A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 30 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ All_other_languages _The.Supplement
{Info on A-Infos}

(tr) Mehmet Bal'ın son durumu + basın açıklaması metinleri

From worker <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Tue, 12 Nov 2002 07:12:41 +0200


 ________________________________________________
   A - I N F O S  H A B E R  S E R V İ S İ
            http://www.ainfos.ca/
        http://ainfos.ca/index24.html
 ________________________________________________

25 Ekim'den bu yana açlık grevini sürdüren vicdani retçi Mehmet Bal
avukatlarıyla görüştürülmesinin hemen ardından 8 Kasım günü ambülansla
Ankara Mevkii Hastanesi'ne sevk edildi. Aynı gün muayene için Gülhane Askeri
Tıp Akademisi'ne gönderildi.

Kendisiyle yapılan görüşmede yol boyunca sol elinden yatağa kelepçeli olarak
getirildiğini (uyurken döndüğü yöne göre kelepçeyi değiştiriliyormuş) ve
Ankara'ya geldiği günden bu yana kelepçe takılmadığını belirtti. GATA'daki
hasta odasında iki jandarma eri kendisine "eşlik ediyordu". Mehmet zayıf
olmasına rağmen iyi görünüyordu. Kelepçeleri ve prangaları çıkarılmıştı;
ancak ayaklarında pranganın ve ("sözde") cezaevi "komutanı" albay Durdu
Solak'ın tekmesinin izleri fazlasıyla belirgindi. Mehmet Bal banyo yapmak
istediğini ancak yaptırılmadığını ve kendisine hiçbir neden gösterilmeksizin
yayın yasağı uygulandığını söyledi. Açlık grevini sürdürüyordu ancak vitamin
almadığını belirtti (doktordan vitamin istemesini önerdik). Öğlen 13:00
sıralarında ambülansla Ankara Mevkii Hastanesi'ne geri gönderildi.
Kendisiyle birlikte giden avukatı Suna Coşkun 15:30'a kadar yanından
ayrılmadı. Mehmet Bal'ın bu gece ya da yarın Adana Askeri Cezaevi'ne geri
gönderilmesi bekleniyor. Yarın (12 Kasım) Adana'da mahkemesi olan Mehmet
Bal'ın bu mahkemeye çıkarılması olanak dahilinde görünmüyor. Mehmet Bal
hakkında madde 155 "halkı askerlikten soğutmak" suçlamasıyla açılacak diğer
davanın ise Ankara Genelkurmay Askeri Mahkemesinde yapılması bekleniyor.

Bugün saat 11:00'de Avukat Suna Coşkun, İnsan Hakları Derneği Ankara
Şubesi'nde müvekkili vicdani redci Mehmet Balla ilgili basın açıklaması
yaptı. Basın açıklamasını 4 gazeteci (Anadolu Ajansı, Atılım, Dicle Haber
Ajansı), Ankara Mehmet Balla Dayanışma Grubundan 3 kişi ve salonun dışında
bekleyen 2 sivil polis memuru izledi. Suna Coşkun pranganın ortaçağdan kalma
bir cezalandırma yöntemi olduğunu belirterek yargıya ve uluslararası
kurumlara başvuracaklarını söyledi. Avukat Coşkun, Askeri Savcılığın vicdani
retçi Mehmet Balla ilgili haber yapan Yıldırım Türker hakkında TCK 155.
maddeden "halkı askerlikten soğutmak" suçlamasıyla dava açmaya
hazırlandığını da vurguladı.

Mehmet Balla ilgili Radikal, Özgür Gündem ve Evrensel gazetelerinde çıkan
haberler dışında bugün Dicle Haber Ajansı, Yön Fm, Özgür Radyo, Anadolu Fm
ve Açık Radyo Ankara'daki basın açıklamasını haber yaptı.

Aşağıda bugün basına dağıtılan metinleri sunuyoruz.

Zindanların olmadığı bir dünya adına!

::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

Basın Açıklaması

Müvekkil Mehmet Bal; 24.10.2002 tarihinde vicdani reddini açıklayarak
askerlik yapmayacağını belirtmiştir.
Mehmet Bal vicdani reddini açıkladığı günden tarafımızdan görüşüne gidildiği
gün olan 8.100.2002 ye kadar yaşadığı süreci kendi anlatımlarıyla ve yine
görüşüne giden avukatları olarak Av. Suna Coşkun ve Abdullah Öztürk'ün gerek
görüşme sırasında gerekse sonrasında müvekkile uygulanan hukuk dışı
uygulamalar ile daha önce Mehmet Bal'ın görüşüne giden diğer avukatlardan
Meriç Tümer ve Mustafa Cinkılıç'ın gözlemlerini ve bunlara ilişkin tutulan
tutanakları da basına ve tüm kamuoyunun bilgisine sunuyorum.

