A - I n f o s
a multi-lingual news service by, for, and about anarchists **

News in all languages
Last 30 posts (Homepage) Last two weeks' posts

The last 100 posts, according to language
Castellano_ Català_ Deutsch_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ All_other_languages
{Info on A-Infos}

(tr) Ölüm Orucu 60. gününde

From "worker" <a-infos-tr@ainfos.ca>
Date Sun, 17 Dec 2000 23:30:37 -0500 (EST)


 ________________________________________________
      A - I N F O S  N E W S  S E R V I C E
            http://www.ainfos.ca/
 ________________________________________________


<www.savaskarsitlari.org>'tan alınmıştır
58. ve 59. günün gazete haberleri derlemesi

16/12/2000 Radikal
Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi, FP'li Bekaroğlu, 'Biz
görüşmelerden çekildik, eğer taraflar isterse devreye gireriz' dedi.
Bekaroğlu, 'Bakanlık ile tutuklular ayrı dünyalarda' diye konuştu

ERTUĞRUL MAVİOĞLU
ERGUN AKSOY
İSTANBUL/ANKARA - Ölüm oruçlarının sonlandırılması için Bayrampaşa
Cezaevi'nde tutuklu temsilcileriyle sürdürdüğü görüşmelerden sonuç
alamayan FP Rize Miletvekili Mehmet Bekaroğlu, "Bakanlık ayrı bir
dünyada, tutuklu ve hükümlüler ayrı bir dünyada. Tutuklu ve hükümlüler
tecritten tamamen vazgeçilmesini istiyorlar. Bakanlık ise altışar
kişilik odalardan yana" dedi.

'Müdahale tehlikeli'

Bayrampaşa Cezaevi'ndeki görüşmelerin tıkanması üzerine İstanbul'dan
Ankara'ya eli boş dönen Bekaroğlu, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ile
tekrar bir araya geldi. Bekaroğlu, şöyle dedi: "Amacımız ölümlerin
olmaması. Bayrampaşa'da 2-3 günlük bir süre daha olduğunu sanıyorum.
Bakanlık ayrı bir dünyada, tutuklu ve hükümlüler ayrı bir dünyada,
bizler ayrı bir dünyadayız. Cezaevindekiler F tipinin ana unsurlarının
tamamen ortadan kaldırılmasını istiyor. Bakanlık iki hücre arasındaki
duvarları yıkıp altışar kişilik koğuşlar yaratmayı tasarlıyor.
Havalandırma sırasında ise koğuşlar arası görüşmeye de olanak
sağlıyor. Tutuklu ve hükümlüler ise tecritten tamamen vazgeçilmesini
istiyor. Ancak bakanlık bu isteklere sıcak yaklaşmıyor." Görüşmelerden
çekildiklerini ifade eden Bekaroğlu, "Biz görüşmelerden
çekildik. Ancak taraflar isterse yine devreye gireriz" dedi.
Cezaevlerine müdahale iddialarına da değinen Bekaroğlu, olası bir
müdahalenin felaketle sonuçlanabileceğini söyledi.
Adalet Bakanı ile görüştükten sonra gazetecilerin sorularını
yanıtlayan Bekaroğlu, "Bir sorunun çözümü için her şey bitti tamam
denilmemeli. Ölüm olmadan yapılabilecek her şey yapılmalıdır" diye
konuştu. Son görüşmelere gözlemci olarak katılan gazeteci Oral
Çalışlar da "Tecrit sisteminin ortadan kaldırılmasına ilişkin
güvensizlikler müzakerelerin tıkanmasına yol açtı. Bunu aşmak
öncelikle Adalet Bakanlığı ve tutuklu temsilcilerine düşüyor" dedi.

Eylemcilerin istekleri

Bakanlığın mesajını yetersiz bulan tutuklu temsilcileri şu talepleri
dile getirdi: "Üç kişilik hücreler eğer dokuzar kişilik koğuşlara
dönüştürülecekse koğuşların demir kapıları sökülsün ve 18 kişilik
blokların kapıları koğuş kapısı haline dönüştürülsün. En az 18 kişinin
birbiriyle sürekli temasını sağlamayan bir sistem tecrit sistemidir.
Ayrıca cezaevinin ortak alanlarının kullanımı da güvence altına
alınmalı. Tecrit amacını öngören tüm duvarlar ile üçer kişi için
dizayn edilmiş havalandırmaların duvarları yıkılmalı."

