreli firar suçunu işleyen sanığın birliğine döndüğünde askerlik hizmeti
ile ilgili fikirlerinin bilinmeyen nedenlerle tamamen değiştiği, bu
çerçevede sıralı amirlerince askeri kıyafetini giymesi hususunda verilen
emirlere itaat etmediği ve aksi yöndeki ısrarlara rağmen sözle ve fiilen
karşı geldiği, bu itaatsizliğin nedeni sorulduğunda; "Askeri veya sivil
kurumlarca kendisine dayatılacak hiçbir edimi yerine getirmeyeceğini,
iradesi dışında hiçbir şeyi yapmayacağını, dolayısıyla bu askeri elbiseleri
de giymeyeceğini, keza askerlik yapmayacağına dair vicdani ret deklarasyonu
da çeşitli ajanslara faksladığını" belirttiği, tüm bu eylemler sonucu
müteaddit emre itaatsizlikte ısrar ve halkı askerlik hizmetinden soğutmak
yolunda neşriyat ve telkinatta bulunmak suçlarından açılan soruşturma
kapsamında 6. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nce 25/10/2002 tarihinde
vicahen tutuklanan sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçlarıyla ilgili
yargılaması Adana 6. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde sürdürülürken,
müsnet suçtan tefrik edilen dosyasının yetkisizlik kararıyla görevli ve
yetkili Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'na gönderildiği
anlaşılmıştır.

Sanığın müsnet suça konu edilen deklarasyonunda öz itibarıyla; "Bizzat 9.5
ay gibi bir süre içinde bulunduğum askerliğe 18 Ekim 2002 itibari ile devam
etmemeye ve vicdani reddimi açıklamaya karar vermiş bulunuyorum. Beni
askerliği yapmayı reddetmeye götüren nedenler kısaca şöyledir.

Militarizm, özü itibari ile yoketmeyi bir sorun çözme yöntemi olarak kabul
eder. Militarizmin özünü teşkil eden bir diğer unsur ise kayıtsız şartsız
itaattir. İnsanı kayıtsız şartsız itaate götüren yollar da özenle ve itina
ile hazırlanmıştır. Ta en başından itibaren içinde doğulan coğrafyanın ve
toplumun güvenliğini sağlama iddiası ile kişiye sırası gelince bu yolda
katılımı dayatılır....

...... Militarizmin ve yandaşlarının ortaya koyduğu/koyacağı savaşlar sadece
insana zarar vermekle kalmamaktadır. Orduların elinde bulunan gerek nükleer
gerekse biyolojik silahların doğaya verdiği/vereceği tahribatı ve yıkımı
hangi gerekçe haklı çıkarabilir ki?...

...... Dünyanın içinde bulunduğu şu anki durumda yukarıdaki kirli oyunları
net bir şekilde yansıtmıyor mu? ABD... Afganistan... Irak... Bu saldırıların
altında yatan gerçek nedenlerin güvenlik vs. Olmadığını herkes biliyor...
İnsanlar atılacak bombaların paramparça ettiği/edeceği tüm canlıların
oluşturduğu/oluşturacağı manzarayı vicdanlarına nasıl kabul ettiriyorlar
acaba?...

..... Edindiğim izlenimler doğrultusunda vicdanımın sesini daha fazla inkar
edemeyeceğimi anladım. Bundan sonrası için gerekçesi ne olursa olsun
vicdanım ve iradem dışında bana askeri ve sivil, yerel veya evrensel, hiçbir
kişi, kurum veya yapının dayatacağı hiçbir edimi yerine getirmeyeceğimi
belirterek, vicdani reddimi kamuoyuna deklare ediyorum.

..... Ayrıca kaçmak gibi bir düşüncemin de olmadığını belirtmek isterim. Son
bir defa birliğe giderek askeri kimliğ ve eşyaları teslim edeceğim."
Şeklinde yazılı açıklamasını kendi beyanına göre bir takvim ajandasından
öğrendiği 4 ajansa faksladığı ve bu açıklama kimi yerli ve yabancı basın ve
internet sayfalarında sadece haber olarak kimilerinde ise dayanışma
başlıkları altında yer verdiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.

