A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 30 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ All_other_languages _The.Supplement
{Info on A-Infos}

(tr) medya-Chomsky ile Röportaj

From "Kara Kapkara" <dreamnymph@hotmail.com>
Date Sun, 15 Dec 2002 14:58:06 -0500 (EST)


 ________________________________________________
   A - I N F O S  H A B E R  S E R V İ S İ
            http://www.ainfos.ca/
        http://ainfos.ca/index24.html
 ________________________________________________

CHOMSKY : ABD TÜRKİYE'YE RÜŞVET VERİYOR!

http://www.ntvmsnbc.com/news/192477.asp?0m=B23I

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde Dilbilim ve Felsefe bölümünde profesör 
olarak akademik çalışmalarını sürdüren, dünyanın sayılı muhalif aydınlarından biri 
olarak nitelenen Amerikalı Noam Chomsky, NTV’den Işın Eliçin’in sorularını 
yanıtladı. 

Işın Eliçin
NTV 

13 Aralık— Özellikle ülkesinin dış politikasına yönelttiği sert eleştirilerle tanınan 
ABD’li muhalif aydın Chomsky, ABD’nin Türkiye’ye AB konusunda destek 
vererek Irak’taki savaşa katılması için rüşvet verdiğini söyledi. ‘ABD’nin daima, 
sert, baskıcı, zalim rejimleri desteklediğini’ vurgulayan Chomsky, ‘ABD’nin 
Türkiye’yi diğer Müslüman ülkelere model olarak gördüğü’ tezinin de yanlış 
olduğunun altını çizdi. 

Gündemdeki konudan başlayalım, Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin üyeliğine ilişkin 
kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kişisel olarak hata yaptıklarını düşünüyorum. Daha yakın bir tarih verilmeliydi. 
Tabii koşullu olarak. Gerçi koşul da getirilmiş durumda. Kağıt üstünde duran 
reformların hayata geçirilmesi isteniyor Türkiye’den. Kararı ben veriyor olsaydım, 
Türkiye’ye örneğin 2003 gibi bir müzakere tarihi verirdim, yine tabii Türkiye’nin 
de kendinden istenenleri yerine getirmesi koşuluyla.

ABD Türkiye’nin birliğe üye olmasını neden bu kadar çok istiyor. Gerçekten 
Amerikalıların söylediği gibi bu, Bush yönetimi için stratejik önem mi taşıyor, 
yoksa, Washnıgton bu desteğin karşılığında Türkiye’nin de Irak savaşına el 
vereceğini mi umuyor?
Evet, her ikisi de. Amerika’nın bununla ilgili kısa ve uzun vadeli çıkarları var. Kısa 
vadede Bush yönetimi Irak’taki savaşa Türkiye’nin de katılmasını istiyor ve 
karşılığını ödemeye hazır. O nedenle, Türkiye’ye destek veriyor, borçlarını 
ödemeyi vaad ediyor, benzer hediyelerle bir anlamda Türkiye’ye rüşvet veriyor ki, 
Türkiye savaşa girsin. Uzun vadeli çıkarları açısındansa, Türkiye’nin üyeliğini 
desteklemesiyle Doğu Avrupa ülkelerinin birliğe girmesini istemesinde benzer 
nedenler etkili. Yıllardır Avrupa ile Amerika arasında ihtilaf potansiyeli var. Eğer 
Avrupa Birliği dünya meseleleri açısından bağımsız bir güç haline gelirse, 
Amerika’nın karşısına bir ağırlık olarak çıkar. Yani Amerika dünyanın egemen 
gücü olmaktan çıkar. Avrupa potansiyal olarak önemli bir rakip. Askeri anlamda 
değil, ama ekonomik açıdan, sosyal ve kültürel açıdan alternaif bir güç. ABD de 
bu potansiyalin gerçekleşmesini istemiyor, engel olmak isityor. Doğru ya da 
yanlış, inanıyorlar ki, Doğu Avrupa ülkeleri ve Türkiye Avrupa Birliği’ne girerse, bu 
durum Avrupa Birliği’nin ilerlemesini kısıtlar. Bir tür truva atı olarak görüyor yani.