* * *

İşçiden F tipine karşı eylem
17/12/2000 Cumhuriyet

İki sendika başkanı tartışmalı cezaevlerinin kapatılması için açlık
grevinde

İstanbul Haber Servisi - Cezaevlerindeki ölüm orucu eylemi 59. güne
ulaşırken Nakliyat-İş Sendikası Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve
Limter-İş Sendikası Başkanı Kâzım Bakış 'ın da aralarında bulunduğu 10
sendikanın yöneticisi F tipi cezaevlerinin kapatılması ve ölüm
orucunun durdurulması amacıyla 2 günlük açlık grevi başlattı.
Galatasaray'da F tipi cezaevlerini protesto etmek ve cezaevlerindeki
ölüm oruçlarına destek için açıklama yapmak isteyen tutuklu ve hükümlü
yakınları, bu kez polis tarafından engellenmedi. Çankırı Cezaevi'nde
ölüm orucundaki yakınlarını ziyaret etmek isteyen yaklaşık 30 kişinin
gözaltına alındığı bildirildi.

Nakliyat-İş Sendikası Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve Limter-İş
Sendikası Başkanı Kâzım Bakış'ın da aralarında bulunduğu 10 sendikanın
yöneticisi, F tipi cezaevlerinin kapatılması ve ölüm orucunun
durdurulması amacıyla Aksaray'daki Belediye-İş Sendikası 2 No'lu
Şube'de 2 günlük açlık grevi başlattı. Belediye-İş Sendikası 2 No'lu
Şube Başkanı Hasan Gülüm , ölümlerin devlet yetkililerinin atacakları
somut adımlar sonucu engellenebileceğini belirterek ölümlerden ve
doğacak sorunlardan başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm devlet
yetkililerinin sorumlu olacağını söyledi.

Hükümetin, F tipi cezaevlerinden kamuoyunun yoğun tepkisine karşın
vazgeçmediğini ifade eden Gülüm, ''Hükümet, sadece F tip cezaevlerinin
yapımının durdurulduğunu açıklamıştır. Aydınlar, sanatçılar ve de halk
bu cezaevlerine karşı çıkıyor. 1996 yılındaki ölüm orucunda da zamanın
Adalet Bakanı gerçeğe sırtını dönmüştü. Halkın sesini duymamazlıktan
gelmişti'' dedi.

Taksim'den Galatasaray Lisesi önüne dek ''F tipleri kapatılsın,
hücreler ölümdür'' yazılı pankart taşıyarak yürüyen tutuklu ve hükümlü
yakınları, ''İçerde, dışarda hücreleri parçala'' , ''Zindanlar
yıkılsın, tutsaklara özgürlük'' ve ''Hücreler ölümdür, girmeyeceğiz''
sloganları attılar. Çevik Kuvvet polislerini görünce duran
göstericilere, bir polis şefi, ''Niye duruyorsunuz. Yürümek her
yurttaşın hakkı'' diye seslenirken fotoğraf çeken gazetecilere ise
''Neden sadece bu insanların fotoğrafını çekiyorsunuz. Bakın herkes
yürüyor'' dedi.

Çevrede geniş güvenlik önlemi alan polis, gruba basın açıklaması
yapması için izin verdi. Açıklamanın ardından cadde üzerinde slogan
atarak yürümeye başlayan grubun önü Çevik Kuvvet tarafından kesilirken
emmiyet yetkilileri sadece açıklamaya izin verdiklerini hatırlatarak
dağılmaları konusunda uyarıda bulundu. Uyarı üzerine gruptakiler,
slogan atmadan dağıldılar.

Çevik Kuvvet'in eyleminin ardından polisin daha esnek davrandığı
gözden kaçmazken geçen hafta yapılan gösteriye müdahale eden polis,
109 kişiyi döverek gözaltına almış ve olayda onlarca kişi de
yaralanmıştı.

TAYAD'dan açıklama

Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği'nden (TAYAD) yapılan
yazılı açıklamada, Çankırı Cezaevi'nde itfaiye araçları, polis ve
askerle yığınak yapıldığı ifade edilerek, Ulucanlar Cezaevi'ndeki gibi
operasyon korkusu taşıdıkları dile getirildi.