As.C.K.'nun 58. maddesinin yollaması ile TCK.'nun 155. maddesinde düzenlenen
halkı askerlikten soğutmak suçu maddi unsuru itibari ile neşriyat, telkinat
ve nutuk irad edilerek işlenebilir. Ayrıca bu suret ile icra edilen söz ve
yazıların halkı askerlikten soğutmak yolunda olması, başka bir anlatımla
manevi unsur tekabül eden nitelik ve amacının istenilmesini
gerektirmektedir. Sözlük anlamıyla telkinat; birisine bir hususu anlatarak,
zihnine koyma, ona kabul ettirmektir. Telkin ise; bir düşünce aşılama,
kulağa koyma olarak tanımlanmaktadır.

Sanık aşamalardaki beyanlarında, özetle; vicdani ret deklerasyonunun sadece
kendi kararının açıklanması olduğunu, halkı askerlikten soğutmaya yönelik
olmadığını, ayrıca vicdani reddin insanın temel hak ve özgürlüklerinden
olduğunu ve bunun ifade hürriyetine dair olduğunu belirtmektedir.

Vicdan, düşünce ve ifade özgürlükleri anayasanın 24,25. maddeleri, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 4,9,10, BM Evrensel Bildirgesi'nin 18.
maddeleri ile güvenceye alınarak temel esaslara bağlanmıştır.

Anayasamızın 24. maddesine göre; "herkes, vicdan... kanaat hürriyetine
sahiptir.". 25. madde ile herkesin; "düşünce ve kanaat hürriyetine sahip..."
olduğu vurgulanmıştır. 13. madde ile de bu özgürlüklerin anayasada öngörülen
sebepler ile, kanunlarla sınırlanabileceği kuralı getirilmiştir. Öte yandan
"vatan hizmetini" düzenleyen 72. maddede; "vatan hizmeti, her Türk'ün hakkı
ve ödevidir. Bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde
yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanun ile düzenlenir."
denmiştir. 1111 sayılı askerlik kanununun 1. maddesi, her Türk erkeğine bu
kanun uyarınca askerlik yapma mecburiyeti getirmiş olup, bu yasal düzenleme
anayasanın 10. maddesinde yer alan "eşitlik" ilkesinin zorunlu bir yansıma
biçimidir.

Gerçekten de vicdani ret kavramına bir çok AB ülkesinin iç yasalarında ve
uluslararası sözleşmelerde yer verildiği görülmektedir. Bu şekilde AB
ülkeleri vatandaşlarına sivil hizmet hakkını tanımakla, vicdani reddi
militarizme karşı kökten bir tavır olma özelliğinden başarıyla
arındırmıştır. Ancak aynı ülkelerin hemen hepsi zorunlu askerliği kabul eden
devletlerin kendi vatandaşlarını dilediği gibi cezalandırma hakkı olduğu
hususunda farklı düşünmemektedir. Bu çekingen ve ayrıksı tutumun savaş
pazarından elde edilen gelir veya mülteci tehlikesi gibi ardıl düşüncelerle
ilgili olabileceği, bunun da vicdani ret konusunun görünürdeki genel ve
ilkesel tavrını zedelediği ayrıca Türkiye'deki vicdani retçilere verilen
desteğin bunun temel bir insan hakkı olarak tüm dünyada verilen mücadelenin
bir parçası olma perspektifine sahip olmadığı izlemini vermektedir. Keza
jeopolitik ve stratejik konumundan hiç sözetmeden bu dayanışma ve destek
gösterilerini açıklayabilmek en hafif deyimiyle eksikliktir.

Esasen AİHS.'nin 10/2 maddesi milli savunmasını, suçun önlenmesini, ve
güvenliğini zaafiyete düşürebilecek açıklamaların sınırlandırılmasını ve suç
sayılmasını demokratik bir toplumda gerekli bir tedbir niteliğinde
görmüştür. Yine sözleşmenin 4/3/(b) bendinde inançları gereğince askerlikten
kaçınmanın meşru sayıldığı memleketlerde mecburi askerlik yerine yaptırılan
hizmetler angarya sayılmayıp yasal sayılmaktadır. Bu düzenlemenin mevhumu
muhalifinden hareketle zorunlu askerliği kabul eden ülkeler bakımından
askerlik hizmetinden kaçınmanın mümkün olmadığı açıkça görülmektedir.
Dolayısıyla hüküm taraf ülkelere askerlik hizmetinden muaf tutma yükümlülüğü
getirmemektedir.

Zaten As.C.K.'nun 45. maddesi bu hususa açıkça yer vererek bir şahsın
hareketini vicdanen veya dinine göre lazım saymış olmasının ceza almasına
engel olmadığını belirtmiştir.