::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

Mehmet Bal'ın Anlatımları

24.10.2002 saat 14:00'de Mersin'deki birliğime geldim. Direk takım komutanı
Ulaştırma üsteğmen Durmuş Er'in yanına gelerek vicdani reddimi açıkladım ve
askerlik yapmayacağımı belirttim. Üsteğmen beni Birlik komutanı Haydar
Kocaman'ın yanına göçtürdü. Aynı açıklamayı birlik komutanına da yaptım.

Daha sonra takım astsubayı ile askeri elbiselerin olduğu bölüme gönderildim.
Askeri elbiseleri giymem emredildi bunu reddettim. Astsubayın odasına
götürüldüm orada da giymem emredildi orada da reddettim. Bunun üzerine
hakkımda tutanak tutularak Mersin Ulaştırma Birliği'nde bir gece gözaltında
tutuldum. Ertesi günü Adana 6. Kolordu Askeri Mahkemesi'ne götürüldüm.
Psikiyatrik muayeneden sonra tutuklandım. Adana 6. Kolordu Askeri Cezaevi'ne
gönderildim.

Cezaevi müdürü Albay Durdu Solak'ın karşısına çıkarıldım. Vicdani retçi
olduğumu ve askerlik yapmayacağımı açıklayarak, cezaevindeki tek tip
elbiseyi de giymeyi reddettim. Albay Durdu Solak 'burada öyle şey olmaz,
buranın kurallarına uyacaksın' diyerek beni elbise deposuna gönderdi. Orada
da üzerimdeki elbiseleri çıkarmam ve tek tip elbise giymem istendi, ben de
reddettim. Bunun üzerine nöbetçi başçavuş Selim Kopar'ın emri ve gözetiminde
5-6 askerin zoru ile elbiselerim çıkarıldı. Tek tip elbise zorla giydirildi.
Ellerim arkadan kelepçelendi. Tüm bu işlemler sırasında baskı, zor ve şiddet
uygulandı.

Daha sonra saç tıraşı yapılması emredildi, ben reddettim. Önce sandalyede
tıraş yapmayı denediler bunu başaramayınca beni yere yatırdılar, 5-6 askerin
vücuduma, bir askerin kafama bastırması ile bir diğeri tarafından zorla
tıraş edildim. Bu esnada bir kişi sol ayağıma sert bir cisimle 4-5 kez
şiddetli bir şekilde vurdu. Aynı gece ellerim kelepçeli olduğu halde hücreye
atıldım. Hücrede bir kişi daha vardı. 25.11.2002 saat 21.00 den itibaren
açlık grevi kararımı ve gerekçelerini içeren dilekçemi nöbetçi başçavuş
Selim Kopar'a teslim ettim.

Hücreye atıldığım günden itibaren ellerim arkadan kelepçeli olduğum halde 4
gün iki kişilik hücrede tutulmaya devam edildim.
Bu 4 günden sonra 30.10.2002'de tekrar içtima için zorla elbise giydirilip
iç havalandırmaya sayıma ellerim arkadan kelepçeli vaziyette çıkarıldım. O
sırada cezaevi müdürü Albay Durdu Solak yanıma gelerek 'esas duruşa geçmemi'
emretti. Kabul etmedim. Bunun üzerine Albay Durdu Solak bacağıma doğru iki
tekme attı. Bu tekmelerden biri terlikle yer arasına isabet ederken, diğer
tekme sol ayak bileğime geldi. Albayın tüm şiddeti ile vurduğu bu tekme
sonucunda ayağımda 10-12 cm'lik yaralanma meydana geldi. (Bu yaralanmaya
ilişkin bileğimi açarak yaraya bakabilirsiniz.) Buna rağmen hırsını alamayan
Albay ayaklarıma kelepçe vurulmasını emretti. Ayaklarıma vurulan kelepçe
ayak bileklerimi sıkmaya ve kan dolaşımını engellediği için morarmaya
başladı. Bunun üzerine Albay Durdu Solak kelepçelerin ayağımdan çıkarılarak
derhal özel bir pranga yapılmasını emretti.
1 Kasım 2002 tarihinde eski demirlerden yapılmış bir pranga ayağıma takıldı.
Daha sonra her koğuştan çıkışımda doktor kontrolü, avukat görüşü ve zorla
içtimaya çıkışımda ayaklarıma takılmaktadır.
Ayrıca Albay Durdu Solak beni her karşısına getirttiğinde ayaklarımı
birleştirerek esas duruşa geçmem için emir vermektedir. Bunu kabul
etmiyorum. Albay zorla esas duruşa geçirilmem için ayaklarımın topuk
hizasındaki pranga zincirlerinin halkasını bir araya getirerek asma kilitle
kilitlemekte ve ayaklarım bu şekilde zorla birleştirilmektedir. Şu anda ayak
bileklerimde prangaların yol açtığı yaraları görebilirsiniz.
25.11.2002 tarihinden itibaren 11 gün süre ile hücrede kelepçeler zorunlu
ihtiyaçlarım dışında hiç açılmadan sürekli olarak arkadan kelepçeli olarak
tutuldum. Son 3-4 gündür hücreye girince kelepçeler çıkarılmaktadır.
Havalandırmalara (sabah saat 7.45'te, 15 dakika) sayım dışında
çıkarılmıyorum.