Açıklamada ayrıca, yakınlarını ziyaret etmek isteyen 30 tutuklu ve
hükümlü yakınının polis tarafından cezaevi önünden gözaltına alındığı
vurgulandı. HADEP Ankara İl Başkanlığı ile tutuklu ve hükümlü
yakınları Yüksel Caddesi'nde F tipi cezaevleri uygulaması ve ölüm
oruçlarının nedenlerini protesto etmek için bir basın açıklaması
yaptılar.

* * *

STK'lar ölüm oruçları için Türk'le görüştü
17/12/2000 Hürriyet

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Hüsnü Öndül, ölüm
oruçlarının sona erdirilmesi için görüşmelere bir an önce başlanması
ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün, F tipi cezaevleri uygulamasının
ertelendiğine ilişkin açıklamasının yinelenmesi gerektiğini söyledi.

İHD, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin
Dayanışma Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, Çağdaş Gazeteciler
Derneği, DİSK, KESK ve halkevleri yöneticileri, Adalet Bakanı Hikmet
Sami Türk ile Bakanlıkta cezaevlerindeki ölüm oruçları konusunda bir
görüşme yaptı.

İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada,
Türk'e, cezaevlerindeki ölüm oruçlarıyla ilgili görüşmelerin hemen
bugün başlatılması gerektiğini ifade ettiklerini kaydetti.

'Türk'ün girişimi önemli'

Öndül, "Bir mutabakatın oluşabilmesi için diyalog sürecinin
işletilmesi gerekir. Bu nedenle heyetin derhal görüşmelere başlaması
gerektiğini düşünüyoruz. Bu heyeti görevlendirecek Adalet Bakanı'nın
girişimini çok önemsiyoruz. Bir tek kişinin bile ölmesini istemiyoruz"
dedi.

Bir gazetecinin, görüşmede Adalet Bakanı Türk'ün neler söylediğine
ilişkin sorusu üzerine Öndül, Türk'ün, 9 Aralık'ta yaptığı açıklamadan
bir sapma olmadığını, aynı kararlılık içerisinde bulunduğunu
söylediğini anlattı.

Adalet Bakanı Türk'ün, görüşmelerin ne zaman başlayacağı konusunda
neler söylediğinin sorulması üzerine Öndül, Türk'ün bu konuda açık bir
beyanda bulunmadığını, ancak bu isteklerini bugün değerlendireceğini
umduğunu söyledi.

'Yeniden görüşmelere başlansın'

Dokuz sivil toplum kuruluşunun temsilci ve üyeleri İnsan Hakları
Haftası'nın sona ermesi dolayısıyla Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları

Anıtı önünde biraraya geldi.

İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Hüsnü Öndül bu yıl 15. düzenlenen
haftanın, ölüm orucu eylemleriyle geçtiğini söyledi.

Öndül, "İnsan Hakları Haftası etkinliklerinin bu gün son günü. Gönül
isterdi ki geleceğe dönük umutlarımızı seslendiren bir kapanış
yapalım. Ne yazık ki insan hakları etkinlikleri ölüm orucu eylemleri
altında geçti. Ölüm oruçlarıyla ilgili olarak gene de iyimseriz" diye
konuştu.

Hüsnü Öndül, daha sonra 9 sivil toplum kuruluşu tarafından hazırlanan
ortak açıklamayı okudu. Açıklamada, "Kuruluşlarımız, açlık grevi ve
ölüm orucu eyleminde gelinin noktada, eylemin bitirilmesi için gerekli
koşulların tekrar yaratılmasının zorunlu olduğu ve yaratılabileceği
kanısındadır" denildi.

Görüşmelere önkoşulsuz olarak derhal yeniden başlanılması ve sonuç
alınıncaya kadar kesintisiz olarak sürdürülmesi istenen açıklamada,
ölüm orucunu sürdüren tutuklu ve hükümlülerin de sağlanmış olan
gelişme ve ilerlemeleri değerlendirmeleri gerektiği vurgulandı.

