A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 30 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ All_other_languages
{Info on A-Infos}

(tr) Sonun Başlangıcı

From "worker" <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Sun, 17 Dec 2000 23:30:58 -0500 (EST)


 ________________________________________________
      A - I N F O S  N E W S  S E R V I C E
            http://www.ainfos.ca/
 ________________________________________________


<www.savaskarsitlari.org>'tan alınmıştır
Sonun Başlangıcı
yavuzoguz


Geçtiğimiz hafta ortaya çıkan konular, herbiri tek tek ele alınıp,
sayfalar dolusu yazılar yazılabilecek önem ve kapasiteye sahiptiler.
Bu yazıda amacım bu konulara girip, içlerinde boğulmak değil. Ancak
bunların herbiri değinmeden de geçilemeyecek denli önemli.

Ölüm Oruçları: Yazımı yazmaya çalıştığım şu saatlerde halen devam
etmekte. Tutsaklar ve aileler eylemlerini ve kararlılıklarını
sürdürüyorlar. Demokrat kamuoyunun çok geniş desteğini yanlarına almış
durumdalar. Gerek bu destek ve gerekse de tutsakların kararlılıkları,
yapılan görüşmelerde hükümeti geri adım attırmışsa da, söylenenler
sözlerin ötesine geçmemiş olduğundan güven vermemekte ve eylem devam
etmekte. Bilindiği gibi F-Tipi Cezaevleri Terörle Mücadele Yasasından
yola çıkılarak MGK tarafında uygulanması için hükümete dayatılan bir
konu. Aslında Genelkurmay'ın militarizasyon çalışmasının ya da 28
Şubat sürecinde başlatılan sivil yaşamın kıskaca alınmasının bir
adımı. Aslında bu adımlardan bugüne kadar bayağı sonuç da aldılar.
Herhalde ilk kez böylesi bir direnişle karşı karşıyalar.

Af: Aslına baktığımızda af, F-Tipi Cezaevleri'ne geçişin içindeki bir
adım. Af Yasası'nı veto eden Sezer'in bile ifade etmekte sakınca
görmediği, cezaevlerinin boşaltılmasını amaçlayan bir iş. İçerde
70bini aşkın hükümlü ve tutukluyu barındıran cezaevleri, o kadar
dolmuş-taşmış durumdaki, ölüm oruçlarını eleştiren Emin Çölaşan'ı bile
"hayvanı koysan barınmaz" dedirtecek denli kötü durumdalar. F-Tipine
dönüştürme uygulaması, cezaevlerini belli bir ölçüde boşaltmaktan
başka çıkar yol göstermiyor. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum
yeni cezaevlerinin yapımını zorlaştırdığı gibi, alıması gereken
tedbirlerin aciliyeti de bunu gerektiriyor. Bu öyle bir yakıcı hale
gelmiş durumda ki, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Sezer'in vetosunda
belirttiği hukuk dışılığa, toplumda oluşan muhalefete ve en başta
sunum şekliyle "kader mahkumlarına af" lafına inandıracak kimseyi
bulamamalarına bile aldırmaksızın bu affı uygulamak zorundalar.

Çevik Kuvvet: Bir çevik kuvvet otobüsünün taranması, iki polisin ölümü
ve 12 polisin yaralanması ile galeyana gelen çevik kuvvet polisleri
İstanbuldan başlayıp, tüm yurda yayılan protesto gösterileri yaptılar.
Tüm boyutları ile ürkütücü olan bu gösteriler epey de tartışma
yarattı. Başbakan birilerinin düğmeye bastığından bahsedince bir sürü
komplo teorileri üretildi. Hatta Periçek gibileri, bu eylemin ve
diğerlerinin yurtdışından idare edildiğini iddia ettiler. Şimdilerde
bir kaç günah keçisi bulmakla meşguller. Aslında eylem sırasında
polislerin attığı sloganlar ve hedefleri eylemin anlaşılması için
yeterince fikir veriyordu. Emniyet güçleri terörle mücadele adına
kendilerine sunulan her türlü ekonomik, siyasi desteği ve hatta
itibarlarını değişen koşullarda giderek kaybettiklerini görüyorlardı.
İstedikleri şeyler işte bunlardı. Onlar bu vatanın gerçek sahiplari
idiler. "Allahuekber" Herşey Vatan İçin" deyip daha iyi silahlar
istiyorlardı. "Bizi satanı biz de satarız" deyip, Af'da gözardı edilen
mafyalaşmış ve işkenceci meslektaşlarına sahip çıkıyorlardı. Onlar bir
dönemin kolayca kapatılamayacağının sinyalini veriyorlardı. Özel
Tim'in dağıtılmasına da, ölüm oruçları ile yükselen demokratik
muhalefete de tepki duyuyorlardı. Nitekim ertesi gün Ankara'da sıradan
bir eylem polis-faşist işbirliği ile eski günleri aratmayacak tarzda
gösterime sunuldu.