O halde mevcut düzenlemelerimiz karşısında askerliğini vicdani nedenlerle
yapmak istemediğini beyan eden her şahıs bunun yasal himaye göremeyeceğini
ve bunun askerlik yasasının 2. maddede öngörüldüğü şekilde "belirlenen
esaslarla muvazzaflık hizmetini yapmadıkça hiçbir kişinin askerlik çağından
çıkarılmayacağı" genel ilkesi çerçevesinde aksine tüm tutum ve davranışların
cezai müeyyide ile karşılanacağını bilmek durumundadır veya en azından göze
almalıdır.

Sanığın vicdani ret deklarasyonu da bu çerçevede ele alındığında; "askerlik
yapmayacağını, askerliğin gereklerine yani hizmet emirlerini yerine
getirmeyeceğine, dolayısıyla itaatsizlikte ısrara devam edeceğine" dair
kararlılığın dış dünyaya açıklanması niteliğinde olduğu kanaatine
varılmıştır. Şayet bir inanç ya da fikir bizzat inancın göstergesi olmayıp
sadece inancın telkin ettiği bir davranış, yahut taklit arzusu
doğurabilecek, yasak olanı yapmaktan alıkoyan manevi direnci ortadan
kaldırmaya yönelik özendirici, teşvik edici söz ya da yazı ile dikte
edilmesine yönelik olması halinde hali AİHS'nin 9. maddesinin koruması
altında tutulamayacaktır.

Sanığın deklarasyonunda militarizme ve savaşa yönelik kişisel olumsuz
tavrını açıkladığı görülmektedir. Ancak salt savaşı istememek, ya da ona
karşı olmanın, barışı temin etmek ve sürdürebilmek için ne yazık ki yeterli
olmadığının göz ardı edilmemesi gereklidir. Çünkü tüm insanların temel bir
hak ve ödevi olan dünya barışını koruyup, süreklileştirmek genel insanlık
normları açısından meşru bir haktır. Savaş ve savaş tehlikesi her coğrafyada
değişen oranlarda ne yazık ki vardır ve savaşlar yapılmaktadır.Bu durumda
her ülkenin ulusal güvenlik sorunu da beliren tehlike nispetinde askerliği
dayatmaktadır. Savaş için hazırlıklı olmadan, barışın sağlanabilmesi
konusunda ciddi tereddütler vardır. Bunun mümkün olabilmesi bir şans
olayıdır ve bu şansın sonsuza dek süreceğini umut etmek ise bağımsızlığına
ve bütünlüğüne önem veren bir ülke için ciddi bir tedbirsizliktir.

Tüm bu veriler karşısında; sanık Ulş. Er Mehmet Bal'ın deklarasyonu ve buna
destek mahiyetindeki basındaki yansımalarının demokratik bir hukuk
devletinde ifade özgürlüğü bağlamında, askerlik ile ilgili kişisel tercih ve
düşüncelerinin açıklanması niteliğinde olduğu, bu hususun emre itaatsizlikte
ısrar suçunun düzenlediği As.C.K.'nun 87/1 maddesinin son cümlesi içerisinde
suç kastının yoğunluğu bakımından değerlendirilebileceği, ayrıca bu
açıklamaların halkı askerlik hizmetinden soğutmak yolunda telkinatta
bulunmaya yönelik bulunmadığı gibi askerlik hizmetini menfii yönde
etkilemediği ve elverişli de olmadığı dosya kapsamından anlaşıldığından
sanık hakkında yasal unsurları itibari ile oluşmayan müsnet suçtan dolayı
savcılığımızca 353 sayılı kanunun 105 ve 107. maddeleri uyarınca
KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, sanık hakkında bu suçla ilgili olarak çıkarılan
6. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin 25/10/2002 gün ve 2002/4001-390
sayılı vicahi tutuklama müzekkeresi HÜKÜMSÜZ kaldığından, başka suçtan
tutuklu ve hükümlü değilse sanığın TAHLİYESİNE, itiraz yolu açık olmak üzere
karar verilmiştir. 26/11/2002

Zekeriya Duran Hakim Binbaşı
Gn.Kur.Yrd.Askeri Savcısı


*******
                             *******
       ****** A-Infos Haber Servisi ******
      Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
                       ******
		TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
		YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
		YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
		WWW: http://www.ainfos.ca/
		BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
                unsubscribe a-infos
                subscribe a-infos-X
 X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)


A-Infos Information Center