Aydınlar cezaevine giremedi

Bayrampaşa Cezaevi'nde ölüm orucu eylemi yapan tutuklu ve hükümlülerle
görüşmeye gelen bir grup sanatçı ve yazar, içeri alınmayınca cezaevi
girişine çiçek bıraktı. Cezaevi önüne saat 14.20 sıralarında gelen ve
aralarında sanatçı Rutkay Aziz, Edip Akbayram, Suavi, Ferhat Tunç ve
Halil Ergün'ün de bulunduğu grup adına bir açıklama yapan yazar Ataol
Behramoğlu, açlık grevi ve ölüm orucunda olan kişileri ziyaret
amacıyla geldiklerini söyledi. Gelişmelerin gelip dayandığı bu tıkanma
aşamasında ölümlerin olacağının artık herkes tarafından bilindiğini
ifade eden Behramoğlu, "Biz bunun derin kaygısını taşıyoruz" dedi.
Sanatçı Halil Ergün de içerideki tutuklularla görüşmek istediklerini
belirterek, "Bu bizim insan olarak,sanat yapan insanlar olarak
sorumluluğumuzdur" şeklinde konuştu. Sanatçı Suavi de görüşmelerin
tıkandığı bu noktada sanatçı ve yazarlar olarak görüşmelerde
bulunabileceklerini söyledi. Gruptakiler daha sonra, ellerindeki
çiçeklerle cezaevine girmek istediler. Cezaevinin kapısını çalmalarına
rağmen içerden herhangi bircevap alamayan sanatçı ve yazarlar,
ellerindeki gül ve papatya buketlerini cezaevinin araç giriş kapısının
önüne bıraktılar.

* * *

Ölüm öncesi sessizlik...
17/12/2000 Cumhuriyet

Açlıkla direnişin 59. gününde siyasilere adli suçlulardan da açlık
greviyle destek

**İstanbul Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu açlık grevcilerine
zorla müdahalenin tıbbi etiğe aykırı olduğu görüşünü yineleyerek,
hekimlerin politik mücadelede bir unsur olarak kullanılmaması
gerektiğini ileri sürdü.

İSTANBUL/ANKARA (Cumhuriyet) - F tipi cezaevlerine karşı 262 tutuklu
ve hükümlünün katıldığı ölüm orucu eylemi sürüyor. Birinci ölüm orucu
ekibindeki 99 tutuklu ve hükümlünün eylemi 59'uncu gününe girerken 14
tutuklu ve hükümlünün ölüm sınırında olduğu belirtildi. Adalet Bakanı
Hikmet Sami Türk , gelinen noktada ölüm orucundakilerin isteklerinde
ısrarcı olmaları nedeniyle görüşmenin ''anlamı ve yararı'' kalmadığını
öne sürdü. 1984 ve 1996 yıllarında gerçekleştirilen ölüm oruçlarının
63. gününde ölümler başlamıştı. Siyasi tutuklu ve hükümlülerin
eylemlerine Bayrampaşa Cezaevi'nde 208 adli hükümlünün imzayla destek
verdikleri, 10'unun da üç günlük açlık grevine başladığı öğrenildi.
İstanbul Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu'ndan yapılan açıklamada,
ölüm orucundakilere zorla müdahalenin tıbbı etiğe aykırı olduğu ifade
edilerek müdahaleyi savunan Cerrahpaşa ve İstanbul Tıp Fakültesi
dekanlarının açıklamalarının etik ilkeleri çiğnediği ve başkalarını
suça davet olduğu savunuldu.

Türkiye genelindeki 14 cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin ölüm
orucu ve süresiz açlık grevi eylemi ''ölümle yaşam sınırında'' devam
ediyor. 99 kişilik 1. ekip ve 104 kişilik 2. ekibin ardından önceki
gün de 59 kişilik 3. ekibin de eyleme katılmasıyla birlikte ölüm orucu
eylemcilerinin sayısı 262'ye yükseldi. Aydınlar ile TBMM İnsan Hakları
Alt Komisyonu'nun yoğun çabalarına karşın ölüm orucu eyleminin sona
ermemesi üzerine cezaevlerinde ''gergin'' bir bekleyiş başladı.

Çeşitli cezaevlerinde ölüm orucundaki tutuklu ve hükümlülerden Kadir
Kaya, Ali Ateş, Fırat Tavuk, Yazgül Güder Öztürk, Suna Ökmen, Vicdan
Şahin, Gönül Aslan, Erkan Çetin, Ahmet Yılmaz, Berna Ünsal, Havva
Doğan, Sevgi Erdoğan, Hıdır Açıkel, Özgür Saltık, Ahmet İbili, Zehra
Kurtay, Zeynep Arıkan, Ümüş Şahingöz, Gülay Kavak ve Sinan Eren 'in
durumunun ağır olduğu bildirildi.