15 günde ancak bir kez duş alabildim. (Su ısıtma tesisatının bozuk olduğunu
söyleyerek sıcak su verilmiyor.)

Açlık grevinde olduğum ilk zamanlarda param olmadığı için şeker ve şekerli
su tarafıma verilmemiştir. Ancak hücrenin bitişiğindeki koğuşta bulunan
diğer tutukluların yardımı ile şeker alabildim. Bana 4 adet şekeri bir çay
parasına veriyorlar.

Sizinle görüşmeye gelmeden önce, ayaklarımda pranga ve ellerim arkadan
kelepçeli olduğu halde doktor muayenesine götürüldüm. Ayaklarımdaki
prangalar sökülerek tartıldım. Şu anda 45 kilo geldiğim söylendi.
Tartıldıktan sonra avukat görüşüne çıkmak üzere tekrar ayaklarıma prangalar
takıldı. Ancak muayeneyi yapan doktorlar 'avukatların yanına prangalı
götürmeyin' demeleri üzerine yanınıza prangasız getirildim. Ancak buradan
ayrılınca tekrar takıyorlar.

Mehmet Bal'ın 8.11.2002 günü Avukat Suna Coşkun ve Avukat Abdullah Öztürk'e
yaptığı anlatımlardır.

::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

Avukatları Suna Coşkun ve Abdullah Öztürk'ün Tespitleri

Müvekkil Mehmet Bal ile 8.11.2002 günü saat 10.00'da avukat görüşü için
Adana 6. Kolordu Askeri Cezaevi'ne geldik. Mehmet Bal Elleri arkadan
kelepçeli oluğu halde görüşme odasına alındı. Hukuka ve insan haklarına
aykırı bu duruma hemen son verilmesi için, emri veren cezaevi müdürü Albay
Durdu Solak'ın odasına gittim. Cezaevi müdürü Durdu Solak 'ellerini
çözemeyeceklerini, eğer ellerini çözersek elbiselerini çıkardığını' söyledi.

Cezaevi müdürüne, Mehmet Bal'ın cezaevinde tek tip elbiseyi giymediği için
15 gün boyunca hücre hapsi cezası verildiğini, Mehmet'e uygulanan bu
insanlık dışı muamelenin hiçbir dayanağı olamayacağını, belirtmeme rağmen
cezaevi müdürü bu karardan dönmeyeceğini ve 'ben karşımda tek tip elbise
giymeyen birini görmek istemiyorum. Bunlar buranın kurallarıdır. Ben de bu
kuralları uyguluyorum' demiştir. Bu durum karşısında tekrar Mehmet Bal'ın
yanına gittim. O sırada görüşmeleri dinlemek üzere bir er masaya oturmuştu.
Bunun yasal olmadığını söyleyerek dışarıya çıkması konusunda uyardık. Ancak
o er ve diğerleri kapımın hemen ağzında yer alarak görüşmeyi izlemeye
çalıştılar.

Mehmet Bal'ın anlatımlarından, diğer meslektaşımız Meriç Tümer'in görgüsüne
ve bizim de tanık olduğumuz müvekkilimizin ellerine arkadan kelepçe
burularak karşımıza getirilmesi ve görüş sonuna kadar da o şekilde
bırakılması ile bir Ortaçağ uygulaması olan pranga ile karşılaşmamızdır.
Müvekkilimiz Mehmet Bal'ın prangaların ayak topuğuna yaralar oluşturduğunu
söylemesi üzerine topuk üstünü ve bacağını açtık. Bacağında Cezaevi
müdürünün tekmesi ile meydana gelmiş olan yaranın halen 8-9 cm boyunda bariz
bir şekilde durduğunu ve kabul bağladığını, topuklarının üstünde ise
prangaların oluşturduğu, tırnak büyüklüğünde yaraların olduğunu, yine elleri
kelepçeli olduğu için bileklerinde kelepçe izleri ve ellerinin de morarmış
olduğunu gördük.
Mehmet Bal ile yaptığımız görüşmenin hemen sonrasında ona uygulanan
kelepçeleme ve ayaklarına pranga vurma olayını görüşmek üzere Adli Müşavir
Hakim Kıdemli Albay Vedat Erkan'ın yanına gittik.