Hem Clinton yönetimi hem de Bush yönetimi, Türkiye’yi diğer Müslüman ülkeler 
için potansiyel bir örnek olarak görmek istediklerini söylüyor. Türkiye’den nasıl bir 
model olmasını istiyorlar?
ABD, Türkiye’nin diğer ülkelere model olmasını isteseydi, bu ülkelerde 
demokratikleşme için bastırırdı. Bunu yapmıyor. Amerika daima, sert, baskıcı, 
zalim rejimleri desteklemiştir. Hala da öyle yapıyor. Orta Asya’daki diktatörlükleri, 
Pakistan’da Müşerref’in askeri diktatörlüğünü destekliyor. Mısır’daki, Körfez 
bölgesindeki zalim ve yolsuz rejimleri destekliyor. Daha yeni Cezayir’le anlaşma 
imzaladı. Demokrasi böyle mi desteklenir? ABD’nin demokrasiyi desteklemek 
için Türkiye’ye ihtiyacı yok. İsteseydi, örneğin Latin Amerika’da bunu yapardı. 
Amerika, sadece sınırlı bir demokrasiyi kabul eder, yani katılımcılığın şeklen 
uygulandığı, seçim yapmakla sınırlı bir demokrasi. Amerika geleneksel iktidar 
yapılarının muhafaza edilmesini ister. Nitekim şu anda bunu Brezilya’da 
görebiliriz. Brezilya Türkiye’ye uzak bir ülke ama iyi izlemek gerek. Batı 
yarıkürenin tarihindeki en demokratik seçimlerinden birine sahne oldu Brezilya. 
Amerikan seçimlerinden çok daha demokratikti. İnsanlar gerçekten katıldı sürece 
ve ne istediklerini açıkça söylediler. Ama ABD bu politikaları izlememekte kararlı. 
Finans piyasaları, Hazine Bakanlığı ve IMF, Brezilya’nın boynuna bir ilmik geçirdi 
adeta, sırf seçmenlerin oy verip desteklediği politikaları uygulayamasın diye. Tam 
tersine halkın reddettiği programları izlemeye zorluyorlar. Bu demokrasiye ilginin 
göstergesi midir, tabii ki hayır.