Bursa Cezaevi'ndeki Mesut Öz 'ün zona hastası olması nedeniyle
vücudunda çürüme başladığı öğrenildi.

Aileler, ayrıca ölüm orucundaki tutuklu ve hükümlülerde, göz
kararması, kusma, solunum zorluğu, nabız düzensizliği, eklem, kas ve
organ ağrıları, kol ve bacaklarda uyuşma, hafıza yitimi, unutkanlık,
dalgınlık, durgunluk, bakışlarda donma, basınç hissine kapılma, el ve
ayaklarda morarma gibi sağlık sorunları yaşandığını belirttiler.

Malatya Cezaevi'nde eylemcilerin başlarındaki kırmızı bandajlar
nedeniyle yaşanan sorunun sürdüğü, aile ve avukat görüşünün
yaptırılmadığı bildirildi. Bu cezaevindeki Esma Aslandoğan, Havva
Doğan, Ali Ekber Doğan, Zeynel Karabulut 'un durumunun ağırlaştığı ve
yürüyemedikleri öğrenildi.

Tutuklu ve hükümlü yakınları, 1984 ve 1996 yıllarında yaşanan ölüm
orucu eylemlerinde toplam 16 tutuklu ve hükümlünün hayatını
kaybettiğini belirterek şöyle konuştular:

''İki eylemde de ilk ölümler 63. gün meydana gelmişti. 1984'te
Abdullah Meral , 1996 yılında ise Aygün Uğur 63. gün yaşamını
yitirmişti. Artık ölüme yalnızca 4 gün kaldı. Evlatlarımız ölecek.
Duyun çığlığımızı...''

Müdahale tartışması

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, ölüm oruçları nedeniyle hayatının en
zor günlerini yaşadığını belirterek ''Ama ben devletin, toplumun
yararını düşünmek zorundayım. Ölüm oruçlarıyla topluma mesaj verilmek
isteniyorsa bu fazlasıyla yapılmıştır. İnsanları ölüme sevk etmek
yanlıştır'' dedi.

Müdahaleye ilişkin soruya Türk, sağduyunun egemen olacağını umut
ettiklerini, müdahalenin sonuçlarının ağır olacağını ve kayıpların çok
yüksek olabileceğini vurguladı. Türk, ''Amaç insan hayatı
kurtarmaktır. Herhangi bir şey söylemek istemem ama yakından
izliyoruz'' dedi.

İstanbul Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu; Çapa ve Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi dekanlarınca yapılan ''artık ölüm oruçlarına tıbbi
müdahalenin zorunlu hale geldiği'' doğrultusundaki açıklamaları
üzerine, ölüm orucundakilere zorla müdahalenin tıbbi etiğe aykırı
olduğuna dikkat çekti. İstanbul Tabip Odası İnsan Hakları
Komisyonu'ndan yapılan yazılı açıklamada, Türk Tabipleri Birliği'nin
bu yöndeki deklarasyonu anımsatılarak söz konusu etik ilkenin,
tarihsel olarak hekimlerin, açlık grevlerini kırmak amacıyla resmi
otoriteler tarafından zorlanmalarıyla zorla besleme uygulamalarına
katılmış olmaları, bunun meslek onuru ve insan sağlığı açısından kötü
sonuçlar doğurmuş olması nedeniyle Dünya Hekimler Birliği'nce
oluşturulduğu belirtildi. Açıklamada ''Amaç, hekimleri politik
mücadelede bir unsur olmaktan kurtarmaktır. Bu tartışmayı yaşamdan
yana olmak ya da olmamak noktasına indirgemek demagojiden ibarettir.
Zorla müdahalenin gerekliliğini vurgulayan hangi hekim, tedaviyi
reddeden ve ölümü tercih eden bir kanser hastasını zorla tedavi
etmekte ya da parası olmadığı için ölüme mahkûm olan insanları
kurtarmak için gereğini yapmaktadır?'' denildi. Dekanlarca yapılan
açıklamanın ''politik niyet içerdiği'' vurgulanan açıklamada,
açıklamayı yapan hekimlerin etik ilkelerini çiğneyerek, başkalarını da
suç işlemeye teşvik ettiği belirtildi. Açıklamaya şöyle devam edildi:
''Hastalarımızla aramıza dil, din, ırk, politik düşünce ve para gibi
unsurları sokmayacağımızı kamuoyuna deklare ederiz.''