Adli Müşavir Vedat Erkan tanık olduğumuz olayları anlatmamız üzerine, 'bu
uygulamadan asla haberinin olmadığını ve hemen müdahale edeceğini'
söylemekle birlikte 'Mehmet'e sivil elbiseler veremeyeceklerini, ben
ellerini çözerim ama çıplak kalıp hasta olursa benim problemim değil, ancak
ben cezaevinde sivil elbise ile dolaşan birine asla izin veremem zaten
doktorlar tarafından birkaç güne kadar hayati tehlikesi olabilir şeklinde
rapor verildi. 'Ankara'ya sevk edilecek' dedi.

Bu açıklamadan sonra Mehmet Bal ile öğleden sonra tekrar görüşmek için görüş
yerine gittik. Mehmet görüşme odasının kapısının tam karşısındaki uzun
koridor sonuna getirilmişti. Mehmet'i getiren asker Mehmet'in önüne eğilerek
ayaklarından prangayı çıkardı, ayrıca arkasını çevirerek ellerindeki
kelepçeleri kontrol ettikten sonra yanımıza getirdi. Mehmet Bal hala
kelepçeli idi. Yine cezaevi müdürü Durdu Solak'ın odasına gittim. Adli
müşavirin bu uygulamadan haberinin olmadığını bu duruma derhal son
vereceğini bize söylediğini ve neden Mehmet Bal'ın ayaklarının prangalı ve
hala ellerinin kelepçeli olduğunu sordum. Cezaevi müdürü 'Avukat hanım ben
adli müşavirimizle biraz evvel telefonda görüştüm. Ben burada kendi başıma
iş yapmıyorum. Bana verilen emirleri uyguluyorum' demiştir.

Adli Müşavirin bize yapığı açıklamaları cezaevi müdürünün sözleri ile
birlikte değerlendirmeye çalıştık. Sonuçta Mehmet Bal hala elleri arkadan
kelepçeli olarak görüşmeyi tamamladı ve elleri kelepçeli olarak hücreye
götürüldü.
Mehmet Bal 25.10.2002 günü yukarıda açıkladığımız insanlık dışı uygulamalara
son verilmesini istediği için açlık grevine başladığını cezaevi idaresine
bir dilekçe ile bildirmiştir.

Mehmet Bal ellerinin arkadan kelepçelenerek hücreye atılmasına karşı,
Mehmet Bal ayaklarına vurulan pranga uygulamasına karşı,
Mehmet Bal zorla tek tip elbise giydirilmek istenmesine karşı açlık grevine
başlamış ve halen sürdürmektedir.
Bu hukuk dışı uygulamalar kaldırıldığında, şu anda 45 kiloya kadar düşen ve
doktorlar tarafından 'birkaç güne kadar (8.11.2002 tarihi esas alınarak)
hayati tehlikesi başlayabilir' şeklinde rapor verilen Mehmet Bal açlık
grevini bırakacağını söylemektedir.


Şimdi yetkililere soruyoruz.

1. Hücre cezası kararı 30.10.2002 tarihinde alınmıştır. Ancak Mehmet Bal
tutuklandığı gün olan 25.10.2002 günü hücreye konmuştur. Neden ?
2. Vicdani retçi olduğunu ve bu nedenle tek tip elbise giymediğini ve diğer
kurallara uymayacağını belirttiği için hücre hapsi verilmişse, neden
hücresinde elleri kelepçeli tutulmuştur.
3. Adalet Bakanlığı'nın genelgelerinde belirtildiği gibi Avukat görüşüne ve
doktora çıkarılırken ellerinin kelepçelenmemesi gerekirken neden kelepçeli
getirilmiş ve öyle tutulmuştur.
4. Bir tutuklunun ayağına pranga vurulması hangi yasada yer almaktadır.
Ortaçağ uygulaması olan pranga kimin emri ile ve neden uygulanmış ve
uygulanmaktadır.

Mehmet Bal'a yapılan uygulamaların işkence kapsamında olduğu ve bu durumun
Birleşmiş Milletlerin işkenceye karşı sözleşmesine ve BM'nin hükümlü ve
tutuklular için öngördüğü asgari standartlara aykırıdır.

Mehmet Bal vekili Av. Suna Coşkun ve Av. Abdullah Öztürk


*******
                             *******
       ****** A-Infos Haber Servisi ******
      Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
                       ******
		TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
		YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
		YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
		WWW: http://www.ainfos.ca/
		BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
                unsubscribe a-infos
                subscribe a-infos-X
 X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)


A-Infos Information Center