NATO ve AGSK: Türkiye, Ecevitin'de katıldığı AB Liderlerinin Nice
toplantısında 10 yıl ertelenen üyelik statüsünün cevabını, NATO
toplantısında AGSK'yı veto ederek verdi. Öyleki ABD Başkanı Clinton'ın
uyarılarına rağmen kararında diretti. Bunu yaparken göstermek istediği
şey; kendi elinde de bir takım kozların olduğu, gerekirse kullanmaktan
kaçınmayacağı, ve bu anlamda AB üyeliğinde insiyatifin kendisinde
olması isteğinden başka bir şey değildir.

TÜSİAD Toplantısı: Son ekonomik bunalım üzerine Hükümetin bir çok
bakanının da çağrıldığı TÜSİAD toplantısında adeta kıyamet koptu. Bir
yıldır uygulanmakta olan okonomik istikrar programına destek veren
işverenlerin, bir takım uygulamalara gösterdikleri tepki, hükümetin
bazı bakanları ile TÜSİAD yöneticileri arasında beklenmedik bir
tartışmayı da ortaya çıkardı. İşverenler, adeta pamuk ipliğine bağlı,
bir günde sıfırı tüketme durumuna gelebilen bir ekonomiden Hükümeti
sorumlu tutarken, bakanlarda işverenleri üretimden değil, üretim dışı
işlerden para kazanmakla ve "Galata Bankerleri"ne benzemekle
suçluyordu. Sonuç olarak Hükümet en büyük destekçisi tarafından, iyi
yönetememekle ve beceriksizlikle suçlanıyordu.

Şimdi yukarıda belirtilenlere şöyle genel olarak bakmaya çalışırsak;

. En geç üç yıl içinde enflasyon belasından kurtulmuş, bütçesinde
dengeleri kurmuş, yoksulluğun belini kırmış bir ekonomi vaadeden ve bu
anlamda uluslararası desteğe sahip, toplumun her kesiminden her türlü
fedakarlık için onay almış hükümet, bir yılın sonunda bir günde iflas
edebilecek bir ekonomi yaratmakla herkesi adeta şaşkına çevirmiş
durumda


. Yıllardır kapısından geri çevrildiğimiz, uluslararası şartlar
sayesinde bir anda üye olma şartlarını yakaladığımız AB'nin, her türlü
iç ve dış desteğe rağmen bir yıldır hiçbir şartını yerine getirmemiş
olmayı, her alanda gösterdiği gereksiz efelikle, neredeyse 10 yıllık
bir ertelemeye sokmayı becerebilmiş durumda


. AB'ye giriş süreciyle, ülkede 10 yıldır süren savaş bitmesine
rağmen, bu durumu değerlendirememiş, bir barış ortamı yaratıp,
demokratik açılımlarla kitleleri rahatlatacağı yerde, aksine
militarist yapıyı daha da güçlendirip, baskı ve şiddet ile gerilimleri
daha arttırmış, toplumsal muhalefet karşısında adeta yönetemez duruma
düşmüş, bölgesinde komşuları ile iyi geçinen saygın bir ülke olmak
yerine, varolan kısıtlı kaynaklarını silahlanma projelerine
harcayarak, bölgesel liderlik planlarının peşinde, düşmanlıkları daha
da arttırmaktan başka bir şey yaratmamış


. Sonuç kendisine verilen tüm desteğe rağmen, beklenen hiç bir
yapılanmayı becerememiş ve halen istikrarsızlığını içte ve dışta
sürdürüp yaymaya çalışan Türkiye'nin bu durumuna kimse daha fazla
tahammül edemeyecektir. Toplumun ekonomik ve demokratik
sıkıntılarından kaynaklanan muhalafeti, uluslararası alandaki
yalnızlığı bu hükümeti bitirecektir. Elbette bu tükeniş görünür bir
siyasi alternatifi de beraberinde getirmemektedir. Hatta bu
alternetifin bir askeri darbe olma ihtimali üzerinde de durulmaktadır.
Ancak var olan olumsuzluğun baş aktörleri de ne yazık ki ordudur. Yani
ehvenişer bile olamayan ordunun kendini alternatif olarak sunması ise
ancak kendi adına son bir macera olacaktır. Önümüzde duran süreç
toplumsal bir dönüşümdür. Bu dönüşüm aynı dünyadaki diğer benzerleri
gibi halkın da çok geniş anlamda katılacağı, ancak tarihsel ve
ideolojik olarak öncülüğü üstlenemeyeceği bir şekil olacaktır.



                       ********
               The A-Infos News Service
      News about and of interest to anarchists
                       ********
               COMMANDS: lists@ainfos.ca
               REPLIES: a-infos-d@ainfos.ca
               HELP: a-infos-org@ainfos.ca
               WWW: http://www.ainfos.ca
               INFO: http://www.ainfos.ca/org

 To receive a-infos in one language only mail lists@ainfos.ca the message
                unsubscribe a-infos
                subscribe a-infos-X
 where X = en, ca, de, fr, etc. (i.e. the language code)



A-Infos
News