* * *

Güvensizlik aşılamıyor
17/12/2000 Radikal

Gözlemci avukat ve tutuklu yakınları, Bayrampaşa Cezaevi'nde
görüşmelerin tıkanmasının asıl nedeninin Adalet Bakanı Hikmet Sami
Türk'ün sözünde durmaması olduğunu söyledi

AHMET ŞIK
İSTANBUL - Bayrampaşa Cezaevi'nde yürütülen uzlaşma görüşmelerine
gözlemci sıfatıyla katılan avukat Behiç Aşçı ile tutuklu yakınları
Tekin Tangün ve Naime Kara, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün önceki
gün yaptığı açıklamaları yanıtladı. Tutuklu Aileleri Yardımlaşma ve
Dayanışma Derneği'nin (TAYAD) Taksim Bürosu'nda basın toplantısı
düzenleyen Aşçı, Tangün ve Kara, ölüm orucundaki tutukluların
başlangıçtaki taleplerinde değişiklik olmadığını ve iddia edilenin
aksine yeni talepler öne sürmediklerini söyledi. Görüşmeleri tıkayan
tarafın tutuklular değil Adalet Bakanı olduğunu öne süren gözlemci
heyet adına konuşan Tangün şöyle dedi:
"Görüşmelerin önünün tutuklularca tıkandığı görüşü yanlıştır. Bakan
Türk bizzat görevlendirdiği Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi
Mehmet Bekaroğlu ile TMMOB ve TTB yetkililerinin oluşturduğu
komisyonun F tipi cezaevlerindeki izolasyonun ortadan kaldırılmasına
ilişkin hazırlayacağı değişiklik projesi üzerinde anlaşılabileceğini
söylemişti. Zaten yeni bir talep öne sürmeyen tutuklular da komisyonun
hazırlayacağı raporu kabul edeceklerini belirtmiştir. Ancak yapılacak
tadilatla hücrelerin 18 kişilik koğuşlar olarak düzenlenmesini öngören
proje ortaya çıktıktan sonra sayın Türk verdiği sözden dönmüş,
komisyona tanıdığı yetkiyi de iptal etmiştir."

'Dayatma yapılıyor'

Türk'ün, F tipi cezaevleri projesinin yeniden gözden geçirilip
tartışılacağını söyleyip eylemlerin bitirilmesi çağrısı yaptığını
belirten Tangün, "Bakanın önceki gün projenin uygulanmasından
vazgeçilmeyeceğini açıklaması bugüne kadar söylenenlerin aldatmaca
olduğunu gösterdi. Hükümet, 'herkes bizim dediğimizi kabul edecek'
anlayışı içindedir. Basına yansıdığı gibi 6 kişilik koğuşların kabul
edileceği şeklinde bir tutum da sergilenmemiştir. Sadece F tipleri
tartışıldığı için de başka hiçbir talep tartışılamamıştır" dedi.

Arabuluculara izin yok

Öte yandan "Ölüm istenmiyorsa görüşmelerin tıkanmasına izin verilemez"
diyen ve Bayrampaşa Cezaevi'nde ölüm orucundaki mahkûmlarla görüşmek
isteyen bir grup avukat, cezaevi yönetimi tarafından içeri alınmadı.
Diyaloğun kesilmesinin cinayet olduğunu savunan avukatlar Ali Rıza
Dizdar, Remzi Kazmaz, Cemal Yücel, Oktay Ünal ve Muhittin Köylüoğlu,
"Yarın (bugün) yeniden görüşmeyi deneyeceğiz" dedi. Bu arada Çapa ve
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi dekanlarınca mahkûmlara tıbbi müdahale
yapılması gerektiği yönünde yapılan açıklamalara İstanbul Tabip Odası
İnsan Hakları Komisyonu'ndan tepki geldi. Açıklamada, zorla
müdahalenin tıbbi etiğe aykırı olduğu vurgulandı ve "Dekanların
açıklaması politik niyet içeriyor. Hekim olarak bilgilerimizi asla
hekimlik pratiği dışında kulandırmayacağımızı, hastalarımızla aramıza
dil, din, ırk, politik düşünce...