Amerika geçmişte desteklediği bir başka baskıcı rejimi, Irak’taki rejimi, şimdi 
değiştirmek istediğini söylüyor. Neden şimdi ve bu sadece petrolle ilgili bir savaş 
mı?
Sadece petrol meselesi değil. Amerika, İngiltere, Fransa ve başkalarının da yer 
aldığı uzunca bir liste Saddam Hüseyin’i, en korkunç zulümleri işlerken bile, 
başından sonuna desteklediler. Amerika ve İngiltere Irak’a kitle imha silahları 
üretmesine yarayacak araçlar sağlamaya devam etti, İran- Irak savaşından sonra 
bile. Bunu neden yaptıklarını da açıklıyorlar. Amerikan Dışişleri Bakanlığı 
belgelerine bakarsanız göreceksiniz: Şöyle yazar orada: Amerikalı ihracatçıları 
desteklemek bizim öncelikli, asli görevimizdir. Saddam Hüseyin’in Kürtleri gazla 
öldürmesi, insanlara işkence yapması bizim sorumluluğumuz değil. Saddam 
Hüseyin Amerikan yönetiminin gözündeki ilk suçunu 1990 Ağustosu’nda işledi. 
Amerikan Dışişleri Bakanlığı, Saddam Hüseyin’e Kuveyt sınırında değişiklik 
yapma, petrol yataklarını kontrol etme ve hatta petrol fiyatlarını yükseltmekle ilgili 
biraz gürültü çıkarma izni vermişti ama Saddam Hüseyin fazla ileri gitti, emirlere 
uymadı. Emirlere uymazsanız cezalandırılırsınız. O günden beri Saddam 
Hüseyin’den kurtulma girişimlerine tanık oluyoruz. Ama bunu halka işkence 
ederek yapıyorlar, 10 yıllık ambargo rejimi halka, topluma yıkım getirdi ama 
Saddam Hüseyin’i güçlendirdi. Şimdi dünyanın ikinci büyük petrol rezervini 
yeniden kontrol etmek ve Amerika’nın emirlerine uyulduğunu görmek isityorlar. 
Ama neden 6 ay önce değil de, şimdi yapıyorlar bunu, bunun yanıtı da iç 
politikayla ilgili. Şimdiye kadar, bu yaz boyunca, Saddam Hüseyin bir canavardı, 
ama Eylül ayında birden Amerika’nın varlığını tehdit eden büyük bir tehlikeye 
dönüştü. Biz onu bu kış durdurmazsak, o bizim kafamıza nükleer silahlar atacak 
deniyor. Bu propaganda malzemesinin Kongre’deki ara seçimler öncesinde 
Amerikalıların kulaklarını yıkamak üzere zamanlandığına dikkatinizi çekerim. Çok 
da başarılı oldular. Halk korku içinde oy verdi. Şimdi de bir başkanlık seçimi 
yaklaşıyor, o seçimden önce de sahiplenecek iyi bir zafere ihtiyaçları var. Şu 
andaki Amerikan yönetiminin kadrosu, 20 yıl önceki 1980’lerdeki kadronun 
neredeyse aynısı. Hepsi de Reagan ve ilk Bush döneminden ve hala aynı 
politikaları izliyorlar. Bu program halka büyük zarar veriyor: Zenginler için vergi 
indirimi, federal bütçenin sosyal servislerden keserek yükseltilmesi, maaşların 
durması, emeklilik paralarının kaybı, işsizlik... Halkın hoşuna gitmeyecek şeyler ve 
bunları yapabilmenin tek yolu var o da halkı korkutmak. Korkutmak içinse sürekli 
düşmanlarınız olmalı, canavarlar yaratıp yok etmelisiniz. 1980’lerde de yaptıkları 
buydu. Şimdi ne olup bittiğini anlamak istiyorsanız dönüp 20 yıl önce olanlara 
bakın. 11 Eylül bir bahane yaratmadı değil ama bu baheneyi bütün ülkeler 
kullanıyor. Halklarını baskı altına almak kontrol etmek için kullanıyor. Ruslar 
Çeçenistan’daki zulmünü artırdı, gayet iyi biliyorlardı ki, terörle savaş kisvesi 
altında Amerika’nın desteğini de alacaklar. Orta Asya’dan Amerika ve İngiltere’ye 
tüm ülkeler, halklarını dizginlemek için bahane olarak kullanıyor 11 Eylül’ü.

Türkiye’de bazı çevreler, “Amerika’nın Irak’a savaş açması kaçınılmaz, bu 
durumda Amerika’nın yanında yer almak Türkiye’nin çıkarınadır” yorumu yapıyor. 
Siz bu görüşe katılıyor musunuz?
Türkiye’nin çıkarlarını nasıl tanımladıklarına bağlı. Eğer Türkiye ABD’nin emirlerini 
yerine getiren bir maşa devlet olmak istiyorsa, o zaman çıkarınadır. Yok eğer 
bağımsızlığını, özsaygısını korumak istiyor, Türk halkının çıkarlarına hizmet etmek 
istiyorsa, bu zarar verir. 


*******
                             *******
       ****** A-Infos Haber Servisi ******
      Anarşistlerle ilgili ve anarşistleri ilgilendiren haberler
                       ******
		TALİMATLAR: lists@ainfos.ca
		YANITLAR: a-infos-d@ainfos.ca
		YARDIM: a-infos-org@ainfos.ca
		WWW: http://www.ainfos.ca/
		BİLGİ: http://www.ainfos.ca/org

-A-infos'tan tek dilde ileti almak için lists@ainfos.ca'ya aşağıdaki mesajı gönderin:
                unsubscribe a-infos
                subscribe a-infos-X
 X = en, ca, de, fr, it, pt, vb. (yani, dil kodudur)


A-Infos Information Center