* * *

Anlaşmazlık noktaları
17/12/2000 Radikal

Tutuklu yakınları, Adalet Bakanı'nın hücre ve tecritte ısrar etmesinin
görüşmeleri kilitlediğini öne sürerken, Türk'ün açıklamalarında yer
verdiği iddiaları tek tek ele alarak bunları kendi açılarından şöyle
yorumladı:

Koğuş sistemine dönülemez: Bu açıklama, hücre ve tecrit sisteminde
ısrar edildiğinin kanıtıdır.

F tipi ertelendi: F tiplerinin açılışının ertelenmesi oyalamacadır.
Bakanlık kamuoyunu yatıştırıp el altından hücre planını hayata
geçirmek istiyor.

18 kişilik koğuş istiyorlar: 18 kişilik koğuş olabileceği Mehmet
Bekaroğlu, TTB ve TMMOB'un hazırladığı taslakta yer aldı. Bakan kendi
görevlendirdiği heyetin raporunu reddetti.

Hasta ve sakatlar bırakılacak: 1996 yılında ölüm orucu ya da cezaevi
koşulları nedeniyle hasta olan yüzlerce tutuklu bulunuyor. Konu daha
önce de gündeme getirildi ama bugüne kadar 'sessiz imha' politikası
uygulanmasına devam edildi.

Ulucanlar ve Burdur için soruşturma açıldı: Doğru değil, kimlere
soruşturma açıldıysa açıklansın ve bu konuda kamuoyu da
bilgilendirilsin. Her iki olayda saldırganlar değil mağdurlar
yargılanıyor.

Tıbbi hazırlıklar tamam: Tıbbi müdahalede bulunulması için yapılacak
bir operasyon, daha önceki örneklerde olduğu gibi geride çok sayıda
ölü bırakacaktır.

Adalet Bakanı ne demişti?

Oda sistemine geçişi engelleyecek herhangi bir sistem kabul edilemez.

Tutuklular 18 kişilik koğuşlar istiyor. Bu koğuş sisteminin devamıdır.

Kalıcı rahatsızlıkları olan tutukluların cezaevinden tahliyelerinin
sağlanması için çalışmalar yapılacak.

Cezaevi olaylarının sorumluları hakkında gerekli soruşturmalar açılmış
bulunuyor.

Ölüm orucundakilere tıbbi müdahalede bulunulması için gerekli koşullar
hazırlanmıştır.

* * *

Açlık grevimiz sürüyor
17/12/2000 Yeni Gündem

Tüm cezaevlerindeki PKK'li tutuklular adına yapılan açıklamada,
geliştirilmek istenen demokratikleşme ve değişim sürecinin sinsi bir
oyunla boşa çıkarılmaya çalışıldığı ifade edilirken, 10 bini aşkın
PKK'li tutuklunun da, talepler kabul edilinceye kadar açlık grevini
sürdüreceği belirtildi

HABER MERKEZİ- Tüm cezaevlerinde bulunan PKK'li tutuklular adına Sabri
Ok ve Ali Sapan tarafından yapılan basın açıklamasında 13 gün önce
başlatılan açlık grevlerinin, iddiaların aksine, tüm cezaevlerinde
sürdüğü belirtilerek, "Bazı gelişmeler sağlandığı gerekçesiyle,
Bayrampaşa cezaevinde açlık grevinin sona erdirilmesi, hükümetin
diyalog çağrılarına gerekli cevabı vermemesinden de anlaşılacağı
üzere, doğru olmamıştır" denildi.

Sabri Ok ve Ali Sapan tarafından yapılan yazılı basın açıklamasında,
Türkiye'nin bir yandan demokratikleşme ve yeniden yapılanma sürecinin
sancılarını yaşarken, diğer yandan savaş ve çatışma ortamından
beslenen çetelerin provokasyonlarına tanık olduğu belirtildi. Barış
sürecinin etkisi ile sivil toplum örgütleri ve sendikaların
öncülüğünde, demokratik mücadele yöntemleri ile hak arama bilincinin
geliştiği ve giderek kitleselleştiği ifade edilen açıklamada, "Bu
gelişmeleri tehlike olarak gören savaş rantçıları, çeteler, banka
dolandırıcıları, faşistler ve polisler son günlerde bu kabarışa,
provokasyonlarla ve çatışmalarla karşılık vermeye başladılar.
Partimizin başlattığı barış süreci ile birlikte, her geçen gün
derinleşen ve toplumsal onay gören demokratik gelişme ve değişim
süreci, sinsi bir oyunla boşa çıkarılmak isteniyor" denildi.

'Hükümet kilitledi'

Başbakan Ecevit'in, "Sanki düğmeye basıldı" şeklindeki sözlerinin
hatırlatıldığı açıklamada, hükümetin bu oyunu itiraf etse de boşa
çıkarmak için çaba harcamadığı belirtildi. Ölüm oruçlarının en kritik
aşamasında takınılan olumsuz tutumun, hükümetin tavrını ortaya koyduğu
vurgulanan açıklamada, "Hükümetin ve adalet Bakanlığının haklı
talepleri karşılamama ve diyaloğu kesme tutumu, sorunun çözümünü
kitlemiştir. Bu durumda doğacak tüm olumsuz sonuçlardan da hükümet
sorumlu olacak. Bu yaklaşımıyla da, kendisinin de dile getirdiği
toplumsal ve siyasal karışıklık yaratmak için 'düğmeye basanlarla'
ortaklığı kabul etmiştir" denildi.

Öcalan'ın koşulları

Cezaevlerinde bulunan 10 bini aşkın PKK'li tutuklunun, hükümeti ve
Adalet Bakanlığı'nı herşeyden önce F Tipi hücre dayatmalarından
vazgeçmeye, bu amaçla açlık grevi ve ölüm orucundaki tutukluların
taleplerine ciddiyetle yaklaşmaya çağırdığı belirtilen açıklamada
şöyle denildi: "Tüm cezaevlerindeki PKK'li tutsaklar olarak, başta
ölüm orucunda kritik bir aşamaya gelen tutsakların temel talepleri
olan F Tipi cezaevleri uygulamasına derhal son verilmesi; düşünce ve
ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması, OHAL'in
kaldırılması, toplumsal barışın kaçınılmaz gereği olarak genel ve
ayrımsız bir affın çıkarılması taleplerimizi yineliyoruz. 2 yıla yakın
süredir F Tipi'ni de aşan bir izolasyon koşullarında tutulan PKK Genel
Başkanı Abdullah Öcalan'ın içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi
çağrılarını yineliyoruz. Bu amaçlarla 13 gün önce başlattığımız açlık
grevini sürdürdüğümüzü tüm kamuoyuna bildiriyoruz. Ölüm oruçları ve
açlık grevlerinde dile getirilen temel taleplerin karşılanması için
somut adımlar atılmadığı sürece de tüm cezaevlerindeki eylemlerimiz
devam edecektir."

'Gerekçe kalkmadı'

Açıklamada, cezaevlerindeki eylemlerde dile getirilen temel hedef ve
amaçlar konusunda devletin ciddi ve sorumlu bir yaklaşım içine
girmediği ve diyalog arayışlarını tıkadığı belirtilen açıklamada şu
görüşlere yer verildi:

"Bu arada bazı gelişmeler sağlandığı gerekçesi ile Bayrampaşa
cezaevinde açlık grevinin sona erdirilmesi, hükümetin diyalog
çağrılarına gerekli cevabı vermemesinden de anlaşılacağı üzere doğru
olmamıştır.

Cezaevlerindeki eylemlerde dile getirilen temel hedefler ve temel
amaçlar konusunda devlet, ciddi ve sorumlu bir yaklaşım içine
girmemiş, diyalog arayışlarını tıkatmıştır. Bu nedenle eylemlerin
gerekçeleri ortadan kalkmamıştır. Çeşitli basın-yayın kuruluşlarında,
PKK'li tutsakların eylemlerini sona erdirdiği yönündeki haberler
gerçek olmadığı gibi, eylemin amaçları gerçekleşinceye kadar tüm
cezavlerindeki süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemlerimiz de devam
edecektir."




                       ********
               The A-Infos News Service
      News about and of interest to anarchists
                       ********
               COMMANDS: lists@ainfos.ca
               REPLIES: a-infos-d@ainfos.ca
               HELP: a-infos-org@ainfos.ca
               WWW: http://www.ainfos.ca
               INFO: http://www.ainfos.ca/org

 To receive a-infos in one language only mail lists@ainfos.ca the message
                unsubscribe a-infos
                subscribe a-infos-X
 where X = en, ca, de, fr, etc. (i.e. the language code)



A-Infos
News